Bu Blogda Ara

Ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2025

Bu Saatlardan Hangisi Doğru?

 Hepimizce mâlumdur ki Türkiye Cümhûriyeti'nin sınırları dâhilinde Kış Saatı uygulaması yıllardan beridir uygulanmıyor.
Yani her yılın Ekim sonlarında saatlar bir saat geri alınmayıp Mart sonlarında geri ayarlanmıyor.
İşbu sebeple birçok kişi daha Güneş doğmadan sıcacık yataklarından kalkarak sabah bile olmadan işe ve okula gitmek zorunda bırakılıyor ki işbu mevzu bambaşka bir yazı konusu.


Lâkin son birkaç haftadan beridir Şehr-İstanbul'un en önemli meydanlarından olan Aksaray'daki saat kulesinin resm-i şerife göre sol yüzündeki saat sağ yüzündeki saattan geri, sağ yüzündeki saat ise sol yüzündeki saattan bir saat ileri.
İmdı işbu şerait dâhilinde biz hangi saata inanacağız?

02 Ekim 2024

Ekim'in Güzel Kahvemsi

 Geçen ay yazmıştık ki Cemre tuhaf bir şekilde Para'ya düşmüş ve sefkilısı olduğunu sandığı Barke ile gününü gün edebilmeğe çalışıyordu.
Ama bu ay yani Ekim geldiğinde ve serinliklerini bizim içimizde güzelce hissettirdiğinde bizim Cemre gitmiş bir kahveciye Türk Kahvemsi gummilenmekte.


Sonbahar artıkım iyicenem hayatlarımıza avdet eylemiş ve huzurumuza çıkmış, Güneş bile erken saatta Home'sine doğru yollanmağa ve Business'ine de her gün ikişer dakika geç gelmeğe başlamışken insanın içini birazcık dâhi olsa ısıtabilmesi için azıcık Türk Kahvemsi gummilenmek bile essahtan nefaset bir şey olmak vardır.
Bunun esas olanı közde ve cezvede yapılmış olanıdır, ama günümüzde birçok mekân Türk Kahvemsi'yi makinede yapıyor ve makineler hata yapıyorlar.


Son zamanlarda bilmiyorum Şehir Hatları Vaporlarından herhangi birine bindiniz ve Vapur Cafe'den herhangi bir Türk Kahvemsi sipariş ettiniz mi?
Genel olarak alacağınız cevap Türk Kahvemsi Makinesinin arızalı olduğu olacaktır.

01 Ekim 2024

Selâm-ün Hello Ekim Taym

Sonunda başkaca herhangi bir bahar daha olmayan Sonbahar mevsimi hayatlarımıza avdet eyleyeli esasında birkaç gün olmuş, ama havaların serinlemesi bugünü bulmuş.
Güneş'in akşamları erken evine gittiği ve sabahları da işine geç geldiği artık her geçen gün daha iyi hisediliyor ve gözlemlenebiliyor.
Yapraklar derseniz yeni yeni Yeşil renklerini kaybetmeğe başladılar ama Sarı renge ulaşmaları çok uzun sürmeyecek.
Ancak işbu sararmış Yaprakların bizlere çok güzel manzaralar arz edeceğini şimdiden söyleyebiliriz çünkü Biz Üç Muz olarak işbu mevzuat-ı umumiiyede oldukça tecrübeliyiz.


Artıkım biraz önce içine girdiğimiz Ekim-i Şerif Ayı'nda eğer dışarı çıkmağa muvaffak olabilirsek çok güzel Sararmış Yaprakların arasından güzel manzara-i nefisat yakalayabiliriz.
Arzu ederiz ki öyle güzel resimlerden birkaç bir şeyler paylaşablelim ve sizlere de görsel şölen sunabilelim.
Hani bir zamanlar bir şarkı vardı yıllar geçebildiği kadar geçsin insanların ruhları hep genç kaldığından bahsederdi.
Eski sevdalar ve eski yaşanmışlıklar tabi ki geride kaldı, her ne kadar artıkım Biz Üç Muz olarak önümüzdeki eşleşmelere bakacaksak bile her yılın Ekim-i Şerif Ayı avdet eylediğinde birer yıl daha bitiyor ömürlerimizden.
Esasında her geçen saniyenin bile tekrarı bulunmamakta.


İşte sadece bu nedenden bile yaşamakta olduğumuz lahzanın kıymetini bilmek ve bazı geçici hırsları bir kenara bırakmak şart.
Üç ay sonra içinde bulunduğumuz İkibinyirmidört Yılı da sona erecek ve inşallah İkibinyirmibeş Yılı başlayacak, ama o dakikayı görüp yaşayabileceğimizin hiçbir garantisi yok, çünkü göktekilerin yanına çağırıldığımız zaman yere dönüşümüzün imkânı da yok.

20 Ekim 2022

Ekim'deki Soğuk Hava

Ekim içinde yaşanabilecek günlerin en önemlilerinden biri de yağmurun olmadığı ama havanın da sıçak olmadığı günlerdir. Bu yıl ahanda böyle tuhaf bir zaman dilimi yaşamaktayız bugünlerde, ara sıra güneş çıksa dâhi kendini bile ısıtabilmekten aciz olduğunu söyleyebilir ben.


Havanın bu kararsızlıkları yüzünden İstanbul'daki barajlarda su seviye sorunu başlamış bulunmakta, yani hiç anlamayacağımız bir zaman gelip de İski sizin de suyunuzu kesebilir.
Sadece İski değil olasılıkla Aski İzsu gibi adlarını pek bilmediğim su kurumları da aynen İski'nin davrandığı gibi de davranabilir.


Her ne kadar Bayazıd Kulesi'nin ışığı mavi renkte yanmaktaysa bile gündüz sahatlarında kısa bir aralık yağmur yağabilip geri kalan zaman zarfında kurak bir hava yaşatıyor bize nedense.

14 Ekim 2019

Yakından Dolunay

Biraz sonra temaşa eyleyeceğiniz Dolunay resm-i şerifi Ekim Dolunayından kalan bir resimdir.
Birkaç saat önce yayınlandı, ilk olarak hemen paylaşılıyor.


Her ay bir kez böyle bir sahneyi gökyüzünde de görebilirsiniz.
Belki bu seferkisi parlamıyor ama uzun çekim mesafesinde böyle mat çıkar.
Gelecek ayın Dolunayında yeni bir Dolunay resmi sizinle olacak.

13 Ekim 2019

Kız Kulesi Dolunayı

Mehtap ışıklarını vurmuş Kız Kulesi'ne
Galata'dır uzakta görünen
Çarşaf çarşaf olmuş Boğaziçi'nin suyu
Gezdirir kıyıda yakamozları
Ah bu şehir, bin yıllık Bizans
Başlı başına bir yıldız yumağı
Bu kent ki özlenen İstanbul adı.


Girişteki şiir sayın Salih Dikdere'den alıntıdır, kendim yazmadım.
Bu akşam Dolunay akşamı, her ay böyle akşamlar vukua avdet eyler mâlumunuz.
Dolunay ise her ayın ortasıdır. Örneğin Ramézân-ı Şerif Ayı gibi. Çünkü Dolunay geldi miydi Ay'ın Dünya çevresinde döndüğü döngünün ortasına gelmiştir.
Dolunay'ın Burçlarla bir ilgisi bulunmamaktadır, burçlara giriş tarihine denk gelmesi tamamen tesâdüfidir.


Dolunay hayırlı olsun, memleketimize yeni bir ışık olsun.

07 Ekim 2019

Ekim'in Soğukları Gelmeye Başladı

Dün çok şükür İstanbul'umuzu düşman işgâlinden kurtardık. Düşman işgâlinden kurtardık ama soğukların gelmesinden koruyamadık.
İstesek de koruyamayız artık, çünkü İstanbul'da adam gibi ağaç ve orman da bırakmadık.
Her bir tarafımız betondan yapılma yüksek yüksek gökdelenlerle dolduruldu, daha doğrusu doldurulmasına seslerimizi çıkartmadık.


Kışın gelmek üzere yola çıktığı hepimizin mâlumu, yavaş yavaş Yazın anıları yeniden tarihin tozlu sergenlerinde yerini almaya başladı bile.
Hava sıcaklığı bugün Onbeş dereceye gerilemeye başladı, benim gibi sıcakkanlı bir insan bile üşümeye başladıysa artıkım siz gerisini hesap ediniz.
Çok yakında sokağa çıkarken giyeceklerimiz gömlek değil kazak olacak, ya da gömlek giyiyorsak yünden örülme içlik almamız lâzım gelecek. Yanında bir de atkı veya şal yazlık ceketimizin dayanma gücünü arttıracak. Kış Modası konusunun ayrıntıları bir başka yazımda olacak.
Hadi balakım Kış Baba, biz seni karşılamaya hazırız.

30 Eylül 2019

Hayat Yolu

Hayat yolunda akıp giden iyilik seline katılmak suretiyle refaha ve huzura kavuşabilirsiniz.
Bu iyilik selinin faydasını görmek için öncelikle varlığına ve ona erişebileceğinize inanmalısınız.
Bunlara inanırsanız gecikmeden siz de işbu iyilik selinden istifâde edin.


O devamlıdır, sınırsız ve tükenmezdir.
Size düşen vazife onu her günkü hayatlarınızda kullanmanızdır.
Neşe cömertlik nezâket ve iyi kâlplilik gösterirseniz bütün tahminlerinizin fevkinde olacaktır.

29 Eylül 2019

Ekim Ayı Gece Metrosu Günleri

Geçen ay başlayan Gece Metrosu tam gaz artan büyük ilgiyle seferlerine devam etmekte.
Mâlum-u âliniz olmak üzere Cuma günlerini Cumartesi günlerine ve Cumartesi günlerini Pazar günlerine ve ayrıca Arefe günlerini Bayram günlerine bağlayan geceler yirmişer dakika aralıklarla altı metro hattında seferler devam etmekte.


Ekim Ayı gelmeden ben sizlere Ekim Ayı'nın gece metro işletilecek günlerini hatırlatmayı faydalı buldum.
Gece Metrosunu kullanan yolcuların adetleri artık sayılan bir kaynak olmadığı için işbu istatistiği sonlandırmak zorunda kaldı ben.


Gece Metrosu'nun çalıştığı güzergâhları da eklemek gerektiğini düşündü ben, çünkü çevremde hâlâ Marmaray'ın gece de çalıştığını sanan kişiler mevcut.

1. M1A : Atatürk Havalimanı - Yenikapı
2. M1B : Kirazlı - Yenikapı
3. M2 : Hacı Osman - Yenikapı
4. M4 : Tavşantepe - Kadıköy
5. M5 : Çekmeköy - Üsküdar
6. M6 : Boğaziçi Üniversitesi - Levend

Gelgelelim ben de Marmaray'ın günün yirmidört saati haftanın yüzaltmışsekiz saati çalıştırılması lâzım geldiğine inanmaktayım çünkü Marmaray hattı İstanbul ulaşımının ana omurgası olduğunu Şehr-İstanbul'da yaşayan herkes bilir.
Ancak Marmaray hattının mülkiyeti Türkiye Cümhûriyeti Devlet Demiryolları'na ait olduğu cihetle trenleri işletme iradesine ne yazık ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi söz söyleyemez.
Tcdd ancak buyuracağı bir irade ile trenlerinin saatlerini değiştirebilir.

23 Eylül 2019

Sonbahar Yine Geldi

Eylül geldiğinden beri havalar bir tuhaflaşmıştı zaten, gökte ne kadar Güneş de olsa ortalığı iyi ısıtamıyordu. Çünkü yerde Rüzgâr sertçe estiği için sıcaklığı dağıtıyordu.
Bugün günlerden Yirmiüç Eylül İkibinondokuz ve Pazartesi. Ben bu yazıyı yazarken bütün Kuzey Yarımküre olarak biraz sonra Sonbahar Mevsimine gireceğiz.
Bu arada ben Kuzey Yarımküre'de oturduğum cihetle Güney Yarımküre'nin de İlkbahar Mevsimine girişlerini de kutlamamak olmaz.


Sonbahar aslında sürekli sıcaktan aşırı ısınarak bunaldığımız Yaz ile soğuktan üşüdükçe donduğumuz Kış Mevsimleri arasında ne çok sıcak ne de çok soğuk ama serin ve ılık günlerin yaşandığı bir ara geçiş mevsimidir.
Önce Bağbozumu sonra Hazan en sonra Güz olmak üzere adı takvimlere geçmemiş üç bölümden oluşur.
Kuzey Yarımküre'de Yirmiüç Eylül günü gelen Terazi Burcu'yla başlar, Yirmibir Aralık günü devreden çıkan Yay Burcu'yla sona erer.
Güney Yarımküre'de ise Yirmiiki Mart günü gelen Koç Burcu'yla birlikte başlayıp Yirmibir Haziran günü giden İkizler Burcu'yla biter.
İmdı dilerseniz Sonbahar Mevsimini biraz irdeleyelim:


Sonbaharı en güzel ifade eden bir resimdir bu. Ancak bütün bu ilhâmlara rağmen Sonbahar bir şiir okuma mevsimi değildir, daha doğrusu günümüze kadar yazılmış şiirleri anlama ve içlerinde taşıdıkları sırların anlamlarına erme zamanıdır.
Renkli yaz düşlerinin ve açık kalan pencerelerden içeri sızan seslerin ve vıcık vıcık müziklerin ve artık günümüzde pek kalmadıysa bile bahçelerde oynayan çocuk seslerinin yavaş yavaş tükenmeleridir. Bütün bu gürültünün yerlerini huzurlu bir sessizliğe ve hüzünlü bir iç dengesizliğine terk etmesi mevsimidir.
Güneşin artık erken batmaya başlaması sayesinde geri gelen geceler ve bu geceler boyu sessizlikler, naif ve yavaş hüzünlü şarkıların oluşturduğu müzikler, bu müziklerin yüzünden aşkı özlemelerin bolca yaşandığı mevsimdir.


Bir trenle yolculuk ederken pencereden baktığımızda akıp giden yapraklarını dökmeye başlamış ağaçların aslında zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlattıkları mevsimdir.
Yeniden açılan okulun içindekiler için bilgiye ulaşmanın mevsiminin başıdır.
Şehrin gri duvarlarının ardında yeni sözcükler keşfetmek için yelken direği kırılmış eski bir kadırga ile sefere çıkılan bir yolculuğun değişmez hikâyesidir.


Yazın Güneşten kamaşmış olan gözler Sonbaharda daha bir farklı bakarlar dünyaya. Yazın yaşanan aşkların geçiciliği çıkar ortaya.
Bir daha sırtlar kendini insan, fotoğraf çekmek için aslında en güzel mevsimdir.


Atkıların şalların uzun botların kazakların kalın giysilerin ve külotlu çorapların mevsimidir.
Yağmurun kahvenin ıhlamurun çayın ve sütün daha çok içildiği mevsimdir.
Portakal mandalin kestahane elma üzüm şarap gibi meyvelerin ortaya çıktığı, grip nezle nevazil gibi rahatsızlıkların hortladığı, artık doğru düzgün ısıtmayan Güneşin erken batmaya başladığı mevsimdir.


İnsanoğlunun içine daha fazla kapandığı mevsimdir, kolay değil koskoca bir Yaz geçmiştir hayatlarımızdan.
Kocaman tatil bitmiştir, ferah ve rahat giysiler dolaba kaldırılır ve kalın sıkı giysiler çıkartılır.
İnsanlar işlerine ve okullarına gitmeye başlar, bu durumda yazlık ilçelerimiz boşalır ve herkes büyükşehirlerde hayatlarını sürdürürler.
Büyükşehirlerde de sabah işe veya okula akşam da eve giden insanlarla dolar, işbu gidip gelme esnasında insanlar sadece önlerine bakarlar ve hızlı hızlı bulundukları yerlerden uzaklaşırlar.


Sonbaharda koskocaman Yaz boyunca devam eden sokakların akşam kalabalıklığı da artık sona ermeye başlar, koskoca şehir artık akşamları tatsız bir hâl alır, hele bu tatsızlık yazlık ilçelerimizde daha fazla hissedilir.
Yavaş yavaş hava da kasvetlenir ve gökten Yağmurlar da yağmaya başlar, Yazın tozunu torpağını temizlemek ister gibi. Her yağan Yağmur sanki Dünyayı daha da bir temizler.


Ağaçların yaprakları ise artık sararmıştır, çok fazla uzun olmayan bir zaman sonra birbirlerinden ayrılacaklardır.
Doğanın çıplak hâlidir Sonbahar, ağaçların makyajı silinir yapraklar düşer, gökyüzünün ışığı gider yağmurlar düşer, artık Doğanın iskeleti kalmıştır göz önünde.


Sonbahar konusu üç ay boyunca irdeleyeceğimiz yeni yazılar vaad ediyor bizlere.
Ben de daha fazla gözlerinizi şişirmekten imtinâ ettiğim cihetle Sonbaharın sonunda bahar olmadığını ve yokluğunda aşka çevirdiğim yüzün hatrına bu yazımı ahanda burada noktalıyorum.
Mutlu Sonbaharlar.

01 Ekim 2014

Adım Ekim, Ben Geldim

Sabahın körüydü bugün saat ötmeye başladığında.
Güneş henüz doğmamıştı ama doğduğu zaman bir şeylerin olacağının habercisi gibiydi.
Artık buraları ısıtabilecek hâli kalmamıştı, beni bırakıp başkalarını ısıtıyordu artık.
İçi kanlanmış, artık bana küsmüştü.


Hiçbir şey dört yıl önceki gibi değildi bu kez, ne ben eski bendim, ne de gelecek olan misafirim.

Kalkınca kendime bir kahve yaptım, belki acıkmıştım ama içince kendimi bir tuhaf hissettim.
Dışarıya bakınca yaprakların ağaçlardan henüz düşmediklerini ve son bir gayretle ağaçların yapraklarına sahip çıkma çabalarına gözlerim takıldı.
Çöpçüler sokakları süpürüyorlardı, süpürgelerinin önlerinde anılarımı da katmışlar, kamyonlarının içinde çoktan başkalarının anılarıyla karıştırmışlardı.


Hayret ediyordum aslında yaşadıklarıma, her şey ne kadar çabuk elimden kayıp da gitmişti ve ben hiçbirinin gitmesine engel olamamıştım. Sadece şimdi arkalarından ağlamaktan başka çarem yoktu.

İşte böylece son dört yılda yaşadıklarım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçerken birden kapım çaldı.
Yine geldi diye heyecanla kapıya koşup açtığımda hiç kimse yoktu orada, karşı kaldırımda kahkahalarla gülüp dalga geçen çocuklar dışında. Onlara da aslında kızamazdım, çünkü ne kadar kızsam da onların dünyası onlara özeldi.


Tekrar içeri döndüğümde içimi bir hüzün kaplamaya başlamıştı, ya bu yıl gelmezse?
Böyle düşünerek uyuyakalmıştım.
Ta ki zil acı acı çalıncaya kadar.


Yine sözünde durdu, yine geldi. Ama bu kez çok bekletti, böyle yapmaya hakkı yoktu.
Kapımı çalarken bu seferki gelişinde benden bir şeyler götüreceğini hissetmiştim.
Bu kez kendini tanıtmadı, sadece basit ve zoraki olduğu çok belli bir selâmla girdi içeri, ne o günkü gibi bir heyecan vardı gözlerinde, ne de küçük de olsa bir sevecenlik.
Sanki iki kanka değil de iki kanlı bıçaklı düşman gibiydik.
Ne olmuştu bize böyle? Eylül'ün yaptıklarından beni mi sorumlu tutuyordu?