Bu Blogda Ara

Sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2025

Bûtimar Ve Deniz

Bûtimâr Deniz'e âşık bir kuştur.
Her gün kenarına konduğu suya uzun uzun bakar ve “Bu deniz bir gün kurursa ben ne içerim?” diye endişe eder.


Bu ölçüsüz aşk Bûtimâr’ın sonu olur.
Kenarından ayrılmadığı ve içmeye kıyamadığı denizin yanı başında susuzluktan ölür.

31 Ağustos 2025

Yarım Kalan Hikâye

Hikâye aslında yarım kalmadı.
O hikâye oraya kadardı, günü doldu tamamlandı.
Her tecrübe ve her öğreti ikinizin de yanlarına kâr kaldı.


O hikâyede ne yaşandıysa yaşandı, bitimi belki acı oldu ama bitmesi belki de hayırlı oldu.

24 Temmuz 2025

Ayrılıklar Sevdaya Dâhildir

 Hayat her zaman mutlulukla geçmiyor, zorlu yollarında birçok engel de çıkartıyor.
Özellikle ikili ilişkilerde anlaşamamazlık oranları son zamanlarda ziyadesiyle arttı.
Ancak bazı ayrılıklar vardır ki aradan Onyedibuçuk kocaman yıl geçse dâhi gitmesi gereken kişinin görevini büyük bir başarıyla becerebilmesine rağmen kalan kişi için atlatılabilmesi çok zor olmuştur.
Üstelik bir arada olmaması gerektiği her iki kahraman tarafından bilinmesine ve bazı değerlere uygun olmamasına rağmen.


Merak etmeyin bu ilişkiden sonra unutmağı başaramayan kişinin hayatına başkaca karşı cinsten insanlar da girdiler, ancak her biri bir öncekinden daha büyük hasarlar bırakarak gittiler.
Elimizde ise insanlara güveni iyice sarsılmış ve yeni ilişkilere gönlünü kapatmış bir Türk Vatandaşı Kişi kaldı.
Bunca yıldan beridir kırıntılarla kendini doyurabilmeğe çalışıyor.
Giden kişi ne yapıyor derseniz oynadığı sahte sevdalı rolünden sonra hayatını çok mutlu şekillerde yaşıyor olması gerekiyor.

14 Şubat 2025

Sefkilılar Günü'de Ekomonik Değerler

 Norminâl şeraitte maaşlar her zaman Ayların Başlarında ceplerimize girer, ancak ayın ortasında yatırımlık dövizler aniden pahlılaşabilirler, özellikle de Üçüncü Dünya Ülkeleri işbu konuda daha fazla muzdariptir, ancak biz çok şükür ki Üçüncü Dünya Ülkelerinden biri değiliz, bizden daha kötü Ekomoniye sahip olanlar da var.
Bugün günlerden Cum'a ve takvimdeki tarih Ondört Şubat gününü gösteriyor, hani Kuyumcuların ve Çiçekçilerin en çok Sipâliyi kasalarına koyduğu ama kalfa ve çıraklarına fazladan harçlık olarak On Para bile koklatmadıkları ve de yılda sadece bir kez yaşanan bir gün.


Neyse biz imdı avdet eyleyelim Asgari Ücret'in bugünkü Döviz Ücretlerine karşı kaybettiği değerlere:

Amerika Birleşik Devletleri Doları : 22.104 ÷ 36,15 = 611,45
Avrupa Birliği Eurosu : 22.104 ÷ 37,78 = 585,07
İsviçre Federasyonu Frankı : 22.104 ÷ 39,95 = 553,29
İngiltere Krallığı Sterlini : 22.104 ÷ 45,45 = 486,33
Kuveyt Dinarı : 22.104 ÷ 117,25 = 188,52
Has Altın : 22.104 ÷ 3.460 = 6,38

Bu tabeləde ilk sayı İkibinyirmibeş yılında uygulanan Asgari Ücreti, ikinci sayı ilgili Dövizin Bugünkü Ücretini, sonuç ise ilgili Dövizin Bugün alınabilecek Miktarını gösterir.
Olur da erimenin boyutunu görmek isterseniz Ahanda Buraya tıklayınız.

Bugün henüz Dünyaya Ay Başı teşrif etmediğinden ve Ceplerimiz ve de Cepkenlerimiz iyicenem delinmişken ve dâhi Çiçekçi Abla kuytu bir yerde gizlice kahkahalarla üstlerimize gülerken Yeni Türk Lirasımızın kaybettiği değerin ölçeklerini yazamam, ne de olsa bugün Kuyumcu ve Çiçekçilerin en çok Sipâliyi kasalarına koduğu ve gece geldiğinde milyonlarca dişil varlığın fırınlarında milyonlarca eril varlığın tencereler dolusu mercimeklerinin pişirilerek afiyetle birlikte yummilenileceği Sefkilılar Günü olmak var.


Sonuç olarak Aşkı ve Yalnızlığı tek güne sığdıramayız, çünkü Yıldız Ablamız (Tilbe) öyle söylüyor.
Kaldı ki Dünyanın Para üstüne döndüğünü ve her şeyin mal mülk her şeyin para pul olduğunu, dostluk ve sevginin ancak para varsa ortaya çıkacağını söyleyen bir adet Sezen Ablamız (Aksu) mevcut.

29 Mayıs 2024

Yiğidin "My Moon" Olduğu Yer

 Dünya üzerinde bir şehir düşünün ki o şehirde yaşamakta olan bütün vatandaşların çok büyük bir çoğunluğu başka başka diyarlardan gelmiş olsunlar.
Hani şehrin kendi öz topraklarından ruh-i mücerred gibi fışkırmamış, havasıyla suyuyla ateşiyle yoğurulmamış ve bitkisiyle kavrulmamış olsun.
Kendi vilâyetinde öyle ya da böyle yaşamağa tutunmağa çalışanların umutlarını kaybedebilip gelldikleri büyük şehirde karşılaştıklarından sonra kendi öz torpaklarnda kör topal giden hayatlarını bile sorgulayacak ve mumlarla arayacak hâle geliyorlar.
Burası harman olduğu yiğitlerin maymuna çevirtildiği Şehr-İstanbul yani bir adet büyükşehir olmak vardır.
Anayasamıza göre her vatandaşımız istediği vilâyette yaşayabilir, işini tutabilir, hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürebilir.
Konu ise gidildiği şehirde uyum sağlanmasında.
 

Bunda acaba zamanın idarecilerinin suçu yok mudur?
Bir devletin kalkınması için bütün fabrikaların sadece İstanbul ve çevresindeki yörelerde yerleştirilmesi, en iyi okulların büyük çoğunluğunun İstanbul'da olması, sanatın sinemanın tiyatronun hasının İstanbul'da olması, btün önemli yatırımların da İstanbul'a yapılmış olması gibi sıkıntılar bizleri böyle perişan etmiş vaziyette.
Nüfûsumuz her ne kadar resmi olarak onaltımilyon olduğu iddia edilse bile en az yirmibeşmilyon insan yaşıyor.
Buradakilere de Anadolu'nun çorak topraklarında yiğitlerin harman olduğu yerlerden gelip yerleşenleri medya maymununa dönüştürmek düşüyor.


Bugün günlerden Yirmidokuz Mayıs İkibinyirmidört olmak var, hani Bindörtyüzelliüç yılında Fatih Sultan Mehmet veya Sultan İkinci Mehmet'in Şehr-İstanbul'u topraklarımıza katıp dünyanın sonuna kadar bizim olduğunu ilân edişinin Beşyüzyetmişbirinci yıl dönümü.
Çok merak edyoruz ki acaba Fatih Sultan Mehmet eğer Şehr-İstanbul'un günümüzdeki hâlini tasavvur edebilseydi almak için bu kadar uğraşır mıydı?

25 Kasım 2023

Sephora Treni

Daha önce de yazmışlardı ki bizim görgü fakiri Sephora bir Marmaray Treni olan E-32.018 filo kodlu beş vagonluk katara reklâmını vermiş.
Bu akşam sizlere ahanda bu trenin resm-i şerifini paylaşmak istedik biz Üç Muz olarak.


Artık tren yolunun geçtiği bütün semtlerde oturanlar bilecekler ki yüzlerini boya küpüne sokabilecekleri bir mekân daha açıldı.
İşbu yeni açılan boya küpü dükkânında yüzlerini soktukları boya küplerinden sonra külotlu çorap değiştirir gibi sefkilı değitirme faslı başlamıştır.

14 Şubat 2023

Ondört Şubat'taki Hepten Unutulmuşluk

 Birkaç zamandan beridir sizlere bir öykü anlatablmeğe çalışıyorum ama ne kadar başarılı olup olmadığımı ben de açıkçası bilmiyorum.
Hayatta birini ister sevin isterseniz sevdiğinizi sanın ya da artıkım nefret edin, hiç kimsenin duygularıyla oynamağa hakkınız bulunmuyor.
Ancak öykümüzdeki kadın kahramanın en büyük tutkusu kendisini seven erkeklerin duygularıyla oyuncak top gibi oynamaktan ibaret.
Bizim delikanlınınsa en azından birkaç gün için bile olsa sevgilisi olan veya olduğunu sandığı kadına arkadaş gibi de olsa sevgililer gününü kutlamaktı niyeti.
Ancak o günü akşamleyin kızın Facebok'taki saçma sapan gönderisini görünce kel kafasından aşağı doksan derecede kaynayan sudan bir büyük kova dolusu boşalıverdi.


Çünkü kadın resmen bütün arkadaşlarıyla hem dalga hem de taşşak geçmişti o günü.
Hade cevap vermemesi bir şey değildi ama bizim delikanlı paylaşımı görünce İnternet Kafe'deki bilgisayarın başında bir süre hareket edemeden kaldı.
Sessizliği bozan birkaç dakika sonra Msn Messenger'deki bir arkadaşı oldu.


Arkadaşının bizim delikanlıya yazdığı şeyler esasında yenilir yutulur şeyler değildi ama gerçeklerin tokadı Osmanlı İmparatorluğu Tokadından daha ağır gelmişti.
Dünyada biten ilk ilişki onlarınki değildi, sonuncusu da olmayacaktı.
Kim bilir her ikisinin de başlarından ne ilişkiler gelmişti ve ne ilişkiler gelecekti?
Ancak birine karşı olan sevgisi her zaman hor görülen hep bizim delikanlınınki oluyordu.


O gece her geçen dakika bizim delikanlıya çok ağır gelmeğe başlamıştı, ama kadın kahramanın o günü neler hissettiğini bizler arsla bilemeyeceğiz, çünkü kendisi kanalımıza hiçbir zaman konuşmadı.
Kadının tek yaptığı delikanlının mesajını cevapsız bırakmak ve ikindi vakti bilgisayar bulduğunda Facebok'ta kırıcı bir resim paylaşmaktan ibaretti.


Bunun için bu dünyada giden her zaman kârlı olur, sadece üç hafta önce aşkım sevgilim diyen ve oğlanın üzerine titreyen kadın bir anda değişip taş kâlpli bir motor olmuştu.
Nerede kalmıştı birbirlerine yazdıkları şiirler?
Nerede kalmıştı birbirlerine verdikleri aşk sözleri?
Nerede kalmıştı sabahlara kadar birbirleriyle yazıştıkları telefonlar?
Kısacası bu kadın bizim delikanlının hayatından şöyle bir pencereye bakıp geçmiş gitmişti, üstelik arkasında neleri bıraktığını asla bilmeden ve hiçbir zaman da bilmeyecek olan.


Başlamıştı acının yan etkisi bir de soruyordu aha bitti mi?
Oğlanın hayâlleri Eyfel Kulesi hayatları Süphân Dağı olarak kalmaktaydı.
Onu unutmaktan başka hiçbir çaresi yoktu, üstelik işi gücü kendisini beklerdi.
Kadınlar için unutmak çok kolaydı, ama erkeklerin zayıf noktaları vardı.
Böylelikle bundan onbeş yıl önce yaşanmış olan bir sevda hikâyesinin sonu gelmişti, gerçekte sonu gelmişti ama uygulamada gerçekten sonu gelip gelmediği biraz meçhûl.
Çünkü gerçekten bitmiş olsaydı o delikanlı bana gelmez ve hikâyesini yazmamı istemezdi benden.


Bitmiş ilişkilerin bulunduğu mezarlıkta varsın bir sevda hikâyesi daha olsundu, nasıl olsa bu dünyada sekizmilyar insan yaşıyordu ve daha şimdiden ellimilyar adet kırık kâlp hikâyesi mevcuttu, bu yüzden ha bir adet eksik ha bir adet fazla olması hiçbir şey fark ettirmez.

Sevgililer Günü Hakkında

Yine bir Sevgililer Günü Geyiklerinin boynuzları dolanmağa başladı çevrede.
Bu yıl içimden hiç gelemiyor böyle saçma günleri kutlamak, özellikle de Küresel Kâpitalist Dünyanın bizlere zorla dayattığı düşünceler bizim düzenlerimize bile ters düşüyor.


Daha şurada sadece birkaç gün önce memleketimize ağır hasar veren bir deprem olduğunu sanırım biliyorsunuzdur. Orada en az yüzbin vatandaşımızın hayatları erkenden sonlandırılmışken sanırım hiçbirimizin içinden geleceğini sanmam böyle saçma bir günde yummilenip gummilenip haşna fişne olmak.
İmdı burada o mıntıkanın fotoğraflarını paylaşarak sizlerin de midelerinizi kaldırmayayım, gerçi sizler sosyâl mediada hepsini görmektesiniz. Ancak bir konuyu önemle belirtmek isterim sizlere, bunu görün düşünün sonra karar verin.


Ha eğer merak ediyorsanız söyleyeyim, ben bu yıl da sevgilisizim ve sevgilisiz olmaktan son derece memnunum. Çünkü eğer bir sevgilim olsa bugün kol yetmeyecek bacak gibi bir fatura girecekti. Mâlum-u âliniz her şey çok pahlı olmağa başladı ve daha önümüzde Ramézân-ı Şerif Ayı mevcut ki Şehr-İstanbul'a avdet eylediği gün bütün esnaf sanki sözleşmiş gibi iğneden ipliğe kadar her bir şeye kallâvi birer zamcık yapacaklar ki geçen yıl da kâleme aldığım gibi farz olacak. 

13 Şubat 2023

Dünya Radio Günü

 Bugün yine geldik bir Sevgililer Günü öncesinde kutladığımız Radio Günü tantanalarına.
Esasında şıkâyet etmiyorum çünkü Radio benim için oldukça önemli bir âlet sayılır.
Vakt-i zamanında bana müzükleriyle uzun uzun yürüyüşlerime eşlik eden bir kurumu ben nasıl olur da unutabilirim ki?
Bu yürüyüşlerimin güzergâhı azbuz bir mesâfe falan değil: Levend Metro - Akmerkez Akatlar (Mola ve Yummi noktası) - Arnavutköy - Bebek - Rumeli Hisar - Balta Limanı (Çiş Molası) - Boyacıköy - Emirgân - İstinye - Yeniköy, bazen bu hızımı alamayarak Tarabya'yı bulabilirdim, ancak her şey İkibinüç Yılında kaldı, çünkü hayattaki bazı sorumluluklarım arttı.


Eski zamanlarda Radioda haber ve müzükten başka eğitici ve bilgilendirici yayınlar olurdu, hiç unutamadığımız Radio Tiyatrosu olurdu ve bizler bunları zevkle dinlerdik.
Hele bir de Türkiye Birinci Fotbol Ligi müsabakalarının canlı anlatıldığı ve aynı anda oynanmakta olan müsabakaların önemli dakikalarında ikide bir diğer stadlara bağlandığı günleri arsla unutamaz ben.


Tabi zaman değiştiğinden dolayı günümüz gençliği Radiodan anlamaz, istediği şarkıyı istediği anda dinleyebilir çünkü İnternet adı verilen bir nesne-i şerif mevcut.
Bizler ise sevdiğimiz sanatçının sevdiğimiz bir şarkısı Radioda çalsın diye başında az beklemedik tabi.
Tabi bir de Radioda dinlediğimiz seslerin sahipleri hakkında fikir beyan etmekten geri durmayan bir nesiliz biz.


Tabi bir de kâsetçalarlı radiolarda karışık kaset doldurmak da ayrı bir zevkimizdi, bu sayede o zamanlar çok pahlı olan kaset ücretlerinden biraz tasarruf sağlayabiliyorduk.
Her ne kadar sanatçıların emeklerine girmiş bile olsak sonuçta bizimkisi sadece kişisel kullanımdan ibâretti.


Bugün Dünya Radio Günü.
Ben de imdı pek hatırlamasam dâhi sevgili eski dostumu anmadan geçemedim.
Kısaca benim için Radio vazgeçilmez bir tutkudur, eğer kekeme olmasaydım Radiocu olmağı isterdim açıkçası.

14 Şubat 2022

Sevgililik Kedi

Hani bir zamanlar yalnız ve üzgün biri vardı, her sevgililer gününde evine kapanır sabaha kadar zırlayıp dururdu.
İşte bugün gittiği ve Türk Kahvemsi yummilendiği Kahve Dünyası'daki kadın kediyle sevgili oldular.


Emin olun var ya kedilerin sevgisi insanların sevgisiz sahteliklerinden çok daha saf ve temiz.
En azından kediler sevdiler miydi tam seviyorlar.
Sevmediklerini de tırmalayıp korkutuyorlar, özellikle de boy gompileksi olduğu için otuz santimlik topuklu ayakkabı giyip yollarda penguenler gibi paytak paytak yürümeğe çalışan Üçhârflileri.


Hem kaldı ki yemeğin tadı domat, dometesin tadı tat.
Ayrıca yemeğin iyisi salçalısı, kadının iyisi kalçalısı.
Üstelik de dansın iyisi sallamalısı, çamaşırın iyisi de çalkalamalısı.

Aşkın Anlamı Yatak Odası

Bir zamanlar, yani bundan uzun uzun yıllar önce dünya üzerinde Aşk adı verilen, gözünün kör olduğu, çeşitli çılgınlıklar yaptırabilen, uğruna da en olmadık şeyleri bile oldurtan bir duygu vardı.
 Aşkın üzerine sayfalar dolusu yazılar ve kitaplar yazıldı, filmler çekildi, tiyatrolar sahnelendi.


Gün geldi zaman geçti, artık sıra verme zamanı geldi, verilince de kâlp kırıklıkları yaşandı.
Hâttâ en acısı sevilen kişi seveniyle sırf sevildiği için dalga bile geçti, sonra da sümüklü bir mendil gibi bir köşeye fırlattı.
Öyle ki seven kişi sırf onu sevdiği için pişmân bile ettirilerek özür dilemek zorunda bile bırakıldı. Çünkü ne de olsa sevenin sevmeğe hakkı yoktu.


Bugünün aslında tek kazanan kesimi sadece kuyumcular ve çiçekçiler.
Kaldı ki aşkın ateşi yakarsa altını eritir, eriyen altın kadını eritir, kadın da erirse erkeği eritir.
Bu erimelerin tek karşıt gücü tabi ki sadece Sipâli'dir, yani sizin anlayacağınız dilde de yazayım Para'dır.


Anlayacağınız sipâli olmazsa aşkın varlığından söz edilemez bile.
Kısaca yazayım ki bu akşam kırılacak cevizleri içine almak için bile sipâli lâzımdır.
Mâlum-u âliniz aşk veresiye değildir, ya peşin verilir, ya da hiç verilmez terk edip gidilinir.

09 Şubat 2021

Sigarayı Bırakmanın Ekomonik Boyutu

Aslında belki de bu resm-i şerifi bir önceki yazıya eklemem gerekliydi, ancak bilgisayarıma biraz geç geldi.
Bilirim sigarayı bırakabilmenin zorluklarını, ama sigarayı bırakmanın en kolay yolunun hiç başlamamak olduğunu da eklemem gerekir. Mâlum-u âliniz hiçbir şey yapmayan şahıs hata da yapmaz, en azından mantık bunu gerektirir.


Eğer sigarayı bırakmakta gerçekten zorlanıyorsanız sizlere basit bir hesap yapayım:
Bir paket sigara Onsekiz (18.00) Türk Lirasıcık olduğunu düşünürsek günde bir paket sigaranın mâliyeti haftada Yüzyirmialtı (126.00) Türk Lirasıcık eder.
Mâlum ücretler aylık olarak hesaplandığı için biz bunu aylık ücretten hesaplayalım:
Günlük Onsekiz Türk Lirasıcık ücretin aylığı Otuzbirer Gün çeken Ocak Mart Mayıs Temmuz Ağustos Ekim Aralık aylarında ve ayın başına Beşyüzellisekiz (558.00) Türk Lirasıcık para ceplerinizden çıkacaktır, buna mukâbil Otuzar Gün çeken Nisan Haziran Eylül Kasım aylarında ve ayın başına Beşyüzkırk (540.00) Türk Lirasıcık ceplerinizden eksilecektir, bir de Yirmisekiz Gün çeken en kısa ay olan Şubat ayını da eklersek Beşyüzdört (504.00) Türk Lirasıcık daha eklemek gerekir, tüm bu masrafların içinde bulunduğumuz İkibinyirmibir Yılındaki toplamı Altıbinbeşyüzyetmiş (6.570,00) Türk Lirasıcık yapıyor ki bu da ortalama bir paket sigaranın eğer herhangi bir zam gelmezse bu yılki cebinize masrafıdır.
İçinde bulunduğumuz İkibinyirmibir Yılında uygulanmakta olan Asgari Ücret ise İkibinsekizyüzyirmibeş (2.825,90) Türk Lirası Doksan Türk Kuruşucuk olduğuna ve yıllık toplamının da Otuzüçbindokuzyüzon (33.910,80) Türk Lirası Seksen Türk Kuruşucuk olduğuna göre aradaki farkı düşersek geriye Yılın sonunda cebinizde kalması gereken miktar Yirmiyedibinüçyüzkırk (27.340,80) Türk Lirası Seksen Türk Kuruşucuk parayla hayatınızı idame ettirmek zorundasınız.
Bu zorlu ekomonik vaziyette ceplerinizden çıkacak para ortalama olarak budur.
Zaten çevrede doğru düzgün iş yok, zamlar almış başını gidiyor, bir de sigaraya para yetiştirmek o kadar kolay olmasa gerek.
Nasıl geçiyor hayatlarınız, Ekomoni Israrla Tıkırında değil mi?


Ben sizlere günlük bir paket sigara üzerinden bir hesap hazırladım, eğer daha fazla içiyorsanız veya inşallah daha az içiyorsanız siz de ortalama bir değer tutturabilir ve gelirinizi giderinizi hesaplayabilirsiniz.
Üstelik bu basit ve fasit hesabı yapmak için liselerdeki veya ünüversütelerdeki Moderin Matamatik bilmek de gerekmiyor, bizlerin ilkokulda öğrendiği düz mantık matematiği bile yeterlidir.
Tabi ki eğer hiç sigara içmiyorsanız veya arkadaşlarınızdan kahve yanında otlanıyorsanız yatın kalkın da sigara içmediğiniz için şükredin.

Sigara Bırakma Günü

Günlük yaşamımızda mevzuat-ı şerif umumiyetle nihayete ermez bizler işbu cihanda yaşamağa devam ettiğimiz müddetçe.
Her ne kadar bu yazdıklarımızı okuyanlar bu cihanda yaşıyor olsalar bile diğer cihandakilerden bir şeyler öğrendik de biz bunları yazıyoruz.
Aslında bendeniz sigaradan nefret ederim, ama bazen kahvenin yanında canım çekmiyor da değil.
Yine de sağlığa oldukça zararlı olduğunu söyleyebilirim, ki zaten artık tabiban-ı cihan da sağlıksız olduğunu buyuruyor.
Bugün günlerden Salı, yıllardan da İkibinyirmibir, aylardan da en kısa ay olan ve en az gün çeken Şubat.


Ben hep matah bir şey olmadığını boşuna söylemiyorum ama madem bu dünyadan hiçbirimiz canlı çıkamayacaksak neden bağzı şeyhlerin zevkini tadını almadan dünya hayatını bitirelim?
Tiryakisi olunmadıktan sonra, yani bugün tüttürülse bir daha akla onbeş gün sonra gelse belki bir şey yapmaz ama günde bir paket içerseniz zamanından önce çökersiniz.
Sigara içenlerin vücutlarındaki kötü değişikliği gösteren resimleri burada paylaşmıyorum çünkü gerçekten çok kötü bir görünüm arz ettiği konusunda inanın bana. Zaten bazılarını sigara aldığınız zaman paketlerin üstlerinde görmektesiniz.


Hazır bugün Dünya Sigarayı Bırakma Günüyken ve birkaç güncük sonra Sevgililer Günü de geliyorken siz de hem kendinize hem de sevgilinize bir iyilik yapın ve şurada beş günlüğüne bile olsa sigaradan uzak durun ki Sevgililer Gününde sevgiliniz sizi daha çekici bulsun.
İnanın bana sigarayı bırakınca zaten güzelsiniz ama daha da güzelleşeceksiniz çünkü yüzünüze kan gelecek.
Ben bilgiçlik taslayayım öğüdümü vereyim, uygulayıp uygulamamak sizlere kalmıştır.
Hepinize sigarasız güzel sağlıklı günler temenni eder ben.

17 Şubat 2020

Dünya Kedi Günü

Ben yıllardan beridir söylüyorum ki dünya kedilerin hatrına dönmeye devam ediyor.
Belki farkında değilsinizdir ama kediler dünyanın kraliçeleridir.
Aslına bakarsanız insanların kedileri yoktur, kedilerin insanları vardır.
Kediler yaradılış gereği özgür ruhludurlar, eğer bir insana sokulmuşlarsa kendileri istediği için sokulmuşlardır, bu yüzden ne yaşayacağını bilmeden gelirler, onun için insanın kediye iyi davranması cennetini tehlikeye atmaması için şarttır.
Çünkü kediler köpekler kuşlar ve bilumum hayvan ve bitkiler Allah-u Te'âlâ'nın sessiz kullarıdır.
Birbirleriyle konuşabilirler ses çıkartabilirler ama biz insanlar anlayamayız söylediklerini.


Üç gün önce yazmıştım aslında Sevgililer Günü adı altındaki yazıyı.
Ancak ben gerçek sevgiyi bir karşı cins insanda değil kedilerde buldum.
Bu yıl da benim kedilerle olan arkadaşlığımın ve koruyuculuğumun onbeşinci yılı.


Bugüne kadar sayısız kedi resmi çekmişimdir ama Süreyya Pilâcı istasyonunun turnikesinde bekleyen geçiş görevlisi kediyi şimdilik tek geçerim.
Diyorum işte kedidir kedi, üstelik Yeşilçam'da bile bu replik mevcuttur.


Veya başka zamanlarda Ayrılıkçeşme'de bulunan dilek ve şikâyet kutusunun görevlisi bile olsa kedi her yerde kedidir.
Ben de kedilerin sesleri olmaya çalışacağım, kedileri korumak bir vatandaşlık ve kulluk görevidir.
Tabi diğer hayvanları da, ama iki ayaklıları değil herhâlde.
Bugün Dünya Kediler Günü.
Hey sen değişik!
Kapının önüne bir kap su koy, yanına da biraz mama koy.
Aç kalacağız yoksa sizin gibiler yüzünden.
Miyav!

14 Şubat 2020

Sevgililer Günü

Ay inanmıyorum sevgili Gök Tanrım Tengri, yine ne yaptın ettin getirdin o uyuz olduğum bunalımlı günlerimi. Söylesene bana ey Tanrım ben sana ne yaptım ve ne günâh işledim?
Biliyorum merak ediyorsunuz ama söyleyeyim, İkibinyirmi yılında da tek başımayım. Üstelik bu yıl tek başıma olmaktan ziyadesiyle mutluyum.
Çünkü bana artık gına geldi çift olanların gözlerimize soktukları resimleri.
Tamam kardeşim anladık sevgiliniz var, nişanlısınız, evlisiniz, her akşam çiçek böcek pompa muhabbeti.
Ya biz ne yapalım yani ölelim mi?
Biraz medeniyet yahu.


Zaten bana markalardan ve ünlü mağazalardan gelen sevgililer günü bildirimleri iyice dellendiriyor, bir de insanlara he yok diyecek hâlimiz de yok.
Gerçekten sıradan olan böyle bir günü anlamlandırmak ne manaya geldiğini biri bana anlatsın. çünkü gerçekten bunu öğrenmeye ihtiyacım var.
Hayır yani bugün ben doğmadım, İstanbul bugün kurtulmadı, Zafer bugün kazanılmadı, Lozan bugün imzalanmadı, Cümhûriyet bugün ilân edilmedi, Çanakkâle'de bugün destan yazılmadı, Millet Meclisi bugün açılmadı, Atatürk Samsun'a bugün çıkmadı.
Alt tarafı sıradan olması gereken bir gün, dünya kutluyorsa kutluyor, bana ne yani?


Bugün alt tarafı sevgilimizle geçirilecek bir gün sonuçta, günün sonunda pompalama olması gerekebilecek türden alt tarafı bir yemek yummilenilecek.
Erkek milleti eve giderken Kadın milletine çiçek alacak, bu çiçeklerin en fazla satılanı da Gül olacak.
Tabi bir kadın bir gülle yetinir mi? Yetinmez, en azından bir çift ayakkabı olması da şart. Hadi ayakkabı olmadı, o zaman bir elbise, üstelik ikisi bir arada olursa şahane olur.


Tabi millet de sevgilisine nedense adıyla hitap etmez, bunlardan benim en uyuz olduğum ise "Aşkım" sözcüğüdür.
Yahu aşkın ömrü sadece üç yıl sürer, hâttâ çoğu zaman üç yılı bile bulmaz.
Üç yılcık sonra siyasetteki çoğalisyon gibi bir devre getirir: İlk başlarda Yan yana, zaman geçer Can cana, günü gelir Göt göte, üç yılın sonunda Git öte.


Buradaki günde iki kez doğruyu gösteren bozuk saatin 15:00 veya 3:00'ı saatte de bu tarz hitaplarla dolu.
Yahu sizin sevgilinizin hiç mi adı soyadı yok?
Bizim güzel ism-i şeriflerimize ne oldu?


Hadi ben size biraz iyilik yapayım da bazı basit ve fasit hediye önerilerinden bahsedeyim.
Şöyle üzerinde sevdiğiniz kişinin adının yazılı olduğu bir bardak.
Ama adı yazılacak, öyle günde iki kez doğruyu gösteren bozuk saatin üzerindeki sözcükler değil.


Şöyle güzel bir kâlpli koliye veya oyuncak ayı, ne de olsa kadınlar ayıları çok severler.
O kadar çok severler ki gerçek ayılara hakaret olabilecek kadar maço tipleri kendilerine sevgili olarak seçerler, gerçekten sevenleri ise terk ederler.
Çünkü günümüzde gerçekten sevmek çok geçmişlerde kaldı, sevgi tek başına karın doyurmuyor, üstelik sevgi tek başına pompayı işletmeye de yetmiyor.
Bu yüzden de Kadın milleti cebinde parası altında otomobili lüküs bir yerde evi sosyetik bir sahilde yazlığı olan ama iki lâfı bir araya getiremeyen Erkek milletine kendilerini ne kadar umursamasa bile kul köle olur, ama ahım şahım parası olmayan ve orta hâlli seven erkeği yerden yere vurur.
Bu arada kadının peşinden koştuğu erkek de başka kadınların peşinden koşmaya bakar, peşinden koşanı da görmez, görse de işine gelmez.
Kadın ise seven erkeği kullanılmış Selpak gibi bir çöp tenekesine fırlatır atar.
Üstelik fırlatıp atmakla da kalmaz, şöyle kallâvi bir tacizden dava da açar, her türlü haltı kendisi yediği hâlde mağduru o kadar güzel oynar ki dışarıdan bakan ilgisiz biri kadının hâline acır.
Acıdığı için de kadını haklı bulur, mahkeme de görenler de duyanlar da.


Oysa sevgi ve aşk dünyada özel duygulardır, hiçbir zaman irdelenmemesi gereken ve zorlanmaması gereken.
Bu yüzden tek güne sığdırılamaz, hani Üçyüzaltmışdört gün beni sevme ama bir gün beni sev.
Bir insan bir başkasını elbette sever, sevdikçe sayar ve gün gelir sağlam bir birlik olur, birlikten de kuvvet doğar, kuvvet de evliliği getirir.
Kısacası sevgililik gerçekten zor zanaat.


Sevgili Yıldız Ablamız (Tilbe) kısacık bir şarkıyla vaziyet-i umumiyeyi çok ama çok güzel özetlemiş.
Dinlemesi bedava, üstelik en sevdiğim şarkısı.

01 Şubat 2020

Şubat Geldi

Bağırta bağırta, kanırta kanırta, çığlık çığlığa içinde bulunduğumuz İkibinyirmi yılına ait olan Şubat Ayı'nı getirdik takvimimize.
Geçen ay neler neler yaşadık imdı anlatamaz ben sizlere ama şu kadarını söyleyeyim ki pek güzel bir Ocak Ayı geçmedi.
Deprem, zam, dedikodular, hastalıklar, soğuk savaş.
Hangi birini sayayım ki siz de okuyasınız? Baksanıza ben bunları henüz kayıt altına bile almadım, daha doğrusu alamadım.


Şubat'ın şöyle bir artısı vardır ki havalar yavaş yavaş ısınmaya daha doğrusu ılıklaşmaya başlar, ancak önümüzde kocaman ve diğer Kış aylarından daha tehlikeli olabilecek kazma kürek yaktıran Mart mevcut, ancak bu aya henüz var ve her Mart ayı kazma kürek yaktırmamıştır.


Yine bizim meşhur Kocakarı Takvimi'nden biraz önce içine girdiğimiz Şubat Ayı'nın önemli günlerini paylaşıyor ben sizlere:

Bir Şubat : Hamsin'in Başlangıcı
Dört Şubat : Üç Günlük Fırtına
Altı Şubat : Şiddetli Soğukların Sonu
Yedi Şubat : Ağaç Dikme Mevsimi
On Şubat : İki Günlük Fırtına
Ondört Şubat : Sevgililer Günü
Onbeş Şubat : Hayvanların Çiftleşme Zamanı
Onaltı Şubat : Üç Günlük Fırtına
Onyedi Şubat : Dünya Kedi Günü
Onsekiz Şubat : Kuşların Çiftleşme Zamanı
Yirmi Şubat : Havaya Cemre Düşmesi
Yirmi Şubat : Balık Burcu
Yirmibeş Şubat : Recep-i Şerif Ayı
Yirmialtı Şubat : Leyleklerin Gelmesi
Yirmiyedi Şubat : Suya Cemre Düşmesi
Yirmiyedi Şubat : Regaip Kândili
Yirmidokuz Şubat : Dört Yılda Bir Gelen Artan Gün

Yukarıdaki bilgiler Kocakarı Takviminden alınmıştır, her birinin açıklaması günü geldiğinde bulunabilir.
Üstelik eskilerin kullandığı Kocakarı Takviminin bugüne kadar yanıldığı görülmemiştir.

17 Temmuz 2017

Yakışıklı Sevgili Sağlığı Bozuyor

Evet yazımın başlığını yanlış okumadınız. Güzele kim bakmaz?
Üstelik birlikte olduğunuz erkek veya kadın dikkât çekici biriyse ... Bu yazımız kadınların gözlerinden olacak.
Bazen araştırmacılar da canları sıkılıp değişik şeyler araştırıp bulabiliyorlar. İşte bunlardan biri de huzurlarınızdaki yazımda size yazdıklarımla alakalı.

Sevgilisi ya da kocası yakışıklı olan kadınlarda yemek yeme sorunları daha fazla görülüyormuş.
Olayın boyutu aslında kıskanmakla da alakalı. Neden mi?
Çünkü siz de bilirsiniz güzele herkes bakar.
Kadınlar da yakışıklı partnerlerinin kendilerini aldatmamaları için fiziklerine çok dikkât ediyorlar.
Bu yüzden kendini tutamayıp sağlıklı olmayan diyet yapan kadınlarda dilimize iştahtan kesilme olarak tercüme edebileceğimiz anoreksiya gibi yemek yememe rahatsızlıkları ortaya çıkıyor.

İşin tuhaf tarafı aldatacak olan kişinin kendi karaktersizliği daha önemlidir, çünkü eğer birlikte olduğu kadını aldatmayı göze alabiliyorsa o erkek zaten adam değildir.
Kadınlarımıza da gelince, hiç kimsenin başına gelsin istemem ama bu dünyada Kylie Minogue veya Adriana Lima gibi en güzel kadınlar bile aldatıldıysa sorun sadece fiziksel güzellikle sınırlı olmadığını kafanıza sokmanız gerek.

31 Ağustos 2014

Hoşça Kal Sevgilim

Hayatımda olabilecek en son şey.
Kavga edersin, tartışırsın, ama sonunda mantıklı bir çözüm bulabilirsin.
Ne olursa olsun bir yolunu bulursun aran düzelsin diye.
Ama bazı şeyler düzelemiyor bir türlü.
Kısacası, bazı vedalar güç de olsa edilmesi gerekir.
Bugün içimden bir kocaman parça koptu.
Güle güle sevgilim, artık belki de iki yabancı olacağız biz seninle.
Kim olduğun, nereden geldiğin, ne yaptığın ve ne düşündüğünün önemi kalmadı artık.
Sen bana hissettirdiklerinle hayatıma çok büyük bir sayfa açtın.
O beyaz sayfaları seninle birlikte yazarak doldurmak istemiştim.
Hata aslında bende olduğundan affet beni sevgilim, çünkü seni sevdiğim için özür dilerim.


Bir gün gelir de seni unutmak zorunda kalırsam aşkımın küçüklüğüne değil çaresizliğimin büyüklüğüne inan.
Sen de haklısın sevgilim, senin artık taşlaşmış olan ucuz kâlbine ben çok pahlı geldim.
Tam diyorum bu sefer tamam, bir bakıyorum her bir şey kocaman yalan.

14 Şubat 2008

Sevgililer Günü 14 Şubat

Sizler bilir misiniz yanlızlar için bu günü yaşamak çok zordur diye? Aynı benim gibi, çünkü ben de yalnızım.
Buradan şunu da açıklamam lâzım size:
"Hayatımda hiç bir zaman bir sevgilim olmadığı gibi bundan sonra da olacağını hiç sanmıyorum, bu yüzden de bu gün benim için hiç ama hiç bir anlam ifade etmiyor."
Bu da böyle biline, artıkım dedikodumu yapıp durmayın yeter.
----
Günün Şarkısı
----
Aşk Kırıntıları
----
Yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana
Al içine tekrar derinine sakla kat kasırgana
Yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz
Yokla ceplerimi aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
-
Aşk kırıntısıyla doymaktansa
Tek başıma aç kalırım bu hayatta
Paylaşacak bir şey artık yoksa
Bir erkekle bir kadın arasında
-
Yürürüm ipte ağım yokken hem de kopkoyu içim
İnan çok çalıştım bu kâlpsiz dünyayı sevebilmek için
Neyim var ki senden başka hadi son bir kez
Ceplerimi yokla aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
-
Aşk kırıntısıyla doymaktansa
Tek başıma aç kalırım bu hayatta
Paylaşacak bir şey artık yoksa
Bir erkekle bir kadın arasında
----
Teoman
----