Bu Blogda Ara

Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2021

Martı Bağlama

Başlığa bakıp da bildiğimiz kuş olan Martı'dan bahsedeceğimi sanmaktaysanız çok büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu hatırlatarak yazıma başlamak isyiuor ben.
Akşam akşam Cadde-i Bağdad'ın arka tarafında kalan Bilim Sokak burası, ki sokağın ism-i şerifi de biraz mânidar.
Mâlum-u âliniz Bilim Sokak, yani bilgililerin gelip geçmesi gereken bir yol.
Ancak buradaki temaşa ettiğimiz bir manzara hiç de bilimsel değil.


Sokak lâmbasının direğinde de yazdığına göre sıkutır bağlanmaması buyurulmasına rağmen inadına sıkutırı bağlamış bir züppe.
Oldum olası Cadde-i Bağdad'ın zengin züppelerinden hiçbiri adam olamamıştır, hele de Bilim Sokak gibi bilimin olması gereken bir semtte.
Hani ben imdı bunu yapana "Öküz" diyeceğim ama Öküz'ün günâhını almaktan çekiniyorum, çünkü siz de biliyorsunuz Öküz bizlere bir avuç saman karşılığında etini derisini ve İnek olanları da Öküze ek olarak sütlerini bağışlıyor bizlere.
Zaten gerçek Öküz böyle şey yapmaz.

23 Mart 2021

Sağlıklı Olmanın Öğüdü

Son bir yıldan beridir bu Rotschild denilen bir pisliğin ortaya çıkarttığı korona morona bakara makara adındaki bir virüsle savaşmaktayız, her ne oluyorsa oluyor ve çaresi su ve sabun olan ve tüm dünyadaki ağırlığı sadece ve sadece bir gram kadar ağırlığı olan virüs bir türlü temizlenemiyor.
Öncelikle bu virüsten korunmak için maske adlı bir sektör oluşturdular, herkese de parayla sattılar. Maske takmayınca da yüksek yüksek cezaları yazdılar.
Maske sayesinde biriki yıl sonra karbondioksit soludukları için hasta olacak milyonlarca insan şimdiden hazır, gelsin cukka paralar.
Mâlum-u âliniz dünyayı yöneten o onüç aile yasanın böyle işlemesini istiyor, işin tuhafı Allah-u Te'âlâ da onlara istediklerini veriyor.
Bir zaman sonra aşı diye bir şey çıkartacaklar ve insanları aşılayacaklar, aşılananların bir kısmı da aşının yol açtığı yan etkiler sayesinde öbür dünyaya yolculuğa çıkmak zorunda kalacaklar.
Ama bir zaman daha sonra bu aşının da hiçbir faydasının olmadığı da ortaya çıkacak, zaten aşağıdaki gelişmeleri şöyle bir tartarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Sizler için bazı belgeler derledim bu yazımda onlardan bahsedeceğim.


Bir zamanlar sigara içmek sağlık demekti çünkü sigara üreten firmalarla ilaç üreten firmaların patronları aynıydı. Sonra zararları kanıtlanınca ve milyonlar bu illet yüzünden süründükten ve öldükten sonra son günlerin kampanyaları başladı.
Uyuşturucu olarak bildiğimiz Eroin ilk çıktığında ilaçtı ve eczahanelerde satılıyordu.
Margarini de sağlık olarak bilirdik. Yıllarca reklâmlarda yer aldı.
Sonra bir gün öğrendik ki kötüledikleri ve tu kaka ettikleri terayağı sağlık margarin hastalıkmış.
Süte sağlık kaynağı dediler Pastörize ettiler, sütün sağlık olmasının sebebi olan faydalı mikropları öldürdükten sonra çocuklarımıza içirdiler. Bir gün diyecekler bunlar da zararlıymış.
Tuz yemeyin diyorlar, Tuz tansiyonu artırır diyorlar. İnsanlar minerâlsiz kalınca kendilerini hâlsiz hissedince ilâç satıyorlar çünkü. Yakın zamanda tuzun tansiyonla alakası yokmuş diyecekler.
Kâlorisiz yiyecek reklamı yapıyorlar. Şekeri çıkarınca sağlıklı oluyormuş.
Şekeri çıkarıp ne koyuyorlar peki? Kanserojen etkisi kanıtlanmış şekerden onlarca yüzlerce kat tatlı olan pankreası daha çok yoran muhtemelen şeker hastalığına yol açan endüstriyel tatlandırıcıları koyuyorlar. Kâlorisiz ama kanser eden yiyecekler.
Zamanında kadınlara menapoz geciksin diye hormon replasman ilâçlarını sattılar. Milyonlarca kadın kullandı bunu. Sonra "Pardon bu kanser yapıyormuş" deyip işin içinden çıktılar.
Talidomid verdiler gebelerin içi bulanmasın diye ama bebekler kolsuz bacaksız doğunca yine pişkince sırıttılar.
Bilim yavaş yavaş gelişiyormuş. Bu uğurda yapılan gayretler de kutsalmış. Cennetleri dünya olduğu için ceplerini doldurdukları paralar da ödülleri oluyor. Ölen ve sakat kalan milyonlarca vatandaş da bilim gazileri ve şehitleri.


Unutmayın ki biri size bilim diyorsa oradan kaçacaksınız. Bakmayın onların kafalarının karışık olduğuna, bal gibi biliyorlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu.
Ama size biraz daha zehir satıp bir de güzelcenem ilâçlamak, cehenneme gidene kadar biraz daha ilâhlık taslamak dertleri.
Bizim bildiğimiz "İlim" bilim diye uyduruk bir tanrıya dönüştükten sonra oldu ne olduysa hiçbir şeye yaratmayan ve insanlara hiçbir yararı dokunmayan bir şeyi ilâh edindi insanlar.
Bilim insanı olunca da bu koca çarkları olan sömürü sisteminin sözcüsü oldular.
Siz siz olun ne sağlıkta ne dinde ne eğitimde ne de gıdada hangi sektör olursa olsun aklınızı kâpitâlizmin sözcülerinden olan Rotschild ibnesine kiraya vermeyin. Karşılığı dünyada da ahirette de perişanlık olur vesselam.

27 Eylül 2019

Az Uyuyan Şişmanlıyor

İnsanoğlunun günlük çekmesi gereken uyku süresi en az sekiz saattir. Yani günde sekiz saat uyumayan veya uyuyamayan bir insan belki gençliğinde uykusuzluğun yan etkilerini hissetmeyebilir ama ilerideki dönemlerde oldukça zorlanacaktır.
Bu gerçeği hepimiz biliyoruz değil mi? Evet biliyoruz, ben de söyledim, hem de kaç sefer. Araştırın Blogumu bulun, ben buradan bağlantı verecek değilim bu kez.


Ancak bu sefer İsveçli bazı bilim adamlarının boş oturmamak için yapmış oldukları bir araştırmada haftada dört gece az uyuyan bir insanın yakalanabileceği hastalıklar arasında kamuoyunda obezite olarak mâlum olan şişkoluk da eklendiği gözlerden kaçmadı.
Araştırmanın ayrıntılarına göre kâlori bakımından zengin gıdalarla beslenerek haftanın en az dört gecesi beşer saatten fazla uyumalarına izin verilmeyen katılımcıların şişmanlamaya daha yatkın oldukları anlaşıldı.
Aslında araştırmalara kalmadan atalarımızın sözlerine kulak ve göz versek ve de beyin yorsak daha akıllıca bir hayat yaşayabiliriz.

09 Nisan 2013

Ne Kadar Aşıksan O Kadar Şişmansın

Bu yazımdaki konuyu metinlendirmeden önce bilmenizi istediğim yüz puanlık iki tane uzman sorusunu sormak zorundayım:
Hakikaten aşk insanı şişmanlatır mı, yoksa zayıflatır mı?
Yoksa şişmanlamamak için evliliklerimizde mutlu olmamaya mı çalışalım?


Zaten aslında evlendikten sonra ister istemez mecburen şişmanlıyoruz. Çünkü evlenmiş olan bütün arkadaşlarım günümüzde bekârlık günlerine nazaran gittikçe daha fazla şişiyorlar.
Bu sorunun cevabını almak için ta Amerika Birleşik Devletlerine kadar gitmeye gerek olmasa dahi bu konudaki resmi araştırma sonucu Amerika Birleşik Devletlerinden geldi bu sabah gazeteden önüme.


Çünkü evliliklerinde mutluluğu yakalamayı başarabilen çiftler başka birilerini bulmaya daha az motive oldukları için kendilerine özen göstermekten vaz geçiveriyorlar ve bu yüzden gerekli gereksiz şişmanlayıp kilo alıveriyorlar.


Bu sonucu açıkladığıma göre aklıma başka bir yüzon puanlık bir uzman sorusu geldi:
Zayıflamak için mutlu giden evliliklerimizi sonlandırıp boşanalım mı?