Bu Blogda Ara

Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Eylül 2026

Eylül Gelirken Hoş Gelsin

 Yaz bitiyor, son birkaç güne geldi takvimlerimiz.
Bugün tarihlerden Bir Eylül İkibinyirmialtı günlerden ise Salı olmak var.
Birkaç gün sonra gündemlerimizde Portakal Mandalin gibi meyveler ile Mélisà Kahve gibi sıcak içecekler hayatlarımıza girecekler.
Ağaçların yaprakları da iyice sararmağa başlayacaklar.
Gün ise her gün biraz daha erken kararacak, havanın sıcaklığı her geçen gün biraz daha soğumağa başlayacak.
Tüm bu dediklerimiz için saddece Yirmiiki Gün kaldı, üstelik sadece Çalışma Günü de değil. 
 

Yukarıdaki görseli benim için hazırlayan yeni sevgilimiz Chat Gepete'ye çok teşekkür ederiz.
Havaların sıcaklıkları düşmeğe başlayınca sırada Bardaktan boşanırken sürekli dava açan Yağmur ve onların evliliğini sürekli kurtarmağa çalışan Güneş ve Bulut'un yerdeki harika gösterilerini de inkâr edebilmemiz çok zor.
Yapraklar belki henüz sararmadılar ama birkaç güncük sonra iyice belirginleşeceğini sanırım ilkokulda öğrenmiş olmamız gerekiyor.


Akşam vaktleri artıkım erken kararan havalara, sırtlarımızı kaplayan mantolara, bacaklarımızı ısıtan Müjde Külotlu Çoraplara, yerlerdeki Yağmur suyu birikintilerine, tıkanan trafiklere hazırlıklı olmamız gerekmekte.
Daha yukarılarda dediğimiz gibi, Eylül-ü Şerif Ayı gelirken hoş gelsin bizlere.

29 Eylül 2025

Yağmur Sabahı

Eylül avdet eyledi miydi büyüklerimiz ilk yarısının Yaz ikinci yarısının Kış olduğunu söylerlerdi.
Sabah sabah güne Yağmur ve soğukla haftaya başladık, sanırım bu hafta böyle devam edeceķ.


Bizim için hava gerçekten hoş çünkü Ekomonimiz ısrarla Tıkırında kalmağa devam ediyor, herkes Tomofilini trafiğe çıkartacak Benzin parasını bulmuş olduğundan yürüyerek beş dakikada gidilebilecek mesafeyi İett veya Öho otobüsleri ile onbeş dakikada gidebiliyoruz çok şükür.


Çünkü bizler İneklik Ederek Taksi Tutmuyoruz çünkü taksi adlı taşıt için Sipâlimiz yok.

19 Eylül 2024

Dolunay'lı Bir Moda Akşamı

Geçen akşam Dolunay'ı doğurtmuştuk, bugün de seyretmek gerektiği ortaya çıktı.


İçinde bulunduğumuz Cemaz-i El-Evvel-i Şerif Ayı'nın güzel Dolunay'ını seyreden sadece Biz Üç Muz değil Moda İskelesi'nin kadrolu bekçisi olan Martı da bizler gibi Dolunay seyrediyordu.


Dolunay'ı seyretmek güzel ama Dolunay'ı seyrederken Çift Çapalı Bardaktan güzel bir Dabıl Türk Kahvemsi gummilenerek seyretmek daha da güzel.

05 Eylül 2024

Eylül Hayatı

 Bütün zamanlar Biz Üç Muz olarak beğzı şeyhlerde kendimize hakim olabilmeği başaramıyoruz ama çevrelerimizi kontorol edebilmekten de geri kalamıyoruz.
Hayat ne yazık ki her zaman güzel şeylere hâmile kalamıyor, çünkü hayatın içine bir âletle girip de hayatın gönlünü becerebilmeği başaran birtakım güçler bizlere de bir türlü göz açtırmıyorlar.


Yoksa hiçbirimiz bu kadar çok yemeğe yüklenmeyiz ve kendimizi bu kadar şişmanlatmayız.
Şaka falan değil çevremizdeki birçok vatandaşımız hayatlarını fazla kilo sorunlarıyla karşı karşıya yaşıyorlar.
Hele ki artıkım Eylül-ü Şerif Ayı hayatlarımızın ortasına lök diye gelip izin bile almadan oturdu ki bize önce sararan yapraklar sonra serinleyen bir hava getirecek, dahası Güneşi erken bir saatta Homuna gönderecek ve her gün biriki dakika daha erkene gelecek.
Tabi sabahları işe gelmesi de biriki dakika kadar gecikmeğe de başlayacağını söylemeği unuttu ben.


Ne yapalım ki Sonbaharın sonunda başka Bahar yok, araya Yazdan çok daha uzun sürecek bir Kış girecek.
Dahası bazı millet Kar yağsın istiyor, ama Kar yağarsa soğuk olur ve Doğalgaz faturalarımız bu yıl çok daha fazla şişecek.
Faturaları zamanında ödeyemeyince de bir sürü icra davası ile karşı karşıya kalacağımızın resm-i şerifidir bu Kar yağmasını isteyenlerin duvasının tutması.

01 Eylül 2024

Gofrik Dondurma Zamanı Mutlulukları

 Oldukça uzun zaman olmuş Kahve Dünyası'yı yazmayalı, hazır Eylül-ü Şerif Ayı işbu satırların yazarlarının yaşamakta olduğu Şehr-İstanbul'a avdet eylemiş ve Cemre'yi Sipâli'nin tam ortasına düşürmüşken biraz arşivin tozunu almamız gerekiyor.


Mâlum-u âliniz bizim özbeöz kendi markamız olan Kahve Dünyası her ay bir çeşit dondurmayı öne çıkartır, geçen ay Şeftâli ile oldukça güzel lezzoni yummilendik, bu ay sırada Gofriklisi var.
Hani geçtiğimiz birkaç yıl boyunca üretiminde sıkıntılar yaşanan ve arzın tâlebe yetişemediği için çoğunlukla elimizin Gofrikli Dondurma konusunda boş kaldığı günler vardı.
Ancak o zamanlar bir top Dondurmanın ücreti tabi ki Kırksekizmilyon Türk Lirası değildi, belki de günümüzdekinin yarısı kadardı, arşivlerde mevcut.


Bizlere göre "Ayın Dondurması"larının lezzoni tadları her ay yeni bir lezzet olduğundan ve ay da çabuk bittiğinden her zaman damaklarımızda kalmakta ve midelerimize inememekte.
Bakalım önümüzdeki ay hangisi olacak?

30 Eylül 2019

Hayat Yolu

Hayat yolunda akıp giden iyilik seline katılmak suretiyle refaha ve huzura kavuşabilirsiniz.
Bu iyilik selinin faydasını görmek için öncelikle varlığına ve ona erişebileceğinize inanmalısınız.
Bunlara inanırsanız gecikmeden siz de işbu iyilik selinden istifâde edin.


O devamlıdır, sınırsız ve tükenmezdir.
Size düşen vazife onu her günkü hayatlarınızda kullanmanızdır.
Neşe cömertlik nezâket ve iyi kâlplilik gösterirseniz bütün tahminlerinizin fevkinde olacaktır.

28 Eylül 2019

Okumaya Vakit Ayırın

Okumak sizlere çok şey kazandırır, düşüncenizi ve ufkunuzu genişletir, bilginizi arttırır.
Okumak sizin içinizdeki havuza yeni ve taze suların katılması gibidir. İçindeki havuza taze sular katmayan insanın ruhu yosunlaşır ve kirlenir.


Yeni kitaplar okuyun, eski kitaplar okuyun, yeni yazılar eski yazılar okuyun, haberleri ve düşünceleri okuyun, hiç olmadı gazete okuyun. Yeter ki bir şey okuyun.
Zekânızın bileylendiğini, içinizin aydınlandığını, bir şeyler öğrendiğinizi göreceksiniz zamanla.


Vaktiniz boş geçmesin, trende okuyun, otobüste okuyun, canınız sıkılmasın. Telefonla oynamak yerine kitap okuyun gazete okuyun dergi okuyun.
Çünkü kitap insanın en iyi dostudur.


Bazı kimseler ünüversüteyi bile bitirdikleri zaman okumayı bırakırlar, onların ruhları ve kafaları kirlenmeye ve içleri kararmaya başlar.
Okuyanlar büyük adamların sohbetine katılır ve dünyaları dolaşır gibi olurlar.
Okumak en soylu davranıştır.


Hem atalarımız da demiş:
"Hiç okuyan ve okumayan bir olur mu?"
Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de de ayet-i kerimesi mevcut:
"Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"
Bilmek ise okumakla olur.

23 Eylül 2019

Sonbahar Yine Geldi

Eylül geldiğinden beri havalar bir tuhaflaşmıştı zaten, gökte ne kadar Güneş de olsa ortalığı iyi ısıtamıyordu. Çünkü yerde Rüzgâr sertçe estiği için sıcaklığı dağıtıyordu.
Bugün günlerden Yirmiüç Eylül İkibinondokuz ve Pazartesi. Ben bu yazıyı yazarken bütün Kuzey Yarımküre olarak biraz sonra Sonbahar Mevsimine gireceğiz.
Bu arada ben Kuzey Yarımküre'de oturduğum cihetle Güney Yarımküre'nin de İlkbahar Mevsimine girişlerini de kutlamamak olmaz.


Sonbahar aslında sürekli sıcaktan aşırı ısınarak bunaldığımız Yaz ile soğuktan üşüdükçe donduğumuz Kış Mevsimleri arasında ne çok sıcak ne de çok soğuk ama serin ve ılık günlerin yaşandığı bir ara geçiş mevsimidir.
Önce Bağbozumu sonra Hazan en sonra Güz olmak üzere adı takvimlere geçmemiş üç bölümden oluşur.
Kuzey Yarımküre'de Yirmiüç Eylül günü gelen Terazi Burcu'yla başlar, Yirmibir Aralık günü devreden çıkan Yay Burcu'yla sona erer.
Güney Yarımküre'de ise Yirmiiki Mart günü gelen Koç Burcu'yla birlikte başlayıp Yirmibir Haziran günü giden İkizler Burcu'yla biter.
İmdı dilerseniz Sonbahar Mevsimini biraz irdeleyelim:


Sonbaharı en güzel ifade eden bir resimdir bu. Ancak bütün bu ilhâmlara rağmen Sonbahar bir şiir okuma mevsimi değildir, daha doğrusu günümüze kadar yazılmış şiirleri anlama ve içlerinde taşıdıkları sırların anlamlarına erme zamanıdır.
Renkli yaz düşlerinin ve açık kalan pencerelerden içeri sızan seslerin ve vıcık vıcık müziklerin ve artık günümüzde pek kalmadıysa bile bahçelerde oynayan çocuk seslerinin yavaş yavaş tükenmeleridir. Bütün bu gürültünün yerlerini huzurlu bir sessizliğe ve hüzünlü bir iç dengesizliğine terk etmesi mevsimidir.
Güneşin artık erken batmaya başlaması sayesinde geri gelen geceler ve bu geceler boyu sessizlikler, naif ve yavaş hüzünlü şarkıların oluşturduğu müzikler, bu müziklerin yüzünden aşkı özlemelerin bolca yaşandığı mevsimdir.


Bir trenle yolculuk ederken pencereden baktığımızda akıp giden yapraklarını dökmeye başlamış ağaçların aslında zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlattıkları mevsimdir.
Yeniden açılan okulun içindekiler için bilgiye ulaşmanın mevsiminin başıdır.
Şehrin gri duvarlarının ardında yeni sözcükler keşfetmek için yelken direği kırılmış eski bir kadırga ile sefere çıkılan bir yolculuğun değişmez hikâyesidir.


Yazın Güneşten kamaşmış olan gözler Sonbaharda daha bir farklı bakarlar dünyaya. Yazın yaşanan aşkların geçiciliği çıkar ortaya.
Bir daha sırtlar kendini insan, fotoğraf çekmek için aslında en güzel mevsimdir.


Atkıların şalların uzun botların kazakların kalın giysilerin ve külotlu çorapların mevsimidir.
Yağmurun kahvenin ıhlamurun çayın ve sütün daha çok içildiği mevsimdir.
Portakal mandalin kestahane elma üzüm şarap gibi meyvelerin ortaya çıktığı, grip nezle nevazil gibi rahatsızlıkların hortladığı, artık doğru düzgün ısıtmayan Güneşin erken batmaya başladığı mevsimdir.


İnsanoğlunun içine daha fazla kapandığı mevsimdir, kolay değil koskoca bir Yaz geçmiştir hayatlarımızdan.
Kocaman tatil bitmiştir, ferah ve rahat giysiler dolaba kaldırılır ve kalın sıkı giysiler çıkartılır.
İnsanlar işlerine ve okullarına gitmeye başlar, bu durumda yazlık ilçelerimiz boşalır ve herkes büyükşehirlerde hayatlarını sürdürürler.
Büyükşehirlerde de sabah işe veya okula akşam da eve giden insanlarla dolar, işbu gidip gelme esnasında insanlar sadece önlerine bakarlar ve hızlı hızlı bulundukları yerlerden uzaklaşırlar.


Sonbaharda koskocaman Yaz boyunca devam eden sokakların akşam kalabalıklığı da artık sona ermeye başlar, koskoca şehir artık akşamları tatsız bir hâl alır, hele bu tatsızlık yazlık ilçelerimizde daha fazla hissedilir.
Yavaş yavaş hava da kasvetlenir ve gökten Yağmurlar da yağmaya başlar, Yazın tozunu torpağını temizlemek ister gibi. Her yağan Yağmur sanki Dünyayı daha da bir temizler.


Ağaçların yaprakları ise artık sararmıştır, çok fazla uzun olmayan bir zaman sonra birbirlerinden ayrılacaklardır.
Doğanın çıplak hâlidir Sonbahar, ağaçların makyajı silinir yapraklar düşer, gökyüzünün ışığı gider yağmurlar düşer, artık Doğanın iskeleti kalmıştır göz önünde.


Sonbahar konusu üç ay boyunca irdeleyeceğimiz yeni yazılar vaad ediyor bizlere.
Ben de daha fazla gözlerinizi şişirmekten imtinâ ettiğim cihetle Sonbaharın sonunda bahar olmadığını ve yokluğunda aşka çevirdiğim yüzün hatrına bu yazımı ahanda burada noktalıyorum.
Mutlu Sonbaharlar.

20 Eylül 2019

Yağmur Zamanı

Sonbahar geliyor, çok yaklaştı, şurada sadece üç güncük kaldı.
Heyecanlı mısınız sevgili okuyucularım?
Ben de en az sizler kadar heyecan taşıyorum ve iliklerime kadar içimde hissediyorum.


Gerçi bu resim sadece Sonbaharı hatırlatıyor bana, çünkü ne de olsa son baharın sonunda bahar yoktur artık der bir şarkıda, ne de olsa yavuklusunun yokluğunda şair aşka yüz çevirmiştir.


Haberlerde izlemişsinizdir mutlaka çünkü sizlerin televizyonu vardır. Ben televizyon kullanmıyorum çünkü televizyonda artık hiçbir şey yok, bir bilgisayar bana televizyondan daha fazla yakın bir arkadaştır.
Dün İstanbul'un Tuzla ilçesinde bulunan organize sanayi içindeki bir kimya fabrikasında yangın çıkmış ve kimyasal gazlar havaya karışmış.
Her ne kadar yetkililer zehirlenme riski olmadığını söyleseler bile sizler yine de her ihtimâli göz önüne alarak sokağa şemsiyesiz çıkmamanız menfaatiniz icabıdır.


Henüz tam olarak Sonbahar Mevsimi resmen memleketimize avdet etmedi ama etkilerini yavaş yavaş göstermekte.
Bugün İstanbul'a uzun zaman sonra yağmur yağdı.
Bana da işbu Yağmur-u Şerifi tarihe kaydetmek düştü.
Üç gün sonra hem Sonbahar-ı Şerif Mevsimi'nin hayatımıza girmesi ve burçların kralı olan Terazi Burcu'nun gelişini kutlayacağız.
Çünkü Terazi Burcu insanı aslında kaybetmez, kaybedilir.

01 Ekim 2014

Adım Ekim, Ben Geldim

Sabahın körüydü bugün saat ötmeye başladığında.
Güneş henüz doğmamıştı ama doğduğu zaman bir şeylerin olacağının habercisi gibiydi.
Artık buraları ısıtabilecek hâli kalmamıştı, beni bırakıp başkalarını ısıtıyordu artık.
İçi kanlanmış, artık bana küsmüştü.


Hiçbir şey dört yıl önceki gibi değildi bu kez, ne ben eski bendim, ne de gelecek olan misafirim.

Kalkınca kendime bir kahve yaptım, belki acıkmıştım ama içince kendimi bir tuhaf hissettim.
Dışarıya bakınca yaprakların ağaçlardan henüz düşmediklerini ve son bir gayretle ağaçların yapraklarına sahip çıkma çabalarına gözlerim takıldı.
Çöpçüler sokakları süpürüyorlardı, süpürgelerinin önlerinde anılarımı da katmışlar, kamyonlarının içinde çoktan başkalarının anılarıyla karıştırmışlardı.


Hayret ediyordum aslında yaşadıklarıma, her şey ne kadar çabuk elimden kayıp da gitmişti ve ben hiçbirinin gitmesine engel olamamıştım. Sadece şimdi arkalarından ağlamaktan başka çarem yoktu.

İşte böylece son dört yılda yaşadıklarım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçerken birden kapım çaldı.
Yine geldi diye heyecanla kapıya koşup açtığımda hiç kimse yoktu orada, karşı kaldırımda kahkahalarla gülüp dalga geçen çocuklar dışında. Onlara da aslında kızamazdım, çünkü ne kadar kızsam da onların dünyası onlara özeldi.


Tekrar içeri döndüğümde içimi bir hüzün kaplamaya başlamıştı, ya bu yıl gelmezse?
Böyle düşünerek uyuyakalmıştım.
Ta ki zil acı acı çalıncaya kadar.


Yine sözünde durdu, yine geldi. Ama bu kez çok bekletti, böyle yapmaya hakkı yoktu.
Kapımı çalarken bu seferki gelişinde benden bir şeyler götüreceğini hissetmiştim.
Bu kez kendini tanıtmadı, sadece basit ve zoraki olduğu çok belli bir selâmla girdi içeri, ne o günkü gibi bir heyecan vardı gözlerinde, ne de küçük de olsa bir sevecenlik.
Sanki iki kanka değil de iki kanlı bıçaklı düşman gibiydik.
Ne olmuştu bize böyle? Eylül'ün yaptıklarından beni mi sorumlu tutuyordu?