Bu Blogda Ara

Sayfalar

8 Nisan 2011 Cuma

İbne Çarşı

Çarşının Pislikleri Başlıklı yazı tefrikamın bilmem kaçıncı kısmına hoş geldiniz :-))
Bugün de size şu içinde bulunduğum fakat bunun için çok büyük pişmanlık duyduğum pislikler kaynağı olan çarşıda adam olmaya muktedir olamamış dükkancıların yaptıklarından bahsedeceğim.

Bizim çarşı esnafı iş yaptırırken güvenmez, hırsızlık mı yapıyoruz diye de sorar ...
Yanlış anlaşılma olmasın sakın, başta beklenmesi sorun değil, aceledir bekler. Fakat beklerken konuşma ve hitap şekli FALSE.

Hırsızlıktan başlayalım: Madem hırsızız neden bize getiriyorsun? Bizim çarşıda esnaflar arası güven esastır, eğer bu güveni sağlayamadıysak bunca yıldır, getirme olsun bitsin, en azından baş ağrısı olmaz.

Ağız bozukluğundan devam edelim: Mafyaysan mafyalığını bil, kendine hitap edilmesini istemediğin şekillerde başkalarına hitap etme. Yoksa deveden büyük fil var, gelir çeker pataklar vurur.

Para kesmekle bitirelim: Sana iş yapan ustanın parasını kesme, ya da fazla gelecekse işçiliğin ne kadar olduğunu baştan bir zahmet sor. Yoksa bu dünyada olsun ahirette olsun azap çekersin.

Ey esnaf olmadan dükkan açan esnaflıktan habersiz adamlar!
Yaşınızı başınızı almış adamsınız. Ama eminim üç yaşındaki çocuk bile sizden çok daha akıllıdır.
Kısacası, topunuzu toplasak ancak yarım adam edebilirsiniz.
Daha da kısası:

!!!Hepiniz GÖTsünüz!!!

6 Nisan 2011 Çarşamba

Eski İle Şimdi

ESKİDEN
Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, Saatli Maarif okunurdu.
Komşuda pişen bize bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz, Sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği, Pencere camımıza yaslanır, Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır, Evlerde soba yakılır, Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır, Aidat ödenmez, Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir, Çizgi roman okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat, Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı

ŞİMDİ
Şimdi, Herkes Yoğun, Yorgun Ve Tek başına...