Bu Blogda Ara

Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2025

Yağmurun Yağmur Hâli

 Eski şarkılarda Şehr-İstanbul'un havasına güvenilemeyeceğine dair bir beyit mevcuttu.
Bugün bir kez daha Yağmur boşanma davası açtı, Bardakla olan evliliği her türlü sallantılar altında ve üstünde.


Resm-i şerifimizde de temaşa ettiğimiz üzere Çağdaş Tramvay bile Yağmur'un etkileşimi altında ilerleyebilmekte zorluk çekiyor.
İki saatçik önce gömlekle çıkmaktan kaçınmadığımız sokaklara imdı ve bundan sonraki Zemheri-i Şerif Ayı boyunca kazak palto ile çıkabileceğiz.
Tabi havamıza Rüzgâr eşlik etmezse Şemsiye de şart, çünkü Yağmur altında ıslanmak hastalık getirebilir.

23 Eylül 2024

Bozuk Mod

 Sonbahar hayatımıza geldi biraz önce, hava tam bir hastalık havası. Ne serin ne de sıçak, sadece gündüz güzel akşam serin, sabah da buzlu.
Havanın vaziyeti de artıkım serinlemeğe başladı, Güneş'in mesaisinin erken sonlandığını ve Homuna her gün birer ikişer dakika erken gitmeğe başladığını zaten gözlerimiz görüyor ve Diyanet Holdink'in takvimlerinde de açıkça belli olduğu göz önünde bulundurulmalı.


Esasında yapılacak en iyi şey Mélisà Çayı gummilenmek ama her yerde Bitki Çayı bulunmuyor.
Varsa yoksa Çaykur Rize Çayı veya Lipton Demlik Poşeti gibi içecek sıcak şeyler.
Tabi buna karşılık bir yerde de Çay bulunmuyor, orası da Kahve Dünyası ki ism-i şerifine göre Kahve ve Çikolata üzerine uzmanlaşması son derece norminâl bir olgu.

31 Temmuz 2023

Çeşme Zamanı

 Birileri bazen güzel hayâllere inanır, verilen ümitlere inanır, söylenen sözlere inanır, ama bilmezler ki verilen sözlerin hiçbiri tutulmayacak, verilen ümitlerin hepsi birer birer kırılacak, kurulan hayâller birer birer yıkılacak. Sonunda kurbanımız şizofreni hastalıklarıyla amansız bir savaşa girecek ve savaşı kazanabilme şansı çok az olacak.


Her şeyden daha çok bir şey varsa ateş ve barut arsla bir arada bulunamazlar, ateşin herhangi bir zamanda herhangi bir şekilde barutu patlatacağı tutar.
Patlattığı zaman da sonuçlarının neler olabileceği konusu bugüne kadar çok çeşitli şekillerde yaşanmış olmak vardır.


Kaldı ki birilerinin ellerindeki sözüm ona akıllı telefonlarıyla iş pişirecek diye bir karşı cinsin duygularıyla oynamağa hakkı bulunmamaktadır.

04 Nisan 2021

Korona Sayesinde Bilinçleniyoruz

 Madem kocaman şirket işleri bir yemek masasına ve bir dizüstü bilgisayara hâttâ bir cep telefonuna bile sığabiliyormuşsa neden dikmişiz onca plazayı?
Bir eşofman ve bir terlikle de geçebiliyorken hayat, gardıroplara ve giyinme odalarına ne gerek varmış?
İş toplantıları video konferansla, alışverişler sanal marketlerle, eğitim ise uzaktan yapılabiliyormuş da neden işe okula alışverişe yetişmek için onca trafik çilesini çekmişiz, niye tonla egzoz dumanını yutmuşuz?


Otomobilsiz de yaşanabilirken o kadar parayı neden garajlara kaldırımlara yığmış, yakıta vergiye bakıma onca masraf etmiş, trafik kazalarına savaşlardan daha çok kurban vermişiz?
Madem hayat bir göz odaya sığıyormuş da neden dünyayı talan etmişiz?
Madem "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"ymiş de neden hırslarımızın emrinde birbirimizin boğazına çökmüşüz?


Meğer sırtımızda atılacak ne çok safra taşırmışız da haberimiz yokmuş.
İçinden araba geçecek kadar büyük petrol borularına değil, bir makinenin hava pompaladığı küçücük plastik boruya muhtaçmışız oysa.
Meğer nefsimizin uğruna nefesimizden vazgeçermişiz.

22 Mart 2021

Dünya Su Günü

Su hayatın kaynağıdır.
Bize ta ilkokulda öğretildiği şekilde iki adet Hidrojen ve bir adet Oksijen atomunun birleşiminden oluşan, İngilizce'de "Water" Fransızca'da "Eau" İspanyolca'da "Agua" Almanca'da "Wasser" İtalyanca'da "Aqua" Ermanice'de "Չուր" (Okunuşu : Çur) olarak adlandırılan, varlığı mevcut olmasa bizlerin de hayatta var olamayacağımız kutsal madde.


Allah-u Te'âlâ tarafından bahşedilmiş işbu su adlı madde hepimizin bildiği gibi sınırsız değildir.
Üstelik dünyamız da oldukça kirli bir yer olduğu için sadece içmede değil temizlikte de kullanılmaktadır.
Ancak bizler ne kadar temizlersek temizleyelim dünyanın pisliği kolay kolay bitmez, örnek isterseniz son bir yıldan beridir başımızda olan korona morona virüsünü daha temizleyemedik.
Oysa korona morona bakara makaranın çözümü oldukça basit ve fasit, maske falan değil sadece su ve sabun.
Sabunun üretiminde de su kullanıldığı için süper ekıstıra bir temizlik maddesi çıkıyor ortaya.


Tabi suyu kirletmemek de yine insanın kendi elinde olan bir şey, eğer bu kadar su temizlenmeğe yetmiyorsa insanoğlunun bizzat kendisi pislik yapıyor demektir.
Yani sizin anlayacağınız bizim şu andaki yaşadıklarımız bizlere müstahak kılındı.
İmdı sizlere bir raporun resm-i şerifini yayınlayacak ben.


Demek ki neymiş?
Öncelikle mevcut suyu temizlememiz gerekmekteymiş. Nasıl temizleneceğini de sanırım ilkokulda öğrendik, burada önce kaynatarak sonra da soğutarak suyun mikroplardan arındırılabileceğini size tekrardan öğretmeme gerek olmadığını düşünüyorum.


Her damlası değerlidir her damlasında hayat vardır. Suyu tasarruflu kullanmak ve su kaynaklarını korumak hepimizin görevi. Su yaşamdır ve artık azdır. Salgınla susuz mücadele edemeyiz. Boşa akıtma, konfora harcama. Sürdürülebilir bir gelecek için suyun değerini biliyoruz. Su varsa hayat var. Geleceğimiz için su kaynaklarımızı koruyalım. Su dünyanın her noktasında yaşamı ifade eden bir değerdir. Su kaynaklarımızı ve geleceğimizi koruyoruz. Yaşamın kaynağında ve her anında su var. Dünyamızın geleceği için ise suyu idareli temiz ve verimli kullanmalıyız.
Küresel su sorununa karşı su kaynaklarımızın iyi yönetimini ve sürdürülebilirliğini sağlamak en öncelikli görevimiz. Gelecekte oluşabilecek risklere karşı bugünden önlemimizi alalım, suyumuzu verimli kullanalım.


Bu kadar öğüt ve nasihâttan sonra gelelim bu kutlu günün tarihine:
İlk kez Bindokuzyüzdoksaniki'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen "Dünya Su Günü" gerek Birleşmiş Milletler üyelerinin gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.
Bindokuzyüzdoksanüç yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Yirmiiki Mart tarihini "Dünya Su Günü" olarak ilan etti. Dünya Su Günü artan su krizini sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir olgu olduğunu vurgular.
Kısacası Dünya Su Günü Kutlu Mutlu Olsun!

29 Ocak 2021

Kurtuluş Caddesi Çöpleri

 Hayatta en uyuz olduğum şeylerden birisi sokağa caddeye çöp atılmasıdır.
Bu akşam sizlere pek gitmek aklıma gelmeyen bir mahâllemizi tanıtmak istiyorum.
İçiçe bitişik nizam yapılaşmanın en önemli bölgelerinden biri olan Kurtuluş ile Feriköy arasındaki uzun mu uzun Kurtuluş Caddesi burası.
İstanbul'un ortasında mevcut bulunan Şişli İlçemizin kendine göre güzel ve sevimli özellikleri olan şirin mi şirin bir yer.


Ancak benim bu yazımdaki konu pek hoşlanılacak bir şey sayılmamakta.
Efenim günlerimizin saatleri akşam zamanı oldu muydu işbu güzide caddemizin sakinleri çöplerini caddeye boşaltmaktalar.


Hani şu son iki aylık zamanlarda hafta sonları evlerimizde hapis hayatı yaşamamıza sebep olan dünyanın gündemindeki Korona Morona Bakara Makara adlı bir virüsü bile üretir bu tarz hareketler.


Yıllar önce "Güler Yüzlü Temiz Şişli" diye slogan atan ve Şişli İlçesinin her tarafında bu yazıyı her defasında yazan koskocaman Şişli Belediyesi ilçesinin göbeğindeki bu çöp sorununu görmüyor mu?


Bu yazıda gördüğünüz resimlerin tamamı gerçektir, canlı olarak sahadan çekilmiştir.
İkibinyrmibir gibi bir yılda Şişli gibi bir ilçede böyle çağdışı ve pislik görüntüler kusura bakmayın yakışmıyor.


Hani dokuz aydan beridir bas bas bağırılıyorsa ki Maske Mesafe Temizlik diye, ama bakıyorum da işbu çevrede hiç kimsenin umurunda değil.
Çünkü temizlik olmayan yerde virüs de bulaşır hastalık da.
Zaten bu koronavirüs dedikleri şey insan yapısı, böyle pis yerlerde daha kolay bulaşır.


İşin güzel tarafı çöp sorunu sadece Kurtuluş Caddesinde yok, Cümhûriyet Caddesi'nde de var.
Burası ise Harbiye durağı, neredeyse birçok İett Otobüsü hattına baş durak olan ve birçok İett Hattı'nın da transit durak vazifesi gören bir durak.
İşte vahameti görüyorsunuz sevgili okuyucular, koskoca Şişli İlçesinde akşam vakitleri böyle görüntüler elde ediliyor.
Biz bu korona morona bakara makaradan ne zaman kurtulur da özgürlüğümüze kavuşuruz acaba?
Ben söyleyeyim: HİÇBİR ZAMAN.
Neden? Çünkü biz Şişli gibi temiz olması gereken ilçeyi bile pis vaziyete sokabiliyoruz.

04 Ekim 2019

Şifayı Kapmak

Eskiden beridir nevazil yani bugünkü lisanımızla grip olan kişiler için şifayı kapmış olduğu söylenir.
Oysa nevazil olanlar kendilerini hasta ve hâlsiz hissederler. Bu yüzden neden şifa kaptıklarını merak ederler.
Bizler de bu sefer sizlerin seslerini işiterek boş durmadık ve küçük bir araştırma yaptık, bulduğumuz verileri sizlere aktarmak istiyor ben.
Efenim bulduğum bulgulara göre grip bir hastalık değildir. Vücudumuzun ana organ-ı şerifleri yani kâlp ve beyini tehdit edecek kadar bakterilerle dolması sonucu kendini temizlemek için sahip olduğumuz gücü içeriye çekerek bedenimizi temizlemesidir.


Hâlsizlik yaparak vücudun hareket için ayırdığı gücü toksin yakmak için kullanır.
İştahlarımızı keserek sindirim organlarındaki kireçlenmeleri iltihaplanmaları iç zar ve kaslardaki bakım ve onarımları sağlar.
Öksürük ve tükürük salgılatarak beyini ve tüm üst solunum yollarını temizler.
İshâl yaparak beyinlerimizden aşağıya doğru inen tüm bakterileri boşaltım yoluyla vücuttan atar ve bu esnada bağırsaklar da onarılır.


Nevazilken bolca istirahat ediniz. Bol su meyve suyu limon suyu zencefil suyu içiniz. Portakal mandalin limon ve kan portakalı yummileniniz. Bolca sarmısak yutup terlemeye çalışınız.
Daha olmadı battaniye yorgan gibi kalın örtülerin altında yatınız, yine olmadıysa sıcak su torbasıyla kendinizi güzelce bir ısıtınız.
Tabi bu arada stresten yorgunluktan ve çalışmaktan da kaçınınız, iş bekleyebilir.
İkinci paragrafta da okunduğu üzere nevazil şifadır, işte eskiler bunları bildikleri için şifayı kaptığımızı söylerler.

02 Ekim 2019

Denize Yakın Oturmak Depresyonu Engelliyor

Denizden babası çıksa yenmesi gerektiğini atalarımız söylemiştir. Birçok hastalığın tedavisi deniz sayesindedir.
Doktorlar eskiden bazı hastalıkların tedavisi için hastalarını deniz kenarına yollarlardı. Ancak gelişen zaman zarfında ilâç lobisi kulis çalışmaları sonrasında bazı ilâçlarını hastalara zerkettirdi bazı yeni yetme paragöz doktorlar tarafından.
Ancak aklın yolunun bir olduğu ve gerçeklerin her zaman ortaya çıkmak gibi bir huyu bulunduğunu biz yazarlar unutmayız ama bazıları unuttular işte.
Yine de biz her araştırma haberinde olduğu gibi çalışkan İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırmadan bahsedelim.


İşbu araştırmaya göre denizden en fazla bir kilometre uzaklıkta yaşayanlar bunalım veya kaygı gibi ruhsal hastalıkların görülme tehlikesi yüzde kırkbir oranında azalıyormuş.
Çünkü denizi daha fazla görmek ruhun dinlenmesini sağlıyormuş, daha temiz hava sağladığı için insanlar daha sağlıklı oluyormuş, üstelik insanlar deniz kıyısında daha fazla sosyâlleşebiliyorlarmış.
İşbu sayılan üç faktörün de doğru olduğunu söylesem ve bütün bunları bizzat yaşadığımı da belirtsem siz buna ne dersiniz?
Kınalıada, Kadıköy, Vaporlar, Boğaziçi, Yürüyüşler, her şeye rağmen İstanbul.
Bazen sizler de Boğaziçi'de bir yürüyüşe çıkın, emin olun zarar görmezsiniz. Ama en az bir saat sürsün.

28 Eylül 2019

Kıskançlık Gözleri Kör Eder

İstanbul'un önemli ileri gelen şahıslarından Kahraman Bey iki günlük iş gezisi Ankara'ya gitmişti.
Ancak ikinci günü dönemedi, gecenin bir yarısı evine telefon etti ve eşine dedi ki:
"Doktorlar beni Anjin ile yatağa yatırdılar, bu gece dönemiyorum."


Karısı kızgınlıkla bağırdı:
"Doktorların gözleri kör olsun. Yattığın karıyı hemen kov ve çabuk evine dön!"

27 Eylül 2019

Az Uyuyan Şişmanlıyor

İnsanoğlunun günlük çekmesi gereken uyku süresi en az sekiz saattir. Yani günde sekiz saat uyumayan veya uyuyamayan bir insan belki gençliğinde uykusuzluğun yan etkilerini hissetmeyebilir ama ilerideki dönemlerde oldukça zorlanacaktır.
Bu gerçeği hepimiz biliyoruz değil mi? Evet biliyoruz, ben de söyledim, hem de kaç sefer. Araştırın Blogumu bulun, ben buradan bağlantı verecek değilim bu kez.


Ancak bu sefer İsveçli bazı bilim adamlarının boş oturmamak için yapmış oldukları bir araştırmada haftada dört gece az uyuyan bir insanın yakalanabileceği hastalıklar arasında kamuoyunda obezite olarak mâlum olan şişkoluk da eklendiği gözlerden kaçmadı.
Araştırmanın ayrıntılarına göre kâlori bakımından zengin gıdalarla beslenerek haftanın en az dört gecesi beşer saatten fazla uyumalarına izin verilmeyen katılımcıların şişmanlamaya daha yatkın oldukları anlaşıldı.
Aslında araştırmalara kalmadan atalarımızın sözlerine kulak ve göz versek ve de beyin yorsak daha akıllıca bir hayat yaşayabiliriz.