Bu Blogda Ara

Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Büyükada Soğukluğu

Hafta sonlarında Büyükada yolu başka bir güzeldir, ama Yağmur olursa çekilecek dert değildir, Vaporu ayrı derttir İskeleleri apayrım derttir.


Büyükada genel olarak zamanın durduğu büyülü bir mıntıka gibidir, haritadaki döneminde neydiyse günümüzde de bazı şeyler değişmemiştir.
Bir zamanlar işleyen Akay vaporları günümüzde Şehir Hatları tarafından genel olarak yok sayılmakta, ama Şirket-i Hayriye sorumluluk sahası sınırlaması gereği Büyükada'ya tenezzüh haricinde gelemezdi.


İlk resimdeki haritanın günlerinden çıkıp günümüze geldiğimizde ilk gösterebileceğim şeylerden biri Bostancı iskelesinde atıl vaziyette bekleyen Deniz Otobüslerimiz, her ne kadar hiçbirinin mülkiyeti artık İstanbul Belediyesine ait değilse bile ulusal servetimiz inşallah çürümez.


Bugün yine Vaporuımuzda "Kaçak Yolcu" mevcut, ama onlar olmazlarsa Vapor yolculuğunun tadı bulunmaz.


Bugünkü sırada Gece Vaporu nöbeti İsmail Hakkı Durusu vaporumuzda, biz Büyükada'ya giderken Heybeliada'da sefer saatini bekliyordu.


Varış noktamız olan Büyükada'daki iskelede ise Peşabahçe ve Beşiktaş-1 vaporları sefer saatlarını bekliyorlardı.


Bizi buraya getiren ŞH-Kadıköy vaporumuz ise tabi ki Bostancı'ya geri dönüyordu.


Büyükada'nın sahil yolu bu hâliyle çok ama çok daha güzel, hâlkımız artıkım Deniz kenarında soluklanmak için uzun uzadıya yürümeyecek çok şükür.


Büyükada'nın simgesi olan Saat Kulesi ise her zaman olduğu gibi insanlara saatı yanlış söylüyor, yine bir saat ileride.


Akşam olduğunda Kahve Dünyası'da Filitre Kahvemizi yanında Damla Sakız Dondurma ile gummilenirken Heybeliada'da sefer saatini bekleyen İsmail Hakkı Durusu vaporumuz seferlerine başlamış ve Bostancı ile bağlantıyı sağlamağa başlamıştı.


Aslında hiçbirimiz son dönemlerin revaçtaki mesleği olan "İnfluencer" değiliz, ama Büyükada'daki yeni açılan Dolci Pastahanesini görünce içerisinde birkaç bir şeyler bakalım dedik.
Burayla ilgili bir değerlendirme yazısı iki saat sonra bu sayfalarda olacak.


Bütün gün yüzünü göstermetkten kaçınan Güneş en sonunda Bostancı'da kadrana girdi, Bostancı iskelesi ise Vaporluyken daha güzel bir manzara arz etti.
Bir hafta sonunda Büyükada turumuz ahanda böyle bitti.

12 Nisan 2026

Büyükada Güzelliği

 Hafta sonlarının güzellikleri Büyükada'da da yaşanır, hele de Bostancı'dan üç katlı vapor denk geldiğinde.


 Hareket zamanına bir onbeş dakika varsa sahilden resmini de çekebilirsiniz, ama zaman kalmazsa en kısa zamanda iskeleden içeri girmeniz menfaatiniz icabıdır.


Dahası eğer yanınızda artık Beltur'un mülkiyetinde olan ve artıkım Sipâli geçmeyen ve İstanbulkartların ve Bankalardan alınan Kıredi Kartlarının ve belki de Bankamatik Kartlarının geçerli olduğu Vapur Cafe'den satın alabileceğiniz Kahve Simit ve Hamidiye Su varsa daha keyiflidir.


Ada vaporunun olmazsa olmazı kanatlı kaçak yolculardır ama Belediye o kaçak yolculardan "Doğaları gereği" ücret tahsil edemez.


Büyükada'da inince de iskelenin çevresinde biraz gezerseniz kanatlılardan Karga ve Martıyı resimleyebilirsiniz.


Büyükada'nın iskele çevresi bugünkü şekliyle daha güzel oldu kanımızca, çünkü kıyıyı parselleyen işletmeler hâlka denizi izlettirmeyerek haklarımızı gasp ediyorlardı.


Büyükada'da hafif bir şeyler yummilenmek isterseniz Çarşının içindeki Sarıyer Börekçisi biçilmiş kaftandır.


Daha önceleri Kahve Dünyası'dan bahsetmiştik, bu sefer de burası çok güzel, hele de Güneş Batımı çok güzeldir.


Son olarak Kumsal tarafında bulunan Deniz Kızı Heykeli bu hafta tamir edilmeğe başlanmış olduğunu söylememiz bir habercilik geleneği olmak vardı.

12 Ekim 2025

Vapurlar Bulutlar Martılar

 Hiç olmadığımız kadar mutluyuz ve huzurluyuz bugün.
Çünkü uzun zamandan beridir Facebok'ta takip ettiğimiz bir Sayfa'ya münâsip bir manzara-i nefise yakaladık.
İşbu resm-i şerifi ise birkaç dakika önce artık bu sayfalarda bulamayacağınız bir şahıs çekti.


Martılar mâlum-u âliniz Şehr-İstanbul'un ayrılmaz bir parçasıdırlar, tıpkı Kediler Kargalar Köpekler Kumrular Güvercinler ve bilumum Allah-u Te'âlâ'nın sessiz kulları gibi.
Dahası yukarıda saydığım kanatlı kuşlar Şehir Hatları Vaporlarında beleş yolculuk yapma hakkına da sahiptirler.
Onlar eğer olmazlarsa İstanbul tamamen bitmiş demektir ki sadece onların hatırlarına İstanbul var olmağa devam ediyor.

22 Eylül 2024

Yenilenen Kabataş İskelesi Çatısı

 Hepimizin mâlumu rahmetli Kadir Topbaş'ın procelerinden birisi Kabataş Martı İskelesi'ydi, henüz tam olarak inşaatı bitmedi ama Şehir Hatları'nın ve Dentur Avrasya'nın bütün seferleri bu binaya avdet eyledi birkaç gün önce.
İskelenin çatısında ise güzel bir seyir terası yapılıyor, bittiğinde Vapor Avı Yummi günlerimiz başlayacak.


Bugünkü resm-i şerifimizde Şehr-i İzmir için imâl edilen ama kısa zaman sonra Şehr-İstanbul'a dönen ve ism-i şerifleri Nurettin Alptoğan ve İsmail Hakkı Durusu olarak değiştirilen Bayraklı ve Karşıyaka doğum adlı vaporlarımız Büyükada'ya doğru gitmek için sefer saatlarıni bekliyorlardı.


Hade gelin Vapor Toto oynayalım, resimdekilerden hangisini Adaya gönderdik?
Fındıklı tarafına yanaşmış olan İsmail Hakkı Durusu mu yoksa Dolmabahçe tarafına yanaşmış olan Nurettin Alptoğan mı?
Resimlere bakarak karar verin.

19 Eylül 2024

Dolunay'lı Bir Moda Akşamı

Geçen akşam Dolunay'ı doğurtmuştuk, bugün de seyretmek gerektiği ortaya çıktı.


İçinde bulunduğumuz Cemaz-i El-Evvel-i Şerif Ayı'nın güzel Dolunay'ını seyreden sadece Biz Üç Muz değil Moda İskelesi'nin kadrolu bekçisi olan Martı da bizler gibi Dolunay seyrediyordu.


Dolunay'ı seyretmek güzel ama Dolunay'ı seyrederken Çift Çapalı Bardaktan güzel bir Dabıl Türk Kahvemsi gummilenerek seyretmek daha da güzel.

19 Temmuz 2024

Büyükada Güzellikleri Volüm İki

 Adaya gitmek ve Adaların birinde zaman geçirmek insana essahtan huzur verir.
Öğle vakti Büyükada'ya gitmek güzeldir, öğle vakti Adaya gitmekten daha güzeli Paşabahçe vaporuyla gitmektir, Paşabahçe vaporuyla Öğle vakti Büyükada'ya gitmenin daha da güzeli giderken Kadıköy Kınalıada Burgazada ve Heybeliada'ya uğrayarak gidilmesidir, tıpkı eski günlerdeki gibi yardırarak ve önden dalga ve arkadan burgaç çıkartarak.


Geçenlerde de yazdığım gibi Paşabahçe Vaporumuz artıkım aktif olarak Ada hattında seferde, sabah Büyükada'dan ekıspres olarak Kabataş'a geldikten sonra posta olarak iki sefer daha Büyükada'ya gidip geliyor, akşam da ekıspıres olarak Büyükada'ya dönerek gece yarısına kadar Vapor Cafe vazifesini ifa eyliyor.


Kendii artıkım yetmişiki yaşında, ama hâlâ taş gibi sapasağlam.
Ne de olsa onüç tılını hastalıklarla boğuşarak atıl vaziyette geçirdi, çük şükür iki yıl önce yeniden sefere döndürüldü.


Burası da Şehr-İstanbul'un diyemeyeceğim ama İstanbul vilâyet sınırları dâhilindeki en güzel Kahve Dünyası olmak var, bağçesindeki pencere kenarında yer buldunuz muydu Büyükada vapor ve mopur iskeleleri çevresindeki bütün deniz taşıtlarının seyr-ü sefer hareketlerini gözlemleyebilirsiniz.
Ancak buraya gelmek isteyenlere biraz kötü sayılabilecek bir haberim mevcut:
Bahçenin arzı az tâlebi de çok olduğundan pencere kenarında masa bulmanız çoğunlukla hemen imkânlı olamıyor.


Burası da neredeyse Büyükada'ya her gelenin muhakkak uğramasa veya resm-i şerifini çekmese bile ezbere bildiği saatin olduğu meydan.
Bu seferki resmini Büyükada Çarşısının yolundan çekti ben, sol taraftan girerseniz iki yıldan beri var olan İstanbul Elektrik Tünel Tramvay idaresinin otobüsleri mantığında işlettiği toplu taşıma araçlarının son durağına gider.


Burası da sahil yolunun ya da resmi adıyla Gülistan Caddesinin üzerinde bulunan Deniz Kızı heykeli, ancak günümüzde bazı jısımlarında çatlaklar ve kırıklar oluşmuş.


İstanbul vilâyeti dâhilinde en güzel gün batımlarından biri de Büyükada'da yaşanır.
Her ne kadar Yücetepe'deki kadar olmasa dâhi sâhildeki Güneş Yakamozu da seyredilmeğe değerdir.


Elbette ki gerek Büüyükada'nın gerek diğer adaların gerekse Şehr-İstanbul'un olmazsa olmazı Miyav Şeyleri unutacağımı mı sandınız?
Kediler hakkında aslında söylenecek çok söz var ama Biz Üç Muz sıfatıyla kedilerin köpeklerin kuşların Allah-u Te'âlâ'nın sessiz kulları olduğunu ve kıyamet sonrası mahşer gününde insanların ağızlarının kapatıldığı zaman onların sular seller gibi konuşacaklarını ve insanların bu konuşulanlara cevap veremeyeceklerini hatırlatmak istiyoruz.


Her ne kadar yeni nesil Şehr-İstanbul'da yaşamakta olan vatandaşlarımız Martı'yı bir sikuter işletmecisi olarak bilseler bile kendisi genelde denize kıyısı olan semtlerde yaşayan ve kötü bir huy mu desem yoksa Allah-u Te'âlâ'nın kendilerine verdiği vazife mi desek bilmiyoruz ama çöplerdeki gıda artıklarrından beslenen kuşlar olmak vardır.
Ancak başka bir gerçek ise çöplerdeki gıda artıkları insanlar tarafından çöpe atılarak israf edildiğidir.
Dahası israf haramdır.


Son olarak Büyükada ve Heybeliada'ya en fazla sefer yapan işletmenin Prenstur olduğunu belirtmemiz gerek, Yazın otuz dakika, Kışın ise altmış dakika aralıklarla Kartal'daki iskelesinden bir adet mopurunu yollar.

10 Temmuz 2024

Moda İskelesinde Deniz Taşıtı Volüm Üç

Geçenlerde göndermiş olduğum Moda iskelesinde iki adet deniz taşıtı resm-i şerifinden sonra sizler kısa zaman zarfında okudunuz ve bendenizde de ertesi hafta yeniden gelerek daha güzel ve geniş açılısını çekerek sizlerle paylaşmamın şart olduğuna dair bir kanı uyandı bende.
Bu sefer sizlerle Biz Üç Muz'u Moda'ya getiren Mavi Marmara'nın Bostancı'daki iskelesine de adını veren Demokan (Özkaynak'ın) ismini taşıyan mopuru kamerama poz verdiği cihetle imdı da sizlerin görüşüne çıkmış vaziyette.


Hem mopuru hem de iskeleyi aynı çerçevenin içine sığdırabileceğimiz resm-i şerif için iskelenin karaya bağlantı yoluna çıkmamız gerekti.
Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki Şehr-İstanbul'un işbu mıntıkasındaki denizin derinliği her ne kadar çabuk boyu aşsa dâhi bir vaporun yanaşabilmesine yetecek kadar derin olmadığından günümüzde Moda ve Bostancı geçmişte Kalamış Caddebostan Suadiye Maltepe ve Pendik iskeleleri denize doğru uzun bir dolgu burunun üzerinde inşa edilmişlerdir.
Tabi ki bunların üzerine bir de Martı tanıdığımız oldu bizim.


Moda iskelesinden cephe istikâmetine bakılınca tam karşıda Kınalıada yer alır, aslında Adaya giden vaporların Kadıköy yerine Moda'ya uğramaları daha uygundur.
Her ne kadar bu dediğim Bindokuzyüzseksenbir yılının yaz mevsiminde gerçekleşmişse dâhi o yıl Kadıköy iskelesi kapalıydı çünkü tamirat vardı.
Tüm bunlara rağmen gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu Moda iskelesinin Lodos'a en açık iskele olduğunu da unutmamak gerekiyor.


Şurada birkaç yıl önce çekilen işbu resm-i şerifte de temaşa edilebileceği üzere bu kadar dalgaların arasında herhangi bir Vapor veya Mopur buraya yanaşamaz.
Yanaşsa dâhi yolcu alışverişinde bulunamaz çünkü bu kadar dalganın arasından aklına baliğ olan ve üstünü başını soğuk suyla ıslatmak istemeyen hiç kimse geçmez.

07 Nisan 2023

Ramezân-ı Şerif Dolunayı

Yine yeni yeniden bir Dolunay ile karşınızda ben.
Şehr-İstanbul'un en güzel yanlarından biri fe hem gece hem de gündüz güzel resimler çekebilmeğe olanak vermesi.
İşte bu akşam da bir başka güzel resm-i ierif ile karşınızda ben.
Bu güzel olmayabilecek Dolunay resmi Kabataş Martı İskelesinden çekilmiş bulunmakta.


Biliyorum ben bunun bulanık olduğunu, ne yapayım ki kameram geceleri pek güzel resim çekemez.
Kameram nasıl resim çekerse çeksin bir kocaman gerçek var bu dünyada.
Geçen her bir saniye bizim hayatlarımızdan eksilerek ölüme doğru sürekli yaklaştırıyor.
Ölümden öteye köy olmadığı ve her canlının ölümü tadacağı doğru ama bu gerçek hayattan zevk almamıza engel teşkil etmiyor.

08 Mart 2023

Kabataş Martı Procesi

 Bundan yıllar yıllar önceydi, bir sabah uyandık ki Kabataş iskelesine Martı adında bir proce düşünülmüştü. Maksadı kara ve deniz ulaşımını Eminönü'ye oranla biraz daha sakin olan Kabataş'a toplamak ve aktarmayı Kabataş'tan dağıtmak.
Birkaç zaman sonra Martı Procesinin inşaatı başlatıldı.
Derken gün geldi İstanbul Belediyesi'nin yönetimi tamamen yasal olarak el değiştirdi, yeni gelen Şehremini önceleri biraz inşaata Sipâli bulmakta zorlandığıyla yetinmemiş gibi proceyi de biraz değiştirdi.
Özgün procede Kabataş İskelesinden Üsküdar İskelesine kadar sadece yayaların kullanabileceği bir tünel düşünülmüştü. Mesafe ise yaklaşık olarak iki kilometre kadar yol olmakta. Ancak günümüzde inşaatı hâlâ devam eden yeni procede bu tünelin var olup olmadığı konusunda hiçbir mâlumatfuruşum mevcut değil.


Bugün siz sevgili okuyucularıma bir parentez açayım ve Mopura binmeden önce çektiğim Martı resm-i şerifini paylaşayım.
Yürüdükleri zaman kocaman ayaklarıyla paytak paytak yürüyen ama uçarken oldukça seri ve hızlı olan Martılar kendi ism-i şerifini taşıdıkları proce iskelede inşaatın bitmesini tartışmaktaydılar.
Arka plânda ise adı Sarayburnu vaporumuzdan devşirme olan Şehit Sami Akbulut vaporumuz Adaya sefer saatini beklemekte ve bizim Martılar da hangi ara uçmağa başlasak da birileri o Vapordan kendilerine Simit atmağa başlarsa diye iç geçiriyorlardı.


Gelgelelim bizim İstanbul Belediyesi bu bahsettiğim Martı procesini nihâyet tamamlamağa karar verdiği gibi bir adet maketini de Çağdaş Tramvay ve Füniküler hattının altgeçidine yerleştirdi, yani Martı Procesi bittiğinde böyle bir şey çıkacak ortaya.

21 Temmuz 2021

Martı Bağlama

Başlığa bakıp da bildiğimiz kuş olan Martı'dan bahsedeceğimi sanmaktaysanız çok büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu hatırlatarak yazıma başlamak isyiuor ben.
Akşam akşam Cadde-i Bağdad'ın arka tarafında kalan Bilim Sokak burası, ki sokağın ism-i şerifi de biraz mânidar.
Mâlum-u âliniz Bilim Sokak, yani bilgililerin gelip geçmesi gereken bir yol.
Ancak buradaki temaşa ettiğimiz bir manzara hiç de bilimsel değil.


Sokak lâmbasının direğinde de yazdığına göre sıkutır bağlanmaması buyurulmasına rağmen inadına sıkutırı bağlamış bir züppe.
Oldum olası Cadde-i Bağdad'ın zengin züppelerinden hiçbiri adam olamamıştır, hele de Bilim Sokak gibi bilimin olması gereken bir semtte.
Hani ben imdı bunu yapana "Öküz" diyeceğim ama Öküz'ün günâhını almaktan çekiniyorum, çünkü siz de biliyorsunuz Öküz bizlere bir avuç saman karşılığında etini derisini ve İnek olanları da Öküze ek olarak sütlerini bağışlıyor bizlere.
Zaten gerçek Öküz böyle şey yapmaz.

22 Haziran 2021

Martı

İstanbul'un bazı simgeleri vardır, olmazlarsa İstanbul olmaz o zaman.
Hani bir Aya Sofya bir Haydarpaşa bir Kız Kulesi bir Boğaziçi Köprüsü ve daha sayamayacağım saysam da sayfalarımın yetmeyeceği sabit simgeler, bir de Martı bir de Kedi bir de Karga gibi İstanbul'un gerçek sahipleri gibi.
Gerçi ben Marmaray işlemeğe başladığından beridir adam gibi Vapora bindiğim de yoktu ama son birkaç zamandan beridir yolum vaporsuz geçmez oldu.


Vaporu pek tercih etmememin sebeplerinden en önemlisi biniş ücretinin Dört Türk Lirasıcık olması, yani norminâl bir otobüse binmenin ücreti olan Üç Türk Lirası Elli Türk Kuruşundan fazla olması.
Belediye sanırım biraz paraya sıkışmış ki vapor ücretini otobüsten pahalıya uydurmuş.


Ben biliyorsunuz sıkutır adlı âleti sevmedim bir türlü, üstelik kullanılmasına da karşıyım.
Uzun zamandan beridir Martı adlı bir sıkutır firması vardı, yanına Hoop gibi Tazı gibi Binbin gibi Kedi gibi Scooby gibi ama bu saydıklarımla sınırlı olmayan firmalar işin içine girdi.
Bu yazımın başlık konusu hepimizin kuş olarak bildiği Martı asla ama asla sıkutır firması olarak anılmayacaktır.
İstanbul vaporsuz olmaz, vaporlar da Martısız olmaz.


Ben de uzun zaman sonra bindiğim eski adı Caddebostan yeni adı Fuat Sezgin olan vaporumuza bindiğimde yol boyunca bana eşlik eden Martıların resm-i şerifini çekmemezlik edemezdim tabi.
Hani eski bir İstanbul türküsünde de yazar:
Gemi gelir yanaşır içi dolu çamaşır
İstanbul'un kızları Recep diye ağlaşır
Deniz havası birçok hastalığa iyi gelir, siz de fırsatını bulursanız Vapora binmemezlik etmeyin.

09 Mart 2021

Kadınlar Günü'nün Ardından

Atalarımız eskiye rağbet olduğu zamanlar bit pazarına nur yağacağını söylemiş.
Bugün günlerden Salı, biliyorsunuz sallanır, sallansa iyi de sallanmakla sorular cevap bulamıyor.
Dün hepiniz okudunuz ki Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü idrak ettik cümleten.
Ama bağzı şeyhler çok çabuk değişiyor ve değişen bir günlük beylik bir anda Üçyüzaltmışdört günlük köleliğe dönüşüyor.


Hayatın devam ettiği ve ölenle ölünmeyeceği gerçeği her seferinde bir Osmanlı İmparatorluğu Tokadı gibi suratlarımıza çarpar ama bir işbu sille-i hayatiyeyi midemizde sindirmeği bir türlü beceremeyiz ki her seferinde işbu tokadı yeniden ahz-u kabz eylemek arzusunu içimizde hissederiz.


Şöyle akşam eve geldiğimizde güzel bir dinlendirici kahveye hiç kimse hayır diyemez, gerçi hayırda her zaman hayır vardır ve evette şer vardır ama bazı konularda bazen evet de bir işe yarayacaktır.
Yeter ki kahvecibaşımızın gönlünü hoş tutalım.
Hele bir de eğer küresel kapitâlist güçlerin oyunlarına gelip Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü çiçek böcekle kutlamağa kalkışmışsak ve dünü bir beylik gibi yaşamışsak vay bizim hâlimize.


Hele cebimizdeki son parayla birkaç saat sonra solacak ve hiçbir işe yaramayacak bir adet gül almışsak ve bu gülle kadın arkadaşımızın gününü kutluyorsak gerçekten küresel kapitâlistlerin oyunlarına gelmişiz demektir.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor, geçen her gün hoş veya nahoş birer anı olarak yaşantılarımıza kazınıyor, siz iyisi mi geçen her anın tadını çıkartmağa bakın çünkü mezarda toprağın altında yatacaksınız ve hiçbir sur'ette kımıldayamayacaksınız, hâttâ vücudunuz bile çürüyerek toprak olacak.


Çok kasvetli bir yazı olduğunun farkında ben, gelin dağıtalım ve Martılarla birlikte gökyüzüne kanat çırpalım.

08 Mart 2021

Dünya Emekçi Kadınlar Günü

 Binyıllardan beri yaşadığımız Dünya ne yazık ki kapitâlist bir küresel gücün altında ezilmekte son ikiyüz yıla yakın zamandır. Gerçi dünya üzerinde kapitâlistlerin egemen olmağı başaramadığı toplumlar henüz var da olsalar sayıları ancak bir elin parmakları kadar azlar.
Ancak ben bu sefer komünistlik veya kapitâlistlik hakkında değil, Dünya Emekçi Kadınlar Günü hakkında yazacağım.
Bugün günlerden Sekiz Mart yıllardan da İkibinyirmibir.
Bundan tam olarak Yüzaltmışdört yıl önce, daha açıklayıcı olsun istiyorsanız Binsekizyüzelliyedi Yılında vukua avdet eden bir hareketin yıldönümü.


O dönemlerde İngiltere'nin başını çektiği ve diğer Evropa devletlerini ve de kendi soyunun devamı olan Amerika'yı da arkasına aldığı bir Sanayi Devrimi zamanlarıydı. Amerika'yı bilirsiniz canım, İngiltere ile İsrail'in maşası ve kuklası, küresel güçlerin toplandıkları yer.
Sanayi devriminde dünyanın hemen hemen her yerinde gerek fabrikaların gerekse madenciliğin günümüz şekillerine girmesi için başta sömürgecilik ve köleliğin kullanıldığı dönemlerdi, öyle ki küresel sermaye gücü insanları köleler gibi üçotuz paraya hem de uzun ve bitmeyen saatler boyunca çalıştırıyordu. Gerçi günümüzde de pek farklı değil ya neyse.
Derken bu zorbalığa ve köleliğe baş kaldıran yaklaşık Kırkbin dokuma işçisi daha iyi ve daha insancıl bir çalışma şartları istemek için hem de Amerika'nın en büyük ve en doymaz şehri Nevyork'ta greve gittiler.
Ancak her zaman küresel sermaye gücünün emrinde olan aynasızlar önce fabrikadaki işçilere saldırdılar, sonra da kapılarını kilitlediler.
Daha sonra faili meçhûl ama tahmin edilebilecek bir yangın çıktı fabrikada.
Bu yangında içeride bulunan Yüzyirmidokuz kadın işçi aynasızların fabrika önüne kurduğu engeli geçemeyerek mâlesef şehitlik mertebesine yükseldiler.
Rahmetlilerin cenazelerine o zamanlar en az onbin kişinin katıldığını günümüz basını yazmakta, Allah hepsine rahmet eylesin.


Aradan yıllar geçti, Dünya Emekçi Kadınlar Günü resmi olarak ilk kez Bindokuzyüzon Yılında Kopenhag'da düzenlenmekte olan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı zamanında Alman Sosyal Demokrat Partisi genel başkanı Clara Zetkin'in önermesi ve önerinin oy çokluğuyla kabûl edilmesiyle kutlanmağa başlandı.
Gel zaman git zaman adı batasıca küresel güçlerin hiç doymayan silâhı kapitâlizim çeşitli oyunlar oynayarak ve cinsiyet ayırımı yapması sayesinde günümüzde amacından iyice uzaklaşarak çiçek böcek günü hâline gelmiştir. Hâttâ bizim bir zamanlar dize getirdiğimiz Birleşmiş Milletler bile Onaltı Aralık Bindokuzyüzyetmişyedi günü aldığı kararla küresel güçlerin işçileri sömürerek ve köleleştirerek zenginleşmesine ve emekçi kadınların burjuvaziye karşı olan simgesi olan Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü adını kaldırarak sadece Sekiz Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.


Dünyayı bir tarafa bırakarak bizim Güzel Ülke Türkiye Cümhûriyeti'ne yani memleketimize avdet eylelim.
Bizler bu kutlu günü ilk kez Bindokuzyüzyirmibir Yılında kutlamışız. Buna mukâbil Atamız Türk Kadınına dünyanın birçok köşesinden çok daha önceleri seçme ve seçilme hakkı vererek kadınlarımızı hak ettikleri yerlere taşıdığını biliyoruz, hâttâ Kurtuluş Savaşı zamanı askerlerimizin arasında kadınlarımız da vardı.


Atamızın aralarına katılmamız için bazı ön şartlar öne sürdüğü ve ilginçtir ki kabûl de edilen Birleşmiş Milletler Cemiyeti Bindokuzyüzyetmişbeş Yılında "Kadın On Yılı" ilân etti.
Böylece aynı yıl Türkiye'de de "Kadın Yılı Kongresi" gerçekleştirildi.
Resmi olarak kutlanmağa başlamasında yine aynı yıl kurulan İlerici Kadınlar Derneği'nin payı büyüktü, derneğin sayesinde kutlamalar sokaklara da taşındı.
Derken araya Kenan Evren'in yaptığı meşhur Oniki Eylül Darbesi girdi, darbe döneminde dört yıl boyunca hiçbir kutlama yapılamıyordu.
Darbenin karanlık günleri aşılmağa başlandığı Bindokuzyzseksendört Yılından itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmağa devam edilmektedir. Bu yeni dönemin temel farkı eskiden sadece sosyalist kesimin sahiplendiği bu günün artık hemen tüm kadın kuruluşlarının yanı sıra adeta resmi bayram gibi devlet yetkilileri ve kurumları tarafından da kutlanmağa, hatta küresel güçlerin kölesi olan bazı şirketlerin de reklâm ve pazarlama faaliyetleri ile buna katılmaya başlamasıdır. Öte yandan günümüz Türkiye'sinde Sekiz Mart'ı Komintern'in Bindokuzyüzyirmili yıllardaki sınıfa karşı sınıf siyasetinin bir yansıması olarak adlandırıldığı şekilde "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlayanlar da olduğu görülmektedir.


İkibinüç yılında yurt çapındaki çeşitli Dünya Kadınlar Günü kutlamaları arasında Taksim'de başlayan ve her yıl Sekiz Mart'ta tekrarlanan Feminist Gece Yürüyüşü sonraki yıllarda başka şehirlerde de yapılmağa başlandı.
İkibinondört yılında İstanbul Valiliği tarafından Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi'nin yürüyüş ve miting yapılabilecek yerler listesinden çıkarılmasından sonra Sekiz Mart günü İstiklal Caddesi'nde Feminist Gece Yürüyüşü yapılmağa birkaç yıl devam edildiyse de İkibinondokuz yılında polis İstiklâl Caddesi'nde toplanan binlerce kişinin yürüyüş yapmasını engelledi. Önceki yıllarda olduğu gibi yürüyüş yapmakta ısrar eden kalabalık göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiler kullanılarak dağıtıldı.


İmdı birçoklarınız kadınların çiçek melek falan olduğunu söyleyecekler, oysa bilmez misiniz ki dünyanın yarısı kadınlardır geri kalan yarısını da kadınlar meydana getirir?
Bir de kadın erkek eşit dersiniz ama kadınlar yaradılışta daha üstündür çünkü hâmile kalarak çocuk dünyaya getirirler.
Evet kadın ve erkek hak ve hürriyet konusunda eşittirler ama yaradılış kurallarında eşit değildirler.
Atamızın söylediği bir lâfta da olduğu gibi:
Erkek her şey olabilir, ama anne olamaz.
Bizler yine de küresel kapitâlist güçlerin oyunlarına gelmeyip emekçiliği savunalım ve Yüzaltmışdört yıl önce işçilerimizin ve kadınlarımızın hakları için şehitlik mertebesine erişenlere rahmet okuyarak bugünü idrak etmeğe çalışalım.
Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.