Bu Blogda Ara

Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Mayıs Karı Manzaraları

Bizler genel olarak Tepemizin D'amına sadece Mart ayı içinde Kar yağmasınıa alışığız, Mayıs ayında değil.
Ancak havanın dengesi son yıllarca iyicenem şaşırdı ve artıkım ne zaman Kar yağması gerektiğini unuttu.
Bizim güzel ülkemizden Kar manzaraları huzurlarınızda.


Burası her zaman dağlarında çiçekler açan İzmir vilâyeti, yüksek kesimlerinde Kar yağışı oldukça etkili olmuşa benziyor.


Her zaman sıcak iklimiyle bildiğimiz Antalya'nın yüksek kesimlerinde Mayıs karı bir tomofilin ön camından görüntülenmiş.


Burası da genellikle Yeşilin hüküm sürdüğü yeni vilâyetlerimizden olan Karabük, hani Demir Çelik Madeni olan yer.


İnce ince yağan kar Kütahya'da da etkisini göstermiş ve çevreyi iyice bembeyaz yapmış, sanırım birkaç santimetre kadar da kalın bir tabaka kaplatmış.


Bizim başkentimiz de Kar yağışından nasibini aldı, her ne kadar tam başkentimiz sayılmasa dâhi Çamlıdere ilçesi güzel bir Kar manzarası arz etmiş bizlere.
Havaların böyle olması gerçekten ne kadar garip değil mi?
Hani tam Yaz geldi derken başlar bir fırtına, saklanır Güneş Bulutların ardına, şurada birkaç gün kaldı Yazın gelmesine ama Gök gürledi Şimşekler çaktı, ama yağan yağış Yağmur değil Kar oldu.
Bu güzel manzaralarda da Tinki Pinki ve Kukuli de Biz Üç Muz ile birlikte Kartopu oynamağa gittiler.

05 Ekim 2024

Hayâl - Hayat

 Acıların yan etkileri belirti göstermeğe başlayınca insan bir anda bitip bitmediğini sorgulamağa başlıyor.
Eskilerden beri belirteçli bir lâfz-ı şerif mevcuttur ki bir insanın hayâlinin Madrid gerçeğinin de Mardin olduğunu söyler.
Biz yine de Üç Muz birlik olarak kırk adet Madrid'i toplasanız bir adet Mardin'e değişmeyiz, çünkü Mardin bizim torpağımızdır, Madrid gibi yaban el değildir.


Tuhaf ama gerçek bir şey varmış ki Biz Üç Muz'un her Büyükada'dan Kartal'a geldiğimızde Kahve veya Bitki Çayı gummilendiğimiz Cafe De Madrid'in bizim Mardin'de de dükkânı mevcut olduğunu öğrendik.
Dikkâtlı bakınca bardağın üzerinde Mardin de yazmakta olduğunu sizler de kolayca temaşa eyleyebilirsiniz.

03 Temmuz 2024

Yürüyen Merdiven Sorunu

Günümüzde çeşitli yerlerde birçok yürüyen merdiven mevcuttur.
Metrolardakinde sol tarafta yürünülür ama nedense mağazalarda ve alışveriş merkezlerindekilerde metroda uygulanan kural nedense ve bilinmeyen nedenlerle uygulanmaz.
Bir de mağazadayken müsahade istendiğinde merdivendekiler tepki gösterirler.


Yürüyen merdivenlerin sol taraflarında durulması ve beklenmesi İstanbul Belediyesinin 1991/36 sayılı sirküsü ile yasaklanmıştır.
Bu yasak çerçevesinde yürüyen merdivenlerin sol taraflarında inilirken de çıkılırken de yürünmesi gerekmekte olup durmak isteyenlerin sağ tarafta durmaları gerekmektedir.

29 Mayıs 2024

Yiğidin "My Moon" Olduğu Yer

 Dünya üzerinde bir şehir düşünün ki o şehirde yaşamakta olan bütün vatandaşların çok büyük bir çoğunluğu başka başka diyarlardan gelmiş olsunlar.
Hani şehrin kendi öz topraklarından ruh-i mücerred gibi fışkırmamış, havasıyla suyuyla ateşiyle yoğurulmamış ve bitkisiyle kavrulmamış olsun.
Kendi vilâyetinde öyle ya da böyle yaşamağa tutunmağa çalışanların umutlarını kaybedebilip gelldikleri büyük şehirde karşılaştıklarından sonra kendi öz torpaklarnda kör topal giden hayatlarını bile sorgulayacak ve mumlarla arayacak hâle geliyorlar.
Burası harman olduğu yiğitlerin maymuna çevirtildiği Şehr-İstanbul yani bir adet büyükşehir olmak vardır.
Anayasamıza göre her vatandaşımız istediği vilâyette yaşayabilir, işini tutabilir, hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürebilir.
Konu ise gidildiği şehirde uyum sağlanmasında.
 

Bunda acaba zamanın idarecilerinin suçu yok mudur?
Bir devletin kalkınması için bütün fabrikaların sadece İstanbul ve çevresindeki yörelerde yerleştirilmesi, en iyi okulların büyük çoğunluğunun İstanbul'da olması, sanatın sinemanın tiyatronun hasının İstanbul'da olması, btün önemli yatırımların da İstanbul'a yapılmış olması gibi sıkıntılar bizleri böyle perişan etmiş vaziyette.
Nüfûsumuz her ne kadar resmi olarak onaltımilyon olduğu iddia edilse bile en az yirmibeşmilyon insan yaşıyor.
Buradakilere de Anadolu'nun çorak topraklarında yiğitlerin harman olduğu yerlerden gelip yerleşenleri medya maymununa dönüştürmek düşüyor.


Bugün günlerden Yirmidokuz Mayıs İkibinyirmidört olmak var, hani Bindörtyüzelliüç yılında Fatih Sultan Mehmet veya Sultan İkinci Mehmet'in Şehr-İstanbul'u topraklarımıza katıp dünyanın sonuna kadar bizim olduğunu ilân edişinin Beşyüzyetmişbirinci yıl dönümü.
Çok merak edyoruz ki acaba Fatih Sultan Mehmet eğer Şehr-İstanbul'un günümüzdeki hâlini tasavvur edebilseydi almak için bu kadar uğraşır mıydı?

04 Mayıs 2024

Sivas Hızlısı İstanbul'da

 Bundan bir süre önce Ankara ile Sivas arasında her gün sabah öğle ve akşam olmak üzere günlük üç adet Hızlı Tren sefere verilmişti.
Bugünden itibaren öğle treni Söğütlüçeşme'ye uzatıldı, sabahları da Sivas'a dönecek.


Her sabah Söğütlüçeşme'den 8:40 ve Ankara'dan 13:20 saatinde kalkan tren Sivas'a 15:58 saatinde varacak, ertesi günü öğle vakti 13:00 saatinde Sivas'tan kalkan tren ise 15:52 saatinde Ankara'ya ve devamında 20:08 saatinde Söğütlüçeşme'ye varacak.
İşbu hızlı trenin sefer tarifesi ile durduğu istasyonlar aşağıda paylaşıldığı gibi olacak.
Önce biz İstanbul'daki treni Sivas'a yollayalım:


Sonra da Sivas'tan gelen treni Söğütlüçeşme'de karşılayalım, mâlum-u âliniz Haydarpaşa içerisinde çanak çömlek arandığı cihetle kapalı.


Her günlük sabah ve akşamki Sivas - Ankara seferlerinin aynen devam etmekte olduğunu, Biz Üç Muz'un trenlerde sadece yolcu olduğumuzu ve Türkiye Cümhuriyeti Devlet Demiryollarında görevli olmadığımızı hatırlatırız.
Trenlerle ilgili her türlü mâlumatfuruşu istasyonlardan veya Tcdd Taşımacılık Resmi Web-Sitesinden edinebilirsiniz.
Memleketimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olsun.

08 Mayıs 2023

Yeni Marmaray

 İmdı sorabilirsiniz ki Marmaray'ın eskisi yenisi var mı diye?
Ben bu sabah öğrendim ki varmış.
Konuyla alakalı resm-i şerifim ahanda burada olmakta.


Efenim bizim İett'nin nazar-ı itibarisi mûcibince Marmaray'lar eski ve yeni olarak ikiye ayrılır.
Bir adaşı da Ego'nun 30118 numaralı durakları arasında bulunan Cebeci semtinden gelen otobüsler Yeni Marmaray'a, diğer semtlerden gelenler ise Eski Marmaray'a geliyor artıkım.


Heyecanlı heyecanlı anlatıyorum bakalım, umarım ki sizler de okuyorsunuzdur muhakkak.

06 Mayıs 2023

Türkiye'den Eski Görünümler

 Bizim memleketimizin her bir karış toprağında çeşitli güzellikler saklıdır.
Her ne kadar İstanbul'u süsleyip püsleyerek çok öen çıkardılarsa dâhi Türkiye Cümhûriyeti sadece İstanbul'dan ibaret değildir.
Her bir köşesi cennetten gelmiş olan memleketimizde İstanbul'dan çok daha güzel yerler bulunmaktadır.
Şimdiye kadar bunu yazmadığım için özür dilerim.


Bugün bir sanal uçağa binip Türkiye'deki doğal güzelliklerimizi size biraz anlatmak istiyorum, ilk durağımız Kocaeli'nin Karamürsel iskelesi olacak.


Eski günleri bilenler bilirler ki Şehir Hatları İşletmesi bir zamanlar Türkiye Denizcilik İşletmelerine bağlıydı, şimdiki gibi İstanbul Belediyesi'ne değil.
Yani anlam olarak İstanbul'a ait bir vapor Kocaeli'de Çanakkâle'de Erdek'te ve İzmir'de çalışabiliyordu.
Görselimizde bulunan Ortaköy veya Çengelköy vaporumuz Karamürsel iskelesinde görüntülenmiş.


Devletimiz sağ olsun Trenleri sadece Şehr-İstanbul için işletmiyor, Anadolu içlerinde yüzlerce istasyonumuz mevcut.
Konmağa niyetlendiğim yerdeki istasyonda Çatalağzı yazıyordu, Zonguldak'ın güzel bir ilçesi olmaktadır kendileri.


Tabi bu esnada vilâyet değiştirerek Çankırı'ya geldik, pasaportlarımızı gümrükte kontirol ettirdik, ne de olsa kendi memleketimiz içinde iller arası seyahât etmek için bile bulunduğumuz ilin valiliğinden ve gideceğimiz ilin valiliğinden izin alınması gerekiyor, korona morona sağ olsun.
Ama işte sanal dünyada böyle saçma sınırlar bulunmamakta olduğundan size biraz tuhaf gelebilir, ancak İkibinyirmi yılında böyle saçma bir uygulama yürürlüğe konulduğunu ileride okuyanlar bilsinler.


İstasyondan çıkıp karşı tepelere bakınca ahanda işbu manzara gözükür, Çankırı'nın semtlerini bilmediğim için fazlama ayrıntıya giremeyeceğim ama izlemesi de çekmesi de çok güzel bir manzara olmak var işbu resm-i şerifte.


Çankırı'nın bir başka köşesinden bir görünümle karşınızda ben yeniden.
Her ne kadar torpakları bozkırlık da olsa benim memleketimin her bir tarafı çok güzeldir çünkü benimdir.


 Benim olduğu kadar da hepimizindir.
Burada görülen yer ise br dizide yaylası olmadığı iddia edilen Çorum vilâyetimiz görülmektedir.
Tabi ben aynen Çankırı gibi Çorum'un da semtlerini bilmediğimden buranın tam olarak nokta atışını veremeyeceğim.


Çorum'dan zıplayarak Elâzığ'ın Palu ilçesine Devletimin Treniyle geçiveriyoruz, şu güzelim trene öküzler ve inekler gibi bakmak istiyoruz.
Tren yolculuğu bazen değil çok zaman çok uzun sürse bile en güzel yollar trenle aşılır, uçak ise zenginlerin ve kapitâlist güçlerin işidir.


Tamam anladık ben de uçağa bindim uçtum ama benim gönlüm her zaman trenden yana.
Kaldı ki şimdiye kadar içinde bulunduğum hiçbir uçakta bu sahneyi yaşamadım ama ileri günün birinde yaşamayacağım anlamına gelmez.


Bu uçak tantanasını sonlandırarak Elâzığ'ın içine gelelim, burada İzzet Paşa Cami-i Şerifi görülmekte ve Hürriyet Caddesi gibi Elâzığ'ın anne caddesinde alışveriş yapılabilmekte.
Ne demişti bir ünlü böyüğümüz?
Al ver, Ekomoniye can ver.
Ekomoniye can ver ki Ekomonimiz Tıkırında olmağa ısrar edebilsin.
Yoksa bu kadar gezinin masrafı nasıl çıkartılacak söyleyin?


Burası da bir başka güzel ilimiz olan Gaziantep, gitmişiliğim görmüşlüğüm vardır ama çok ayrıntısını bilemeyeceğim.
Olasılıkla burası Gaziantep Belediyesi binası olmalı ki o yıllarda Büyükşehir değildi.


Gaziantep'in bir başka köşesinde ise Balıklı Parkı görülmekte.


Sırada o yıllarda Gaziantep'in ilçesi günümüzde ise ayr bir vilâyet olan Kilis var, tabi Atamızın karizmasını da eklemek gerekiyor bu güzel resm-i şerife.
Tarihimizi bilenler bilirler ki Atamız ilk meclis kurulduğunda Gaziantep milletvekili olarak mecliste bulunuyordu.


Gaziantep'teki resimlerimizi tamamladıktan sonra yolumuz Çukurova'nın pamuk tarlalarından ürettiği ipliklerle ve kumaşlarla ünlenmiş Adana'ya geliyor, tabi bir filimde günlük Yüz Türk Lirası verdiklerinden bahsediliyordu.
Konumuz burada bir Hanımın Çiftliği veya Kibar Feyzo filimleri değil, biz bugün coğrafi ve tarihi birkaç resim paylaşmakla sınırlı tutacağız.


Burası da Adana'nın başka bir caddesi, ama emin olun Adana hakkında uzun bir yazıyı hak edecek kadar çok şey barındırıyor kendi içinde.


Adana'nın bir özelliği de şehrin içinde sinemalara ayrılmış kocaman bir semtin olmasıdır, kaldı ki Adana'nın adına kebap bile vardır, şişe takılmış uzuncanam bir köftedir, acılı olanına Adana acısız olanına Urfa derler.


Örnek olarak Ceyhan ilçesi, ki hem Ceyhan hem de Seyhan ırmakları Adana'nın önemli akarsuları olmaktadır.
Bir zamanlar Adana vilâyetimizin ism-i şerifinin Seyhan olduğunu söylersem şaşırmayın.


Buradaki resm-i şerif ise kolayca bulunabilecek bir resim değil, Adana'nın günümüzde caddeleri arasında sıkışmış olan eski tren istasyonunu gösteriyor.
Kaldı ki Adana'nın Şakirpaşa Havalimanı bile Adana'ya yürüme mesafesinde olduğu söylenir.
Ben gitmedim bilmiyorum ama Şakirpaşa adlı bir tren istasyonu bile mevcut.


Yine geldik zamanında yanlışlıkla İçel olarak isimlendirilen Mersin vilâyetimize.
Çoğu insan bilmez ama Mersin vilâyetimiz Gaziantep ve Adana'nın yazlık sayfiyeleridir.
Tıpkı bugüne kadar dışına pek çıkartmadığım Şehr-İstanbul'un hem içinde hem dışında olan Adalar ilçesi gibi düşünün.


Mersin aynı zamanda bir liman kentidir.
Daha da önemlisi esasında özbeöz bizim toprağımız olan Kıbrıs bile posta adresi bakımından Mersin'e bağlıdır.
Bugün eğer Kuzey Kıbrıs Türk Cümhûriyeti'ne mektup gönderecekseniz posta kodu kısmına "Girne 10 - Mersin" yazmalısınız, yoksa o mektup sahibine iade edilir.


Bir zamanlar İstanbul'dan Mersin'e kadar Vapor işlediği günler vardı, tabi başka bir vapor da Rize'ye işletiliyordu.
Ne zaman ki Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarihin tozlu sergenleri arasındaki yeri aldırıldı, Vaporlar da tarihe karıştı.


Mersin'in en önemli yerlerinden biri de Erdemli ilçesinde bulunan Kız Kâlesi'dir, tıpkı Üsküdar açıklarında bulunan Kız Kulesi gibi bir yer olmaktadır.


Mersin'i de geride bırakarak gerek Türkiye'nin gerekse Dünya'nın en güzel yerlerinden biri olan Vardaha Köprüsü'ne geliyoruz.
Burası için daha önceki yıllarda birkaç mâlumatfuruş çızıktırmıştım, meraklısı için bağlantıyı bırakıveriyorum şuraya, tıklayabilirsiniz efenim.


Görünümümüz sırasında yol Konya'ya geiyor, çünkü ne de olsa eteketlerin adedi dolmağa başladı artık.
Ben isterdim ki hazır Adana'ya kadar gelmişken sizi bir Antalya'ya götüreyim, ya da Karadeniz vilâyetlerini gezdireyim, veya dağları kıyısına dik indiği için kıyı uzunluğu çok fazla olan Ege kıyılarını gezdireyim, tüm bunlar başka bir yazımda gerçek olacak.


Burası da Konya'nın başka bir köşesi, arkada Mevlâna Celâlettin-i Rumi Cami-i Şerifi görülüyor.


Burası da Konya'nın başka bir köşesi ve Atamız buradan Konya'ya bakıyor, biz de karşısında selâm duruyoruz.


Essahtan da Konya dünyanın merkezi gibi bir şeydir, Biraz önce paylaştığım resmin altında bir de böylesini paylaşalım dedim.


Derken efenim bizim Ankara yolculuğumuz başlıyor, yaklaşık olarak eskilerin tabiriyle altı saatçiklik yol olan Ankara yolunun çok çetin geçeceğinden emin ben.


Gerçekten de çok çetin geçtiği cihetle Hızlı Tren gerçekten de hızlı şekilde çabukçacık Ankara'ya getirdi ki yol boyunca doğru düzgün istasyon bile olmadığından tren bir tek Polatlı'da duruyor.


Polatlı da böyle bir yer işte, ne tuhaf ki yazıya sonradan eklendi.


Trenden çıkınca ilk vazifemiz Kızılay Genel Müdürlüğü önüne gelmekti, günümüzde bu mıntıkada kocaman bir alışveriş merkezi bulunmakta.


Nasıl ki bizim İstanbul'da iki adet kocaman Tahsisli Yol'umuz varsa Ankara'da da bir adet yapılmıştı bir zamanlar.
Görselimizde temaşa ettiğimiz yer Kızılay durağı, durakta da tam altı adet aslında İett'nin olması gerekirken bakanlar kurulu kararıyla Ego'nun mülkiyetine geçen İkarus otobüsler görülmekte.
Günümüzde ise bu güzergâhta Ankaray işletiliyor, ama yerin en az otuz metre aşağısından geçiyor.


Ankara'nın bir başka güzel tarafı da bizim Gülhâne Parkı gibi kocaman olan Gençlik Parkı sahibi olması.
Asıl giriş kapusu ise Ankara Garından çıkınca hemen karşınıza gelen yerde.


Ankara'nın en önemli yeri ise hiç kimenin en ufak bir kuşku bile duymayacağı Anıtkabir'dir.
Anıtkabir esas olarak her Türk Vatandaşının hayatında en az bir defa görmesi gereken bir yerdir.
İçerisinde aramızdan ne yazık ki çok erken zamanda ayrılan Atamız yatmaktadır.
Atatürk eğer bir on yıl daha yaşamış olsaydı ya da daha açık yazayım dış güçler tarafından zehirlenmeseydi emin olun İkinci Dünya Savaşı çıkmazdı, çünkü bir şekilde aralarına girerek arabuluculuk vazifesi görürdü.


Anadolu'nun her tarafında bulunan kâlelerden bir adet de Ankara'da vardır ama Ankara'daki diğerlerinden biraz daha fazla öne çıkar.


Neyse biz Üç Muz olarak bugünkü gezimizin son durağını Esenboğa Havalimanı olarak tamamlayalım ve Homumuza geri dönelim, bir gün bir kış masalında bizleri yitirtelim.


İşte sonunda dolduruluşunu bir türlü kabûllenemediğim Caddebostan sahili ve evimizin olduğu yerlere geri döndük.
Gerçekten de bir başkadır benim memleketim, havasına suyuna taşına torpağına bin can feda bir tek dostuma, kuzusuna kurduna bütün âlem kurban benim yurduma.

22 Nisan 2023

Bayram Havası

Bugün bayramın ikinç günü, hava süper ötesi güzel ve Güneşli.
Kısacası oggi il Sole è Giallo, mai non caldo.
Bence tam yazdan borç alınmış bir gün diyeceğim ama zaten yaza giriyoruz birkaç hafta sonra.
Adana'da kar yağması veya Çeşme'de kar olması hiçbir sorun teşkil etmez.


Tabi bayramlarda İstanbul'da ve Ankara'da ve İzmir'de ve bilumum büyükşehirlerimizde belediye otobüslerinin beleş olduğunu biliyoruz.
Tabi bu beleşlikten faydalanan İstanbul'daki ve Ankara'daki ve İzmir'deki vatandaşlarımız hurra hüloğ diyerek taşıtlara hücûm etmişler.
Bizler de Üç Muz olarak gelişmeleri sizlere de sahadan bildireceğiz inşallah.


​Marmaray'da bile bugün aşırı bir kalabalık var, işe gidiş günlerimde bile ben bu kadar kalabalığı hiç görmedim.
Ha akşam çıkışta birkaç sefer böylesi bir kalabalık olduğu görüldü ama işe gidilip gelinen günler beleş değildi.


Gittiğimiz yerde ise her zamanki taşıt bolluğu dikkâtimizi çekmekte, benim anlamadığım millette sipâli yoksa bu kadar taşıtın ne iişi var yollarda?
Hani diyeceğim ki beleş suyla çalışan tomofil mi icat edildi?
(Gerçi bizim Türklerin aklına suyla çalışan otomobil yapmak da gelmemezlik etmez. Adını da essahtan "Tomofil" komalı, hiç olmazsa otomobilden bir farkı olur.)


En son olarak da boşta duran bir adet Hızlı Tren cabası.
Daha önceleri de Erenköy'de sefer saatini beklerken görüntülemiştim, bugün yeniden poz verince hiçbir zorlanma yaşamadan düğmeye bastım yeniden.


Bu kadar kalabalık Şehr-İstanbul için gerçekten fazla, çünkü daracık merdivenler artıkım insnları taşıyabilmeğe yetmiyor.
Bayram tantanası şimdilik böyle olmakta, bakalım yarınki bayram nasıl olacak?


Bir de büyük tesâdüf ki Hakimiyet-i Milliye ve Etfâl ya da günümüz Türkçesiyle de yazayım Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı idrak edebilmeğe çalışacağız.