Bu Blogda Ara

Ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Aralık 2025

Botafogo Yılbaşı Ağacı

 Dünyanın öteki ucundaki Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde Botafogo Plajı’nda kurulan Seksen Metre yüksekliğindeki dev yılbaşı ağacı ışıklandırıldı.


Işıklandırma tesisatında hiç kullanılmadıysa bile İkimilyonüçyüzbin adet LED ışık kullanıldı.
Plajdan yaklaşık Yüz metre açığa yerleştirildi ve saatte Yüzelli Kilometre hıza ulaşan rüzgâra dayanabilecek şekilde tasarlandı.

26 Kasım 2025

Cebeli Bereket

 Ben size buranın gerçekten Cebesi bol bir Bereket olduğunu söylüyorum da inanmıyordunuz.
Dikkâtınızı çekerim ki Kasım-ı Şerif Ayı içerisindeyiz, dahası bitirmek üzereyiz.


Osmaniye vilâyetinde hava sıcaklıkları mevsim normâllerinin üzerinde seyredince İncir ağaçları yeniden meyve verdi.
Siz de bilirsiniz ki İncir meyvesi Yazın olgunlaşır.

03 Ekim 2025

Bir Boşanma Davasının Daha Ardından

 Bu aralar Ekim-i Şerif Ayı'nın üçünç günündeyiz. Gündüzü hafif geçişli Saganak Yağmur ile geçirdik ama akşam vakti harika bir Boşanma Davasına şahit olduk Yağmur ile bir türlü kopamayan bağlarla bağlı olduğu sefkilı kocişkosu Bardak arasında.


Bu sefer bazı muhabirlerimiz boşta durmadılar ve davanın dosya içeriğini ele geçirmeği başardılar.
İmdı davayı gören Reyiz Yağmur'dan sormuş:
"Yağmur, yine kocan Bardak'tan boşanmak mı istiyorsun?"
Yağmur bu soruya başını aşağı sallayarak cevap veriyor.
Sonra reyiz sebep soruyor, Yağmur da cevaplıyor:
"Efenim mâlum-u âliniz üzere Şehr-İstanbul'a aylardan beridir başta Güneş ve Bulut'un engellemeleri ve beton yüzünden büyüyemeyen ve de sayıları çok azalan Ağaç'ların yüzunden yağıp da sularını sağlayamadım.
Çevresindeki barajlar artıkım tehlike bildirimleri gönderiyordu, icinde yaşayan insanların da benim için vazifemi yapmamakla suçlayan ifadeler duydum.
İmdı eğer izin verirseniz efenim bendeniz daha fazlama suç duyurularına ma'ruz kalmadan ve heyetinizde kabahâtli görünmemem için vazifemi ifa eylemek istiyorum."


Reyiz bu sefer Bardak'a dönmüş ve sormuş:
"Bardak, sen imdı eşinin işbu vazife aşkına karşı çikacak mısın?"
Bardak ifadesini biraz kırılgan vermiş:
"Reyizim efenim ben eşim Yağmur'un vazifesini ifa eylemsesine arsla karşı değilim ama Güneş bana yeteri kadar buharlaşmış su sağlayamadığı cihetle Bulut'a yeteri kadar suyu bile sağlama yapamadım.
Bu yüzden eşim Yağmur'un bugün benden boşanmasını istemiyorum, bana birkaç gün izin versin en azından yeteri kadar suyu kendisine sağlayayım.
Sonra zaten ben ne kadar mâni olsam dâhi benden boşanıp yağacak."


Reyiz bu sefer tanık Güneş'ten sormuş:
"Güneş, söylenenleri duydun işittin, tutanağa ekleyeceğin bir şey var mı?"
Güneş bu soruda her ne kadar kabahâtin kendisinde olduğunu kabûl de etse yine de kendini savunuyormuş:
"Reyizim ben Dünya'daki yaşayan insanların Yukarıdaki'ne ettiği duvalar yüzünden bu Yaz fazla mesai yapıp Şehr-İstanbul'u ısıttım ama Poyraz benim ışınlarımın Dünyaya erişme gücünü zayıflattı.
Yine de bu Yaz termometrelerin Otuzyedi dereceyi gösterdiği birkaç gün yaşandığı hepimizce mâlumdur.
Deniz'den yeteri kadar suyun Bardak'a gelmemesi benim suçum değildir ve o suçluyu bulmak benim vazifem değildir.
Dolayısıyla mevcut suyun Yağmur olarak yağabileceğini tahmin ediyorum."


Reyiz bu sefer de Bulut'tan sormuş:
"Bulut, sizce Yağmur'un yağma vazifesini ifa eylemesine herhangi bir mâni var mıdır?"
Bulutlar hazır Martılardan ve Vapurlardan ancak fırsat buldukları için biraz Yağmur'a yardım edebileceklerini ifadelerinde belirtmişler.


Bunun üzerine Reyiz bu akşam için Yağmur'un kocişkosu Bardak'tan boşanmasına ve Şehr-İstanbul'un üzerine gücü yetebildiği kadarıyla yağmasına karar vermiş.


İşte bu akşamki Hava Durumunu sağlayan kararın özeti böyleymiş, ama bakarsınız Yağmur bugünkü vazifesini çabuk hareketler yaparak bitirir ve sevgili kocişkosu Bardak'a erken vakit geri döner, belli mi olur?

01 Ekim 2024

Selâm-ün Hello Ekim Taym

Sonunda başkaca herhangi bir bahar daha olmayan Sonbahar mevsimi hayatlarımıza avdet eyleyeli esasında birkaç gün olmuş, ama havaların serinlemesi bugünü bulmuş.
Güneş'in akşamları erken evine gittiği ve sabahları da işine geç geldiği artık her geçen gün daha iyi hisediliyor ve gözlemlenebiliyor.
Yapraklar derseniz yeni yeni Yeşil renklerini kaybetmeğe başladılar ama Sarı renge ulaşmaları çok uzun sürmeyecek.
Ancak işbu sararmış Yaprakların bizlere çok güzel manzaralar arz edeceğini şimdiden söyleyebiliriz çünkü Biz Üç Muz olarak işbu mevzuat-ı umumiiyede oldukça tecrübeliyiz.


Artıkım biraz önce içine girdiğimiz Ekim-i Şerif Ayı'nda eğer dışarı çıkmağa muvaffak olabilirsek çok güzel Sararmış Yaprakların arasından güzel manzara-i nefisat yakalayabiliriz.
Arzu ederiz ki öyle güzel resimlerden birkaç bir şeyler paylaşablelim ve sizlere de görsel şölen sunabilelim.
Hani bir zamanlar bir şarkı vardı yıllar geçebildiği kadar geçsin insanların ruhları hep genç kaldığından bahsederdi.
Eski sevdalar ve eski yaşanmışlıklar tabi ki geride kaldı, her ne kadar artıkım Biz Üç Muz olarak önümüzdeki eşleşmelere bakacaksak bile her yılın Ekim-i Şerif Ayı avdet eylediğinde birer yıl daha bitiyor ömürlerimizden.
Esasında her geçen saniyenin bile tekrarı bulunmamakta.


İşte sadece bu nedenden bile yaşamakta olduğumuz lahzanın kıymetini bilmek ve bazı geçici hırsları bir kenara bırakmak şart.
Üç ay sonra içinde bulunduğumuz İkibinyirmidört Yılı da sona erecek ve inşallah İkibinyirmibeş Yılı başlayacak, ama o dakikayı görüp yaşayabileceğimizin hiçbir garantisi yok, çünkü göktekilerin yanına çağırıldığımız zaman yere dönüşümüzün imkânı da yok.

02 Ağustos 2021

Kelebek

Sabah sabah bir zam haberi verdim ama biraz da indirimden bahsedeyim sizlere.
Bu aralar Home'nizde bağzı odundan ve ahşaptan yapılmış mobilyaları değiştirmek istiyorsanız Kelebek'te evinizi yenileyecek fırsatların devam ettiğini görüşlerinize sunarım.
Şimdi tüm ürünlerde yüzde kırk indirime ek olarak fazladan yüzde yirmiye varan indirimlerle evinize yenilik ve şıklık katmanın tam zamanı.


Hemen alışverişe başlayın ve bu fırsatı kaçırmayın. Unutmayın ki son gün 15 Ağustos olmaktaymış.

17 Haziran 2021

Ekmek Meyvesi

Dünyada her bitkinin her insanın muhakkak ama muhakkak bir alternatifi mevcuttur, çünkü uzaklardaki bir memlekette görülen işbu bitkinin meyvesinin gerçekten doyurucu olduğu ortaya çıktı.


Pasifik okyanusunda mevcut olan yüzlerce adada temel besin kaynağı bol nişastalı bu meyve pişirildiğinde ekmek gibi besleyici bir gıdaya dönüşüyor.
Ayrıca öğütülüp un haline getirilerek glutensiz ekmek yapımında da kullanılabiliyor.
Tek bir ekmek ağacı yıl boyunca bir aileyi rahatlıkla besleyebilecek potansiyele sahip.
Ekmek meyvesinin farklı çeşitlerinden kızartma ve tatlı, yapraklarından salata, gövdesinden kano ve ev yapıyorlar.

21 Mayıs 2021

Sineksavar

Köylerde kara sinekler için ilâç kullanmıyorlar. Şeffaf poşetlere normâl suyu koyup oturdukları alanda farklı yerlere asıyorlar.
Görünce şaşırdık ve "Sinekleri uzaklaştıran nedir?" diye sorduk.
Seksenaltı yaşındaki ninemiz anlatıyor: "Naylonun içindeki su sallanıp durdukça sinekler etrafında döner, kendilerini suyun yüzünde canavar gibi görürler ve korkudan uzaklaşırlar." Gülümsüyor: "Onların da canı var" diyor.


Doğayı yok etmek değil amacımız, her canlının yaşama hakkı vardır.
Zararlıları yok etmiyoruz, sadece uzaklaştırıyoruz.
Bilinçli üreticiler iyi ki var.
Köylülük bitmesin.
Toprak bitmesin. 

22 Şubat 2021

Zeytin Ve İncir

Zeytin ile İncir ağacı bağlantısını eğer bilimsel olarak mercek altına alırsak zeytin ağacı ile incir ağacı doğaya ters çalışır. Bütün bitkiler gündüz oksijen verirken zeytin ve incir ağaçları karbondioksit salınımı yapar. Gece ise diğer ağaçlar karbondioksit verirken zeytin ve incir ağaçları ise oksijen vermeğe başlar.
İncir ağacı yapraklarını döker ama zeytin ağacı hiçbir zaman yapraklarını dökmez.
Zeytin ağacı devamlı bir oksijen salgılamaktadır ve salgıladığı oksijen İtalya ile Edremit Körfezi çevresinde kendisini daha belirgin şekilde gösterir. Zeytin ağacı geceleri oksijen verirken bir yandan da sabaha kadar atmosfere iyot saçan deniz ve Kaz dağlarından gelen temiz hava ile karışan bir hava bulunmaktadır.
Tan yeri ağarırken deniz kıyısından gözlendiğinde bu durum bir bulut ve sis hâlinde göze çarpar.


Zeytin ağacı ile İncir ağacı aynı dönemde meyve verir ki zeytin sineğinin üremeğe başladığı zamanlardır.
Zeytin sineğinin zeytin ağaçları ve zeytin meyvesine zarar vereceği dönemlerde iyice olgunlaşan incir ağaçlarının meyveleri bal dökmeye başlar.
İncirin balı zeytin sineğine zeytinden daha cazip gelir ve zeytin yerine incir meyvesini tercih eder.
Zeytinliklerdeki incir ağaçları tıpkı bir paratoner gibi zeytin sineklerini üzerine çeker.
İncir balını yiyen zeytin sinekleri bir süre sonra zehirlenerek ölür.


Mübadele öncesinde Ege kıyılarında yaşayan Rumların her zeytin tarlasına üçdört adet incir ağacı dikmiş olmasının sebebi de budur.
Oysa bizim özellikle yeni nesil zeytin üreticilerimizin bir çoğu bu gerçeği bilmedikleri için zeytin bahçelerindeki yüzlerce incir ağacını sinek topluyor diye kesmişler ve odun yapmışlardır.
Bunun sonucunda da bugün zeytin sineği başta olmak üzere zeytin zararlısı uçkunlar çoğalmıştır. 

01 Ekim 2019

Karga Boku

Köy yerinde ikindi vaktiydi, sesler kesilmiş çıt bile çıkmıyordu. Herkes susmuş sessizlik konuşuyordu. Zaman ise sanki durmuştu.
Birden bir damlama sesi: "Şıp ... Şıp ..."
Alt mahâlledeki çeşmenin sesiydi bu, tamir edilmesi gereken bir musluğu vardı.


İkindinin artık alacakaranlığında yandaki boşluğa bir karga kondu, tedirgindi belki ama ürkek değildi:
"Gak!"
Biraz etrafı kolaçan etti, sağa sola baktı ki kimsecikler yok, hemen medeni ihtiyacını giderdi, sonra da kanatlanıp uçarak gitti.


Aynı yerde saatler geçip de gece olunca bir domuz geldi bu kez. Karganın biraz önce medeni ihtiyacını giderdiği yeri eşeledi.
Domuz eşeledikçe toprağın üzerindekiler alta iniverdiler.


Günler birbirini kovaladılar, kovalanan günler haftaları getirdi, haftaların götürdüğü günler de ayları.
Aradan aylar geçmişti, derken karganın sıçtığı yerde bir fidan yeşermeye başlamıştı.
Yavaş yavaş büyüdü, dal oldu, yaprak açtı, en sonunda kocaman bir incir ağacı olup çıktı.


Önce karıncalar sardı ağacı, sonra sinekler, sonra da börtü böcekler, en son da kuşlar.
Böcekler ağacın filizlerini ve meyvelerini yediler, kuşlar da böcekleri yediler.
Alakargalar da incirleri yediler, bu devran bir süre böyle devam etti.
Hayvanlar âlemi o ağacın çevresinde kendilerince bir dünya kurmuşlardı.
Karganın sıçmasıyla harcı karılan ve domuzun eşelemesiyle temeli atılan bir dünya.


O arsada yaşam böylece sürerken bir insan çıktı ortaya, meğersenem arsayı satın almış.
Önce duvarlarla çevirdi dört bir yanını, sonra da üzerini tel örgülerle sardı.
Böylece domuzlar gelemez oldular.
Sonra börtü böcekten şikâyet etti, etrafını zehire boğdu.
Karıncalar sinekler böcekler arılar birer birer rahmetli oldu.
Ardından da onları yiyen kuşlar gittiler.


Sadece bir ağaç kaldı ayakta, hayvan mezarlığında tek başına incir ağacı.
İnsanın gözü doymuyordu, o incir ağacını da kesti.
Oradaki güzel güzel devam eden hayatı bitirdi, kısaca bir çuval inciri bok etti.


İnsan denilen yaşam türünün bilimde verilen adı Homo Sapiens'tir.
Anlamı da "Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan" demektir.
O zaman düşünelim.


Hadi herkes kendi kendine sorsun, bulduğu cevabı da aşağıya yazsın:
Çevreye ve Doğaya bir Karga Boku kadar katkım var mı?