Bu Blogda Ara

Sayfalar

20 Şubat 2020 Perşembe

Elektırik Sıkıntısı

Artıkım yeni modamız gece yarısı saatlerinde Boğaziçi Elektriğin kestiği Şehir Cereyanı.
Norminâl zaman zarfında olsa "He" der geçeriz ama her Gök Tanrı Tengri'nin gecesi dâhilinde üstelik de soğuk bir mekân olan ve bir türlü çevresindeki naylonları camla değiştirilemeyen bir mekânda üstelik de bilgisayarda bir işim olduğu sırada ayrıca zamanım da kısıtlıyken vukua avdet eylemesi vatandaşı çileden çıkartıyor.


Örnek olarak bu akşam Youtube'de güzel bir film bulmuşum ve izlerken en heyecanlı yerinde "Şah" diye eletriğin Boğaziçi Elektrik tarafından kesilmesi Cabası.
İmdı bana diyorlar ki neden bu kadar atarın giderin var?
Ben de size soruyorum ki bu kadar annesi hayat kadını olanları nasıl anlatabilirim?
Ben de rahmetli Can Yücel gibiyim, az kızarım ama kızdım mıydı da tam kızarım.
Zaten bende odaklanma sorunları var, üstelik keyfim de pek yerinde değil.
Kırk yılda bir de güzel bir film bulmuşum, yani imdı olacak şey mi bu?
Yorum sizlere ait sevgili okuyucularım.

17 Şubat 2020 Pazartesi

Dünya Kedi Günü

Ben yıllardan beridir söylüyorum ki dünya kedilerin hatrına dönmeye devam ediyor.
Belki farkında değilsinizdir ama kediler dünyanın kraliçeleridir.
Aslına bakarsanız insanların kedileri yoktur, kedilerin insanları vardır.
Kediler yaradılış gereği özgür ruhludurlar, eğer bir insana sokulmuşlarsa kendileri istediği için sokulmuşlardır, bu yüzden ne yaşayacağını bilmeden gelirler, onun için insanın kediye iyi davranması cennetini tehlikeye atmaması için şarttır.
Çünkü kediler köpekler kuşlar ve bilumum hayvan ve bitkiler Allah-u Te'âlâ'nın sessiz kullarıdır.
Birbirleriyle konuşabilirler ses çıkartabilirler ama biz insanlar anlayamayız söylediklerini.


Üç gün önce yazmıştım aslında Sevgililer Günü adı altındaki yazıyı.
Ancak ben gerçek sevgiyi bir karşı cins insanda değil kedilerde buldum.
Bu yıl da benim kedilerle olan arkadaşlığımın ve koruyuculuğumun onbeşinci yılı.


Bugüne kadar sayısız kedi resmi çekmişimdir ama Süreyya Pilâcı istasyonunun turnikesinde bekleyen geçiş görevlisi kediyi şimdilik tek geçerim.
Diyorum işte kedidir kedi, üstelik Yeşilçam'da bile bu replik mevcuttur.


Veya başka zamanlarda Ayrılıkçeşme'de bulunan dilek ve şikâyet kutusunun görevlisi bile olsa kedi her yerde kedidir.
Ben de kedilerin sesleri olmaya çalışacağım, kedileri korumak bir vatandaşlık ve kulluk görevidir.
Tabi diğer hayvanları da, ama iki ayaklıları değil herhâlde.
Bugün Dünya Kediler Günü.
Hey sen değişik!
Kapının önüne bir kap su koy, yanına da biraz mama koy.
Aç kalacağız yoksa sizin gibiler yüzünden.
Miyav!

14 Şubat 2020 Cuma

Sevgililer Günü

Ay inanmıyorum sevgili Gök Tanrım Tengri, yine ne yaptın ettin getirdin o uyuz olduğum bunalımlı günlerimi. Söylesene bana ey Tanrım ben sana ne yaptım ve ne günâh işledim?
Biliyorum merak ediyorsunuz ama söyleyeyim, İkibinyirmi yılında da tek başımayım. Üstelik bu yıl tek başıma olmaktan ziyadesiyle mutluyum.
Çünkü bana artık gına geldi çift olanların gözlerimize soktukları resimleri.
Tamam kardeşim anladık sevgiliniz var, nişanlısınız, evlisiniz, her akşam çiçek böcek pompa muhabbeti.
Ya biz ne yapalım yani ölelim mi?
Biraz medeniyet yahu.


Zaten bana markalardan ve ünlü mağazalardan gelen sevgililer günü bildirimleri iyice dellendiriyor, bir de insanlara he yok diyecek hâlimiz de yok.
Gerçekten sıradan olan böyle bir günü anlamlandırmak ne manaya geldiğini biri bana anlatsın. çünkü gerçekten bunu öğrenmeye ihtiyacım var.
Hayır yani bugün ben doğmadım, İstanbul bugün kurtulmadı, Zafer bugün kazanılmadı, Lozan bugün imzalanmadı, Cümhûriyet bugün ilân edilmedi, Çanakkâle'de bugün destan yazılmadı, Millet Meclisi bugün açılmadı, Atatürk Samsun'a bugün çıkmadı.
Alt tarafı sıradan olması gereken bir gün, dünya kutluyorsa kutluyor, bana ne yani?


Bugün alt tarafı sevgilimizle geçirilecek bir gün sonuçta, günün sonunda pompalama olması gerekebilecek türden alt tarafı bir yemek yummilenilecek.
Erkek milleti eve giderken Kadın milletine çiçek alacak, bu çiçeklerin en fazla satılanı da Gül olacak.
Tabi bir kadın bir gülle yetinir mi? Yetinmez, en azından bir çift ayakkabı olması da şart. Hadi ayakkabı olmadı, o zaman bir elbise, üstelik ikisi bir arada olursa şahane olur.


Tabi millet de sevgilisine nedense adıyla hitap etmez, bunlardan benim en uyuz olduğum ise "Aşkım" sözcüğüdür.
Yahu aşkın ömrü sadece üç yıl sürer, hâttâ çoğu zaman üç yılı bile bulmaz.
Üç yılcık sonra siyasetteki çoğalisyon gibi bir devre getirir: İlk başlarda Yan yana, zaman geçer Can cana, günü gelir Göt göte, üç yılın sonunda Git öte.


Buradaki günde iki kez doğruyu gösteren bozuk saatin 15:00 veya 3:00'ı saatte de bu tarz hitaplarla dolu.
Yahu sizin sevgilinizin hiç mi adı soyadı yok?
Bizim güzel ism-i şeriflerimize ne oldu?


Hadi ben size biraz iyilik yapayım da bazı basit ve fasit hediye önerilerinden bahsedeyim.
Şöyle üzerinde sevdiğiniz kişinin adının yazılı olduğu bir bardak.
Ama adı yazılacak, öyle günde iki kez doğruyu gösteren bozuk saatin üzerindeki sözcükler değil.


Şöyle güzel bir kâlpli koliye veya oyuncak ayı, ne de olsa kadınlar ayıları çok severler.
O kadar çok severler ki gerçek ayılara hakaret olabilecek kadar maço tipleri kendilerine sevgili olarak seçerler, gerçekten sevenleri ise terk ederler.
Çünkü günümüzde gerçekten sevmek çok geçmişlerde kaldı, sevgi tek başına karın doyurmuyor, üstelik sevgi tek başına pompayı işletmeye de yetmiyor.
Bu yüzden de Kadın milleti cebinde parası altında otomobili lüküs bir yerde evi sosyetik bir sahilde yazlığı olan ama iki lâfı bir araya getiremeyen Erkek milletine kendilerini ne kadar umursamasa bile kul köle olur, ama ahım şahım parası olmayan ve orta hâlli seven erkeği yerden yere vurur.
Bu arada kadının peşinden koştuğu erkek de başka kadınların peşinden koşmaya bakar, peşinden koşanı da görmez, görse de işine gelmez.
Kadın ise seven erkeği kullanılmış Selpak gibi bir çöp tenekesine fırlatır atar.
Üstelik fırlatıp atmakla da kalmaz, şöyle kallâvi bir tacizden dava da açar, her türlü haltı kendisi yediği hâlde mağduru o kadar güzel oynar ki dışarıdan bakan ilgisiz biri kadının hâline acır.
Acıdığı için de kadını haklı bulur, mahkeme de görenler de duyanlar da.


Oysa sevgi ve aşk dünyada özel duygulardır, hiçbir zaman irdelenmemesi gereken ve zorlanmaması gereken.
Bu yüzden tek güne sığdırılamaz, hani Üçyüzaltmışdört gün beni sevme ama bir gün beni sev.
Bir insan bir başkasını elbette sever, sevdikçe sayar ve gün gelir sağlam bir birlik olur, birlikten de kuvvet doğar, kuvvet de evliliği getirir.
Kısacası sevgililik gerçekten zor zanaat.


Sevgili Yıldız Ablamız (Tilbe) kısacık bir şarkıyla vaziyet-i umumiyeyi çok ama çok güzel özetlemiş.
Dinlemesi bedava, üstelik en sevdiğim şarkısı.

13 Şubat 2020 Perşembe

Dünya Radio Günü

Hayatta hiçbir zaman her şeyi bildiğini iddia etmeyeceksin, çünkü her gün yeni bir şey öğreniyorsun.
Bugün de dolanırken baktım ki Dünya Radio Günü'ymüş şansımıza.
Radyo deyip geçmeyin ve burun da kıvırmayın, çünkü radyo aslında olmazsa olmazlardandır.
Türkiye'de de her ne kadar artıkım radyoların tedâvülden kaldırıldığı söylenmekteyse dâhi radyosuz bir hayat düşünülemez.


Hayatımızda her zaman önemli bir yer olmuştur.
Zaman geldi "Arkası Yarın" adı altında "Radyo Tiyatrosu", zaman geldi "İstekler" altında "Müzik Eğlence" programı, zaman geldi "Yurttan Sesler" arkasından "Haberler", bizleri bilgilendirdi.
Bir zamanlar televizyon yokken millet radyonun başında ya fotbolu beklerdi, ya da arkası yarın.
Günümüzde televizyondaki dizilerin etkisi neydiyse "Arkası Yarın" da o zamanların en büyük eğlencesiydi.


Kimileri evlerinde dentellerle kaplardı radyo alıcılarını, kimileri de at arabalarının yanlarında çalarlardı.
Hele tomofilerin içlerinde radyo eklendi miydi yolculukların keyiflerine doyum olmazdı.
Gün geldi Trt'nin yanında birçok özel radyo da yayın hayatına başladı.
Artık bizim İnokta Basınımız sesini duyurabilecek bir mecra daha bulmuştu, ancak birkaç ay sonra yukarıdan gelen ve demiri kesen emir mikrofonları sessizliğe gömmüştü.
Ta ki ilk genel seçimlere kadar.


Özel radyolar ikinci kez geldiklerinde bir geldiler pir geldiler.
İçlerinden birkaçı geçen zaman zarfında gerçekten kâliteli yayınları sayesinde zirveye yükseldi, bir kısmı da geçen zaman zarfında silindi gitti.
Gel zaman git zaman radyolar uyduyla da evlerimize işyerlerimize askeri kazinolarımıza girdiler, öyle ki ilk zamanlar görüntüde televizyonun kendisi seste de aynı televizyona bağlı olan radyonun sesi çıktı ilk zamanlar.
Ben burada teker teker ism-i şeriflerini yazmayacağım ama siz onların hangi radyolar olduklarını biliyorsunuzdur, çünkü dinliyorsunuzdur mutlaka.
Yukarıda da bir radyo yayın odasının görselini izlemektesiniz.


Ne olursa olsun dünyamız radyolarla çok güzel.
Yeri geldiğinde birçok kişiye birçok bilgiyi ulaştıran, yollardaki seyr-ü seferin sıkışık hâllerini anlatan, can sıkıntısında bir şarkıyla hâlet-i ruhiyemizi düzelten, spor karşılaşmaları sayesinde adrenâlinlerimizi azami seviyeye çıkartan, yolda yürürken kulaklıkla dinlediğimiz şarkılar sayesinde hızımızı ölçen birer sihirli dünyadır radyolar.
İşbu vesile-i şerifle bütün radyo çalışanlarının ve sahiplerinin başta olmak üzere bütün dünya vatandaşlarının Dünya Radyo Günü'nü kutlar sağlıklı nice uzun yıllar Allah-u Te'âlâ'nın bizlerin başından eksik etmemesini niyaz ederim.

10 Şubat 2020 Pazartesi

Paşabahçe Vaporumuz Kurtuluyor - Mu Acaba?

Uzun zamandan beridir böyle güzel gelişmelerden mahrumduk.
Gündemi takip edenler daha doğrusu İstanbul'da yaşayanlar her ne kadar bu sabah zamlı ulaşımla güne başladılarsa dâhi Öğle vakti gelişmelerinden birinde yıllardan beridir Beykoz Belediyesi'nin önünde çürümeye bırakılan hâttâ bir aralar batırılacağı bile söylenen Şehir Hatları'nın Amirâl Gemisi olan Paşabahçe Vaporumuz iki adet romörkör eşliğinde Hâliç Tershânesi'ne doğru yola çıktığını müjdelemek istiyor ben.


Aslında müjde mi desem yoksa son çırpınışlar mı desem pek de bilemiyor ben?
Çünkü geminin alt bölümü en az dokuz yıldan beridir beklediği yerde ziyadesiyle çürüdü.
Öyle ki ben bir gün gördüğümde gerçi üst bölümü biraz bir şeye benziyordu ama geçen zaman içerisinde Facebok sayesinde alttaki paslanma görünür yerlerine kadar sıçramıştı.
Atalarımız boşuna işleyen demirin ışıldadığından bahseden sözü söylememişlerdir.


Buradaki resim bendenize aittir, 12 Haziran 2011 tarihli.
O zamanlar henüz yeni yeni Beykoz Belediyesi'nin önündeki iskeleye getirilmişti, nikâh salonu ya da bir kültür merkezine dönüşeceğine dair duyumlar vardı.
Ancak o günü bir yolunu bulup bekçinin de gönlünü alarak içerisine girdiğimde motorlarının bile söküldüğünü ve bir kayıktan farkı olmadığını görmüştüm.


Bu uzun hastalık döneminde arkasına "Hollykoz" diye bir de tabelâ da asılmıştı, alııntıladığım işbu resm-i şerifte de temaşa edilebileceğiniz gibi yağmura kara güneşe karşı böyle bekleyen Amirâlimiz bir ucubeye dönüşmüştü.
Gerçi en hilkat garibesi olan Adem Yavuz olmuştu ama onun konusu başka bir yazımda mevcut.


Ben bundan sonra kötü görünümleri bir kenara bırakarak gelecekteki güzel günlerin hayaliyle bugüne geri dönmeliyim, çünkü pancar motora atlayıp kocaman dalgaları yarmam ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü altında gerçekleri anlamam gerek.
Uzakta da kalsa artık bir kayıktan farkı olmadığını ve mavna gibi götürülüşünün bir resmini Facebok'tan almışımdır.


Haydi gel benimle dünyayı gezelim seninle misâli Arnavutköy civarında görülmekte işte.
Biraz sonra da Kabataş iskelesine yanaştırılacak, tıpkı bir zamanlar Adaya gitmek için yolcu alacakmış gibi.


İşte geldik Kabataş'a ve gece köprülerin açılma saatini beklemeye başladık.


Yıllarca seferdeyken kendisine yarenlik eden Martılar bile kameraya yakalanmışlar. Ancak pek de umurlarında değil gibi bir poz olmuş bu.
İsterdim ki bu anda orada ben olsaydım da bu resimleri bir de ben çekebilseydim.


İstanbul'da yaşayanların mâlumudur ki artık Pazartesi'yi Salı'ya bağlayan geceler hem Galata hem de Atatürk Köprüleri açılır ve Hâliç'e büyük gemiler girip çıkabilirler.
Ben neden böyle paylaştım?
Konu dağılmasın diye ve belki de sonradan ekleme sayesinde.
Aslında yazı daha sonraki bir zamanda yazıldı ve sizlere biraz gecikmeyle de olsa buluşuyor.
İşte yıllardır çürümeye terk edilen ve bir bakıma çok şiddetli Lodos günlerinde bile gerek Adanın gerekse Yalova'nın ulaşımında sağladığı olağanüstü katkıları unutulan veya unutturulan Amirâl Gemimiz sonunda Hâliç Tershânesine girdi.
Bundan sonra kendisini çok zorlu bir süreç bekliyor, çünkü alt kısımdan itibaren çok kapsamlı bir yenilemeye tabi tutulacak.
Madem bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarihe ve anılara sahip çıkmayı diledi, bize de gelişmeleri gerek kendimiz gerekse alıntı resimlerle sizlerle paylaşmak görevimiz olmalı.
Ben buradan bu resm-i şerifleri çeken ve Facebok'taki çeşitli gruplarda paylaşan tüm herkese teşekkür ederim ve haklarını helâl etmelerini dilerim.


İmdı bilinmeyene gidiyorsun ama inşatanrı geri döndüğün günü de görmek nâsip olmasını dilerim, tıpkı bir gün Kadıköy'e gelirken çektiğim resimdeki gibi.
Tamir masrafını bu sabah gelen zamlar sayesinde karşılarız, çünkü azbuz değil Akbillere Dokuzyüzbin Eski Türk Lirası veya günümüzün değeriyle Doksan Türk Kuruşucuk farkla elbette çıkacaktır.


Aradan oniki yıla yakın zaman geçmiş bu resmi çekeli, dönüşünü kutlamak da kısmet olsun istiyorum.

Şehir Hatları Yeni Ücretler

Bugün zamlı bir güne uyandık. İett zam yaptı ya, artık vaporlar da zamlandı.
Bu yazımızın konusu ise olmazsa olmazımız olan deniz ulaşımının yeni ücretlerini paylaşacak ben sizlerle.
Ne yazık ki Vaporlar başkaca bir tarife üzerinden ücretlendirilmekte olduğundan kafanızın fazlama karışmaması için ayrı bir yazı konusu yapmam gerekti.


İmdı avdet edelim yeni ücretlerin açıklamalarına.
Şehir Hatları'nın uyguladığı ücret tarifesinin aynısı Dentur Avrasya ve Turyol Mopurları için de geçerli olduğunu hatırlatmak isterim.
Yeni ücret tarifesine göre merkezde bulunan Beşiktaş - Kadıköy, Eminönü - Kadıköy, Karayköy - Kadıköy ve Dentur Avrasya'ya peşkeş çekilen Kabataş - Kadıköy ve Beşiktaş - Kadıköy hatlarında
Tam : 4.00, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.70
Eminönü - Üsküdar hattında
Tam : 3.65, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.70
Karayköy - Bostancı hattında
Tam : 5.50, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.70
Ortaköy - Üsküdar, Eminönü - Rumeli Kavağı, Üsküdar - Anadolu Kavağı, Üsküdar - Karayköy - Eyüp, Dentur Avrasya'ya peşkeş çekilen Kabataş - Üsküdar ve Beşiktaş - Üsküdar hatlarında
Tam : 3.50, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.70


Aktarma ücretleri de İett'den farklı.
Birinci Aktarma
Tam : 2.80, İndirimli : 1.50, Öğrenci : 0.75
İkinci Aktarma
Tam : 2.30, İndirimli : 1.15, Öğrenci : 0.70
Üçüncü Dördüncü ve Beşinci Aktarmalar (Her biri için ayrı ayrı)
Tam : 2.00, İndirimli : 0.75, Öğrenci : 0.60


Buradan Ada hatlarına geçelim, Ada hatlarında Aktarma geçerli değil ama.
Tam : 10.00, İndirimli : 7.00, Öğrenci : 5.00
Eğer Adakartınız varsa ücretler biraz daha düşüyor.
Tam : 6.00, Aktarma : 3.75
Adakart'ta indirimli ve öğrenci tarifesi geçerli değil.
Adakart hakkındaki bilgiler de bu yazımda olacak.


İstinye - Çubuklu Arabalı Vapor hattındaki ücretler de bunlar.
Yolcu olarak Tam : 3.50, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.70
Motorsiklet : 7.00
Otomobil : 14.00
Jeep : 19.00
Minibüs ve Midibüs : 21.00
Yük Araçları : 28.00
Araç içindeki sürücü haricindeki yolcular : 3.50
Tüm hatlarda bisikletler yolcuyla birlikte ücretsiz taşınır.


Eminönü - Kavaklar Özel Gezi seferleri Gidiş - Dönüş
Tam : 25.00, oniki yaşından küçükler : 12.50, altı yaşından küçükler : Ücretsiz
Eminönü - Kavaklar Özel Gezi seferleri sadece Gidiş
Tam : 15.00, oniki yaşından küçükler : 6.00, altı yaşından küçükler : Ücretsiz
Eminönü - Üsküdar - Ortaköy kalkışlı Kısa Boğaz Turu
Tam : 12.00, oniki yaşından küçükler : 6.00, altı yaşından küçükler : Ücretsiz
Bostancı - Kadıköy - Eminönü - Üsküdar - Beşiktaş kalkışlı Mehtap Turu
Tam : 20.00, altı yaşından küçükler : Ücretsiz

Adakart


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Adalar ilçesinde oturmakta veya çalışmakta olan vatandaşlarımızın İstanbul ile bağlantısında bir nevi indirim hakkı sağlayan bir uygulaması sonucu geçtiğimiz yıllarda uygulamaya soktu.

Adakart için öncelikli şart Kınalıada Burgazada Heybeliada veya Büyükada'da ikâmet etmek veya işyerinizin olması ya da oradaki işyerinde çalışıyor olmanız.
İkâmetgâh senedi, isme kayıtlı fatura, sigorta kaydı, vergi levhâsı gibi belgeleriniz varsa bu karta sahip olabilirsiniz.
Önce Denizcilik Bankası Büyükada Şubesinde bulunan ETDS Kodu 96100 olan "Adalar Arası Dolaşım Kartı" adlı hesaba Seksen Türk Lirası yatırılacak. Bu ücret bir yıllık kart bedeli. Havale de olsa havale ücreti yok.
Makbuzun arkasına adınız soyadınız ve TC numaranızı yazmanız menfaatiniz icabıdır.
Sonra Büyükada veya Bostancı iskelelerindeki amirliklere makbuzu ve adada işiniz olduğunu kanıtlayan belgeleri teslim ediyorsunuz.
Onlar da size Adakart Uygunluk Başvuru Formunu ve Belbim Başvuru Formunu verecekler.
Siz de Belbim Başvuru formuna son altı ay içinde çekilmiş bir vesikalık resminizi yapıştırıyorsunuz ama zımba kullanmıyorsunuz.
Sonra da Büyükada Beyaz Masa, Bostancı Belbim Mobil, Kadıköy Rıhtım veya Karayköy Belbim'den On Türk Lirası karşılığında kartınızı teslim alabilirsiniz.
Bu kartın geçerlilik süresi teslim alındıktan sonra bir yıl. Ertesi yıl güncelleme gerekiyor.

Metrobüs Yeni Ücretler

İki önceki yazımda İett Otobüslerine yapılan yeni zam sonrasındaki ücretleri paylaşmıştı ben.
Bu yazımda da farklı tarife olduğu için Metrobüs ücretleri konu olacak.
Ne de olsa Metrobüs biraz fazla ücrete sahip bir düzen.
Tek tek duraklardaki giriş çıkış ücretlerini yazamayacağım ama gidilen durak sayısına göre çıkışta iade edilen ücret farklarını ve Akbil'den çekilen ücretleri bulabilirsiniz yazımın içinde.
Huzurlarınızda Metrobüs Ücret Tarifesi:


İlk girişte Akbilden veya karışıklık olmasın İstanbulkart'tan çeken
Tam : 5.20, İndirimli : 2.85, Öğrenci : 1.70
Bir Durak
Tam : 2.50, İndirimli : 1.55, Öğrenci : 1.10
İki Durak
Tam : 3.00, İndirimli : 1.85, Öğrenci : 1.20
Üç Durak
Tam : 3.50, İndirimli : 2.15, Öğrenci : 1.40
Üçüncü Duraktan Dokuzuncu Durağa kadar
Tam : 4.00, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.60
Onuncu Duraktan Onbeşinci Durağa kadar
Tam : 4.60, İndirimli : 2.55, Öğrenci : 1.70
Onaltıncı Duraktan Yirmibirinci Durağa kadar
Tam : 4.60, İndirimli : 2.70, Öğrenci : 1.70
Yirmiikinci Duraktan Yirmiyedinci Durağa kadar
Tam : 4.75, İndirimli : 2.70, Öğrenci : 1.70
Yirmisekizinci Duraktan Otuzüçüncü Durağa kadar
Tam : 4.85, İndirimli : 2.85, Öğrenci : 1.70
Otuzdördüncü Duraktan sonrası
Tam : 5.20, İndirimli : 2.85, Öğrenci : 1.70
Çıkışta ücret farklarınızın Akbilinize iade edilebilmesi için turnikeden çıkınca kartlarınızı iade makinelerine okutmanız gerekir.
Ayrıca Birgeç ve diğer Elektronik biletler de geçerlidir, bir biniş hakkınızı götürür, ancak iadesi yoktur.


Metrobüs aktarma almaz, ancak aktarma verir ve Metrobüsten sonra Metro ve Otobüslerde geçerli olan aktarma tarifesi aynen geçerlidir.
Birinci Aktarma:
Tam : 2.50, İndirimli : 1.50, Öğrenci : 0.75
İkinci Aktarma:
Tam : 1.90, İndirimli : 1.15, Öğrenci : 0.70
Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Aktarmalar (Her aktarma için ayrı ayrı):
Tam : 1.20, İndirimli : 0.75, Öğrenci : 0.60


Önemli Hatırlatma:
Metrobüsteki kademeli ücretleri ilk binişinize göre geceleri 1:00 ilâ 6:00 arasında geçerli değildir, yani çıkışta okutacağınız Akbillerinize iade etmez.
Yani saatler 24:59'a kadar basarsanız çıkışta iade alabilirsiniz ancak 1:00 oldu muydu iade vermiyor.
Ayrıca bazı duraklar geceleri turnikeler devre dışı olduğu için ancak otobüs gelince kartınızı ön kapıdan basmanız gerekmekte.
Bundan önceki tarifeye yine arşivimden erişebilirsiniz.
Yeni ücretler hepimize hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.

İett Zammı

Bu sabahtan itibaren İett biraz kallavi sayılabilecek bir zam yaptı otobüs binme ücretlerine.
Aslına bakarsanız bu kallaviliğin sebebi biraz da uzun zamandan beridir gelmeyen zamların sayesinde.
Hani atalarımız eski bir sözlerinde derler ya yazın yenilen hurmalar kışın insanın kıçını tırmalar misâli.
Tabi İett sayesinde Şehir Hatları ve Metro İstanbul da zamlandı, ancak biz bunların hepsini tek başlıkta biriktirdik.
Deniz'deki Marmaray'daki ve Metrobüs'teki ulaşım zammı farklı ücretler nedeniyle ayrı bir yazı konusu olacak.
Bu arada konu değil ama Marmaray da aktarma dâhiline alındı.



İmdı avdet edelim açıklamaya:
Akbil ile ya da değişen şekliyle karışıklık olmasın İstanbulkart ile ilk biniş ücretleri:
Tam : 3.50, İndirimli : 2.50, Öğrenci : 1.75.
Metrobüs'ten Marmaray'dan Deniz'den Metro'dan ve Otobüsten ilk binişten itibaren Metro ve Otobüse binişte iki saat içinde geçerli Aktarma Ücretleri:
Birinci Aktarma:
Tam : 2.50, İndirimli : 1.50, Öğrenci : 0.75
İkinci Aktarma:
Tam : 1.90, İndirimli : 1.15, Öğrenci : 0.70
Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Aktarmalar (Her aktarma için ayrı ayrı):
Tam : 1.20, İndirimli : 0.75, Öğrenci : 0.60

Aylık Mavi Kart ücretleri:
Tam (180 Geçiş) : 275.00, İndirimli (200 Geçiş) : 170.00, Öğrenci (200 Geçiş) : 50.00
Sınırlı kullanımlı Elektronik Biletler:
Birgeç : 7.00, İkigeç : 11.00, Üçgeç : 15.00, Beşgeç : 23.00, Ongeç : 40.00
Mavi Kart ve sınırlı kullanımlı biletlerde aktarma ve indirimli tarife geçerli değildir.


Sözcü Gazetesi de böyle bir tablo hazırlamış bizler için.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yaptığı açıklamada mevcut tarifenin ücretlerine uygulamanın başladığı 1 Temmuz 2017 gününden beri gelen mâliyet artışlarının yüzde kırküç artması yüzünden ve bu sürede herhangi bir zammın yapılmaması üzerine aslında mâliyetin de altında olmak üzere yüzde otuzbeş civarında zam yapıldığı bildirilmiştir.


Bundan önceki tarifeye arşivimden erişebilirsiniz.
Yeni ücretler hepimize hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.

4 Şubat 2020 Salı

Şengen Vizesi Zammı

Dünyada bir zam furyası tam gaz devam ediyor. Ama bizim haftalıklarımıza zam yok, ne yapacağız bu vaziyet-i fakr-u zaruret meselesini?
Bizim yıllardan beridir üye olmak için kapısında bekletildiğimiz ama yaşanılanlardan sonra kendimizi hiç kandırmadan söyleyeyim hiçbir zaman içeriye alınmayacağımız Şengen Vizesi onlar için sadece bir çerez parası sayılan Yirmi Euro'cuk kadar zamlandı bu yıl.
Yani artık Şengen'e gidebilmek için Altmış Euro yerine dünden geçerli olmak üzere Seksen Euro ödemeye başlayacağız, üstelik kesin onaylanacak diye bir garantisi de yok.
İşin bu kısmı hadi bir şey değil ama onaylanmayan bir vizeye Seksen Euro'cuk ya da Beşyüzyirmisekiz Türk Lirasıcık ödemek de ekomoniyi olumsuz olarak etkiliyor.


Kaldı ki Şengen için doğrudan ülkelere ödeme yapılmıyor, adamlar işi aracı firmalara devretmişler ve aracı firmalar taş mı yesin mantığını güdüyorlar. E ne de olsa biz öncelikle Almanya'dan bu keferelere Türk'ün gücünü ispatladık zamanında, neden imdı hayıflanıyoruz ki?
Bu arada söyleyeyim altı yaşına kadar olan çocuklar vize almaya mecbur ama onlara vize ücreti tahakkuk ettirilmemekte, oniki yaşına kadar olan afacanlar ise Kırk Euro vize ücretine tabiler.
Lâkin bahsettiğim zam haberinden sonra güzel bir gelişme de yaşandı, meclis üye ülkelere onsekiz yaşına kadar olan çocuklar afacanlar ve ergenler için vize ücretlerinden feragat etme hakkı tanıdı ancak tavsiye niteliğindeki işbu karar mecburi değil çünkü kanunlaşmadı.
Yazımın aşağısında değişen bazı kolaylıklar olacak, ancak vize için istenen annelerimizin nikâhı adlı belge listesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığını da söylemeliyim.


Şengen vizesinde en önemli değişikliklerden biri çok girişli vizelerle ilgili oldu. Kurallar gereği vize geçmişi müspet olan ve sık sık seyahat edip herhangi bir kural ihlâlinde bulunmayan şahıslara kademeli olarak artan bir biçimde uzun kalma süreli ve çok girişli vize verilecek.
Uzun süreli vizeler bir yıldan başlayacak ve en fazla beş yıl geçerli olacak.


Eskiden vize için seyahâtin başlamasına en fazla üç ay kalaya kadar başvurabiliyorken bu değişiklikle bu süre altı aya çıktı.
Vize tâleplerine cevap verme süresinde ise herhangi bir değişiklik yok, en geç onbeş gün içerisinde müspet veya menfi cevap vermek zorundalar.
Şengen'in birden fazla ülkesini ziyaret edecek şahıslar seyahâtleri boyunca en fazla zamanı geçirecekleri ülkenin konsolosluğundan başvuracaklar. Eğer ülkelerde geçirilecek süre eşitse ilk girilen ülkenin konsolosluğu bizleri bekliyor.
Aslında konsolosluk değil de aracı kurumlar bizleri bekliyorlar.
Çünkü eğer parmak izi alınması gerekiyorsa konsolosluğa şahsen başvurulmasını gerektiriyor, artık her şey elektronik ortamdan yapılmaya çalışılacak.


Şengen'deki yeni vize kuralları Avrupa'da kalma hakkı olmayan kişilerin vatandaşı olduğu ülkenin geri kabûl süreci sırasında sergileyeceği tutuma göre değişiklik gösteriyor.
İşbirliği konusunda sorun çıkartan ülkelerin vatandaşlarına daha zor vize verilecek, süre kısıtlaması devreye sokulacak, yani eski tantanalar devam edecek.


İşbu vizeyi alabilmek için Şengen'in istediği belgelerde hiçbir değişikliğe gidilmedi, ayrıca sağlık sigortası uygulaması da devam edecek.
Yeri gelmişken kısaca belgeleri genel olarak özetleyeyim:

Pasaport, en az altı aylık geçerlilik süresi olmalı.
Vize Başvuru Formu, okunaklı ve doğru yazılmış olmalı.
Seyahâtin Amacını Anlatan Dilekçe
Tapu Fotokopisi
Araç Ruhsatı Fotokopisi
Banka Hesap Cüzdanı Fotokopisi
Vergi Levhası Fotokopisi
Sigorta Kaydı Fotokopisi
İmza Beyannamesi Fotokopisi
Nüfus Kayıt Örneği
İkâmetgâh Senedi
Uçak Bileti ve Hotelde Kalış Belgesi Fotokopisi

Konsolosluk bu belgelerin aslını da görmek isteyebilir, fotokopiler ise konsoloslukta kalacak.

1 Şubat 2020 Cumartesi

Belgesellerden Anılar

Bazı akşamlar gittiğim mekânda sabaha karşı izlediğim belgeseller bendenizi işbu mevzuat-ı umumiye hakkında bazı araştırmalara yöneltti.
Hepimizin mâlum-u âliniz Türkiye Cümhûriyeti sınırları dâhilinde karikâtürler inanılmaz nesne-i şerifler anlatırlar, ancak bunların dilinde yazılan yazıları herkes okuyabilme, okuduysa da anlayabilme yeteneğine sahip değildir.
Yine hepimizce mâlum olan ve bizim zamanımızda ilkokulda şimdiki zamane gençliğin ortaokul veya lisede hep birlikte öğrendiğimiz mâlumatfuruşa göre ormanlarda yaşayan hayvanlar her zaman birbirleriyle avlanırlar, ancak onların dünyası bizim dünyamızdan çok ama çok farklı olduğunu da öğrenmek gerek.
Bu arada hatırlatayım ki dünya üzerinde daha gerçek olup olmayacağı tartışma konusuyken bile bir robotun duygusal zekâyla donatılmasının ne gibi sonuçlara yol açabileceği konusunda film yapabilmeyi başarmış bir Yeşilçam'a sahibiz, hani bir Türk'e bir işin inkânının olmadığını söyle ve kenara çekilip olacakları izle gibi kocaman tankın karşısında aslanlar gibi durabilen ve o duruşuyla o tankı durdurabilen bir irademiz mevcuttur bizde.
Ben kafanızı bulandırmadan başlıyorum yeniden yazıma konu olan resimlere.


Ah şu kadınlar, aslan bile olsalar kadın her zaman kadındır.
Bir türküde bile biz erkeklerin günâhının siz kızlardan sorulacağı söylenir.
Buna rağmen erkeklerin kılıbık olduklarından bahsederler, oysa kadın erkeğe yaklaşma şansı vermezse biz erkeklerin yapacağı her hamle ters teper Tanrı korusun.


Bizim karikâtürcülere göre aslında orman hâlkı dosttur arkadaştır, sadece belgeselciler geldiklerinde insanlara kendilerinin yırtıcı olduklarını göstermek için şakacıktan birbirlerine saldırırlar.


Bazen dost görünümlü insanlar bizleri sadece kandırmakta ve bizim açıklarımızı kollamakla meşgûller, zaten bir atasözü bizim düşmanlardan değil de dostlarımızdan korkmamız gerektiğini söyler.
Buna rağmen hiç dertleşmeyecek miyiz? Gerekirse dertleşmeyeceğiz, tüm sıkıntılarımızı içlerimize atacağız, patlarsak da bundan patlarız.


İkili ilişkilerde de genelde kendi kusurlarımızı ve fazlalıklarımızı görmez de karşımızdakinin eksikliğini görürüz, daha doğrusu yaşadıklarımız bize böyle algılatır hayatlarımızı.
Sorun ise sende değil bendeymiş, ben daha iyisine lâyıkmışım. Hangi kitaptan ezber bu?
Örneğin kirpinin üstündeki dikenlerden atlarda yoktur ya da başka hayvanlarda yoktur, bildiğim kadarıyla gülde vardır ama gülün dikenleri kirpinin derisine karşı daha güçlüdür.
Sarmaşıklardaki dikenler ise kirpinin dikenlerine hiçbir sur'ette mukavemet edemezler.


Avlanma faslı aslında doğar doğmaz hayata karşı mücadeleyle içgüdüsel olarak başlar, eceliyle Hakk'ın rahmetine kavuşuncaya veya bir başka acıkmış olan hayvana av olana kadar devam eder.
İnsan da oyun çağından çıkıp da okul çağına gelince mücadeleye başlar, ama insanın mücadelesini barış ve bilim ile de ilerletebilse bile bazıları kavga ve savaşı ve de adam öldürmeyi öğrenir.
Bu yolda devam etmekte ısrar eden şahıs ise günün birinde yakayı ele verir.


Dün akşam aslında güzel ve beni benden alan bir belgeselde Piton Yılanı çeşitli hayvanları mideye indiriyordu. Hele o tavuklar kümeslerine baskına gelen yılan karşısında hiçbir şey yapmadan gıt gıt gıdaklamaları resmen tavuk milletinin aptallığına sevk etti beni.
Demek bu belgesel bir karikâtürcümüz tarafından da izlenmiş ki av olan farenin aklına tam mideye indirilirken sıçının geldiğini söylemeyi akıl ettirmiş.
Çıkan sonucu da görmektesiniz.


Ya da başka bir açıdan bakalım biz işbu hayat-ı vahşiye.
Sizler hiç keçileri bilir misiniz sevgililer?
Keçiler aşırı derecede inatçı ve intikamcıdırlar, öyle ki miyav diyen bir aslan eğer keçi avlamışsa yerken iki katı dikkât etmesi gerek, çünkü arkadan bir büyüğü gelip aslanı avlayabilir.


Ancak bütün hayvan milleti keçiler kadar şanslı olamıyor ne yazık ki.
Örneğin aslanın biri bir ceylanı mideye indirirse ve o ceylanın yavrusu annesini aramaya çıkarsa aslında gerçekte başına gelecek olan belli ama karikâtürcülerin kitabında aslanın midesi bulanıveriyor.
Ne yazık ki dünya bizim bildiğimiz ve de hayal ettiğimiz tozpembe bir yer değil, ormanın ortasında bütün canlılar diğer canlılara karşı amansız bir savaş içinde.
Üstelik bu geçenlerde Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan bir soğuk savaş da değil.
Günümüzde her ne kadar insanlar birbiriyle sıcak savaşa gimemişlerse de hayvanlara ve doğaya karşı açtıkları savaşta inanılmaz bir tahribatın sorumlusu olarak Yüce Divan'a hesap verecekler.



Bu amansız savaştan geriye ne mi kaldı?
Timsahın annesi çanta babası da ayakkabı olmuş, insanların hizmetine ve kullanımlarına sunulmuş.