Bu Blogda Ara

Kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Mayıs Karı Manzaraları

Bizler genel olarak Tepemizin D'amına sadece Mart ayı içinde Kar yağmasınıa alışığız, Mayıs ayında değil.
Ancak havanın dengesi son yıllarca iyicenem şaşırdı ve artıkım ne zaman Kar yağması gerektiğini unuttu.
Bizim güzel ülkemizden Kar manzaraları huzurlarınızda.


Burası her zaman dağlarında çiçekler açan İzmir vilâyeti, yüksek kesimlerinde Kar yağışı oldukça etkili olmuşa benziyor.


Her zaman sıcak iklimiyle bildiğimiz Antalya'nın yüksek kesimlerinde Mayıs karı bir tomofilin ön camından görüntülenmiş.


Burası da genellikle Yeşilin hüküm sürdüğü yeni vilâyetlerimizden olan Karabük, hani Demir Çelik Madeni olan yer.


İnce ince yağan kar Kütahya'da da etkisini göstermiş ve çevreyi iyice bembeyaz yapmış, sanırım birkaç santimetre kadar da kalın bir tabaka kaplatmış.


Bizim başkentimiz de Kar yağışından nasibini aldı, her ne kadar tam başkentimiz sayılmasa dâhi Çamlıdere ilçesi güzel bir Kar manzarası arz etmiş bizlere.
Havaların böyle olması gerçekten ne kadar garip değil mi?
Hani tam Yaz geldi derken başlar bir fırtına, saklanır Güneş Bulutların ardına, şurada birkaç gün kaldı Yazın gelmesine ama Gök gürledi Şimşekler çaktı, ama yağan yağış Yağmur değil Kar oldu.
Bu güzel manzaralarda da Tinki Pinki ve Kukuli de Biz Üç Muz ile birlikte Kartopu oynamağa gittiler.

26 Nisan 2026

Gaziantep Dolusu

Hava iyice şaşırdığı cihetle Gaziantep'te koskocaman ceviz büyüklüğünde dolu yağdı.
Dolunun yağması Gaziantep sokaklarında dikkâte değer görüntüler oluşturdu.


Muhabirimizin biniki zorlukla ele geçirdiği Dolu görüntülerinden birini paylaşıyoruz canlarım.

19 Ocak 2026

Fondü

 Ne zordur birini sevmek ve sevdiği kişi tarafından sevgisine karşılık bulamamak.
Bir olsun gönlümüzde bir olmasak bile gerçekte.
Yine geldi kör günler, neden bülbüller ötsünler?
İçimizi acıtan kahredici gerçek ancak acısı Fondü ile geçebilirdi.


Bugün tek teselli olarak Şehr-İstanbul'da da kar yağıyor, Tinki Pinki Kukuli de kartopu oynuyor.
Ama adına ister Aşk deyin isterseniz Alışveriş, seven kişi sevdiğine sevdiğini söylediğinde ilk başta sevgi kabûl edilir, üç gün sonra da götüne bir tekme vurulur geldiği yere geri gönderilir.
Geriye de Çikolata soslu Çilek kokan ve Muzla desteklenen Fondü kalır.

Kar Yağıyor

 Bütün yıl boyunca sanki bugünü bekledik.
Sabah sabah çok güzel bir sürprizdi, çünkü yataktan kalkıp işe gitmek üzere yola çıktığımızda bir baktım ki Şehr-İstanbul kar tutmuş.


Şöyle kar altında bir Yeşilköy İstasyonu manzarasını görünce resm-i şerifini çekmemezlik edemezdi ben.
Biraz sonra Devletimin Treni gelecek ve beni işime götürecek, çünkü bugün bir Çalışma Günü olmak var, biz öğrenvci olmadığımız için Kar Tatili diye bir şey yok bize.

25 Kasım 2025

Paris'te Kar Yağdı

Türkiye'de hâlkımız Balkanlar üzerinden gelmesi gereken soğuk ve yağışlı havayı bekleyedursun Fransa taraflarında İkibinyirmibeş Yılının ilk Karı yağdı Eyfel Kulesi'nin üstüne.
Fransa da tıpkı Türkiye gibi aynı gün içinde dört farklı mevsimi yaşayabilecek bir ülke, ama bugün sadece Eyfel Kulesi çevresi manzarası ile idare edebileceğizdir.


Yılbaşı da yaklaşırken bu Kar Fırtınası belki de çok güzel manzaralar getirecek, her ne kadar Biz Üç Muz'un kalkıp da Evrupa'ya gidebilme şansı olmasa bile sağ olsun İnokta Basın bize bazı görselleri sağlayabiliyor.
Çünkü bu satırların yazarı başta olmak üzere bu blog'a katkıda bulunan hiçbirimizin Şengen Vizemiz henüz çıkmadı, daha doğrusu çıkabilmesi için şartlarımız oluşamadı.
 
 
Hani eskilerde bir şarkı vardı, başı aynen şöyle başlardı:
Tombe la neige, Tu ne viendras pas ce soir
Tombe la neige et mon cœur s'habille de noir
Yıllardan beridir özgün dilde Salvatore Adamo, Türkçe dilimizde de önce Süperstarımız Ajda Pekkan sonra da bir diğer Yıldızımız Nilüfer (Yumlu) söyledi söyledi, en sonunda yağdırmağı başadı.


Olur da önümüzdeki günlerde Avrupa topraklarından Kar manzaraları gelirse ilerideki zamanlarda paylaşımlarımız olacaktır.
Bu arada eğer Kar yağacaksa Türkiye'de havayı çok fazla soğutmamasını dilemekten başkaca çaremiz yok çünkü Doğalgaz bizim burada çok pahlı.

26 Eylül 2025

Soba Yandı

 Sonbahar artık kendisini şimdiden hissettirmeğe başladı, elektırikli sobalar daha bugünden yanıyor.
Oysa eskiden ta Kasım-ı Şerif Ayı ortalarında yakılmağa başlanırdı, dahası Tcdd'nin bile bu konuda işletme düşüncesi mevcut.


Bu yıl bu kadar sıcaklardan sonra Kış soğuk mu geçecek dersiniz?
Ya da soruyu şöyle soralım:
İşbu önümüzde hayatlarımıza avdet edecek olan Kış mevsimi dâhilinde lâpa lâpa bir Kar yağar mı?
Bizim kışlık kahramanlarımız Tinki Pinki ve Kukuli eldivenlerini giyip atkılarını sarıp sokağa çıkarlar da kartopu oynarlar mı?

05 Şubat 2025

Kar Geldi

 Son zamanlarda gerek gazeteler gerekse televizyonlar kar konusunda felâket tellâllıkları yapıyorlardı.
Bugün ise Kar sonunda Şehr-İstanbul'un ortalarında bulunan Aksaray semtine ilk damlalarını akıttı.


Tabi ki nuru çok sulu olduğu cihetle yeri tuttuğunu söyleyemeyiz, çünkü yer o kadar soğuk değil.

21 Ekim 2024

Yatsı Çok Erken

 Erke yatıp erken kalkmak her ne kadar güzel dâhi olsa Ondokuzu Kırküç geçe gibi erken bir saatta Yatsı ezanının okunuyor ollması Kış mevsiminin Şehr-İstanbul'a iki kocaman ay öncesinden avdet eylediğinin en güzel kanıtı.


Daha şimdiden millet Facebok'ta yazmağa başlamış ki Kış mevsimi çabuk gelsin, ama Kış geldiği zaman yakılan Sobanın veya Kâloriferin yapay sıcaklıkları bir yana yakarken kullanılan Doğalgazın fatura ücretlerinin kol gibi gireceğini ve zaten alınan tüm önlemlere rağmen ısrarla tıkırında olmağa devam etmekte olan Ekomoniyi daha da çıkmaza sürükleyeceği gerçeğini sanırım nazar-ı itibariyeye ahz-u kabz eyleyemiyorlar.


Kar belki çok güzel olabilir, manzarası da güzeldir ama kar her zaman soğuk getirir.
Soğuk havalarda insanlar üşürler ki bu yüzden kalın giyinirler.
Ayılar ise biraz az üşümek ve kışın soğuklarını hissetmemek için kış uykusuna yatarlar.

05 Eylül 2024

Eylül Hayatı

 Bütün zamanlar Biz Üç Muz olarak beğzı şeyhlerde kendimize hakim olabilmeği başaramıyoruz ama çevrelerimizi kontorol edebilmekten de geri kalamıyoruz.
Hayat ne yazık ki her zaman güzel şeylere hâmile kalamıyor, çünkü hayatın içine bir âletle girip de hayatın gönlünü becerebilmeği başaran birtakım güçler bizlere de bir türlü göz açtırmıyorlar.


Yoksa hiçbirimiz bu kadar çok yemeğe yüklenmeyiz ve kendimizi bu kadar şişmanlatmayız.
Şaka falan değil çevremizdeki birçok vatandaşımız hayatlarını fazla kilo sorunlarıyla karşı karşıya yaşıyorlar.
Hele ki artıkım Eylül-ü Şerif Ayı hayatlarımızın ortasına lök diye gelip izin bile almadan oturdu ki bize önce sararan yapraklar sonra serinleyen bir hava getirecek, dahası Güneşi erken bir saatta Homuna gönderecek ve her gün biriki dakika daha erkene gelecek.
Tabi sabahları işe gelmesi de biriki dakika kadar gecikmeğe de başlayacağını söylemeği unuttu ben.


Ne yapalım ki Sonbaharın sonunda başka Bahar yok, araya Yazdan çok daha uzun sürecek bir Kış girecek.
Dahası bazı millet Kar yağsın istiyor, ama Kar yağarsa soğuk olur ve Doğalgaz faturalarımız bu yıl çok daha fazla şişecek.
Faturaları zamanında ödeyemeyince de bir sürü icra davası ile karşı karşıya kalacağımızın resm-i şerifidir bu Kar yağmasını isteyenlerin duvasının tutması.

01 Eylül 2024

Cemre Paraya Düştü

 Çoğumuzca mâlumdur ki bizim Cemre adını verdiğimiz kadınsı bir kavram mevcuttur. Her yıl Sevgililer Gününden sonra eğer sevgilisi olduğunu sandığı ama kendisini arsla sevmeyen Berke'den güzel bir hedâye almışsa önce havaya sonra suya en son da toprağa düşer. Yok eğer hedâyesini beğenmemişse düşüş sıralaması değişebilir veya zamanı gecikebilir, daha da tuhafı gidişini ve hareket zamanını kafasına göre değiştirme becerisine sahiptir.


Ancak içinde bulunduğumuz İkibinyirmidört Yılı'nda bir ilk oldu, hepimizin sevgilisi Cemre gidiş zamanına yakın Sipâli'ye ya da herkesin anlayacağı lisân-ı münâsipten yazayım Paranın içine düşeceği tuttu.


Paranın içine düştükten sonra Cemre'nin sıcaklığına ve ateşine daha fazlama karşı koymağı başaramayan Para cayır cayır yanmağa ve elini süren herkesin elini yakmağa başladı.
İşbu ateşin iyiye işaret olduğunu düşünen ve Kışın ortasında doğal olarak Şehr-İstanbul'da lâpa lâpa kar yağmasını isteyen bazı okuyucularımız olabilir ama Kış kapumuza avdet eyleyip de işbu açın hâlinden anlamayan bağzı tok zümrenin sürekli istediği Kar yağmağa başladığı zamanlar Sonbahar döneminde Cemre'nin yakmağa başladığı Sipâliler yüzünden Kışın binalarımıza tahakkuk ettirilecek Doğalgaz Fatura Ücretlerine bütçelerimiz yetmediği zaman nasıl bir çözüm bulunabileceğini Biz Üç Muz olarak hiç bilemiyoruz ve daha da ilgi çekmesi için bilmek ve öğrenmek bile istemiyoruz.


İmdı aklımıza zurnanın zırt dediği soru lâk diye önümüze düştüğüne göre sorabilir ben, korkmayın cevabı da var:
Her yıl Yazın müjdecisi sayılan Cemre adlı dişi varlığımız Sipâli içine düştükten sonra neler yapıyor?


Ne yapacak? İsm-i şerifinin Berke olduğunu henüz öğrenebilmeğe muvaffak olmağı başarabildiğimiz ve Cemre'nin tek taraflı olarak bağımlı olduğu sefkilısıyla gezip tozuyor ve Para'nın içine düştüğü günün güzel anılarıyla avunarak gününü gün edip Kutsal Şarap'ı gummileniyor.

21 Nisan 2023

Adana'da Nisan Karı

Dünyada bu aralar çok ama çok değişik hadiseler vukua avdet eylemekte olduğundan bendeniz artıkım çok şok oldu.
Biraz önce İnstegram'da dolanırken ahanda işbu resm-i şerifi temaşa etledi ben.
Burası inanmayacaksınız ama Adana, üstelik de Türkiye Cümhûriyeti'nin en sıcak bölgelerinden biri olan 01 plâkalı bildiğimiz Adana'da bir sokak arası.
Ne mi olmuş? Buyurun buradan yakın.


Resm-i şerifimizde de temaşa eylediğimiz gibi Türkiye Cümhûriyeti'nin en sıçak memleketine kar yağmış.
Tabi hiç kimse alınmasın ama Adana'da bazı şahısların Güneş'e birkaç el ateş ettiği bilinen bir hadisedir.
Dahası işbu görüntüler Bir Nisan Şakası da değil çünkü anılan tarih geçeli üç kocaman hafta oldu.
Görüntülere göre Güneş yememiş içmemiş Adanalılardan intikam almağa karar vermiş.


Dünyanın iklimi gerçekten değişiyor sanırım, Yukarıdaki de ne yapacağını şaşırdı.
Adana gibi karı birkaç yüzyılda bir gören bir vilâyetimiz eğer karla hiç ilgisi olmayan bir ayda kar görüyorsa bizler biraz kendimizi sorgulamamız gerekiyor.
Geçenlerde yazlık bir mekân olan Çeşme'de başlayan Nisan Karı artıkım tepemizin damına yağmağa başladı.
Hâlbuki eskiden Nisan-ı Şerif Ayı girdi miydi İlkbahar kendisini ziyadesiyle gösterirdi.

07 Nisan 2023

Çeşme'de Nisan Karı

Bu yıl çok değişik Doğa olayları vukua avdet eyliyor sevgililer.
İşbu yazımda konu ettiğim görüntüler İzmir'imizin güzel yazlık ilçesi Çeşme'den çekildi.
Bizler her zaman Çeşme'yi tam bir yazlık mekân olarak biliriz, çünkü havası suyu denizi gerçek anlamda yazlıktır.
Yine de içinde bulunduğumuz İkibinyirmiüç yılında üstelik de tepemizin d'amına yağması gereken Mart Karı bize sürprüz yaparak Nisan-ı Şerif Ayında yağdı.


Burasını sanırım herkes yazın denizle bildiği Ilıca Pilâcı olarak bilmekte.
Ancak resm-i şerifim hepimize karlı bir İlkbahar geçirmekte olduğumuzu söylüyor.
Üstelik bir zamanlar bendeniz de ahanda işbu mıntıkadan deniz girmiştim ve çok da güzel zaman geçirmiştim.
İmdı burayı karla kaplı görünce içim bir tuhaf oldu.


Dün gece tepemizin d'amına yağan Nisan Karı görmüş olduğunuz işbu manzara-i nefaseti gözlerimizin önüne kodu.
Demek ki bağzı şeyhler yaşanmalıymış ki görülebilsinlermiş.
Bakalım bu yıl yaz geldiğinde kıştan alacaklaını tahsil edebilecek mi?
Hep birlikte eğer Yukarıdaki ömür verirse göreceğiz.
Sizlere bugün karlı bir Çeşme resimleri paylaştığım tarihe not düşülsün.

26 Aralık 2022

Hava Çok Sıçak

 Hava çok sıçak bugün, bir aralık sokağa çıktım ve terden sırılsıklam oldum.
Yok artık demeyin Yukarıdaki de artık havaya nasıl bir yön çizdireceğini ve ayarları ne yapacağını sanki şaşırdı.
Bugün tarihlerden Yirmialtı Aralık İkibinyirmiiki ve norminâl şeraitte kar yağması gereken bir zamanda biz sıcaklıktan pişiyoruz.


Her ne kadar ben Yukarıdakinin işine karışmağı kendime yakıştıramıyorsam bile İnistegiram'dan gördüğüm ve okuduğum kadarıyla şimdiye dek on santimetre kar tutmuş olmalıydı.
Kışın ortasında bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu diye sormazlar mı adama?

17 Mart 2022

Kar Yeniden Geliyor

Hayatımıza giren zamcık yetmiyormuş gibi Tepemizin D'amına bir kez daha Mart Karı yağmasına irade buyuruldu.
Bu önümüzdeki hafta sonunda Homelerimizde kalmalıyız ki tepemizin d'amına yağması beklenen kar gerçekten dama yağsın da bizleri gerekli gereksiz üşütüp hasta etmesin.


Hem unutmayın ki hayat her zaman eve sığar, evimiz bizim her şeyimizdir, netekim atalarımız "Evceğizim evceğizim, saklar benim hâlceğizim" buyurmuşlardır zamanında bizlere.
Mart zaten mâlumunuzdur ki her zaman kapıdan baktırarak kazma kürek yaktırmıştır, Şubat-ı Şerif Ayında önüne bakmadan paytak paytak yürümeğe çalışan Cemre'nin birçok kez birçok yere düşmesine rağmen.

10 Mart 2022

İstanbul Kar Altında

Sabah sizlere tepemizin d'amına Mart Karı yağdığını yazmıştı ben, imdı da siz sevgili okuyucularıma birkaç adet alıntı resim gönderecek.


İlk görünümümüz Cadde-i İstiklâl'den, İlçe-i Beyoğlu'nun belki de aydınlık yüzü olan ve 1990 yılında araç trafiğine kapatılan yolda o günden beridir işlemekte olan Nostâlcik Tramvay bile görünemeyebilecek hâle gelmiş.


Baştan başa İstanbul'u Batıdan Doğuya doğru geçmekte olan üç yoldan biri olan eski adı Londra Asfaltı yeni adı önceleri E-5 sonra D-100 Karayolu'nda tuzlama faaliyetleri tam gaz devam etmekte.


Boğaz tarafına uzanıyor ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü izliyoruz Otağtepe Parkı'ndan ve görüyoruz ki kar oldukça sağlam tutmuş vaziyette.


Havadan izlediğimiz güzergâhımızda sıradaki durağımız aslında Galata Kulesi olacaktı ama biz yine de geniş açılı olan resmi kullanmağa karar verdik, böylece Tarihi Yarımada'yı uzaktan da olsa izleyebilmekteyiz.


Yönümüzü kıvırıp da Tarihi Yarımada'ya çevirince diğer yerlerden çok da farklı bir manzara göremiyoruz, çünkü kar bu sefer İstanbul'un her tarafına yağmağa muvaffakiyet gösterdi.


Havadan yere konunca bazı yerlerde kaldırımlarda yürümenin tehlikelerinden bahsetmeli ben, çünkü ayakkaplarımız her an kayabilir dikkâtlı yürümezsek, sırf bu yüzden şemsiyelerimizi baston olarak kullanabilme yeteneğine sahip olmamız gerekmekte olduğunu belirtmeme hacet bulunmamakta.


Yeniden havaya kalkıp Ortaköy civarına geldiğimizde manzaranın aslında tam bir kartpostallık olduğunu görmekteyiz, her ne kadar kar güzel görünümler arz etse bile esasında hava oldukça soğuk.


İstanbul'u gezerken aslında İstanbul vilâyetinde her şeyin başladığı İlçe-i Kadıköy'e geçmeyecek miydik sizce?
Birkaç yıl önce adı General Asım Gündüz olarak değiştirilen ancak kamuoyunda hâlâ Bahariye Caddesi olarak bilinen caddede de Nostâlcik Tirenvay çalışıyor ama buradaki tramvay Almanya'dan alınan ikinci el taşıtlar, Gotha markalı ve İstanbul'daki ilk vazifeleri işte bu Moda hattından ibaret, yani bizim yıllar önce kullandığımız Özgün Tramvaylardan değil.
(Seceresini bir gün bahsedecek ben.)


Ve her şeyden önemlisi kedisiz bir İstanbul düşünülemez, düşünenin de aklından zoru vardır.
Kar da yağsa, Yağmur da yağsa, Güneş de açsa ve bizi ısıtsa dâhi kediler her zaman kedidirler.

Kar Geldi

Sizler birçoğunuz sabahın ahanda işbu saatinde sıcacık yataklarınızda kim bilir kaçıncı uykunuzun kaçıncı evresindesiniz bilmiyor ben ama artıkım bende kıronikleşen uykusuzlukta sabaha kadarki tuttuğum nöbet esnasında bana tepemizin d'amına yağmakta olan Mart Karı'nı temaşa eylettirdi çok şükür.


Sabah vakti bilmiyor ben acaba nasıl bir manzaraya uyanacağız?
İstanbul Belediyesi bakalım nasıl önlem alacak?
Marmaray kaç saat çalışacak?
Elektrik kesintisi olacak mı?
Tüm bu soruların cevaplarını kar kalktığında yaşarsak göreceğiz.

09 Mart 2022

Kar Geliyor

 Dokuz günden beridir içinde bulunduğumuz Mart-ı Şerif Ayı mâlum-u âliniz önce kapıdan baktırır sonra da kazma kürek yaktırır.
Mart belki İlkbahar ayıdır ama Mart'ın baharlığı yalancı bahardır. Mart'ın baharının yalancılığına aldanan ve çatılarda sabahlara kadar miyavlayarak çiftleşmeğe çalışan kedileri bir başka yazımızda işleyeceğiz.


Mart'ın en önemli özelliği sürekli düşen Cemre'lerin tepelerinin d'amına kar yağdırmaktır.
Biraz önce tarafıma arz edilen habere göre İstanbul'un Beylikdüzü İlçesinde lâpa lâpa kar yağmağa başlamış olduğundan her an İstanbul Valiliği okulları tatil edebilme ihtimâli doğdu.

10 Ocak 2022

İnsansız Bir Dünya

İnsanoğlu belki de dünyaya ve doğaya en fazla zarar veren varlığıdır, ama insanlar aynı zamanda dünyanın dengesini de sağlamaktadırlar. Kısacası ilişkilerin konusu olduğu gibi insanların toplu olarak dünyadaki varlığı bir dert, yokluğu bambaşka bir dert.
İşbu yazımda sizlere insan ırkının dünya üzerinden tamamen silindiği zaman olacaklardan biraz bahsetmek istiyor ben.


Öncelikle elektrik ve diğer saklı güçleri işleyecek bir canlı olmadığı için çok ama çok kısa bir zaman zarfında karanlığa ve soğuklara teslim olacak bir dünya. Her ne kadar gökyüzünde Güneş de olsa Güneşin varlığı mâlesef günlerin en fazla yarısında etkili olabiliyor, üstelik Yaz ve Kış dönemlerinde bu süre biraz uzayıp kısalabilse bile etkisiz kaldığı zaman zarfı mevcut.
Biz insanların dünyadan neslimiz tükendikten tam bir yıl sonrasında tüm uydular ve uzay istasyonları Dünyaya geri düşer ve atmosferde büyük delikler oluştururdu.


Sadece bir hafta içinde milyarlarca ev ve çiftlik hayvanı açlık ve susuzluktan Hakk'ın rahmetine kavuşurlardı. Ne de olsa artık onlar evcil hayvan, her ne kadar fıtratlarında avcılık gibi hamurlar katılmış bile olsa o hamurun miktarı sanıldığı kadar çok değil, üstelik aradan geçen yıllar boyunca o hamurun varlığı bile tartışma konusu olmuştur.
Evcilleştirilmiş atlar tekrardan özgürlüklerine kavuşur ve doğada dörtnala koşmağa başlarlardı.
Nesilleri tükenmek üzere olan hayvanlar yavaş yavaş tekrardan çiftleşerek çoğalmağa başlarlardı.
Yaşamak için insan vücûduna ihtiyacı olan birçok parazit de yok olurdu. Mâlum-u âliniz ki insan vücûdunda önemli bir oranda gözle görülmeyen varlıklar da yaşıyorlar.
Evlerdeki haşeratın da soyları tükenmeğe başlardı.


Barajlar yıkılıp dev sel felâketlerine sebep olurdu. Sonradan tüm bu alanlar bataklığa dönüşürdü.
Büyükşehirlerde bugüne kadar yapılmış ve işletilmekte olan Metro hatlarını koruyan su pompaları çalışmayacağı için her tarafı sel götürürdü.
Soğutma sistemleri durduktan sonra bazı nükleer santrâller patlarlardı.
Sanayi bölgelerindeki emisyonlar sıfıra ineceği için hava sadece bir ay gibi kısacık bir sürede tertemiz olurdu.
Bakım falan yapan birileri olmayınca tüm metâl binalar çürüyüp yıkılırlardı.
Şehir parkları giderek büyür ve şehirleri ele geçirirdi, sadece yirmibeş yıl içerisinde dünyadaki tüm kaldırımlar ve yollar yemyeşil olur ve Doğa kendine ait olan her yeri tekrar geri alırdı. Altıyüz yıl kadar sonrası tüm dünya dev bir ormanlığa dönüşür ve her yerde farklı hayvan nüfûsu oluşurdu.
Okyanuslar eski temizliğine geri döner ve tüm balıklar huzur içinde yaşardı. Tek dertleri artık birbirleri kalırdı, çünkü büyük balıklar her zaman küçük balıkları yerler.
Yüzbin yıl sonra yıl içerisinde havadaki karbondioksit seviyeleri insan ırkının dünyaya ilk ayak bastığı seviyelere dönerdi.


Yazımı ahanda burada sonlandırırken tek bir cümle eklemek istiyorum:
Her ne kadar Dünyanın insanlara ihtiyacı olmasa dâhi İnsanların dünyaya ihtiyaçları vardır.
Her ne kadar insanlara hayvan lâkapları takılıyor bile olsa, ne olduğu konusunda fikir almak için üstteki resm-i şerifi inceleyiniz.

05 Nisan 2021

Nisan Havası

 Geçen ay mâlum-u âliniz Mart-ı Şerifti, her yıl kapıdan baktırırdı ve kazma kürek yaktırırdı, birkaç gün önce gerimizde bıraktık.
Arkasından gelen ise Nisan-ı Şerif Ayı ki Nisan'ın da Mart'tan aşağı kalır yanı bulunmamakta çünkü hava durumu bakımından her ne kadar biraz sıcaklaşmağa başlasa dâhi yine de dengesi namevcut bir gelişim göstermekte.


Her gün değişen hava durumu bir haftanın içinde artıkım dört değil yedi değişik mevsimi yaşatabilecek derecededir.
Bir de Terazi Burcu için dengesiz olduğunu iddia ederler, oysa Nisan-ı Şerif Ayı benim de olmaktan gurur işittiğim Terazi Burcu'dan daha da fazla denge yoksunudur.
Ancak yine de havalar artıkım ısınmağa başlamakta olduğunu da belirtmeli ben.

31 Mart 2021

Mart'ı Yolluyoruz

 Evet sevgililer.
Kedilerin gelmesini iple çektikleri ve bazen gelmden de mercimeği fırına verdikleri içinde bulunduğumuz İkibinyirmibir yılına ait Mart-ı Şerif Ayı bir zaman sonra sona erecek.
Eskiden atalarımız Mart'ın kapıdan baktırdığını ve kazma ile kürek yaktırdığından bahsederlerdi.
Derken günümüze geldiğimizde Türkiye Cümhûriyetinden bir evde işbu sahne hakikât-i şerif vukua avdet eyledi.


Atalarımız asıl bir Türk'e bir şeyin imkânsız olduğunu söylememizi ve sonra da kenara çekilerek olanları izlememizi de söylemişlerdi bir zamanlar, yoksa bizler onaltı kez devlet yıkıp onyedi kez devleti nasıl tekrardan kurabilirdik?
Kaldı ki terlikle tank durduran Türk milletine korona morona bakara makara hiçbir hâlt yiyemez.
Tıpkı sobaya kazma kürek atmak ve saplarını yakmak gibi bir resm-i şerifi paylaşan her kimse teşekkür ediyor ben.