Bu Blogda Ara

Suadiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suadiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026

İstanbul Bayram Gezintisi

 Bazı günler gerçekten özel günlerdir, örnek olarak bugün Yirmiüç Nisan neş'e doluyor insan.
Çocuklar için ise tören ertesi gezinti günü gibi, çünkü hava Şehr-İstanbul'da çok güzel.
Yeni bir Şehr-İstanbul gezisi bizleri bekler resm-i şerifler eşliğinde.


İstanbul'a uçakla gelmek gerçekten güzel bir yolculuktur, özellikle de Atatürk Havalimanında karşılanmak daha güzeldir.
Gelgelelim resm-i şerifimizde temaşa ettiğimiz Yeşilköy havalimanımıza Atatürk'ün adı Bindokuzyüzseksenüç yılında verilmiştir.
Bir zamanlar tek havalimanımız burasıydı, imdı iki adet daha mevcut.


Havalimanından çıktık Metroya bindik ama Metroda millet telefonlarıyla oynuyordu, Biz Üç Muz'un elinde ise telefon adına hiçbir şey yoktu.
Acaba bir Telefon kalkıp da İnsanla oynasaydı nasıl olurdu?
Cevabı yukarıdaki resimde.


Eski zamanlarda ve eski bir televizyon dizisinde İstanbul'da bir yer tarif edilirken "Sırtını Aksaray'a Vermek" diye bir tabir vardı, işte o bahsedilen Aksaray burası olmak vardı.
Tabi o eski günlerin Aksaray'ından geriye sadece Pertevniyâl Valide Sultan Cami-i Şerifi günümüzde mevcut, geri kalan tüm her şey değişti.


Bugün her ne kadar Bayram da olsa birçok kişi için Çalışma Günü, sadece resmi daireler kapalı olmak var.
Arkada temaşa ettiğiniz yer Sultan Bayazıd-ı Veli Cami-i Şerifi (Fatih Sultan Mehmet'in oğlu olan), önünde de Kapalıçarşı'nın dış duvarları mevcut, ancak ağaçlardan dolayı görünmüyor.


Genel olarak her zaman Sultan Ahmet Cami-i Şerifi paylaşılır, ya da Aya Sofya-i Kebir Cami-i Şerifininkisi, ama minareden çekilen resm-i şeriflere henüz sıra gelmemiştir derler.
Resmin sol tarafında Firuz Ağa Cami-i Şerifi mevcuttur, caminin arkasında kalan yoldan ise bir İett otobüsü geçmekte, Eminönü tarafına gittiği kesin ama son durağı Eminönü mü yoksa daha ilerisindeki bir başka mahâlle mi bilmiyoruz.


Sirkeci ve çevresi tarih boyunca her zaman curcuna ve karmaşa olmuştur, her ne kadar günümüzde Çağdaş Tramvay biraz düzeltecek gibi bir algıya kapılındıysa bile hâlâ düzene girememiş olduğunu üzülerek söylemek zorundayız.


Yoıllar hiçbir zaman yürüyerek aşılmaz, hele Şehr-İstanbul'da hiç aşılmaz.
Yine de sıradaki semt olan Eminönü'yü paylaşırken curcunayı mı sâkinliği mi paylaşalım diye düşünürken havadan çekilmiş bir resm-i şerif imdadımıza yetişti.
Tabi yine değişim Eminönü'de de kaçınılamadı, üst geçidin olduğu yerde günümüzde Hâliç Çağdaş Tramvayı (T5) durağı mevcut.


Bu kısımları şimdiye kadar hiç paylaşmamıştık, bir adet Troleybüsümüz ve diğer taşıtlar Unkapanı durağında görülüyor, yolun solunda Şeb Sefa Hatun Cami-i Şerifi, ilerisinde de Bozdoğan Kemeri işbu resm-i şerifte günümüze kalanlar.


Bugün biliyorsunuz bayram, üstelik çocuklara armağan edilmiş bir bayram, dünyada tek Çocuk Bayramı mâlum-u âliniz Türkiye Cümhûriyeti'de kutlanıyor.
Bir zamanlar bizim ulusal televizyonumuz olan Türkiye Radyo Televizyon kurumu tüm dünya geneline açık olarak Yirmiüç Nisan Şenlikleri yapar, dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklarla birlikte kutlardık.
Bu küçük nostâljiden sonra yolumuz Eyüp Sultan'a düşüyor, zamanın çocukları bir okuladan çıkmışlar ve bir kartpostala poz vermişler.
Sanırız da hiçbiri artık Cismani Dünya hayatlarını bitirmiş olmaları gerek, Allah hepsine rahmet eylesin.


Sanal ortamdaki resimler arasında gezintimiz esnassında Eyüp Sultan'a kadar gelmişken yukarıdaki Pierre Loti Tepesine çıkıp manzara-i nefiseyi temaşa etmemek olmazdı.


Pek paylaşılan ve Şehr-İstanbul ile ilişkilendirilmese bile bu sefer Blogumuza yer alan semtlerden birisi de Taşlıtarla'dır, günümüzde ise Gazi Osman Paşa olarak geçer, Taşlıtarla ise unutulmuştur.


Vaporlarımız olmaszlarsa Şehr-İstanbul arsla güzel bir yer olamazdı, burası da dünya üzerindeki faal olan en eski tershane olmak vardır.
Buradaki resim oldukça yakın bir tarihte çekildi, arkada bulunan Fenerbahçe vaporuumuzun beyaz renkli cam simitleri sizi yanıltmasın ama bu renk Rahmi Koç Müzesi için özel olarak yeniden yapıldı.
Paşabahçe vaporumuz ise bu resim çekildikten bir süre sonra sefere geri döndü, yetmedi vapor yokluğundan dolayı Nostâlji Vaporu sınıfından çıkartılarak Seferi Vapor sınıfına eklendi.


Vapor demişken dünya üzerinde bu kadar tarihi eseri aynı kareye sığdırmak o kadar kolay değildir, aşağıda İnciburnu Vaporu, yukarıda da Galata Kulesi, arada da Karayköy iskelesi ve aralardaki diğer binalar.
Buradaki iskele yıllar önce bir Lodos fırtınasında battı, İnciburnu vaporu ise hâlâ seferde ancak adı Barış Manço olarak değiştirildi.
Vapora adını veren Barış Manço'yu ise sanırım birçoğumuz tanıyor, zamanında gerek şarkılarıyla gerekse televizyondaki programıyla çağının çok ötesinde biriydi, Allah rahmet eylesin, kendisini Bindokuzyüzdoksandıokuz yılında ahirete uğurladık.


İmdı hazır Vaporla karşıya geçerken geçmişin güzel bir anısı olarak Şirket-i Hayriye'den kalma 76 baca numaralı Sarıyer adlı vaporumuzu Salacak iskelesinden kaldırıp Kız Kulesi önünden geçirterrek Eminönü'ye yolluyorduk.


Buradaki resmin renkli biçimi sanırım ilk defa yayınlanmakta, karşımızda Haydarpaşa Garı ve önünde de zamanın Anadolu - Bağdat Demiryolları idaresinin mülkiyetinde bulunan Bağdat Basra Hâlep adlı vaporlarından birisi iskelesine yanaşmış bekliyordu.
Birçok kaynak karıştırır ama bu vaporlar Şirket-i Hayriye'nin mülkiyetinde değildiler.
Kaldı ki Şirket-i Hayriye'nin sorumluluk sahası Anadolu yakasında Harem iskelesinden yukarıdaki iskeleleri kapsıyordui, Haydarpaşa ise sınırın dışındaydı.


Eski kaynaklar Kadıköy için Körler Memleketi derler ama günümüzü görmüş olsalardı yanıldıklarını anlarlardı.
Kadıköy belki körlere hitap eden bir semt olabilir ama Şehr-İstanbul'da Güneş batımları en güzellerinden birisi buradan seyredilir.


Yine de eğer günü doğurmak isterseniz de Moda iskelesi biçilmiş kaftanlardan biridir, ilk defa temaşa edebileceğimiz işbu resm-i şerifimizde sanırım Necati Gürkaya vaporumuz Moda iskelesinde görüntülenmiş, ama Adaya mı gidiyor yoksa Bostancı hattı mı bilinmiyor.
Moda iskelesine günümüzde de Deniz Taşıtı yanaşıyor ama bunlar Mavi Marmara'dan kiralanan Kabataş - Moda - Bostancı hattının mopurları olmak var ki daha önceleri bu blogda konusu edildi.


Kadıköy'ü burada uzuzun anlatmamıza gerek bulunmamakta, ama en ikonik binalarından birisinin Süreyya Opérası olduğunu belirtmemde yarar görmekteyiz.
İşbu resm-i şerif çekildiği dönemlerde sinemaydı, dahası Biz Üç Muz burada film bile izlemiştik.
Burada bahsettiğim Süreyya Operası, Maltepe'deki Süreyya Pilâcı ve yine Maltepe'deki Süreyya Paşa Hastahanesi aynı kişinin, rahmetli Süreyya Paşa'nın (İlmen) eseridir.


Esasında bu mıntaka için çok fazla resm-i şerifimiz var ama biz bu sefer Fenerbahçe feneriyle geçiştirelim, çünkü fenerin olduğu yer İstanbul Boğazının Güney ucudur.
Şehr-İstanbul'daki en güzel Gün Batımı buradan izlenir, ama Kalamış tarafındaki körfezin içinden daha da güzeldir.


Günümüzde birçok kişi Caddebostan semtinde bir Vapor iskelesi olduğunu ve Şehir Hatlarının bir zamanlar Deniz Otobüsü ürettiğini bilmezler.
Ancak bu resimdeki Deniz Otobüsü adlı taşıtımız şimdiki bildiğimiz katamaran tekneler gibi hızlı değildi, daha çok Turyol ve Mavi Marmara Mopurlarına benziyordu ama en önemli farkı Vaporlar gibi yandan yanaşıyordu.
Üretildiği dönemde Caddebostan ve Bostancı adı verilen iki adet Deniz Otobüsü topu topu on yıl kadar seferde kalmış ve sonrasında da sessiz sedasız ıskat edilmişlerdi.


Bugün sizin için hazırladığım sürpriz ise Atatürk'ün pek bilinmeyen Suadiye Pilâcında görüntülenmiş olduğu resm-i şerif olmak var.
İşbu resm-i şerif hakkında hiçbir yorum yapmadan doğrudan Bostancı'ya geçiyoruz.


Bayram günleri eğlenmek herkesin hakkıdır, gerek gösterilerle gerekse sinemayla tiyatroyla konserlerle.
Bu gibi etkinliklerin icra edildiği yerlerden birisi de Bostancı Gösteri Merkezi'dir, her zaman bir etkinlik mutlaka bulunabilir.


Hani biraz önce Bahariye'de bahsettiğim Süreyya Paşa Hastahanesi ahanda burasıdır, Maltepe'nin tepelerinde kurulu ve çevresi Çam ağaçlarıyla çevrilidir.
Varlığı bir güvencedir ama yine de Allah hiç kimseyi hastahanelere düşürmemesini dilemekten başka bir şey elimizden gelmez.


Burası da haftada bir gün içindeki kalın kalın kitaplarından derslerimizi çalıştığımız Penguen Kitapevi'nin bulunduğu Süreyya Pilâcı olmak var, bir zamanlar Denize girmenin en güzel yerlerinden birisiydi.
Bugün belki Adaya da gidelim isterdik ama bu kadar yoğıunluk biraz fazla geldiğinden bir başka resim dizisi ilerideki günlerde sizlerle birlikte olacak.

14 Şubat 2026

Aşk Balonu

 Esasında sıradan bir gün, ama gençliğimiz zamanında oldukça anlamlar yüklemiştik bugüne.
Çünkü ne de olsa sevginin bir gün gerçek olacağını ummuştuk.
Oysa önem verdiğimiz dönemlerde bile içinin boş olduğu gerçeği aradan geçen yıllardan sonra daha da anlam kazandı.
Helyum gazının şişirdiği balonları Marmaray bile taşımıyor.


Aşk bu kadar kolay mıdır?
Ya da soru şudur:
Aşk her şeyi affeder mi?
Yıllar önce bu soru Facebok'ta soruldu ve iki farklı kadın tarafından iki farklı cevapla cevaplandı.
Biri aşka kaptırıverileceği, diğeri de affetmemesi gerektiğini söylüyordu.


En güzel aşk ise Kahveye karşı hissedilen aşk olduğu o kadar doğruydu ki günümüzde artık aşk da sevgi de para etmiyor, üstelik hiçbir şeye değmiyor.

26 Eylül 2025

Soba Yandı

 Sonbahar artık kendisini şimdiden hissettirmeğe başladı, elektırikli sobalar daha bugünden yanıyor.
Oysa eskiden ta Kasım-ı Şerif Ayı ortalarında yakılmağa başlanırdı, dahası Tcdd'nin bile bu konuda işletme düşüncesi mevcut.


Bu yıl bu kadar sıcaklardan sonra Kış soğuk mu geçecek dersiniz?
Ya da soruyu şöyle soralım:
İşbu önümüzde hayatlarımıza avdet edecek olan Kış mevsimi dâhilinde lâpa lâpa bir Kar yağar mı?
Bizim kışlık kahramanlarımız Tinki Pinki ve Kukuli eldivenlerini giyip atkılarını sarıp sokağa çıkarlar da kartopu oynarlar mı?

15 Eylül 2024

Gecenin Yağmuru

 Biraz önce gecenin kör saatinde Yağmur yeniden Bardaktan boşandı.
Hem de öyle şiddetli bir kavga ettiler ki gökteki bağırışmaları yerden bile duyuldu.
Yağmur da baktı ki Bardakla olan zaten Pamuk ipliğine bağlı evliliğini yeniden askıya aldı ve bir anda kendisini yere bıraktı.


Yere bırakınca da olanlar oldu ve etraf sırılsıklam ıslandı.
Gece vakti Yağmurun gidebilecek bir Home'si olmadığını da düşünürsek Yağmur'cuğumuza kucak açmak Dünya'ya düştü yeniden.
Hayat bakalım bizlere ne gibi yaşamlar hazırlıyor?

22 Ağustos 2024

Caddebostan Kıyı Dolgusu

 Bu yazıda anlatılacak şeyler Milliyet gazetesinin Oniki Nisan Bindokuzyüzseksenbeş günkü bir haberinin yayınlanmasıyla başladı.
Haberde zamanın İstanbul şehremini Bedrettin Dalan'ın kıyıları bir daha geriye dönülemeyecek biçimde doldurularak hâlkın kullanımına açılacağından bahsediyordu.


İşbu haberden sonra çok fazlama zaman geçmesi gerekmedi, kısa zaman zarfında doldurulan alan Bostancı'ya dayanmıştı bile.
Ancak biz yine de sırayla gidelim ve Caddebostan ile Fenerbahçe dalyanı arasındaki tahribatla başlayalım.


Eski zamanlarda dalyanların bulunduğu ve günümüzde Fenerbahçe Orduevi durağının oradan başlayan doldurma işlemi işbu resm-i şerifte Caddebostan pilâcına kadar dayandığı gözükmekte.


Dolgu tahribatının ne kadar büyük olduğunu anlatabilmek için ahanda eski zamandan kalma işbu resm-i şerifi de tükledim.
Buradaki kumsal üstte bulunan resimdeki üçgen kahverengi yer.
Bir zamanlar burada muhteşem bir pilâj vardı. Büyüklerimizin anlattıklarına göre kumu altın gibi sarışın, denizi berrak bir maviydi. Dahası körfez olduğu için sığdı yani fazlama derin değişdi, yüzmeği bilmeyenler de girebilirlerdi.


Aynı yere bir de deniz tarafından bakalım, her ne kadar resimdeki köşkler günümüzde de duruyorlarsa dâhi o eski ihtişamlı günlerini çoktan kaybettiler.


Bir zamanlar burada Vapor İskelesi olduğunu söylersem hepiniz kargalar gibi gülerdiniz değil mi?
Oysa şurada Bindokuzyüzseksen yılına kadar Caddebostan'da Vapor İskelesi vardı ve Türkiye Denizciilik İşletmeleri bünyesindeki Şehir Hatları vaporları günde birkaç kez Caddebostan'a uğrarlardı.


İşte onlardan bir tanesi de Caddebostan adlı zamanın deyimiyle Deniz Otobüsü ama gerçekte günümüzde Turyol ve Dentur Avrasya ve Prenstur ve de Mavi Marmara'dan İstanbul Belediyesi bünyesindeki Şehir Hatları tarafından kiralanan Mopurlardan tek farkı yandan yanaşan tekneler.
İşbu deniz otobüslerinden topu topu iki adet yapıldı, adlarına da Caddebostan ve Bostancı uygun görüldü.
İşbu deniz taşıtlarına deniz otobüsü denmesinin sebebi koltuk düzenlerinin İett otobüsü gibi olmasından ve karada giden bildiğimiz otobüsler gibi zangır zangır titremesi yüzünden olduğu büyüklerimiz taradından Facebok'ta anlatılmış olmasıdır.


Caddebostan'ın batı tarafındaki vaziyetini temaşa eyledikten sonra doğu tarafına bir göz atalım, burada da sonradan rahmetli Çetin Emeç'in ismi verilen sahil yolu görünmekte.
Bu yeni yapılan yol Cadde-i Bağdad'a iki sokakla bağlanmış, ilki Marmara Yelken Kulübü'nün yanından geçen ve Galip Paşa Cami-i Şerifinin yanından aşağıya inen yol, diğeri de Kantarcı durağının oradaki Divan Pastahanesinin karşısına çıkan yol.
İkinci bahsettiğim yoldan ER1 hat numaralı İett otobüsleri geçer, ancak Çetin Emeç Caddesi üzerindeki Erenköy ve Kantarcı duraklarında durmaz.


İşbu sahil dolgusu Suadiye'yi de yedi bitirdi, çünkü günümüzde Suadiye Hotelinin önünde otopark olarak kullanılan alan eski zamanların Suadiye Pilâcı olmak vardı.


Bu resimdeki zaman Caddebostan dolgusundan günümüze daha yakın ama temeli ta kırk yıl öncedden atılmış olduğu ortaya çıkıyor.
Bizler sanırım yaşlanıyoruz, günümüzün dünyası bizlere göre değil gibime geliyor.


Kıyı doldurula doldurula nerelere kadar geldiğini gördünüz.
Bostancı'daki istasyondan bakılınca fazlama bir şey fark edemiyor olabilirsiniz ama buradaki resm-i şerifte Cadde-i Bağdad artık Kızıltoprak yönüne tek yönlü olmuş vaziyette, dönüş yolu ise Ihlamur durağından itibaren Kalamış - Fener Caddesi + Ahmet Mithat Efendi Caddesi + Cemil Topuzlu Caddesi + Çetin Emeç Caddesi yoluyla sağlanmakta.


İşbu dolgu yapıldıktan sonra Bindokuzyüzseksenyedi yılında yine zamanın İstanbul şehremini olan Bedrettin Dalan kalktı Norveç'ten birkaç adet katamaran tekne getirdi, bağlı olduğu firmanın adını da İstanbul Deniz Otobüsleri koydu, yukarıda resm-i şerifini temaşa ettiğiniz Bostancı'daki iskele aynı zamanda genel müdürlük olarak kullanıldı.
O zamanki İstanbul Deniz Otobüslerinin ortaklık yapısı olarak yüzde seksenbeşi İstanbul Deniz Otobüslerinin, yüzde ondördü İstanbul Elektrik Tünel Tramvay idaresinin, yüzde yarımı Hamidiye'nin, kalan yüzde yarımı da İstanbul Beleiyesi bünyesindeki diğer şirketlere aitti ve bu şirketlerin en yüksek hissesi İstanbul Ulaşım Anonim Şirketi yani sonradan Metro İstanbul'undu.
İlk olarak Bostancı'dan Kabataş'a açılan hattın yanına ertesi yıl Bakırköy hattı da açıldı, üçüncü yılda Kadıköy ve Karayköy iskeleleri de açılınca o zamanlar oldukça iyi gösteriiş yapmıştı.
Gel zaman git zaman İstanbul Deniz Otobüsleri o zaman için fena sayılmayan bir para olan Sekizyüzaltmışbirmilyon Amerika Birleşik Devletleri Dolarıcıklık bir ücrete satıldı.
Bazı kişiler kiralandığını söylüyor ama aradan geçen zaman zarfında bazı taşıtlar başka yerlere gönderildi, mâlum-u âliniz kiralanan bir şey kiracı tarafından başkasına satılamaz veya yeniden kiralanamaz, işbu vaziyet-i umumiye yasaya aykırıdır.


Sizlere son olarak Bostancı iskelesinin eski vaziyetinin bir resm-i şerifini de paylaşayım tam olsun, ama işbu mevzuat-ı umumiye burada bitmeyecek, çünkü yolun devamı olan Turgut Özal Bulvarı on yıl sonrasında Kaynarca'ya kadar dayandı ve günümüzde de kullanılıyor.
O tarafın tahribatı başka bir yazımızın konusu olacak.

12 Ağustos 2024

İstinye Tershanesi

 Bir zamanlar İstinye'de bir Tershanemiz vardı, imdı dediğim yakın zaman önce yat limanı oldu.
Tabi diğer terdshanelerimiz gibi İstinye Tershanesi de Türkiye Denizcilik İşletmeleri bünyesindeki Şehir Hatları'na önemli katkılar sağlamıştır.
Tershanenin faaliyetleri zamanın başbakanı Turgut Özal tarafından mâlesef Bindokuzyüzdoksanbir yılında sonlandırıldı.
 

En belirgin olanı Temel Şimşir vaporu henüz bacası takılmamışken çekilmiş, arkasında olasılıkla Suadiye, yanında Heybeliada, önünde de Şirket-i Hayriye'den kalan küçüklerden biri demeyeyim 73 baca numaralı Rumeli Kavağı, bonus olarak da sağda inşa edilmekte olan Aydın Güer vaporumuz mevcut.
Faacebok'taki vapor konusundaki üstadlarımız sağ olsunlar düzelttiler bizi.

21 Temmuz 2024

Muharrem-i Şerif Dolunayı

Gün gelir yazı konusu edilecek nesne-i şerif bulamazsın ama Dolunay gelir senin baş köşene kurularak oturuverir.
Bazen de öyle güzel poz verir ki anlatılmaz yaşanması gerekir.
Yine de o verdiği güzel pozu resimlemek şarttır.
Tıpkı bu gece yapabilmeğe çalıştığım gibi.


Dolunay mâlum-u âliniz ayda sadece bir gece gözükür, o da hicri takvime göre hicri ayların ortalarında oluşur.
Nasıl ki Ramezân-ı Şerif ayının başlarında Hilâl'in görülmesini heyecanla beklerdiysek imdı da aylık Dolunayı bekliyoruz.
İşbu resm-i şerifte de temaşa edebildiğinize göre burası Şehr-İstanbul'un bir zamanlar güzel bir denizi olan ama günümüzde deniz konusunda biraz burnu kıvrılan Suadiye semti olmak var.
Çünkü burada tatilin olmazsa olmaz üçlüsü Deniz Kum Güneşten sadece ikisi mevcut, şöyle ki Deniz eski temiz mavi pek değil ama girilebilir, Güneş için gündüz vaktini beklemek gerekir, ama ne yazık ki artıkım Kum yoktur çünkü Bindokuzyüzseksenaltı yılında sahile yol yapılırken eski pilâcın o mükemmel kumları dolgu toprağın altında kaldı.


Dolunayı düzgün çekebilmek mâlesef mümkün değil, on tane resimden ancak bir tanesi bir şeye benzeyebiliyor.
Ancak gerek ikinci gerek üstteki resimlerde Yakamoz yine de fena çıkmamış.
Hani bir zamanlar ism-i şerifine şarkı yazılan Yakamoz, hani Ay gittiğinde kendi de giden ama şarkıyı yazan tarafından gitmesi istenmeyen Yakamoz.
Oysa kendisi bir ışık yansımasından başka bir şey olmayan bir Yakamozdan bahsetti ben.

26 Kasım 2023

Kahve Dünyası Çamı

Şurada bir ay kadar zaman kaldı Yılbaşı kutlamaları için.
Tabi her yerde süslemeler de başladı ki bunlardan biri Kahve Dünyası içinde resm-i şerifini temaşa ettiğiniz Çam ağacı olmak var.


Şurada daha dün gibi karşıladığımız İkibinyirmiüç Yılı da sona erip bizim ömürlerimizden gitmek üzere olduğu hakikât-i şerifini de gözden kaçırmamak gerekiyor.
Biz yaşayanlar için en önemli konu geçip giden ömrümüz ve boşa geçen zamanımız.
Bir gün gelecek ve hepimiz başlarımızı taşlara vuracağız.

19 Ağustos 2023

Türk Kahvemsi Rekoru

Günümüze dek gerek Kahve Dünyası gerekse başka kahvecilerden birçok Türk Kahvemsi gummilenmişimdir ve bu gummilendiklerimi de paylaşmışlıklarım da mevcuttur.
Ancak hiçbir gün tam dört adet Türk Kahvemsi ve daha da ilginci dört adet Dabıl Türk Kahvemsi gummilenmemişimdir.
Esasında sizlere de bu kadar çoğunu tavsiye etmeyiz Üç Muz olarak ama muzlardan birisi bugün bunu yapmaktan geri kalamadı.
Efenim ilk Kahvemize Sirkeci'deki Al-Götür mağazasındın başlıyoruz.


Buranın kapsamı Al Götür olduğundan diğer bordo tabelalı Kahve Dünyasılarında bolca bulunan bazı gıdalar bulunamayabiliyor.
Cumartesi günüyle sabahki değil öğlenki Türk Kahvemsi yanında Çikolatalı Kuruhasan'la birlikte çok güzel gitti.
Ancak günün tek Türk Kahvemsi burada olmayacaktı, devamı biraz sonra geliyor huzurlarınıza.


Hani bizim Şehr-İstanbul'da bir Galataport vardı, ism-i şerifinde meymanet olmayan ve Deniz Dolmuşunu kredi kartı olmayana binmeği haram eden.
İşte orada tam üç adet Kahve Dünyası mevcut, bir tanesi tam deniz ve liman manzaralı olmak var.
Bu seferkisinde ben yanına Gofrik eşlik etmesini istedim, sağ olsunlar benimle birlikte olan diğer İki Muz red etmediler Gofrik ikramımı.
Doğrusu alttaki porselen tepsi de az değilmiş ki bütün Kahve Dünyasılarına lâzım, sunumu daha da güzelleştiriyor.
Burada çalışanlar Biz Üç Muz'u acaba Arap mı sandılar ki böyle güzel lezzet-i ikramda bulunmaktalar?


İşbu yazı Büyükada maceralarımın olduğu yazı olmadığından Büyükada'daki Kahve Dünyası resm-i şerifini izlemenizi tavsiye ederim.
Benim gönlümde her zaman en güzel Kahve Dünyası olarak kalacak, sırf taşıtsızlıkları bile yeterli burayı sevmem için.
Ancak tek kusurlu yanı buradaki manzara-i nefaseti gösteren masa sayısı çok sınırlı olduğundan her seferinde yer kavgası yaşamakta ben.
Ancak yapacak fazlaama şey de yok çünkü bahçenin boyutu o kadar sadece.
Tek üzüldüğüm konu ise Attı Bir'in artık kalkmış olması, yani artıkım Kahve yanındaki Dondurma alırken indirim yok.


Büyükada dönüşü günün son Türk Kahvemsimizi ahanda Suadiye'deki Kahve Dünuyası'nda gummilendik, bu seferki de Kaşık Çikolata Biz Üç Muz'a eşlik etti.
Tabi ben burada bize eşlik eden sevgili Havhav Şey'i anlatmayacağım çünkü konumuz dört farklı Kahve Dünyası konusu olduğundan belki ileride bir şeyler anlatırım.
Benim için aynı gün üstelik oniki saatçik bir zaman zarfında gummilendiğim tam dört adet Dabıl Türk Kahvemsilerin tadları ve lezzetleri önemliydi, yoksa hayat yaşanmağa devam etmekte.
Ancak bizim için Türk Kahvemsiz geçen her gün yaşanmamış bir gün sayılmakta.

16 Temmuz 2023

Dünya Dondurma Günü

 Bugün günlerden Pazar olmak var ama bu haftanın Pazar günü aynı zamanda Dünya Dondurma Günü gibi bir anlam taşıyor.
Biz de Üç Muz olarak Kahve Dünyası'nın en sevilen dükkânlarından biri olan Cadde-i Bağdad'dakilerinin ortasındayız ve Günlük gummilendiğimiz Kahvelerimizin yanında fazladan Dondurmalarımızı yummilenebilmeğe çalışıyoruz.


Bugünün özelliği ise iki top Dondurma alana üçüncü top Dondurmanın beleş olması.
Yani iki alana fazladan bir bedava.
Anlattığımı anlayacağınız kadarıyla alatacak olursam kısaca şekliyle Ağaya Beleş, tıpkı Kibar Feyzo filminin Tuvalet sahnesinde olduğu gibi.


Bu akşamki gummilendiğim Filitre Kahvem de esasında güzel gitti, tam böyle Yaz akşamlarının serinletici güzellikleri gibi, ya da dün akşam Büyükada'daki güzellikler gibi.
Sözün özüne indirtagandileyecek olursak Kahve Dünyası'nın icat ettiği Dünya Dondurma Günümüzü bu yıl Vişneli Fıstıklı Limonlu Dondurmayla kutladık çok şükür.
Darısı gelecek seneye inşallah eğer tekrarı kısmet olursa.