Bu Blogda Ara

1985 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1985 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2024

Maltepe Kıyı Dolgusu

 Geçenlerde kıyı dolgularıyla alâkalı bir yazımız vardı, işbu yazımız o yazımızın devamındaki bölgelerle ilgilidir.
Bir zamanlar gerçekten güzel bir kıyımız vardı, imdı bağzılarımız daha güzel olduğunu iddia etseler bile çok ahım şahım bir şey olmadı çünkü tomofiller doldu.


Her şey işbu haberle başlamış ve Anadolu yakası Marmara kıyısının doldurulmasını Bostancı'ya kadar getirmiştik.
Ancak o zamanlar kıyı dolgu tahribatı Bostancı'da durmamış ve zamanla Pendik Tershaesine kadar dayanmıştı.


Biz bu yazımızın gövde metnine Bostancı iskelesinden itibaren başlayalım.


Burası arslinda sahil değil Bostancı'daki tren yolu, az ileride Devletimin tekerlekleri bedavaya dönmeyen Trenlerinin durduğu istasyon mevcut.
Burada paylaştığım resm-i şerif Bostancı semtinin muhterem vâlidesiyle teşvik-i mesainin henüz bşlarında çekilmiş.


Buradaki görselimizde ise dolgunun bir zamanlar önemli bir sosyâlleşme mekânı ve denizde yüzme yeri olan Çamlık Kazinosu olmak vardı, çünkü hepimizin ceplerinin içlerinden geçen ve hayatlarımızın üç kocaman yılını çalan yalan bir salgın sonrasında bu güzel ve tarihi mekân tarihin tozlu sergenlerinde yerini almak zorunda kaldı.


Oysa dolgudan önce böyle güzel ve nefis bir görüntüsü vardı.


Vakt-i zamanında Devletimin Trenleri bu mıntıkada sâhilden giderlerdi, şimdiki trenler gibi yan koltuklu olmayan eski trenlerin düz ve ters koltuklarında özellikle de Gebze yönüne giderken sağ Haydarpaşa yönüne giderken de sol taraf pencere kenarındaki koltukta oturabilmeğe yer bulursanız kendinizi şanslı saymanız gerekirdi.


Hele bir de tekerlekleri bedavaya dönmeyen Devletimin Buharlı Trenlerine denk gelmiş olsaydınız o yıllarda her şey daha mı güzedi yoksa bizler mi güzeldik?


Hasıl kelâm Bostancı günümüzde böyle bir yer oldu.
Bir zamanlar burası İett Son Durağı'ydı ama Dudullu'dan gelen Metro buraya yerleştiği ve Park Et Devam Et uygulaması yüzünden buradaki durak Maltepe'ye taşındı.


Buradan biraz daha ilerlersek İdeâltepe gelir, artıkım İlçe-i Kadıköy'den çıkılmış ve İlçe-i Maltepe'ye gelinmiştir.
Dolgu yapıldığı dönemlerde Maltepe semti bağlı bulunduğu Kartal'dan ayrılarak kaymakamlığa terfi ettirilmişti, Başıbüyük Altayçeşme Zümrütevler Süreyyapaşa Cevizli Küçükyalı Altıntepe semtleri de İdeâltepe ile birlikte İlçe-i Maltepe'ye bağlandı.


Kıyı doldurularak yol geçirildiğinde İdeâltepe böyle değişik bir yer oldu.


Dahası tren yolunun üzerinden devasa bir köprü yapıldı.


Köprüyü havadan görünce buradaki Büyükyalı deresini anca yeni fark edebildik ki birçoğumuzun işbu akarsudan haberi yoktu sanırım.


Yol buraya gelmeden önceleri ise İdeâltepe böyle sessiz sakin bir semtimizdi.
Kıyısında birkaç deniz girilebilecek yeri olan, biriki küçük bakkalı ve bir okulu olan, ulaşımının Bağdat Caddesi sayesinde sağlandığı, biraz da kerestecilerin bulundukları bir yerdi.


Tabi o yıllrda İdeâltepe istasyonunun tam sahilde olduğunu Biz Üç Muz sıfatımızla söylemiş miydik bilmiyorum, çünkü trenden inince hemen deniz kıyısına çıkılırdı.


Bundan sonra yolumuz Süreyya Pilâcı'na geliyor, daha önceleri yazılmış olan Bakireler Mabedi çevresindeki deniz doldurulurken bir resm-i şerifini bulduk.


Bir başka dolgu resminde dolgu Maltepe taraflarında, ancak bulduğum kaynak Bindokuzyüzyetmişaltı Yılı olduğunu söylemekte, yine de en doğrusunu yukarıdakinin bileceğini düşünüyoruz hep birlikte.
Ancak bizim bildiğimiz bir gerçek varsa o da dolgunun neredeyse Büyükada'ya dayandığı ve günün birinde Büyükada'ya gitmek için herhangi bir Deniz Taşıtına ihtiyacımızın olmayacağı.


Yol yapıldıktan sonra uzun zaman boyunca torpak içinde kalmıştı, son zamanlarda iyice mezbelelik hâle düşen gençliklerimizin yüzme hedefi günümüzde cilâlanıp yeni bir havuz içinde eski itibarına kavuşturuldu.


Bir önceki resm-i şerifin altındaki cümlede itibar dedik ama en güzel hâlini bilen kişiler buna çok fazlama sevinemeyeceklerdir.


Çünkü bizler ve bizim yaşımızdaki okuyucularımız Süreyya Pilâcı'nın işbu hâlini bilmiyor değiliz.
Sadece pilâja gelenler için yapılmış bir istasyon, üst kesimde köy hayatı, şimdiki kalabalığın ve tomofillerin hiçbiri yok, huzur ve sessizlik hakim.


Ya imdı burada neler var? Buyurun kendiniz temaşa eyleyin.
Buradaki resim yine iyi sayılabilcek zamanları, çünkü aradan geçen otuz yıla yakın zamanda çok şey değişti.


Dolgudan yaklaşık dokuz yıl sonra çekilen işbu resm-i şeriflerde görülen Defakto Mekdanılds ve Burgerking aynen yerlerinde duruyorlar.


İleri tarafına da devasa bir Migros geldi ki açıldığı dönemler Şehr-İstanbul'un en büyük Migros'u burasıydı. İçinde de yok yoktu, hâlâ da yok yok.


Ancak buradan yukarıya havalanınca dolguun da dolgusunun yapıldığını ve eski özgün kıyıya ziyadesiyle belirgin bir tecâvüzle karşı karşıya bırakıldığını görebilirsiniz.


Hele bir de Maltepe semtinin önündeki alana ikinci dolgunun yapıldığı günlerden kalan işbu resm-i şerif biraz daha çalışılırsa dolgunun Büyükada'ya ulaşacağını ve Büyükada'ya gitmek için artıkım bir deniz taşıtına ihtiyacımızın olmadığına dair bir fikir oluşturabiliyor.
Resmin alt tarafında olan küçük çıkıntı ise Maltepe iskelesi, birkaç zamandan beridir buradan günde on sefer Büyükada Heybeliada Burgazada ve Kınalıada'ya genelde Prenstur'dan kiralanan ama Mavi Marmara'dan da takviye alınan mopurlarla Şehir Hatları bünyesinde sefer yapılmakta.
Sefer saatlerine Şehir Hatları Ada-Maltepe sayfasından ulaşabilirsiniz.


Doldurulma bittikten sonra aşağı yukarı böyle bir hâl aldı.


Oysa dolgudan önce böyle sessiz sakin ve huzurlu bir semtmiş burası da diğerleri gibi.
İşbu resm-i şerifin içinde görülen yol günümüzde de mevcut ama artıkım kıyıda değil.


Maltepe'den sonra sıradaki durağımız Dragos tepesi, bir dönemler Orhantepe olarak adlandırılmıştı.


Bir zamanlar bu kıyıda Posta Telgraf Telefon idaremizin güzel bir kampı vardı.
Tabi o yıllarda altın yumurtlayan tavuğumuz olan telefon kısmı Üçotuz Paraya bir araba satılmamıştı, ulusal güvenliğimiz devletimizin sorumluluğunda emin ellerdeydi.


Buradaki yazıyı Dragos'un gece görünümüyle bitirelim, arka pilânda Adalar bile gözükmekte.
Ancak işbu dolgu bitmedi, Kartal'a Pendik'e ve Salacak'a doğru devam edecek.
Bu arada küçücük ve miniminnacık bir mâlumatfuruşu da eklemeliyiz:
Adaların içinde anakaraya en yakını olan Büyükada'ya en yakın olan kıyı ahanda burada temaşa edilmekte.

22 Ağustos 2024

Caddebostan Kıyı Dolgusu

 Bu yazıda anlatılacak şeyler Milliyet gazetesinin Oniki Nisan Bindokuzyüzseksenbeş günkü bir haberinin yayınlanmasıyla başladı.
Haberde zamanın İstanbul şehremini Bedrettin Dalan'ın kıyıları bir daha geriye dönülemeyecek biçimde doldurularak hâlkın kullanımına açılacağından bahsediyordu.


İşbu haberden sonra çok fazlama zaman geçmesi gerekmedi, kısa zaman zarfında doldurulan alan Bostancı'ya dayanmıştı bile.
Ancak biz yine de sırayla gidelim ve Caddebostan ile Fenerbahçe dalyanı arasındaki tahribatla başlayalım.


Eski zamanlarda dalyanların bulunduğu ve günümüzde Fenerbahçe Orduevi durağının oradan başlayan doldurma işlemi işbu resm-i şerifte Caddebostan pilâcına kadar dayandığı gözükmekte.


Dolgu tahribatının ne kadar büyük olduğunu anlatabilmek için ahanda eski zamandan kalma işbu resm-i şerifi de tükledim.
Buradaki kumsal üstte bulunan resimdeki üçgen kahverengi yer.
Bir zamanlar burada muhteşem bir pilâj vardı. Büyüklerimizin anlattıklarına göre kumu altın gibi sarışın, denizi berrak bir maviydi. Dahası körfez olduğu için sığdı yani fazlama derin değişdi, yüzmeği bilmeyenler de girebilirlerdi.


Aynı yere bir de deniz tarafından bakalım, her ne kadar resimdeki köşkler günümüzde de duruyorlarsa dâhi o eski ihtişamlı günlerini çoktan kaybettiler.


Bir zamanlar burada Vapor İskelesi olduğunu söylersem hepiniz kargalar gibi gülerdiniz değil mi?
Oysa şurada Bindokuzyüzseksen yılına kadar Caddebostan'da Vapor İskelesi vardı ve Türkiye Denizciilik İşletmeleri bünyesindeki Şehir Hatları vaporları günde birkaç kez Caddebostan'a uğrarlardı.


İşte onlardan bir tanesi de Caddebostan adlı zamanın deyimiyle Deniz Otobüsü ama gerçekte günümüzde Turyol ve Dentur Avrasya ve Prenstur ve de Mavi Marmara'dan İstanbul Belediyesi bünyesindeki Şehir Hatları tarafından kiralanan Mopurlardan tek farkı yandan yanaşan tekneler.
İşbu deniz otobüslerinden topu topu iki adet yapıldı, adlarına da Caddebostan ve Bostancı uygun görüldü.
İşbu deniz taşıtlarına deniz otobüsü denmesinin sebebi koltuk düzenlerinin İett otobüsü gibi olmasından ve karada giden bildiğimiz otobüsler gibi zangır zangır titremesi yüzünden olduğu büyüklerimiz taradından Facebok'ta anlatılmış olmasıdır.


Caddebostan'ın batı tarafındaki vaziyetini temaşa eyledikten sonra doğu tarafına bir göz atalım, burada da sonradan rahmetli Çetin Emeç'in ismi verilen sahil yolu görünmekte.
Bu yeni yapılan yol Cadde-i Bağdad'a iki sokakla bağlanmış, ilki Marmara Yelken Kulübü'nün yanından geçen ve Galip Paşa Cami-i Şerifinin yanından aşağıya inen yol, diğeri de Kantarcı durağının oradaki Divan Pastahanesinin karşısına çıkan yol.
İkinci bahsettiğim yoldan ER1 hat numaralı İett otobüsleri geçer, ancak Çetin Emeç Caddesi üzerindeki Erenköy ve Kantarcı duraklarında durmaz.


İşbu sahil dolgusu Suadiye'yi de yedi bitirdi, çünkü günümüzde Suadiye Hotelinin önünde otopark olarak kullanılan alan eski zamanların Suadiye Pilâcı olmak vardı.


Bu resimdeki zaman Caddebostan dolgusundan günümüze daha yakın ama temeli ta kırk yıl öncedden atılmış olduğu ortaya çıkıyor.
Bizler sanırım yaşlanıyoruz, günümüzün dünyası bizlere göre değil gibime geliyor.


Kıyı doldurula doldurula nerelere kadar geldiğini gördünüz.
Bostancı'daki istasyondan bakılınca fazlama bir şey fark edemiyor olabilirsiniz ama buradaki resm-i şerifte Cadde-i Bağdad artık Kızıltoprak yönüne tek yönlü olmuş vaziyette, dönüş yolu ise Ihlamur durağından itibaren Kalamış - Fener Caddesi + Ahmet Mithat Efendi Caddesi + Cemil Topuzlu Caddesi + Çetin Emeç Caddesi yoluyla sağlanmakta.


İşbu dolgu yapıldıktan sonra Bindokuzyüzseksenyedi yılında yine zamanın İstanbul şehremini olan Bedrettin Dalan kalktı Norveç'ten birkaç adet katamaran tekne getirdi, bağlı olduğu firmanın adını da İstanbul Deniz Otobüsleri koydu, yukarıda resm-i şerifini temaşa ettiğiniz Bostancı'daki iskele aynı zamanda genel müdürlük olarak kullanıldı.
O zamanki İstanbul Deniz Otobüslerinin ortaklık yapısı olarak yüzde seksenbeşi İstanbul Deniz Otobüslerinin, yüzde ondördü İstanbul Elektrik Tünel Tramvay idaresinin, yüzde yarımı Hamidiye'nin, kalan yüzde yarımı da İstanbul Beleiyesi bünyesindeki diğer şirketlere aitti ve bu şirketlerin en yüksek hissesi İstanbul Ulaşım Anonim Şirketi yani sonradan Metro İstanbul'undu.
İlk olarak Bostancı'dan Kabataş'a açılan hattın yanına ertesi yıl Bakırköy hattı da açıldı, üçüncü yılda Kadıköy ve Karayköy iskeleleri de açılınca o zamanlar oldukça iyi gösteriiş yapmıştı.
Gel zaman git zaman İstanbul Deniz Otobüsleri o zaman için fena sayılmayan bir para olan Sekizyüzaltmışbirmilyon Amerika Birleşik Devletleri Dolarıcıklık bir ücrete satıldı.
Bazı kişiler kiralandığını söylüyor ama aradan geçen zaman zarfında bazı taşıtlar başka yerlere gönderildi, mâlum-u âliniz kiralanan bir şey kiracı tarafından başkasına satılamaz veya yeniden kiralanamaz, işbu vaziyet-i umumiye yasaya aykırıdır.


Sizlere son olarak Bostancı iskelesinin eski vaziyetinin bir resm-i şerifini de paylaşayım tam olsun, ama işbu mevzuat-ı umumiye burada bitmeyecek, çünkü yolun devamı olan Turgut Özal Bulvarı on yıl sonrasında Kaynarca'ya kadar dayandı ve günümüzde de kullanılıyor.
O tarafın tahribatı başka bir yazımızın konusu olacak.