Bu Blogda Ara

Güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Büyükada Soğukluğu

Hafta sonlarında Büyükada yolu başka bir güzeldir, ama Yağmur olursa çekilecek dert değildir, Vaporu ayrı derttir İskeleleri apayrım derttir.


Büyükada genel olarak zamanın durduğu büyülü bir mıntıka gibidir, haritadaki döneminde neydiyse günümüzde de bazı şeyler değişmemiştir.
Bir zamanlar işleyen Akay vaporları günümüzde Şehir Hatları tarafından genel olarak yok sayılmakta, ama Şirket-i Hayriye sorumluluk sahası sınırlaması gereği Büyükada'ya tenezzüh haricinde gelemezdi.


İlk resimdeki haritanın günlerinden çıkıp günümüze geldiğimizde ilk gösterebileceğim şeylerden biri Bostancı iskelesinde atıl vaziyette bekleyen Deniz Otobüslerimiz, her ne kadar hiçbirinin mülkiyeti artık İstanbul Belediyesine ait değilse bile ulusal servetimiz inşallah çürümez.


Bugün yine Vaporuımuzda "Kaçak Yolcu" mevcut, ama onlar olmazlarsa Vapor yolculuğunun tadı bulunmaz.


Bugünkü sırada Gece Vaporu nöbeti İsmail Hakkı Durusu vaporumuzda, biz Büyükada'ya giderken Heybeliada'da sefer saatini bekliyordu.


Varış noktamız olan Büyükada'daki iskelede ise Peşabahçe ve Beşiktaş-1 vaporları sefer saatlarını bekliyorlardı.


Bizi buraya getiren ŞH-Kadıköy vaporumuz ise tabi ki Bostancı'ya geri dönüyordu.


Büyükada'nın sahil yolu bu hâliyle çok ama çok daha güzel, hâlkımız artıkım Deniz kenarında soluklanmak için uzun uzadıya yürümeyecek çok şükür.


Büyükada'nın simgesi olan Saat Kulesi ise her zaman olduğu gibi insanlara saatı yanlış söylüyor, yine bir saat ileride.


Akşam olduğunda Kahve Dünyası'da Filitre Kahvemizi yanında Damla Sakız Dondurma ile gummilenirken Heybeliada'da sefer saatini bekleyen İsmail Hakkı Durusu vaporumuz seferlerine başlamış ve Bostancı ile bağlantıyı sağlamağa başlamıştı.


Aslında hiçbirimiz son dönemlerin revaçtaki mesleği olan "İnfluencer" değiliz, ama Büyükada'daki yeni açılan Dolci Pastahanesini görünce içerisinde birkaç bir şeyler bakalım dedik.
Burayla ilgili bir değerlendirme yazısı iki saat sonra bu sayfalarda olacak.


Bütün gün yüzünü göstermetkten kaçınan Güneş en sonunda Bostancı'da kadrana girdi, Bostancı iskelesi ise Vaporluyken daha güzel bir manzara arz etti.
Bir hafta sonunda Büyükada turumuz ahanda böyle bitti.

22 Nisan 2026

Nisan Yağmuru

Nisan yeniden Sağanak Yağmuru sağ olsun Bardak'tan yeniden boşattı.
Yağmur ise sanırım kocişkosu Bardak'tan nafakasını yine tahsil edememiş olacak ki Dünya üzerine şöyle bir gürleyerek hemen yuvasına geri dönmeğe karar verdi.


Kimileri sürekli bir yağmuru sever, kimileri de az sağanakları.
Ancak bu sefer yeniden Yağmur ve Bardak ayrılığa fazlama dayanamayarak yeniden evlendiler.

21 Nisan 2026

Gece Yağmuru

Günün tamamını Güneş ile yaşamak ama Yağmurla bitirmek ve Geceyi serin bir hava ile karşılamsnın tadı sadece Şehr-İstanbul'da çıkartılabilir.


Nisan'ın neredeyse son haftasında sıcaklık hâlâ gerçek değerlerine erişemedi.
Bu sene de mi Yaz geldiğinde bir türlü ısınamayacağız?

09 Kasım 2025

Büyükada Prenstur İskelesi

 Büyükada semtinde yaşayanlar ve Büyükada'ya Biz Üç Muz gibi günübirlik ziyarete gelenlerce uzun zamandan beri mâlumdur ki Prenstur adlı işletmenin Kartal'a giderken ve Kartal'dan gelirken yanaştığı iskelenin binası hiçbir şekilde Büyükada'ya yakışmıyordu.
Bugün görüldü ki iskelenin binasında bir inşaat faaliyeti başlatılmış.


Artık eski derme çatma ve Kış geldiğinde saatta bir olan Mopur seferlerini bekleyen vatandaşları üşüten eskimiş binanın yerinde yakın zamandan sonra yepisyeni bir iskele binası yerini alacak.


Bizler de her Pazar gittiğimiz Büyükada dönüşünde kullanacağımız yeni iskele binasının başta Büyükada olmak üzere vatana millete hayırlı uğurlu ve bereketli olmasını Allah-u Te'âlâ'dan niyaz eyleriz.

03 Ekim 2025

Bir Boşanma Davasının Daha Ardından

 Bu aralar Ekim-i Şerif Ayı'nın üçünç günündeyiz. Gündüzü hafif geçişli Saganak Yağmur ile geçirdik ama akşam vakti harika bir Boşanma Davasına şahit olduk Yağmur ile bir türlü kopamayan bağlarla bağlı olduğu sefkilı kocişkosu Bardak arasında.


Bu sefer bazı muhabirlerimiz boşta durmadılar ve davanın dosya içeriğini ele geçirmeği başardılar.
İmdı davayı gören Reyiz Yağmur'dan sormuş:
"Yağmur, yine kocan Bardak'tan boşanmak mı istiyorsun?"
Yağmur bu soruya başını aşağı sallayarak cevap veriyor.
Sonra reyiz sebep soruyor, Yağmur da cevaplıyor:
"Efenim mâlum-u âliniz üzere Şehr-İstanbul'a aylardan beridir başta Güneş ve Bulut'un engellemeleri ve beton yüzünden büyüyemeyen ve de sayıları çok azalan Ağaç'ların yüzunden yağıp da sularını sağlayamadım.
Çevresindeki barajlar artıkım tehlike bildirimleri gönderiyordu, icinde yaşayan insanların da benim için vazifemi yapmamakla suçlayan ifadeler duydum.
İmdı eğer izin verirseniz efenim bendeniz daha fazlama suç duyurularına ma'ruz kalmadan ve heyetinizde kabahâtli görünmemem için vazifemi ifa eylemek istiyorum."


Reyiz bu sefer Bardak'a dönmüş ve sormuş:
"Bardak, sen imdı eşinin işbu vazife aşkına karşı çikacak mısın?"
Bardak ifadesini biraz kırılgan vermiş:
"Reyizim efenim ben eşim Yağmur'un vazifesini ifa eylemsesine arsla karşı değilim ama Güneş bana yeteri kadar buharlaşmış su sağlayamadığı cihetle Bulut'a yeteri kadar suyu bile sağlama yapamadım.
Bu yüzden eşim Yağmur'un bugün benden boşanmasını istemiyorum, bana birkaç gün izin versin en azından yeteri kadar suyu kendisine sağlayayım.
Sonra zaten ben ne kadar mâni olsam dâhi benden boşanıp yağacak."


Reyiz bu sefer tanık Güneş'ten sormuş:
"Güneş, söylenenleri duydun işittin, tutanağa ekleyeceğin bir şey var mı?"
Güneş bu soruda her ne kadar kabahâtin kendisinde olduğunu kabûl de etse yine de kendini savunuyormuş:
"Reyizim ben Dünya'daki yaşayan insanların Yukarıdaki'ne ettiği duvalar yüzünden bu Yaz fazla mesai yapıp Şehr-İstanbul'u ısıttım ama Poyraz benim ışınlarımın Dünyaya erişme gücünü zayıflattı.
Yine de bu Yaz termometrelerin Otuzyedi dereceyi gösterdiği birkaç gün yaşandığı hepimizce mâlumdur.
Deniz'den yeteri kadar suyun Bardak'a gelmemesi benim suçum değildir ve o suçluyu bulmak benim vazifem değildir.
Dolayısıyla mevcut suyun Yağmur olarak yağabileceğini tahmin ediyorum."


Reyiz bu sefer de Bulut'tan sormuş:
"Bulut, sizce Yağmur'un yağma vazifesini ifa eylemesine herhangi bir mâni var mıdır?"
Bulutlar hazır Martılardan ve Vapurlardan ancak fırsat buldukları için biraz Yağmur'a yardım edebileceklerini ifadelerinde belirtmişler.


Bunun üzerine Reyiz bu akşam için Yağmur'un kocişkosu Bardak'tan boşanmasına ve Şehr-İstanbul'un üzerine gücü yetebildiği kadarıyla yağmasına karar vermiş.


İşte bu akşamki Hava Durumunu sağlayan kararın özeti böyleymiş, ama bakarsınız Yağmur bugünkü vazifesini çabuk hareketler yaparak bitirir ve sevgili kocişkosu Bardak'a erken vakit geri döner, belli mi olur?

17 Mart 2025

Солнце Желтое

 Günler maşallah güzel havalı geçmekte bugünlerde ama havanın hangi gün bozacağı konusunda Biz Üç Muz sıfatımızla Müneccim Huvaçı yemedik henüz.
Hani eskilerdeki çocuklar derlerdi ya "Bir maniniz yoksa annemler size gelecek" sonunda geldiler soldan soldan.
Trenin gerçek anlamda "Devletin Treni" olduğu dönemlerdeyiz bugün, bir tanesine binerek Şehr-İstanbul'a iniyoruz, düz koltuklu ve pencerelerinden manzara-i nefiseyi seyredebilerek.


Şu günlerde yaşadığımız sadece Yalancı Bahar, hani havalar ısınmadan önce şöyle bir sıçak yapar ve bitkileri çiçeklenmesi konusunda bir aldatır.
Dahası işbu aldatılmacaya insanlar da tuzağa düşerler, Kışın palto ve kazak altında mayışan gövdelerimiz ve çorapların içinde mantarlaşan ayaklarımız ve de eldivenlerin varlıklarına rağmen üşüyen ve günlük işlerimizi yapmakta bile zorlanan ellerimiz çabuk alışır işbu ılık havaya.
Ancak topu topu bir hafta bile sürmeden hemen Mart-ı Şerif Ayı kendisinin kapudan baktırdığını ve kazma kürek yaktırdığını hatırlatır.
Bunca yıldır gözlemlenen işbu hava olayı konusunda insanlar ne yazık ki kediler ve ayular kadar bile akıllı olmadıkları ortaya çıktı, çünkü çevredeki on kişiden sekizi "Öhö Öhö" diye hapşırarak öksürüyorlar.


Başlıkta da belirtildiği üzere Güneş Sarıdır ve Balçıkla Sıvanmayacak kadar sıçaktır.
Gerçeklerin de ne kadar derine gömülürse gömülsün günün birinde ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Eğer birisi bir konuda "Herbokolog" gibi bilgili bir şey söylüyorsa onu da sözünü kesmeden dinlemek gerekir.
Çünkü medeni olmak bunu gerektirir, birinin sözünü sürekli kesmek ne olursa olsun büyük terbiyesizliktir.

17 Ocak 2025

Bu Saatlardan Hangisi Doğru?

 Hepimizce mâlumdur ki Türkiye Cümhûriyeti'nin sınırları dâhilinde Kış Saatı uygulaması yıllardan beridir uygulanmıyor.
Yani her yılın Ekim sonlarında saatlar bir saat geri alınmayıp Mart sonlarında geri ayarlanmıyor.
İşbu sebeple birçok kişi daha Güneş doğmadan sıcacık yataklarından kalkarak sabah bile olmadan işe ve okula gitmek zorunda bırakılıyor ki işbu mevzu bambaşka bir yazı konusu.


Lâkin son birkaç haftadan beridir Şehr-İstanbul'un en önemli meydanlarından olan Aksaray'daki saat kulesinin resm-i şerife göre sol yüzündeki saat sağ yüzündeki saattan geri, sağ yüzündeki saat ise sol yüzündeki saattan bir saat ileri.
İmdı işbu şerait dâhilinde biz hangi saata inanacağız?

21 Kasım 2024

Güzel Bir Yağmur Geliyor

 Hayat ister kâlbi akpak yüzü gülpembe olsun isterse de bahtı kara şansı kıtlama olsun bazı zamanlarda Yağmur yağdırması lâzımdır ki toprak sulansın ekinler susuz kalmasın sağlam ve gıdalı büyüsün.


Son birkaç günden beridir mevcut olan Lodos sağ olsun havayı güzelcenem ısıttı dersek yalan olur çünkü Kışın ortasında sıcak hava ancak Angola gibi Güney Afrika Cümhuriyeti gibi Avustralya gibi Brezilya gibi veya Arjantin gibi Güney Yarımküre'de bulunan devletlerde görülebilir ki oralarda henüz Yaz gelmesine bir ay var.
Ancak yine de hava bugün biraz ılık dâhi olsa Gökyüzünden güzel bir Yağmur yağıyor.


Bizler ise kapalı pencerelerimizin gerisinde Bardaktan bir kez daha boianırcasına yağan Yağmuru izleyebilmeğe çalışıyoruz.

02 Ekim 2024

Ekim'in Güzel Kahvemsi

 Geçen ay yazmıştık ki Cemre tuhaf bir şekilde Para'ya düşmüş ve sefkilısı olduğunu sandığı Barke ile gününü gün edebilmeğe çalışıyordu.
Ama bu ay yani Ekim geldiğinde ve serinliklerini bizim içimizde güzelce hissettirdiğinde bizim Cemre gitmiş bir kahveciye Türk Kahvemsi gummilenmekte.


Sonbahar artıkım iyicenem hayatlarımıza avdet eylemiş ve huzurumuza çıkmış, Güneş bile erken saatta Home'sine doğru yollanmağa ve Business'ine de her gün ikişer dakika geç gelmeğe başlamışken insanın içini birazcık dâhi olsa ısıtabilmesi için azıcık Türk Kahvemsi gummilenmek bile essahtan nefaset bir şey olmak vardır.
Bunun esas olanı közde ve cezvede yapılmış olanıdır, ama günümüzde birçok mekân Türk Kahvemsi'yi makinede yapıyor ve makineler hata yapıyorlar.


Son zamanlarda bilmiyorum Şehir Hatları Vaporlarından herhangi birine bindiniz ve Vapur Cafe'den herhangi bir Türk Kahvemsi sipariş ettiniz mi?
Genel olarak alacağınız cevap Türk Kahvemsi Makinesinin arızalı olduğu olacaktır.

01 Ekim 2024

Selâm-ün Hello Ekim Taym

Sonunda başkaca herhangi bir bahar daha olmayan Sonbahar mevsimi hayatlarımıza avdet eyleyeli esasında birkaç gün olmuş, ama havaların serinlemesi bugünü bulmuş.
Güneş'in akşamları erken evine gittiği ve sabahları da işine geç geldiği artık her geçen gün daha iyi hisediliyor ve gözlemlenebiliyor.
Yapraklar derseniz yeni yeni Yeşil renklerini kaybetmeğe başladılar ama Sarı renge ulaşmaları çok uzun sürmeyecek.
Ancak işbu sararmış Yaprakların bizlere çok güzel manzaralar arz edeceğini şimdiden söyleyebiliriz çünkü Biz Üç Muz olarak işbu mevzuat-ı umumiiyede oldukça tecrübeliyiz.


Artıkım biraz önce içine girdiğimiz Ekim-i Şerif Ayı'nda eğer dışarı çıkmağa muvaffak olabilirsek çok güzel Sararmış Yaprakların arasından güzel manzara-i nefisat yakalayabiliriz.
Arzu ederiz ki öyle güzel resimlerden birkaç bir şeyler paylaşablelim ve sizlere de görsel şölen sunabilelim.
Hani bir zamanlar bir şarkı vardı yıllar geçebildiği kadar geçsin insanların ruhları hep genç kaldığından bahsederdi.
Eski sevdalar ve eski yaşanmışlıklar tabi ki geride kaldı, her ne kadar artıkım Biz Üç Muz olarak önümüzdeki eşleşmelere bakacaksak bile her yılın Ekim-i Şerif Ayı avdet eylediğinde birer yıl daha bitiyor ömürlerimizden.
Esasında her geçen saniyenin bile tekrarı bulunmamakta.


İşte sadece bu nedenden bile yaşamakta olduğumuz lahzanın kıymetini bilmek ve bazı geçici hırsları bir kenara bırakmak şart.
Üç ay sonra içinde bulunduğumuz İkibinyirmidört Yılı da sona erecek ve inşallah İkibinyirmibeş Yılı başlayacak, ama o dakikayı görüp yaşayabileceğimizin hiçbir garantisi yok, çünkü göktekilerin yanına çağırıldığımız zaman yere dönüşümüzün imkânı da yok.

29 Eylül 2024

Gece Fırtınası

 Kim söyler kim dinler kim duyar Biz Üç Muz olarak bilmeyiz ama Şehr-İstanbul'da muazzam bir fırtına çıktı biraz önce.
Hafiflerden çiselemeğe başlyan Yağmur artıkım hayatlarımıza iyice girmiş bulunmakta.
Bu uğurda Bardakla olan sallantısı bolca evliliğini bile askıya aldığını söyleyebiliriz.


Havaların her zaman Güneşli ve sıcak olması zaten beklenilecek bir düşünce olmadığı ve çölün ortasındaki Dubai'ye bile Yağmur yağabildiği üzere sıcaklardan bunalanların istediği serinleyen havalar atıkım Şehr-İstanbul'a avdet etmiş bulunmakta.


Artıkım bundan sonra Deniz kıyılarında gezmek ve Güneşin ışınlarını içine çekmek iyi bir fikir değil, daha iyisi Home'de eline bir fincan Kahve alarak yağan Yağmuru ve esen Rüzgârı seyrederek çıkardıkları sesi dinlemektir.

23 Eylül 2024

Можна Кофе

Kim bilir kaçıncı Kahve Fincanımızı yudumladığımızı ve daha midelerimizdeki yemekleri hazmetmeğe yarayacak kaç fincan kahve içme sayımızın kaldığını Biz Üç Muz olarak hiç bilmiyoruz.
Ancak bildiğimiz bir şey var ki Yaz artık bitti, bugünden itibaren Sonbahar'a giriyoruz, hani şu sonunda başka baharı olmayan cinsinden.


Artık günlük hayatlarımızda incecik kıyafetler olmayacak, hani şöyle bir kot şort bir tişört cinsinden hemen üzerimize geçirip çabucak sokağa çıkamayacağız.
Şimdilik şortlarımızın boyları pantolon olarak uzadı, ayaklar bacaklar Külotlu Çoraba başladı, bir de ayakkabı içinde terlemekten haşlanması ve mantarlaşması da cabası.


Gövdelerde şimdilik kazak olmasa bile akşam serinliğinde bir ceket geçirmek şart oldu.
Yavaş yavaş Kış hazırlıklarımız başlaması gerekiyor, yoksa üşütüp hasta olmak işten bile değil.


Artık sıcak güneşli güzel günlere ve Dondurmaya bir veda etmemiz gerekiyor, Dondurmanın yerini artıkım Sâhlep Ihlamur Mélisà ve Kahve gibi sıçak içecekler alacak günlük hayatlarımızda.
Sonbaharın en güzel taraflarından biri de Kahve veya Bitki Çayı gummilenerek ağaçlardan dökülen sararmış yaprakları seyretmektir, Kütüphaneden seçeceğiniz Kalın kitaplarla birlikte daha güzel olacağı kesindir.


Güneşin de birazcık dinelmeğe ihtiyacı hâsıl oldu, çünkü bizi bütün Yaz boyunca hararetle ısıtmaktan helâk oldu.
Bir kadının hâmileliği süresince Güneş'in de dinelmesi hakkı değil midir sizce?


İşte böyle hayat devam ediyor, Kış kışlığını Yaz yazlığını bilecek ki hayat dengeye otursun.

21 Temmuz 2024

Muharrem-i Şerif Dolunayı

Gün gelir yazı konusu edilecek nesne-i şerif bulamazsın ama Dolunay gelir senin baş köşene kurularak oturuverir.
Bazen de öyle güzel poz verir ki anlatılmaz yaşanması gerekir.
Yine de o verdiği güzel pozu resimlemek şarttır.
Tıpkı bu gece yapabilmeğe çalıştığım gibi.


Dolunay mâlum-u âliniz ayda sadece bir gece gözükür, o da hicri takvime göre hicri ayların ortalarında oluşur.
Nasıl ki Ramezân-ı Şerif ayının başlarında Hilâl'in görülmesini heyecanla beklerdiysek imdı da aylık Dolunayı bekliyoruz.
İşbu resm-i şerifte de temaşa edebildiğinize göre burası Şehr-İstanbul'un bir zamanlar güzel bir denizi olan ama günümüzde deniz konusunda biraz burnu kıvrılan Suadiye semti olmak var.
Çünkü burada tatilin olmazsa olmaz üçlüsü Deniz Kum Güneşten sadece ikisi mevcut, şöyle ki Deniz eski temiz mavi pek değil ama girilebilir, Güneş için gündüz vaktini beklemek gerekir, ama ne yazık ki artıkım Kum yoktur çünkü Bindokuzyüzseksenaltı yılında sahile yol yapılırken eski pilâcın o mükemmel kumları dolgu toprağın altında kaldı.


Dolunayı düzgün çekebilmek mâlesef mümkün değil, on tane resimden ancak bir tanesi bir şeye benzeyebiliyor.
Ancak gerek ikinci gerek üstteki resimlerde Yakamoz yine de fena çıkmamış.
Hani bir zamanlar ism-i şerifine şarkı yazılan Yakamoz, hani Ay gittiğinde kendi de giden ama şarkıyı yazan tarafından gitmesi istenmeyen Yakamoz.
Oysa kendisi bir ışık yansımasından başka bir şey olmayan bir Yakamozdan bahsetti ben.

23 Haziran 2024

Yaz Güzeli

 İşte yeniden Yaz Mevsimi geldi çattı hayatlarımızın tam ortasına kuruldu ve havasıyla bizleri ısıtmağa başladı.
Bugünden itibaren tam üç ay boyunca sıcaklardan bağzılarımız tarafından bunalacağımız ama rahat kıyafetler giyinebilip Devletimin Elektrikli Trenlerinde işlettiği kılimaların altında serinleyeceğimiz, pervahaneleri de bedavaya dönmeyen Belediyemin üç katlı vaporlarının açık kısımlarında güneşlenebileceğimiz güzel günler başlıyor Şehr-İstanbul'da.
 

Karpuzun kabuğu geçen hafta Yaz gelmeden Denize düştüğü cihetle yüzmenin hiçbir sakıncası bulunmamakta.
Ancak yine de fazlama açılmamak lâzım, Denizin tabanı oldukça derinlerde.


Bu kadar sıcak havada yapılabilecek en güzel nesne-i şeriflerden bir adedi de Dondurma yummilenmektir.
Hele bir de Sâhilde otururken olsa Denizdeki dalgaların sesi sizlere eşlik ederse tadından yenmez.
Ancak havanın çok sıcak olması münâsebetiyle erime riski var.


Bu yıl kumsallarda haşema çok moda, en azından manyo veya bikiniden daha iyi koruyor vücûdu, en azından sırtlar yanıp kavrulmaz.
Sırt yanınca acısı çok fazla olmak var, üstelik aşk acısından bile fazla.


Bikiniyi öğle sıcağında pek tavsiye edemem, yanıklarla uğraşmak zor oluyor.


Yaz yaklaşınca ilk vazifemiz alışverişe çıkmaktır çünkü tıkırında olan ekomoniye can vermek hepimizin boynunun borcudur ve borç da yiğidin kamçısıdır.
Tabidir ki itimadı lütûf sanıp borca sarılmamak gerekir çünkü bir gün gelecek ve o borç istenecektir, sonradan darılmamak gerekir.


Yıllardan beridir tıkırında olan ekomonimize hayat verdikten sonra hava ne kadar sıçak olursa olsun caddelerde arsla böyle gezmemeliyiz.


Yaz mevsiminin en güzel tarafı yaşadığımız vilâyetin havalimanına giderek sayfiyelik yörelere doğru uçmaktır, konacağımız yer ister uzak ister yakın olsun uçaklarımız aynı şekilde uçacaklardır.
Ancak değişik memleketlerdeki sıcak ve soğuk farkları uçaklarımızın da uçuşlarını etkiliyor.


Yaz geldi ve tatillerdeyiz diye Kütüphâneden ödünç aldığımız Kalın Kalın Kitaplarda yazılı olan derslerimizin de üstlerinden geçmeliyiz ki Kış geldiği zaman yapılacak olan sınavlarda iyi notlar alabilelim.


Yaz hayatlarımıza avdet ederek karpuz kabuğunu denize düşürmesine rağmen insa n doğası her dakika deniz içinde bulunmağa müsahit olmak yoktur.
Ara sıra şehrin içerisindeki mekânlarda müzük dinlemek de lâzımdır.


Her nasıl olursa olsun yazın çıkan şarkılar daha bir akıllarda kalıyor, aradan yıllar geçse bile kolay kolay unutulamıyor, esasında konu şarkının ve müziğin değişik olması değil bize yaşattığı duygular ve o mevsim içinde yaşattığı anıların olması.


Evet bu yıl da Yaz geldi ve Karpuz Kabuğu Deniz'e düştü, Güneş bizleri pişirmeğe zaten başlamıştı ama bu yıl biraz daha fazla ısıtıyor bizleri.
Mâlum-u âliniz Yaz mevsimi çok kısa sürer ve daha ne olduğunu bile anlamadan hemen Sonbahar girişinde buluruuz kendimizi.
Yazın yaşadıklarımız yanlarımıza kâr yaşayamadıklarımız da ukde kalır.


Sözün ve yazının kısası Sipâli olmazsa yukarıdaki bahsettiğimiz hiçbir şey olmaz.