Bu Blogda Ara

Bitki Çayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bitki Çayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2026

Aşk Balonu

 Esasında sıradan bir gün, ama gençliğimiz zamanında oldukça anlamlar yüklemiştik bugüne.
Çünkü ne de olsa sevginin bir gün gerçek olacağını ummuştuk.
Oysa önem verdiğimiz dönemlerde bile içinin boş olduğu gerçeği aradan geçen yıllardan sonra daha da anlam kazandı.
Helyum gazının şişirdiği balonları Marmaray bile taşımıyor.


Aşk bu kadar kolay mıdır?
Ya da soru şudur:
Aşk her şeyi affeder mi?
Yıllar önce bu soru Facebok'ta soruldu ve iki farklı kadın tarafından iki farklı cevapla cevaplandı.
Biri aşka kaptırıverileceği, diğeri de affetmemesi gerektiğini söylüyordu.


En güzel aşk ise Kahveye karşı hissedilen aşk olduğu o kadar doğruydu ki günümüzde artık aşk da sevgi de para etmiyor, üstelik hiçbir şeye değmiyor.

02 Şubat 2026

Aromalı Çay Gummi

Aromalı Bitki Çayları sever misiniz?
Ben bugün Yeşılçay'ıma tarçın ve karanfil kattım.
Çocukluğumu ve gençliğin güzel günlerini anımsatan bir kokuyla içtim.
Yeni tadlar ve deneyimler essahtan mutlu ediyor insanı.


Çok büyük şeyler olmasına da gerek yok.
Bir koku ve bir lezzet yetiyor.
Aslında galiba mutluluğu arayan da bir şekilde buluyor.

05 Ekim 2024

Hayâl - Hayat

 Acıların yan etkileri belirti göstermeğe başlayınca insan bir anda bitip bitmediğini sorgulamağa başlıyor.
Eskilerden beri belirteçli bir lâfz-ı şerif mevcuttur ki bir insanın hayâlinin Madrid gerçeğinin de Mardin olduğunu söyler.
Biz yine de Üç Muz birlik olarak kırk adet Madrid'i toplasanız bir adet Mardin'e değişmeyiz, çünkü Mardin bizim torpağımızdır, Madrid gibi yaban el değildir.


Tuhaf ama gerçek bir şey varmış ki Biz Üç Muz'un her Büyükada'dan Kartal'a geldiğimızde Kahve veya Bitki Çayı gummilendiğimiz Cafe De Madrid'in bizim Mardin'de de dükkânı mevcut olduğunu öğrendik.
Dikkâtlı bakınca bardağın üzerinde Mardin de yazmakta olduğunu sizler de kolayca temaşa eyleyebilirsiniz.

23 Eylül 2024

Bozuk Mod

 Sonbahar hayatımıza geldi biraz önce, hava tam bir hastalık havası. Ne serin ne de sıçak, sadece gündüz güzel akşam serin, sabah da buzlu.
Havanın vaziyeti de artıkım serinlemeğe başladı, Güneş'in mesaisinin erken sonlandığını ve Homuna her gün birer ikişer dakika erken gitmeğe başladığını zaten gözlerimiz görüyor ve Diyanet Holdink'in takvimlerinde de açıkça belli olduğu göz önünde bulundurulmalı.


Esasında yapılacak en iyi şey Mélisà Çayı gummilenmek ama her yerde Bitki Çayı bulunmuyor.
Varsa yoksa Çaykur Rize Çayı veya Lipton Demlik Poşeti gibi içecek sıcak şeyler.
Tabi buna karşılık bir yerde de Çay bulunmuyor, orası da Kahve Dünyası ki ism-i şerifine göre Kahve ve Çikolata üzerine uzmanlaşması son derece norminâl bir olgu.

05 Eylül 2024

Akşam Çayı Mutlulukları

Çay adlı sıcak içecek milletimizin genel ve ulusal içeceğidir.
Her dost meclisinde veya yabancısı olduğunuz herhangi bir hanede ilk önce muhakkak sur'ette Çay ikram edilir.
Çayla başlayan muhabbet ilerledikçe ikinci üçüncü bardağı da bulabilir, sonrasında başka içecekler de sıraya girebilir.
Ne olursa olsun Çaykur Rize Çayı veya Lipton Demlik Poşeti ya da Doğuş Çay olmadan arsla olmaz bizlerin meclisleri.


Kış yakın zaman zarfında gelecek, soğuk havalarda insanların canları duygusal sebeplerden üzüntüler değil Çay çekecek.
Hele bir de sevgili Ajda Pekkan ablamızın icadı ve Paşabahçe'ye ve de bizlere armağanı olan Ajda Bardak'ta gummilenilen Herhangi Çay'ın tadı daha bir başka olmak vardır.
Hemen belirteyim Ajda Bardak bizim bildiğimiz kılâsik boydaki ince belli Çay Bardaklarının bir boy büyüğüdür, her yerde bulunmaz özellikle aramak gerekir.
İnce belli bizim bildiğimiz Çay Bardağı ile Ajda’nın tasarladığı Çay Bardağı arasındaki tek fark bpyutudur, işlevi ise aynıdır.


Burası dünya üzerinde gördüğüm ve gittiğim en peçete fakiri mekân olan Şehr-İstanbul'un Bostancı semtindeki İstasyon Çay Bahçesi olmak var.
Her ne kadar mekânın sahipleri ve çalışanları benim gibi Sivaslı olsalar bile peçetenin eksiklikleri hemen öze çarpmadan geri duramıyor.
Sizin de eğer yolunuz buraya düşerse yanınızda peçeteniz olmadan gitmek gibi bir hata yapmayın sakın.

23 Eylül 2018

Sonbahar Gündönümü

Hoşça kal sevgili Yaz.
Bugün biraz önceki mevsimimiz olan İkibinonsekiz Yılına ait Yaz'ı tarihin tozlu sergenlerine ekleyeceğiz, tıpkı her geçen günümüzü eklediğimiz gibi.
Bu yıl benim için Yaz biraz kötü geçti, koskocaman üç ay boyunca tek büyük zevkim uçakların arkalarından bakakalmak olduğunu söylemeliyim.


Bugüne dek binlerce uçak resmi çektim, bunların arasından mülkiyeti her ne kadar şahsıma ait olmasa bile en çok beğendiğim Törkiş Eyirlayns'ın TC-JRG plâkalı olan ve Antalya'nın portakallarıyla ünlenmiş olan Finike ilçesinin adını taşıyan uçağını sizlere takdim etmek istiyorum.
Ancak bu konu biraz hususiye giriyor, ben kendi sıkıntılarımla sizi bunaltmamalıyım.

İmdı portakallardan bahsetti ya ben, portakal mevsimi de geldi geliyor, hani neredeyse kapumuzda sayılır.
Demin eklediğim TC-JRG sağ olsun bizlere Finike Portakallarının hem tanıtımını hem de nakliyesini sağlamakta, yeter ki bir gün Antalya Havalimanında veya İstanbul'dan Antalya alakalı bir uçuşunda yakalayayım bana daha fazla yeter.
Sonbahar tek başına portakal demek değil tabi ki.


Bu harita biraz erken bir paylaşım oldu ama şurada birkaç gün içinde doğalgaz da beş aylık bir aralıktan sonra yeniden hayatımıza dühûl eyleyecek.
Gerek Rusya'dan gerekse İran'dan bizim kapumuza gelen doğalgaz aşağıdaki sayaç sayesinde evlerimize giriyor.


Bu yılki ısrarla tıkırında olan ekomonimiz sayesinde güzel bir kazıkla bizi ısıtacağını şimdiden müjdelemeliyim.


Bugün bu konuları şimdilik bir kenara bırakalım ve şimdilik Sonbahar'ın tadını çıkartmaya bakalım.
Bugün gündüz ve gece aynen İlkbahar Gündönümü gibi onikişer saatlik eşitlenmiş bir gündür.


Sonbaharın en güzel taraflarından biri de Ihlamur'dur. Bazıları pek sevmese bile Ihlamur oldukça yararlı ve besin değeri yüksek bir içecektir.
Güzelce demlenmiş bir ıhlamura her kim hayır diyorsa kesin tadını bilmiyordur ya da midesi istemiyordur.


Ben kendim Çay sevmesem bile çay içenlere saygım sonsuzdur.
Hele de o Çay "Ajda Bardak" içinde olursa değmeyin keyfine.
Ajda Bardakları tasarlayan ise hepimizin tanıdığı gerek müziğimizde gerekse Yeşilçam'da "Süperstar" olan sayın Ajda Pekkan'dan başkası değil.
Madem konu açıldı ben de biraz eskilere gidip Ajda Bardak'ın öyküsünü sizlere anlatayım.


Yıl 1984 - 1985 falan. O dönemler Ajda Hanım Çengelköy'de ikâmet eder, haftada iki gün de Beykoz Korusu'nda yürüyüşe gider.
Yürüyüş dönüşü Paşabahçe Şişe Cam Fabrikasına uğrar, orada hem dinlenir hem de ara sıra eve alışveriş de yapar.
Ancak o dönemlerde sadece küçük boy olan ince belli çay bardakları vardır, gerek üretimde gerekse piyasada, ki aradan bunca zaman geçmesine rağmen hâlâ da böyledir.
Bu küçük boyutlu olanları Ajda Hanım'ı kesmez, bir gün Paşabahçe'nin müdürüne gidip ince belli bardakların daha büyüğünün mevcut olup olmadığını sorar.
Müdür de bulunmadığını söyler, Ajda Hanım da üretme imkânı olup olmadığını sorar tabi.
Müdür kaç adet istediğini sorar, on oniki tane cevabını alınca önce reddeder, en az beş koli yani yüz adet üretebileceklerini söyler.
Gerçekten de üretirler ve bir gün Ajda Pekkan'ın evine yollarlar bunları.
Ajda Hanım ise bulardan arkadaşlarına dağıtır, ama baştan düşünemediği bir şey vardır, bu bardaklar arkadaşlarının sayelerinde "Ajda Bardak" olarak adlandırılır ve Paşabahçe Fabrikası yeni bir model kazanır.
Bir zaman sonra Paşabahçe bunun adını "Aida" olarak değiştirmek zorunda kalır.


Ajda Hanım bu konuyu Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde de belirtmiştir, ben sadece mevzuat-ı umumiyenin özetini dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalıştım.
Herkese mutlu sağlıklı nevazilsiz güzel Sonbaharlar dilerim.