Bu Blogda Ara

Sayfalar

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Öksürük Nöbeti

Tiyatroda son temsil bittiği günden beri sürekli bir öksürük tufanı beni esir aldı.
Dahası bir de kulak ağrısı da caba ... Gerçi dün gece bundan biraz olsun kurtuldu ben ama yine de potansiyelim var kulak ağrısına karşı.

Uzun zamandır kulak ağrısı çekmediğim için sanırım nasıl ağrıdığını bile unutmuşum ki birden hatırlatıverdi bir anda kendini.
Neyse, kulaktan yana geçmiş olsun bana, dilersiniz çabuk iyileşirim.

Kedi

Bazen kediler için çok mu lâf ediyoruz ama çok zaman öyle pozlar yakalıyoruz ki anlatmanın imkânı yok.
Ben de sizlere bir kedi sevdalısı olarak Facebok veya Twitter'den yakaladıkça sizlerle paylaşacağım.


Emin olun kediler insanlara çok benziyorlar, ama adları bir defa nanköre çıkmış işte.
Ama nankör diyenler bir kedinin insanı gerçekten sevdiğinde ondan asla ayrılmayacağını bilmezler.
Bir kediye sevgi verirseniz kat kat fazlasını karşılık olarak göreceksiniz.

9 Mayıs 2014 Cuma

Tumblr

Biraz önce Tumblr'a katıldım =)))
Burası yetmedi, sizin kafalarınızı oradan da şişirecek ben =)))
Gümbür gümbür geliyorum, benden korkabilirsiniz =)))

Meraklısı olan tıklayabilir:
Zevk alacaklarınızdan eminim.

Yaghmour Vol. Bilmem Kaç

Sabah kulak ağrısıyla kalktım bugün. Dışarı baktım hava yağmurlu.
Anlamıyorum, yaz mı geliyor yoksa kış mı?
Biri bana hangi mevsimde olduğumuzu hatırlatabilir mi?


Facebok'a bakıyorum herkes yağmurdan şikâyetçi ... Sadece yağmurdan olsa yine iyi, sevgisizlikten, umutsuzluktan, kısacası herkes her şeyden şikâyet ediyor =(((


Ben de açıkçası bu yağmurda dışarı çıkmaya pek niyetim yok ama evde de oturmayı istemiyorum, biraz sokağa çıkıp insan yüzü görmek benim de hakkım değil mi?


Yağmur da yağsa, güneş de olsa benim için aynı şey, ben hayatın içinde güzellikleri aramayı denerim her zaman.
E yalan mı yani?

8 Mayıs 2014 Perşembe

Kedi

Hep dilimizde kedileri küçümseyen bir ifade var nedense ...
Oysa bir kedi aslında ne kadar önemsiz olursa da olsun, yeri geldiğinde bir insandan çok ama çok daha fazla vefalı olabiliyor.


Hâttâ Facebok'ta kedilerle alakalı bir çok sayfa bile var =)))
Bu resimdeki de o sayfalardan birinden alıntı ...
Ne kadar güzel ve harika değil mi? Üstelik de havalı =)))

6 Mayıs 2014 Salı

Aileler Yarışıyor

Normâlde televizyon programlarından yazmam. Ama bugün içimden yazmak geldi, çünkü öyle bir soru geldi ki, tarifi imkânsız bir vaziyet.

Soru şöyle: Kız istemeye gidildiğinde damat adayına sorulan sorulardan birini söyleyin?

Bunlar da cevaplar:
1. Ne iş yapıyorsun?
2. Askerliğini yaptın mı?
3. Sağlık sigortan var mı?
4. Nerelisin?
5. Kaç yaşındasın?

Tabi başka sorular da sorulur ama yüz kişi bunları söylemiş.
Evlenmeye niyetli erkeklere bir hazırlık olması için size bugünkü yarışmayı derledim.
Vatana ve millete, hayırlı uğurlu ve bereketli olsun efendim.

Son Temsil Öncesi

Bugün içim biraz hüzünlü sanki ...
Ekimden beri arkadaşlarımla birlikte üzerinde çalıştığımız "Televizyon Cumhuriyeti" adlı tiyatro piyesinin son temsiline kadar sıra geldi.
Hayatta başlayan her şeyin bitme gibi bir hastalığı var ne yazık ki =(((
Şimdiye kadar kaç tane tiyatro başladı, kaç tane bitti?

Hayat tiyatrodan ibarettir. Mekânınız sahne, yaşadıklarınız piyes, söyledikleriniz de repliktir.
Bazı mizansenlerde yönetmen, bazılarında başrol, bazılarında figürân olursunuz. Yeri geldiğinde de suflör.
Her şartta olduğu gibi, oyun bitince santranç tahtası kapanır, şah da piyon da aynı kutuya girer.

Boşuna dememişler "Tiyatro hayatın aynasıdır" diye.
Aslında ayna değildir, hayatın aslında kendisidir tiyatro.

4 Mayıs 2014 Pazar

Televizyon Cumhuriyeti Gala

Nihayet büyük gün geldi çattı sonunda =)))
Bu akşam galamız var.


Kaç aydır çalışıyor çabalıyoruz arkadaşlarımla birlikte, ama her yıl olduğu gibi koskocaman galada yine benim misafirim olamayacak =(((
Ben kendim yalnız kalabalıklar arasında bile yalnız kalmaya alışkınım aslında.
Belki bu yıl bir değişiklik olur, belki bir multşize olur, belki de kankam kalkar da gelir diye hayaller kurarken yine bilinmedik güçler tarafından hepsi tuzla buz oldular =(((


Bana destek olmadığınız ve benim seyircim olmadığınız için siz sevgili arkadaşlarıma ne kadar teşekür etsem azdır!


İşte sonunda çiçeklerim de geldiler, beni anlayabilen zaten bir tek onlar, artıkım ne dersem boş =(((

Görgü

Gönül koymak haddim değil. Ben bir şey diyorsam boş yere demiyorum.


Bazı insanlar gerçekten cansız manken gibiler. Hani şu vitrinlerde olan ve beyinleri olmayanlardan.
Bana görgüden bahsedenlerin bana karşı yaptıkları görgüsüzlükleri yazmaya kalkacak olursam eminim hiç birinizin yüzüme bakabilmeye cesareti kalmaz.
Ben bana karşı yapılan hiç bir şeyi unutmam, sadece acısını çıkartmak için en uygun zamanını beklerim.
Hayatımdan bir sayfayı bile kopartıp atmaya kıyamazken günün birinde koskocaman defteri hiç acımadan gürül gürül yanmakta olan ateşe atmaktan çekinmeyeceğimi de fark ettim bu gece.


Benim hayatım kalabalıklar arasında bulunurken bile yapayalnız geçiyor, kısacası ben yalnızlığa alışkınım.
Bu yüzden de bazılarının varlıkları benim için çok fazlama da önemli değiller.


Ama insan söz vermese bile kendisini beklediğini bildiği birine gelemeyeceğini bir haber verse en azından ötekinin gönlünü almış olur.
Ben hayatta çok şeyi affederim, ama duygularımla oynanmasına ve aptal yerine konmama asla izin vermem.