Bu Blogda Ara

Caddebostan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Caddebostan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026

İstanbul Bayram Gezintisi

 Bazı günler gerçekten özel günlerdir, örnek olarak bugün Yirmiüç Nisan neş'e doluyor insan.
Çocuklar için ise tören ertesi gezinti günü gibi, çünkü hava Şehr-İstanbul'da çok güzel.
Yeni bir Şehr-İstanbul gezisi bizleri bekler resm-i şerifler eşliğinde.


İstanbul'a uçakla gelmek gerçekten güzel bir yolculuktur, özellikle de Atatürk Havalimanında karşılanmak daha güzeldir.
Gelgelelim resm-i şerifimizde temaşa ettiğimiz Yeşilköy havalimanımıza Atatürk'ün adı Bindokuzyüzseksenüç yılında verilmiştir.
Bir zamanlar tek havalimanımız burasıydı, imdı iki adet daha mevcut.


Havalimanından çıktık Metroya bindik ama Metroda millet telefonlarıyla oynuyordu, Biz Üç Muz'un elinde ise telefon adına hiçbir şey yoktu.
Acaba bir Telefon kalkıp da İnsanla oynasaydı nasıl olurdu?
Cevabı yukarıdaki resimde.


Eski zamanlarda ve eski bir televizyon dizisinde İstanbul'da bir yer tarif edilirken "Sırtını Aksaray'a Vermek" diye bir tabir vardı, işte o bahsedilen Aksaray burası olmak vardı.
Tabi o eski günlerin Aksaray'ından geriye sadece Pertevniyâl Valide Sultan Cami-i Şerifi günümüzde mevcut, geri kalan tüm her şey değişti.


Bugün her ne kadar Bayram da olsa birçok kişi için Çalışma Günü, sadece resmi daireler kapalı olmak var.
Arkada temaşa ettiğiniz yer Sultan Bayazıd-ı Veli Cami-i Şerifi (Fatih Sultan Mehmet'in oğlu olan), önünde de Kapalıçarşı'nın dış duvarları mevcut, ancak ağaçlardan dolayı görünmüyor.


Genel olarak her zaman Sultan Ahmet Cami-i Şerifi paylaşılır, ya da Aya Sofya-i Kebir Cami-i Şerifininkisi, ama minareden çekilen resm-i şeriflere henüz sıra gelmemiştir derler.
Resmin sol tarafında Firuz Ağa Cami-i Şerifi mevcuttur, caminin arkasında kalan yoldan ise bir İett otobüsü geçmekte, Eminönü tarafına gittiği kesin ama son durağı Eminönü mü yoksa daha ilerisindeki bir başka mahâlle mi bilmiyoruz.


Sirkeci ve çevresi tarih boyunca her zaman curcuna ve karmaşa olmuştur, her ne kadar günümüzde Çağdaş Tramvay biraz düzeltecek gibi bir algıya kapılındıysa bile hâlâ düzene girememiş olduğunu üzülerek söylemek zorundayız.


Yoıllar hiçbir zaman yürüyerek aşılmaz, hele Şehr-İstanbul'da hiç aşılmaz.
Yine de sıradaki semt olan Eminönü'yü paylaşırken curcunayı mı sâkinliği mi paylaşalım diye düşünürken havadan çekilmiş bir resm-i şerif imdadımıza yetişti.
Tabi yine değişim Eminönü'de de kaçınılamadı, üst geçidin olduğu yerde günümüzde Hâliç Çağdaş Tramvayı (T5) durağı mevcut.


Bu kısımları şimdiye kadar hiç paylaşmamıştık, bir adet Troleybüsümüz ve diğer taşıtlar Unkapanı durağında görülüyor, yolun solunda Şeb Sefa Hatun Cami-i Şerifi, ilerisinde de Bozdoğan Kemeri işbu resm-i şerifte günümüze kalanlar.


Bugün biliyorsunuz bayram, üstelik çocuklara armağan edilmiş bir bayram, dünyada tek Çocuk Bayramı mâlum-u âliniz Türkiye Cümhûriyeti'de kutlanıyor.
Bir zamanlar bizim ulusal televizyonumuz olan Türkiye Radyo Televizyon kurumu tüm dünya geneline açık olarak Yirmiüç Nisan Şenlikleri yapar, dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklarla birlikte kutlardık.
Bu küçük nostâljiden sonra yolumuz Eyüp Sultan'a düşüyor, zamanın çocukları bir okuladan çıkmışlar ve bir kartpostala poz vermişler.
Sanırız da hiçbiri artık Cismani Dünya hayatlarını bitirmiş olmaları gerek, Allah hepsine rahmet eylesin.


Sanal ortamdaki resimler arasında gezintimiz esnassında Eyüp Sultan'a kadar gelmişken yukarıdaki Pierre Loti Tepesine çıkıp manzara-i nefiseyi temaşa etmemek olmazdı.


Pek paylaşılan ve Şehr-İstanbul ile ilişkilendirilmese bile bu sefer Blogumuza yer alan semtlerden birisi de Taşlıtarla'dır, günümüzde ise Gazi Osman Paşa olarak geçer, Taşlıtarla ise unutulmuştur.


Vaporlarımız olmaszlarsa Şehr-İstanbul arsla güzel bir yer olamazdı, burası da dünya üzerindeki faal olan en eski tershane olmak vardır.
Buradaki resim oldukça yakın bir tarihte çekildi, arkada bulunan Fenerbahçe vaporuumuzun beyaz renkli cam simitleri sizi yanıltmasın ama bu renk Rahmi Koç Müzesi için özel olarak yeniden yapıldı.
Paşabahçe vaporumuz ise bu resim çekildikten bir süre sonra sefere geri döndü, yetmedi vapor yokluğundan dolayı Nostâlji Vaporu sınıfından çıkartılarak Seferi Vapor sınıfına eklendi.


Vapor demişken dünya üzerinde bu kadar tarihi eseri aynı kareye sığdırmak o kadar kolay değildir, aşağıda İnciburnu Vaporu, yukarıda da Galata Kulesi, arada da Karayköy iskelesi ve aralardaki diğer binalar.
Buradaki iskele yıllar önce bir Lodos fırtınasında battı, İnciburnu vaporu ise hâlâ seferde ancak adı Barış Manço olarak değiştirildi.
Vapora adını veren Barış Manço'yu ise sanırım birçoğumuz tanıyor, zamanında gerek şarkılarıyla gerekse televizyondaki programıyla çağının çok ötesinde biriydi, Allah rahmet eylesin, kendisini Bindokuzyüzdoksandıokuz yılında ahirete uğurladık.


İmdı hazır Vaporla karşıya geçerken geçmişin güzel bir anısı olarak Şirket-i Hayriye'den kalma 76 baca numaralı Sarıyer adlı vaporumuzu Salacak iskelesinden kaldırıp Kız Kulesi önünden geçirterrek Eminönü'ye yolluyorduk.


Buradaki resmin renkli biçimi sanırım ilk defa yayınlanmakta, karşımızda Haydarpaşa Garı ve önünde de zamanın Anadolu - Bağdat Demiryolları idaresinin mülkiyetinde bulunan Bağdat Basra Hâlep adlı vaporlarından birisi iskelesine yanaşmış bekliyordu.
Birçok kaynak karıştırır ama bu vaporlar Şirket-i Hayriye'nin mülkiyetinde değildiler.
Kaldı ki Şirket-i Hayriye'nin sorumluluk sahası Anadolu yakasında Harem iskelesinden yukarıdaki iskeleleri kapsıyordui, Haydarpaşa ise sınırın dışındaydı.


Eski kaynaklar Kadıköy için Körler Memleketi derler ama günümüzü görmüş olsalardı yanıldıklarını anlarlardı.
Kadıköy belki körlere hitap eden bir semt olabilir ama Şehr-İstanbul'da Güneş batımları en güzellerinden birisi buradan seyredilir.


Yine de eğer günü doğurmak isterseniz de Moda iskelesi biçilmiş kaftanlardan biridir, ilk defa temaşa edebileceğimiz işbu resm-i şerifimizde sanırım Necati Gürkaya vaporumuz Moda iskelesinde görüntülenmiş, ama Adaya mı gidiyor yoksa Bostancı hattı mı bilinmiyor.
Moda iskelesine günümüzde de Deniz Taşıtı yanaşıyor ama bunlar Mavi Marmara'dan kiralanan Kabataş - Moda - Bostancı hattının mopurları olmak var ki daha önceleri bu blogda konusu edildi.


Kadıköy'ü burada uzuzun anlatmamıza gerek bulunmamakta, ama en ikonik binalarından birisinin Süreyya Opérası olduğunu belirtmemde yarar görmekteyiz.
İşbu resm-i şerif çekildiği dönemlerde sinemaydı, dahası Biz Üç Muz burada film bile izlemiştik.
Burada bahsettiğim Süreyya Operası, Maltepe'deki Süreyya Pilâcı ve yine Maltepe'deki Süreyya Paşa Hastahanesi aynı kişinin, rahmetli Süreyya Paşa'nın (İlmen) eseridir.


Esasında bu mıntaka için çok fazla resm-i şerifimiz var ama biz bu sefer Fenerbahçe feneriyle geçiştirelim, çünkü fenerin olduğu yer İstanbul Boğazının Güney ucudur.
Şehr-İstanbul'daki en güzel Gün Batımı buradan izlenir, ama Kalamış tarafındaki körfezin içinden daha da güzeldir.


Günümüzde birçok kişi Caddebostan semtinde bir Vapor iskelesi olduğunu ve Şehir Hatlarının bir zamanlar Deniz Otobüsü ürettiğini bilmezler.
Ancak bu resimdeki Deniz Otobüsü adlı taşıtımız şimdiki bildiğimiz katamaran tekneler gibi hızlı değildi, daha çok Turyol ve Mavi Marmara Mopurlarına benziyordu ama en önemli farkı Vaporlar gibi yandan yanaşıyordu.
Üretildiği dönemde Caddebostan ve Bostancı adı verilen iki adet Deniz Otobüsü topu topu on yıl kadar seferde kalmış ve sonrasında da sessiz sedasız ıskat edilmişlerdi.


Bugün sizin için hazırladığım sürpriz ise Atatürk'ün pek bilinmeyen Suadiye Pilâcında görüntülenmiş olduğu resm-i şerif olmak var.
İşbu resm-i şerif hakkında hiçbir yorum yapmadan doğrudan Bostancı'ya geçiyoruz.


Bayram günleri eğlenmek herkesin hakkıdır, gerek gösterilerle gerekse sinemayla tiyatroyla konserlerle.
Bu gibi etkinliklerin icra edildiği yerlerden birisi de Bostancı Gösteri Merkezi'dir, her zaman bir etkinlik mutlaka bulunabilir.


Hani biraz önce Bahariye'de bahsettiğim Süreyya Paşa Hastahanesi ahanda burasıdır, Maltepe'nin tepelerinde kurulu ve çevresi Çam ağaçlarıyla çevrilidir.
Varlığı bir güvencedir ama yine de Allah hiç kimseyi hastahanelere düşürmemesini dilemekten başka bir şey elimizden gelmez.


Burası da haftada bir gün içindeki kalın kalın kitaplarından derslerimizi çalıştığımız Penguen Kitapevi'nin bulunduğu Süreyya Pilâcı olmak var, bir zamanlar Denize girmenin en güzel yerlerinden birisiydi.
Bugün belki Adaya da gidelim isterdik ama bu kadar yoğıunluk biraz fazla geldiğinden bir başka resim dizisi ilerideki günlerde sizlerle birlikte olacak.

22 Ağustos 2024

Caddebostan Kıyı Dolgusu

 Bu yazıda anlatılacak şeyler Milliyet gazetesinin Oniki Nisan Bindokuzyüzseksenbeş günkü bir haberinin yayınlanmasıyla başladı.
Haberde zamanın İstanbul şehremini Bedrettin Dalan'ın kıyıları bir daha geriye dönülemeyecek biçimde doldurularak hâlkın kullanımına açılacağından bahsediyordu.


İşbu haberden sonra çok fazlama zaman geçmesi gerekmedi, kısa zaman zarfında doldurulan alan Bostancı'ya dayanmıştı bile.
Ancak biz yine de sırayla gidelim ve Caddebostan ile Fenerbahçe dalyanı arasındaki tahribatla başlayalım.


Eski zamanlarda dalyanların bulunduğu ve günümüzde Fenerbahçe Orduevi durağının oradan başlayan doldurma işlemi işbu resm-i şerifte Caddebostan pilâcına kadar dayandığı gözükmekte.


Dolgu tahribatının ne kadar büyük olduğunu anlatabilmek için ahanda eski zamandan kalma işbu resm-i şerifi de tükledim.
Buradaki kumsal üstte bulunan resimdeki üçgen kahverengi yer.
Bir zamanlar burada muhteşem bir pilâj vardı. Büyüklerimizin anlattıklarına göre kumu altın gibi sarışın, denizi berrak bir maviydi. Dahası körfez olduğu için sığdı yani fazlama derin değişdi, yüzmeği bilmeyenler de girebilirlerdi.


Aynı yere bir de deniz tarafından bakalım, her ne kadar resimdeki köşkler günümüzde de duruyorlarsa dâhi o eski ihtişamlı günlerini çoktan kaybettiler.


Bir zamanlar burada Vapor İskelesi olduğunu söylersem hepiniz kargalar gibi gülerdiniz değil mi?
Oysa şurada Bindokuzyüzseksen yılına kadar Caddebostan'da Vapor İskelesi vardı ve Türkiye Denizciilik İşletmeleri bünyesindeki Şehir Hatları vaporları günde birkaç kez Caddebostan'a uğrarlardı.


İşte onlardan bir tanesi de Caddebostan adlı zamanın deyimiyle Deniz Otobüsü ama gerçekte günümüzde Turyol ve Dentur Avrasya ve Prenstur ve de Mavi Marmara'dan İstanbul Belediyesi bünyesindeki Şehir Hatları tarafından kiralanan Mopurlardan tek farkı yandan yanaşan tekneler.
İşbu deniz otobüslerinden topu topu iki adet yapıldı, adlarına da Caddebostan ve Bostancı uygun görüldü.
İşbu deniz taşıtlarına deniz otobüsü denmesinin sebebi koltuk düzenlerinin İett otobüsü gibi olmasından ve karada giden bildiğimiz otobüsler gibi zangır zangır titremesi yüzünden olduğu büyüklerimiz taradından Facebok'ta anlatılmış olmasıdır.


Caddebostan'ın batı tarafındaki vaziyetini temaşa eyledikten sonra doğu tarafına bir göz atalım, burada da sonradan rahmetli Çetin Emeç'in ismi verilen sahil yolu görünmekte.
Bu yeni yapılan yol Cadde-i Bağdad'a iki sokakla bağlanmış, ilki Marmara Yelken Kulübü'nün yanından geçen ve Galip Paşa Cami-i Şerifinin yanından aşağıya inen yol, diğeri de Kantarcı durağının oradaki Divan Pastahanesinin karşısına çıkan yol.
İkinci bahsettiğim yoldan ER1 hat numaralı İett otobüsleri geçer, ancak Çetin Emeç Caddesi üzerindeki Erenköy ve Kantarcı duraklarında durmaz.


İşbu sahil dolgusu Suadiye'yi de yedi bitirdi, çünkü günümüzde Suadiye Hotelinin önünde otopark olarak kullanılan alan eski zamanların Suadiye Pilâcı olmak vardı.


Bu resimdeki zaman Caddebostan dolgusundan günümüze daha yakın ama temeli ta kırk yıl öncedden atılmış olduğu ortaya çıkıyor.
Bizler sanırım yaşlanıyoruz, günümüzün dünyası bizlere göre değil gibime geliyor.


Kıyı doldurula doldurula nerelere kadar geldiğini gördünüz.
Bostancı'daki istasyondan bakılınca fazlama bir şey fark edemiyor olabilirsiniz ama buradaki resm-i şerifte Cadde-i Bağdad artık Kızıltoprak yönüne tek yönlü olmuş vaziyette, dönüş yolu ise Ihlamur durağından itibaren Kalamış - Fener Caddesi + Ahmet Mithat Efendi Caddesi + Cemil Topuzlu Caddesi + Çetin Emeç Caddesi yoluyla sağlanmakta.


İşbu dolgu yapıldıktan sonra Bindokuzyüzseksenyedi yılında yine zamanın İstanbul şehremini olan Bedrettin Dalan kalktı Norveç'ten birkaç adet katamaran tekne getirdi, bağlı olduğu firmanın adını da İstanbul Deniz Otobüsleri koydu, yukarıda resm-i şerifini temaşa ettiğiniz Bostancı'daki iskele aynı zamanda genel müdürlük olarak kullanıldı.
O zamanki İstanbul Deniz Otobüslerinin ortaklık yapısı olarak yüzde seksenbeşi İstanbul Deniz Otobüslerinin, yüzde ondördü İstanbul Elektrik Tünel Tramvay idaresinin, yüzde yarımı Hamidiye'nin, kalan yüzde yarımı da İstanbul Beleiyesi bünyesindeki diğer şirketlere aitti ve bu şirketlerin en yüksek hissesi İstanbul Ulaşım Anonim Şirketi yani sonradan Metro İstanbul'undu.
İlk olarak Bostancı'dan Kabataş'a açılan hattın yanına ertesi yıl Bakırköy hattı da açıldı, üçüncü yılda Kadıköy ve Karayköy iskeleleri de açılınca o zamanlar oldukça iyi gösteriiş yapmıştı.
Gel zaman git zaman İstanbul Deniz Otobüsleri o zaman için fena sayılmayan bir para olan Sekizyüzaltmışbirmilyon Amerika Birleşik Devletleri Dolarıcıklık bir ücrete satıldı.
Bazı kişiler kiralandığını söylüyor ama aradan geçen zaman zarfında bazı taşıtlar başka yerlere gönderildi, mâlum-u âliniz kiralanan bir şey kiracı tarafından başkasına satılamaz veya yeniden kiralanamaz, işbu vaziyet-i umumiye yasaya aykırıdır.


Sizlere son olarak Bostancı iskelesinin eski vaziyetinin bir resm-i şerifini de paylaşayım tam olsun, ama işbu mevzuat-ı umumiye burada bitmeyecek, çünkü yolun devamı olan Turgut Özal Bulvarı on yıl sonrasında Kaynarca'ya kadar dayandı ve günümüzde de kullanılıyor.
O tarafın tahribatı başka bir yazımızın konusu olacak.

21 Temmuz 2023

Yukarısı Serin Midir?

 Bu aralar Şehr-İstanbul başta olmak üzere neredeyse bütün Türkiye Cümhuriyetinde ve cevremizdeki diğer sözde ülkelerde havaların sıçaklıklarının yükseklikleri mâlum-u âliniz olmak var.
Gecenlerde bir sosyâl mediada birisi yukarıda havanın serin olup olmadığını sormuş olduğundan ben de bir büyüğümüze danıştım.


Danışmış olduğum büyüğüm bana göklere yükseldikçe Güneşe her ne kadar yaklaşıyor olmamıza rağmen sıcaklıkların düşmeğe başladığından ve bulutların üzerinde Sıfır dereceye ve hâttâ daha da düşük soğukluklara kadar düştüğünü beyan etti ve kanıt olarak uçakların uçtukları mıntıkalardaki hava durumlarından bahsetti.
Gökyüzünde uçan uçaklardan bazen havanın nasıl olduğu içerisindeki ekranlardan yolculara sunulur ve o ekranlar dikkâtlice incelendiğinde havanın dışarıda sıfırın altındaki değerlerde olduğu görülür.

20 Haziran 2023

Moda İskelesinde Deniz Taşıtı

Bu akşamleyin birkaç zaman öncesinde yenilenen Moda İskelesinde yıllar sonra ilk kez bir Deniz Taşıtı yanaşmış ve o Deniz Taşıtının resm-i şerifi çekilmiş olmak var.


Doğrusu bizler Üç Muz olarak Prinstaram'a koduğumuz işbu resm-i şerifin Hikâyelerde kaybolmasını hiç istemedik, Çünkü herlesçe mâlum olmak üzere Moda İskelesi tamir edildikten sonra Şehir Hatları vapor koymamasına rağmen Mavi Marmara'dan Mopur kiralayıp özel olarak hat açtı.
Daha önceleri sefer saatları paylaşılmıştı ama yine de şuraya eklemekten geri kalamam.


Moda'ya günde on adet Mopur yanaşır, bunlardan 7:30 - 11:05 - 14:05 - 16:55 - 19:40 saatlerindekiler Kadıköy ve Kabataş'a, 9:00 - 12:40 - 15:40 - 18:30 - 21:05 saatlerindekiler de Bostancı'ya giderler.
Belediye bu hattı Caddebostan'a da uğratacaktı ama sebebi bilinmeyen bir şekilde (!) Caddebostan'a iskele yapmaktan vaz geçti.
Yine de bu hattın Kadıköy'e de uğraması zaman kaybından başkaca bir şey değil, çünkü Kadıköy - Kabataş hattı oldukça sık işleyen bir hat ama Kadıköy'den Moda'ya onbeş dakikada yürüyerek, Bostancı'ya ise otuz dakikada İett otobüsleriyle çok rahatça gidilebilir, tabi yolda bir tıkanıklık veya çevirme olmazsa.

10 Mart 2023

Cadde-i Bağdad Çiçekleri

 Bazı alışkanlıklar kolay kolay değişmezler, her ne kadar yıllar içinde kaldırım taşları eskiyip değişikliklere uğrasalar bile.
Ancak mâlum-u âliniz doğada hiçbir şey kaybolmaz, sadece şekil değiştirir.
Tıpkı bizim Şehr-İstanbul'un en düzgün ve cetvelle çizilmiş yolu olan Cadde-i Bağdad gibi, ya da siz sevgili okuyucularımın alıştığı bildiği şekliyle Bağdat Caddesi gibi.
Size vakt-i zamanında buralar hakkında birçok yazımda bahsetmiştim, bugünkü ilk konumuz yakın zamanda tamiri biten yeni kaldırımı.


Genel olarak ben biraz muhafazakârımdır ama bu resm-i şerifini çektiğim kaldırım modelini bayağı beğendiğimi söylemek isterim. Geçmiş yıllarda rahmetli Kadir Topbaş'ın yaptığı kaldırımdan bin kat daha güzel ve kullanışlı, en azından bu yeni modelde otomobil sürücüleri iki yıl önce hizmete giren bisiklet yoluna tecâvüz edemiyor.


Buraya gezmeğe gelenler bilirler ki yaklaşık sekiz kilometrelik yol Şehr-İstanbul'un en fazla ağacı olan caddesidir ve yıllardan beridir uzak ara işbu ünvânını korumaktadır.
Her yıl özellikle Mart-ı Şerif Ayı civarlarında Cadde-i Bağdad'ın İhlamur ile Göztepe durakları arasındaki kaldırımlarındaki çiçekliklere yeni çiçekler ekilir.
Eskiden yani İkibinoniki yılı öncesinde bu yıllık gelenek Göztepe'den Bostancı'ya kadar olan bölümlerde de uygulanırdı ama gün geldi zamanın Şehremini olan Kadir Topbaş yolun Göztepe'den Bostancı'ya kadar olan kesimindeki kaldırımlarını genişleterek araba geçen kısmını bir şerit kadar daralttı ve çiçeklikleri ortadan kaldırdı ancak ağaçlara dokunmadı.
Yani artık şehreminliğe kim gelirse gelsin Cadde-i Bağdad'ın çift yönlü olması çok acıklı bir vaziyet ama artıkım imkânsız vaziyette.
Eğri oturup doğru konuşalım ve gerçekleri kabûl edelim, daha olmadı eski güzel günlerin anılarıyla yaşamağa çalışalım.

15 Kasım 2022

Kabataş - Bostancı

 Birkaç gün önce bizim Şehir Hatları sağ olsun yeni hatlar sefere kodu, bu akşam ben de bunlardan biri olan ve benim de zamanında İstanbul Belediyesi'ne önerdiğim bir hat olan, duyurularda Caddebostan'ın adı yazılı olmasına rağmen iskele olmadığı için fiiliyatta Kabataş - Kadıköy - Moda - Bostancı olarak hergünlük uygulanan ve daha öncelerden var olan Kabataş - Karayköy - Bostancı hattına takviye edilen hattı deneyimledim.


Bindiğim saatta hava çoktan kararmış olduğu için herhangi bir resim çekebilmeğe muvaffakiyet gösteremesem dâhi öncelikle yıllardan beri atıl vaziyette olan Moda iskelesinin hem Beltur Kahvehane hem de asıl işlevi olan Vapor yerine Mopur iskelesi olarak çalıştırıldığının müjdesini vermek isterim sizlere.
Bir gün inşallah sizlere Mopurlu bir resmini çeker paylaşırım.
Esasında gönlüm Vapor olmasını isterdi ama koskoca Şehir Hatları İşletmesinin elinde kalan yirmidokuz adet vaporun bu kadar hatta yetemeyeceği aşikâr, zaten vaporun biri tershânedeki bakımından çıksa bir başkası giriyor, yani sözün özü vaporlarımızın yarısına yakını sefer dışı.


Ancak burada küçük bir parentez açmak zorunda ben, çünkü evvelce mevcut olan ve sadece hafta içleri çalışan Kabataş - Karayköy - Bostancı hattının ücreti Onikimilyonellibin Türk Lirasıcık ama yeni sefere konulan ve hergün çalışan Kabataş - Kadıköy - Moda - Bostancı hattının ücreti ise Onbirmilyonbeşyüzbin Türk Lirasıcık olmak var.
Yani kalkış ve varış iskeleleri aynı olan seferlerde ücret farklı olacak şey midir?


Esasında burası için sanki biraz gereksiz olmuş, Bostancı'dan Kadıköy'e zaten İett otobüsleri sefer yapmakta, üstelik bir de Dolmuş ve Minibüs bile mevcut, yetmedi bir de Marmaray mevcut, dahası Kabataş - Kadıköy Mopuru da mevcut, bir de bunu Kadıköy'e uğratıp zaman kaybettirmeğe gerek var mı?
Bu hattı Kadıköy'e uğratacağına Caddebostan ve Suadiye iskeleleri ihya olsaydı daha güzel olurdu.


Yakın zamanda Bostancı Sâhiline yepyeni bir Metro getirecekler Dudullu taraflarından, geldiğinde işlevinin daha da artacağını söyleyebilir ben. Çünkü istasyon ve Metro hizmete girdiğinde Dudullu tarafından gelen yolcular Mopura aktarma yaparak sadece bir saatlik zaman zarfında Kabataş'a erişebilecekler.


Bana bu akşamki gezimde evsahipliği yapan Mavi Marmara'dan kiralık Sabret adlı Mopurdu sağ olsun.
Esasında bu hattın geçmişi uzun zamana dayanır, en parlak zamanlarını Bindokuzyüzotuzlu yılların başlarından Bindokuzyüzaltmışlı yılların sonlarına doğru olan zamanlarda yaşamış, tabi o zamanlar bu hatta işleyen Vaporlar Bostancı'dan kalkınca Suadiye'ye Caddebostan'a Kalamış'a ve Moda'ya uğrayarak Kabataş'a değil Köprü'ye giderlerdi. Gel zaman git zaman önce Kalamış sonra Suadiye iskeleleri işletme zararları yüzünden, sonrasında ise Caddebostan iskelesi kıyı doldurulunca tarihin tozlu sergenleri arasındaki yeri aldırıldı, tabi doldurulan alanda bir de yol yapıldı ve Bindokuzyüzseksenyedi yılında açıldıktan sonra Cadde-i Bağdad Kadıköy yönüne, dolgu alandaki Çetin Emeç Ve Demokrasi Şehitleri Caddesi de Bostancı yönüne doğru tek yönlü olarak işlemeğe başladı ve bu düzen hiçbir belediye başkanı tarafından değiştirilmeden hâlâ devam ediyor.


Aynı yıl bu hatta Deniz Otobüsü kondu, birkaç yıl boyunca tüm gün çalışan hat zamanla seferleri kademeli olarak azaltılarak günde iki sefere kadar indirildi, sonra bunlar da kaldırıldı.
Üç yıl önce Mopurla yeniden seferler başladı, yakın zamanda Tarihi Moda İskelesi yeniden ihya edilince mevcut hattın yanına eklendi.


Hareket saatlarına gelince:
Bostancı'dan 7:00 - 10:35 - 13:35 - 16:25 - 19:10
Moda'dan 7:30 - 11:05 - 14:05 - 16:55 - 19:40
Kadıköy'den 7:45 - 11:20 - 14:20 - 17:10 - 19:55
Kabataş varışı 8:10 - 11:45 - 14:45 - 17:25 - 20:10

Dönüş ise Kabataş'tan 8:20 - 12:00 - 15:00 - 17:50 - 20:25
Kadıköy'den 8:45 - 12:25 - 15:25 - 18:15 - 20:50
Moda'dan 9:00 - 12:40 - 15:40 - 18:30 - 21:05
Bostancı varışı 9:30 - 13:10 - 16:10 - 19:00 - 21:35
Not : Sabahki ilk seferler Pazar günleri yapılmaz.

Diğer hattınki ise Bostancı'dan 6:55 - 7:55 - 8:45 - 9:45 - 18:35
Karayköy'den 7:45 - 8:45 - 17:45 - 18:25 - 19:35
Kabataş'tan 7:55 - 8:55 - 17:30 - 18:10 - 19:20
Bu seferler sadece hafta içleri yapılır, Cumartesi ve Pazar günleri çalışmazlar.

Tüm bunların üzerine Kabataş'tan Bostancı'ya başka seferler de mevcut ama bu seferler Kınalıada Burgazada Heybeliada ve Büyükada'ya da uğruyor, dolayısıyla en az ikibuçuk saatinizi alır ama iyi haber Mopur yerine Vapor çalışır:
Kabataş'tan 6:45 (Pazar günleri 7:30) - 11:05 - 16:30 - 21:40
Bostancı'dan 7:05 (Pazar günleri 7:00) - 12:55 - 17:55 - 20:00
Bu hattın ücreti ise tamı tamına Yirmibirmilyondokuzyüzbin Türk Lirasıcık olmak var çünkü Ada hattı.

22 Haziran 2021

Martı

İstanbul'un bazı simgeleri vardır, olmazlarsa İstanbul olmaz o zaman.
Hani bir Aya Sofya bir Haydarpaşa bir Kız Kulesi bir Boğaziçi Köprüsü ve daha sayamayacağım saysam da sayfalarımın yetmeyeceği sabit simgeler, bir de Martı bir de Kedi bir de Karga gibi İstanbul'un gerçek sahipleri gibi.
Gerçi ben Marmaray işlemeğe başladığından beridir adam gibi Vapora bindiğim de yoktu ama son birkaç zamandan beridir yolum vaporsuz geçmez oldu.


Vaporu pek tercih etmememin sebeplerinden en önemlisi biniş ücretinin Dört Türk Lirasıcık olması, yani norminâl bir otobüse binmenin ücreti olan Üç Türk Lirası Elli Türk Kuruşundan fazla olması.
Belediye sanırım biraz paraya sıkışmış ki vapor ücretini otobüsten pahalıya uydurmuş.


Ben biliyorsunuz sıkutır adlı âleti sevmedim bir türlü, üstelik kullanılmasına da karşıyım.
Uzun zamandan beridir Martı adlı bir sıkutır firması vardı, yanına Hoop gibi Tazı gibi Binbin gibi Kedi gibi Scooby gibi ama bu saydıklarımla sınırlı olmayan firmalar işin içine girdi.
Bu yazımın başlık konusu hepimizin kuş olarak bildiği Martı asla ama asla sıkutır firması olarak anılmayacaktır.
İstanbul vaporsuz olmaz, vaporlar da Martısız olmaz.


Ben de uzun zaman sonra bindiğim eski adı Caddebostan yeni adı Fuat Sezgin olan vaporumuza bindiğimde yol boyunca bana eşlik eden Martıların resm-i şerifini çekmemezlik edemezdim tabi.
Hani eski bir İstanbul türküsünde de yazar:
Gemi gelir yanaşır içi dolu çamaşır
İstanbul'un kızları Recep diye ağlaşır
Deniz havası birçok hastalığa iyi gelir, siz de fırsatını bulursanız Vapora binmemezlik etmeyin.