Bu Blogda Ara

Vapor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vapor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Mayıs 2026

İş Vapur'un Kahvesi

Herkesçe mâlumdur ki henüz Türkiye İş Bankası nezdinde Biz Üç Muz'un para adına Bir Türk Kuruşu bile hesabı namevcut olsa dâhi İş Vapur'un bir kütüphânesi ve küçük bir kahvehanesi mevcut.
 

Bu akşam en sonunda yetiştik ve en azından birer Dabıl Türk Kahvemsi gummilenmeği ve yanında da Dereotlu + Peynirli Poğaça yummilenmeği başardık.


Geldik gördük ki porselen fincan namevcud, İş Vapur sürekli Denizde sallandığı için Karton Bardakta servis yapabiliyorlar.


Mönüdeki ücretler ilerleyen zaman içerisinde değişebilir. Yasal İkazdır.
Burada yummilenmenin de gummilenmenin de mâliyeti öyle sanıldığı kadar pahlı değil, ücretleri birçok kahveci mekânına göre ucuz olmak var.


Fişte de temaşa eyleyebileceğiniz cihetle Yüzyetmişbeşmilyon Türk Lirasıcıklık bir masrafımız oldu kişi başı.
Burada bir de içinde kalın kalın kitapların bulunduğu bir Kütüphane olduğunu sanırım ilk geldiğimiz gün belirtmiştik.


Ön tarafında da İş Bankasının Vapur Şubesi olduğunu sanırım biliyorsunuz.
Güvenlik kuralları göz önünde olması gerektiği için Banka kısmının resm-i şerifini çekmedik.

03 Mayıs 2026

Prinkipo Dolci Pastahanesi

Büyükada'da güzel sayılmasa bile en azından dinlenilen bir kafa sonrası yeni açılmış olan bir pastahane bulundu.


Burası adres olarak Büyükada'nın son bir yıl içerisinde hiçbir zaman saatini doğru göstermeği beceremeyen saatli meydanın sağ tarafında yer alan ve Splendid Hotelinin yanındaki dükkânlardan birinde faaliyet gösteren Prinkipo Dolci Pastahanesi olmak var.


Yeni olduğu cihetle pek tedirgin de olsak en azından bir tanışma toplantısı niyetine bir Türk Kahvemsi ve Kestahaneli Poğaça ısmarladık birbirimize, bunlardan her birinin ücreti Yüzzellimilyon Türk Lirasıcıktı, pahalı mıydı derseniz evet pahalıydı.
Değer mi derseniz değer diyemeyiz, ama değmemezlik de etmez.
Yine de hiçbirimiz "İnfluencer" olmadığımız cihetle tavsiye edebilir miyiz derseniz Tıkırında işleyen bir Ekomoniniz varsa değer ama Ekonomi Tıkırında ise değmez.

Büyükada Soğukluğu

Hafta sonlarında Büyükada yolu başka bir güzeldir, ama Yağmur olursa çekilecek dert değildir, Vaporu ayrı derttir İskeleleri apayrım derttir.


Büyükada genel olarak zamanın durduğu büyülü bir mıntıka gibidir, haritadaki döneminde neydiyse günümüzde de bazı şeyler değişmemiştir.
Bir zamanlar işleyen Akay vaporları günümüzde Şehir Hatları tarafından genel olarak yok sayılmakta, ama Şirket-i Hayriye sorumluluk sahası sınırlaması gereği Büyükada'ya tenezzüh haricinde gelemezdi.


İlk resimdeki haritanın günlerinden çıkıp günümüze geldiğimizde ilk gösterebileceğim şeylerden biri Bostancı iskelesinde atıl vaziyette bekleyen Deniz Otobüslerimiz, her ne kadar hiçbirinin mülkiyeti artık İstanbul Belediyesine ait değilse bile ulusal servetimiz inşallah çürümez.


Bugün yine Vaporuımuzda "Kaçak Yolcu" mevcut, ama onlar olmazlarsa Vapor yolculuğunun tadı bulunmaz.


Bugünkü sırada Gece Vaporu nöbeti İsmail Hakkı Durusu vaporumuzda, biz Büyükada'ya giderken Heybeliada'da sefer saatini bekliyordu.


Varış noktamız olan Büyükada'daki iskelede ise Peşabahçe ve Beşiktaş-1 vaporları sefer saatlarını bekliyorlardı.


Bizi buraya getiren ŞH-Kadıköy vaporumuz ise tabi ki Bostancı'ya geri dönüyordu.


Büyükada'nın sahil yolu bu hâliyle çok ama çok daha güzel, hâlkımız artıkım Deniz kenarında soluklanmak için uzun uzadıya yürümeyecek çok şükür.


Büyükada'nın simgesi olan Saat Kulesi ise her zaman olduğu gibi insanlara saatı yanlış söylüyor, yine bir saat ileride.


Akşam olduğunda Kahve Dünyası'da Filitre Kahvemizi yanında Damla Sakız Dondurma ile gummilenirken Heybeliada'da sefer saatini bekleyen İsmail Hakkı Durusu vaporumuz seferlerine başlamış ve Bostancı ile bağlantıyı sağlamağa başlamıştı.


Aslında hiçbirimiz son dönemlerin revaçtaki mesleği olan "İnfluencer" değiliz, ama Büyükada'daki yeni açılan Dolci Pastahanesini görünce içerisinde birkaç bir şeyler bakalım dedik.
Burayla ilgili bir değerlendirme yazısı iki saat sonra bu sayfalarda olacak.


Bütün gün yüzünü göstermetkten kaçınan Güneş en sonunda Bostancı'da kadrana girdi, Bostancı iskelesi ise Vaporluyken daha güzel bir manzara arz etti.
Bir hafta sonunda Büyükada turumuz ahanda böyle bitti.

15 Nisan 2026

İş Vapur

Son dönemlerde gerek Facebok gerekse İnstegram pilâtforumlarındaki Vaporla ilgili sayfalarda bahsedilen İş Vapur bir süredir Galataport'ta bulunan Paket Postahanesinin önünde hem Banka olarak hem de Kafe olarak ve de içerisinde Kalın Kalın Kitaplar da bulunan Kütüphânesiyle ziyaretçilerini bekliyor.


Bugün nasıl olduysa akşam saatlarında Biz Üç Muz birlikte gidip görmeği istedik, ziyadesiyle de memnun kaldık, ancak kapanma saatlarına denk geldiğimiz cihetle bir Türk Kahvemsi bile gummilenemedik.


Eski zamanın Şirket-i Hayriye'sinde ve devamında Şehir Hatları'nda bunun biçiminde birkaç adet Vapor vardı, ancak uzun yıllar önce emekli edilmişlerdi.


Bizim günümüzdeki sevgili gözbebeklerimizden Şehir Hatları ve bağlı olduğu Hâliç Tershanesi o eski güzel günlerin anısına bir benzerini inşa etmeği başarmış.


Umarız ve dileriz ki bu İş Vapur'un boyutlarında veya biraz daha uzunundan Şehir Hatları'na yolcu taşımak için birkaç adet Gemicik inşa edilerek sefere sokulur.


Olur da bir gün ziyaret etmek isterseniz İş Vapur her gün Onbir saatinden Yirmi saatine kadar Galataport'ta, Galataport Tophane'de, Tophane İstanbul'da, İstanbul da Türkiye'de bulunmakta.


Bu günümüz yapısı ama tarih kokan Gemicikte hem banka ile ilgili işlerinizi hâlledebilir, hem de kütüphanesindeki kalın kalın kitaplar arasında derslerinizi çalışabilir, hem de uykunuz geldiğinde Türk Kahvemsi gummilenerek uyanabilirsiniz.


Eğer burayı bulamazsanız Galataportun kapısındaki veya sahilinde gezen Güvenlik Görevlilerine sorabilirsiniz, size çok ziyadesiyle yardımcı olacaklardır.

21 Mart 2026

İstanbul İlkbahar Gezintisi

 Bazı zamanlar gelir insanın gezesi duyguları ortaya çıkar.
İçinde bulunulan taşıt ister uçak ister tren olsun her bir yolculukta bambaşka birer heyecan vardır.
Bugün günlerden İlkbahar Gelişi olan Mart Ayının Yirmibirinci Günü olduğundan Biz Üç Muz'un da gezinti modu açıldı.
 
 
Hâliç üzerinde bir Kırmızı Kuyruk ile geliyoruz, tabi ki İstanbul Uluslararası Havalimanımıza konacağız.
Konduktan sonra da işbu yazıdaki resimleri birçoklarınız ilk defa görecek herhâlde galiba sanırsam.
 
 
Havalimanına konduk, Belediye Otobüsüne de bindik, Çift Biletimizi de kumbaraya attık ve ilk olarak günümüzde ilçe olan Arnavutköy'e doğru yola çıktık.
 

Her ne kadar güzergâh üzerinde olmasa bile burayı hızlıca geçmeği tercih etmek gerek.


Burada gördüğünüz ise Havalimanını İstanbul'a bağlayan Metro Treni olmak var, şimdilik Gayrettepe tarafında tam merkeze ikinci bir Metroyla bağlanıyor, ileride ise Halkalı'dan da Marmaray'a bağlanacak.


Metroya binip Gayrettepe'ye geldiğimizde bizi Çevre Yolunun inşaatı karşılıyordu bu sefer, zamanla Gayrettepe'den ta Mecidiyeköy'e kadar ortalığın muhterem validesiyle çok destansı bir münâsebette bulunulacak bir sahnenin temeli atılmakta.


Oysa bu mıntıka böyle kalsaydı çok daha güzel oluırdu ama kapitâlistlik birilerinin gözlerini bürümüştü.
İşibu resm-i şerifte temaşa ettiğimiz stad ise Ali Sami Yen Stadıdır, günümüzde burası da gökdelenlere yerini bıraktı.


Hayat geçmiştte yaşanmaz ama bir zamanlar Şişli semti böyle sakin ve nezih bir yerdi, günümüzdeki keşmekeş caddeden Özgün Tramvay geçer ve Şişli semtini Tünel'e ve Bayazıd'a bağlardı.
Tünel'e gidenler çift vagonlu, Baayzıd'a gidenler tek vagonluydu.
Bir zaman sonra Mecidiyeköy'e de uzatıldı ama Özgün Tramvayın Mecidiyeköy'deki kalkış durağı o zamanın Şişli Garajı, günümüzün ise Cevahir Alışveriş Merkezi'nin önündeydi.


Harbiye'nin bu resmini şimdiye kadar görmediniz ama bunu ben ilk defa yayınlamaktayım.
Ne yazık ki bu resim zamanı Özgün Tramvaylar artık yoklar, sonsuz uykularında dinelmekteler.


Harbiye'yi geride bırakarak geldiğimiz Taksim Meydanı gerçek anlamda bir meydanken çekilmiş ve bozulmağa başlamadan önceki son resimlerinden biri.
Güünümüzde buradaki taşıt trafiği her ne kadar yer altına alınmış dâhi olsa bir türlü adam gibi bir düzenlemeye kavuşamadı.


Biz buradan bildiğimiz yola devam edelim, karşınızda İstiklâl Caddesinin Parmakkapı durağında bulunan Hüseyin Ağa Cami-i Şerifi'nin bilinen bir resmin renklendirilmişiyle yolumuza devam edelim.
Bilgilendirmek isteriz ki bu yol bu resmin çekildiği yıllarda çift yönlüydü, resimdeki otomobil İett otobüsünü solladığı için yolun diğer şeridine geçmiş.
Kaldı ki o yıllarda bu yoldan çift taraflı olarak Özgün Tramvaylar da işliyordu, başka resimleri de var ama biz bugün sadece bununla idare ederek Tünel binmeğe gidiyoruz.


Bu sayfalarda fazlama zaman ve mekân ayırımı yok, zira bu resimdeki Tünel vagonları günümüzde de kullanımda ama şekli İkibinoniki yılı gibi değiştirildi, Tünel'în yolu da kapsamlı bir şekilde elden geçirildi ve sefer saatleri de uzatıldı.


Bu sefer yolumuzu doğrudan doğruya Vapor binerek Anadolu Yakasına geçirelim, çünkü Tarihi Yarımada içerisinde böyle bir İlkbahar günüyle bitirmeyelim, belki de bir başka gün Eminönü ve Fatih ilçelerinde gezintiye çıkarız.
İşbu resm-i şerifin çekildiği yıllarda şimdiki gençlik bilemez ama Karayköy'den hem Haydarpaşa'ya hem de Kadıköy'e iki ayrı vapor kaldırılırdı, gün içinde tenha saatler dışında Haydarpaşa'ya giden vapor Kadıköy'e devam etmez, Kadıköy'e giden vapor ise Haydarpaşa'ya uğramazdı.


Bahsettiğim konu bir zamanlar bir kartpostala bile konu olmuş, resimdeki Burgaz vaporu Karayköy'den Haydarpaşa'ya doğru gelirken Kadıköy'e girmeden burnunu sola döndürüerek mendireğin sonundan Haydarpaşa'ya doğru dönmüş.
Resmi büyütüp vaporun arkasında bıraktığı ize bakabilirsiniz.


Esasında sırayı şaşırdık ama burayı birçoğunuz bilemeyebilirsiniz, burası Harem iskelesi, karşıda görülen bina ise Selimiye Kışlası ki vakt-i zamanında ordumuz buradan sefere çıktığında Ayrılıkçeşme'de vedalaşır ve gideceği savaşa giderdi.


Bir zamanların Biz Üç Muz'un bile hatırladığı bir Kadıköy resmi, Kadıköy'ün düzenli olduğu son yıllara ait.
Günümüzde otobüslerin bulunduğu arazi artık otopark olarak kullanılmakta, Metro ise bir girişi iskelenin önünde ve en üst sıradaki durağın dibinde.


Hani yukarıda ordunun sefere çıkarken Ayrılıkçeşme'de vedalaştığını yazmıştık, burası da üçüncü çeşme olan Selâmet Çeşmesi, sonradan adı Selâmiçeşme'ye evrildi.


Yolun devamında Şaşkınbakkal semtine geliyoruz, ama Şaşkın Bakkal efsahanesi gerçektir.
Zamanın öncü esnaflarından Ahmet Koşar işbu resm-i şerifte Atlantik Sineması olarak işaretlenen binada çevredeki tek telefonlu bakkalı açar, zaman gelir bakkal kapanır ve sinema olur, günümüzde de burası Marks And Spencer mağazası olmak vardır.
Sağ taraftaki Suadiye Sineması ise bir ara Boyner oldu, şimdilerde kentsel dönüşümde.
Resimde soldaki görülen Kâzım Kulan pasajı ise olduğu gibi duruyor.
Ancak bu yoldaki trafik günümüzde çok yanlış bir kararla Kadıköy tarafına doğru tek yönlü yapıldı Bedrettin dalan tarafından.
Bostancı yönüne gidişler ise kıyı doldurularak açılan yeni sahil yoluna verildi.


Bu sefer size Bostancı'ya geldiğimizde kıyıyı veya istasyonu değil Bostancı Gösteri Merkezi'ni göstermek istiyorum, önünde bir lunapark vardı.


Bura aslında biraz bilindik bir yer ama olmazsa olmayacak bir yer, neredeyse Bostancı ile Küçükyalı arasındaki bir sınır sayılır, ne Bostancı'nın parçasıdır ne de Küçükyalı'nın.
Her ne kadar Küçükyalı'nın parçası olduğu iddia edilse bile önce önünden geniş bir sahil yolu geçirilerek denizle bağı kopartıldı, sonrasında da Bütün Düğnya'ca aldatıldığımız bir Korona Morona vakası sonrası üzerinde ne kaldıysa yıkılarak mezbelelik hâline dönüştürüldü.


Bu kadar zamandır bu çevrede çok zaman resim buluruz, ama hiçbiri bunun kadar harika bir manzara arz etmezdi, burası Süreyya Pilâcı olmak var, günümüzde Biz Üç Muz buraya Penguen Kitapevi'de bulunan kütüphanedeki kalın kalın kitaplar arasında derslerimizi çalışmağa geliyoruz.
Buradaki deniz mi? Çok uzun yıllar önce en az beşyüz metre uzağa gitti, yakında Büüyükada ile birleşecek.


Buradaki mıntıkayı pek paylaşmadık, burası Dragos Tepesi, arka tarafı ise Cevicli İstasyonu ile çevrili ve Adalarımızla aynı toprağa sahip bir yöremiz olmak var.
Görüntüde ise deniz doldurulurken çekilmiş, burası da Adalarımızın İstanbul anakarası ile en yakın olduğu yer.


Görsellerimizin hiçbirinde kesin bir yıl belirtmemeği tercih ederiz, ancak bu resim bir şaheser sayılır.
Kartal sahili henüz şimdiki kafelerin önlerinde, sahil yolu yok, Yalova'ya ise iki saatte bir Arabalı Vapor hareket ediyor.
İstanbul'daki diğer arabalılarda eğer araba sayısı vaporu doldurursa sefer saati beklenemden hareket ettirilmesine rağmen Kartal - Yalova hattı muhakkak sefer saatini beklerdi.
Dahası kaymakamı vali olmaddan önce Yalova tahmininizde yanıldınız Bursa veya Kocaeli'ye değil İstanbul'a bağlıydı, şimdi ilçe olan Çınarcık ise Yalova'nın köyüydü.


Yollar belki yürütülerek aşılmaz ama tepeye tırmanılarak aşılabilir, üstelik burada temaşa ettiğimiz Yakacık semti zamanın Şehr-İstanbul'unun balkonuydu.
Yaz geldi miydi yayla havası isteyenler Yakacık veya Süreyya Paşa ya da Gözdağı gibi semtlerde yaşarlardı.


Diğer yoldan aşağı inerken karşımıza Pendik semti çıkar ki bu da Pendik'in muhteşem bir manzarası olmak vardır, tabi yine Caddebostan'dan buraya kadar gelen altı şeritli sahil yolu gelmeden önceki manzara böyle güzeldi.


Pegasus'u hepimiz "Sarı Kuyruk" olarak biliriz, ama kimileri için "Fettan Sarışın"dır.
Belki de İnternette görüp görebileceğiniz tek siyahbeyaz Pegasus formalı Boeing 737-800 uçağının görüntüsüyle havalanmak istiyoruz.
Bir daha kim bilir ne zaman Eski İstanbul resimleri paylaşırız bilemez ben.