Bu Blogda Ara

Gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Şubat 2026

Aromalı Çay Gummi

Aromalı Bitki Çayları sever misiniz?
Ben bugün Yeşılçay'ıma tarçın ve karanfil kattım.
Çocukluğumu ve gençliğin güzel günlerini anımsatan bir kokuyla içtim.
Yeni tadlar ve deneyimler essahtan mutlu ediyor insanı.


Çok büyük şeyler olmasına da gerek yok.
Bir koku ve bir lezzet yetiyor.
Aslında galiba mutluluğu arayan da bir şekilde buluyor.

08 Aralık 2025

Gençlik Yaşlılık

Zamanlar değişir ve değişmek de zorundadır.
Dünün genci bugünün ihtiyarıdır.
Bugünün genci de yarının ihtiyarı olacaktır.


Gençler yaşlıların neler düşündüğünü ve neler hissettiklerini bilemezler.
Ama ihtiyar adamlar genç olmanın nasıl olduğunu unutmuşlarsa suçludurlar.

22 Şubat 2022

Hayat Ve Rakamlar

Hayat nasıldır biliyor musunuz?
Üçte biri güzel geçen zamanlar, geri kalan her an da o güzel geçen zamanları hatırlamaktan ibaret.
Benden büyük olanlar kusuruma bakmasınlar ama siz gençlere sözüm şudur:
Siz yaşlılığın ne olduğunu bilmiyorsunuz ama ben gençliğin ne olduğunu biliyorum.
Hayat çok acımasız ve insafsızdır, önce sınavınızı yapıyor sonra dersinizi veriyor ve hata yapanları asla ama asla affetmiyor.
Hele geç kalanları hiç affetmiyor.


Bugün günlerden Salı, tarih ise Yirmiiki Şubat İkibinyirmiiki, yine dört adet İki iki adet Sıfır yan yana gelerek bir sayı zinciri oluşturmuşlar, rakamla 22.02.2022 olarak yazılmakta.
Bu sayıların gizemi çözülmedi belki ama hani derler ya "Kısmetinde varsa gelir Yemen'den ama kısmetinde yoksa ne gelir elden" misâli olursa olur ama olmazsa alıştık zaten.


Ancak yine de her yeni günün yeni bir umut olduğunu ve umutsuz asla yaşanmayacağını sakın ola ki unutmayın.
Allah bir kapıyı kapatırsa mutlaka başka bir kapıyı açar.
Dilerim kapı açan Allah-u Te'âlâ bizlere hayırlı kapılar açsın.

27 Temmuz 2021

Günümüz Gençliğinin Vaziyeti

Bugün biraz günümüz gençliğinin içler acısı durumundan bahsedecek ben. Yıllar önce "Yeni nesil pek embesil nesil" diye bir şarkı vardı, çoğunuz hatırlamazsınız bile.
Marketten ekmek alamayan ama Dünya ile internetten konuşan çocuklar.
Tuvaletin nasıl temizleneceğini bilmeyen bir nesil.
Misafir geldiğinde hoşgeldiniz demeyi beceremeyen gençler.
Bilim sohbetlerine katılmayan ve kitap okumayan ama her şeyi bildiğini zanneden öğrenciler.


Bunları çoğaltabiliriz. Konunun çözümünü de ekleyeyim:
Öncelikle ilköğretim ve ortaöğretim okullarında adab-ı muaşeret dersleri derhal verilmelidir.
Gereksiz konular ve dersler varsa müfredattan çıkartılmalı, verilen bilgiler öğrencinin kabiliyetini geliştirici yönde olmalıdır.
Yazıktır, günahtır. Zaten kocaman birkaç nesil heba oldu, bari geri kalan nesil düzgün yetişsin.

02 Temmuz 2021

Eğitim Konusu

 Dünyanın en iyi eğitim sistemi seçilen Finlandiya'da dört ders Almanya'da beş ders görülüyor.
Bizde sekiz ilâ oniki ders olmasının amacı öğrencilerin dışarı çıkıp serseri olmamasıymış.
Çünkü öğrenciysen hiçbir sporla uğraşamaz ve hiçbir çalgı çalamazsın.
Çünkü derslerden kafamızı kaldıramalıyızdır. Herhangi biriyle arkadaşlık kurmamalıyız, eğer ki yakın arkadaşınız varsa "Tabi ki iyiliğimızı düşünüyorlar ders çalışmamıza engeldir" diyerek hemen arkadaşlığımızı bitirmeliyizdir.
Eğer siz arkadaşlığınızı bitirmezseniz ailenizle konuşup sosyal çevrenizi irdelemeye başlarlar çünkü başka işleri yoktur çünkü her şeye burunlarını sokmaktan zevk alırlar.


Bizim en aktif ve en güzel yaşlarımızı zehir etmeyi görev edinirler. İnsanların kendini geliştirmeye hakkı yoktur. Bu yüzden ülkede çok sayıda psikolojik sorun yaşayan öğrenci var. Başımızda durup ezberleyin diyen devlet adamları da cabası.
Saç ve giyinişin onların ilgi alanıdır. Görüşlerin hepsi nedense saçma çünkü her şeyi onlar biliyor. Asla hata yapmazlar ve yanılmazlar.

24 Mart 2021

Biz Eski Toprağız

Elli Altmış Yetmiş ve Seksenli yıllarda mı büyüdün? Sahi nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?


Arabaların emniyet kemeri kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
Ön koltuğa da on yaşımızın üzerindeysek oturabiliyorduk ve emniyet kemeri takmak zorunda değildik.


Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi ya da en azından kurşunlu ve muhtelif zehirli maddeler ile boyanmamıştı.
Prizlerin araba kapılarının ilâç şişelerinin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu.
Kasksız bisiklete biniliyordu.
Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu.
Oyun oynamağa çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz.


Okul öğle vaktinde bitiyordu ve öğle yemeği için evimize geliyorduk.
Bir sürü yaramız kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka hiç kimse sorumlu değildi.
Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı, çünkü hep dışarıda oynardık hem de aktif olarak.
Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk, aynı bardaktan içebiliyorduk ve hiç kimse bu yüzden ölmüyordu.


Playstation Nintendo 64 X boxes Vídeo oyunlarımız doksandokuz kablolu kanalımız Dolby surround Cep telefonumuz Bilgisayarımız Internet de Chat odalarımız da yoktu. Onların yerine gerçek arkadaşlarımız vardı hem de bolca.
Yürüyerek veya bisikletle uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hâttâ çalmayarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk.
Evet dışarıda o acımasız korkunç dünyada korumamız olmadan nasıl mümkün oluyordu bu? Çünkü büyük ağabeylerimiz bizlere kol kanat gererlerdi ve gelecek bir tehlikeden hepimizi bir şekilde korurlardı.


Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden hiç kimse psikoloğa ya da pedagoğa gönderilmiyordu. Hiç kimsede Dislexia gibi odaklanma sorunu gibi veya hiperaktivite yoktu, sadece basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
Özgürlüğümüz üzüntülerimiz başarılarımız görevlerimiz vardı ve bunlarla yaşamağı öğreniyorduk.
Soru şu: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik?


Sevgili okuyucum sen de bu nesilden mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılıkla bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar fakat bizler çok güzel ve mutlu yaşadık.
Sınırlı sayıda üretildik ve her geçen gün sayımız daha da azalıyor, çünkü yaşlarımız kemâle ermeğe başladı.

23 Eylül 2019

Kitap Dizisi

Kitaplara meraklı olanların kitaplarını kütüphâne sergenlerine okuduğu sıraya göre dizmesi çok iyi olur.
Çocukluk ve okul günlerini hatırlatanları gençlik ve olgunluk çağlarında yaşlılığa kadar okunanlar izlerse insanın bütün ömrü sergenlerden yansımış olur.
Mutluluk ve üzüntü, güç ve huzur dolu anlar, çalışma ve eğlenceyle geçen günler gibi.
Yaşanmış bir ömrü dile getiren bir kütüphâne doğar.