Bu Blogda Ara

Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2026

Mayıs Karı Manzaraları

Bizler genel olarak Tepemizin D'amına sadece Mart ayı içinde Kar yağmasınıa alışığız, Mayıs ayında değil.
Ancak havanın dengesi son yıllarca iyicenem şaşırdı ve artıkım ne zaman Kar yağması gerektiğini unuttu.
Bizim güzel ülkemizden Kar manzaraları huzurlarınızda.


Burası her zaman dağlarında çiçekler açan İzmir vilâyeti, yüksek kesimlerinde Kar yağışı oldukça etkili olmuşa benziyor.


Her zaman sıcak iklimiyle bildiğimiz Antalya'nın yüksek kesimlerinde Mayıs karı bir tomofilin ön camından görüntülenmiş.


Burası da genellikle Yeşilin hüküm sürdüğü yeni vilâyetlerimizden olan Karabük, hani Demir Çelik Madeni olan yer.


İnce ince yağan kar Kütahya'da da etkisini göstermiş ve çevreyi iyice bembeyaz yapmış, sanırım birkaç santimetre kadar da kalın bir tabaka kaplatmış.


Bizim başkentimiz de Kar yağışından nasibini aldı, her ne kadar tam başkentimiz sayılmasa dâhi Çamlıdere ilçesi güzel bir Kar manzarası arz etmiş bizlere.
Havaların böyle olması gerçekten ne kadar garip değil mi?
Hani tam Yaz geldi derken başlar bir fırtına, saklanır Güneş Bulutların ardına, şurada birkaç gün kaldı Yazın gelmesine ama Gök gürledi Şimşekler çaktı, ama yağan yağış Yağmur değil Kar oldu.
Bu güzel manzaralarda da Tinki Pinki ve Kukuli de Biz Üç Muz ile birlikte Kartopu oynamağa gittiler.

24 Şubat 2021

Antalya'da Deniz Keyfi

 Şu güzelim canım memleketimde olan hadiseleri topluyorum da sanırım başka ülkede yaşayamaz ben.
Çünkü biz İstanbul'da soğuk ve yağışlı havayla pençeleşirken Antalya'da bugün bazı vatandaşlarımız deniz girmişler.


Antalya'da hava sıcaklığı Şubat-ı Şerif Ayı'nın ortalamasının olduça üstünde olan Yirmiyedi Derecelik sıcaklık yüzünden hâlk Konyaaltı Sahili'ni doldurmuş.
Doldurması neyse de bu sefer de büyüklerimizin koyduğu korona morona genelgelerine aykırı davranışlar da sergilemiş.
Terlikle tank durduran millete korona morona bakara makara hiçbir halt yapamaz.


İşte bu sıcak havayı ve deniz suyunun sıcaklığının da Onyedi Derece olmasını fırsat bilerek kimileri deniz girmiş, geri kalan çoğunluk da sahilde bisiklet sürmüş veya yürümüş.


Tabi artık uyuduğu derin uykudan uyanan hâlkımız maske falan da takmamış sosyâl mesafeyi de umursamayarak sanki gerçekten eskideki günlerdeymiş gibi felekten bir gün çalmışlar.
Bugün de hayatta Yaz'dan borç alınmış bir gün olarak kayıtlara geçmiş.


Bir zamanlar maskesiz ve hiçbir kısıtlama olmadan gezebiliyorduk, imdı o günler geçmişte kaldı ve bir daha da geri gelmeyecek.
Madem bu dünyadan canlı çıkamayacaksak neden maskeyi takarak daha erken ölmeği tercih ediyoruz?

09 Haziran 2019

Portakal'ın Öyküsü

Hop dedik orada kal portakal seviyoruz diye öldük mü?
Ağrı eşiği diye bir şey var ama sen ağrı bağımlısı gördün mü?
Ben gördüm, sizlere de gösterecek ben. Tabi okumayı isterseniz.


Resimde temaşa eylediğiniz üzere zamanın cumhurbaşkanı sıfatıyla Atatürk yanındaki komutanla birlikte elinde birer portakal ayıklıyorlar.
Bunda ne var diyebilirsiniz, sıradan bir hadise-i şerif diyebilirsiniz, ancak hikâyemizin daha doğrusu kalkınma hamlemizin başladığı zamanlara kadar bir zahmet uzanıverelim.
Sizlere Bilâl Oğlan'a anlatır gibi anlatıyorum.
Yazıma konu olan portakalların tohumları Bindokuzyüzotuzlu yılların başlarında İtalya'dan getirildiler ve gerek Mersin Adana taraflarındaki Çukurova'da gerek Antalya taraflarında ve özellikle de Finike'de gerekse Ege Bölgemizin muhtelif bazı yerlerinde aşılandılar.
Yine buraya kadar da hiçbir sorun yok, her bir şey norminâl seyrinde gidiyor. Hikâyemi okuyun bakalım arkasından neler gelecek?


İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Nazilli Basma Fabrikası, Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası, İstanbul Paşabahçe Şişecam Fabrikası, Aliağa Rafinerisi ...
Bunlara ilâveten birçok fabrika Ruslar tarafından yapıldı. Tüm bunların parası ise portakallarla ödendi.


Türk Sanayisinin ana omurgasını oluşturan işbu tesisler sayesinde hem onbinlerce insanımız iş buldu, hem de genç Türkiye Cümhûriyeti milyarlarca dolarlık ithâlattan kurtuldu, dışarıya bağımlılığımızı azalttı.


Bütün bunların karşılığında bir tek lira bile ödemedik, her şeyin karşılığını sebzeyle meyveyle narenciyeyle ödendi.
Tıpkı aynı yıllarda Çay'ın Rize'ye getirilip ekilmesi ve yıllar sonra Çaykur Rize Çaylarını ortaya çıkarması gibi.
Tıpkı Bindokuzyüzyirmiyedi yılında çıkartılan Altıbinikiyüzyedi sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fındık Fidesinin ihracatını yasaklayarak Ordu Giresun ve Rize'nin fındık yetiştiren vilâyetler olarak kabûl edilmesi ve devamında da Fiskobirlik adında borsanın kurulması gibi.


Bizim topraklarımız dünyada kendi kendine yeten ve bütün dünyayı doyurabilecek bir toprak.
Zamanında portakalla kocaman bir sanayi kurmuşuz.


Yani demem o ki Portakal gerçekten çok önemli.


İşte bu yüzden TC-JRG plâkalı uçağımıza Finike adının verilmesi ve kuyruğunda da "Discover The Potential" yazması pek de tesâdüf olmamaktadır.
Portakal'ın Öyküsünü kıraat ettiniz, umulur ki bir şeyler beyinlerinize veya beyinlerinizin yerleştirildiği bazı organ-ı şeriflere bazı konular dank eder.