Bu Blogda Ara

Sayfalar

23 Eylül 2011 Cuma

Starbucks

Konularla ne alaka demeyin ... Şimdi size bir vaziyet-i rezilliyeyi haber vericem :
Hani herkesi koşa koşa gittiği bir Starbucks Coffee adlı bir kahveci dükkanı var ya, işte efenim onun Washington şubesinin tuvaaletinde kamera yerleştirmişler ...
Bu kamera da odadaki her bir şeyi kaydediyormuş ...
Bunu da William Yockey adlı bir müşterinin kızı görüyor, babasına söyleyince babası da Starbucks'un müdürüne haber vermiş, müdür de polisi çağırmış ...
Adam şimdi Starbucks'u mahkemeye vermiş durumda :-))


İronikleri bırakalım, original habere gelince:

Amerikanın Virginia Eyaletinde adamın biri Starbucks'a dava açtı.
Kahve dükkanı zincirinin Washington'daki bir şubesinin tuvaletinde kamera olduğunu iddia eden William Yockey adlı müşteri, beş yaşındaki kızının tesadüfen kamerayı fark ettiğini söylüyor ... Mahremiyeti ihlal davası açan Yockey'in avukatı Starbucks'tan Bir Milyon Dolar istiyor ...
Yockey ve kızı Nisan ayında gittikleri Washington'daki Starbucks'ta kadın ve erkeklerin ortaklaşa kullandıkları tuvalete girdiklerinde küçük kız lavabonun altındaki gider borusuna saklanmış şekilde tuvalete doğru bakan kayıt halinde bir digital kamera fark ettiğini söylüyor ... Olay üzerine Yockey, Starbucks'un müdürüne haber verince müdür de polisi çağırmış ...
Bu olay bu yıl içinde Starbucks Tuvaletlerinde yaşanan üçüncü kamera vakası.
(Taraf, 23.9.2011)

Aman arkadaşlar, ola ki Starbucks'a giderseniz tuvaletlerine girerken sağa sola gizli bölmelere bakmamazlık etmeyin, zira Amerika'da olan şey burdakilerde de başınıza gelebilir ...
Fakat ne olursa olsun kahvesi aslinda o kadar da fena değil hani :-))


Ama malesef Nero'daki gibi Çaklıt'ı yok :-(( Bu çok kötü, onun için fazlama tavsiye etmem ...


Yani bir şey değil, bizim evin hemen yanında da bir Starbucks var, ondan dahi çekinmiyor değilim bu haberi okuyunca, aynen Selin Sütçüoğlu'nun (Evrim Akın'ın hayat verdiği, Avrupa Yakası'nda Volkan'ın sevdiği kız karakter) dediği gibi, OHA Falan Oldum Yahnie :-))


Zaten eğer gidiyorsam da, sırf logosu yüzünden gidiyorum, fazlama ahım şahım bir yer değil, hele de az önce okuduğunuz skandaldan sonra ...
Artıkım sanırım Starbucks'la olan ilişkimi gözden geçirme zamanım geldi ...


Fal bile bakılmıyor, bu ne biçim kahveci?
Kahve dediğiniz içildikten sonra fala bakılır, bir şeyler sallanır, zevki böyle çıkartılır ...
Zaten Amerikalı bir işletmeden bizim usulleri öğrenmesini nasıl isteyebilirsiniz ki?

Sonbahar Gündönümü

Seninle sensiz olmak zor
Yokluğun içimde bir kor
Haydi yağmurlarla gel
İster günahlarınla gel
İster fırtınalar estir
Gül de güller açsın önümde
Ve işte böyle beklerken
Yaz bitti

Hacker

Son günlerde Bilgisayar Dünyasında bir takım kendisini adam olmuş sanan piç kurusu hacker bozuntusu onun bunun Facebok hesabını ele geçirmenin peşinde olduğunu bir çok arkadaşımdan haberlerini almış bulunmaktayım :-(( Eee, teknoloji değişti şimdi artık ...
Bu piç kurularının eskiden hedefleri Msn Messenger'di ... Kaç tane arkadaşımın programını patlattılar ben unuttum bugüne kadar :-((

Bir tuzaklı Elektronik Mektup hazırlıyorlar ve bu mektubu arkadaşlarına gönderiyorlar, onlardan da arkadaşlarına göndermelerini istiyorlardı ...
Tabi bu zincir mektup bir şekilde ilk hazırlayan hackere de geri geliyordu ... Hacker de bu adreslerden beğendiklerine Msn Daveti gönderiyor, sonra da bir resim içinde şifre kırıcı programını Truva Atı gibi gönderiyordu ...
Bu resmi tıklayan kullanıcı da Msn Messenger adresine de, arkadaşlarına, mektuplarına ve bilumum evrakına elveda demek zorunda kalıyordu :-((
Hotmail olsun Yahoo olsun böyle sahtekarlıklara uyandılar, Elektronik Mektup sistemini güvenceye almayı başardılar :-))
Günümüzde belki Msn Messenger eskisi kadar fazla kullanılmadığı hakikati göz önüne alındığında hackerlerin gözünü yükselen değer Facebok'a dikmeleri kaçınılmazdı ...
Facebok da bu saldırılara karşı uyandı, ama eksik kaldı :-(
Çünkü "Güvenli Bağlantı" (https ile başlayan adres çubuğu) seçmeli bir sekme :-((

Bana düşen de sizi böyle hesap hırsızlıklarına karşı korumak.
Güvenli Bağlantı Facebok'un "Hesap Ayarları - Account Settings" -> "Güvenlik - Security" -> "Güvenli Tarama - Secure Browsing" Sekmesinin içinde ...
Size tavsiyem en üstte yer alan sekmedeki kukuyu onaylama işaretiyle dolu tutmanız.
Bunu yaptıktan sonra "Save Changes - Değişiklikleri Kaydet" tuşunu tıklamayı sakın ola unutmayın.
Dilerseniz bir "Logout - Çıkış" ve tekrar bir "Login - Giriş" yapabilirsiniz.
Log-İn yaptığınızda "Cihaz Kaydetme - Check Point" sayfası çıkacak, o sayfada gri renkteki "Kaydetme" kukusunu tıklayın.
Elektronik Mektuplarınızın Gelen Kukusuna -İnbox- Facebok'a bağlandığınıza dair İp Adresli bir mektup gelecek ... Bu gelen mektupları kontrol etmenizi şiddetle tavsiye ederim, en azından bir başkasının sizin adınıza girip girmediğinden emin olabilirsiniz.
Adres Çubuğunuzdaki adresinizin başı da "https://www.facebook.com/ .... " olarak yazacak, bu da bağlantının güvenli olduğunu gösterir.
Fakat bu uygulama Facebok Uygulamalarınız açıldığında geçici olarak tekrar bağlanana kadar devre dışı kalıyor :-((
Bir de size tavsiyem girerken kullandığınız şifreyi başkalarıyla paylaşmayın, paylaşırsanız da ilk fırsatta değiştirin, ve yeni şifreniz mümkün olabildiği kadar uzun olsun ...
 
Tavsiye vermesi benden, uygulaması sizden ... Herkese bol güvenlikli günler dilerim :-))

155

Başlığı görüp de asayişle alakalı bir sorunum olduğunu sanmayın sakın ... En azından bu seferlik ...
Çünkü bugün Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Yüz Elli Beş yaşına bastı :-))
Hani şu Tekerlekleri Bedavaya Dönmeyen Devletimin Trenlerini işletmeyi pek beceremese dahi hepimizin güvencesi olan Kamu İktisadi Teşekkülü olan Şirket.


Şimdi burda kalkıp da Tren'in tarihini anlatmıyacam size ... Zira anlat anlat bitecek konu değil ... Ama iyi ki zamanında Tren Yolu yapılmış, bir şekilde işlemiş, bugüne kadar da gelivermiş ... Darısı yeni trenlere :-))


İyi ki varsın Devletimin Treni ... Seni çok seviyorum :-))
Senle yolculuk yaparken içim öyle bir huzur doluyor ki anlatamam ... Emin ol, uçak, otobüs, otobomil toplansa bir tren etmez ...
Hem dünya üstünde en güvenli taşıt aracı Trenlerdir, hem güvenli hem de sağlam :-))

22 Eylül 2011 Perşembe

Mendil Dili

Son zamanlarda dikkat ediyorum veya yaşadıklarım bana gösteriyor, insanoğlu artıkım karşısındakine ne nezaket gösteriyor, ne de arayıp hal hatır soruyor ... Hade bunları geçtim, Facebok'tan bile gönderileri beğenmek dışında bir şey yazmıyor :-((
Bir süredir merak da etmiyor değildim ki bu işler eskilerde nasıl meydana geliyordu diye?
Merakımı da geçtiğimiz günlerde Sayın Cengiz Semercioğlu gidermeyi başardı ...

Malum-u aliniz, İstabnul'un eskiden şöyle bir Osmanlı İmparatorluğunun Payitaht olduğu günlere kadar bir gidiverelim, bugünkü yazımızın sahnesi o tarihler olsun ...
O günlerde bırakın bilgisayarı ve cep telefonunu, normal sabit telefon ve elektrik dahi namevcud :-((
Sevgiliye ulaşabilmenin tek çaresi mektup, fakat okuma yazma bilmezseniz ne yazabilirsiniz ne de okuyabilirsiniz.


İşte burda imdadımıza mendiller yetişiyor ... Hani günümüzde pek bulunmayan, bulunsa dahi fazla üretilmeyen envai çeşit bez mendiller :-))
O günlerde de kağıt mendiller yoktu, herkes bez mendil kullanırdı ...
Zamanında hayat ne kadar güzelmiş, değil mi?
Şimdi kağıt mendiller çıkınca ortalığı da bir çöp yığını kaplamadı değil ... Bu konuyu başka gün yazıcam, şimdi güzel günlere devam edelim :-)


O dönemde şık ve zarif Osmanlı Hanımefendilerinin yakışıklı buldukları beylerin yakınlarında "Yere Düşürdükleri" işbu mendiller zamanın SMS'i çalışıyormuş ... Her rengin farklı bir anlamı var, birlikte bakalım isterseniz :

Beyaz : Seni delicesine seviyorum.
Eflatun : Yarın penceremin önünden geçiniz, size mektup vereceğim.
Fıstıki : Dikkat et, komşular görecek.
Kenarı Mor : Çapkın! Pek hoşuma gidiyorsun.
Kenarı Pembe : Sensiz yaşayamam.
Kenarı Sarı : Bir kaç gündür rahatsızım, çıkamayışımın sebebi bundandır.
Kenarı Yeşil : Sana daima sadık kalacağıma söz veriyorum.
Mavi : Kederlerdeyim, çok vefasızsın, sensiz mes'ud olamam.
Mor : Senden çok hoşlanıyorum.
Pembe : Bütün ümidim sende.
Yeşil : Gönderdiğim mektubun cevabını bekliyorum, ne zaman göndereceksiniz?
Kırmızı : Seni bütün varlığımla seviyorum.

Sayın Murat Boybeyi'nin araştırmasını yayınlayıp aslinda eskilerin ezbere bildiği bu mevzuat-ı izdivaciyeyi bizlerle Kelebek'teki köşesinden paylaşan Sayın Cengiz Semercioğlu'na teşekür ederek sahneyi günümüze çevirelim ... Bence bu renkli mendiller günümüzde şekilleri değiştirip hediye paketlerindeki kağıtların yerlerini alsınlar ... Malum ki o günler geçmiş, biz de artıkım eski bizler değiliz, bugünlerdeyiz ... Kimbilir belki bu gecenin sabahı olmaz, onun için boş kalmasın bence içtiğiniz bardaklar ... Mezeleriniz de eski günlerin delicesine yaşanmış aşkları olsunlar, ama fazlama da deşmeyin sakın ...
Zira aşkla dalga geçilmez.

21 Eylül 2011 Çarşamba

Çarşaf Ve Erken

Bugün için fazlama bir kaydım yok belki ... Ama size Cumartesi Güneşinin batarken kızarmasının sonucu olarak akşam resim çekmeye çıktığımda Gökyüzünün kararmasından dahi belli olan Sağnak Yağmur'u müjdeliyeyim mi, yoksa kara haber olarak mı sunmalıyım çözemedim :-((


Bugün yorgunum, gerçi hangi gün değilim ki, hazır patron da erken gitti, ben de bir Hafta İçi için erken sayılabilecek bir saatta paydosu kodum :-))


Ama hava bugün gerçekten berbat, hem serin hem de karanlık, üstelik de bayağı bir bulutlu :-((
Ki yukardaki resim henüz Güneş normal şartlar dahilinde batmadan çekildi, bulutların renklerine bakın ...
Resimde oynama falan yok, hemen söyleyeyim :-))


Sanki biraz sorna rahmet gökten boşanacak gibi durmuyor mu?


Havuzdaki su resmen yağmura karıştı, yanından geçerken öyle bir ıslandım ki sormayın sakın :-))

Fakat size bir şey söyleyeyim mi, Çarşının Göt'lükleri Anadolululara da bulaşmış :-((
Yoksa bugüne kadar bildiğmin tersine, Götlük bulaşıcı mıdır?
Bulaşıcıysa eğer o kadar uzaktakilere nasıl oldu da bulaştı?
Yoksa aklıma şimdi geldi, karşılıklı temaslardan mı?

Birleşik Dilek

Dünya devletleri birleşsin ortak bir karar alsınlar.
Onbir yaşını bitiren bütün çocuklara aşağıdaki yemini ettirsinler :

İnsanlarla olan arkadaşlıklarımda din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet ayırmayacağıma
Evcil veya yabani bütün hayvanları seveceğime namusum ve şerefim üzerine and içerim.

Kütük

Türkçe'de bazı sözcükler hem düzden, hem de tersten okunduklarında aynı şekilde okunurlar ...
Bu sözcüklerden birisi de "KÜTÜK"tür, bildiğiniz kütük yahnie :-))


Kütük kelimesinin anlamları görecelidir, hani tahtaya vurduğunda tok bir ses çıkartıyorsa o insana kütük denir ...
Kütüklerden odunlar yapılır ve bu odunlar iyi işe yararlar :-))


İnsanları tersten okuyabilirsen belki başka anlamlar anlayabilrisin ama Kütük'ü tersten de okursan yine Kütük'tür ...
 
 
Kütüklerin bir yararı daha vardır, yandıkça bizim içimizi eritirler, bize ısı ve sıcaklık verirler, hayatımızı ısıtırlar aslinda, bunun için severim onları :-))
 
Allahım, sen arkadaşlarımızı ve insanlığı kütüklerin şerrinden koru ya Rab !!


Not : Ben kütük insanları da severim, benim sevgim sonsuz ama her şeyin tadı vardır ...
Düşmanınızı sevin, size kötülük yapanlar için iyilik dileyin.

20 Eylül 2011 Salı

Salatacılık

Bu akşam içim çok sıkkın, tüm gün dırdır dinlemekten kafam şişmiş durumda :-((
Dün akşam bilgisayar başında sabahlamışım zaten, gözlerimden uyku akıyor şu anda :-((
Biraz önce yediğim salata bile bir fayda etmedi bana :-((
Yolda yürümesini beceriyorum belki ama kaburgalarıma bir ağrı saplandı bir anda otobüsle eve dönerken ... Çarptığım falan yok, sakın yanlış anlamayın, fiziksel bir temas yok yahnie :-))
 
Ama en sinir olduğum şeylerden birisi durakta otobüs beklemek ... Çünkü Taksim'deki durak Ankara durakları gibi transit duraktır, gelen bir sürü otobüsün arasından seninkini seçmek bazen kolay olmuyor :-(( Benimki de birini kaçırsam sonraki araç en az yarım saat sonra, diğer başka otobüs de bizim semtin yakınından dahi geçmiyor bile ... Yani anlıycağınız 72T'ye bağımlıyım :-((
Neyse ki otobüs zamanında geldi, aslinda tenha bile sayılırdı :-)) Ama öndeki koltuğun hizasındaki pencere ardına kadar açıktı, yol boyunca üşüdüm :-((
Yolda canım sıkılmasın diye elime kitabımı aldım okuyucam, ama on dakka sorna içim geçmesin mi?
Bugün sırf bu yüzden normal yürüyüşümü dahi yapamadım, yani sporsuz ve hareketsizim ... Belki erken yatarım bu akşam ...

Hayat sınavlarını istediği kadar yapmaya devam etsin, ben tüm derslerimden Pekiyi ile geçicem nasıl olsa ...
Bundan sonra Hayko kimmiş herkes görecek!

19 Eylül 2011 Pazartesi

Kilo Vermeye Devam

Yalnızlık senfonim devam ediyor ... Dükkanda da tek başımayım bugün :-((
Yalnız bir sorunum var, ayakkaplarım uzun mu uzun yolları yürümeme dayanamamış olacaklar herhalde galiba sanırsam, çünkü yanlarından ufak ufak açılmalar başlamışlar :-((
İyi ki ayakkapçılar bizim dükkandan fazlama uzakta değiller ... İlk fırsatta bir çift almalıyım, yoksa yalın ayak yollarda kalmak işten bile değil :-((
Yeri geldi şimdi, geçmiş zamanlarda böyle bir hadise-i cıbıldakiye başıma avdet eylemişti ... Moda Caddesi'nde yolda yürürken yanlardan açılmaya başlayan botlarım eve dönene kadar tabanı gövdeden ayrılmıştı :-(( Eve bu vaziyette nasıl gittiğimi hatırlamıyorum bile ... İşin tuhafı da bu dikişleri patlayan botlarım benim tarihim boyunca giydiğim en sağlam ayakkaplarımdılar :-(( Elbette benle yaşayacak değillerdi ama geldi geçti hayatımdan :-((

Yenisini alınca doğru teraziye geldim tabi, kocaman hafta sıkı bir diet yapmışım, sonucunu merak ediyorum ...
Tartılınca ne göreyim?
88.5
Çok mutluyum şu anda :-)) Çünkü bir itiraf, teraziye yemekten sonra çıktım ... Heyet raporum sanırım iyi ...
Bu gidişle kısa zaman zarfında istediğim hedefi tutturucam demektir :-))
Yuppi ya, yuppi ya, Youppeee !!

Sakinim, Sakinsin, Sakin

Pazartesi Sendromu ...
İyi ki bugün yalnızım :-))
Dünkü tüm yaşadıklarımın huzuru ve sevinciyle baş başa :-))
Bir de tabi yeni kitaplar var, sırayla onlar okunmaya başlanacaklar ... Ama ne zaman? Bilmiyorum.

Biliyor musunuz, bugün okullar yeniden açıldılar ... Yaz bitti işte yeniden :-(
Ama bir çok kişi okuluna, arkadaşına, öğretmenine kavuştu :-)
Bana gelince, ben okul hayatını bitireli tam yirmiüç yıl oldu, hatta size bir sır, ben okulu bitirdiğim zaman doğan arkadaşım var şimdi hayatımda :-))
Eee, ne yapalım, kafa kağıtlarımız eskiyor :-(( Zaman durduğu yerde kalmadı, sürekli gittiği için yaşlandık artık :-((

Çarşı yine aynı terane, sabah akşam aynı şeyler ... Elalem paranın belini kırıyor, biz bir taş daha takıp
ceplerimize birer lira daha koymanın peşinseyiz :-((
Emeğimizin karşılığını alsak gam yemiyecem, ama resmen sömürülüyoruz çarşıda ...
Yalnız ben değil, çarşıda çalışan herkes aslinda :-((
Ama bunun böyle olmadığını söyleyenler de var ... Ne diyeyim, ölülerin bir çoğu yaşamayı hak eder, yaşayanların birçoğunun ölmeyi hak ettiği gibi ...
Özellikle sömürüldüklerini kabul etmeyen insanlar bence bu dünyada fazlalık ... Eğer ben de sömürüldüğümü kabul etmiyorsam ben de fazlalığım, ölmem daha iyi bir çaredir ...

Ben sömürülmeye de karşıyım, sömürmeye de ... Herkes hakkını alacak, yoksa bırakıp gitsin burdan, ben dahil ...
-Zaten çarşıdan gitmek için bahane arıyorum-
Kapalıçarşı Artıklarıyla işim olmaz ve olamaz. Kurtulduğum gün bayram ilan edecem :-))

Okul Açılıyor

Bu sabah okullar açılıyor yeniden :-((
Büyük ihtimal trafik o kadar yoğun olmalı ki, yola çıkmak için sabahın köründe mi kalkılmalı sizce?
Aman boş verin şimdi okulu da trafiği de ...

Bir zamanlar hatırlar mısınız, okulda her sabah bir takım şeyler söylerdik, ama günümüzde böyle şeylere o kadar ihtiyacımız var ki sormayın ...
Belki bunun nedenlerini günlüğüme yazmıyorum ama olayların da farkındayım aslinda :-((
Ama bu yazdıklarımıza mutlak sur'etle uymamız lazım ...

Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk!
Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene !


Acaba bugün memleketin halini Atatürk görseydi, yaşadığına yaşayacağına kahreder, bu memleketi neden Evrupalıların ellerinden, özellikle de bunun için mi kurtardığını sorgulardı.

Aslinda bu yazımın konusu okullardı, ama bakın nerelere geldi :-((
Neyse, bu derinliklerde boğulmadan ben en iyisi yeni ders yılının başarılı ve huzurlu geçmesini dileyeyim :-))

Yine Sendrom

Şu anda Pazartesi Gününden Saat almaya başlamışız :-((
Malesef uykusuzluktan dolayı bilgisayar başından kalkamadım ...
Yine sendrom başladı, sabaha kadar uyku haram bana ... Çünkü sıkıntılar baş gösteriyor yeniden :-(( Hele dünkü yaşadıklarımdan sonra ...
-Dünkü yaşananlar dünde kaldığını bir türlü kabul edemiyor insan, hele de haftasonu iyi geçtiyse-

Off yaa, kurtulamıyacak mıyım şu inokta çarşıdan amk?
Zaten boşuna dememişler, Cumartesi Pazartesilerine ne kadar yakınsa Pazartesiler Cumartesilere çok ama çok uzak :-(( O kadar uzak ki, sanki arada aşılmaz sıradağlar var ...
Bu dağlar ki vadilerinden geçidi zor verir, tünel kazmaya çalışırsın kayalıktır kazamazsın, hade kazdın, içinde yürürken karşına gelecek ışık tünelin ucundaki ışık değil, üzerine gelen lokomotifin ışıklarıdır :-(( Bu ışıklar üç tanedir, ama uzaklardan tekmiş gibi görünür, ancak yakınlaşınca farkını anlayabilirsiniz ...

Bu arada, Türkçeye yeni bir atasözü eklemişim de haberim olmamış :-))
Dahi miyim neyim sizce?

Bu arada, bu satırları yazarken uyku fena bastırdı, nerdeyse kaleme gol kaydedecek, en iyisi yemeden ben uykumu almaya gideyim, bakalım satıyorlar mı?

18 Eylül 2011 Pazar

Yalnızlık Senfonisi

İnsan hep yalnızdır aslında .. Hayatına giren kişiler figürandan ibarettir .. Kimisi uzun süre kalır kimisi ise kelebek misali çok az bir süre kalır insanın hayatında ...
Ama size bir tavsiyem var:
Asla aşk acısı çeken birisine aşık olmayın. O kişi yaralıdır ve yara bandı olarak sizi kullanır :-((
Hala yanında olması, merak etmesi, alttan alması "Tamam artık o benimdir" algısı yaratıyor. Sen bile sana ait değilsin, o nasıl senin olsun? 
Demesi çok kolay, kalbinize söz geçirebiliyor musunuz acaba?

Eskiden derdim ki "İnsanın başına gelebilecek en kötü şey bir gün yapayalnız kalmasıdır."
Fakat geçen zaman bana başka şeyler öğretti :
"Hayatta başına gelebilecek en kötü şey kendini yapayalnız hissetmeni sağlayan ve buna neden olan insanlarla bir ömür boyunca yaşanmış olmasıymış."

Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbetle
Bekliyorum, istiyorum, seviyorum
Hade gelin üstüme korkmuyorum
Bulutlar yüklü ha yağdı yağacak üstümüze hasret
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet

Sahaf Fuarı

Bir kaç gündür Beyoğlu'da açık hava kitap fuarı var ...
Ama bu fuarda eski kitaplar bulunuyor genelde ...
Her zaman kitaplara hayranlığım vardır, bu güne kadarki yazarlık yeteneğimin büyük kısmını okuduğum kitaplara borçluyum :-))

Bir haftadan beridir Facebok'taki bir kaç arkadaşım resmen fuara taşınmış :-))
Şimdi bu kadar arkadaşım gitmişse benim onlardan neyim eskik?
-Hemen söyliyeyim, tahsilim-
Ama insan tahsil eksikliğini bir şekilde kapatabilir, ama tahsilli olup da cahil kalanlar ne kadar okul okusalar asla ve asla bilgilenemezler ...
Ünüversüte bitirmek adam olmaya tek başına yetmez, adam olmak insanın içinden gelir.

Hani zatın birine çocukken babası sürekli "Sen adam olamazsın" der dururmuş ... Aradan yıllar geçmiş, oğlan vali olmuş, ilk işi babasını çağırtmış, geçmiş karşısına:
"Baba, sen bana adam olamayacağımı söylüyordun, bak ben vali oldum."
Babası bıyık altından gülüvermiş ve başını iki yana sallamış:
"Oğlum, ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim."

İşte böyle, beklediğim telefon da geldi, bugün benden mutlusu olur mu?
Ha, bu arada, bugün içtiğim kahve olsun, çay olsun -ki ben çay içen biri değilim- muhteşemdi :-))
Aldığım kitaplar mı?
Zamanla hepsini okuyacam, size de anlatırım içlerinden :-))

Sabahlama

Biraz önce Metrobüsten indim, yalnızım ve hüzünlüyüm :-((
Eve giderken bazı şimşekler çakmaya başladı beynimde ...Geçenlerde paylaştığım bazı hedeflerle ilgili ...Ama gerçekleşebilmesi elbette kolay değil ...
Önce şu ibne çarşıdan kurtulmam lazım ... Kurtulamazsam ne dersime çalışabilirim, ne de o stressle sınava hazırlanabilirim :-((
 
Saat gecenin ikisi, ama bu saatta bile bilgisayarımı açtım ... İyi ki yarın Pazar :-)) Belki tüm gün yatar uyur dinlenirim ...
Ama bende bir huy var, eğer gerçek anlamda bir terslik olmamışsa hiç bir gün evde oturamam, ne olursa olsun içim kıpır kıpır kaynar, dışarı çıkmak için can atar :-))
İster sabaha kadar ayakta olayım isterse de erken yatayım, hiç fark etmez ...
 
 
Yine bu düşüncelerle açtım YouTube'yi, başladım kafama göre duygusal müzükleri dinlemeye, Candan Abla (Erçetin) sağolsun :-)) Bir şarkı söylüyor insanın tüm duygularını alt üst ediyor, ama tabi bir sürü şarkıcının yaptığı gibi bazı şarkıların da içine etmiş, özellikle son albümündeki eski şarkıları :-((
Yakışmadı açıkçası sana Candan Abla, senin gibi bir müzik öğretmeninden bu kadar kötü bir şarkı beklemezdim ... Eski şarkıların temposu hızlanmış ... Ki ben bir Müzik-Sağır'ım, ben bile anladıysam sizin bile anlamanız lazım :-((


Yine de her şey için teşekür ederim Candan Abla :-))

İşte böyle, bir Cumartesi Akşamım yalnız geçti gitti, malum ki geçen zamanı geri getiremezsiniz, ama gelecek zamanı istediğiniz gibi doldurabilirsiniz :-))
Unutmayın, vakit nakittir, bir tane daha da yoktur şu andan, her an yeganedir ve tektir :-))
Bakalım hayat Pazar günüyle neler çıkartacak karşıma? Bekleyelim görelim :-))