Bu Blogda Ara

Çaykur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çaykur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Eylül 2024

Akşam Çayı Mutlulukları

Çay adlı sıcak içecek milletimizin genel ve ulusal içeceğidir.
Her dost meclisinde veya yabancısı olduğunuz herhangi bir hanede ilk önce muhakkak sur'ette Çay ikram edilir.
Çayla başlayan muhabbet ilerledikçe ikinci üçüncü bardağı da bulabilir, sonrasında başka içecekler de sıraya girebilir.
Ne olursa olsun Çaykur Rize Çayı veya Lipton Demlik Poşeti ya da Doğuş Çay olmadan arsla olmaz bizlerin meclisleri.


Kış yakın zaman zarfında gelecek, soğuk havalarda insanların canları duygusal sebeplerden üzüntüler değil Çay çekecek.
Hele bir de sevgili Ajda Pekkan ablamızın icadı ve Paşabahçe'ye ve de bizlere armağanı olan Ajda Bardak'ta gummilenilen Herhangi Çay'ın tadı daha bir başka olmak vardır.
Hemen belirteyim Ajda Bardak bizim bildiğimiz kılâsik boydaki ince belli Çay Bardaklarının bir boy büyüğüdür, her yerde bulunmaz özellikle aramak gerekir.
İnce belli bizim bildiğimiz Çay Bardağı ile Ajda’nın tasarladığı Çay Bardağı arasındaki tek fark bpyutudur, işlevi ise aynıdır.


Burası dünya üzerinde gördüğüm ve gittiğim en peçete fakiri mekân olan Şehr-İstanbul'un Bostancı semtindeki İstasyon Çay Bahçesi olmak var.
Her ne kadar mekânın sahipleri ve çalışanları benim gibi Sivaslı olsalar bile peçetenin eksiklikleri hemen öze çarpmadan geri duramıyor.
Sizin de eğer yolunuz buraya düşerse yanınızda peçeteniz olmadan gitmek gibi bir hata yapmayın sakın.

01 Nisan 2021

Çay Çarşısı

 Bu dünyada yaşayan herkes Çay adlı hemen her yerde bulunabilen ve olmazsa olmazımız içeceği İngilizlere mâl ederler, oysa Çay'ın anavatanı Türkiye Cümhûiiyeti'nin Rize vilâyeti olduğunu çok az kişi bilir.
İmdı sıra geldi dünyaca yanlış bilinen bir algıyı düzeltmeğe.
İnanmayacaksınız ama Rize'de dünyanın en büyük çay bardağı inşa edilmekte bu aralar.
Üstelik bugünün Bir Nisan olmasına bakmayın çünkü şaka falan yapmıyor ben. Yani desteksiz sallamayarak resm-i şeriflerle de süsleyecek yazımı ben.



Rize'de Çay Çarşısı projesi kapsamında otuz metre yüksekliğinde çay bardağı anıtı inşa ediliyor. Dünyanın en büyük çay bardağı olacağı belirtilen anıt için Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurulacak.
Çarşıda ayrıca her çeşit çayın tadımının yapılacağı çay evleri, satış reyonları ile birlikte Rize bezi, bakır işlemeciliği, yöresel yemekler, taş değirmen, kemer köprü gibi kültürel öğelerin yanı sıra yedi katlı olarak inşa edilecek çay bardağı anıtının içerisinde çay müzesi, çayın topraktan bardağa serüvenini anlatan 13D çay sineması ve seyir terası yer alacak.



İnşaat aşamasında bile ilgi gören anıtı görmeye gelenler selfiye yaparak hatıra fotoğrafı çektiriyor. Bu arada dünyada sadece İran´da dokuz metre yüksekliğinde bir çay bardağı anıtının bulunduğu ifade edildi.
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, Çay Çarşısı projesinde daha şimdiden çay bardağı şeklindeki binanın dikkat çektiğini söyleyerek "Tamamlandığında dünyanın en büyük çay bardağı olacak. Yaklaşık otuz metre yüksekliğindeki yapı için Guinness Rekorlar Kitabı´na başvurumuzu yapacağız. Her şehir her ülke ürünleri ile beraber belli sembollerle ortaya çıkar. Biz bundan esinlendik. Öz değerimiz Türk çay kültürünün sembolü olan ince belli bardağımızı burada işlevsel bir duruma getirdik" dedi.

 
Çay Çarşısı Projesi ile Karadeniz Bölgesi'nin ekmek teknesi olan çaya turizm değeri katacaklarını belirterek "Turistler buraya geldiğinde Rize ile ilgili her şeyi görebilecekler. Rize çayından feretiko bezine atmacasından simidine kadar burada tanıtılacak. Rize´ye ait tüm ürünlerin de satışı yapılacak. Şu anda yüzde seksen seviyesini geçmiş durumdayız. Ağustos'un başında hizmete açmayı planlıyoruz. İnce belli bardağımızı burada işlevsel bir duruma getirdik. Bardağın içerisinde birinci katta çayın bütün aşamalarını yaşattıracak 13D sinema sistemi olacak. Kokusu ile tadıyla topraktan bardağa gelinceye kadar olan süreci yaşayarak görecekler. Çay Müzesi seyir terası olacak. Rize'yi anlatan kemer köprü, taş değirmen gibi öğelerle alan işlenecek. Altı tane kafeterya olacak, her biri o bölgenin çayını o bölgenin suyu ile demleyip ikram edecek. Rize'nin yöresel yemekleri ikram edilecek. Bu bölgede üretilen her çeşit çayın satışı yapılacak" diye konuştu.



Kent sakini Halilcan Ocak "İnce belli bardağımızın inşasını biz de ilgiyle izliyoruz. Otuz metre çay bardağı devasa bir şey. Yapım aşamasında bu kadar ilgi çektiyse bittiğinde çok daha dikkât çekecektir" dedi.
Mert Kaçar da "Çay Rize´nin sembolü, çay bardağı şeklindeki bu yapı Rize´nin simgesi olacak. Biz çaysız yaşayamayız. İnce belli çay bardağımızla dikkât çekerek çay içirmeye devam edeceğiz. Daha şimdiden sosyal medyada oldukça dikkât çekti. Bu devasa bardak Guinness Rekorlar Kitabı'na girer diye düşünüyorum" diye konuştu.
 

 Ben kendim Divriğiliyim ama Rize de benim memleketimde güzel bir vilâyetimiz olduğundan ve Türk'ün gücünü bütün dünyaya ispatladığı için bu anıttan çayı pek sevmememe rağmen gurur duydum.
İnşaat resimlerini paylaştığım yazımda inşallah gidip görmeği de çok isterim ve tabi ki güzel resm-i şeriflerini de çekip paylaşmağı da isterim.
Yine de eğer yolum Rize'ye düşerse o konudaki yazım Tatil Blogumda olacağını şimdiden söylemeliyim, ama buraya da birkaç resm-i şerifini kaydetmemek olmaz.


Tıpkı bir zamanlar Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi:
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.
Canı cananı varımı alsın da Hüda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Evet belki İngilizin çayı vardır ve çok güzel pazarladıkları için ünlüdür ama İngilizler çayı kendi memleketlerinde yetiştirmezler. Genel olarak Çay üreticileri her konuda olduğu gibi Çin Hâlk Cümhûriyeti ilk sırada yer almakta, Hindistan Kenya Srilanka bizim üstümüzde, beşinci sırada biz varız, bizden sonra Vietnam Endonezya Japonya Arjantin İran Bangladeş Malavi ve Uganda sıralanmışlar, ancak bazı yıllar işbu sıralama değişebilmekte.
Geri kalan üretim ise diğer adları kaydedilmeyen ülkelere ait.
Biraz da Çay hakkında mâlumatfuruş ekleyeyim.
Bitki biliminde adı Camellia sinensis olarak çaygiller (Theaceae) familyasından olan nemli iklimlerde yetişen yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretmekte kullanılan bir tarım bitkisidir. Yeşilçay Siyah çay ve Oolong çayı farklı oksidasyon seviyelerinden geçirilerek üretilir. Diğer yandan Kukicha çayı yani sürgün çayı yapraklardan ziyade sürgün ve gövdeden elde edilir.
Asıl anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olmasına karşın dünya üzerinde tropikâl bölgelerde de yetiştirilmektedir. Tarım amaçlı yetiştirilenler iki metrenin altında küçük ağaç görünümünde herdem yeşil bitkilerdir. Serbest bırakıldığında dokuz metre boyunda bir ağaç formunu kazanır. Kuvvetli ana köke sahiptir.
İçen herkese afiyet olsun.

23 Eylül 2018

Sonbahar Gündönümü

Hoşça kal sevgili Yaz.
Bugün biraz önceki mevsimimiz olan İkibinonsekiz Yılına ait Yaz'ı tarihin tozlu sergenlerine ekleyeceğiz, tıpkı her geçen günümüzü eklediğimiz gibi.
Bu yıl benim için Yaz biraz kötü geçti, koskocaman üç ay boyunca tek büyük zevkim uçakların arkalarından bakakalmak olduğunu söylemeliyim.


Bugüne dek binlerce uçak resmi çektim, bunların arasından mülkiyeti her ne kadar şahsıma ait olmasa bile en çok beğendiğim Törkiş Eyirlayns'ın TC-JRG plâkalı olan ve Antalya'nın portakallarıyla ünlenmiş olan Finike ilçesinin adını taşıyan uçağını sizlere takdim etmek istiyorum.
Ancak bu konu biraz hususiye giriyor, ben kendi sıkıntılarımla sizi bunaltmamalıyım.

İmdı portakallardan bahsetti ya ben, portakal mevsimi de geldi geliyor, hani neredeyse kapumuzda sayılır.
Demin eklediğim TC-JRG sağ olsun bizlere Finike Portakallarının hem tanıtımını hem de nakliyesini sağlamakta, yeter ki bir gün Antalya Havalimanında veya İstanbul'dan Antalya alakalı bir uçuşunda yakalayayım bana daha fazla yeter.
Sonbahar tek başına portakal demek değil tabi ki.


Bu harita biraz erken bir paylaşım oldu ama şurada birkaç gün içinde doğalgaz da beş aylık bir aralıktan sonra yeniden hayatımıza dühûl eyleyecek.
Gerek Rusya'dan gerekse İran'dan bizim kapumuza gelen doğalgaz aşağıdaki sayaç sayesinde evlerimize giriyor.


Bu yılki ısrarla tıkırında olan ekomonimiz sayesinde güzel bir kazıkla bizi ısıtacağını şimdiden müjdelemeliyim.


Bugün bu konuları şimdilik bir kenara bırakalım ve şimdilik Sonbahar'ın tadını çıkartmaya bakalım.
Bugün gündüz ve gece aynen İlkbahar Gündönümü gibi onikişer saatlik eşitlenmiş bir gündür.


Sonbaharın en güzel taraflarından biri de Ihlamur'dur. Bazıları pek sevmese bile Ihlamur oldukça yararlı ve besin değeri yüksek bir içecektir.
Güzelce demlenmiş bir ıhlamura her kim hayır diyorsa kesin tadını bilmiyordur ya da midesi istemiyordur.


Ben kendim Çay sevmesem bile çay içenlere saygım sonsuzdur.
Hele de o Çay "Ajda Bardak" içinde olursa değmeyin keyfine.
Ajda Bardakları tasarlayan ise hepimizin tanıdığı gerek müziğimizde gerekse Yeşilçam'da "Süperstar" olan sayın Ajda Pekkan'dan başkası değil.
Madem konu açıldı ben de biraz eskilere gidip Ajda Bardak'ın öyküsünü sizlere anlatayım.


Yıl 1984 - 1985 falan. O dönemler Ajda Hanım Çengelköy'de ikâmet eder, haftada iki gün de Beykoz Korusu'nda yürüyüşe gider.
Yürüyüş dönüşü Paşabahçe Şişe Cam Fabrikasına uğrar, orada hem dinlenir hem de ara sıra eve alışveriş de yapar.
Ancak o dönemlerde sadece küçük boy olan ince belli çay bardakları vardır, gerek üretimde gerekse piyasada, ki aradan bunca zaman geçmesine rağmen hâlâ da böyledir.
Bu küçük boyutlu olanları Ajda Hanım'ı kesmez, bir gün Paşabahçe'nin müdürüne gidip ince belli bardakların daha büyüğünün mevcut olup olmadığını sorar.
Müdür de bulunmadığını söyler, Ajda Hanım da üretme imkânı olup olmadığını sorar tabi.
Müdür kaç adet istediğini sorar, on oniki tane cevabını alınca önce reddeder, en az beş koli yani yüz adet üretebileceklerini söyler.
Gerçekten de üretirler ve bir gün Ajda Pekkan'ın evine yollarlar bunları.
Ajda Hanım ise bulardan arkadaşlarına dağıtır, ama baştan düşünemediği bir şey vardır, bu bardaklar arkadaşlarının sayelerinde "Ajda Bardak" olarak adlandırılır ve Paşabahçe Fabrikası yeni bir model kazanır.
Bir zaman sonra Paşabahçe bunun adını "Aida" olarak değiştirmek zorunda kalır.


Ajda Hanım bu konuyu Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde de belirtmiştir, ben sadece mevzuat-ı umumiyenin özetini dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalıştım.
Herkese mutlu sağlıklı nevazilsiz güzel Sonbaharlar dilerim.