Bu Blogda Ara

Meme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2024

Hayatın Zorlu Yolları

Hayat ne yazık ki hiç kimseye eşit davranmıyor ve aynı başarıyı sağlamıyor.
İşbu düşünce kadınlar arasında da geçerli.
Eğer ki Meme küçükse ve kendini satamıyorsa bir kadın yeri geldiğinde bir erkekten bile daha az beğenilebiliyor.
Tabi buna karşılık memesi kocamansa ve sağını solunu açmasını biliyorsa diğeri ne yaparsa yapsın hava cıva olmak var.
 
 
Resm-i şerifimizde de temaşa edilebileceği gibi.
Bir tarafta resim çizme sanatını yalayıp yutmuş ve bir kot bir de tişörtle ve sade bir yassı taban ayakkapla bile olsa gayet usturuplu giyinmiş bir genç kız, diğer tarafta ise kocaman memlerini ortaya çıkartacak derecede belirgin ve göbek kısmını olduğu gibi açık üstelik de yüksek topuklu ayakkabı giyinen ve kendi resmini çekip sanal dünyaya koyan ve resim çizebilme konusunda herhangi bir yeteneği olmayan bir kız.
Siz olsanız hangisini beğenirdiniz?

19 Mart 2021

Çiğ Süt

 İnsanoğlu çiğ süt emmiş, kimse bilmez fendini, her kime iyilik yaptıysan ondan kolla kendini.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler ya çiğliği ondandır. Pişmeden de ölür gider çoğu zaman.


Doğduğumuzda ilk tanıştığımız gıda anne sütüdür ve edindiğimiz ilk bilgilerdir. Hiçbir süzgeçten geçmeden edinilen bu bilgiler biyolojik düzeyden gelir. Anne bile nasıl ürettiğinden haberi olmadan ve kendisine sorulmadan bu maddeyi biyolojik yapısıyla üretir. Bu nedenle çiğ süt emmiş olan insanoğlu içinde bir hayvanın duygularını barındıran muhtemel bir vahşidir.


Dostuma gülümsedim, daha arkamı döndüğümde onu bana gülerken gördüm.
İşte insanın zavallılığı burada başlıyor. Sevmek istiyorsun, güvenmek istiyorsun, bu defa oldu diyorsun, ama her defasında tuhaf bir şekilde başa sarıyorsun. Kısır bir döngü bütün hayatını etkiliyor kapsıyor.
Oysa hayata ve insanlara bu kadar da anlam yüklememek gerekir. Koskoca Nietzsche bile "İnsan düpedüz konuşan hayvandır" dememiş mi? Bizse mükemmelin peşinde koşar dururuz. Sanki kendimiz mükemmelmişiz gibi. Bu hayatta en çok insan ilişkileri yorar insanı. Eğer bu enerjiyi daha faydalı işlere verse insan kim bilir ne başarılara imza atar?


Ama yok olmaz çünkü didişmek bir şekilde gizli bir keyif verir, istemem yan cebime koy misali. Öyle komplike bir yapısı vardır ki insanın çoğu insan özeleştiri yapmadan kendini tanımadan öylece geçer gider bu hayattan. Hep karşıya bakar kendinden bîhaberdir.
Kaçak güreşenler, ikili üçlü oynayanlar, dalkavuklar, sevmediği halde miş gibi yapanlar, eli maşalı olup da masumu oynayanlar, sinsiler, tatlı su kurnazları, saflar, zekiler, aptallar, onların bir suçu yok ki.
Tevellüdü ne olursa olsun insanoğlu çiğ süt emmiştir çünkü.

10 Mart 2021

İnek Öküz Gözüyle

 Akşam vakti aslında bazı konularda helâlleşme isteği işitti ben. Örneğin bizler için etlerini sütlerini derilerini bir avuç saman karşılığında seve seve feda eden Öküzler ve İnekler hakkında onların gözünden dünya konusu karikâtürlerle işlenecek.
Yazıma tam manâsıyla başlamadan önce hatırlatmak istediğim bir konu var ki bir İnsan'a Öküz veya İnek diyerek aslında İnek ve Öküz'e hakaret etmekteyiz ve hakaret etmek kul hakkına girer.
Allah-u Te'âlâ'nın asla ve asla bağışlamayacağı tek günâh kul hakkı yemektir, meğer ki hak sahibi bağışlarsa ancak o zaman bağışlar.
Üstelik kul hakkı konusunda İnekler ve Öküzler de dâhildir, çünkü İnekler ve Öküzler de Allah-u Te'âlâ'nın kuludur.


Her şey aslında Buzağı ve Dana iken Boğaziçi kenarındaki tepelerde otlamağa gittiklerinde başlar, otladıkça Tosun ve İnek ve de Öküz ya da Boğa sınıfına erişirler.


Mâlum-u âliniz Öküzün Trene Bakması gibi bir deyimimiz vardır, aslında Trenler İneklere güzel birer ilhâm kaynağı sağlamıştır.
Ancak bu aralar sadece Yük Trenlerine bakabilirler ve izleyebilirler, çünkü Padişah Efendi Hazretlerimiz Yolcu Trenlerinin işleyebilmesine dair herhangi bir irade buyurmadı.


İnek tayfası da ne yapsın ancak Hızlı Trenlerimizi izleyebiliyor ama Hızlı Trenler de belirli yerlerde çalışıyor, Ankara - İstanbul ve Konya - İstanbul gibi.
Her ne kadar Ankara tarafı Sivas'a ve Konya tarafı Karaman'a uzatılacaksa da henüz hangi gün işlemeğe başlayacağı da muamma.


Aslına bakarsanız bizim büyükbaş hayvanlarımız da aynen bizim gibi yaşantıya sahipler.
Hele bazılarının Facebok'ta sayfaları bile mevcut olduğu aşikâr.


Çimen de yeseler ot da yeseler kitap okumak onların da hakkı, hele de İneklerin, çünkü ne de olsa İnekler kadındır ve kadın da her zaman kendini entel dântel göstermek zorundadır.


Zaman geçtikçe İnek de Öküzünün huylarını öğrenmek niyetini ortaya çıkartır, öyle ki birçok Öküzler kırmızıya karşı siniri tepelerine çıkarken içlerinden bazıları farklı olmak adına maviyi seçebilirler.


Günü gelir Danalar Öküz olmadan önce anneleri tarafından bir İnekle evlendirilmeğe çalışılması da apayrı bir konudur, çünkü bizim Dana aslında bir Buzağı ile çevrede dolaşmağa başlamasından Tavuklar Kediler Köpekler falan dedikodu etmeğe başlamışlardır.


Artık günü gelmiştir, Dana Buzağısına evlenme teklif eder ve evlendiklerinde Dana Öküz, Buzağı da İnekliğe terfi ederler.
Böylece hayatın dikenli yolları onlar için de başlamış olur.


Gel zaman git zaman bizim İnek ve Öküz bir Dana ya da Buzağı dünyaya getirdikleri vakit Öküzlükleri ve İneklikleri daha da bir pekişir.
Örneğin buradaki ağılda İneğimiz yavrusunu biberonla besliyor çünkü çiftliğin sahibi İneğimizi sağarken memelerini oldukça fazla ellemiş.


Derken bizim İnek bir gün "Kim Birmilyon İster"e katılmış ve karşısına ahanda altın soru çıkıvermiş:
Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?
Bu soruyu ben de size soruyorum, doğru cevabı yorumlara ekleyiverin sevgili okuyucularım.

03 Kasım 2014

90-60-90

Moda dünyası şişmanlığı fazlama kabûl etmez.
O yüzden kadınları genelde göğüs doksan, bel altmış, kalça doksan santimetre çevreli olarak saymakta.
İdeal kadın ölçüleri olarak özellikle 1990'dan itibaren sürekli 90 - 60 - 90 olarak yazılmakta.
Gelgelelim gerçekten 90 - 60 - 90 olan kadın var mı dünyada?


Yaygın olan inanca göre dolgun göğüslü, ince belli, çıkık kalçalı kadınlar soba borusu gibi olan kadınlara nazaran daha doğurgan.

İngiltere'de kadınların belleri ile kalçaları arasındaki oran yüzelli yıl öncesine oranla 0.7'den 0.8'e çıkmıştır.
Kadınların bel çevresi 88, erkeklerin de 102 santimetreyi geçmemesi gereklidir.


Eski Yunan Tanrıçalarının heykelleri yapılırken kullanılan ölçüler 90 - 60 - 90 olup güzellik abidesinin koordinatlarıdır.
Kadınlarda ince bel zarafet ve güzelliğin en önemli koşullarından biri olarak kabûl edilir. Hâttâ 90 - 60 - 90 slogan hâline bile gelmiştir.


Tarihte kadınların ince belli görünme çabalarının en yoğun olduğu zamanlar ondokuzuncu yüzyılın ortalarına denk geliyor. O dönemde korse kullanımı her ne kadar yaygın da olsa 60 santim bel kalınlığı idealden uzaktı.


1920'li yıllarda kadınlar belleri ince görünmesi için korse takmaya başlamışlardır. Hâttâ sütyenlerin olmazsa olmaz tamamlayıcılarıdır korseler.
Fakat 1950'lerden sonra moda kavramı ve ideal kadın görüntüsü değişmeğe başladı.
Bu tarihe kadar dolgun göğüs, ince bel, estetik kalça ve ince bacaklar kesinlikle eleştirilir ve hiç yaklaşamazdı bile güzellik sınırlarına.


Günümüzde ise ölçüler 100 - 70 - 105 olarak değiştirildi, çünkü hızlı yemek salonlarının sağladıkları dengesiz beslenme alışkanlıkları insanları şişkolaştırmakta.


Gelgelelim bir önemli konu daha var:
Kadınlarda göğüs büyüklüklerinden daha önemli bir şey varsa o da bel ve kalça orantısıdır.
İstediğin kadar dolgun göğüslerin olsun, eğer düz bir bel ve dar bir kalçan varsa orantısızsın demektir.