Bu Blogda Ara

Çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Temmuz 2024

Yürüyen Merdiven Sorunu

Günümüzde çeşitli yerlerde birçok yürüyen merdiven mevcuttur.
Metrolardakinde sol tarafta yürünülür ama nedense mağazalarda ve alışveriş merkezlerindekilerde metroda uygulanan kural nedense ve bilinmeyen nedenlerle uygulanmaz.
Bir de mağazadayken müsahade istendiğinde merdivendekiler tepki gösterirler.


Yürüyen merdivenlerin sol taraflarında durulması ve beklenmesi İstanbul Belediyesinin 1991/36 sayılı sirküsü ile yasaklanmıştır.
Bu yasak çerçevesinde yürüyen merdivenlerin sol taraflarında inilirken de çıkılırken de yürünmesi gerekmekte olup durmak isteyenlerin sağ tarafta durmaları gerekmektedir.

31 Temmuz 2023

Çeşme Zamanı

 Birileri bazen güzel hayâllere inanır, verilen ümitlere inanır, söylenen sözlere inanır, ama bilmezler ki verilen sözlerin hiçbiri tutulmayacak, verilen ümitlerin hepsi birer birer kırılacak, kurulan hayâller birer birer yıkılacak. Sonunda kurbanımız şizofreni hastalıklarıyla amansız bir savaşa girecek ve savaşı kazanabilme şansı çok az olacak.


Her şeyden daha çok bir şey varsa ateş ve barut arsla bir arada bulunamazlar, ateşin herhangi bir zamanda herhangi bir şekilde barutu patlatacağı tutar.
Patlattığı zaman da sonuçlarının neler olabileceği konusu bugüne kadar çok çeşitli şekillerde yaşanmış olmak vardır.


Kaldı ki birilerinin ellerindeki sözüm ona akıllı telefonlarıyla iş pişirecek diye bir karşı cinsin duygularıyla oynamağa hakkı bulunmamaktadır.

10 Nisan 2023

Çeşme Kahve Ve Pendik Marina

 Pendik semti genel olarak Uçak Avı Yummi için güzel sahneler ortaya çıkarsa dâhi akşam olunca biraz demlenmek ve yeni bir Türk Kahvemsi gummilenmek için uzun zamandan beridir Swarm listemde olan Pendik Marina'yı gözüme kestirdi ben.
Her ne kadar çok yakınında İett 226831 numaralı bir adet durak komuş olsa bile 16D ya da düz 16 veya 17 numaralar Marina'nın önünden geçmezler.
Arslinda en hızlı ulaşım Devletimin Marmaray Trenlerinin Pendik istasyonudur, ancak istasyonla liman arasında onbeş dakika kadarcık bir yürüme zamanı bulunmaktadır.


Genel olarak birçok hatıraya ev sahipliği yapan bu güzel ve şirin mıntakanın girişinde herhangi bir güvenlik önlemi bulunmamakta olduğunu söylemek istiyorum.
En azından benim içeri girdiğim kapuda hiçbir sorgu suâl edilmeden sanki köyün kahvehanesine girer gibi içeri girmeğe muvaffak oldu ben.


İçerisinde dolanırken gördüğüm Douwe Egberts adlı Hollanda menşeili kahve dükkânı bana sanki Amisteridam havası vermekte, hadi Ajax olmasa bile Roterdam ya da Feyenoord gibi diyebilirim.
Mekânın içerisi eskiden de Hollanda gibiydi hâlâ Hollanda gibi.


Ben ise tercihimi nispeten yeni bir mekân olan Çeşme Kahve'den yana kullandım, ne de olsa burada da İzmir'in Çeşme ilçesiyle yakından bir ilgisi mevcut.
İşin tuhafı ben Çeşme'yi Bodrum'dan daha çok seviyorum, her iki ilçemizde de bulundum ama Bodrum bir büyükşehir Çeşme ise o büyükşehirin bir ilçesi sanki.


Dahası kapusunun karşısında gerçekten bir çeşme mevcut, hem de havuz tiplisinden.
Bu resmi de sadece sizler için yakınlardan çektim, buradaki Fışkiye belediyenin önünde olmadığı için kırılma sorunu yok.


Benim her zamanki tercihim Türk Kahvemsidir elbette, çünkü diğer kahvelerin tadı ne kadar güzel olurlarsa olsunlar arsla bir Türk Kahvemsi kadar olamıyorlar.


Solda gördüğünüze de Tiramisu adını vermişler, her ne kadar ses ve sözcük hiç benzemese bile kendileri bir İtalyan tatlısı olmak var.


Bugün hava yağmurlu ve kasvetli olduğu için ve her şeyden önemlisi Ramézân-ı Şerif Ayı dâhilinde olduğumuz için hazır iftar zamanı da yakın olduğu cihetle içeride fazlama müşteri yok.
Burası essahtan bir Ege sahil kasabasını andırmakta, hani böyle Çeşme gibi Urla gibi Dikili gibi ya da Ayvalık gibi veya Kuşadası gibi kalburüstü bir yermiş gibi.


Ah bir de bu mıntıkaya gelmek için merdiven mevcut olmasa da tam bir düz ayak olsa o zaman tadından gerçekten yenmez.
Ya da şöyle düzelteyim:
O vakit lezzet-i şerifinden essahtan yummilenilmez.

07 Nisan 2023

Çeşme'de Nisan Karı

Bu yıl çok değişik Doğa olayları vukua avdet eyliyor sevgililer.
İşbu yazımda konu ettiğim görüntüler İzmir'imizin güzel yazlık ilçesi Çeşme'den çekildi.
Bizler her zaman Çeşme'yi tam bir yazlık mekân olarak biliriz, çünkü havası suyu denizi gerçek anlamda yazlıktır.
Yine de içinde bulunduğumuz İkibinyirmiüç yılında üstelik de tepemizin d'amına yağması gereken Mart Karı bize sürprüz yaparak Nisan-ı Şerif Ayında yağdı.


Burasını sanırım herkes yazın denizle bildiği Ilıca Pilâcı olarak bilmekte.
Ancak resm-i şerifim hepimize karlı bir İlkbahar geçirmekte olduğumuzu söylüyor.
Üstelik bir zamanlar bendeniz de ahanda işbu mıntıkadan deniz girmiştim ve çok da güzel zaman geçirmiştim.
İmdı burayı karla kaplı görünce içim bir tuhaf oldu.


Dün gece tepemizin d'amına yağan Nisan Karı görmüş olduğunuz işbu manzara-i nefaseti gözlerimizin önüne kodu.
Demek ki bağzı şeyhler yaşanmalıymış ki görülebilsinlermiş.
Bakalım bu yıl yaz geldiğinde kıştan alacaklaını tahsil edebilecek mi?
Hep birlikte eğer Yukarıdaki ömür verirse göreceğiz.
Sizlere bugün karlı bir Çeşme resimleri paylaştığım tarihe not düşülsün.

28 Ocak 2023

Kahve Dünyasında Yeni Zamcık

 Bugün günlerden Cumartesi ve bazı zevat kalkmış "Bitmeyen Cumartesi" yapmağa çalışmış, ancak başlayan her şeyin günün birinde bitecek olduğu kanununu mâlesef unutmuş.
Günün mesai saatleri ne kadar uzun sürerse sürsün helbette bitecektir, ömür bile doğumla başlıyor ölümle bitiyor.
Tabi bu doğumla ölüm arasındaki zaman zarfında yaşananlar arasında zamcık adı verilen bağzı şeyhler de mevcut.
Örnek olarak bizim Kahve Dünyası'nın yapmış olduğu "İkimilyon Türk Lirası"lık Zamcık.
Gerçi günümüzde İkimilyon Türk Lirası ya da size daha açık anlatayım İki Türk Lirası belki hiçbir şey gibi görünebilir ama atalarımız akmasa da damlayan çeşmenin suyunun damlaya damlaya kurnasında göl olacağını söylerler. İşbu sebepten ötürü suyu boşluğa akan çeşmenin musluğu önüne bidon konulur ki o bidonda biriken suyu kullanabilelim.


Kahve her zaman olduğu gibi aynı kahve, bizim bildiğimiz Türk Kahvemsinden bahsediyorum.
Son zamanlarda ne Dolar da öyle ahım şahım artmadı, ama alttaki fişte de gördüğünüz üzere zamcıklı ücret uygulanmağa başlandı.
Daha ilgi çekici bir şey daha söyleyeyim: Yeni belirlenen Asgari Ücret (Askeri Ücret değil) henüz ceplerimize girmedi, Ocak-ı Şerif Ayı bittiğinde alabileceğiz.
Ama bir kahveye "Otuzikimilyon Türk Lirasıcık" bayılmağa şimdiden başlayacağız.


Aradaki farkı görebilmeniz için iki hafta önceki aynı ürünleri aynı yazar kasadan alınmış bir harcama belgesini de ahanda aşağıya eklemek istiyorum, buyurun işbu mevzuat-ı zammiye hakkında siz karar verin.


Aklıma uzun yıllar önce televizyonde gördüğüm bir sahne geldi, hayali bir memleketin birinde bir bakan zamcığı açıklayabilmeğe çabalıyordu, üstelik zammımıza zam koymağa yeltenerek anlatıyordu.
Anladık eğer çalışanların haftalıkları çıkacaksa zam iyidir de şunu bir hafta sonra yapsalardı olmaz mıydı sanki?

01 Ekim 2019

Karga Boku

Köy yerinde ikindi vaktiydi, sesler kesilmiş çıt bile çıkmıyordu. Herkes susmuş sessizlik konuşuyordu. Zaman ise sanki durmuştu.
Birden bir damlama sesi: "Şıp ... Şıp ..."
Alt mahâlledeki çeşmenin sesiydi bu, tamir edilmesi gereken bir musluğu vardı.


İkindinin artık alacakaranlığında yandaki boşluğa bir karga kondu, tedirgindi belki ama ürkek değildi:
"Gak!"
Biraz etrafı kolaçan etti, sağa sola baktı ki kimsecikler yok, hemen medeni ihtiyacını giderdi, sonra da kanatlanıp uçarak gitti.


Aynı yerde saatler geçip de gece olunca bir domuz geldi bu kez. Karganın biraz önce medeni ihtiyacını giderdiği yeri eşeledi.
Domuz eşeledikçe toprağın üzerindekiler alta iniverdiler.


Günler birbirini kovaladılar, kovalanan günler haftaları getirdi, haftaların götürdüğü günler de ayları.
Aradan aylar geçmişti, derken karganın sıçtığı yerde bir fidan yeşermeye başlamıştı.
Yavaş yavaş büyüdü, dal oldu, yaprak açtı, en sonunda kocaman bir incir ağacı olup çıktı.


Önce karıncalar sardı ağacı, sonra sinekler, sonra da börtü böcekler, en son da kuşlar.
Böcekler ağacın filizlerini ve meyvelerini yediler, kuşlar da böcekleri yediler.
Alakargalar da incirleri yediler, bu devran bir süre böyle devam etti.
Hayvanlar âlemi o ağacın çevresinde kendilerince bir dünya kurmuşlardı.
Karganın sıçmasıyla harcı karılan ve domuzun eşelemesiyle temeli atılan bir dünya.


O arsada yaşam böylece sürerken bir insan çıktı ortaya, meğersenem arsayı satın almış.
Önce duvarlarla çevirdi dört bir yanını, sonra da üzerini tel örgülerle sardı.
Böylece domuzlar gelemez oldular.
Sonra börtü böcekten şikâyet etti, etrafını zehire boğdu.
Karıncalar sinekler böcekler arılar birer birer rahmetli oldu.
Ardından da onları yiyen kuşlar gittiler.


Sadece bir ağaç kaldı ayakta, hayvan mezarlığında tek başına incir ağacı.
İnsanın gözü doymuyordu, o incir ağacını da kesti.
Oradaki güzel güzel devam eden hayatı bitirdi, kısaca bir çuval inciri bok etti.


İnsan denilen yaşam türünün bilimde verilen adı Homo Sapiens'tir.
Anlamı da "Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan" demektir.
O zaman düşünelim.


Hadi herkes kendi kendine sorsun, bulduğu cevabı da aşağıya yazsın:
Çevreye ve Doğaya bir Karga Boku kadar katkım var mı?

01 Mayıs 2019

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Onsekiz : İlçe-i Çeşme

Sizlerle ara sıra kartpostallarımızla birlikte olacağımı daha önceleri söylemişti ben.
Bu kez Çeşme'ye suyumuzu doldurmaya gidiyoruz. Gerçi Alaçatı'da düzenlenen Ot Festivâli çoktan geride kaldı ama Çeşme her zaman Çeşme'dir.


İlçe-i Çeşme'yi dolaşmaya Çeşme Kal'asından başlayalım, mâlum Otogar'ın kartpostalını bulamadık. Kaldı ki Çeşme Otogarı işbu resm-i şerifin çekildiği yerden görülebilmesinin imkânı namevcuttur.


Yine ilk kartpostalımızın çekildiği yerden ama bu sefer sahil tarafına bakıldığında kocaman bir alan görülmekte.


İlçe-i Çeşme'ye gelen otobüsler sanki bir zamanlar Kal'anın dibinde yolcularını indirirlermiş.


Açıya bakacak olursak sanırım bu resim de Çeşme Kal'asından çekilmiş, netekim diğer resimdeki alan burada görünmekte.


Çeşme'nin arkasında bulunan dağlardan çekilen işbu kartpostalda İlçe-i Çeşme olanca güzelliğiyle bizlere poz vermiş.


Başkaca bir kartpostalda İlçe-i Çeşme yine başrolde. Ne yazık ki ben Çeşmeli olmadığım ve İlçe-i Çeşme'de yaşamadığım cihetle sizlere çok fazla mâlumat veremeyeceğim, ama siz isterseniz bana neresi veya bir yanlışım varsa söylerseniz ben de yazımda gereken düzenlemeleri yapabilirim.


İlçe-i Çeşme bu kez körfezin diğer tarafından limanı poz veriyor, henüz o zamanlar yat limanı yokken.


İşbu resm-i şerifi yine İlçe-i Çeşme kartpostalları arasında buldum ama işbu beyaz binanın neresi olduğunu bulamadım.


Çeşme Kal'asından çekilmiş işbu kartpostal olasılıkla Çeşme Vapor İskelesini bizlere temaşa eyletmekte. Ancak bahsettiğim vapor bizim İstanbul'da veya İzmir'de bildiğimiz küçük Şehir Hattı Vaporu değil tabi.


Yavaş yavaş tepelerden kıyıya iniyoruz, günümüzde sıra sıra teknelerin bağlı olduğu rıhtımda o gün tek bir tekne varmış, o da kartpostala konu olmuş.


İyice kıyıya inip de denizin içine geldiğimizde birkaç adet küçük kayık bağlanmaya başladığını görmekteyiz.


Çeşme memleketimizin önemli bir yat limanıdır, işbu kartpostalda konu olarak Yat Limanı seçilmiş ve dört bir yandan bizlere poz vermiş.


Aynı zamanda İlçe-i Çeşme yelken gibi su sporları konularında da memleketimizin önde gelen mıntıkalarındandır.
Evet ben de İlçe-i Çeşme'de bulundum, ama buranın bu kadar güzel ve cennetten bir köşe olduğunu bilmezdim.


Bu da sizler için Bonus: İlçe-i Çeşme'nin gece görünümü, Çeşme Kal'asında tarafımdan çekilmiştir.
Sizlere de yolunuz İlçe-i Çeşme'ye düştüğünde biraz içini gezmenizi ve sadece denize girmemenizi tavsiye ederim.