Bu Blogda Ara

Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2023

Yeni Aşı Tantanası

 Geçen günlerde İnstegram'da dolaşırken gördüğüm lüzûm üzerine işbu yazımı yazmak ve mevzuat-ı katiliye hakkındaki düşüncelerimi nâkletmek istiyor ben, sonra isterse cellat gelsin boynumu kesip başımı gövdemden ayırsın.


İnsan vücûdu esas olarak kolay kolay hastalanmaz, hastalanırsa dâhi kendi kendıni tedâvi edebilecek yeteneğe sâhiptir.
İlkokulda bizlere nasıl nefes alacağımızı beyinlerimize kazıdılar, öğretmenlerimizin söylediklerine göre nefesi aldığımız ve verdiğimiz organların herhangi bir engele takılmaması gerektiğini öğrettiler.


Ayrıca bir elektrik süpürgesi düşünün ki borusunun ucuna bir bez paçavrası tıkarsanız süpürgenin motorunu yakarsınız.
İşte bizim burun ve ağız adı verilen organlarımız da aynı şekilde çalışırlar, üstelik motoru zorlanarak yanan bir elektrik süpürgesinin yenisini alabilirsiniz ama bir insanın yenisini alamazsınız, alsanız bile kaybettiğinizinki gibi olmaz.


Ben ilk günden beri söylüyorum ve bundan sonra da söylemeğe ve uygulamağa devam edeceğim, maske takmıyorum aşı olmuyorum, böylece küresel kapitâlist güçlerin oyununu bozuyorum.


Hadi size iki soru daha sorayım:
Hâlka maske adlı paçavrayı zorla taktıranları bir defacık bile olsa o maskeyle gördünüz mü?
Üstelik kendisi Tanrı'nın işini yaptığını iddia ediyor ama Tanrı'nın bundan haberi var mı?

27 Temmuz 2021

Günümüz Gençliğinin Vaziyeti

Bugün biraz günümüz gençliğinin içler acısı durumundan bahsedecek ben. Yıllar önce "Yeni nesil pek embesil nesil" diye bir şarkı vardı, çoğunuz hatırlamazsınız bile.
Marketten ekmek alamayan ama Dünya ile internetten konuşan çocuklar.
Tuvaletin nasıl temizleneceğini bilmeyen bir nesil.
Misafir geldiğinde hoşgeldiniz demeyi beceremeyen gençler.
Bilim sohbetlerine katılmayan ve kitap okumayan ama her şeyi bildiğini zanneden öğrenciler.


Bunları çoğaltabiliriz. Konunun çözümünü de ekleyeyim:
Öncelikle ilköğretim ve ortaöğretim okullarında adab-ı muaşeret dersleri derhal verilmelidir.
Gereksiz konular ve dersler varsa müfredattan çıkartılmalı, verilen bilgiler öğrencinin kabiliyetini geliştirici yönde olmalıdır.
Yazıktır, günahtır. Zaten kocaman birkaç nesil heba oldu, bari geri kalan nesil düzgün yetişsin.

24 Kasım 2020

Öğretmenler Günü

Bugün Öğretmenler Günü.
Dünyada eşi benzeri olmayan bir meslek grubundaki insanların yılda bir gün olsun kutlamaya hakları olmalı.


Bir insan ki başka insanları yetiştirip hayata hazırlıyor.
Bana bir hârf öğretenin kırk yıl kulu kölesi olurum demiş Hazret-i Muhammet ve ilim Çin'de de olsa gidip alınız diye de eklemiş.
Çok da doğru söylemiş, ama gelgelelim bizim millet ve yeni pek embesil nesil bu sözü hiç mi hiç dinlememiş.


Ne yapalım kendi düşen ağlamaz. Millet dehle çüşle okullu olacak ve diplom alacak da cezasını ben mi çekeceğim?
Eğer bir toplumda gençler saygıdan sevgiden vefadan habersizse o toplumu yetiştirenler en büyük suçludur, çünkü hatalı öğrenci yoktur, hatalı anne baba vardır.
Öğretmenler günü kutlu olsun sevgili öğretmenlerim.

09 Mart 2020

Poroftan İnciler

Her şey aslında Gök Tanrı Tengri'nin izniyle insanların ebelerini bile bulabileceğini iddia ettiği Facebok yüzünden başlamıştı.
Bundan yıllar önce İstanbul Üniversitesinden mezun olan birkaç yetişkin sınıf arkadaşları Facebok sayesinde birbirlerini bulmuşlar ve öğretmenlerini ziyaret etmeye karar vermişler.


Tabi evde toplandıktan ve aradan bunca yıl geçmişken hepsinin çeneleri açılmış, başlamışlar koyu bir sohbetlere.
Biri işinden memnun değildir, diğeri kocasından. Biri bir otomobili yıllardan beridir istemektedir, bir diğerinin kayınpederi hastadır, biri yorgundur, biri mutsuzdur, biri işini değiştirmek ister, bir diğeri evinin yetmediğini, bir başkası da arabasının artık eskidiğini dert etmiş.
Bir tanesi de çocuğunun o yıl okula başlayacağından dem vurmuş ama hangi okula göndereceğine karar veremiyor, devlet okulu olsa ucuz mâliyet ama kapıcı çocukları da okuyor, kolece gönderse annesinin nikâhı kadar para istiyor.


Bizim profesör öğrencilerinin bütün yakınmalarnı sabırla dinlemiş ama o ana kadar hiç ses etmemiş.
"Ben iyisi mi birer kahve hazırlayayım sizlere."
Mutfağa gitmiş ve kocaman bir cezveyle kahveleri pişirmiş, tepsiye de her biri birbirinden farklı fincanları dizmiş. Öyle ki birinin sapı kırık, diğerinin tabağında çatlak, biri desenli, biri düz beyaz, biri Luiz Vuitton, biri Starbucks, biri Çakra, biri Tilbe, biri düz yeşil, biri sarı lâcivert, biri kırmızı sarı, biri diğerlerine göre büyük, bir başkası biraz küçük falan filân feşmekân, kısacası sözü ve cümleyi uzatmayalım hiçbiri diğerine benzemiyor.
Derken salona geri döner ve hem kocaman cezveyi hem de tepsiyi ve fincanları öğrencilerin önüne koyar ve herkesten birer fincan seçmelerini ve kahvelerini doldurmalarını ister.


Tabi her zaman her işte olduğu gibi fincanlarda da önce en güzeller seçilir, sonra kalanlar kulpsuz veya çatlak olanlardır.
Derken herkes kahvelerini doldurmuştur ve içmeye başlamıştır bile.
"Oh ne güzel, mis gibi, buna hepimizin gerçekten çok ihtiyacı varmış." Tarzı cümleler dökülmüş öğrencilerin ağızlarından.


Profesör ise hepsine gülümseyerek bakmış, bir de güzel gözlerini süzmüş ve konuşmaya başlamış:
"Ah benim toy canlarım:
Tepsiyi içeriye ilk getirdiğimde hiç düşünmeden en güzel fincanı seçmek için hepiniz aynı anda ellerinizi uzattınız, tıpkı hayat gibi.
Biz her şeyin en güzelini en düzgününü istesek bile bazen bizim dışımızda gelişen olaylar yüzünden bize kalanlar ya eksik parçalı ya da daha durgun olabiliyor.
Görüyorum ki şimdi hepinizin elinde çok farklı fincanlar var, birinin kenarı kırık, biri çatlak, biri diğerlerinden küçük, bir çok sade, biri çok şatafatlı.
İlk yöneldiğiniz görüntüsü itibariyle istediğiniz fincan. Ama sonra size kalan neyse siz o fincanla da yetindiniz.
Koskoca cezveden elinizdeki birbirinden çok farklı fincanlara hepiniz birden aynı mis kokulu kahvemi doldurdunuz, kahveyi yudumlayınca elinizdeki fincanı unuttunuz ve hepiniz derin bir oh çektiniz.
İşte çocuklar hayat da böyledir. Geliş tarzı kullanım şekli görüntüsü farklı olsa bile hepimizin hayatı aynen içtiğiniz bu kahve gibi hep aynı güzellikte.
Lütfen hayatı kahvenizi yudumlar gibi derin bir oh çekerek ve her anından keyif almayı bilerek yaşamaya çalışın. Size nasıl sunulduğuna bakmadan."


Bu kıssadan hisse ne anlatıyor dersek:
Hayat sadece bilgisayar veya telefon değildir, sadece iş değildir, sadece okul değildir, sadece evlilik değildir, sadece aklınıza gelenler de değildir, daha doğrusu tek başına değildir.
Hayatta en önemli şeylerden biri yaşanılan anın tadını çıkartabilmektir, çünkü yaşanılan o an bir daha geri gelmeyecektir. Tıpkı geçmişin mutlu günleri gibi.

14 Ekim 2019

Tek Ayak Üzerinde Durun

Bir zamanlar okulda öğrenciyken hepimizin başından mutlaka tek ayak üzerinde durma cezası verilmiştir öğretmenlerimiz tarafından.
Hepimiz de böyle cezaya isyân etmişizdir değil mi?
Oysa yıllar sonra çalışkan İngiliz bilim adamları fizyoterapistler eşliğinde bir araştırma yapmışlar ve tek ayak üzerinde durmanın dizler ve bileklerdeki kas ve kemiklerin güçlenmeleri için vücut dengesini sağlamak amacıyla leylekler gibi tek ayak üzerinde durmamızı öğütlüyorlar.
Ancak işbu bilim adamlarının dediği tek ayak üzerinde durmak öğretmenlerimizin verdiği cezalar gibi uzun süreli değil sadece ikişer dakikalık fasılalarla ayaklarımızı değiştirerek yapmamız gerektiğini de söylemişler.


Sakın işbu mevzuat-ı cezaiye hakkında öğretmenlerin bir şey bildiklerini iddia etmeyin bana. Bilirler ama bildikleri kendi öğrencilik dönemlerinde öğrenebildikleri kadardır.
Çünkü saatler boyunca tek ayak üzerinde durmak ayakları öyle bir ağrıtır ki böyle cezaları sapıklara tecavüzcülere teröristlere vermek gerekir.
Dolayısıyla bu sefer istemesem bile İngiliz bilim adamlarının sözünü dikkâte almam lâzım. Neme lâzım?

10 Şubat 2014

Öğrenci Tanımı. Öğrenci Nedir?

Öğrenci onaltı yıl uzunluğunda, sekizyüzotuziki hafta çapında, yüzyetmiş ay genişliğinde, "İyi akşamlar" ile yatıp "İyi dersler" ile kalkan, disiplin ile uslanan, tost ile beslenen, önlük ile süslenen, eski model altı ders beş teneffüs gücünde, öğretmenin ileri itmesi müdürün geri tepmesi ile çalışan, hem cetvel hem de elle tek tek ve seri olarak dayak yiyebilen, gömlek ile kravat arasında sıkıştırılmış, çanta ile bağlanmış, "Bir gün okul bitecek" diye avutulmuş Allah'ın aciz bir kuludur.

13 Ekim 2012

No Bra

Günümüzde bazı insanlar özgürlüklerin kafasını yedirmekle meşgul herhâlde galiba sanırsam.
Artıkım Facebok hayatımız olduktan sonra her güne değişik bir anlam ve önem binmeye başladı.
Mesela geçenlerde Öğretmenler Günü'nün Beş Ekim'de kutlandığı gibi pek hoşumuza gitmeyen bir haber Facebok'u salladı.


Bizim hâl-i hazırda bir öğretmenler günümüz mevcud, bir tanesi yeterken ikincisine hiç ama hiç gerek yok.
Ayrıca hiç kimse doğum gününü yılda iki kez kutlamıyor mâlum-u âliniz.
Öğretmenler Günü Kasım Ayının Yirmidördüncü Günü kutlanır.


Buna özgürlük hareketi mi dersiniz yoksa saçmalıkların daniskası mı bilmem ama Facebok'un sayesinde Social Media bugünün "Sütyensizlik Günü" olduğunu söylüyor.
Hey ya Allah Baba ne günlere kaldık, bizi de görsen ya artık?