Bu Blogda Ara

14 Ekim 2026

Bardaktan Boşanan Yağmur

Şehr-İstanbul’da bazı akşamlar gökyüzü bütün gün biriktirdiği ne varsa bir anda yeryüzüne bırakır.
Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur güneşin ufukta kaybolduğu saatlerde şehri koyu bulutların, ıslak kaldırımların ve titrek ışıkların arasına saklar.
Üsküdar tepelerinden Sarayburnu’ya bakarken Boğaz’ın üzerinde çoğalan yağmur halkaları Kız Kulesi’nin siluetini ve uzaktaki tarihî yapıların ihtişamını bambaşka bir manzaraya dönüştürür.
İstanbul sanki kendi hikâyesini anlatmak için gökyüzünün gözyaşlarına ihtiyaç duymuştur.


Yağmurun altında Aya Sofya ve Sultan Ahmet Cami-i Şerifinin kubbeleri ve Topkapı Sarayı’nın tarihî silueti ve tabi Galata Kulesi’nin vakur duruşu akşamın kızıllığıyla birleşen gri bulutların ardında belirir.
Hemen de ekleyelim ki Bayazıd Kulesi'nin ışığı bugün Yeşili gösterir.
Vapur düdükleri yağmurun uğultusuna karışırken Boğaz’ın suları kıyıların ışıklarını binlerce parçaya bölerek taşır.
Böyle anlarda İstanbul yalnızca bir şehir değildir, geçmişin hüznün ve güzelliğin aynı gökyüzü altında buluştuğu kocaman bir hatıradır.
Ve yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın bu şehrin büyüsünü silemez.


Belki de Şehr-İstanbul’un yağmurla yıkanan bu akşamında insan hayatın telâşını bir kenara bırakıp yalnızca manzarayı seyretmek ister.
Çünkü bazı güzellikler Güneşin altında değil de Bulutların gölgesinde ve Yağmurun sesinde saklıdır.
İstanbul ise her damlada geçmişten bir hikâye fısıldamağa devam eder.
Şaka bir yana bu akşam şiddetli bir Yağmur yağıyor, ilk defa da Yapay Zekâ hem resimlerde hem de yazılarda bana böyle bir şekil yardımcı oluyor.
Bugünkü okuduklarınız Chat Gepete'nin yardımlarıyla kâleme alındı ve resimleri de yine Chat Gepete çizdi, olası yanlışlık için özür dileriz.

06 Ekim 2026

Evlenmekten Korku Olmaz

Düğün günü "Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım" diyerek evlenmekten vazgeçen erkeğe Yargıtay’dan dikkat çeken karar:
Erkek düğün günü kadını telefonla arayarak evlenmekten vazgeçtiğini ve düğüne gelmeyeceğini söyledi.


Yargıtay da bu davranışın kadının kişilik haklarını ihlâl ettiğine hükmetti.
Kadının manevi tazminat tâlebinin reddedilmesine ilişkin yerel mahkemenin verdiği karar bozuldu ve hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminat ödenmesi gerektiğine karar verildi.

Patso'dan Kâr

Patso adı verilen gıda Ekmek arası kızarmış Patatesten ibarettir.
Mâlzeme mâliyeti sadece Yirmiüçmilyonbeşyüzbin Türk Lirasıcık olarak hesaplanan güzel bir yummimiz olan Patso bazı büfelerde Üçyüüzkırkmilyon Türk Lirasıcık ücrete kadar satılıyor.


Mâlzemeler ve ücretleri ortalama olarak şöyle:
Sandviç ekmeği : Beşmilyon Türk Lirası
Yüzelli gram Patates : Onüçmilyonbeşyüzbin Türk Lirası
Ayçiçek yağı : İkimilyon Türk Lirası
Ketçap & Mayonez & Tuz : Üçmilyon Türk Lirası


Mâlzeme mâliyeti ile satış ücreti arasında tam olarak Ondörtbuçuk kat fark bulunuyor.
Böyle bir kâr varsa bol bol Patso satalım.

Rusya Bizden Kedi İstemiş

Yüzüç yıllık bir gazete arşivinden ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı:
Rusya fare istilâsıyla mücadele etmek için Anadolu'dan Onbin adet kedi almak istemiş.
 
 
Dokuz Ağustos Bindokuzyüzyirmiüç tarihli Varlık Gazetesi’nde yer alan işbu habere göre kedilerin başta Erzurum olmak üzere Kars ve Sarıkamış vilâyetleri çevresinden temin edilmesi planlanmış.
Hâmiş : O tarihte Türkçe günümüz yazısıyla değil Arap hârfleriyle yazılırdı. 

Yapay Zekâlı İstanbul

Son zamanlarda gerek Facebok'ta gerekse diğer yerlerde Chat Gepete ve Gemini'nin ürettikleri İstanbul Resimleri dolanmakta.
İsbu resimler belki gün gelecek gerçek organik resimlerin yerini alacak, çünkü gerçek resimlerin çekildiği günleri dünya gözleriyle görenlerin sayısı "Yaradılış Kuralları Gereği" gün geçtikçe azalıyor.
Dahası burada paylaştığımız resimleri gerçek İstanbul resmi sanan bazı Facebok kitlesi bile mevcut, imdı başlıyoruz resimleri incelemeğe.
 

Bugünkü gezimize Galata Köprüsünden başlıyoruz, yanımza yaklaşmış bir vaporda tıklım tıklım dolu vaziyette yolcular var.
Sözüm ona üzerine şarkı yazılmış olan Paşabahçe vaporumuzu resmetmeğe çalışmış ama ne kadar başarılı olduğunu siz de görmektesiniz.
Bu arada Ada Vaporları her zaman böyle tıklım tıklım dolu olduğu bir gerçektir, Yazın da Kışın da nev-i şahsına münhasır kalabalık Adalara gezmmeğe giderler.


İstanbul'un altında belki Yüzellibir yıllık bir tarih olabilir ama ama biz gerçeğini biliyoruz, bunu canlandırmak için Yapay Zekâ'ya ihtiyaç olduğunu sanmıyor biz.
Buradan belki ilerideki günlerde Tünel'in gerçek görüntülerini bulabileceğiniz çeşitli İnternet Site'leri mevcut olduğunu hatırlatmak ister ben.


Güzergâh sıralamasında burası belki biraz fazla geldi ama İnönü Stadı ve çevresinin yapay zekâsı (!) ancak bu kadar çalışabiliyor.
Hepinizin bildiği cihetle resmin sağ tarafı Boğaziçi'nin masmavi suları mevcuttur, ama burada yeşillikle renklendirilmiş.


İşbu resm-i şerifi de Facebok'ta birisi Boğaziçi diye paylaşmış, ama Boğazın neresi olduğuna dair en ufak bile bir fikri olduğunu sanmıyor biz.
Zaten sizler de temaşa etmektesiniz ki Biz Üç Muz hiçbir yere benzzetemedik, siz biliyorsanız bize de söyleyin.


Diğerlerine göre daha başarılı bir Yapay Zekâ resmi, burada Kuzguncuk semtinde mevcut Üryanzade Cami-i Şerifi mevcut, ama resme dakkâtli bakınca önünden geçen Şirket-i Hayriye vaporunun bu resme ait olmadığı net ve belirgin biçimde temaşa edilebilmekte.


Kuzguncuk semtini biraz geride bırakıp Çengelköy'e geldiğimizde essahi olarak akıllara zarar bir Şehir Hatları vaporu bizleri karşılamakta.


Gelin imdı mevsimi değiştirelim ve Kar yağdığı bir İstanbul'a gidelim, bakalım bizim sevgili Yapay Zekâ nasıl bir Boğaziçi çıkarmış karşımıza?
Her taraftan favullü olan işbu resm-i şerifte sağa baksak Rumeli Hisarı, karşıya baksak Boğaziçi Köprüsü, köprünün hemen dibinde Kız Kulesi, Denize doğru da baksak hiç ilgisi yok ama Kurbağalıdere gibi görünen bir fiyasko karşılıyor bizi.


Buralardan bir yerden bir Vapor binelim istedik, karşımıza bu çıktı, ne adı belli ne de sanı.
Ancak yine de diğer resimlerle karşılaştırılınca biraz bir şeye benzemiş gibi görünüyor.
Belki bir gün Şehir Hatları İşletmemiz bunun gibi birkaç adet Vapor yapar da bizler de bineriz.


Bindiğimiz vapor bizi yine İstanbul'a getirdi ama Biz Üç Muz buranın neresi olduğunu bir türlü anlayamadık, bizim bildiğimiz ve her gün gezdiğimiz Şehr-İstanbul ne hâllere gelmiş?
Boğaz mı Hâliç mi belli değil, Boğaz ise Galata Köprüsü'nün ne işi var burada?


Burası da ünlü alışveriş merkezimizin olduğu Galataport sahili, ama ne kadar benzer benzemez kararı sizler veriniz.
Ancak bunu Facebok'ta paylaşan kişi bunu ve diğer vaporu çizenin Yapay Zekâ olduğunu açıkça blirtmiş olması Biz Üç Muz'u bazı sorumluluklardan kurtardı.


Bir başka Yapay Zekâ resmi de Maltepe istasyonunu gösteriyor, ama Yapay Zekânın bşlmediği bir şey varsa Maltepe istasyonu dönemeç üzerinde değil dümdüz raya sahip bir istasyonumuzdur.
Üstelik bir de Maltepe'yi bilen birinin bunu Facebok'ta dolaştırması daha da komik bir mizah olmak var.
 
 
Bugün biliyorsunuz Şehr-İstanbul incilâz ve firamsız işgâlinden kurtuldu, bizler de sizlere Yapay Zekânın ürettiği resimlerden birer demet paylaştık.
Gönlümüz gerçek resimlerle anıları yaşatmak ister.
Zaten dikkâ ederseniz son koyduğum resim gerçek, Bindokuzyüzellibeş yılının gazetesinde günün anlam ve önemini belirtiyor.