Bu Blogda Ara

Sahlep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sahlep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2024

Можна Кофе

Kim bilir kaçıncı Kahve Fincanımızı yudumladığımızı ve daha midelerimizdeki yemekleri hazmetmeğe yarayacak kaç fincan kahve içme sayımızın kaldığını Biz Üç Muz olarak hiç bilmiyoruz.
Ancak bildiğimiz bir şey var ki Yaz artık bitti, bugünden itibaren Sonbahar'a giriyoruz, hani şu sonunda başka baharı olmayan cinsinden.


Artık günlük hayatlarımızda incecik kıyafetler olmayacak, hani şöyle bir kot şort bir tişört cinsinden hemen üzerimize geçirip çabucak sokağa çıkamayacağız.
Şimdilik şortlarımızın boyları pantolon olarak uzadı, ayaklar bacaklar Külotlu Çoraba başladı, bir de ayakkabı içinde terlemekten haşlanması ve mantarlaşması da cabası.


Gövdelerde şimdilik kazak olmasa bile akşam serinliğinde bir ceket geçirmek şart oldu.
Yavaş yavaş Kış hazırlıklarımız başlaması gerekiyor, yoksa üşütüp hasta olmak işten bile değil.


Artık sıcak güneşli güzel günlere ve Dondurmaya bir veda etmemiz gerekiyor, Dondurmanın yerini artıkım Sâhlep Ihlamur Mélisà ve Kahve gibi sıçak içecekler alacak günlük hayatlarımızda.
Sonbaharın en güzel taraflarından biri de Kahve veya Bitki Çayı gummilenerek ağaçlardan dökülen sararmış yaprakları seyretmektir, Kütüphaneden seçeceğiniz Kalın kitaplarla birlikte daha güzel olacağı kesindir.


Güneşin de birazcık dinelmeğe ihtiyacı hâsıl oldu, çünkü bizi bütün Yaz boyunca hararetle ısıtmaktan helâk oldu.
Bir kadının hâmileliği süresince Güneş'in de dinelmesi hakkı değil midir sizce?


İşte böyle hayat devam ediyor, Kış kışlığını Yaz yazlığını bilecek ki hayat dengeye otursun.

05 Ocak 2023

Unutulmuşluk

 Bu hayatta yazılmamış da olsa bazı yaşanmış hikâyeler vardır ve o hikâyelerdeki kahramanların gerçek hayatta kim oldukları önemli olmasa bile yaşanmışlıklar aradan yıllar bile geçse unutulmaz, tıpkı unutulanların unutanları asla unutmayacakları gibi.
Bundan tam olarak onbeş yıl önceydi, o zamanlar tabi kahramanlarımız günümüzdekinden daha gençtiler ve hayata daha bir umutla bakabilmeğe çalışıyorlardı.
Yaklaşık olarak üç haftaya yakın süredir gerek telefondan gerekse bilgisayardan sürekli yazıştıkları kadınla ilk defa bir yere gidecekti delikanlı. Belki o güne dek birçok kez dışarıda birileriyle bir şeyler yummilenmişti, ama biriyle neredeyse ilk kezdi o akşam. Oğlan birlikteyken bir hata yapar mıyım diye heyecanlanıyordu ama kız bu konularda oğlandan tecrübeliydi, vaziyeti bir şekilde idare ediyordu, üstelik delikanlının bu kez çenesi düşmüş mevzular başka mevzuları açmıştı ve o ilk buluşmada paylaştıkları doksanbeş dakika ikisine de sanki çok kısa gelmişti.


O akşam birlikte gummilendikleri Dondurmalı Sâhlép her ne kadar çok Tarçınlı da olsa ve delikanlının ağız tadı tarçını pek kabûl edemese bile önemli olanın orada paylaşılanların kendisi olunca tarçın sevmediğini delikanlı unutmuştu. Her şey bir yana o akşam nelerden bahsettiklerini ben bilemesem bile delikanlının son üçdört yıldır aynı masada aynı dondurmalı sâhlépi kendisine ısmarlayıp anılarını yeniden canlandırmağa çalışmasına rağmen sâhlépin limonimsi tadından mıdır yoksa bu hikâyedeki kadın kahramanın çok kısa zaman zarfında delikanlıyı çoktan unutmuş olmasından mıdır bilmem ama aynı lezzeti asla hissedemediğini söyledi bana.


Bizler ise bu bir kısmını anlatmağa çalıştığım yaşanmışlığın üzerinden geçen onbeş yılda birçok değişik şeyler yaşadık, hikâyedeki kadının günümüzde ne yaptığını veya sağ olup olmadığını bile bilmiyorum, ama delikanlının hayatına ondan sonra birkaç farklı kadın girdi, üstelik içlerinden birisiyle çok şiddetli bir karasevda yaşadı ama o kadının düşüncesine göre çok sevişen kadının orospu olmadığı çünkü orospuların parayı sevdiğini yazması veya yanlış kişiyi doğru aşkla sevmeği nasip etmemesi konusunda Yukarıdakine yalvarması ya da eğer kendisini görmesi birinin canını yakıyorsa görüşmekten vazgeçerdi olurdu biterdi diye kestirip atması yüzünden karşı cinse ve sevgiye olan inancını artık kaybettiğini ve kâlbinin içini hiçbir zaman ulaşamayacağı, ulaşsa bile kendisine yüz vermeyeceğini bildiği, üstelik gerçekte tipi olmayan bir sanatçıyla doldurduğunu biliyorum.
Ancak bugünkü anlattığım hikâye burada bitmedi, dört bölümü daha var.

05 Ocak 2022

Dondurmalı Sâhlép Yummi

Sizlere bu akşam geçmişte kalan bir masal anlatmak istiyorum, içimden geldi.
Artıkım yılları sayamaz oldu ben, kim bilir kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı? Bitsin artık bu hasret kavuşsunlar gayrı.
Bundan uzun uzun yıllar önceydi, henüz internete girmek için bilgisayara ihtiyaç duyduğumuz zamanlardı, çünkü akıllı telefon henüz yoktu, en akıllı telefon ancak resim çekebiliyordu.
Altı adet sıfırı atılmış Yeni Türk Lirası ibareli paralarımız dolaşımdaydı. Milyon tâbirini hayatlarımızdan atmıştık, Kuruş'u yeniden keşfetmiş olduğumuz için Yeni Türk Kuruşu olarak adlandırıyorduk.
O zamanlar Halkalı - İstanbul ve Gebze - Haydarpaşa Banliyö Trenlerimiz ve başta çok sıklıkla Adapazar Ekspresi olmak üzere bütün Anahat Trenlerimiz seferdelerdi.
Marmaray'ın tüp geçidi inşa hâlindeydi, trenler geçitten geçemiyorlardı, Haydarpaşa'dan İstanbul'a veya İstanbul'dan Haydarpaşa'ya geçmesi gereken trenler Feribot'a muhtaçtı.
Başta 72T olmak üzere İkitelli Garajı'nın beslediği İett hatları henüz Harbiye'ye uzatılmamıştı, tamamı tabelâda yazıldığı üzere Taksim'de son durak yaparlardı. Listesini başka bir yazımda paylaşmıştım bu hatların. Taksim Meydanı ise daha trafiğe açıktı, Beyoğlu Metrosu üç parça hâlinde işliyordu.
Sahilde olan Kenedi Caddesi'nin tek adam gibi hattı 81 numara her ne kadar artık seferleri azaltılmağa başlamış da olsa 96T ile birlikte yükü kaldırmağa çalışıyordu, BN1 BN2 ve BN3 numaralar henüz ihdas edilmemişti.
Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü henüz ortada olmadığı gibi esamesi bile okunmuyordu, gerçi köprünün tartışmaları başlamıştı ama nereye yapılacağı uzun zaman tartışılmıştı.
İstanbul'un iki yakası arasında en hızlı ulaşım Vaporlarımızlaydı, henüz Mopur terimi hayatlarımıza girmemişti.


İşte yukarıda bahsettiğim dönemlerde unutulmuş bir erkek hayatında ilk kez bir kadınla bir mekânda Dondurmalı Sâhléplerini yummilenmekte ve gelecek güzel günlerin geyiklerinin boynuzlarını uzatmağa çaışıyorlardı.
İmdı bu masalı anlatırken takvime bakıyorum da aradan ondört kocaman yıl geçmiş olduğunu görüyorum, üstelik de çok bilinen bir atasözünün yeniden gerçekleştiğini de hissediyorum.
Çünkü ne de olsa unutulan unutanı aradan geçen yıllar boyunca hiçbir zaman unutamamış olduğunun hâkikati hem anlatanın hem de okuyanların suratlarına bir Osmanlı İmparatorluğu Tokadı gibi yapıştırılmaktaydı.
Herkes bir vefadan bahseder ama bilinmelidir ki Vefa sadece İstanbul'da bir semtin adıdır, bir de Vefa Spor Kulübü vardır ama ne yazık ki vefasızların ellerinde kaldığı için bu yıl ta Bölgesel Amatör Lig'de mücadele etmektedir. Bir zamanlar Türkiye Birinci Futbol Ligi'nde şampiyon olamamasına rağmen fırtınalar kopartan bir takımı vardı.
Hayat insanları her zaman bir taraflara savurur, kim bilir yukarıda anlattığım hikâyenin kahramanları şimdi kim bilir neler yapıyorlardır? Sahi mutluluğu bulabilmişler midir dersiniz?

24 Haziran 2019

Soğuk Sâhlép

Hepimiz yani bütün vatandaşlarımız olarak Sâhlép'i kış mevsiminde sıcak sıcak içilen o sıçaklığın ağzımızı ve dilimizi cayır cayır yaktığı soğuk kış akşamlarının kankisi olarak sınırlandırırdık bir zamanlar.
Oysa Sâhlép bizim hem kültürel hem geleneksel hem de ulusal içeceklerimizdendir. Günümüze kadar eğer hakkını vermediysek bundan sonra teslim edemeyeceğimiz anlamına gelmemelidir.

Daha önceleri her ne kadar pek mekânı sevmeyi başaramasam bile Mado'da içine Dondurma katılarak sunulduğunu sanırım yazmıştı ben. Hâttâ geçenlerde yolum düştüğünde mevsimin artık değiştiği için Sâhlép'in mevcut olmadığı mekânda çalışan görevliler tarafından tarafıma söylenmişti.


Aradığım işbu lezzet-i şerifi ise uzun zaman önce keşfettiğim ve ara sıra sizlere de bahsettiğim İstasyon Cafe'de buldu ben.
Geleneksel kültürel ve ulusal içeceklerimizden olan Sâhlép artıkım sıçak yaz akşamlarında soğuk olarak bizlere kankalık yapacak.

Sizler de eğer işbu lezzet-i nefaset-i şerifi tatmak deneyimlemek ve keşfetmeyi arzu ederseniz yolunuz mutlaka İstasyon Cafe'ye düşsün.
İstasyon Moda'da, Moda Kadıköy'de, Kadıköy İstanbul'da, İstanbul da Türkiye'de.