Bu Blogda Ara

Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2026

Yağış Miktarı

Şehr-İstanbul'da son birkaç günden beri meydana gelmekte olan sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirme yapan Prof. Dr. Ceyhun Özçelik basına verdiği beyanatta:


"Beykoz'da bütün Şehr-İstanbul'un bir yılda alması gereken yağışın yaklaşık yüzde kırkını ve Sarıyer'de ise yüzde otuzunu son günlerde yağan Yağmurlarda aldık.
Bu ise istatistiksel anlamda Ocak-ı Şerif Ayının ilk haftalarına kadar almamız gereken yağışı sadece tek bir günde aldığımız anlamına geliyor." demiştir.

15 Ekim 2026

Adapazar Seli

Sakarya vilâyetimizde etkili olan sağanak yağış sonrası Fevziye Akçay Deresi taştı.
Dere kenarındaki iki katlı bir villa suyun debisine dayanamayarak yıkıldı.


Evin yıkılma anı kameralara böyle yansıdı.
Allah beterinden saklasın bizi, dünden beri çok şiddetli Yağmur yağıyor.


İstanbul Valiliği ise yağışların yarın sabahtan itibaren Rumeli Yakası başta olmak üzere kuzey ilçeleri ile Kırklareli'nin doğusunda kuvvetli olacağının tahmin edildiğini bildirdi.

14 Ekim 2026

Bardaktan Boşanan Yağmur

Şehr-İstanbul’da bazı akşamlar gökyüzü bütün gün biriktirdiği ne varsa bir anda yeryüzüne bırakır.
Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur güneşin ufukta kaybolduğu saatlerde şehri koyu bulutların, ıslak kaldırımların ve titrek ışıkların arasına saklar.
Üsküdar tepelerinden Sarayburnu’ya bakarken Boğaz’ın üzerinde çoğalan yağmur halkaları Kız Kulesi’nin siluetini ve uzaktaki tarihî yapıların ihtişamını bambaşka bir manzaraya dönüştürür.
İstanbul sanki kendi hikâyesini anlatmak için gökyüzünün gözyaşlarına ihtiyaç duymuştur.


Yağmurun altında Aya Sofya ve Sultan Ahmet Cami-i Şerifinin kubbeleri ve Topkapı Sarayı’nın tarihî silueti ve tabi Galata Kulesi’nin vakur duruşu akşamın kızıllığıyla birleşen gri bulutların ardında belirir.
Hemen de ekleyelim ki Bayazıd Kulesi'nin ışığı bugün Yeşili gösterir.
Vapur düdükleri yağmurun uğultusuna karışırken Boğaz’ın suları kıyıların ışıklarını binlerce parçaya bölerek taşır.
Böyle anlarda İstanbul yalnızca bir şehir değildir, geçmişin hüznün ve güzelliğin aynı gökyüzü altında buluştuğu kocaman bir hatıradır.
Ve yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın bu şehrin büyüsünü silemez.


Belki de Şehr-İstanbul’un yağmurla yıkanan bu akşamında insan hayatın telâşını bir kenara bırakıp yalnızca manzarayı seyretmek ister.
Çünkü bazı güzellikler Güneşin altında değil de Bulutların gölgesinde ve Yağmurun sesinde saklıdır.
İstanbul ise her damlada geçmişten bir hikâye fısıldamağa devam eder.
Şaka bir yana bu akşam şiddetli bir Yağmur yağıyor, ilk defa da Yapay Zekâ hem resimlerde hem de yazılarda bana böyle bir şekil yardımcı oluyor.
Bugünkü okuduklarınız Chat Gepete'nin yardımlarıyla kâleme alındı ve resimleri de yine Chat Gepete çizdi, olası yanlışlık için özür dileriz.

01 Eylül 2026

Eylül Gelirken Hoş Gelsin

 Yaz bitiyor, son birkaç güne geldi takvimlerimiz.
Bugün tarihlerden Bir Eylül İkibinyirmialtı günlerden ise Salı olmak var.
Birkaç gün sonra gündemlerimizde Portakal Mandalin gibi meyveler ile Mélisà Kahve gibi sıcak içecekler hayatlarımıza girecekler.
Ağaçların yaprakları da iyice sararmağa başlayacaklar.
Gün ise her gün biraz daha erken kararacak, havanın sıcaklığı her geçen gün biraz daha soğumağa başlayacak.
Tüm bu dediklerimiz için saddece Yirmiiki Gün kaldı, üstelik sadece Çalışma Günü de değil. 
 

Yukarıdaki görseli benim için hazırlayan yeni sevgilimiz Chat Gepete'ye çok teşekkür ederiz.
Havaların sıcaklıkları düşmeğe başlayınca sırada Bardaktan boşanırken sürekli dava açan Yağmur ve onların evliliğini sürekli kurtarmağa çalışan Güneş ve Bulut'un yerdeki harika gösterilerini de inkâr edebilmemiz çok zor.
Yapraklar belki henüz sararmadılar ama birkaç güncük sonra iyice belirginleşeceğini sanırım ilkokulda öğrenmiş olmamız gerekiyor.


Akşam vaktleri artıkım erken kararan havalara, sırtlarımızı kaplayan mantolara, bacaklarımızı ısıtan Müjde Külotlu Çoraplara, yerlerdeki Yağmur suyu birikintilerine, tıkanan trafiklere hazırlıklı olmamız gerekmekte.
Daha yukarılarda dediğimiz gibi, Eylül-ü Şerif Ayı gelirken hoş gelsin bizlere.

01 Aralık 2025

Sis

İstanbul'un makus kaderlerinden biri de mevsim geçişleri yaşanırken Sis oluşmasıdır.
Eski zamanlarda Vaporlar çalışmadığı günlerde iki yaka arası geçmenin bile zorluğu önce Boğaziçi Köprüsüyle günümüzde de diğer köprüler ve Avrasya Tüneli ile ve tabi ki Marmaray ile kısmen de olsa aşılmağı başarıldı.
Ancak yine de bir Doğa olayı olan Sis her yıl muhakkak Şehr-İstanbul sâhillerinde etkili olmağa devam etmektedir.
Bugün yine Şehr-İstanbul'un bazı bölgelerinde ve Boğaz çevresinde etkili olan sis havada uçmakta olan bir uçak içinden görüntülendi.


Görüntüde gördüğünüz Boğaziçi Köprüsü, arka pilânda ise Adalar görünüyor.
Bilirsiniz uçaklar bulutların üstlerinden uçarlar, sis tabakası bulutların da altlarında kalır.
Sonuçta güzel bir manzara-i nefise ile baş başa bırakıyoruz sizleri.
Keyfini çıkartın.

12 Ekim 2025

Vapurlar Bulutlar Martılar

 Hiç olmadığımız kadar mutluyuz ve huzurluyuz bugün.
Çünkü uzun zamandan beridir Facebok'ta takip ettiğimiz bir Sayfa'ya münâsip bir manzara-i nefise yakaladık.
İşbu resm-i şerifi ise birkaç dakika önce artık bu sayfalarda bulamayacağınız bir şahıs çekti.


Martılar mâlum-u âliniz Şehr-İstanbul'un ayrılmaz bir parçasıdırlar, tıpkı Kediler Kargalar Köpekler Kumrular Güvercinler ve bilumum Allah-u Te'âlâ'nın sessiz kulları gibi.
Dahası yukarıda saydığım kanatlı kuşlar Şehir Hatları Vaporlarında beleş yolculuk yapma hakkına da sahiptirler.
Onlar eğer olmazlarsa İstanbul tamamen bitmiş demektir ki sadece onların hatırlarına İstanbul var olmağa devam ediyor.

03 Ekim 2025

Bir Boşanma Davasının Daha Ardından

 Bu aralar Ekim-i Şerif Ayı'nın üçünç günündeyiz. Gündüzü hafif geçişli Saganak Yağmur ile geçirdik ama akşam vakti harika bir Boşanma Davasına şahit olduk Yağmur ile bir türlü kopamayan bağlarla bağlı olduğu sefkilı kocişkosu Bardak arasında.


Bu sefer bazı muhabirlerimiz boşta durmadılar ve davanın dosya içeriğini ele geçirmeği başardılar.
İmdı davayı gören Reyiz Yağmur'dan sormuş:
"Yağmur, yine kocan Bardak'tan boşanmak mı istiyorsun?"
Yağmur bu soruya başını aşağı sallayarak cevap veriyor.
Sonra reyiz sebep soruyor, Yağmur da cevaplıyor:
"Efenim mâlum-u âliniz üzere Şehr-İstanbul'a aylardan beridir başta Güneş ve Bulut'un engellemeleri ve beton yüzünden büyüyemeyen ve de sayıları çok azalan Ağaç'ların yüzunden yağıp da sularını sağlayamadım.
Çevresindeki barajlar artıkım tehlike bildirimleri gönderiyordu, icinde yaşayan insanların da benim için vazifemi yapmamakla suçlayan ifadeler duydum.
İmdı eğer izin verirseniz efenim bendeniz daha fazlama suç duyurularına ma'ruz kalmadan ve heyetinizde kabahâtli görünmemem için vazifemi ifa eylemek istiyorum."


Reyiz bu sefer Bardak'a dönmüş ve sormuş:
"Bardak, sen imdı eşinin işbu vazife aşkına karşı çikacak mısın?"
Bardak ifadesini biraz kırılgan vermiş:
"Reyizim efenim ben eşim Yağmur'un vazifesini ifa eylemsesine arsla karşı değilim ama Güneş bana yeteri kadar buharlaşmış su sağlayamadığı cihetle Bulut'a yeteri kadar suyu bile sağlama yapamadım.
Bu yüzden eşim Yağmur'un bugün benden boşanmasını istemiyorum, bana birkaç gün izin versin en azından yeteri kadar suyu kendisine sağlayayım.
Sonra zaten ben ne kadar mâni olsam dâhi benden boşanıp yağacak."


Reyiz bu sefer tanık Güneş'ten sormuş:
"Güneş, söylenenleri duydun işittin, tutanağa ekleyeceğin bir şey var mı?"
Güneş bu soruda her ne kadar kabahâtin kendisinde olduğunu kabûl de etse yine de kendini savunuyormuş:
"Reyizim ben Dünya'daki yaşayan insanların Yukarıdaki'ne ettiği duvalar yüzünden bu Yaz fazla mesai yapıp Şehr-İstanbul'u ısıttım ama Poyraz benim ışınlarımın Dünyaya erişme gücünü zayıflattı.
Yine de bu Yaz termometrelerin Otuzyedi dereceyi gösterdiği birkaç gün yaşandığı hepimizce mâlumdur.
Deniz'den yeteri kadar suyun Bardak'a gelmemesi benim suçum değildir ve o suçluyu bulmak benim vazifem değildir.
Dolayısıyla mevcut suyun Yağmur olarak yağabileceğini tahmin ediyorum."


Reyiz bu sefer de Bulut'tan sormuş:
"Bulut, sizce Yağmur'un yağma vazifesini ifa eylemesine herhangi bir mâni var mıdır?"
Bulutlar hazır Martılardan ve Vapurlardan ancak fırsat buldukları için biraz Yağmur'a yardım edebileceklerini ifadelerinde belirtmişler.


Bunun üzerine Reyiz bu akşam için Yağmur'un kocişkosu Bardak'tan boşanmasına ve Şehr-İstanbul'un üzerine gücü yetebildiği kadarıyla yağmasına karar vermiş.


İşte bu akşamki Hava Durumunu sağlayan kararın özeti böyleymiş, ama bakarsınız Yağmur bugünkü vazifesini çabuk hareketler yaparak bitirir ve sevgili kocişkosu Bardak'a erken vakit geri döner, belli mi olur?

07 Kasım 2024

Taksim Su Altında

 Böyle kazalar ara sıra yaşanabilir.
Havada her ne kadar Bulut yoksa bile bir anda caddeleri sel basabilir.
Burası ister Taksim olsun ister Kızılay olsun isterse de Gündoğdu olsun fark etmese bile bu araba buraya park etmez.


Taksim'de bugün bizim Sular İdaresi'nin çalışması sırasında yanlışlıkla akan su borusu patlamış.
Patlayınca da meydanın kenarında nedense yer altına alınması unutulan (!) Tak-ı Zafer Caddesi'ni sel basmış.


Allah'tan bir başka iş makinesi patlağa müdahâle etmiş de suyun denize dönüşmesi çok şükür önlenmiş.

28 Ekim 2024

Güneşsiz Gündüzler

Dün akşam Alaska taraflarında ve İskandinavya'nın Kuzey kısımlarında kutup gecesi başladı.
Üç kocaman ay boyunca 23 Ocak 2025 gününe kadar gün ışığını göremeyecekler.


Bunun nedeni Güneşin Kuzey Kutup Dairesi’nde Dünya ekseninin hani ilkokulda öğrendiğimiz şekliyle Yirmiüçbuçuk derecelik eğiminden dolayı yükselmemesidir.
Adı geçen bölgede Güneş görülmeden toplam Seksenyedi gün geçecek.

26 Temmuz 2024

Yazın Yağmuru

Bazı zamanlar Güneş ve Yaz her ne kadar Biz Üç Muz olarak sıcakları çok seviyor da olsak bizlere fazla gelebiliyor.
Birkaç günden beridir ortalıklarda dolaşan bir Yağmur tantanası mevcuttu.
İşbu mevcut olan tantanadaki Yağmur en sonunda bugün birkaç haftadır evli olduğu Bardak'tan nafakasını çatır çutur tahsil ederek Şehr-İstanbul'un içinde üstlerimize boşandı.


Üç damlacık sudan korkacak değiliz, üstelik şeker değiliz ki eriyelim.
Kaldı ki şarkılarda da söylenir Yaz Yağmuru ile Kış Yağmuru bambaşka şeylerdir.
Yağmurun bu ilk boşanması değil, birkaç saata kalmaz Bardak'la yeniden evlenerek Bulut yapmağa devam edecektir, bir de utanmadan düğününe de çağırır bizleri.


Bakalım bizler kaçıncı milyon kere Yağmur ve Bardak düğününe çağırılacağız?
Daha doğrusu çağırılacak mıyız?
Yoksa bilmem kaçıncı milyon kere olduğu gibi aile arasında mı evlenecekler?

29 Kasım 2021

Yağmur Lodosu

Rüzgâr konuşmakta sürekli ses veriyor nedendir, sen gideli hayat benim çilem değildir. Ay doğuyor bulutlarla barışmış, benim gönlüm ufuklara sarılmamış.
Ufuk çizgileri çok uzaklara kaymış, yapraklar dökülmekte ve sıcaklık bir anda soğuk olmakta.
Bugün sizler için bağzı şeyhlerden paylaşmak istedi ben.
İstanbul'da bugün fırtına var, büyük bir ihtimâlle de vaporlar iptâl edildiler. Ne de olsa şimdiki nazemin vaporlarımız bu güçlü rüzgâra dayanamayacak kadar naifler.


Biraz önce Şehir Hatları İşletmesi Genel Müdürlüğü Üsküdar hattı dışındaki seferlerin Lodos yüzünden yapılamadığını bildirdi bizlere.
Ayrıca bir de video yayınlamış, mâlum-u âliniz vapor işleri otobüs gibi değil. Denizin aslında şakası olmaz, bundan yıllar önce Karayköy'deki kocaman iskeleyi batırmağı başarmış bir Lodos fırtınasının benzeri mevcut bugün İstanbul'da.


İnşahhal bugün yağan yağmur barajlarımızı doldursun da en azından susuz kalmayalım, çünkü Yirmibeşmilyon vatandaşımıza ve Beşmilyon vatandaş olmayan ama İstanbul'da bulunan şahısa barajlardaki mevcut suyumuz uzun zaman yetemez.


Bu arada Boğaziçi Köprüsünde iki adet Metrobüs sağ olsunlar motorsikletlere kalkan olmuşlar.
Öfkeden dişlerimi sıkıyorum artık. Bu nedir kardeşim ya bu nedir? Hadi insanlar her şeye rağmen sipariş vermekten vazgeçmiyor, sizler "Hava koşullarından ötürü kuryelerimizi tehlikeye atamayız" deseniz ölür müydünüz? İki saat de sipariş çıkma işçinden kıymetli mi?
Bu iki Metrobüs olmasa ne olacaktı acaba? Ona rağmen zar zor gidiyorlar.
Gençlerimizi köle gibi çalıştırıyorsunuz, sizler için ölmüşler veya kalmışlar hiç önemli değil.
Yeter ki sipariş gitsin ve mangırlar gelsin. Nasılsa mecburiyetten gelip çalışacak çok genç var.
Firmalar belirli bir süre işlerini durdursaydı keşke bir insan yaşamından daha önemli değil.