Bu Blogda Ara

Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2025

Bûtimar Ve Deniz

Bûtimâr Deniz'e âşık bir kuştur.
Her gün kenarına konduğu suya uzun uzun bakar ve “Bu deniz bir gün kurursa ben ne içerim?” diye endişe eder.


Bu ölçüsüz aşk Bûtimâr’ın sonu olur.
Kenarından ayrılmadığı ve içmeye kıyamadığı denizin yanı başında susuzluktan ölür.

03 Ekim 2025

Bir Boşanma Davasının Daha Ardından

 Bu aralar Ekim-i Şerif Ayı'nın üçünç günündeyiz. Gündüzü hafif geçişli Saganak Yağmur ile geçirdik ama akşam vakti harika bir Boşanma Davasına şahit olduk Yağmur ile bir türlü kopamayan bağlarla bağlı olduğu sefkilı kocişkosu Bardak arasında.


Bu sefer bazı muhabirlerimiz boşta durmadılar ve davanın dosya içeriğini ele geçirmeği başardılar.
İmdı davayı gören Reyiz Yağmur'dan sormuş:
"Yağmur, yine kocan Bardak'tan boşanmak mı istiyorsun?"
Yağmur bu soruya başını aşağı sallayarak cevap veriyor.
Sonra reyiz sebep soruyor, Yağmur da cevaplıyor:
"Efenim mâlum-u âliniz üzere Şehr-İstanbul'a aylardan beridir başta Güneş ve Bulut'un engellemeleri ve beton yüzünden büyüyemeyen ve de sayıları çok azalan Ağaç'ların yüzunden yağıp da sularını sağlayamadım.
Çevresindeki barajlar artıkım tehlike bildirimleri gönderiyordu, icinde yaşayan insanların da benim için vazifemi yapmamakla suçlayan ifadeler duydum.
İmdı eğer izin verirseniz efenim bendeniz daha fazlama suç duyurularına ma'ruz kalmadan ve heyetinizde kabahâtli görünmemem için vazifemi ifa eylemek istiyorum."


Reyiz bu sefer Bardak'a dönmüş ve sormuş:
"Bardak, sen imdı eşinin işbu vazife aşkına karşı çikacak mısın?"
Bardak ifadesini biraz kırılgan vermiş:
"Reyizim efenim ben eşim Yağmur'un vazifesini ifa eylemsesine arsla karşı değilim ama Güneş bana yeteri kadar buharlaşmış su sağlayamadığı cihetle Bulut'a yeteri kadar suyu bile sağlama yapamadım.
Bu yüzden eşim Yağmur'un bugün benden boşanmasını istemiyorum, bana birkaç gün izin versin en azından yeteri kadar suyu kendisine sağlayayım.
Sonra zaten ben ne kadar mâni olsam dâhi benden boşanıp yağacak."


Reyiz bu sefer tanık Güneş'ten sormuş:
"Güneş, söylenenleri duydun işittin, tutanağa ekleyeceğin bir şey var mı?"
Güneş bu soruda her ne kadar kabahâtin kendisinde olduğunu kabûl de etse yine de kendini savunuyormuş:
"Reyizim ben Dünya'daki yaşayan insanların Yukarıdaki'ne ettiği duvalar yüzünden bu Yaz fazla mesai yapıp Şehr-İstanbul'u ısıttım ama Poyraz benim ışınlarımın Dünyaya erişme gücünü zayıflattı.
Yine de bu Yaz termometrelerin Otuzyedi dereceyi gösterdiği birkaç gün yaşandığı hepimizce mâlumdur.
Deniz'den yeteri kadar suyun Bardak'a gelmemesi benim suçum değildir ve o suçluyu bulmak benim vazifem değildir.
Dolayısıyla mevcut suyun Yağmur olarak yağabileceğini tahmin ediyorum."


Reyiz bu sefer de Bulut'tan sormuş:
"Bulut, sizce Yağmur'un yağma vazifesini ifa eylemesine herhangi bir mâni var mıdır?"
Bulutlar hazır Martılardan ve Vapurlardan ancak fırsat buldukları için biraz Yağmur'a yardım edebileceklerini ifadelerinde belirtmişler.


Bunun üzerine Reyiz bu akşam için Yağmur'un kocişkosu Bardak'tan boşanmasına ve Şehr-İstanbul'un üzerine gücü yetebildiği kadarıyla yağmasına karar vermiş.


İşte bu akşamki Hava Durumunu sağlayan kararın özeti böyleymiş, ama bakarsınız Yağmur bugünkü vazifesini çabuk hareketler yaparak bitirir ve sevgili kocişkosu Bardak'a erken vakit geri döner, belli mi olur?

17 Mart 2023

İstanbul'da Yağmurlar Başlıyor

İçinde bulunduğumuz Mart-ı Şerif Ayı gerçek anlamda kapıdan baktırarak kazma kürek yaktırıyor her ne kadar Cemreler havaya toprağa suya düştükten sonra dâhi olsa.
Bizim buralarda ünlü bir Bayazıd Kulesi vardır, eski zamanlarda yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmış da olsa sonradan ertesi günkü havanın durumu hakkında gece vakitleri değişik renklerde ışıklandırılır.
Dün akşam gözlemlediğim kulenin ışıkları yeşildi, yeşil tuttu Kâbe'ye gitti, Kâbe'den döndü Hacc'a gitti.
Bugün sabah vakti de gökyüzü yağmura kavuştu çok şükür.


Bu arada şunu da eklemeliyim ki İstanbul Belediyesinin kaldırımlara döşediği taşlar mâlesef ayakları kaydırabilecek cinsten, olası bir yağmurda yürürken elinizde bir baston olsun.
Neyse ki yağan işbu yağmur sayesinde barajlarımız biraz olsun su görecek ve Yaz geldiğinde biraz az sususluk çekeceğiz.


Bu arada çoğunlukla kedilerin resimlerini çekerdim ama bugün bana bir adet köpek öyle bir poz verdi ki dayanamadım ve iznini de alarak resm-i şerifini çekip sizlerle paylaşıyorum.
Bizler hadi neyse şemsiye bulur korunuruz ama ya caddelerdeki ve sokaklardaki diğer canlı varlıklar ne yapsınlar söyleyebilir misiniz?

28 Ocak 2023

Kahve Dünyasında Yeni Zamcık

 Bugün günlerden Cumartesi ve bazı zevat kalkmış "Bitmeyen Cumartesi" yapmağa çalışmış, ancak başlayan her şeyin günün birinde bitecek olduğu kanununu mâlesef unutmuş.
Günün mesai saatleri ne kadar uzun sürerse sürsün helbette bitecektir, ömür bile doğumla başlıyor ölümle bitiyor.
Tabi bu doğumla ölüm arasındaki zaman zarfında yaşananlar arasında zamcık adı verilen bağzı şeyhler de mevcut.
Örnek olarak bizim Kahve Dünyası'nın yapmış olduğu "İkimilyon Türk Lirası"lık Zamcık.
Gerçi günümüzde İkimilyon Türk Lirası ya da size daha açık anlatayım İki Türk Lirası belki hiçbir şey gibi görünebilir ama atalarımız akmasa da damlayan çeşmenin suyunun damlaya damlaya kurnasında göl olacağını söylerler. İşbu sebepten ötürü suyu boşluğa akan çeşmenin musluğu önüne bidon konulur ki o bidonda biriken suyu kullanabilelim.


Kahve her zaman olduğu gibi aynı kahve, bizim bildiğimiz Türk Kahvemsinden bahsediyorum.
Son zamanlarda ne Dolar da öyle ahım şahım artmadı, ama alttaki fişte de gördüğünüz üzere zamcıklı ücret uygulanmağa başlandı.
Daha ilgi çekici bir şey daha söyleyeyim: Yeni belirlenen Asgari Ücret (Askeri Ücret değil) henüz ceplerimize girmedi, Ocak-ı Şerif Ayı bittiğinde alabileceğiz.
Ama bir kahveye "Otuzikimilyon Türk Lirasıcık" bayılmağa şimdiden başlayacağız.


Aradaki farkı görebilmeniz için iki hafta önceki aynı ürünleri aynı yazar kasadan alınmış bir harcama belgesini de ahanda aşağıya eklemek istiyorum, buyurun işbu mevzuat-ı zammiye hakkında siz karar verin.


Aklıma uzun yıllar önce televizyonde gördüğüm bir sahne geldi, hayali bir memleketin birinde bir bakan zamcığı açıklayabilmeğe çabalıyordu, üstelik zammımıza zam koymağa yeltenerek anlatıyordu.
Anladık eğer çalışanların haftalıkları çıkacaksa zam iyidir de şunu bir hafta sonra yapsalardı olmaz mıydı sanki?

07 Kasım 2022

Kasvetli Pazartesi

 Bu yıl biraz uzun süren Pastırma Yazı dün akşam sona erdi, artık gündemde grimsi bir hava var, Güneş çıksa bile artık bizi ısıtmağa gücü ne yazık ki yetemeyecek.
Çünkü artıkım işine geç kalmağa da başladı, bu saat oldu hâlâ işine başlayamadı.


Bu yaşadığımız Pastırma Yazı barajlarımızın suyunu da azalttı, eğer yağmur yağmazsa sonumuz susuzluk olacak, Kişın musluklarımızdan su yerine tıslama sesleri gelecek.


Pazartesi sabahıyla içinizi mi kararttı ben? Hadi size güzel bir masal anlatayım ki kendınize avdet eyleyin.
Uzun uzadıya gözlerinizi şişirmeden lütfen yukarıdaki resm-i şerife bakmanızı ve kendi masalınızı kendinizin anlatmasını rica ederim.

03 Nisan 2022

Zamazan Geldi Hoş Geldi

Kitaplar olsun fıkıh olsun yasalar olsun hiçbirisi yazmaz ama Ramézân-ı Şerif Ayı Şehr-İstanbul'a avdet ettiğinde ekmeğe pideye suya ve aklınıza gelebilecek her şeye zam yapmak farz-ı ayndır.
Geçenlerde en ucuz suyun ücretinin Beşmilyonbeşyüzbin Eski Türk Lirası olduğundan bahsetmişti ben.


Bu gördüğünüz yani temaşa eylediğiniz fiş Şok Markt'in geçtiğimiz Pazartesi günkü aldığım Güzelpınar markalı Beş Litrelik Su'yun ücretini göstermekte, Beş Yeni Türk Lirası Elli Yeni Türk Kuruşucukluk fatura.
İmdı sizlere biraz önce yine aynı Şok Markt'tan aldığım Beş Litrelik Güzelpınar Su'yun faturasını göstereceğim.


Markt aynı ürün aynı katma değer vergisi oranı aynı ama arada Elli Yeni Türk Kuruşu yani Beşyüzbin Eski Türk Lirasıcıklık bir Zamcık söz konusu.
Hani vakt-i zamanında hayali bön bön etrafa bakan bir bakanımızın zamımıza koduğu türden bir zamcık.


İşbu iki fatura arasında sadece Yüzkırküç Saatçiklik bir fark ve Beşyüzbin Türk Lirasıcıklık bir güncelleme var.
Düşünsenize şişe başına yapılan bu zamcıktan kimlerin ceplerine kim bilir kaç para giriyor ve bizlerin ceplerinden kimlerin emekleri hakları çalınıyor bir düşündünüz mü?
Ben asla Ramézân-ı Şerif Ayına hakaret etmiyorum ama her Ramazan geldiğinde sürekli zamcık yapan bir zümre için Zamazan sözcüğü uygun değil de nedir?


Çünkü daha önce de dediğim gibi: Hazret-i Muhammet "Komşusu açken tok yatanlar bizden değildir" buyurmuşlardır, devamında da ne olacağını ahanda işbu karikâtür gösteriyor zaten.

14 Temmuz 2021

Pirâmitler Hakkında Bilgiler

 Kahire'de bulunan Keops Piramidinin oniki ton ağırlığında ikibuçukmilyon bloktan oluştuğunu,
Günde on blok yerleştirilmesi hâlinde yapımının altıyüzaltmışdört yıl süreceğini
Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu
Yüksekliğinin bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini
Taban alanının yüksekliğin iki katına bölünmesinin Pi Sayısını verdiğini


Piramitlerin içerisinde ultrases radar sonar gibi cihazların çalışmadığını
Kirletilmiş suyun birkaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu
Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt hâline geldiğini
Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini
Çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını
Kesik yanık sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini
Piramidin içinin yazın soğuk kışın sıcak olduğunu
Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu
Şimdiye kadar biliyor muydunuz?

01 Temmuz 2021

Arıları Koruyalım

 Arıların yiyecek polen ve çiçek bulamadıkları zamanlarda ya da aşırı sıcaklar yüzünden su ihtiyaçlarının arttığı zamanlarda onlara destek olmamız gerekir. 
Tabağa su doldurmak yerine elma armut çilek erik gibi meyveleri bir tabağa rendelemek ve üzerine de su eklemek yöntemi daha doğal ve arılar için çok daha iyi.
Çünkü eğer tabağa su doldurup boş bırakırsak arıların boğulma riskini ortaya çıkartırız.


Tabaktaki suya batmayacakları ve meyve parçaları üzerine rahatça konup kalkabilecekleri için iyi. Su alabilecekleri için iyi ve meyvelerin şekerlerinden beslenebilecekleri için iyi.

21 Mayıs 2021

Sineksavar

Köylerde kara sinekler için ilâç kullanmıyorlar. Şeffaf poşetlere normâl suyu koyup oturdukları alanda farklı yerlere asıyorlar.
Görünce şaşırdık ve "Sinekleri uzaklaştıran nedir?" diye sorduk.
Seksenaltı yaşındaki ninemiz anlatıyor: "Naylonun içindeki su sallanıp durdukça sinekler etrafında döner, kendilerini suyun yüzünde canavar gibi görürler ve korkudan uzaklaşırlar." Gülümsüyor: "Onların da canı var" diyor.


Doğayı yok etmek değil amacımız, her canlının yaşama hakkı vardır.
Zararlıları yok etmiyoruz, sadece uzaklaştırıyoruz.
Bilinçli üreticiler iyi ki var.
Köylülük bitmesin.
Toprak bitmesin. 

19 Nisan 2021

BN1 Değişikliği

 Bizim sevgili İett'mizin Ramézân-ı Şerif Ayı'nın kutlamasını sanırım geçenlerde paylaşmıştı ben.
Ancak yine de İett'deki değişimler fark edilmiyor değil.
Bu akşam Kahve Dünyası'da kahvemi yummilendikten sonra Sarı Ekin'e girerken ahanda aşağıdaki resm-i şerifini paylaştığım İett otobüsünü olması gereken güzergâhı dışında kaydetmiş bulundu ben.


Resm-i şerifleri çektikten sonra sürücüyle selâmlaştık, B-5356 filo kodlu Bemece markalı İett otobüsümüzün içerisinde tek bir yolcu bile olmadığını gördüm.
Çünkü bizim Yeşilköy'ün bildiğiniz köyden farkı inek tavuk koyun gibi büyükbaş küçükbaş kanatlı hayvanların mevcut olmamasıdır, hâlkı da tavuklar gibi erkenden yatarlar.
Yani 18:50 gibi bir saatta Yeşilköy'den çıkan bir otobüs pek fazlama yolcu bulamaz, hele de bu aralarda sokaka çıkma yasakının başlamasına on dakikacık kalmışken.


Tabi bu akşam da meşhur "Hoş Geldin Ramazan" yazısını çekmezsem olmazdı.
Norminâl şeraitte BN1 hattı Yeşilköy'ün içerisine girmez, hele de İstasyon Caddesi'nden hiç geçmez. Çünkü güzergâh olarak erişebileceği bir yerde değildir.
Son bir yıldan beridir daha doğrusu korona morona çıktı çıkalı Yeşilköy'deki cadde ve sokaklarda İski'nin kazısı mevcut, lağım borularını yeniden yapıyorlar. Ne de olsa Atatürk Havalimanı'nın arazisi Katarlılara gökdelen için çok uzun zaman önce satıldı, para da peşin alındı.
Sırf bu yüzden Atatürk Havalimanı sözleşme süresinden önce boşaltılarak İstanbul Yeni Havalimanına taşındı.
Mâlum-u âliniz o yapılacak gökdelenlerde oturanlar için lağım borularının sağlam olması gerek.
Ayrıca eskiden Yeşilköy'ün içinde de yağmur yağdığı zaman sıkıntı olmaktaydı, ileride yapılacak gökdelenler sayesinde bu sorun da çözülüyor çok şükür.
Neyse biz bunları bir tarafa bırakalım da BN1'e geri dönelim, çünkü konu çok fazlama dallanıp budaklamasın veya tavuk gibi gıdaklamasın, köfte gibi kızarıp biber gibi patlamasın.


Çünkü sadece bugünkü BN1 değil atıkım Yeşilköy'ün tek otobüs hattı olan 72T hattının otobüsleri de yirmiküsür yıldan beridir geçtikleri Çekmece Caddesi ve Ümran Sokakı yollarının bu aralar kazılması nedeniyle benim çocukluk günlerime ait olan İstasyon Caddesi üzerinden sefer yapmaktalar.
Aslında burada efsahane hattımız olan 81'i de anmak isterdim ama 81 numaranın mâlesef geçtiğimiz yıl seferleri sonlandırıldı.


Geriye bir de 72YT hattı kaldı ki geçmişi aslında 72A hattının olduğu günlere kadar uzanır, 72A iken Yeşilköy'den çıkar sâhilden Taksim'e giderdi, 1990 yılında Yenikapı'ya kısaltıldı, 1991 yılında güzergâhı değiştirilerek Bayazıd'a yollandı, aynı yıl kaldırıldı.
Aradan gel zaman git zaman gerek 72T içinden Ekspres sefer olarak işledikten sonra 2005 gibi E-51 numaralı E-Otobüs oldu, E- Otobüsler de seferleri sonlandırıldıktan sonra 72YT numarasını aldı, Taksim Meydanının alt geçidi yapıldıktan sonra hem 72T hem de daha önce Ramézân konusunda bahsettiğim yazımdaki diğer hatlarla birlikte Harbiye'ye uzatıldı.

22 Mart 2021

Dünya Su Günü

Su hayatın kaynağıdır.
Bize ta ilkokulda öğretildiği şekilde iki adet Hidrojen ve bir adet Oksijen atomunun birleşiminden oluşan, İngilizce'de "Water" Fransızca'da "Eau" İspanyolca'da "Agua" Almanca'da "Wasser" İtalyanca'da "Aqua" Ermanice'de "Չուր" (Okunuşu : Çur) olarak adlandırılan, varlığı mevcut olmasa bizlerin de hayatta var olamayacağımız kutsal madde.


Allah-u Te'âlâ tarafından bahşedilmiş işbu su adlı madde hepimizin bildiği gibi sınırsız değildir.
Üstelik dünyamız da oldukça kirli bir yer olduğu için sadece içmede değil temizlikte de kullanılmaktadır.
Ancak bizler ne kadar temizlersek temizleyelim dünyanın pisliği kolay kolay bitmez, örnek isterseniz son bir yıldan beridir başımızda olan korona morona virüsünü daha temizleyemedik.
Oysa korona morona bakara makaranın çözümü oldukça basit ve fasit, maske falan değil sadece su ve sabun.
Sabunun üretiminde de su kullanıldığı için süper ekıstıra bir temizlik maddesi çıkıyor ortaya.


Tabi suyu kirletmemek de yine insanın kendi elinde olan bir şey, eğer bu kadar su temizlenmeğe yetmiyorsa insanoğlunun bizzat kendisi pislik yapıyor demektir.
Yani sizin anlayacağınız bizim şu andaki yaşadıklarımız bizlere müstahak kılındı.
İmdı sizlere bir raporun resm-i şerifini yayınlayacak ben.


Demek ki neymiş?
Öncelikle mevcut suyu temizlememiz gerekmekteymiş. Nasıl temizleneceğini de sanırım ilkokulda öğrendik, burada önce kaynatarak sonra da soğutarak suyun mikroplardan arındırılabileceğini size tekrardan öğretmeme gerek olmadığını düşünüyorum.


Her damlası değerlidir her damlasında hayat vardır. Suyu tasarruflu kullanmak ve su kaynaklarını korumak hepimizin görevi. Su yaşamdır ve artık azdır. Salgınla susuz mücadele edemeyiz. Boşa akıtma, konfora harcama. Sürdürülebilir bir gelecek için suyun değerini biliyoruz. Su varsa hayat var. Geleceğimiz için su kaynaklarımızı koruyalım. Su dünyanın her noktasında yaşamı ifade eden bir değerdir. Su kaynaklarımızı ve geleceğimizi koruyoruz. Yaşamın kaynağında ve her anında su var. Dünyamızın geleceği için ise suyu idareli temiz ve verimli kullanmalıyız.
Küresel su sorununa karşı su kaynaklarımızın iyi yönetimini ve sürdürülebilirliğini sağlamak en öncelikli görevimiz. Gelecekte oluşabilecek risklere karşı bugünden önlemimizi alalım, suyumuzu verimli kullanalım.


Bu kadar öğüt ve nasihâttan sonra gelelim bu kutlu günün tarihine:
İlk kez Bindokuzyüzdoksaniki'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen "Dünya Su Günü" gerek Birleşmiş Milletler üyelerinin gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.
Bindokuzyüzdoksanüç yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Yirmiiki Mart tarihini "Dünya Su Günü" olarak ilan etti. Dünya Su Günü artan su krizini sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir olgu olduğunu vurgular.
Kısacası Dünya Su Günü Kutlu Mutlu Olsun!

18 Şubat 2021

Kar Alibeyköy Barajı'na Dolduruluyor

 İşin aslı işbu haber-i şerifi yazmakta biraz geç kaldı ben.
Kar yavaş yavaş erimeğe başladı, eriyen karların da temizlenmesi gerek ki caddelerimiz sokaklaımız çamur deryasına bürünmesin ve yağan kar bize biraz faydası olsun.
İşte böyle düşünceyle Sultangazi Belediyesi sorumluluk alanındaki sokaklar ve caddelereki karları toplayarak günde yaklaşık yüzelli kamyon karı doğruca Alibeyköy Barajı'na yollayıp dolduruyor.


Sultangazi ve çevresi oldukça kar yağan bir mıntıkada kurulmuş olduğundan yağan kar eğer küreklerle buldozerlerle toplanmasaydı belki de lağım suyuna karışarak zayi olacaktı ve barajlarımıza gelmeyerek seviyenin daha az artmasına sebep olacaktı.
Aslına bakarsanız İstanbul vilâyet sınırları içerisinde kar yağan birçok bölge mevcut, ama bugüne kadar hiçbir kimse Sultangazi Belediyesi'nin yaptığını yapmağı akıl edemedi.
Çalışkan belediye böyle olur işte, tembel tembel yatmakla saygınlık kazanılmıyor.


Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun basına verdiği demecinde "Yoğun kar yağışı öncesi ekiplerimizi ve araç filomuzu hazır hâle getirmiştik. Ekiplerimiz özellikle araç ve insan sirkülasyonun yoğun olduğu noktalarda da kar küreme ve tuzlama çalışmaları gerçekleştirdi, gün içerisinde de bu çalışmalar devam ediyor. Su sıkıntısı yaşadığımız günlerde yoğunlaşan kar yağışının yalnızca barajlara düşen miktarı bizlere su olarak dönüyor. Bu noktada arkadaşlarımız ile sokaklarımızda kürediğimiz karları ilçemizdeki Alibey Barajı bölgesine boşaltıyoruz. Suyumuza hep birlikte sahip çıkalım" diye konuştu.


Ekiplerin kar küreme ve tuzlama çalışmalarını aralıksız yaptığını söyleyen Sultangazi Belediyesi Fen İşleri Müdür Vekili Murat Özgür ise "Yollarda biriken kar suları yağmur suyu sistemiyle boşa gitmesin istedik. İlçemiz çok yoğun kar alıyor. Sokak ve caddelerden toplanan karları Alibeyköy Barajı bölgesine getirip İstanbul’un susuzluk problemine bir nebze de olsa katkı sağlamak istiyoruz. Böylece yazın daha rahat etmeyi umuyoruz. Karları baraja yakın olan Habipler Yayla Eski Habipler mahâllelerinden topluyoruz. Günde yüz ilâ yüzelli kamyon dolusu kar getiriyoruz" demiştir.


Bu arada aldığımız son haberlere göre İstanbul'da günlerdir devam kar yağışının ardından barajlardaki su seviyesi artmaya devam ediyor.
İski'den son yapılan açıklamada barajlarda su seviyesinin yüzde 47.82'ye yükseldiği ifade edildi.
İnşallah yaz geldiğinde suyumuz aktıkça sizler minetle anılacaksınız.

Kar İstanbul'a Yaradı

Uzun zamandan beridir adam gibi yağış almıyorduk biliyorsunuz.
 Her yıl kar yağması için istekte bulunurduk, ama kar bize bu yıl yani İkibinyirmibir Yılında yağdı.
Bu yağan kar ne yaptı etti barajlarımızı biraz olsun doldurdu, sanırım Yaz boyunca yağmur duasına çıkmamıza gerek kalmadı.


Sabah da belirttiğim üzere kar yerini bugün yağmura bırakacak ama İstanbul Belediyesi'nin kar toplama çalışmaları devam etmekte, toplanan kar da barajlara yollanmakta.
Yetkililerin dediklerine göre İstanbul'a su en az dokuz ay yetececk miktara ulaşmış vaziyette, ama biz yine de suyu dikkâtlı ve tasarruflu kullanırsak bu süreyi daha da uzatabiliriz.

06 Mart 2020

Cemre Toprak

Zaman mı çok hızlı geçiyor yoksa ben mi bunamaya başladım?
Daha şurada sanki Yılbaşı'yı kutladığımız tarih az önceydi.
Bakın dünden beri yağan yağmur sayesinde Cemre'nin torpağa düşeceği tuttu.
Kuzey Yarımküre'de hava ısınıyor.


Hem madem bizim Cemre düştü toprağa, inşatanrı hava böyle ısınmaya başlamışken Bindokuzyüzseksenyedi yılındaki gibi bir kar fırtınası gelmez hayatımıza.
Çok Emin.

25 Şubat 2020

Su, İleri!

Yeni bir modamız daha başladı bugün.
Geçen hafta Boğaziçi Elektrik bizim elektriklerimizi gecenin bir yarısı sürekli kesiyordu ya hatırlarsınız.
Gerçi ben işbu mevzuat-ı rezilliyeyi kâleme aldığımdan beri bir daha kesilmedi ama yine Allah-u Te'âlâ'nın huzurundan kovulmuş olan Şeytan'ın kulağına kurşun deyip sağlayacağı olası şerrinden Allah'a sığınalım.


Efenim resm-i şerifimizde de okuyabileceğiniz üzere bugün yani İkibinyirmi gibi medeniyetin iyice gelişmiş olması gereken bir yılda İstanbul gibi bir büyük şehirde bulunan İlçe-i Bakırköy'e bağlı eskiden bir nâhiye merkezi günümüzde üçe dörde bölünmüş bir mahâlle olan Yeşilköy'de yıllardan beri devam eden İstanbul'un Suyunu Kesme İnşaatı sayesinde İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin sağladığı kullanma suyumuz saatlerdir kesilmiş bulunmakta.
Hadi Boğaziçi Elektriği anladık, sonuçta özel bir şirket. Ama İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi henüz özelleştirilmedi. Ama yakın zamanda böyle giderse özelleştirileceğinden de emin ben.
Koskoca idare bir semte suyu veremiyorsa -ki pek verebildiğini de söyleyemeyeceğim- gerçekten ne işe yarar?
Hani yıllar önce kapattığımız kuyularımızı yeniden açalım mı yani?

23 Ocak 2020

Yüz Ve Vücut Temizliği

Bu akşam sizlere temizlenmenin kestirme yollarından birini anlatacak sizlere ben.
Aslına bakarsanız insanı sadece iki şey yıkar: Su ve Sabun.
Mâlum-u âliniz ki temizlik imandan vukua avdet eyler.
Bir fincan kahve içmenin de kırk yıl hatırı bulunmaktadır. Ancak geçtiğimiz günlerde yapılan "Bindokuzyüzseksen yılında içilen kahvelerin hatırlarının İkibinyirmi yılında dolduğu" hakkında espiri olduğunu umduğum deyimin işbu yazımla ilgisi bulunmamaktadır.
Ara sıra keselenmek için ve köpüklenmek için hamama gideriz, gittiğimiz hamamda keseciye güzel ve kallâvi bir miktar Türk Lirasını bayılıveririz. Ancak buna rağmen Fin Hamamı'nda ya da daha doğru bir deyimle buhar odasında geçirdiğimiz onbeş dakika bu aralar yaşadığımız soğuk havalarda biraz olsun ısınmak için birebir olduğunu belirtmeli ben.
Yazımın önsözünü kıraat ettiniz, bundan sonra açılımlarını yapacağım. Hazır mısınız sevgililer?


Aslında bazı şeyhler çok ama çok basit ve fasit.
Birçok okuyucum kahve içmeyi çok sever, ben de bir kahveciyim. Öyle ki kahve içmediğim günü yaşanmamış sayacak kadar kahve fanatiğiyimdir.
Sizlere yıllardan beridir uyguladığım bir yöntemi anlatacağım, konu aslında su bulunamadığında teyemmümle abdest almış sayılmayla eşdeğer sayılabilecek bir konudur.
Gittiğimiz bir kahvehanede kahvelerimizi içtik.


İçtikten sonra kahve fincanlarımızı tıpkı fal bakılacak şekilde kapatıyoruz.
Yaklaşık olarak bir saat kadar fincanın soğumasını bekliyoruz.
Hava eğer soğuksa fincan daha da hızlı soğuyabilir.
Bu esnada kahvelerimizin telvesi fincanımızın içinde katılaşmaya ve kurumaya başlıyor.


Fincanımız soğuyup açma zamanı geldiğinde kahvemizin telvesi fal bakılmaya müsait bir hâle gelir.
Buraya kadar olanları aslında hepimiz biliriz, ancak ben bu yazımda faldan değil bambaşka bir şeyden bahsetmeye başlıyorum.
Üstelik de tıpkı Bilâl Oğlan'a anlatır gibi.


Diyelim ki arkadaşımız falımıza baktı, kendi düşüncesiyle geleceğe dair bir şeyler söyledi, kısaca fala inanmadık ama falsız da kalmadık.
Bundan sonra bir kaşık yardımıyla fincanımızın içindeki telveyi çıkartıyoruz.
Burada dikkât etmemiz gereken konu kahveyi şekersiz içmeliyiz, çünkü şekersiz kahve temizlikte daha etkilidir.
Şekeri temizlemek o kadar da kolay değildir, şeker kahve telvesindeki temizleyici özelliği tam olarak bitirmez ama bir derece köreltir.


Çıkartınca da peçeteye boşaltıyoruz.
Peçetenin adedi kalınlığına göre değişir, ama en az üç adet peçete olması şart, yoksa biraz sonra göreceğiniz şekilde henüz tam olarak kurumayan telvedeki su çevreye bulaşır.


Çıkan telve her ne kadar katılaşmaya başlamışsa da henüz içindeki su tam olarak kurumadı.


Bundan sonra telvenin içinde bulunduğu peçeteyi katlıyoruz ve üzerine en az iki adet daha peçeteyle bir daha sarıyoruz, çünkü bu sayede evde uzun bir süre kurumaya bırakılacak.


İşte burada da gördüğümüz gibi içindeki su çevreye bulaşmış.
İkinci kat peçeteyi ben bunun için söylemiştim.


Peçetenin içindeki telve yaklaşık bir gün sonra iyice kuruyup toz hâline gelir, hani yeniden bir kahve pişirilecek kadar kurur ve bu sayede kullanıma hazırdır.
Ancak telvenin miktarı olarak bir fincanın içindeki yetmez, en az üç fincandan alınmış telve kullanılmalı, bu da birkaç zaman geçmesi gerektiği demektir.
Kullanma ve nasıl temizlediği konusunda tavsiyelerimi de paylaşıyorum, çünkü dün bunu zaten yaptım.
Yine de sizlere göstermek için daha önceden yaptığım tozu elimin üzerine sürüyorum.


Önce vücudumuzun temizleyeceğimiz bölgesini ıslatıyoruz ve sabunlayıp duruluyoruz.
Bu ıslak bölgenin üzerine peçeteden çıkan toz hâlindeki telveyi sürüyoruz.
Her tarafa sürdükten sonra üzerine suyu veriyoruz.
İşte tertemiz aklanmış paklanmış olarak son bir kez daha sabunlanarak durulanıyoruz ve gerçek anlamdaki temizliğe kavuşmuş oluyoruz.
Hem parfüm gibi çevreye düşman malzemeler kullanmıyoruz, hem de çevremize mis gibi bir koku yayabiliyoruz.
Hepinize okuduğunuz ve bilgilendiğiniz için teşekkür ederim, bu yazımı arkadaşlarınızla da paylaşabilirsiniz.
Kısacası ucuza yaşamanın yollarından biri olarak Ekomoni ısrarla Tıkırında.

04 Ekim 2019

Şifayı Kapmak

Eskiden beridir nevazil yani bugünkü lisanımızla grip olan kişiler için şifayı kapmış olduğu söylenir.
Oysa nevazil olanlar kendilerini hasta ve hâlsiz hissederler. Bu yüzden neden şifa kaptıklarını merak ederler.
Bizler de bu sefer sizlerin seslerini işiterek boş durmadık ve küçük bir araştırma yaptık, bulduğumuz verileri sizlere aktarmak istiyor ben.
Efenim bulduğum bulgulara göre grip bir hastalık değildir. Vücudumuzun ana organ-ı şerifleri yani kâlp ve beyini tehdit edecek kadar bakterilerle dolması sonucu kendini temizlemek için sahip olduğumuz gücü içeriye çekerek bedenimizi temizlemesidir.


Hâlsizlik yaparak vücudun hareket için ayırdığı gücü toksin yakmak için kullanır.
İştahlarımızı keserek sindirim organlarındaki kireçlenmeleri iltihaplanmaları iç zar ve kaslardaki bakım ve onarımları sağlar.
Öksürük ve tükürük salgılatarak beyini ve tüm üst solunum yollarını temizler.
İshâl yaparak beyinlerimizden aşağıya doğru inen tüm bakterileri boşaltım yoluyla vücuttan atar ve bu esnada bağırsaklar da onarılır.


Nevazilken bolca istirahat ediniz. Bol su meyve suyu limon suyu zencefil suyu içiniz. Portakal mandalin limon ve kan portakalı yummileniniz. Bolca sarmısak yutup terlemeye çalışınız.
Daha olmadı battaniye yorgan gibi kalın örtülerin altında yatınız, yine olmadıysa sıcak su torbasıyla kendinizi güzelce bir ısıtınız.
Tabi bu arada stresten yorgunluktan ve çalışmaktan da kaçınınız, iş bekleyebilir.
İkinci paragrafta da okunduğu üzere nevazil şifadır, işte eskiler bunları bildikleri için şifayı kaptığımızı söylerler.