Bu Blogda Ara

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2026

Cümhûriyet Yağmuru

Bu yılki Yirmidokuz Ekim Cümhuriyet Bayramı’nda üç büyük şehirde yağış bekleniyor.
Ulusal afet koordinasyon merkezinin tahminlerine göre İstanbul’da bu gece yeniden başlayacak yağışların yarın sabah 8:00 saatinden itibaren kuvvetlenmesi ve 22:00 saatine kadar etkili olması bekleniyor.
Metrekareye on ilâ yirmi kilogram yağış düşebilir.
Sıcaklıklar onüç ilâ onyedi derece arasında seyredecek.
Rüzgârın hızı saatte elli kilometreye kadar ulaşabilecek.


Bunun yanı sıra Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre Ankara’da da sağanak yağış beklenirken sıcaklıkların sekiz ilâ onbeş derece arasında olması öngörülüyor.
İzmir’de ise sağanak yağış tahmin ediliyor.

06 Ekim 2026

Yapay Zekâlı İstanbul

Son zamanlarda gerek Facebok'ta gerekse diğer yerlerde Chat Gepete ve Gemini'nin ürettikleri İstanbul Resimleri dolanmakta.
İsbu resimler belki gün gelecek gerçek organik resimlerin yerini alacak, çünkü gerçek resimlerin çekildiği günleri dünya gözleriyle görenlerin sayısı "Yaradılış Kuralları Gereği" gün geçtikçe azalıyor.
Dahası burada paylaştığımız resimleri gerçek İstanbul resmi sanan bazı Facebok kitlesi bile mevcut, imdı başlıyoruz resimleri incelemeğe.
 

Bugünkü gezimize Galata Köprüsünden başlıyoruz, yanımza yaklaşmış bir vaporda tıklım tıklım dolu vaziyette yolcular var.
Sözüm ona üzerine şarkı yazılmış olan Paşabahçe vaporumuzu resmetmeğe çalışmış ama ne kadar başarılı olduğunu siz de görmektesiniz.
Bu arada Ada Vaporları her zaman böyle tıklım tıklım dolu olduğu bir gerçektir, Yazın da Kışın da nev-i şahsına münhasır kalabalık Adalara gezmmeğe giderler.


İstanbul'un altında belki Yüzellibir yıllık bir tarih olabilir ama ama biz gerçeğini biliyoruz, bunu canlandırmak için Yapay Zekâ'ya ihtiyaç olduğunu sanmıyor biz.
Buradan belki ilerideki günlerde Tünel'in gerçek görüntülerini bulabileceğiniz çeşitli İnternet Site'leri mevcut olduğunu hatırlatmak ister ben.


Güzergâh sıralamasında burası belki biraz fazla geldi ama İnönü Stadı ve çevresinin yapay zekâsı (!) ancak bu kadar çalışabiliyor.
Hepinizin bildiği cihetle resmin sağ tarafı Boğaziçi'nin masmavi suları mevcuttur, ama burada yeşillikle renklendirilmiş.


İşbu resm-i şerifi de Facebok'ta birisi Boğaziçi diye paylaşmış, ama Boğazın neresi olduğuna dair en ufak bile bir fikri olduğunu sanmıyor biz.
Zaten sizler de temaşa etmektesiniz ki Biz Üç Muz hiçbir yere benzzetemedik, siz biliyorsanız bize de söyleyin.


Diğerlerine göre daha başarılı bir Yapay Zekâ resmi, burada Kuzguncuk semtinde mevcut Üryanzade Cami-i Şerifi mevcut, ama resme dakkâtli bakınca önünden geçen Şirket-i Hayriye vaporunun bu resme ait olmadığı net ve belirgin biçimde temaşa edilebilmekte.


Kuzguncuk semtini biraz geride bırakıp Çengelköy'e geldiğimizde essahi olarak akıllara zarar bir Şehir Hatları vaporu bizleri karşılamakta.


Gelin imdı mevsimi değiştirelim ve Kar yağdığı bir İstanbul'a gidelim, bakalım bizim sevgili Yapay Zekâ nasıl bir Boğaziçi çıkarmış karşımıza?
Her taraftan favullü olan işbu resm-i şerifte sağa baksak Rumeli Hisarı, karşıya baksak Boğaziçi Köprüsü, köprünün hemen dibinde Kız Kulesi, Denize doğru da baksak hiç ilgisi yok ama Kurbağalıdere gibi görünen bir fiyasko karşılıyor bizi.


Buralardan bir yerden bir Vapor binelim istedik, karşımıza bu çıktı, ne adı belli ne de sanı.
Ancak yine de diğer resimlerle karşılaştırılınca biraz bir şeye benzemiş gibi görünüyor.
Belki bir gün Şehir Hatları İşletmemiz bunun gibi birkaç adet Vapor yapar da bizler de bineriz.


Bindiğimiz vapor bizi yine İstanbul'a getirdi ama Biz Üç Muz buranın neresi olduğunu bir türlü anlayamadık, bizim bildiğimiz ve her gün gezdiğimiz Şehr-İstanbul ne hâllere gelmiş?
Boğaz mı Hâliç mi belli değil, Boğaz ise Galata Köprüsü'nün ne işi var burada?


Burası da ünlü alışveriş merkezimizin olduğu Galataport sahili, ama ne kadar benzer benzemez kararı sizler veriniz.
Ancak bunu Facebok'ta paylaşan kişi bunu ve diğer vaporu çizenin Yapay Zekâ olduğunu açıkça blirtmiş olması Biz Üç Muz'u bazı sorumluluklardan kurtardı.


Bir başka Yapay Zekâ resmi de Maltepe istasyonunu gösteriyor, ama Yapay Zekânın bşlmediği bir şey varsa Maltepe istasyonu dönemeç üzerinde değil dümdüz raya sahip bir istasyonumuzdur.
Üstelik bir de Maltepe'yi bilen birinin bunu Facebok'ta dolaştırması daha da komik bir mizah olmak var.
 
 
Bugün biliyorsunuz Şehr-İstanbul incilâz ve firamsız işgâlinden kurtuldu, bizler de sizlere Yapay Zekânın ürettiği resimlerden birer demet paylaştık.
Gönlümüz gerçek resimlerle anıları yaşatmak ister.
Zaten dikkâ ederseniz son koyduğum resim gerçek, Bindokuzyüzellibeş yılının gazetesinde günün anlam ve önemini belirtiyor. 

01 Ağustos 2026

Taşınma

Herhangi bir nedenle Şehr-İstanbul’da taşınma mâliyeti yaklaşık Üçyüzmilyar Türk Lirasıcık ücrete dayandı.
İmdı mâliyet kâlemlerine bakalım ki bu kâlemler devenin kulağı olarak bildirildi.


Bir aylık peşin kira : Kırkbeşmilyar Türk Lirasıcık (45.000)
İki aylık depozito : Doksanmilyar Türk Lirasıcık (90.000)
Emlâk komisyonu : Kırkbeşmilyar Türk Lirasıcık (45.000) 
Nakliye : Ellimilyar Türk Lirasıcık (50.000)
Boya badana ve temizlik : Ellimilyar Türk Lirasıcık (50.000) 
Abonelik ve noter giderleri : Onbirmilyar Türk Lirasıcık (11.000)
Bunların ortalama toplamı : 291.000.000.000 (İkiyüzdoksanbirmilyar) Türk Lirasıcık veya yeni nesil doğru anlasın 291.000 (İkiyüzdoksanbirbin) Yeni Türk Lirasıcık.


Belirtilen ücretler yaklaşık mâliyetleri ifade ediyor. 
Bu yıl her ay kazandığımız Yirmisekizmilyar Türk Lirasıcıklık Askeri Üçretle bu borçları çok rahat ödeyebiliriz çok şükür..

04 Mayıs 2026

İş Vapur'un Kahvesi

Herkesçe mâlumdur ki henüz Türkiye İş Bankası nezdinde Biz Üç Muz'un para adına Bir Türk Kuruşu bile hesabı namevcut olsa dâhi İş Vapur'un bir kütüphânesi ve küçük bir kahvehanesi mevcut.
 

Bu akşam en sonunda yetiştik ve en azından birer Dabıl Türk Kahvemsi gummilenmeği ve yanında da Dereotlu + Peynirli Poğaça yummilenmeği başardık.


Geldik gördük ki porselen fincan namevcud, İş Vapur sürekli Denizde sallandığı için Karton Bardakta servis yapabiliyorlar.


Mönüdeki ücretler ilerleyen zaman içerisinde değişebilir. Yasal İkazdır.
Burada yummilenmenin de gummilenmenin de mâliyeti öyle sanıldığı kadar pahlı değil, ücretleri birçok kahveci mekânına göre ucuz olmak var.


Fişte de temaşa eyleyebileceğiniz cihetle Yüzyetmişbeşmilyon Türk Lirasıcıklık bir masrafımız oldu kişi başı.
Burada bir de içinde kalın kalın kitapların bulunduğu bir Kütüphane olduğunu sanırım ilk geldiğimiz gün belirtmiştik.


Ön tarafında da İş Bankasının Vapur Şubesi olduğunu sanırım biliyorsunuz.
Güvenlik kuralları göz önünde olması gerektiği için Banka kısmının resm-i şerifini çekmedik.

15 Nisan 2026

İş Vapur

Son dönemlerde gerek Facebok gerekse İnstegram pilâtforumlarındaki Vaporla ilgili sayfalarda bahsedilen İş Vapur bir süredir Galataport'ta bulunan Paket Postahanesinin önünde hem Banka olarak hem de Kafe olarak ve de içerisinde Kalın Kalın Kitaplar da bulunan Kütüphânesiyle ziyaretçilerini bekliyor.


Bugün nasıl olduysa akşam saatlarında Biz Üç Muz birlikte gidip görmeği istedik, ziyadesiyle de memnun kaldık, ancak kapanma saatlarına denk geldiğimiz cihetle bir Türk Kahvemsi bile gummilenemedik.


Eski zamanın Şirket-i Hayriye'sinde ve devamında Şehir Hatları'nda bunun biçiminde birkaç adet Vapor vardı, ancak uzun yıllar önce emekli edilmişlerdi.


Bizim günümüzdeki sevgili gözbebeklerimizden Şehir Hatları ve bağlı olduğu Hâliç Tershanesi o eski güzel günlerin anısına bir benzerini inşa etmeği başarmış.


Umarız ve dileriz ki bu İş Vapur'un boyutlarında veya biraz daha uzunundan Şehir Hatları'na yolcu taşımak için birkaç adet Gemicik inşa edilerek sefere sokulur.


Olur da bir gün ziyaret etmek isterseniz İş Vapur her gün Onbir saatinden Yirmi saatine kadar Galataport'ta, Galataport Tophane'de, Tophane İstanbul'da, İstanbul da Türkiye'de bulunmakta.


Bu günümüz yapısı ama tarih kokan Gemicikte hem banka ile ilgili işlerinizi hâlledebilir, hem de kütüphanesindeki kalın kalın kitaplar arasında derslerinizi çalışabilir, hem de uykunuz geldiğinde Türk Kahvemsi gummilenerek uyanabilirsiniz.


Eğer burayı bulamazsanız Galataportun kapısındaki veya sahilinde gezen Güvenlik Görevlilerine sorabilirsiniz, size çok ziyadesiyle yardımcı olacaklardır.

12 Nisan 2026

Büyükada Güzelliği

 Hafta sonlarının güzellikleri Büyükada'da da yaşanır, hele de Bostancı'dan üç katlı vapor denk geldiğinde.


 Hareket zamanına bir onbeş dakika varsa sahilden resmini de çekebilirsiniz, ama zaman kalmazsa en kısa zamanda iskeleden içeri girmeniz menfaatiniz icabıdır.


Dahası eğer yanınızda artık Beltur'un mülkiyetinde olan ve artıkım Sipâli geçmeyen ve İstanbulkartların ve Bankalardan alınan Kıredi Kartlarının ve belki de Bankamatik Kartlarının geçerli olduğu Vapur Cafe'den satın alabileceğiniz Kahve Simit ve Hamidiye Su varsa daha keyiflidir.


Ada vaporunun olmazsa olmazı kanatlı kaçak yolculardır ama Belediye o kaçak yolculardan "Doğaları gereği" ücret tahsil edemez.


Büyükada'da inince de iskelenin çevresinde biraz gezerseniz kanatlılardan Karga ve Martıyı resimleyebilirsiniz.


Büyükada'nın iskele çevresi bugünkü şekliyle daha güzel oldu kanımızca, çünkü kıyıyı parselleyen işletmeler hâlka denizi izlettirmeyerek haklarımızı gasp ediyorlardı.


Büyükada'da hafif bir şeyler yummilenmek isterseniz Çarşının içindeki Sarıyer Börekçisi biçilmiş kaftandır.


Daha önceleri Kahve Dünyası'dan bahsetmiştik, bu sefer de burası çok güzel, hele de Güneş Batımı çok güzeldir.


Son olarak Kumsal tarafında bulunan Deniz Kızı Heykeli bu hafta tamir edilmeğe başlanmış olduğunu söylememiz bir habercilik geleneği olmak vardı.

04 Nisan 2026

Kediler Ve Tren

Akşam olduğu cihetle İstanbul Garında trene binmeğe yeltendik, Banyolu Treni kaçırdık ama birazcık Devletimin Trenlerinden Kedili olanlarının resm-i şerifini çektik.


Bu kesim hakkında daha önce hiçbirimiz hiçbir şey yazmamışız ama gerçek anlamda birçok fiyaskoyla dolu bir güzergâh olmuş.


Bir kere bu yol artık tek raylı olduğundan seferleri Yirmibeş dakikada bir kez hareket edebiliyor.
Deniz tarafındaki yol ise artık yaya ve bisiklet yoluna dönüştürülmüş durumda.
Yakın zamanda Yaz geliyor diye bağzı vatandaşlarımız tarafından Tren Seyretme Güzergâhı olarak kullanılması düşünülmekte.


Ancak bu tren yolu sayesinde Marmaray inşaatı bitip de Beş yaşına geldiği güne kadar atıl kalan güzergâh üzerindeki Yedikule Kocamustafapaşa Yenikapı Kumkapı ve Cankurtaran istasyonları da İstanbul Garı ilke birlikte sonunda Tekerlekleri Bedavaya Dönmeyen Devlertimin Elektrikli Trenine kavuştu.


Gönlümüz isterdi ki bu eski yolda yukarıda resm-i şerifini gördüğünüz eski özgün E-8.000'likler sefer yapsaydılar, tam bir güzel olurdu ama sağ olsunlar bizi yönetenler E-32.000'lik Kore yapımı Marmaray Kısa Trenlerinden lâyık gördüler.

21 Mart 2026

İstanbul İlkbahar Gezintisi

 Bazı zamanlar gelir insanın gezesi duyguları ortaya çıkar.
İçinde bulunulan taşıt ister uçak ister tren olsun her bir yolculukta bambaşka birer heyecan vardır.
Bugün günlerden İlkbahar Gelişi olan Mart Ayının Yirmibirinci Günü olduğundan Biz Üç Muz'un da gezinti modu açıldı.
 
 
Hâliç üzerinde bir Kırmızı Kuyruk ile geliyoruz, tabi ki İstanbul Uluslararası Havalimanımıza konacağız.
Konduktan sonra da işbu yazıdaki resimleri birçoklarınız ilk defa görecek herhâlde galiba sanırsam.
 
 
Havalimanına konduk, Belediye Otobüsüne de bindik, Çift Biletimizi de kumbaraya attık ve ilk olarak günümüzde ilçe olan Arnavutköy'e doğru yola çıktık.
 

Her ne kadar güzergâh üzerinde olmasa bile burayı hızlıca geçmeği tercih etmek gerek.


Burada gördüğünüz ise Havalimanını İstanbul'a bağlayan Metro Treni olmak var, şimdilik Gayrettepe tarafında tam merkeze ikinci bir Metroyla bağlanıyor, ileride ise Halkalı'dan da Marmaray'a bağlanacak.


Metroya binip Gayrettepe'ye geldiğimizde bizi Çevre Yolunun inşaatı karşılıyordu bu sefer, zamanla Gayrettepe'den ta Mecidiyeköy'e kadar ortalığın muhterem validesiyle çok destansı bir münâsebette bulunulacak bir sahnenin temeli atılmakta.


Oysa bu mıntıka böyle kalsaydı çok daha güzel oluırdu ama kapitâlistlik birilerinin gözlerini bürümüştü.
İşibu resm-i şerifte temaşa ettiğimiz stad ise Ali Sami Yen Stadıdır, günümüzde burası da gökdelenlere yerini bıraktı.


Hayat geçmiştte yaşanmaz ama bir zamanlar Şişli semti böyle sakin ve nezih bir yerdi, günümüzdeki keşmekeş caddeden Özgün Tramvay geçer ve Şişli semtini Tünel'e ve Bayazıd'a bağlardı.
Tünel'e gidenler çift vagonlu, Baayzıd'a gidenler tek vagonluydu.
Bir zaman sonra Mecidiyeköy'e de uzatıldı ama Özgün Tramvayın Mecidiyeköy'deki kalkış durağı o zamanın Şişli Garajı, günümüzün ise Cevahir Alışveriş Merkezi'nin önündeydi.


Harbiye'nin bu resmini şimdiye kadar görmediniz ama bunu ben ilk defa yayınlamaktayım.
Ne yazık ki bu resim zamanı Özgün Tramvaylar artık yoklar, sonsuz uykularında dinelmekteler.


Harbiye'yi geride bırakarak geldiğimiz Taksim Meydanı gerçek anlamda bir meydanken çekilmiş ve bozulmağa başlamadan önceki son resimlerinden biri.
Güünümüzde buradaki taşıt trafiği her ne kadar yer altına alınmış dâhi olsa bir türlü adam gibi bir düzenlemeye kavuşamadı.


Biz buradan bildiğimiz yola devam edelim, karşınızda İstiklâl Caddesinin Parmakkapı durağında bulunan Hüseyin Ağa Cami-i Şerifi'nin bilinen bir resmin renklendirilmişiyle yolumuza devam edelim.
Bilgilendirmek isteriz ki bu yol bu resmin çekildiği yıllarda çift yönlüydü, resimdeki otomobil İett otobüsünü solladığı için yolun diğer şeridine geçmiş.
Kaldı ki o yıllarda bu yoldan çift taraflı olarak Özgün Tramvaylar da işliyordu, başka resimleri de var ama biz bugün sadece bununla idare ederek Tünel binmeğe gidiyoruz.


Bu sayfalarda fazlama zaman ve mekân ayırımı yok, zira bu resimdeki Tünel vagonları günümüzde de kullanımda ama şekli İkibinoniki yılı gibi değiştirildi, Tünel'în yolu da kapsamlı bir şekilde elden geçirildi ve sefer saatleri de uzatıldı.


Bu sefer yolumuzu doğrudan doğruya Vapor binerek Anadolu Yakasına geçirelim, çünkü Tarihi Yarımada içerisinde böyle bir İlkbahar günüyle bitirmeyelim, belki de bir başka gün Eminönü ve Fatih ilçelerinde gezintiye çıkarız.
İşbu resm-i şerifin çekildiği yıllarda şimdiki gençlik bilemez ama Karayköy'den hem Haydarpaşa'ya hem de Kadıköy'e iki ayrı vapor kaldırılırdı, gün içinde tenha saatler dışında Haydarpaşa'ya giden vapor Kadıköy'e devam etmez, Kadıköy'e giden vapor ise Haydarpaşa'ya uğramazdı.


Bahsettiğim konu bir zamanlar bir kartpostala bile konu olmuş, resimdeki Burgaz vaporu Karayköy'den Haydarpaşa'ya doğru gelirken Kadıköy'e girmeden burnunu sola döndürüerek mendireğin sonundan Haydarpaşa'ya doğru dönmüş.
Resmi büyütüp vaporun arkasında bıraktığı ize bakabilirsiniz.


Esasında sırayı şaşırdık ama burayı birçoğunuz bilemeyebilirsiniz, burası Harem iskelesi, karşıda görülen bina ise Selimiye Kışlası ki vakt-i zamanında ordumuz buradan sefere çıktığında Ayrılıkçeşme'de vedalaşır ve gideceği savaşa giderdi.


Bir zamanların Biz Üç Muz'un bile hatırladığı bir Kadıköy resmi, Kadıköy'ün düzenli olduğu son yıllara ait.
Günümüzde otobüslerin bulunduğu arazi artık otopark olarak kullanılmakta, Metro ise bir girişi iskelenin önünde ve en üst sıradaki durağın dibinde.


Hani yukarıda ordunun sefere çıkarken Ayrılıkçeşme'de vedalaştığını yazmıştık, burası da üçüncü çeşme olan Selâmet Çeşmesi, sonradan adı Selâmiçeşme'ye evrildi.


Yolun devamında Şaşkınbakkal semtine geliyoruz, ama Şaşkın Bakkal efsahanesi gerçektir.
Zamanın öncü esnaflarından Ahmet Koşar işbu resm-i şerifte Atlantik Sineması olarak işaretlenen binada çevredeki tek telefonlu bakkalı açar, zaman gelir bakkal kapanır ve sinema olur, günümüzde de burası Marks And Spencer mağazası olmak vardır.
Sağ taraftaki Suadiye Sineması ise bir ara Boyner oldu, şimdilerde kentsel dönüşümde.
Resimde soldaki görülen Kâzım Kulan pasajı ise olduğu gibi duruyor.
Ancak bu yoldaki trafik günümüzde çok yanlış bir kararla Kadıköy tarafına doğru tek yönlü yapıldı Bedrettin dalan tarafından.
Bostancı yönüne gidişler ise kıyı doldurularak açılan yeni sahil yoluna verildi.


Bu sefer size Bostancı'ya geldiğimizde kıyıyı veya istasyonu değil Bostancı Gösteri Merkezi'ni göstermek istiyorum, önünde bir lunapark vardı.


Bura aslında biraz bilindik bir yer ama olmazsa olmayacak bir yer, neredeyse Bostancı ile Küçükyalı arasındaki bir sınır sayılır, ne Bostancı'nın parçasıdır ne de Küçükyalı'nın.
Her ne kadar Küçükyalı'nın parçası olduğu iddia edilse bile önce önünden geniş bir sahil yolu geçirilerek denizle bağı kopartıldı, sonrasında da Bütün Düğnya'ca aldatıldığımız bir Korona Morona vakası sonrası üzerinde ne kaldıysa yıkılarak mezbelelik hâline dönüştürüldü.


Bu kadar zamandır bu çevrede çok zaman resim buluruz, ama hiçbiri bunun kadar harika bir manzara arz etmezdi, burası Süreyya Pilâcı olmak var, günümüzde Biz Üç Muz buraya Penguen Kitapevi'de bulunan kütüphanedeki kalın kalın kitaplar arasında derslerimizi çalışmağa geliyoruz.
Buradaki deniz mi? Çok uzun yıllar önce en az beşyüz metre uzağa gitti, yakında Büüyükada ile birleşecek.


Buradaki mıntıkayı pek paylaşmadık, burası Dragos Tepesi, arka tarafı ise Cevicli İstasyonu ile çevrili ve Adalarımızla aynı toprağa sahip bir yöremiz olmak var.
Görüntüde ise deniz doldurulurken çekilmiş, burası da Adalarımızın İstanbul anakarası ile en yakın olduğu yer.


Görsellerimizin hiçbirinde kesin bir yıl belirtmemeği tercih ederiz, ancak bu resim bir şaheser sayılır.
Kartal sahili henüz şimdiki kafelerin önlerinde, sahil yolu yok, Yalova'ya ise iki saatte bir Arabalı Vapor hareket ediyor.
İstanbul'daki diğer arabalılarda eğer araba sayısı vaporu doldurursa sefer saati beklenemden hareket ettirilmesine rağmen Kartal - Yalova hattı muhakkak sefer saatini beklerdi.
Dahası kaymakamı vali olmaddan önce Yalova tahmininizde yanıldınız Bursa veya Kocaeli'ye değil İstanbul'a bağlıydı, şimdi ilçe olan Çınarcık ise Yalova'nın köyüydü.


Yollar belki yürütülerek aşılmaz ama tepeye tırmanılarak aşılabilir, üstelik burada temaşa ettiğimiz Yakacık semti zamanın Şehr-İstanbul'unun balkonuydu.
Yaz geldi miydi yayla havası isteyenler Yakacık veya Süreyya Paşa ya da Gözdağı gibi semtlerde yaşarlardı.


Diğer yoldan aşağı inerken karşımıza Pendik semti çıkar ki bu da Pendik'in muhteşem bir manzarası olmak vardır, tabi yine Caddebostan'dan buraya kadar gelen altı şeritli sahil yolu gelmeden önceki manzara böyle güzeldi.


Pegasus'u hepimiz "Sarı Kuyruk" olarak biliriz, ama kimileri için "Fettan Sarışın"dır.
Belki de İnternette görüp görebileceğiniz tek siyahbeyaz Pegasus formalı Boeing 737-800 uçağının görüntüsüyle havalanmak istiyoruz.
Bir daha kim bilir ne zaman Eski İstanbul resimleri paylaşırız bilemez ben.