Bu Blogda Ara

İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Mayıs Karı Manzaraları

Bizler genel olarak Tepemizin D'amına sadece Mart ayı içinde Kar yağmasınıa alışığız, Mayıs ayında değil.
Ancak havanın dengesi son yıllarca iyicenem şaşırdı ve artıkım ne zaman Kar yağması gerektiğini unuttu.
Bizim güzel ülkemizden Kar manzaraları huzurlarınızda.


Burası her zaman dağlarında çiçekler açan İzmir vilâyeti, yüksek kesimlerinde Kar yağışı oldukça etkili olmuşa benziyor.


Her zaman sıcak iklimiyle bildiğimiz Antalya'nın yüksek kesimlerinde Mayıs karı bir tomofilin ön camından görüntülenmiş.


Burası da genellikle Yeşilin hüküm sürdüğü yeni vilâyetlerimizden olan Karabük, hani Demir Çelik Madeni olan yer.


İnce ince yağan kar Kütahya'da da etkisini göstermiş ve çevreyi iyice bembeyaz yapmış, sanırım birkaç santimetre kadar da kalın bir tabaka kaplatmış.


Bizim başkentimiz de Kar yağışından nasibini aldı, her ne kadar tam başkentimiz sayılmasa dâhi Çamlıdere ilçesi güzel bir Kar manzarası arz etmiş bizlere.
Havaların böyle olması gerçekten ne kadar garip değil mi?
Hani tam Yaz geldi derken başlar bir fırtına, saklanır Güneş Bulutların ardına, şurada birkaç gün kaldı Yazın gelmesine ama Gök gürledi Şimşekler çaktı, ama yağan yağış Yağmur değil Kar oldu.
Bu güzel manzaralarda da Tinki Pinki ve Kukuli de Biz Üç Muz ile birlikte Kartopu oynamağa gittiler.

03 Temmuz 2024

Yürüyen Merdiven Sorunu

Günümüzde çeşitli yerlerde birçok yürüyen merdiven mevcuttur.
Metrolardakinde sol tarafta yürünülür ama nedense mağazalarda ve alışveriş merkezlerindekilerde metroda uygulanan kural nedense ve bilinmeyen nedenlerle uygulanmaz.
Bir de mağazadayken müsahade istendiğinde merdivendekiler tepki gösterirler.


Yürüyen merdivenlerin sol taraflarında durulması ve beklenmesi İstanbul Belediyesinin 1991/36 sayılı sirküsü ile yasaklanmıştır.
Bu yasak çerçevesinde yürüyen merdivenlerin sol taraflarında inilirken de çıkılırken de yürünmesi gerekmekte olup durmak isteyenlerin sağ tarafta durmaları gerekmektedir.

29 Mayıs 2024

Yiğidin "My Moon" Olduğu Yer

 Dünya üzerinde bir şehir düşünün ki o şehirde yaşamakta olan bütün vatandaşların çok büyük bir çoğunluğu başka başka diyarlardan gelmiş olsunlar.
Hani şehrin kendi öz topraklarından ruh-i mücerred gibi fışkırmamış, havasıyla suyuyla ateşiyle yoğurulmamış ve bitkisiyle kavrulmamış olsun.
Kendi vilâyetinde öyle ya da böyle yaşamağa tutunmağa çalışanların umutlarını kaybedebilip gelldikleri büyük şehirde karşılaştıklarından sonra kendi öz torpaklarnda kör topal giden hayatlarını bile sorgulayacak ve mumlarla arayacak hâle geliyorlar.
Burası harman olduğu yiğitlerin maymuna çevirtildiği Şehr-İstanbul yani bir adet büyükşehir olmak vardır.
Anayasamıza göre her vatandaşımız istediği vilâyette yaşayabilir, işini tutabilir, hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürebilir.
Konu ise gidildiği şehirde uyum sağlanmasında.
 

Bunda acaba zamanın idarecilerinin suçu yok mudur?
Bir devletin kalkınması için bütün fabrikaların sadece İstanbul ve çevresindeki yörelerde yerleştirilmesi, en iyi okulların büyük çoğunluğunun İstanbul'da olması, sanatın sinemanın tiyatronun hasının İstanbul'da olması, btün önemli yatırımların da İstanbul'a yapılmış olması gibi sıkıntılar bizleri böyle perişan etmiş vaziyette.
Nüfûsumuz her ne kadar resmi olarak onaltımilyon olduğu iddia edilse bile en az yirmibeşmilyon insan yaşıyor.
Buradakilere de Anadolu'nun çorak topraklarında yiğitlerin harman olduğu yerlerden gelip yerleşenleri medya maymununa dönüştürmek düşüyor.


Bugün günlerden Yirmidokuz Mayıs İkibinyirmidört olmak var, hani Bindörtyüzelliüç yılında Fatih Sultan Mehmet veya Sultan İkinci Mehmet'in Şehr-İstanbul'u topraklarımıza katıp dünyanın sonuna kadar bizim olduğunu ilân edişinin Beşyüzyetmişbirinci yıl dönümü.
Çok merak edyoruz ki acaba Fatih Sultan Mehmet eğer Şehr-İstanbul'un günümüzdeki hâlini tasavvur edebilseydi almak için bu kadar uğraşır mıydı?

31 Temmuz 2023

Çeşme Zamanı

 Birileri bazen güzel hayâllere inanır, verilen ümitlere inanır, söylenen sözlere inanır, ama bilmezler ki verilen sözlerin hiçbiri tutulmayacak, verilen ümitlerin hepsi birer birer kırılacak, kurulan hayâller birer birer yıkılacak. Sonunda kurbanımız şizofreni hastalıklarıyla amansız bir savaşa girecek ve savaşı kazanabilme şansı çok az olacak.


Her şeyden daha çok bir şey varsa ateş ve barut arsla bir arada bulunamazlar, ateşin herhangi bir zamanda herhangi bir şekilde barutu patlatacağı tutar.
Patlattığı zaman da sonuçlarının neler olabileceği konusu bugüne kadar çok çeşitli şekillerde yaşanmış olmak vardır.


Kaldı ki birilerinin ellerindeki sözüm ona akıllı telefonlarıyla iş pişirecek diye bir karşı cinsin duygularıyla oynamağa hakkı bulunmamaktadır.

22 Nisan 2023

Bayram Havası

Bugün bayramın ikinç günü, hava süper ötesi güzel ve Güneşli.
Kısacası oggi il Sole è Giallo, mai non caldo.
Bence tam yazdan borç alınmış bir gün diyeceğim ama zaten yaza giriyoruz birkaç hafta sonra.
Adana'da kar yağması veya Çeşme'de kar olması hiçbir sorun teşkil etmez.


Tabi bayramlarda İstanbul'da ve Ankara'da ve İzmir'de ve bilumum büyükşehirlerimizde belediye otobüslerinin beleş olduğunu biliyoruz.
Tabi bu beleşlikten faydalanan İstanbul'daki ve Ankara'daki ve İzmir'deki vatandaşlarımız hurra hüloğ diyerek taşıtlara hücûm etmişler.
Bizler de Üç Muz olarak gelişmeleri sizlere de sahadan bildireceğiz inşallah.


​Marmaray'da bile bugün aşırı bir kalabalık var, işe gidiş günlerimde bile ben bu kadar kalabalığı hiç görmedim.
Ha akşam çıkışta birkaç sefer böylesi bir kalabalık olduğu görüldü ama işe gidilip gelinen günler beleş değildi.


Gittiğimiz yerde ise her zamanki taşıt bolluğu dikkâtimizi çekmekte, benim anlamadığım millette sipâli yoksa bu kadar taşıtın ne iişi var yollarda?
Hani diyeceğim ki beleş suyla çalışan tomofil mi icat edildi?
(Gerçi bizim Türklerin aklına suyla çalışan otomobil yapmak da gelmemezlik etmez. Adını da essahtan "Tomofil" komalı, hiç olmazsa otomobilden bir farkı olur.)


En son olarak da boşta duran bir adet Hızlı Tren cabası.
Daha önceleri de Erenköy'de sefer saatini beklerken görüntülemiştim, bugün yeniden poz verince hiçbir zorlanma yaşamadan düğmeye bastım yeniden.


Bu kadar kalabalık Şehr-İstanbul için gerçekten fazla, çünkü daracık merdivenler artıkım insnları taşıyabilmeğe yetmiyor.
Bayram tantanası şimdilik böyle olmakta, bakalım yarınki bayram nasıl olacak?


Bir de büyük tesâdüf ki Hakimiyet-i Milliye ve Etfâl ya da günümüz Türkçesiyle de yazayım Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı idrak edebilmeğe çalışacağız.

07 Nisan 2023

Çeşme'de Nisan Karı

Bu yıl çok değişik Doğa olayları vukua avdet eyliyor sevgililer.
İşbu yazımda konu ettiğim görüntüler İzmir'imizin güzel yazlık ilçesi Çeşme'den çekildi.
Bizler her zaman Çeşme'yi tam bir yazlık mekân olarak biliriz, çünkü havası suyu denizi gerçek anlamda yazlıktır.
Yine de içinde bulunduğumuz İkibinyirmiüç yılında üstelik de tepemizin d'amına yağması gereken Mart Karı bize sürprüz yaparak Nisan-ı Şerif Ayında yağdı.


Burasını sanırım herkes yazın denizle bildiği Ilıca Pilâcı olarak bilmekte.
Ancak resm-i şerifim hepimize karlı bir İlkbahar geçirmekte olduğumuzu söylüyor.
Üstelik bir zamanlar bendeniz de ahanda işbu mıntıkadan deniz girmiştim ve çok da güzel zaman geçirmiştim.
İmdı burayı karla kaplı görünce içim bir tuhaf oldu.


Dün gece tepemizin d'amına yağan Nisan Karı görmüş olduğunuz işbu manzara-i nefaseti gözlerimizin önüne kodu.
Demek ki bağzı şeyhler yaşanmalıymış ki görülebilsinlermiş.
Bakalım bu yıl yaz geldiğinde kıştan alacaklaını tahsil edebilecek mi?
Hep birlikte eğer Yukarıdaki ömür verirse göreceğiz.
Sizlere bugün karlı bir Çeşme resimleri paylaştığım tarihe not düşülsün.

18 Temmuz 2021

Vaporlarımızın Sür'ati

 Facebok'ta her ne kadar bazı konuları onaylamasam bile bazen doğru bilgi kullanıldığı zamanlar gerçekten faydalıdır ve bilgilerin paylaşıldıkça çoğalmasını sağlarlar.
Bugüne kadar gerek İstanbul'da gerek İzmir'de gerek Çanakkâle'de gerek Kocaeli'de Şehir Hatları benzeri işletmeler yerel olarak vapor işletmişlerdir, ayrıca vakt-i zamanında vaporlar önemli birer ulaşım araçlarıydılar, gerek yerel gerekse şehirler arası olarak.
İlk görselimizde adı efsahaneleşen Gülcemâl Vaporumuz huzurlarınızda:


Ancak vaporlarımızın hızları bize biraz yabancı olan deniz mili üzerinden sür'atlendirilir, yani hız göstergeleri deniz milini ya da bazılarımızın anladığı şekilde "Knot" olarak kaydedilir.
Vapurlarımızın hızları konusunda küçük bir çevirme cetvelini Facebok'aki gruplarda kalmaması için burada da paylaşmak istedim ki eminim fazla bilgi göz de çıkartmaz:
10x1,852=18.5
11x1,852=20.37
12x1,852=22.2
13x1.852=24
14x1,852=25.92, yani 26 diyebiliriz.
15x1,852=27.78, biraz zorlasa 28
16x1,852=29.63
17x1,852=31.48, biraz gayretle 32
18x1,852=33.3
19x1,852=35.2
20x1,852=37.04
21x1,852=38.89, zorlasa 39
22x1,852=40,7
23x1,852=42.59
24x1,852=44,44
25 deniz mili sür'at yapan deniz taşıtı var mıdır bilmiyorum ama 25 deniz mili sür'at 46.3 kilometre yapar.
Bir Knot ya da Deniz Mili = Bir kilometre sekizyüzelliiki metre, yani 1,852 metredir.
Bu cetvele göre vaporlarımızın ve mopurlarımızın ortalama hızı saatte 25 ilâ 26 kilometre kadardır.


İkinci görsel olarak Halâs Vaporumuzun 2008 yılından kalma görüntüsünü kullandım. Fotoğrafı bendenize aittir, o tarihte İstinye'de görüntülendi.
Konuyu biraz dağıtacağım ama imdı başka bir şey daha geldi aklıma.


Aynı şekilde uçakların da hızları deniz mili üzerinden yazılır, kilometreye çevirmek için deniz mili olan değeri 1.852 ile çarpmak gerekir ki kilometre olarak değerini bulalım.
Resimde görmüş olduğunuz Airbus 380'in azami sür'âti ise 640 deniz mili yani 1.185 kilometredir.
Menzili de 15.000 kilometre kadar olup İstanbul'dan hareket etse Melbourne'ye kadar gidebilir, çünkü iki havalimanı arasındaki kuş uçuşu mesafesi 14.620 kilometredir.

20 Mayıs 2021

Yakamoz

Genellikle yanlış bilinir çünkü Yakamoz Ay ışığının suya ve denize vuran şavkı değildir. Onun adı ayın şavkıdır. Yakamoz aksine Ay olan gecelerde olmaz.
Yakamoz bir canlıdır.
Lâtince ismi "Noctiluca Milliaris" olan bu canlı aynı bir ateşböceğinin denizde yaşayan versiyonudur. Limunisans maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar. Bu canlı bir planktondur, yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır. Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde geceleri bir kayık geçerken veya bir balık sürüsü geçtiğinde bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarını sağlarlar. O yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Balıkçılardan biri buraya oturarak Ay olmayan gecelerde balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi oraya yönlendirirler. O yüzden lüfer avlarken lüks ışığı kullanılır.
Işık balık gelsin diye değil, misinanın değdiği yakamozların çıkardığı ışıktan lüfer korkmasın diyedir.


Esasında Yakamoz (eğer göreniniz varsa bilir) olağanüstü bir şeydir. Yakamoz olduğunda denizde uzun floresan lambalar yanıyormuş gibi olur. Ama bunun için Ayışığı olmaması gerekir. Ayışığı daha baskın olduğu için göremezsiniz. O kadar muhteşemdir ki o anda tüm romantizm biter sanki uzaylılar gelmiş gibi denize yönelirsiniz. Bir de Yakamozlu ve Ay ışıksız gecelerde denize girince pırıl pırıl uzaylı gibi olursunuz.
Ekli resim sözkonusu canlının büyütülmüş bir resm-i şerifidir.
 

24 Ekim 2019

Göller Ekspresi

Devlet Demiryolları zamanında seferlerini sonlandırdığı trenlerini birer birer sefere vermeye devam etmekte. Bu sefer sıra uzun zamandan beri işletmediği Isparta ile İzmir arasındaki Göller Ekspresi'ni yarın akşamdan itibaren sefere verecek.
Bu yazımda bazı kaynaklardan binbir zorlukla ele geçirdiğim trenin sefer programını arz edecek ben.


Tcdd Taşımacılık sağ olsun bu treni MT-15.400 serisi dizel motorlu trenlerle işletecek.
Trenin önemli bir özelliği Denizli'ye girmesi ve Buharkent istasyonunda günlük iki katarın birbiriyle buluşma yapması.
Ayrıca tren şimdilik Gümüşgün'de Burdur'a otobüs aktarması sağlıyor, belki bir gün Burdur'a da girer.
Ayrıca her ne kadar Denizli'de ve Isparta'da havalimanları olsa bile yurt dışına gitmek için en yakın havalimanı İzmir'de olduğu için önemli bir aktarma olanağı da sağlıyor.


İşte bu da yine binbir zorlukla ele geçirdiğimiz ilk günün Isparta'dan seferini yapacak olan MT-15443 filo kodlu katar.
Ben sadece biraz renkleriyle oynadım, böylesi daha güzel oldu.
Sonuç olarak Göller Ekspresi memleketimize hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.

02 Ekim 2019

İzmir'de Yedi Şiddetinde Deprem Uyarısı

Dünyanın canlı bir varlık olduğunu daha önce söylemişti ben.
Aynı yazımda dünyada depremin etkilemediği hiçbir noktanın mevcut olmadığını da.
Şu anlama geliyor bu deyişim: Dünyada her bir noktada tarih boyunca ama büyük ama küçük mutlaka bir deprem olmuştur.
Biz bir depremi belki İstanbul'da bekliyoruz, ama bu deprem bizi İzmir'den vurabilir mi?


Çünkü aynen İstanbul gibi İzmir çevresinde de arazi kırıkları mevcut.
Jeoloji Mühendisleri Odası'nın İzmir Şube Başkanı sayın Alim Murathan bugün basın mensuplarına İzmir ve çevresinde onüç ayrı fay hattının mevcut olduğunu, bunların güncel aktif ve diri olduğunu, önemli bir bölümünün de yerleşim yerlerinden geçtiğini söylemiştir.


İlkokulda Sosyâl Bilgiler, ortaokulda Coğrafya derslerinde işlediğimiz gibi Ege'de dağlar denize dik olarak uzanır, bu dik dağların oluşmasının da sebebi depremlerdir.
Haritayı dikkâtli inceleyen biri Ege Denizi'ndeki Gökçeada ve Bozcaada haricinde hepsi Yunanistan'a bağlı olan adaların nasıl oluştuğunu az çok çözebilir.
Ege Adaları'nın tamamı depremlerde çöken toprağın yerine dolan denizin seviyesinden daha yüksek olan tepeleri sayesinde ada olmuşlardır.


Gelelim olası bir depremde İzmir'deki en fazla etkilenecek yerlere:
Sâhil kesimleri başta olmak üzere Halkapınar tarafları, Konak çevresi, Kordon Boyu, İnciraltı civarları, Kaklıç yöresi en riskli bölgeler.
Geri kalan sâhil ve biraz yukarısı nispeten ikinci derece sayılıyor.
Buca, Balçova, Çiğli daha bir kurtarıyor, geri kalan Menemen Gaziemir gibi kıyıdan uzaklaştıkça daha güvenli olduğu meydana çıkıyor işbu haritadan.
Allah-u Te'âlâ hepimizi böyle felâketlere rağmen câhill cühelâ iş yapandan korusun.

01 Mayıs 2019

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Onsekiz : İlçe-i Çeşme

Sizlerle ara sıra kartpostallarımızla birlikte olacağımı daha önceleri söylemişti ben.
Bu kez Çeşme'ye suyumuzu doldurmaya gidiyoruz. Gerçi Alaçatı'da düzenlenen Ot Festivâli çoktan geride kaldı ama Çeşme her zaman Çeşme'dir.


İlçe-i Çeşme'yi dolaşmaya Çeşme Kal'asından başlayalım, mâlum Otogar'ın kartpostalını bulamadık. Kaldı ki Çeşme Otogarı işbu resm-i şerifin çekildiği yerden görülebilmesinin imkânı namevcuttur.


Yine ilk kartpostalımızın çekildiği yerden ama bu sefer sahil tarafına bakıldığında kocaman bir alan görülmekte.


İlçe-i Çeşme'ye gelen otobüsler sanki bir zamanlar Kal'anın dibinde yolcularını indirirlermiş.


Açıya bakacak olursak sanırım bu resim de Çeşme Kal'asından çekilmiş, netekim diğer resimdeki alan burada görünmekte.


Çeşme'nin arkasında bulunan dağlardan çekilen işbu kartpostalda İlçe-i Çeşme olanca güzelliğiyle bizlere poz vermiş.


Başkaca bir kartpostalda İlçe-i Çeşme yine başrolde. Ne yazık ki ben Çeşmeli olmadığım ve İlçe-i Çeşme'de yaşamadığım cihetle sizlere çok fazla mâlumat veremeyeceğim, ama siz isterseniz bana neresi veya bir yanlışım varsa söylerseniz ben de yazımda gereken düzenlemeleri yapabilirim.


İlçe-i Çeşme bu kez körfezin diğer tarafından limanı poz veriyor, henüz o zamanlar yat limanı yokken.


İşbu resm-i şerifi yine İlçe-i Çeşme kartpostalları arasında buldum ama işbu beyaz binanın neresi olduğunu bulamadım.


Çeşme Kal'asından çekilmiş işbu kartpostal olasılıkla Çeşme Vapor İskelesini bizlere temaşa eyletmekte. Ancak bahsettiğim vapor bizim İstanbul'da veya İzmir'de bildiğimiz küçük Şehir Hattı Vaporu değil tabi.


Yavaş yavaş tepelerden kıyıya iniyoruz, günümüzde sıra sıra teknelerin bağlı olduğu rıhtımda o gün tek bir tekne varmış, o da kartpostala konu olmuş.


İyice kıyıya inip de denizin içine geldiğimizde birkaç adet küçük kayık bağlanmaya başladığını görmekteyiz.


Çeşme memleketimizin önemli bir yat limanıdır, işbu kartpostalda konu olarak Yat Limanı seçilmiş ve dört bir yandan bizlere poz vermiş.


Aynı zamanda İlçe-i Çeşme yelken gibi su sporları konularında da memleketimizin önde gelen mıntıkalarındandır.
Evet ben de İlçe-i Çeşme'de bulundum, ama buranın bu kadar güzel ve cennetten bir köşe olduğunu bilmezdim.


Bu da sizler için Bonus: İlçe-i Çeşme'nin gece görünümü, Çeşme Kal'asında tarafımdan çekilmiştir.
Sizlere de yolunuz İlçe-i Çeşme'ye düştüğünde biraz içini gezmenizi ve sadece denize girmemenizi tavsiye ederim.

19 Mayıs 2018

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Altı

Bir önceki sergimde söz verdiğim yeni kartpostal sergimle karşınızda ben.
Elimde ne yazık ki bugünün anlam ve önemine müsait olacak şekl-i şerifte bir kartpostalım nâmevcud, dolayısıyla elimdekilerle idare edeceğiz.
İnşallah gelecek yıl sizlere Atatürk'ün doksandokuz yıl önce şerait-i zorlarda ayak bastığı Samsun konulu kartpostal bulursam bunları sizlerle paylaşmaktan onör işitecek ben.
İmdı dâvet-i şerifime icâbet eyleyerek sizlerle Anadolu'dan birkaç adet elimde bulunan kartpostallardan paylaşayım.


Biraz önce arz ettiğim cihetle bugünkü sergimize Şile'den başlayalım.
Kartpostalımızda sizlere sunduğum manzara-i şerif Şile İskelesi Şile Kâlesi ve bir zamanlar çevresi.


Burası da Zonguldak Limanı, limandaki iskelede temaşa eylediğimiz vapor ise bir zamanlar İstanbul'da yanaşmadık iskele bırakmayan Büyükada adlı vaporumuz, İstanbul'daki vazifesinden emekli olup da Zonguldak'a gönderilince adı Deniz Gülü olarak değişmiş.


İmdı her ne kadar ebedi başkomutanımızın yolunu takip edemiyorsak dâhi Karadeniz kıyısından devam edince karşımıza Trabzon çıktı.
Trabzon şehir merkezindeki İett olmayan otobüs son durağının kartpostalını huzurlarınıza arz eder ben.


Az gittik uz gittik, günümüzün şartlarını kullanıp Sarı Kuyruk'a bindik, bizi Kayseri vilâyetinin Pınarbaşı kazasına götürdü.


Pınarbaşı'dan sonra bizi Fettan Sarışın Kuyruklumuz bizi sürprüz bir yer olan Eskişehir'e götürdü.
Kartpostalımızın ortasında temaşa eylediğimiz bizim bildiğimiz Porsuk Çayı.
Günümüzde belki çok daha güzel de olsa o zamanlar da fena değilmiş hani.
Köprünün üstünden de Eskişehir'in İett olmayan belediye otobüsü geçmekte.


Eskişehir'den sonra bindiğimiz devletimin o zamanlar elektrikli olmayan treniyle Kötahya'ya geldik.


Kötahya'dan bindiğimiz devletimin başka bir dizelli treni nasıl olduysa bizleri Konya'ya getirmiş bulundu.
Sol üstte yeşil renkli kubbe Mevlâna Celâlettin-i Rumi'nin türbesi, sol altta Konya Tamvayı'nın yolu, sağ üstte büyük meydan, sağ altta da türbenin diğer tarafından bir resim çekilmiş.
Ortada ise Konya'nın meşhur yummisi olan Etli Ekmek var.


Türkiye turumuz henüz bitmedi, sırada Ayvalık var.
Kartpostalımızın bize temaşa ettirdiği mıntıka Ayvalık'ta ve Türkiye Cümhûriyetinde Güneşin en güzel battığı yer olan Şeytan Sofrası huzurlarınızda.
Ne yazık ki henüz Ayvalık Merkez'in kartpostalı elimde yoktu.


Ayvalık'tan sonra imdı sırada Bodrum Kâlesi var temaşa eyleyebileceğimiz.
Günümüzde eğer Bodrum'da deniz kenarında nargiliyemizi kendi toprağımızda tüttürebiliyorsak işbu keyf-i şerifi doksandokuz yıl önce bugün çakılan kıvılcıma borçluyuz.
Huzurlarınızda Bodrum Kâlesinin kartpostalı.


Burası da bugünkü sanal seyahâtimizin son durağı ve Kurtuluş Savaşımızın da son durağı olan ancak bazılarımızın gâvur sıfatını yakıştırmak gibi gaflet ve delâletin içinde olan aslında sarsılmaz kâlemiz ve dağlarında çiçekler açan Güzel İzmir'imiz.
Solda eskiden Atatürk Meydanı olan meydanda Konak Saat Kulesi, sağ üstte Akbanık binası önündeki Atatürk Büstü, sağ altta da bütün ihtişamıyla Kültürpark.


Ve bu da Günün Bonus'u olarak işbu sanal seyahâtimizi kıraat ve temaşa eylememizi sağlayan Fettan Sarışın'ımız ilk sefere başladığı zamanlardaki renk düzeniyle adını bilmediğimiz bir havalimanında beklerken. Günümüzde Sarı Kuyruk'ların tamamı renklerini değiştirdiler, güncel renklerini uçak günlüğü başlıklarımda bulabilirsiniz.