Bu Blogda Ara

Taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2026

Fondü

 Ne zordur birini sevmek ve sevdiği kişi tarafından sevgisine karşılık bulamamak.
Bir olsun gönlümüzde bir olmasak bile gerçekte.
Yine geldi kör günler, neden bülbüller ötsünler?
İçimizi acıtan kahredici gerçek ancak acısı Fondü ile geçebilirdi.


Bugün tek teselli olarak Şehr-İstanbul'da da kar yağıyor, Tinki Pinki Kukuli de kartopu oynuyor.
Ama adına ister Aşk deyin isterseniz Alışveriş, seven kişi sevdiğine sevdiğini söylediğinde ilk başta sevgi kabûl edilir, üç gün sonra da götüne bir tekme vurulur geldiği yere geri gönderilir.
Geriye de Çikolata soslu Çilek kokan ve Muzla desteklenen Fondü kalır.

07 Kasım 2024

Taksim Su Altında

 Böyle kazalar ara sıra yaşanabilir.
Havada her ne kadar Bulut yoksa bile bir anda caddeleri sel basabilir.
Burası ister Taksim olsun ister Kızılay olsun isterse de Gündoğdu olsun fark etmese bile bu araba buraya park etmez.


Taksim'de bugün bizim Sular İdaresi'nin çalışması sırasında yanlışlıkla akan su borusu patlamış.
Patlayınca da meydanın kenarında nedense yer altına alınması unutulan (!) Tak-ı Zafer Caddesi'ni sel basmış.


Allah'tan bir başka iş makinesi patlağa müdahâle etmiş de suyun denize dönüşmesi çok şükür önlenmiş.

10 Mayıs 2024

Beyoğlu Tramvayı

 Son zamanlarda başta Facebok adı verilen sosyâl medyada ve İstanbul Belediyesi'nin açıklamalarında Cadde-i İstiklâl'de 28 Aralık 1990 gününden beridir yeniden seferde olan Gerçek Tramvaylarımızın yerine yepisyeni olduğu iddia edilen ve kateneri pantografı bile olmayan pilli bir taşıt konulacağı söylenmekte.


Şekilde de görüldüğü gibi bu yeni konması pilânlanan ve Tramvay rayı üzerinde hareket ettiği iddia edilen kara taşıtı bizim yözon yıldır bildiğimiz Özgün Tramvay'a hiç ama hiç benzemiyor.
Şimdilik deneme ve tecrübe aşamasında olsa bile artık turistlerin ve hâlkımızın sevdasına mazhar olmuş gerçek Tramvaylarımızın yerini alması düşünülüyorsa dâhi çok büyük bir hata yapılmak üzere olduğunu belirtmek isteriz Biz Üç Muz olarak.


Buradaki resimde de görüldüğü üzere Tramvay dediğimiz taşıtı yürütecek elektrik teli olur, üzerinde gideceği rayı olur, tabi ki de kapularından asılacağı velet olur, içerisinde de normâl olarak yolculuk ücretini ödeyipp biletini almış yolcuları olur.
Daha da önemlisi bu Tramvayın biletçisi olur ki ne yazık olarak ikinci yılında biletçi kadrosu feshedildi ve tıpkı Otobüslerde olduğu gibi önden binilip arkadan inilmeğe başlandı.


İlk zamanlar gerçekten özgün şekilde kırmızılı ve yeşilli olarak çift vagonlu çalışan Tramvaylarımız bir zaman sonra tekliye düşürüldü, arka vagonları da biri Galata Kulesinin bilet kişesi oldu diğeri de Sanatçı Vagonu olarak bir süre dolaştı sonra o da kayboldu.


İlk zamanlarındaki duraklar da değiştirilerek günümüzün moderin vaziyetlerine sokuldu ama bu konu o kadar da önemli olmamak vardır.
Zaman değişti ve her şey akıllandı, ama insan zekâsı arsla akıllanamadı. Akıllansaydı aptal aptal soru sorulmazdı.


Dahası yoldaki ağaçlar bile günü geldi söküldü.
Geçenlerde birkaç adeyt saksı dikilse bile yeniden yukarıdan gelen emir yüzünden kaldırıldılar.
Bizler bugünümüzün Şehr-İstanbul'unu artık tanıyamıyoruz, hele Cadde-i İstiklâl iyiden iyiye çörko mekânı oldu ama bunun konusu burası olmadı.
Şehir kültüründen anlamayan kişiler Şehr-İstanbul'u yönetse ne olur yönetmese ne olur?


.Bu da sanırım yazımızın son resm-i şerifi olacak.
Artık aradan geçen otuzdört yıllık zaman zarfında gerek İstanbul vatandaşlarının gerekse İstanbul'a konuk olmuş ve olmakta olan bilumum insanatın medahar-ı iftaharı olan bizim bildiğimiz Tramvayın ikinci kere kaldırılmasına Biz Üç Muz olarak itirazımız bulunmaktadır.

23 Haziran 2021

İkarus : İstanbul'da Bir Macar - İlk Nesil Volüm İki

 Bundan yaklaşık iki ay kadar önceki İkarus hakkında yazmış ve sizlere birkaç adet tanıtmıştım, sıra yeni resm-i şeriflerinden sonra yazımın ikinci bölümüne geldi.
İlk nesil İkaruslar İstanbul'a Bindokuzyüzyetmişdokuz yılında gelip işlemeğe başladığını ve Bindokuzyüzdoksanüç yılında son kalan birkaç adediyle birlikte seferden kaldırıldığını sanırım biliyorsunuzdur.
Eski İkarusların yerine de yenileri Bindokuzyüzdoksanbir yılından itibaren Bindokuzyüzdoksandört yılına kadar parti parti geldi, ikinci nesilleri ise İkibinonüç yılında seferden kaldırıldılar.
İkarus başlıklı yazımıza bu sefer Sultan Ahmet'te görülen üzerinde Akbank reklâmlı 1760 filo kodlu körüklüyle başlıyoruz, zamanın 63 numaralı Çeliktepe - Bayazıd hattında seferde:


O zamanların 63 numaralı hattının öyle eksanterik bir güzergâhı vardı ki sanırım İstanbul'un belkemiği sayılabilecek hatlarındandı.
Her ne kadar bir önceki yazımda geçen Gültepe semtiyle yakın da olsalar 63 ve 64 numaraların yolu Barbaros Hayrettin Paşa Caddesi'nden değil Teşvikiye Caddesi üzerinden işlerlerdi.
Çeliktepe'den çıkar, Levend Dördüncü Kısım'a (Bazılarımızın dediği gibi Dördüncü Levent değil, çünkü Levend ile aynı dönemler kurulmağa başlanan Ataköy'deki kısımlara Dördüncü Ataköy demiyoruz, Ataköy Dördüncü Kısım diyoruz) gelir, Levend Birinci Kısım - Zincirlikuyu - Gayrettepe - Mecidiyeköy - Şişla - Osmanbey'e kadar gidiş geliş aynı yolu yani Büyükdere Caddesi'ni izleyen güzergâh 63 numaranınkisinde Halaskâr Gazi Caddesi yoluyla Harbiye'ye, Cümhûriyet Caddesi yoluyla Taksim'e, Tarlabaşı Caddesi yoluyla Tepebaşı'ya, Refik Saydam Caddesi yoluyla Şişhâne'ye, Yolcuzade İskender Caddesi yoluyla Azapkapu'ya, Atatürk Köprüsü yoluyla Unkapanı'ya, Atatürk Bulvarı yolundan Vefa - İstanbul Belediyesi - Aksaray'a, Ordu Caddesi yoluyla Lâléli ve Bayazıd'a ulaşır ancak Bayazıd'da son durak olmadığı için Yeniçeriler Caddesi yoluyla Çemberlitaş'a, Divanyolu Caddesi üzerinden Sultan Ahmet'e (Ki resimde de buraya kadar gelmiş) Alemdar Caddesi yoluyla Gülhâne Parkı önüne, Muradiye Caddesi yoluyla Sirkeci'ye, Ankara ve Reşadiye Caddeleri yoluyla Eminönü'ye, Galata Köprüsü yoluyla Karayköy'e, Karayköy Rıhtım Caddesi yoluyla Tophane'ye, Meclis-i Mebusan Caddesi yoluyla Salı Pazarı - Fındıklı - Kabataş - Dolmabahçe'ye, Dolmabahçe Caddesi yoluyla Akaretler'e gelir ama o zamanlar Spor günümüzde Süleyman Seba Caddesi yoluyla Maçka'ya tırmanır, Teşvikiye Caddesi yoluyla Teşvikiye ve Nişantaş'a, Rumeli Caddesi yoluyla Osmanbey'e gelir, Büyükdere Caddesi yoluyla da Mecidiyeköy - Levend yoluyla Çeliktepe'ye geri dönerdi.
Bu ringin tersi olan 64 numara ise Harbiye'den sonra Valikonağı Caddesi yoluyla Nişantaş'a, Emlâk ve Eytam ya da Abdi İpekçi Caddesi yoluyla Maçka'ya, Bayıldım Caddesi'ni inerek Dolmabahçe'ye, Meclis-i Mebusan Caddesi yoluyla Kabataş - Fındıklı - Salı Pazarı - Tophane'ye, Kemeraltı Caddesi yoluyla Karayköy'e, Galata Köprüsü yoluyla Eminönü'ye, Reşadiye ve Ankara Caddesi yoluyla Sirkeci'ye, Ebu Suud Caddesi yoluyla Gülhâne'ye, Alemdar Caddesi yoluyla Sultan Ahmet'e, Divanyolu üzerinden Çemberlitaş'a, Yeniçeriler Caddesi yoluyla Bayazıd'a, Ordu Caddesi yoluyla Lâléli ve Aksaray'a, Atatürk Bulvarı yoluyla İstanbul Belediyesi - Müze - Unkapanı'ya, Atatürk köprüsünü geçerek Azapkapu'ya, Yolcuzade İskender Caddesi'ni tırmanarak Şişhâne'ye, Meşrûtiyet Caddesi yoluyla Beyoğlu Belediyesi - Tepebaşı - Galatasaray'a, İstiklâl Caddesi yoluyla Taksim'e, Cümhûriyet Caddesi yoluyla Harbiye'ye gelir, yoluna geldiği yoldan devam ederdi.
Bindokuzyüzsekseniki Rehberinde 63 ve 64 numara olarak kaydedilmiş olan bu hatların numaraları Bindokuzyüzseksenaltı Rehberinde ÇE1 ve ÇE2 olarak değiştirildi.
Bindokuzyüzdoksan yılında İett otobüslerinin verimliliğinin arttırılması kapsamında iptâl edildi, yerine 64Ç numaralı Çeliktepe - Taksim hattı ihdas edildi, Bindokuzyüzdoksaniki yılında da Bayazıd ile Sirkeci arasındaki güzergâhına Çağdaş Tramvay yapılınca kısmen trafiğe kapatıldı, Beyoğlu Metrosu açıldıktan sonra da önce Pangaltı'ya sonra da Şişli'ye kısaltıldı.
Bir de bunlara ilâve olarak 63A vardı, Çeliktepe ile Eminönü arasında düz hat olarak işlerdi.
Güzergâhı da Zincirlikuyu'ya kadar aynı olmakla birlikte yanlış bir isimlendirmeyle Barbaros Bulvarı yolundan Darphâne - Balmumcu - Ertuğrul Sitesi - Yıldız Teknik Üniversitesi - Beşiktaş'a, Beşiktaş Caddesi yoluyla Akaretler'e, Dolmabahçe Caddesi yoluyla Dolmabahçe'ye biraz kestirmeden giden hat 64 numaranın gidiş 63 numaranın dönüş yoluyla Eminönü'ye kadar işlerdi.
Yine Bindokuzyüzdoksan yılında İett otobüslerinin verimliliğinin arttırılması kapsamında iptâl edilip 63Ç numarasıyla Beşiktaş'a kısaltıldı, iki yıl kadar sonra Eminönü'ye geri döndü, bir zaman sonra Ç türevi atılarak düz 63 oldu, Çağdaş Tramvay Kabataş'a geldiği zamanlar Kabataş'a kısaltıldı. Diğer taraftan Çeliktepe tarafı önce Yahya Kemâl Dereiçi'ye sonra da Kâğıthâne Garajına uzadı.


İkinci olarak bir adet üzerinde rahmetli Pamukbank reklâmı olan Bindokuzyüzelli filo kodlu solomuz 35C hattında Taksim'den Koca Mustafa Paşa'ya giderken Bozdoğan Kemeri altında kameramıza yakalanmış.
Her ne kadar 35C numaranın o günlerdeki güzergâhına göz atacak olursak Taksim'den çıkar, Tarlabaşı Caddesi yolundan Ömer Hayyam'a, Refik Saydam Caddesi yoluyla Tepebaşı ve Şişhâne'ye, Yolcuzade İskender Caddesi yoluyla Hâliç Tershânesi ve Azapkapu'ya, Atatürk Köprüsü'nü geçip Unkapanı'ya, Atatürk Bulvarı yoluyla Müze'ye Bozdoğan Kemeri altından geçerek Haşim İşcan geçidi altında İstanbul Belediyesi'ne, ve Aksaray'a, Millet Caddesi yoluyla Yusufpaşa'ya ve Haseki Hastahanesi civarından sola dönerek Haseki Hastahanesi ve Cerrah Paşa'ya, sonra da Kocamustafapaşa Caddesi yoluyla Esekapı ve Koca Mustafa Paşa son durağa gelirdi.
Dönüşünde ise Şişhâne sonrası Meşrutiyet Caddesi yoluyla Altıncı Daire-i Belediyye - Tepebaşı - Galatasaray'a ve İstiklâl Caddesi yoluyla Taksim'e gelirdi.
Bindokuzyüzseksensekiz sonrası Tarlabaşı Bulvarı açılınca güzergâhı Tarlabaşı Bulvarı'na alındı, İkibinonbeş gibi Taksim'deki son durağı bazı başka hatlarla birlikte Harbiye'ye uzatıldı.
İett'nin ihdas ettiği günden beri güzergâhı üzerinde fazlama bir oynamadığı hat günümüzde Özel Hâlk Otobüsleri ve İstanbul Otobüs Anonim Şirketi'ye devredilmiş durumda, yani özelleştirildiği için körüklü otobüsü hak etmesine rağmen sadece solo çalışmakta.


Bu yazımızın üçüncü resm-i şerifinde 1655 filo kodlu Şekerbank reklâmlı körüklümüz Sirkeci'de bulunan İstanbul Garı önünde iki adet Man SL-200 arasında poz vermiş ama resmi çeken şahıs otobüsün önünden değil de arkasından çektiği için hattını okuyabilmek mümkün bile değil ama sanırım ringlerden biri olma ihtimâli yüksek çünkü Manlar geldikten sonra İkaruslar Levend Garajı hatlarına verilmeğe başlanmıştı ve Levend Garajı bol miktarda ring hattı içermekteydi.


Sirkeci'den sonra sırada yine Eminönü var, bu sefer sanırım garaja giden 1729 filo kodlu İkarusumuz 35A numaralı hat tabelâsını çıkartmamış ve esas güzergâhının dışına çıkmış, çünkü 35 numaralar resmin gerisinde görülen göbekten sola döner, Ankara Caddesi yoluyla Sirkeci, Ebu Suud Caddesi yoluyla Gülhâne, Alemdar Caddesi yoluyla Sultan Ahmet, Divan Yolu üzerinden Çemberlitaş ve Bayazıd, Ordu Caddesi yoluyla Lâleli ve Aksaray'a inen otobüsler Millet Caddesi yoluyla Yusufpaşa'ya uğradıktan sonra düz 35 numara Haseki Sultan Hastahanesi arkasından Cerrahpaşa'ya tırmanır Hekimoğlu Ali Paşa Caddesi üzerinden Koca Mustafa Paşa'ya gelirlerdi.
35A olanı ise Millet Caddesi yoluyla Fındıkzade'ye gelir, Kızılelma Caddesi yolundan ve Cerrah Paşa Hastahanesinin arkasından doğrudan Koca Mustafa Paşa'ya gelirdi.
Günümüzde 35A numara yine var ama güzergâhı düz 35 gibi oldu ve son kısmı Bayazıd'a kadar işliyor çünkü 1992 yılında Çağdaş Tramvay başladığından beridir Bayazıd ile Eminönü arasındaki yollar İett otobüslerinin geçişlerine kapatıldılar.
Geri kalan 35C'yi ise yukarıda anlattı ben zaten.
Solda görülen 1927 filo kodlu solo ise muhtemelen 28 ama bir ihtimâl 30A hattında çünkü sağ tarafında Fatih yazıyor.
Resm-i şerifin çekildiği yıllarda 28 numara Beşiktaş ile Fatih arasında günümüzdeki güzergâhtan çalışırdı, yani Beşiktaş'tan çıkar Dolmabahçe Caddesi yoluyla Kabataş'a, Meclis-i Mebusan Caddesi yoluyla Fındıklı Salı Pazarı ve Tophane'ye, Kemeraltı Caddesi yoluyla Karayköy'e, Galata Köprüsü yoluyla Eminönü'ye, Ragıp Gümüşpala Caddesi yoluyla Hal ve Unkapanı'ya, Atatürk Bulvarı yoluyla yakın zamanda adı Vefa olarak değişen Müze'ye ve Bozdoğan Kemeri'ne gelir, Haşim İşcan Geçidine girmeden sağa döner, Fevzi Paşa Caddesi yoluyla İtfaiye ve Fatih duraklarında dururdu.
Sonraki yıllarda bu saydığım yolun devamı olarak Yavuz Selim - Atik Ali - Karagümrük - Acı Çeşme ve Edirnekapı'da son durak yapan hattımız birkaç yıl önce Sur Dışı Yolundan Ulubatlı ve Topkapı'ya getirilip Millet Caddesi yoluyla Sur içine Pazartekke ve Şehremeni'ye kadar sokuldu, Topkapı Caddesi yoluyla Topkapı Son Durağına getirildi.
Bir de 28T hattı var ki aslında düz 28 ve 28T birleştirilse çok daha başarılı bir işletme olacak.


Yine kalkıp Sultan Ahmet'e gidiyoruz ve 2198 filo kodlu İkarus 260 otobüsümüz zamanın B hattında Basınköy'den gelip Eminönü'ye giderken bir misafirimizin kameralarına yakalanmış.
O zamanlar böyle hârfli düz hatlar da vardı, 1986 Rehberinde bu hârfler rakamlarla yer değiştirince B hârfine 79 numarada sıra geldi.
O zamanın 79 numarası Basınköy'den çıkar, Cennet Mahâllesi'ye gelir ama dizi olan Cennet Mahâllesi değil, sonra Londra Asfaltı'na çıkar, Beşyol - Safraköy - Çobançeşme - Kuleli - Şirinevler - İncirli - Ömür - Kocatepe - Tınaztepe - Cevizlibağ'a kadar gelip Millet Caddesi yoluyla Karayolları - Pazartekke - Şehremeni - Çapa - Fındıkzade - Haseki - Aksaray'a, Ordu Caddesi yoluyla Lâleli - Bayazıd - Kapalıçarşı'ya, Divanyolu'dan Çemberlitaş ve Sultan Ahmet'e gelir ve bir misafirimiz tarafından görüntülenir, Alemdar Caddesi yolyla Gülhâne Parkı'na, Muradiye Caddesi yoluyla Sirkeci'ye ve son olarak da Ankara Caddesi yoluyla Eminönü Sahil'deki son durağa gelirdi, dönüşte ise Sirkeci'den sonra Ebu Suud Caddesi yerine Ankara Caddesi'ni tırmanarak önce Cağaloğlu'ya, sonra da Bab-ı Ali Caddesi yoluyla doğrudan Çemberlitaş'a gelirdi.
Bindokuzyüzdoksan yılında 79 numaranın Topkapı ile Eminönü arasındaki kısmı iptâl edildi, 1991 Rehberi yayınlandıktan sonra hatta çalışan iki araçlardan biri çift biletli Ekspres olarak Eminönü'ye gönderildi, diğeri de 1992'de Aksaray'a işletildi, 1992'de Çağdaş Tramvay inşaatı dönemi Bayazıd'a kısaltılarak hatta tek otobüs tahsis edildi, bir süre sonra da Basınköy hattı kapatıldı, günümüzde Basınköy'e İett otobüsü işlemiyor.

20 Nisan 2021

İkarus : İstanbul'da Bir Macar - İlk Nesil

 Daha önceleri de blogumda İkarus'u konuk etmişti ben, ama mâlum-u âliniz zaman geçtikçe ve internet okyanusunu kurcaladıkça birçok resm-i şerifler çıkıveriyor karşımıza.
Bu seferki yazımda daha önce paylaşmadığım resimlerden bir demet hazırladı ben.
Demet dedimse aklınıza bu sefer olsun Akbağ gelmesin, mümkünse Akalın hiç gelmesin, çiçek demeti de gelmesin. Demet sadece bir kadın ism-i şerifi değil bir de cins isimdir ve "Güzellikler Demeti" gibi sıfat tamlamalarında da adı geçen bir sözcüğümüzdür.
Evet başlıyoruz İkaruslarımıza.


İlk olarak Taksim Meydanında artıkım Pinterest'in gediklisi olan 1736 filo kodlu körüklümüzü takdim edeyim sizlere, günümüzde artık olmayan ve yeniden konulması da mümkün olmayan T4 (Taksim - Bayazıd) hattında.
Günümüzde yeniden konulamamasının başlıca sebebi geçtiği güzergâhın önemli bir bölümünün artık otobüs ve taşıt trafiğine kapatılmış olması.
T4 hattı Taksim'den çıkar, İnönü Caddesi yoluyla Dolmabahçe'ye iner, İnönü Stadı bitiminde sağa dönerek Kabataş'a, devamında Meclis-i Mebusan Caddesi yoluyla Tophâne'ye, Kemeraltı Caddesi yoluyla Karayköy'e, Galata Köprüsü'nü geçerek Eminönü'ye, Reşadiye ve Ankara Cadddesi yoluyla Sirkeci'ye, Ebu-Suud Caddesi yoluyla Gülhâne'ye, Alemdar Caddesi'ni tırmanarak Sultan Ahmet'e, Divan Yolu'dan Çemberlitaş'a ve Bayazıd'a ulaşır, Ordu Caddesi yoluyla Lâléli ve Aksaray'a iner, Atatürk Bulvarı yoluyla İstanbul Belediyesi - Saraçhâne Geçidi, Bozdoğan Kemeri altından Vefa ve Unkapanı'ya, Atatürk Köprüsü yoluyla önce Azapkapu'daki Hâliç Tershanesi'ne gelir ve Yolcuzade İskender Caddesi'ni tırmanarak önce Şişhâne Meydanı sonra Altıncı Daire-i Belediyye'ye yani Beyoğlu Belediyesi önünde sola saparak Meşrutiyet Caddesi yoluyla Tepebaşı ve Galatasaray'a gelen otobüsümüz İstiklâl Caddesi üzerinden Taksim Meydanında son durağına gelir.
Ancak 1988 yılından sonra Tarlabaşı Bulvarı açılınca güzergâhı biraz değişmiştir.
Ancak en tuhaf güzergâh değişikliği Galata ve Atatürk köprülerinin tek yönlü olduğu aylarda yaşamış, çünkü giderken Karayköy'den sonra Tershâne Caddesi - Perşembe Pazarı - Azapkapu - Atatürk Köprüsü - Unkapanı - Ragıp Gümüşpala Caddesi - Eminönü yolunu, dönerken de Unkapanı - Ragıp Gümüşpala Caddesi - Eminönü - Galata Köprüsü - Karayköy - Tershâne Caddesi - Perşembe Pazarı - Azapkapu yolunu dolanmağa başlamış ve zaten sıkışık olan trafik daha da sıkışmıştı.
İşin tuhafı sadece T4 değil, Levend ve Şişli Garajının Eminönü'ye gelen düz hatları ve İkitelli ve Topkapu Garajlarının Taksim'e gelen hatlarının tamamı bu dönemden etkilendiler, tabi Levend ve Şişli Garajlarının Bayazıd'a işleyen ring hatları da keza aynı şekilde.


İkinci olarak 1734 filo kodlu başka bir İkarus körüklümüz yine Taksim Meydanında bu sefer 87 (Edirnekapı - Taksim) hattındayken ve ilkiyle aynı gün poz vermiş.
Her ne kadar 87 numara günümüzde mevcutsa bile hattın her iki ucu ikişer durak uzatılmıştır, ancak o günlerdeki güzergâha göz atacak olursak Taksim'den çıkar, Tarlabaşı Caddesi yolundan Ömer Hayyam'a, Refik Saydam Caddesi yoluyla Tepebaşı ve Şişhâne'ye, Yolcuzade İskender Caddesi yoluyla Hâliç Tershânesi ve Azapkapu'ya, Atatürk Köprüsü'nü geçip Unkapanı'ya, Bozdoğan Kemeri altından geçerek Haşim İşcan geçidi öncesi sağa döner Fevzi Paşa Caddesi'ne girer, İtfaiye - Fatih Cami-i Şerifi - Yavuz Sultan Selim Cami-i Şerifi - Atik Ali Paşa - Karagümrük - Vefa Stadı - Acı Çeşme yoluyla Edirnekapı son durağına erişirdi.
Dönüşte ise Tarlabaşı Caddesi de darlığından dolayı tek yönlü olduğu için Şişhâne'den sonrasında Beyoğlu Belediyesi - Meşrutiyet Caddesi - İstiklâl Caddesi yolundan Taksim'e gelirdi.
Günümüzde ise hattın Taksim tarafı Elmadağ ve Harbiye'ye, Edirnekapı tarafı da Ulubatlı - Pazartekke ve Topkapu Kâleiçi son durağına uzatıldı, Edirnekapu'daki son durak ise iptâl edildi.


Renklisi de yok muydu bu İkarusların? Elbette vardı, yavaş yavaş çıkartılıyor ortaya merak etmeyin.
Görselimizde bir adet 1605 filo kodlumuz zamanın 62 (Gültepe - Eminönü) hattında merkezden mahâlleye dönüş için sefer saatini beklemekte.
O zamanlar Gültepe'nin hatları olan 62 numaraya genellikle körüklü G1 ve G2 hatlarına da solo İkarus verirlerdi, oysa geçtiği semtlerin yoğunlukları bakımından G1 ve G2 körüklüyü daha çok hakederlerdi, çünkü 62 numaradan daha uzun bir güzergâhları vardı.
Gültepe dediğimiz yer aslında Şehr-İstanbul'un yeni yedi tepesinden biri olmakta ve bu yeni yedi tepenin hepsi Levend ile Mecidiyeköy arasında bulunmakta.
Bu tepelerin bir öyküsü Yeşilçam'da 1961 yapımı ve bir kılâsik olan Otobüs Yolcuları filminde konu edilmiştir, her ne kadar o filmde hayâli bir 101 numara (Yeşiltepe - Bayazıd) otobüsü mevcutsa dâhi burada bahsedilen Yeşiltepe'nin açılımı Kuştepe Gayrettepe Esentepe Gültepe Çeliktepe Seyrantepe ve Şirintepe'dir. Buna rağmen İstanbul'da Yeşiltepe adlı bir durak vardır, ancak Yeşiltepe durağı Zeytinburnu'dadır.
101 numara ise filmden yıllar sonra Boğaziçi Köprüsü açılınca Beykoz ile Beşiktaş arasında ihdas edilen hatta verilmiştir, gelen geçen zaman sonrasında 101 numara da tarihin tozlu sergenleri arasındaki yeri aldırılmıştır.
Biz 62 numaraya geri dönecek olsak Gültepe'den çıkar, Tâlat Paşa Caddesi yolundan Ortabayır ve Levend'e gelir, Büyükdere Caddesi yoluyla şimdilerde Metrobüs olan Zincirlikuyu'da önemli bir yolcu alışverişinden sonra aslında Barbaros Hayrettin Paşa Caddesi olması gerekirken çok yanlış bir adlandırmayla Barbaros Bulvarı yoluyla Balmumcu - Darphâne - Yıldız Teknik Üniversitesi üzerinden Beşiktaş'a iner, Dolmabahçe Caddesi yoluyla Dolmabahçe Sarayı ve İnönü Stadı'na, Meclis-i Mebusan Caddesi yoluyla Kabataş ve Tophâne'ye, Kemeraltı Caddesi yoluyla Karayköy'e gelir, eğer 1987 ilâ 1989 yılları arasında değilsek doğrudan Galata Köprüsü'nü geçerek ama 1987 ilâ 1989 yıllarındaysak Tershâne Caddesi - Perşembe Pazarı - Azapkapu - Atatürk Köprüsü - Unkapanı - Ragıp Gümüşpala Caddesi - Hal yoluyla Eminönü'ye erişirdi.


İkarus'un solosu işbu sergide olmayacak mı derseniz ahanda işte sololardan biri olan 1999 filo kodlu otobüsümüz bir önceki resm-i şerif gibi Eminönü'de bu sefer 22B (Reşit Paşa - Eminönü) hattının dönüşüne hazırlanıyorken görüntülenmiş.
Zamanında oldukça yoğun kullanılan hattın ne yazık ki hiçbir zaman körüklü otobüsü olmadı.
Güzergâhına gelince: Asıl Kanlıkavak'tan çıkar, Reşit Paşa'ya gelir, birkaç yıl önce yeni yerinde açılan İstanbul Menkûl Kıymetler Borsası önünde sağa döner, adı birkaç yıl önce Katar Caddesi olarak değişen İstinye Bayırı'nı iner, Tokmak Burnu'dan geçip Emirgân son durağının önünden önce Emirgân Çay Bahçesi ve asıl Emirgân'ın olduğu Çınaraltı durağına, sonra Emirgân'ın diğer yarısı olan Boyacıköy duraklarına gelir. Yolunun üzerinde önemli duraklarından biri Balta Limanı Kemik Hastalıkları Hastahanesi'dir, devamında ağaçlıklı bir yol geçtikten sonra Rumeli Hisar mahâllesi gelir, sonra da Rumeli Hisar'ın kâle olan kendisi, devamında Aşiyân Mezarlığı, sonra Boğaziçi Üniversitesi sahil tarafındaki kapının önünde durduktan sonra Küçük Bebek ve Bebek son durağına gelir. Bebek'ten geçtikten sonra İstanbul'un önemli tarihi semtlerinden çileklerle ünlenmiş ama artık çilek yetişmeyen Arnavutköy'e gelir ki bu Arnavutköy ilçe olan Arnavutköy değildir.
Tarihte her zaman daracık sokakların çevrelediği Arnavutköy'ün geçişi 1987 yılından sonra yalıların önüne inşa edilen kazıklı yolla daha rahat geçişi sağlanmıştır, kazıklı yol bir şekilde Kuruçeşme'ye kadar gelmektedir, Kuruçeşme'den sonra eski yol da birden genişlemeğe başlar ve Ortaköy'e girdiğinde de yine daracık bir sokağa dönüştüğü cihetle adını taşıdığı Muallim Naci Caddesi günün her saati tıkalıdır, hani Şifa Yurdu durağından Çırağan durağına kadar otobüsten inip yürürseniz otobüsten önce varabilirsiniz, ancak son zamanlarda tıkanıklığın boyutu Beşiktaş'ı buldu çünkü Midyeci Ahmet adlı bir dükkâna gelen zengin piçlerinin arabalarını park edince zaten daracık olan Çırağan Caddesi bu araba kalabalığını kaldıramıyor.
Beşiktaş'tan sonrası ise yukarıda 62 numarada anlattığım gibi işlerdi.
Hattın gelişimine bakarsak 1990 yılında Beşiktaş'a kısaltıldı, 1993 gibi 22B yine Beşiktaş'a kadar çalışırken 22RE türevi eklenerek Eminönü'ye geri getirildi, Çağdaş Tramvay Kabataş'a geldiğinde önce Kabataş'a kısaltıldı, ancak birkaç hafta sonra 22B iptâl edilerek 22RE hattı Reşit Paşa tarafı yakın zamanlarda kurulan Fatih Sultan Mehmet Mahâllesi'ye uzatıldı, Kabataş veya Eminönü tarafı Beşiktaş iskelesine kısaltıldı.
Hattan geriye kalan 22B numrası ise Bebek - Kabataş hattına tahsis edildi ama günümüzün 22B hattı sadece hafta sonları çalışıyor.


Renksiz resimlerdeki renkler nedense bana daha bir değişik görünür gözüme, ne de olsa resimlerimiz renksizken hayatlarımız daha renkliydi sanki.
Gördüğünüz görsel yine Eminönü son duraklarından Boğaz tarafına giden otobüslerin hareket ettikleri bölge, ancak resm-i şerifin üzerinde hiçbir otobüsün hangi hatta sefer yaptığına dair bir ibare bulunmamakta ne yazık ki.
Görünüşe göre İkarusların ilk geldikleri dönemler olmalı çünkü hepsi henüz plâkalarını almamışlar ve henüz reklâm da yok, çünkü İett yönetmeliklerine göre hiçbir otobüs trafikte ilk yılını doldurmadan reklâm yapıştırmaz.


Bugün işbu güneşli havada Eminönü'ye tıkıldı kaldı ben ama yapacak bir şey yok çünkü resm-i şerifler nedense hep aynı yerlerde çekilmiş olduğundan kımıldayamıyor ben.
Arkada kocaman Süleymâniye Cami-i Şerifi resm-i şerifimize kol kanat germiş ki ta Kanûni Sultan Süleymân zamanından beridir bulunmakta ve mimarı olan Mimar Sinan'ın bütün İstanbul'u ölçtüğünde İstanbul'un en orta noktası caminin olduğu alana denk geliyormuş o zamanki ölçeğe göre.
İkaruslarımıza gelirsek en belirgin olanı 1648 filo kodlu olan 81 (Yeşilköy - Eminönü) hattındaki körüklü ve yanında filo kodu pek okunamayan 30 (Ortaköy - Aksaray) hattındaki diğer körüklü, üstelik her ikisi de Akbank'ın reklâmını taşıyor.
Akbank'taki AK'nin Adana'daki Kayserililer anlamına geldiğini biliyor muydunuz?
Rahmetli yüce insan Sakıp Ağa (Sabancı) güzel ülkemizin her iki vilâyetini güzel bir espiriyle buluşturmuş zamanında.
Ancak geçen zaman sonunda Sakıp Ağa rahmetli olduktan sonra bankanın adap-ı muhaşereti sıfırlandı, bankanın yönetimi çoluk çocuğun eline kaldı, çoluk çocuk da görgüden bihaber.
Eskiden sırf gırgırına başvurduğum kredi kartıma reddettiklerini bizzat mektupla haber verecek kadar müşterisine saygılıydı, şimdi ise herhangi bir başvuruyu onbin sefer telefon açmadan sonuçlandıramıyoruz bile ama bu konu çok derin mevzu olduğu için kapatalım ve İkaruslarımıza dönelim.
Bunlardan orta şeritteki 81 numara Yeşilköy'den çıkar, bir okulu bile olmayan ama nedense ayrı bir mahâlle olarak kaydedilen Yeşilyurt'un içine girer, Hava Harp Okulu'nun önünden Rauf Orbay Caddesi'ne çıkar, 1986'ya kadar doğrudan Bakırköy sahiline, 1986'dan sonra ise içine girdiği Ataköy Beşinci Kısım - şimdi adı konan Ömer Duruk Cami-i Şerifi - Ataköy İkinci Kısım son durağını ve çıktıktan sonra 1988 yılından sonra gelen Galleria Alışveriş Merkezi önünde durur, Bakırköy sahilinde Cevizlik durağına gelir, sonra Yeni Mahâlle sahilindeki Sakız Ağacı durağını görür, zamanında önemli bir üretim fabrikası olan Sümerbank durağı Zeytinburnu içerisinde Sümer Mahâllesini kurmuştur, sonra Zeytinburnu durağında en önemli tesisler olarak Boğaziçi Elektrik'in yazıhânesi ve Halkalı - İstanbul Banliyö hattının elektriğinin sağlandığı Veli Efendi Trafo merkezi ve tabi ki Altılı Genyan oynayan herkesin ezbere bildiği Veli Efendi Hipodromu vardır, hani Atla Gel Şaban filminde oylum oylum oyulan ve cevizine Saffet konulan Oymapınar'ın aslında kazandığı ama film icabı ikinci getirildiği sahnenin yaşandığı yer.
Eğer müşterek bahis harici koşan at yarışı fiilen kazanırsa ikinci gelen ve müşterek bahis dâhilinde koşan at birinci gelmiş sayılır.
Zeytinburnu'dan sonra sahilde Et Balık Kurumu durağı vardı ama Et Balık Kurumu satıldıktan ve araziyi boşalttıktan sonra durağın adı Marmara Denizi olarak değiştirildi. Genelde yolcu alışverişi olmazdı, bilmeyenler de genellikle otobüsü boş yere durdurduğu çok olmuştur, geçtiğimiz yıl bu durak da kaldırıldı.
Sırada gelen Beş Kardeşler durağı ise Zeytinburnu istasyonuna en yakın olan duraktır, ancak hâlk burayı Kazlıçeşme ile karıştırmaktadır. Yine de Kenedi Caddesi boyunca Kazlıçeşme Deri Fabrikaları civarında veya önünde hiçbir zaman durak olmamıştır, işçiler ve ilgililer her zaman Devletimin Elektrikli Banliyö Trenleriyle gider gelirlerdi.
Hattımızın güzergâhı bundan sonra Yedikule Sahildeki surlarla birlikte Havagazı ve İmrahor duraklarından sonra nedense Genç Osman adı verilen ama tren istasyonunun adı Koca Mustafa Paşa olan mıntakaya gelir, sonrası birkaç yıl önce Cerrah Paşa Hastahanesiyle birleşen İstanbul Sosyâl Sigorta Hastahanesi durağı ve pek indi bindisi olmayan Etyemez durağından sonra önce İski'nin merkez binası bulunan Davut Paşa ve nihâyetinde Yenikapu'ya gelir.
Eğer 1988 ilâ 1990 arasındaysak Yenikapu'dan içeriye Aksaray'a girer 87 numarada bahsettiğim yerlerden Unkapanı'ya kadar olan bölümü izleyerek Eminönü'ye gelirdik, dönüşte de Sarayburnu ve Kumkapı yoluyla Yenikapu'ya gelir devam ederdi. Yine de bu zaman zarfı haricinde hem gidişte hem de dönüşte Kumkapu Balık Hali - Kumkapu - Çatladıkapu - Akbıyık - Ahırkapu Feneri - Sarayburnu - biraz yürümeyle de olsa İstanbul Garı yoluyla Eminönü'ye gelirdi.
Ne yazık ki 81 hattımız 10 Kasım 2020 günü tarihin tozlu sergenlerindeki yerini aldı, günümüzde bahsettiğim güzergâhta BN1 hattı işliyor ama BN1 hattı Ataköy ve Yeşilköy'e girmeden Halkalı Merkeze gidiyor.


Yine her tarafı iyicenem yamulmuş olan 1915 filo kodlu solomuzun işlemekte olduğu hat okunamayacak şekilde kâlitesi düşürülmüş vaziyette karşıma çıktı, ancak emin olduğum tek bir şey var ki otobüsün bulunduğu yerin Eminönü olduğu.
Kim bilir nerelerden gelip nerelere gitmiştir hayatı boyunca?


Sırada yine Eminönü'de dönüş seferinin saatini bekleyen 1903 filo kodlu olan solomuz var, zamanın 58A (Akatlar - Eminönü) arasında seferdeyken birilerinin kamerasına yakalanmış.
Akatlar semti Etiler tarafı ve Bebek sırtlarında bulunur, 1993 yılında Cadde-i Nispetiye'de Akmerkez adlı bir zamanlar Türkiye'nin en iyisi seçilen alışveriş merkezi açılmıştır. Ancak aradan geçen zaman zarfında önce İstinye Park sonra Zorlu açılınca Akmerkez bu ünvânını kaybetti.
58A ise Zeytinoğlu'dan çıkar, Akmerkez'in olduğu alana gelir, bir zamanlar Kemâl Sunal'ın da başrolde olduğu bir filmde adı "Yıldız E İ" olarak görülen Yıldız Koleji önünden Barbaros Hayrettin Paşa Bulvarına girer, Balmumcu'dan sonra yukarıda 62 numarayı anlatırken bahsettiğimiz yerlerden geçerek Eminönü'ye gelirdi.
Yeri değil ama bir de 59A vardı, Zincirlikuyu'dan sonra Büyükdere Caddesi yolundan Gayrettepe - Mecidiyeköy - Şişla Cami-i Şerifi, Halaskâr Gazi Caddesi yoluyla Şişla Etfâl - Osmanbey - Harbiye, Cümhûriyet Caddesi yoluyla Harbiye - Elmadağ - Taksim, Tarlabaşı Caddesi yoluyla Tepebaşı, Refik Saydam Caddesi yoluyla Şişhâne, Atatürk Köprüsü yoluyla Unkapanı, Ragıp Gümüşpala Caddesi yoluyla Eminönü'ye gelirdi.
Etiler ve çevresindeki son durakların tamamında 58 numaralar Beşiktaş yolundan Eminönü'ye, 59 numaralar ise Mecidiyeköy ve Taksim yolundan Eminönü'ye gelirlerdi, ancak 59UÇ olan Unkapanı'dan sonra Yenikapı'ya giderdi.
1990'da bu hatlardan 58 numaralar Beşiktaş'a, 59 numaralar Taksim'e kısaltıldılar.
Ancak o zamanlardan kalan 559C numaralı Rumeli Hisar Üstü - Taksim hattı günümüzde hâlâ o günlerin anısına işlemeğe devam ediyor.


Gelelim biz İstanbul'un içine, burada da Akbank reklâmlı 1612 filo kodlu körüklümüz zamanın 84 (Topkapı - Eminönü) hattında Gülhâne durağında seferdeyken çekilmiş.
Ancak bağzı kendini ve yaşadıkları Şehr-İstanbul'u bilmeyenler bu resmi Şişla olarak da Facebok'ta paylaşmışlar:


Bir de ısrarla yaptıkları yanlışı savunmuyorlar mı inanın gıcık oluyor ben.
Hadi yanlış yazarsın, ama bunca insan hele de üstadlar bir konuda birini usûlünce ikaz ederse yazıyı düzeltebilirsin. Hatasızlık biz kullara değil Allah-u Te'âlâ'ya mahsus bir konu, hem üstelik "Kul günah işler Tanrı bağışlar" diye de bir söz vardır.
Biz bunu bir kenara bırakalım ve 84 numaramıza geri dönelim.
Topkapı ama gerçek Topkapı'dan çıkar, önce İett garajının olduğu Pazartekke durağına gelir, adı birkaç yıl önce Turgut Özal Bulvarı olarak değişen Millet Caddesi yolundan İstanbul Tıp Fakültesinin olduğu Şehremeni, aynı fakültenin diğer binasının ve kocaman bir öğretmen okulunun olduğu Çapa, İstanbul'un önemli bir meydanı olan Fındıkzade, Haseki Sultan'ın kurduğu Haseki Hastahanesi, bir zamanların paşalarından Yusuf Paşa duraklarında durduktan sonra 1973 yılında eklenen Aksaray üst geçidini aşar, Ordu Caddesi'ne girerek günümüzde Sovyetler Birliği'nden önemli bir bavul ticareti yapılan Lâléli semtinde ve biraz daha yukarıda bir dönem adı Hürriyet Meydanı olarak değişen ve İett'nin tarihi boyunca Bayazıd, Bayazıt, Beyazıt, Bayezid, Bayezit olarak çeşitli dönemlerde kullanılan ama doğrusunun Bayazıd olduğu meydana gelir, sonra Çarşıkapı'nın olduğu Kapalıçarşı durağından sonra Yeniçeriler Caddesi yoluyla Çemberlitaş Meydanı, Divan Yolu boyunca Sultan Ahmet, Alemdar Caddesi yoluyla Gülhâne Parkı, Muradiye Caddesi yoluyla Sirkeci ve nihâyetinde de Ankara Caddesi yolundan Eminönü'ye gelirdi.
Bahsettiğim güzergâh Topkapı kapının dibi dışında 1992 yılında önce Aksaray ile Sirkeci arası, yılın sonunda da Topkapı ile Sirkeci arası Çağdaş Tramvay olarak yeniden yapılmış, Bayazıd ile Sultan Ahmet arası sözde araç trafiğine kapatılmıştır ancak fiiliyatta araçlar geçebilmeğe devam etmektedir.
Bizim 84 numara ise Çağdaş Tramvay yapılınca Aksaray'dan sonra Unkapanı yolunu takip etmiş, Bayazıd tarafına da 84B hattı ihdas edilmiştir, ancak Çağdaş Tramvay oturunca 84 ve 84B hatları tarihin tozlu sergenlerindeki yerini almışlardır.


Ben işbu yazımı Sultan Ahmet'te bir misafirimizin kamerasına yakalanan 2201 filo kodlu Yapı Kredi Bankası reklâmlı 93 (Yeşiltepe - Eminönü) hattında seferde olan bir soloyla kapatmak istiyorum.
Hani size yukarıda İstanbul'un yeni yedi tepelerinden bahsetmiştim ya, işte orada geçen Yeşiltepe ahanda bu Yeşiltepe olmakta dermişim.
Bir zamanlar 93 numaraların türevleri Zeytinburnu içerisinde çeşitli yerlerde son durakları vardı, düz 93 numara Yeşiltepe'den çıkar, Adliye'ye kestirmeden gelir, Şaban Ağa'yı biraz dolanarak Belgrad Kapı'dan Topkapı'ya gelir, sonrası 84 numara gibi Eminönü'ye gelirdi.
1990'da tüm 93 numaralar Zeytinburnu'daki Elektrik Santrali'nin önüne, daha sonraki yılllarda da Merter tarafında bulunan Zeytinburnu Metro istasyonunun oraya getirildi.
Çağdaş Tramvay da yapılınca 93A hattı kaldırıldı, çünkü Çağdaş Tramvayın yolu 93A ile neredeyse aynı yoldur.
93B ise 1988 gibi önce seferleri azaltıldı, sonra da sessiz sedasız kaldırıldı, güzergâhı ise güzergâhı ise Şaban Ağa'dan sonra Kazlıçeşme yolundan sur dibine gelmesiydi, üstelik tarihte ilk ihdas edilen Zeytinburnu otobüsüydü, tabi numarası farklı olmalı.


Ahanda bu da günün sürprüzü, size hem biraz İstanbul'un o eşsiz güzelliklerinden bahsettim hem de biraz eski günlerimizi andık.
İkaruslar sadece İstanbul'a değil ilk nesillerinden 50 körüklü ve 35 solo Ankara Elektrik Gaz Otobüs idaresine, 50 solo da Adana Belediyesine gönderilmiştir.
İşbu resm-i şerifimizde Ankara'nın İett'si olan Ego'da 80-012 filo kodlu solomuz görülmekte, eğer zamanın bakanlar kurulu İett'nin aldığı bu otobüslerden kesintiye gitmeseydi bu otobüs de İstanbul'da vazife yapacak ve kim bilir hangi filo kodunu alacaktı?
Ancak tüm bunlara rağmen İett de ilk nesil İkarusları emekli ettikten sonra yeni aldığı İkaruslara da 91-101'den başlayarak yeni filo kodları vermişti, mevcut otobüslerin de filo kodlarını değiştirmişti.

28 Şubat 2020

Gece Vaporu

İstanbul'da güzel şeyler olmaya devam ediyor.
Bugünden itibaren Gece Metrosuna takviye olarak Gece Vaporu da sefere başlıyor.
Şartları aslında Gece Metrosuyla aynı, seferler şimdilik sadece Cuma'yı Cumartesi'ye ve Cumartesi'yi Pazar'a bağlayan geceler çift bilet ücretiyle işleyecek.
Huzurlarınızda bu akşamdan itibaren artık geceleri işleyecek olan vaporların Şehir Hatları Resmi Web-Site'sinden aldığım saatleri:


Seferler Kadıköy iskelesinden 1:30, 2:35, 3:45, 4:55 saatlerinde hareket edecek.
Önce Karayköy'e 1:50, 2:55, 4:05, 5:15 saatlerinde uğrayacak.
Sıradaki durağı olan Beşiktaş'a 2:05, 3:10, 4:20, 5:25 saatlerinde uğrayacak.
Son olarak dönüşünde Kadıköy'e 2:25, 3:30, 4:40, 5:50 saatlerinde gelecek.

Beşiktaş - Üsküdar hattı ise Şehir Hatları'nın sorumluluk alanında olmadığı için sitede yok ama belediyenin sayfasında saatler mevcut:


Beşiktaş'tan Hareketler
24:00 - 24:15 - 24:30 - 24:45 - 1:00 - 1:30 - 2:00 - 2:30 - 3:30 - 4:30 - 5:30 - 6:20 - 6:30
Üsküdar'dan Hareketler
24:00 - 24:15 - 24:30 - 24:45 - 1:15 - 1:45 - 2:15 - 3:00 - 4:00 - 5:00 - 6:10 - 6:20 - 6:30

Üsküdar - Beşiktaş hattı Dentur - Avrasya Mopurlarının sorumluluğundadır. Sefer müddeti de yaklaşık olarak on dakikadır.
Ücretler ise İstanbulkart ile çift mislidir, tıpkı Gece Otobüsleri ve Gece Metroları gibi.

Bu arada İett de sağ olsun Gece Vaporlarına uygun olarak iki adet hattı Gece Otobüsü olarak ekledi.
İlki mevcutlardan 12A numaralı Üsküdar - Kadıköy, diğeri yeni ihdas edilen 30G numaralı Beşiktaş - Taksim - Karayköy.

Gece Metrosu gibi Gece Vaporu da İstanbul'a ve Türkiye'ye hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.

01 Ocak 2020

Yılbaşı Gecesi Gece Metrosundan Görünümler

Yeni yılın daha doğrusu İkibinyirmi Yılının ilk saatlerindeyiz, bu sefer Gece Metrosu'nu bizzat görme fırsatına erişti ben sonunda.
Hani bunca aydan beridir yazıyorum veya kışıyorum ama bir türlü görememiştim.
Genel olarak söyleyeyim ki Gece Metrosu'nun varlığı insana biraz güven özveri tecrübe sağlıyor.
Gelelim içeriden çektiğim resm-i şeriflere:


Gece Metrosunun sefer aralığının yirmi dakika olduğunu işbu mevzuat-ı umumiyenin vukua avdet eylediği ilk günlerde de söylemişti ben.
Bu vesile ile ben de Gayrettepe'de yaklaşık olarak onbeş dakika boyunca gelecek olan treni bekledim.


Metro zamanında geldi çok şükür, norminâl şeraitte Metroda resim çekmek serbest değil ama işbu sıkıntıda Ayfon sağ olsun imdadıma yetişti.


Bu da beni aslında pek uzun olmayan ama yürünmesi de pek kolay olmayan Gayrettepe ile Taksim arasındaki mesafeyi çabucak kat etmemi sağlayan Metro vagonunun içi.
Beyoğlu Metrosu ilk açıldığı zaman yapılan bir deneme seferinde rahmetli Sakıp Ağa (Sabancı) bu trenler için "Uçtuk uçtuk" demişti televizyonda.
Görüldüğü üzere aslında Gündüz Metrosu'ndan o kadar çok farklı değil, genel olarak Taksim'e doğru giden kalabalığı taşıyor, asıl kalabalık elbette ki Taksim'de konuşlanmış vaziyetteydi.

15 Aralık 2019

Gece Metrosundan Görünümler

Bu sefer sizlere bir duyuruyla değil de yıllar boyunca ihmâl edilen bir olguyla karşınızda ben.
Beni okuyanlar veya benim haberciliğimden haberi olanlar bilirler ki bir süreden beridir İstanbul'da hafta sonları Metrolar geceleri de çalıştıklarına dair bazı yazılarım mevcuttur.
Bu sefer sizlere içeriden birkaç resimle karşınızdayım.


Metrolar yapıldığı zamandan beri geceleri 24:00 saatinde seferlerini sonlandıran Metro İstanbul bu yılın 29 Ağustos akşamından itibaren hafta sonları ve resmi tatil günlerinde geceleri sabaha kadar seferine devam ettiğini yazıyordum ama içeriden bir belgem bugüne kadar yoktu.
Ben de geceleri metroya binmiyordum ki resim çekebileyim, ama sosyâl bağlantılarım sayesinde bu gece birkaç adet resim ele geçirdim.
İmdı da arkadaşımdan alıntıladığım resimlerde de temaşa edebileceğiniz gibi Gece Metrosu yolcusuz değil.
İlk resimde de göreceğiniz gibi burası Taksim istasyonu ve saatler 24:35'i göstermekte ve Gündüz Metrolarından pek farklı değil.


Ne yazık ki arkadaşımın kamerası 16:9 ölçüsünde ve metroda resim çekmek serbest olmadığından kaçamak görüntüler hâlinde geldi bana.
Metro İstanbul'un eski yönetimi geceleri çalıştırmanın zarar ettiğini söylüyordu ama bu kadar kalabalıkta nasıl zarar ettiğini görüşlerinize arz ediyor ben.


Burası da ilk resimden birkaç dakikacık sonra Osmanbey İstasyonu, trenden inenler hiç de yabana atılacak gibi değil. Ancak diğer istasyonları bugünden bilemiyorum, belki bir gece kendim denetler size sonucu da belirtirim, ancak gündüz metrolarından pek farklı olacağını da sanmam.
İstanbul geceleri de yaşıyor, özellikle de hafta sonları.
Bazı değişimler kolay olmaz ama bir yerden başlamak lâzım.
Madem Karayköy - Kadıköy vaporu gece 1:00'a kadar işletiliyorsa Metro da son sefer saatini hafta içleri 1:30'a kaydırsa daha da güzel olacak.
Metro bakımı da 2:00 ilâ 6:00 arasında pek âlâ yapılabilir.

29 Mayıs 2018

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Yedi

Bugün de siz sevgili okuyucularımla birlikte tarihten bir büyük sayfa adına birkaç kartpostal serim olacak.
Bugünden tamı tamına beşyüzaltmışbeş yıl önce yine bir Salı günü Fatih Sultan Mehmet komutasındaki ordumuz İstanbul'u fethederek Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olarak bütün dünyaya ilân etmiştir.


İşbu resm-i tasvire-i şerifimizde Topkapu taraflarından şehr-İstanbul'a girişimizi temaşa eylemekteyiz.
İstanbul'da eski otogarın Topkapu'da olması da aslında pek tesâdüf olmadığını da söylesem yanlış bir mâlumatfuruş arz etmez herhâlde galiba sanırsam.
Ancak ben işbu yazımda fethi değil İstanbul'un bir zamanlardaki birkaç kartpostalı paylaşacak ben.


İşte şehr-İstanbul'un dört bir tarafının toplu olarak resmedildiği ilk kartpostalımızla başlıyoruz.
Sol üstte günümüzde İstanbul'un en çok gezilen yerlerinden olan ve birçoklarımızın arkadaşlarıyla buluşmak için seçtiği Taksim Meydanı'nda bir gece görünümü, sanırım resim çekilirken bir bayram günü olmalı, çelenkler ve ışıkların bolluğuna bakarsak eğer.
Sol altta efsahanelere konu olmuş olan Kızkulesi, bu da olasılıkla Kadıköy istikâmetine giden bir vapordan çekilmiş, çünkü arka plânda Üsküdar görülmekte.
Sağ üstte dünya üzerinde en fazla minâreye sâhip olan Sultan Ahmet Camii, ki memleketimize ziyarete gelen misafirlerimizin en çok bulunduğu mekândır.
Sağ altta ise Rumeli Hisarı, ki mimarı bizzat Fatih Sultan Mehmet'tir.


İkinci kartpostalımızda ise sol üstte yine Sultan Ahmet Camii ki hakkında bir mâlumatfuruş yukarıda arz etti ben.
Sol altta Kapalıçarşı'dan bir görüntü, ki tarihi yine Fatih Sultan Mehmet'e kadar dayanır.
Benim de yirmi yılımı verdiğim ama karşılığında hiçbir şey alamadığım Çarşı işte böyle bir yer.
Sağ üstte dünyada üzerine vapor yanaşan tek köprü olan Galata Köprüsü, olasılıkla Yeni Camii'nin minârelerinden birinden çekilmiş.
Sağ altta ise Üsküdar taraflarından çekildiği çok belirgin olan İstanbul'da Gün Batımı konulu bir resm-i şerif mevcut.


Her ne kadar misafirlerimiz tarafından İstanbul'da belli başlı yerlerin kartpostalları da bulunsa aslında İstanbul'un her bir tarafı değişik güzellikler arz eder.
Solda Kadıköy'ün balıkları Haydarpaşa Garı ve Devekuşu vaporuyla tamamlanmış bir resmin bulunduğu kartpostalımızda sağ alttaki resmin neresi olduğu konusunda gerçek anlamda muhallâkta kaldı ben.
Sağ üstte ise Karayköy iskelesi ki soldaki vapor Kadıköy'den kalkınca Karayköy'e gelirdi.


İşbu kartpostalımızda sol üstte Taksim Cümhûriyet Anıtı gündüz vakti resmedilmiş, şimdi yıkılıp inşaata alınan Atatürk Kültür Merkezi de bütün ihtişâmıyla huzurlarınızda.
Sol altta Galata Köprüsü, bir zamanlar var olan Troleybüsleri ve vaporlarıyla birlikte. İşin tuhafı köprüde tramvay çoktan kaldırılmış olmasına rağmen rayları henüz duruyor.
Sağ üstte Tarabya Koyu ve az ilerisinde Büyük Tarabya Hoteli günümüzde de fazlama bir değişikliğe uğramadan duruyor.
Sağ altta da Rumeli Hisarının içinden bir görünüm.


İşbu seferki kartpostalda soldaki görünüm Harbiye'de bulunan Atatürk Heykeli, sağdaki görünüm Süleymâniye Camii'nin minârelerinden biri.
Orta kısma gelince, üstte her yıl Yaz geldiğinde Çörkolar tarafından işgâle uğrayan Kınalıada bir vaporun arkasından böyle resmedilmiş.
Altta da adını Fatih Sultan Mehmet'ten alan Fatih Cami-i Şerifi.


İmdı sizlerle fetihten daha önceki bir dönemde Osmanlı İmparatorluğu Topraklarıına katılmış olan Kadıköy'den dört görüntünün bulunduğu bir kartpostal paylaşmak istedi ben.
Sol üstteki kısım Haydarpaşa'ya doğru o zamanlar Minibüs durakları olarak kullanılan alanı gösteriyor, gelgelelim günümüzde Minibüsler yeni düzenlemeden sonra daha bir Haydarpaşa'ya doğru taşındılar.
Sağ üstteki kısım o zamanlar Bağlarbaşı ve Ankara Asfaltı yoluyla diğer mahâllelere giden İett Otobüslerinin durağı, aynı duraklardan günümüzde Cadde-i Bağdad ve Fahrettin Kerim Gökay Caddesi yolundan giden hatların kalktığı durak oldu. Cümlenin başında bahsettiğim diğer hatlar da Minibüslerin duraklarının yerlerine taşındı. Aynı resimde iskelelerin ikisi de temaşa eylenebilmekte.
Sol altta Kadıköy Çarşısı ve Söğütlüçeşme Caddesi, artık tek yönlü olmuş ve tahsisli yol henüz yokken. Soldaki Kütahya Çinilerinden yapılmış olan havuz artık günümüzde yok.
Sağ altta da Söğütlüçeşme Cami-i Şerifi görülmekte.


Biz buradan Üsküdar'a atlayalım, sol üstte Üsküdar'dan Boğaziçi taraflarına doğru bir bakalım. İett Boğaz tarafına giden hatların durakları günümüzde de aynı yerdeler.
Sol altta Üsküdar İskelesi, bir zamanlar Üsküdar'dan Kabataş'a arabalı vapor çalışırdı ki bir tanesi hareket etmiş.
Sağ üstte Üsküdar Meydanındaki fışkiyeli havuz, ama işbu havuzdaki fışkiyeyi kimin kırdığının suâl-i şerifi sorulamaz bile.
Sağ altta da Ahmediye yönündeki Hâkimiyet-i Milliye veya günümüzdeki söylenişiyle Ulusal Egemenlik Caddesi.


Araya sokuşturduğumuz iki adet Anadolu Yakası kartpostalından sonra sol üstteki Heybeliada resminin bulunduğu başkaca bir kartpostalla günü bitirelim.
Sol altta Dolmabahçe Saat Kulesi Dolmabahçe Sarayı ve Dolmabahçe Camii'nin bir kesiminin temaşa eylediğimiz bir resim görülmekte.
Sağ üstte Saraçhâne civarı ve Şehzadebaşı Camii.
Sağ altta da İstanbul (Resmin çekildiği ve kartpostal hâline getirildiği zamanlar Büyükşehir olmayan) Belediyesinin binâsı ve arkasında da Lâléli Camii.
Bugün de fetih dolayısıyla paylaştığım kartpostal sergimin nihâyetine avdet eyledik.
Kıraat ve temaşa eden herkese teşekkürler.

01 Mayıs 2018

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Beş

Yeniden bir bayram gününde kartpostal sergisiyle karşınızda ben.
Geçen sefer Büyükada konulu yazımda sizleri bir ada turuna çıkarmıştım, bu sefer sırtımızı Eminönü'ye dayayalım yeniden, bakalım bu sefer nereler çıkacak karşımıza?


İşbu kartpostalımızda Eminönü Meydanı'ndan eski üst geçit ve Galata Köprüsü'nün ön plânda olduğu, köprüde yanaşmış bir vapor, sol arkada Galata Kulesi, sağ arkada Karayköy İskelesi gibi eski güzellikler bizi karşılamakta.
Kartpostalımız olasılıkla bindokuzyüzyetmişli yılların ortaları zamanlarında çekilmiş olmalı.
İşbu resm-i şeriften günümüze Galata Kulesi ve köprüdeki vapor erişebildi.
Üst geçidin yerinde şimdi alt geçit, o alt geçidin yerinde de Çağdaş Tramvayın Eminönü durağı var.
Dubalı Galata Köprüsü'nün sol tarafında yeni kazıklı köprü yapıldı.
Aynı yerden günümüzde resim çekerseniz ileri taraflarda birkaç gökdelen bile görebilirsiniz.


Bu sefer karar verdi ben sizleri Üsküdar'a doğru sefer çıkarttım.
İskelede Necati Gürkaya vaporu bizi getirmiş olsun ve bizden sonra Beşiktaş'a doğru sefer yapsın.
O zamanlar Eminönü'den gelen vapor Üsküdar'da Beşiktaş yönüne geçerdi, Beşiktaş dönüşü de Eminönü'ye geri dönerdi. Ancak Beşiktaş'a gidebilmek için Üsküdar'da vapordan inip tekrar jeton atmak zorundaydınız.
İskelenin arka taarafında diğer vaporlar sefer saatlerini beklemekteler, bir de o zamanlar her ne kadar Boğaz Köprüsü çoktan beri yapılmış olmasına rağmen Kabataş'a giden arabalılar henüz çalışmaktaydı.


Biz buradan yokuşu tırmanıp Altûnizade'ye çıkalım bu sefer.
Üstte sağda ve solda iki farklı açıdan Bağlarbaşı Meydanı'nı temaşa eylemekteyiz, o zamanlar bütün yollar çift yönlüydü.
Sol altta tam emin değilim ama ünlü doğumevi olan Zeynep Kâmil Hastahanesi.
Sağ altta ise tarla olarak görülen arsada günümüzde Capitol mevcut.


İşbu temaşa eylediğimiz resm-i şerif aslında kartpostal olarak sayılamaz ama çok eskiden bindiğim bir Kırmızı Kuyruklu'muzun ikram ettiği yumminin kutusunun kapağı, ama arkasını kartpostal gibi yapmıştı o zamanlar.
Burası Kuleli Askeri Lisesi ama resmin tasvir edildiği dönemde değildi.


İmdı sırada Kabataş var.
Ön plânda Ömer Avni Camii, solda Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii, sağda ise Dolmabahçe Sarayı günümüzde aynen mevcut.
Soldaki caddenin ortasından günümüzde Çağdaş Tramvay geçmekte, ama her nedense Beşiktaş'a kadar uzatılması gereken hattı yıllardır uzatamadılar.


Bugün bize burası yasak olduğu cihetlehiç bugün buralarda gözükmeyelim ve tatil-i şerifimizin tadını başka mıntıka-i şeriflerde çıkartalım, zira İstanbul'da çok daha güzel manzara-i nefaset mevcut.
Sayın işçi vatandaşlarım hepimizin Bir Mayıs İşçinin Emekçinin Bayramı mübârék olsun.
Kartpostallara meraklı olanlar için de bir sonraki sergimiz Ondokuz Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı'nda devam edecek.

14 Nisan 2018

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Üç

Kartpostal-ı şeriflerimin geçen sergisinde en son Cadde-i İstiklâl'de kalmıştık hatırlarsanız.
Bazen eskileri anmak da gerekir, özellikle de Cumartesi günleri.
Bu sefer sırtımızı Taksim Cümhûriyet Anıtı'na veriyoruz öncelikle.


Koskocaman meydanın belki de en güzel kartpostallarından biri ahanda bu temaşa ettiğimiz olmalı.
Resimde görülen en önemli ayrıntı eskiden daracık bir yol olan Tarlabaşı Bulvarı'nın açılmış olması.
Günümüzde işletilen Nosthâlcik Tramvay henüz ortalıkta görünmemekte. Başka bir yazımda o tramvayı da paylaşacak ben sizlerle, hem de ilk zamanlarındaki hâliyle. Sabırlı olun ve beklemede kalın.


Yıldan yıla atlıyoruz, bu sefer troleybüslü ve Galata Köprüsüne vaporların yanaştığı dönemlerde bir Karayköy kartpostalı çıktı sırtımızı Taksim Meydanı'na verince.
İşin pek güzel olmayan tarafı sağ ön plândaki binalardan yolun kenarında olanlar günümüzde yoklar.
Troleybüsün olduğu yolda günümüzde Çağdaş Tramvay işletilmekte.
Kartpostaldaki dubalı olan Galata Köprüsü ise yenisiyle değiştirildiğini sanırım cümle âlem bilmekte.


Köprüden bindiğimiz Fairfield Devekuşu serisi vaporun biri bizi Kadıköy'ün bindokuzyüzaltmışlı yıllarının başlarına götürüyor, çünkü işbu kartpostalı büyütüp baktığınızda sağ üst ve sağ alttaki resimlerde eski İstanbul Tramvaylarının seferde olduklarını temaşa eyleyebilirsiniz.
Sol üstteki iskele çevresinde gözümüze çarpan Lâlélerin hiçbiri günümüze erişemedi.
Sağ alttaki resimde bulunan ağaçlar da söküldü zaman içinde.
Sağ üstteki resim günümüzde çok değişti, her şeyden önemlisi resimdeki tramvay artık yok. Rıhtım Caddesi'nin ortasına geniş bir refüj 1990'lı yılların başında yapıldı. Deniz tarafında ise Kadıköy Metrosu inşa edilirken bütün otobüs durakları taşındı.
Sol alttaki Moda iskelesini temaşa ettiren resimde ise kayıkların yerinde günümüzde yaya yolu ve Kurbağalıdere'ye kadar park geçiyor. Bu park kesintilerle dâhi olsa ta Kaynarca'ya kadar devam etmekte.
Ve geldik işbu kartpostalın en can alıcı noktası olan ortadaki Caddebostan Placı'nı temaşa eylettiren kısmına. Placdaki görülen altın renkli kumlar günümüzde doldurularak kazanılan sâhil parkının molozları arasından tarihin tozlu sergen-i şeriflerinde anılarını böyle resimlerle anlatmaktalar.


Her şey ne kadar da çok değişmiş fark ettiniz mi?
Şimdi Bostancı istasyonunu iskelesini ve zamanın son durağını temaşa eylettiren kartpostala geldi sıra. Ancak her şeye rağmen değişmeyen nesne-i şerifler de var burada.
Örnek olarak Cadde-i Bağdad'ın artık Kadıköy yönüne tek yönlü olması gibi.
Bostancı'dan hareket ederek olasılıkla Kabataş'a doğru seferde olan deniz otobüsü gibi.
Ve tabi Bostancı vapor iskelesinin mimârisi keza.
Bu arada limanın çevresindeki günümüzde de bulunan mendirek inşa hâlinde.
Değişen nesne-i şeriflere gelelim:
Öncelikle Bostancı Tren İstasyonu, yakında Marmaray bitirilip de hayırlısıyla hizmete girdiğinde böyle geniş ve ferahlıkları kalmayacak.
Son duraktaki İett otobüsleri bile artık hiçbiri yoklar. Neler mi var? Ulaşımcılar için bulunmaz bir kaynak. İkarus 280 Mafsallı, Man SL-200 Solo, Man SG-220 Mafsallı ve Mersedes 0302.
Vapor iskelesinde bulunan ve büyütülünce fark edilebilen Ülev veya Suvat çiftinden olan vapor.
Cadde-i Bağdad'ın tek yönlü olmasına sebep olan sâhil yolu ise o zamanlar ancak Bostancı'ya kadar erişmiş, ancak birkaç yıl sonra Kaynarca'ya kadar uzatılacak.


Bostancı'dan sonra sırada Maltepe'yi konu alan bir kartpostal var arşivde.
Soldaki kısımda sâhil yolu gelmeden önceki Maltepe Sâhili, sağ tarafta da bomboş ve tenha bir Cadde-i Bağdad resmi çekilmiş.
Çoğu vatandaşımız gerçek Cadde-i Bağdad'ın Ayrılıkçeşme'den başlayıp Kartal Meydanı'nda bittiğini nedense kabûl etmek istemez.
Bu arada yoldaki arabalar parmakla sayılmakta ve bunlardan üç adedi Magirus Deutz alamet-i farikalı minibüs olması da ayrı bir konu.


Biz yine sâhil yolundan önceki dönemlerde Kartal Sâhilini temaşa eyleyelim, zira bu sâhil yolu sayesinde deniz kıyısı o zamandan günümüze yarım kilometre uzaklaşıverdi.
Her ne kadar Kartal kartpostalında denize sıfır mesafede görülen çay bahçeleri günümüzde de mevcutsa dâhi manzara-i rezilliye olarak birkaçyüz metre öteden gelen araç gürültüsü vaad ediyor artık.


Tarihe yolculuk konulu yazımda sizlerle İstanbul'un Doğu kesimindeki o zamanlar tamamen sayfiye olan semtlerin güzel bir karma kartpostalını paylaşmak isterim.
Sol üstte Pendik Burnu'nun Batısında kalan bir mıntıkada yazlık evlerinde poz veren hanımlar.
Sol altta Kartal'daki su motorlarının iskelesi. O zamanlar Adalara su hizmeti motorlarla sağlanırdı, İski henüz Adaya gelmemişti.
Sağ üstte Yunus Çimento Fabrikasnın bacası çevresinde deniz giren vatandaşlarımız.
Sağ altta ise Pendik Dalyanı ve kayıkhânesi.
Tüm bu güzellikler sâhil yolu yapılınca aynen Caddebostan Placı'nın altın renkli kumları gibi tarihin tozlu sergenlerine sonsuza kadar kaldırıldı.


Tamam biraz fazla aynı mekânları paylaştığımı kabûl ediyor ben.
Bu da Tavşantepe taraflarından ama dağdan değil bir Pendik S3ahil manzara-i nefâseti.
Denize dik olarak uzanan yapı uzun zaman vapor iskelesi olarak kullanıldı, sonraları vapor gelmez olunca restorant oldu. Daha sonraları Pendik'e Karayköy'den bir yıllığına vapor konulunca tekrar eski özelliğini kazandı ama günümüzde burası denizden yarım kilometre içeride kaldı.
Yine aynı şekilde ön plânda fark ettiğimiz kumsalın da keza başına aynı şeyler vukua avdet eyledi.


Bu kez İstanbul topraklarından dışarı çıkıveriyoruz. şimdi temaşa eylediğimiz işbu kartpostal-ı şerifin sağ alt bölümünde yer alan devletimin Garanti Bankası reklâmlı E-14.000'lik banliyö treni bizlere Gebze'nin o zamanki yeşilliklerine götürüveriyor.
Gebze istasyonu da günümüzde çok değişti, hâttâ istasyondaki trenin kendisi bile yok artık.
Gelgelelim bendeniz Gebze hakkında fazlama bir malûmatfuruşa haiz olmadığım cihetle çok iyi tanıtamayacağım için affımı arz ederim sizlerden.
Ancak sol üsttekinin at üstünde Atatürk heykeli, sol alttakinin Gebze Öğretmen Evi'nin ve sağ üsttekinin de Gebze'de bir meydan olduğunu söyleyebilirim.


Bu da bendeki başka bir Gebze kartpostalı.
Öncelikle şu hususu belirteyim ki üstteki iki resim aynı meydanı bizlere temaşa eyletmekte.
Diğer iki bölümün ise hangi noktalara ait olduğu konusunda hiçbir bilgim yok, ama bulunca yeniden paylaşırım sizlerle.


Gebze'den sonra bu yazımdaki son kartpostal Gebze'nin de ilçesi olduğu Kocaeli Vilâyetinin merkezi olan İzmit.
O zamanlar İzmit'in ortasından devletin anahat trenleri vızır vızır geçerdi, ta ki 2000'li yılların başlarına kadar. İşbu kartpostal-ı şeriften bugüne değişen en önemli nesne-i şerif devletin demiryolunun İzmit'in içinden alınıp sâhil kesimine üstelik de çift hatlı olarak aktarılması olmuştur.
Eski tren yolunun yeri ise park olarak tanzim edilmişti, ancak günümüzde Akçaray adı verilen tramvayın güzergâhındaysa tam olarak vaziyet ne alemde olduğunu bilmiyorum.
Resimdeki bulunan tren yolunun alt tarafındaki caddeden seferde olan otobüs ise bir zamanlar bütün belediyelerin en çok kullandıkları Mersedes 0302, ancak bu otobüs de emekliye ayrıldı.
Hep İstanbul kartpostalları paylaşacak değilim sanırım, birkaç adet de Anadolu'dan ve Ege'den olan kartpostallarımı ara sıra paylaşmaya devam edecek ben.
İzmit'e kadar giden yolumda da beni yalnız komadığınız için teşekkürlerimi arz eder ben.