Bu Blogda Ara

Şehr-İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehr-İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2026

Cümhûriyet Yağmuru

Bu yılki Yirmidokuz Ekim Cümhuriyet Bayramı’nda üç büyük şehirde yağış bekleniyor.
Ulusal afet koordinasyon merkezinin tahminlerine göre İstanbul’da bu gece yeniden başlayacak yağışların yarın sabah 8:00 saatinden itibaren kuvvetlenmesi ve 22:00 saatine kadar etkili olması bekleniyor.
Metrekareye on ilâ yirmi kilogram yağış düşebilir.
Sıcaklıklar onüç ilâ onyedi derece arasında seyredecek.
Rüzgârın hızı saatte elli kilometreye kadar ulaşabilecek.


Bunun yanı sıra Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre Ankara’da da sağanak yağış beklenirken sıcaklıkların sekiz ilâ onbeş derece arasında olması öngörülüyor.
İzmir’de ise sağanak yağış tahmin ediliyor.

24 Ekim 2026

Pembe Köprü

Her yıl bu zamanlarda olduğu gibi bu yıl da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında erken teşhisin önemine dikkât çekmek amacıyla pembe renkle aydınlatıldı.
Boğaz'ın karanlık sularına yansıyan pembe ışıklar yalnızca Şehr-İstanbul'un gece manzarasına farklı bir güzellik katmakla kalmayıp önemli bir sağlık meselesini de hatırlattı.


Meme kanserinin erken teşhis edilmesi tedavi başarısı açısından büyük önem taşımakta olduğu herkesçe mâlum.
Üstelik teşhisin erkenliği tüm hastalıklar için geçerli.
İşbu itibar-ı şerifle de sabit olmuştur ki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün pembe ışıkları da bir kez daha hatırlatmaktadır ki farkındalık yalnızca bir ayla veya bir renkle sınırlı kalmamalı ve erken teşhis konusunda bilinçlenmek ve bilinçlendirmek hayatımızın daima bir parçası olmalı.

19 Ekim 2026

Yağış Miktarı

Şehr-İstanbul'da son birkaç günden beri meydana gelmekte olan sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirme yapan Prof. Dr. Ceyhun Özçelik basına verdiği beyanatta:


"Beykoz'da bütün Şehr-İstanbul'un bir yılda alması gereken yağışın yaklaşık yüzde kırkını ve Sarıyer'de ise yüzde otuzunu son günlerde yağan Yağmurlarda aldık.
Bu ise istatistiksel anlamda Ocak-ı Şerif Ayının ilk haftalarına kadar almamız gereken yağışı sadece tek bir günde aldığımız anlamına geliyor." demiştir.

14 Ekim 2026

Bardaktan Boşanan Yağmur

Şehr-İstanbul’da bazı akşamlar gökyüzü bütün gün biriktirdiği ne varsa bir anda yeryüzüne bırakır.
Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur güneşin ufukta kaybolduğu saatlerde şehri koyu bulutların, ıslak kaldırımların ve titrek ışıkların arasına saklar.
Üsküdar tepelerinden Sarayburnu’ya bakarken Boğaz’ın üzerinde çoğalan yağmur halkaları Kız Kulesi’nin siluetini ve uzaktaki tarihî yapıların ihtişamını bambaşka bir manzaraya dönüştürür.
İstanbul sanki kendi hikâyesini anlatmak için gökyüzünün gözyaşlarına ihtiyaç duymuştur.


Yağmurun altında Aya Sofya ve Sultan Ahmet Cami-i Şerifinin kubbeleri ve Topkapı Sarayı’nın tarihî silueti ve tabi Galata Kulesi’nin vakur duruşu akşamın kızıllığıyla birleşen gri bulutların ardında belirir.
Hemen de ekleyelim ki Bayazıd Kulesi'nin ışığı bugün Yeşili gösterir.
Vapur düdükleri yağmurun uğultusuna karışırken Boğaz’ın suları kıyıların ışıklarını binlerce parçaya bölerek taşır.
Böyle anlarda İstanbul yalnızca bir şehir değildir, geçmişin hüznün ve güzelliğin aynı gökyüzü altında buluştuğu kocaman bir hatıradır.
Ve yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın bu şehrin büyüsünü silemez.


Belki de Şehr-İstanbul’un yağmurla yıkanan bu akşamında insan hayatın telâşını bir kenara bırakıp yalnızca manzarayı seyretmek ister.
Çünkü bazı güzellikler Güneşin altında değil de Bulutların gölgesinde ve Yağmurun sesinde saklıdır.
İstanbul ise her damlada geçmişten bir hikâye fısıldamağa devam eder.
Şaka bir yana bu akşam şiddetli bir Yağmur yağıyor, ilk defa da Yapay Zekâ hem resimlerde hem de yazılarda bana böyle bir şekil yardımcı oluyor.
Bugünkü okuduklarınız Chat Gepete'nin yardımlarıyla kâleme alındı ve resimleri de yine Chat Gepete çizdi, olası yanlışlık için özür dileriz.

06 Ekim 2026

Yapay Zekâlı İstanbul

Son zamanlarda gerek Facebok'ta gerekse diğer yerlerde Chat Gepete ve Gemini'nin ürettikleri İstanbul Resimleri dolanmakta.
İsbu resimler belki gün gelecek gerçek organik resimlerin yerini alacak, çünkü gerçek resimlerin çekildiği günleri dünya gözleriyle görenlerin sayısı "Yaradılış Kuralları Gereği" gün geçtikçe azalıyor.
Dahası burada paylaştığımız resimleri gerçek İstanbul resmi sanan bazı Facebok kitlesi bile mevcut, imdı başlıyoruz resimleri incelemeğe.
 

Bugünkü gezimize Galata Köprüsünden başlıyoruz, yanımza yaklaşmış bir vaporda tıklım tıklım dolu vaziyette yolcular var.
Sözüm ona üzerine şarkı yazılmış olan Paşabahçe vaporumuzu resmetmeğe çalışmış ama ne kadar başarılı olduğunu siz de görmektesiniz.
Bu arada Ada Vaporları her zaman böyle tıklım tıklım dolu olduğu bir gerçektir, Yazın da Kışın da nev-i şahsına münhasır kalabalık Adalara gezmmeğe giderler.


İstanbul'un altında belki Yüzellibir yıllık bir tarih olabilir ama ama biz gerçeğini biliyoruz, bunu canlandırmak için Yapay Zekâ'ya ihtiyaç olduğunu sanmıyor biz.
Buradan belki ilerideki günlerde Tünel'in gerçek görüntülerini bulabileceğiniz çeşitli İnternet Site'leri mevcut olduğunu hatırlatmak ister ben.


Güzergâh sıralamasında burası belki biraz fazla geldi ama İnönü Stadı ve çevresinin yapay zekâsı (!) ancak bu kadar çalışabiliyor.
Hepinizin bildiği cihetle resmin sağ tarafı Boğaziçi'nin masmavi suları mevcuttur, ama burada yeşillikle renklendirilmiş.


İşbu resm-i şerifi de Facebok'ta birisi Boğaziçi diye paylaşmış, ama Boğazın neresi olduğuna dair en ufak bile bir fikri olduğunu sanmıyor biz.
Zaten sizler de temaşa etmektesiniz ki Biz Üç Muz hiçbir yere benzzetemedik, siz biliyorsanız bize de söyleyin.


Diğerlerine göre daha başarılı bir Yapay Zekâ resmi, burada Kuzguncuk semtinde mevcut Üryanzade Cami-i Şerifi mevcut, ama resme dakkâtli bakınca önünden geçen Şirket-i Hayriye vaporunun bu resme ait olmadığı net ve belirgin biçimde temaşa edilebilmekte.


Kuzguncuk semtini biraz geride bırakıp Çengelköy'e geldiğimizde essahi olarak akıllara zarar bir Şehir Hatları vaporu bizleri karşılamakta.


Gelin imdı mevsimi değiştirelim ve Kar yağdığı bir İstanbul'a gidelim, bakalım bizim sevgili Yapay Zekâ nasıl bir Boğaziçi çıkarmış karşımıza?
Her taraftan favullü olan işbu resm-i şerifte sağa baksak Rumeli Hisarı, karşıya baksak Boğaziçi Köprüsü, köprünün hemen dibinde Kız Kulesi, Denize doğru da baksak hiç ilgisi yok ama Kurbağalıdere gibi görünen bir fiyasko karşılıyor bizi.


Buralardan bir yerden bir Vapor binelim istedik, karşımıza bu çıktı, ne adı belli ne de sanı.
Ancak yine de diğer resimlerle karşılaştırılınca biraz bir şeye benzemiş gibi görünüyor.
Belki bir gün Şehir Hatları İşletmemiz bunun gibi birkaç adet Vapor yapar da bizler de bineriz.


Bindiğimiz vapor bizi yine İstanbul'a getirdi ama Biz Üç Muz buranın neresi olduğunu bir türlü anlayamadık, bizim bildiğimiz ve her gün gezdiğimiz Şehr-İstanbul ne hâllere gelmiş?
Boğaz mı Hâliç mi belli değil, Boğaz ise Galata Köprüsü'nün ne işi var burada?


Burası da ünlü alışveriş merkezimizin olduğu Galataport sahili, ama ne kadar benzer benzemez kararı sizler veriniz.
Ancak bunu Facebok'ta paylaşan kişi bunu ve diğer vaporu çizenin Yapay Zekâ olduğunu açıkça blirtmiş olması Biz Üç Muz'u bazı sorumluluklardan kurtardı.


Bir başka Yapay Zekâ resmi de Maltepe istasyonunu gösteriyor, ama Yapay Zekânın bşlmediği bir şey varsa Maltepe istasyonu dönemeç üzerinde değil dümdüz raya sahip bir istasyonumuzdur.
Üstelik bir de Maltepe'yi bilen birinin bunu Facebok'ta dolaştırması daha da komik bir mizah olmak var.
 
 
Bugün biliyorsunuz Şehr-İstanbul incilâz ve firamsız işgâlinden kurtuldu, bizler de sizlere Yapay Zekânın ürettiği resimlerden birer demet paylaştık.
Gönlümüz gerçek resimlerle anıları yaşatmak ister.
Zaten dikkâ ederseniz son koyduğum resim gerçek, Bindokuzyüzellibeş yılının gazetesinde günün anlam ve önemini belirtiyor. 

01 Ağustos 2026

Taşınma

Herhangi bir nedenle Şehr-İstanbul’da taşınma mâliyeti yaklaşık Üçyüzmilyar Türk Lirasıcık ücrete dayandı.
İmdı mâliyet kâlemlerine bakalım ki bu kâlemler devenin kulağı olarak bildirildi.


Bir aylık peşin kira : Kırkbeşmilyar Türk Lirasıcık (45.000)
İki aylık depozito : Doksanmilyar Türk Lirasıcık (90.000)
Emlâk komisyonu : Kırkbeşmilyar Türk Lirasıcık (45.000) 
Nakliye : Ellimilyar Türk Lirasıcık (50.000)
Boya badana ve temizlik : Ellimilyar Türk Lirasıcık (50.000) 
Abonelik ve noter giderleri : Onbirmilyar Türk Lirasıcık (11.000)
Bunların ortalama toplamı : 291.000.000.000 (İkiyüzdoksanbirmilyar) Türk Lirasıcık veya yeni nesil doğru anlasın 291.000 (İkiyüzdoksanbirbin) Yeni Türk Lirasıcık.


Belirtilen ücretler yaklaşık mâliyetleri ifade ediyor. 
Bu yıl her ay kazandığımız Yirmisekizmilyar Türk Lirasıcıklık Askeri Üçretle bu borçları çok rahat ödeyebiliriz çok şükür..

08 Mayıs 2026

Paraşol

Bir zamanlar Şehr-İstanbul'un Anadolu yakasındaki iki büyük semti arasındaki ulaşım bu tek atın çektiği üstü tenteli ve yanları perdeli at arabalarının arkadan biriki demir merdivenle binilen ve karşılıklı minderli setlere oturulan ve de Fayton değil Paraşol adı verilen taşıtlarla sağlanırdı.

 
Görüntüdeki paraşolumuz Hatdarpaşa ile Selimiye arasındaki Tıbbiye Caddesi civarından geçmekte, ortada henüz Özgün Tramvay yokken. 
Bindokuzyüzyetmişli yıllara kadar Kadıköy'de vardı bu paraşollardan, ama tabi ki her şey gibi zamana yenik düştü ve kayboldular.

23 Nisan 2026

İstanbul Bayram Gezintisi

 Bazı günler gerçekten özel günlerdir, örnek olarak bugün Yirmiüç Nisan neş'e doluyor insan.
Çocuklar için ise tören ertesi gezinti günü gibi, çünkü hava Şehr-İstanbul'da çok güzel.
Yeni bir Şehr-İstanbul gezisi bizleri bekler resm-i şerifler eşliğinde.


İstanbul'a uçakla gelmek gerçekten güzel bir yolculuktur, özellikle de Atatürk Havalimanında karşılanmak daha güzeldir.
Gelgelelim resm-i şerifimizde temaşa ettiğimiz Yeşilköy havalimanımıza Atatürk'ün adı Bindokuzyüzseksenüç yılında verilmiştir.
Bir zamanlar tek havalimanımız burasıydı, imdı iki adet daha mevcut.


Havalimanından çıktık Metroya bindik ama Metroda millet telefonlarıyla oynuyordu, Biz Üç Muz'un elinde ise telefon adına hiçbir şey yoktu.
Acaba bir Telefon kalkıp da İnsanla oynasaydı nasıl olurdu?
Cevabı yukarıdaki resimde.


Eski zamanlarda ve eski bir televizyon dizisinde İstanbul'da bir yer tarif edilirken "Sırtını Aksaray'a Vermek" diye bir tabir vardı, işte o bahsedilen Aksaray burası olmak vardı.
Tabi o eski günlerin Aksaray'ından geriye sadece Pertevniyâl Valide Sultan Cami-i Şerifi günümüzde mevcut, geri kalan tüm her şey değişti.


Bugün her ne kadar Bayram da olsa birçok kişi için Çalışma Günü, sadece resmi daireler kapalı olmak var.
Arkada temaşa ettiğiniz yer Sultan Bayazıd-ı Veli Cami-i Şerifi (Fatih Sultan Mehmet'in oğlu olan), önünde de Kapalıçarşı'nın dış duvarları mevcut, ancak ağaçlardan dolayı görünmüyor.


Genel olarak her zaman Sultan Ahmet Cami-i Şerifi paylaşılır, ya da Aya Sofya-i Kebir Cami-i Şerifininkisi, ama minareden çekilen resm-i şeriflere henüz sıra gelmemiştir derler.
Resmin sol tarafında Firuz Ağa Cami-i Şerifi mevcuttur, caminin arkasında kalan yoldan ise bir İett otobüsü geçmekte, Eminönü tarafına gittiği kesin ama son durağı Eminönü mü yoksa daha ilerisindeki bir başka mahâlle mi bilmiyoruz.


Sirkeci ve çevresi tarih boyunca her zaman curcuna ve karmaşa olmuştur, her ne kadar günümüzde Çağdaş Tramvay biraz düzeltecek gibi bir algıya kapılındıysa bile hâlâ düzene girememiş olduğunu üzülerek söylemek zorundayız.


Yoıllar hiçbir zaman yürüyerek aşılmaz, hele Şehr-İstanbul'da hiç aşılmaz.
Yine de sıradaki semt olan Eminönü'yü paylaşırken curcunayı mı sâkinliği mi paylaşalım diye düşünürken havadan çekilmiş bir resm-i şerif imdadımıza yetişti.
Tabi yine değişim Eminönü'de de kaçınılamadı, üst geçidin olduğu yerde günümüzde Hâliç Çağdaş Tramvayı (T5) durağı mevcut.


Bu kısımları şimdiye kadar hiç paylaşmamıştık, bir adet Troleybüsümüz ve diğer taşıtlar Unkapanı durağında görülüyor, yolun solunda Şeb Sefa Hatun Cami-i Şerifi, ilerisinde de Bozdoğan Kemeri işbu resm-i şerifte günümüze kalanlar.


Bugün biliyorsunuz bayram, üstelik çocuklara armağan edilmiş bir bayram, dünyada tek Çocuk Bayramı mâlum-u âliniz Türkiye Cümhûriyeti'de kutlanıyor.
Bir zamanlar bizim ulusal televizyonumuz olan Türkiye Radyo Televizyon kurumu tüm dünya geneline açık olarak Yirmiüç Nisan Şenlikleri yapar, dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklarla birlikte kutlardık.
Bu küçük nostâljiden sonra yolumuz Eyüp Sultan'a düşüyor, zamanın çocukları bir okuladan çıkmışlar ve bir kartpostala poz vermişler.
Sanırız da hiçbiri artık Cismani Dünya hayatlarını bitirmiş olmaları gerek, Allah hepsine rahmet eylesin.


Sanal ortamdaki resimler arasında gezintimiz esnassında Eyüp Sultan'a kadar gelmişken yukarıdaki Pierre Loti Tepesine çıkıp manzara-i nefiseyi temaşa etmemek olmazdı.


Pek paylaşılan ve Şehr-İstanbul ile ilişkilendirilmese bile bu sefer Blogumuza yer alan semtlerden birisi de Taşlıtarla'dır, günümüzde ise Gazi Osman Paşa olarak geçer, Taşlıtarla ise unutulmuştur.


Vaporlarımız olmaszlarsa Şehr-İstanbul arsla güzel bir yer olamazdı, burası da dünya üzerindeki faal olan en eski tershane olmak vardır.
Buradaki resim oldukça yakın bir tarihte çekildi, arkada bulunan Fenerbahçe vaporuumuzun beyaz renkli cam simitleri sizi yanıltmasın ama bu renk Rahmi Koç Müzesi için özel olarak yeniden yapıldı.
Paşabahçe vaporumuz ise bu resim çekildikten bir süre sonra sefere geri döndü, yetmedi vapor yokluğundan dolayı Nostâlji Vaporu sınıfından çıkartılarak Seferi Vapor sınıfına eklendi.


Vapor demişken dünya üzerinde bu kadar tarihi eseri aynı kareye sığdırmak o kadar kolay değildir, aşağıda İnciburnu Vaporu, yukarıda da Galata Kulesi, arada da Karayköy iskelesi ve aralardaki diğer binalar.
Buradaki iskele yıllar önce bir Lodos fırtınasında battı, İnciburnu vaporu ise hâlâ seferde ancak adı Barış Manço olarak değiştirildi.
Vapora adını veren Barış Manço'yu ise sanırım birçoğumuz tanıyor, zamanında gerek şarkılarıyla gerekse televizyondaki programıyla çağının çok ötesinde biriydi, Allah rahmet eylesin, kendisini Bindokuzyüzdoksandıokuz yılında ahirete uğurladık.


İmdı hazır Vaporla karşıya geçerken geçmişin güzel bir anısı olarak Şirket-i Hayriye'den kalma 76 baca numaralı Sarıyer adlı vaporumuzu Salacak iskelesinden kaldırıp Kız Kulesi önünden geçirterrek Eminönü'ye yolluyorduk.


Buradaki resmin renkli biçimi sanırım ilk defa yayınlanmakta, karşımızda Haydarpaşa Garı ve önünde de zamanın Anadolu - Bağdat Demiryolları idaresinin mülkiyetinde bulunan Bağdat Basra Hâlep adlı vaporlarından birisi iskelesine yanaşmış bekliyordu.
Birçok kaynak karıştırır ama bu vaporlar Şirket-i Hayriye'nin mülkiyetinde değildiler.
Kaldı ki Şirket-i Hayriye'nin sorumluluk sahası Anadolu yakasında Harem iskelesinden yukarıdaki iskeleleri kapsıyordui, Haydarpaşa ise sınırın dışındaydı.


Eski kaynaklar Kadıköy için Körler Memleketi derler ama günümüzü görmüş olsalardı yanıldıklarını anlarlardı.
Kadıköy belki körlere hitap eden bir semt olabilir ama Şehr-İstanbul'da Güneş batımları en güzellerinden birisi buradan seyredilir.


Yine de eğer günü doğurmak isterseniz de Moda iskelesi biçilmiş kaftanlardan biridir, ilk defa temaşa edebileceğimiz işbu resm-i şerifimizde sanırım Necati Gürkaya vaporumuz Moda iskelesinde görüntülenmiş, ama Adaya mı gidiyor yoksa Bostancı hattı mı bilinmiyor.
Moda iskelesine günümüzde de Deniz Taşıtı yanaşıyor ama bunlar Mavi Marmara'dan kiralanan Kabataş - Moda - Bostancı hattının mopurları olmak var ki daha önceleri bu blogda konusu edildi.


Kadıköy'ü burada uzuzun anlatmamıza gerek bulunmamakta, ama en ikonik binalarından birisinin Süreyya Opérası olduğunu belirtmemde yarar görmekteyiz.
İşbu resm-i şerif çekildiği dönemlerde sinemaydı, dahası Biz Üç Muz burada film bile izlemiştik.
Burada bahsettiğim Süreyya Operası, Maltepe'deki Süreyya Pilâcı ve yine Maltepe'deki Süreyya Paşa Hastahanesi aynı kişinin, rahmetli Süreyya Paşa'nın (İlmen) eseridir.


Esasında bu mıntaka için çok fazla resm-i şerifimiz var ama biz bu sefer Fenerbahçe feneriyle geçiştirelim, çünkü fenerin olduğu yer İstanbul Boğazının Güney ucudur.
Şehr-İstanbul'daki en güzel Gün Batımı buradan izlenir, ama Kalamış tarafındaki körfezin içinden daha da güzeldir.


Günümüzde birçok kişi Caddebostan semtinde bir Vapor iskelesi olduğunu ve Şehir Hatlarının bir zamanlar Deniz Otobüsü ürettiğini bilmezler.
Ancak bu resimdeki Deniz Otobüsü adlı taşıtımız şimdiki bildiğimiz katamaran tekneler gibi hızlı değildi, daha çok Turyol ve Mavi Marmara Mopurlarına benziyordu ama en önemli farkı Vaporlar gibi yandan yanaşıyordu.
Üretildiği dönemde Caddebostan ve Bostancı adı verilen iki adet Deniz Otobüsü topu topu on yıl kadar seferde kalmış ve sonrasında da sessiz sedasız ıskat edilmişlerdi.


Bugün sizin için hazırladığım sürpriz ise Atatürk'ün pek bilinmeyen Suadiye Pilâcında görüntülenmiş olduğu resm-i şerif olmak var.
İşbu resm-i şerif hakkında hiçbir yorum yapmadan doğrudan Bostancı'ya geçiyoruz.


Bayram günleri eğlenmek herkesin hakkıdır, gerek gösterilerle gerekse sinemayla tiyatroyla konserlerle.
Bu gibi etkinliklerin icra edildiği yerlerden birisi de Bostancı Gösteri Merkezi'dir, her zaman bir etkinlik mutlaka bulunabilir.


Hani biraz önce Bahariye'de bahsettiğim Süreyya Paşa Hastahanesi ahanda burasıdır, Maltepe'nin tepelerinde kurulu ve çevresi Çam ağaçlarıyla çevrilidir.
Varlığı bir güvencedir ama yine de Allah hiç kimseyi hastahanelere düşürmemesini dilemekten başka bir şey elimizden gelmez.


Burası da haftada bir gün içindeki kalın kalın kitaplarından derslerimizi çalıştığımız Penguen Kitapevi'nin bulunduğu Süreyya Pilâcı olmak var, bir zamanlar Denize girmenin en güzel yerlerinden birisiydi.
Bugün belki Adaya da gidelim isterdik ama bu kadar yoğıunluk biraz fazla geldiğinden bir başka resim dizisi ilerideki günlerde sizlerle birlikte olacak.

Yirmiüç Nisan Metrosu

Bugün takvimler Nisan-ı Şerif Ayının Yirmiüçünç Gününü göstermekte, anlamı ve önemi de Hakimiyet-i Milliye ve Etfâl Bayramı olması.
Bundan yıllar yıllar önce ya da açık olarak yazalım Bindokuzyüzyirmi Yılında Ankara'da Meclisimiz açıldı ve o günden beridir çok şükür hayatta.
Ancak bu sefer sizlere bambaşka bir konuyla ilgili bazı resimlerimiz mevcut.


Eskiden hatırlar mısınız İlkokul günlerimizde okuma yazma fişleri vardı, o fişler sayesinde hepimiz okuma yazma öğrendik.
Ancak her ne hikmetse toplu taşıma araçlarına medeni bir şekilde binebilmeği öğrenemedik.


Hadi medeniyetten de vaz geçtik, koskoca İstanbul Belediyesinin işletmekte olduğu Metro'da her ne kadar geçmiş güzel çocukluk günlerimizi anımsatan okuma fişinde yapılmış olan akıllara zarar vahim imlâ hatasını bir tek Biz Üç Muz mu gördü?
Tamamen yazıldığı gibi okunan Türkçe'de daha ilkokulda öğrendiğimiz bir kural vardır:
Birkaç istisna haricinde Türkçe kelimelerde ilk hecedeki sesli hârf  kalın sesli hârf yani A I O U ise diğer hecelerdeki sesli hârfler de A I O U, buna mukâbil ilk hecedeki sesli hârf ince sesli hârf yani E İ Ö Ü ise diğer hecelerdeki sesli hârfler de E İ Ö Ü olması gerektiğidir.
Eğer bir kelime bu kurala uymuyorsa ve herhangi bir ek almışsa ekteki sesli hârf son hecedeki sesli hârfle uyumlu olması gerektiğidir.
İşbu örnekteki "Skuter" kelimesi Türkçe bile olmayan bir kelimedir.
Bunun doğrusu kesinlikle böyle değildir, ya "Skuterle" ya da "Skutırla" olması gerekmez midir?.


Metroyu geride bıraktık ve Çağdaş Tramvay'da içimizi ferahlatan bir karşılama gördük çok şükür.
Bizler için belki İlkbahar ama bu tarih Güney Yarımküre için Sonbahar anlamına geliyor.
Baharı iyi hissetmek için siz de Elif gibi gülümseyin.


Metroda tramvayda trende otobüste bulunan "Acil Durum Zımbırtılarını" gerçekten acil bir durum yoksa siz de Gülçin gibi kullanmayınız.

22 Nisan 2026

Nisan Yağmuru

Nisan yeniden Sağanak Yağmuru sağ olsun Bardak'tan yeniden boşattı.
Yağmur ise sanırım kocişkosu Bardak'tan nafakasını yine tahsil edememiş olacak ki Dünya üzerine şöyle bir gürleyerek hemen yuvasına geri dönmeğe karar verdi.


Kimileri sürekli bir yağmuru sever, kimileri de az sağanakları.
Ancak bu sefer yeniden Yağmur ve Bardak ayrılığa fazlama dayanamayarak yeniden evlendiler.

21 Nisan 2026

Gece Yağmuru

Günün tamamını Güneş ile yaşamak ama Yağmurla bitirmek ve Geceyi serin bir hava ile karşılamsnın tadı sadece Şehr-İstanbul'da çıkartılabilir.


Nisan'ın neredeyse son haftasında sıcaklık hâlâ gerçek değerlerine erişemedi.
Bu sene de mi Yaz geldiğinde bir türlü ısınamayacağız?