Bu Blogda Ara

Boğaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Boğaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2022

Jurnal : Çanakkâle Geçilmez

Gemilerde herkes bilmez ama "Jurnal" adı verilen bir seyir defteri bulunur. Gemi limandayken ya da seyir halindeyken yaşanan gelişmeler bu seyir defterine kaydedilir. Geminin rotası hızı geldiği ve gideceği limanlar vardiya değişimleri gibi bilgiler ahanda bu deftere not edilir. Gemi sığ sulardan ve önemli su yollarından geçerken de kayıtlar sürekli güncellenir.
Örnek olarak Cebelitarık Boğazı geçilirken "03:00 saatinde Cebelitarık'a girildi" çıkarken de  07:00 saatinde Cebelitarık geçildi" gibi saat belirtilerek yazılır.
Keza bizim İstanbul Boğazı'ndan geçerken "08:00 saatinde İstanbul Boğazı'na girildi" "10:00 saatinde Kavaklar geçildi" "11:00 saatinde Hisar geçildi" "13:00 saatinde İstanbul Boğazı geçildi" gibi sürekli notlar rapor edilir.
Lâkin aynı gemiler Çanakkâle Boğazı'na geldiklerinde seyir defterine bunlar bu şekilde yazılmazlar.


Çanakkâle Boğazı seyri tamamlandığında deftere "09:00 saatinde Çanakkale çıkıldı" yazılır ya da "15:00 saatinde Şehitler Abidesi 2 milden selâmlandı" şeklinde not düşülür.
Çünkü herkes bilir ki bu dünyada her yer geçilir ama Çanakkâle geçilmez.
Genel olarak Türk gemileri için ortada geçerli bir mevzuat veya kanun olmamasına rağmen son zamanlarda gelenek hâlini almıştır, bu konu yabancı gemilere nereden bilecekleri için şümûlu yoktur.


İmdı avdet eyleyelim Gemi Jurnâli'nin ne olduğuna:
18 Groston'dan büyük bir gemide "Gemi Jurnali" denilen bir defter tutulur. Bu defter 365 sayfadır. Her sayfası Limân Başkanlığından onaylıdır. Gemi jurnali kaptanın nezareti altında ikinci kaptan tarafından ve bunun nezareti altında münasip bir gemi adamı tarafından tutulur. Bir liman içinde yolculuk eden küçük gemilerde jurnal tutmak mükellefiyeti yoktur.
Kapsamı: Gemi jurnaline günü gününe şunlar yazılır:
1. Hava, rüzgârın hâli.
2. Geminin takip ettiği rota ve kat ettiği mesafeler.
3. Geminin seyirde mevkileri.
4. Sintinelerdeki su yüksekliği.
5. İskandil edilen su derinliği.
6. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler.
7. Gemi adamları arasındaki değişiklikler.
8. Gemi meclisince veriler kararlar.
9. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı, gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezaları, gemideki doğum ölüm vakaları dâhi jurnale yazılır.
Nüfus sicil kanununun hükümleri mahfuzdur. Mani olmadıkça kayıtlar her gün yapılır.
Gemi jurnali kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.

27 Temmuz 2021

Facebok'ta Bir Gruptan Haksız Yere Atıldım

Ben hayatımda böyle saçma şey görmedim.
Birini rahatsız etmiyoruz, yazdıklarımız paylaşımlarımız gayet saygılı, hiç kimseye takıntımız yok.
Ama bir grup yöneticisi kalkmış bizi önce kısıtlıyor, nedenini sorduğumuzda da gruptan atıyor.


Bu grubun adı Boğaz Çocukları, görmek için Boğaz Çocukları yazısını tıklayınız.
Ben de Facebok'ta grup yönetiyorum ama hiç kimseye taciz yapmayan birini grubumdan atmıyorum, ama Boğaz Çocukları adlı grubun yöneticisi kalkmış beni şutluyor.
Ben de Facebok'ta grup yönetiyorum ama uslu duran ve her gönderiye ısrarla gif gibi emoji gibi asla tasvip etmediğim bir şekilde yorum yapan birini de gruptan atmıyorum, ama Boğaz Çocukları adlı grubun yöneticisi bunları ben de yapmadığım hâlde kalkmış beni şutluyor.


Hani birini taciz ederim anlarım, hani istem dışı kötü bir söz yazarım anlarım, ama bu şekilde suçsuz yere atmak şerefsizlik değilse nedir diye de sormak lâzım.

22 Haziran 2021

Martı

İstanbul'un bazı simgeleri vardır, olmazlarsa İstanbul olmaz o zaman.
Hani bir Aya Sofya bir Haydarpaşa bir Kız Kulesi bir Boğaziçi Köprüsü ve daha sayamayacağım saysam da sayfalarımın yetmeyeceği sabit simgeler, bir de Martı bir de Kedi bir de Karga gibi İstanbul'un gerçek sahipleri gibi.
Gerçi ben Marmaray işlemeğe başladığından beridir adam gibi Vapora bindiğim de yoktu ama son birkaç zamandan beridir yolum vaporsuz geçmez oldu.


Vaporu pek tercih etmememin sebeplerinden en önemlisi biniş ücretinin Dört Türk Lirasıcık olması, yani norminâl bir otobüse binmenin ücreti olan Üç Türk Lirası Elli Türk Kuruşundan fazla olması.
Belediye sanırım biraz paraya sıkışmış ki vapor ücretini otobüsten pahalıya uydurmuş.


Ben biliyorsunuz sıkutır adlı âleti sevmedim bir türlü, üstelik kullanılmasına da karşıyım.
Uzun zamandan beridir Martı adlı bir sıkutır firması vardı, yanına Hoop gibi Tazı gibi Binbin gibi Kedi gibi Scooby gibi ama bu saydıklarımla sınırlı olmayan firmalar işin içine girdi.
Bu yazımın başlık konusu hepimizin kuş olarak bildiği Martı asla ama asla sıkutır firması olarak anılmayacaktır.
İstanbul vaporsuz olmaz, vaporlar da Martısız olmaz.


Ben de uzun zaman sonra bindiğim eski adı Caddebostan yeni adı Fuat Sezgin olan vaporumuza bindiğimde yol boyunca bana eşlik eden Martıların resm-i şerifini çekmemezlik edemezdim tabi.
Hani eski bir İstanbul türküsünde de yazar:
Gemi gelir yanaşır içi dolu çamaşır
İstanbul'un kızları Recep diye ağlaşır
Deniz havası birçok hastalığa iyi gelir, siz de fırsatını bulursanız Vapora binmemezlik etmeyin.

25 Nisan 2021

Ergûvanlar - İkinci Parça

İstanbul'un en bilinen rengi Ergûvandır.
Her bahar binbir nazla gelir ve onbeş gün için gönülleri gözleri şenlendirip hiç beklemediğiniz bir anda seyrine doyamadan göz açıp kapayıncaya kadar yok olur biter. Yani bir sabah uyanırsınız ki artık yokturlar.
Ya da gözünüzün önünde aniden bir deli rüzgarla başlayan bir deli yağmur yağar ve dökülüverirler.
O telâşla belki de üzerlerine basar geçersiniz.
 

Görseldeki gördüğünüz Ergûvanlar Rumeli Hisar'ı güzelcenem bir çevrelemiş.


Vaniköy semtimizde evlerin arasında hoş ve güzel bir görünüm arz-ı endam etmişler.


Anadolu Hisar'dan çekilen görselimizde karşı kıyıda Rumeli Hisar belirgin olarak görülebilmekte.


Burası da Aşiyân tarafı, karşıda Küçüksu Kasrı görülmekte.

02 Nisan 2021

Ergûvanlar

Yıllardan beridir mâlum-u âliniz Şehr-İstanbul'da Ergûvan renklerde İoaş otobüsleri çeşitli hatlarda sefer yapmaktalar, ancak yakın zaman zarfında hepsi birden sarartılacaklar.
Yine de konumuz bu değil tabi, Ergûvan adlı çiçekten bahsedecek ben.


İstanbul'un çeşitli çiçeklerin anavatanı olduğunu bilmem biliyor muydunuz?
En önemli çiçeklerinden biri renkleri İoaş otobüslerinde bile olan Ergûvanlardır, hele ki Şehr-İstanbul'a bu kadar yakışınca ve aylardan da Nisan-ı Şerif olunca özellikle Boğaziçi'de birkaç adet Ergûvan ağacı bulmalı ve görülmeli, elden geliyorsa da resm-i şerifi de çekilmeli.


İlkbaharın müjdecisi ve Şehr-İstanbul'un özgün rengi olan Ergûvanlar Boğaziçi'nin her iki yakasında zarif dallarıyla ve güzel çiçekleriyle nasıl dört yıl önce renklerini güzelleştirdiyse bu yıl da güzelleştirmeğe devam ediyor.


Hayatın içinde kaybolduk hepimiz. Oysa bir deniz kenarı bir ağaç gölgesi ve bir toprak kokusu yeter yeniden kendimizi hatırlamağa.
İki adet alıntıladığım resm-i şerifi sizlerle paylaştı ben, dilerim kendi resimlediğim birer kopyalarını da yüklerim ileride.