Bu Blogda Ara

Beyoğlu Metrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyoğlu Metrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026

Yirmiüç Nisan Metrosu

Bugün takvimler Nisan-ı Şerif Ayının Yirmiüçünç Gününü göstermekte, anlamı ve önemi de Hakimiyet-i Milliye ve Etfâl Bayramı olması.
Bundan yıllar yıllar önce ya da açık olarak yazalım Bindokuzyüzyirmi Yılında Ankara'da Meclisimiz açıldı ve o günden beridir çok şükür hayatta.
Ancak bu sefer sizlere bambaşka bir konuyla ilgili bazı resimlerimiz mevcut.


Eskiden hatırlar mısınız İlkokul günlerimizde okuma yazma fişleri vardı, o fişler sayesinde hepimiz okuma yazma öğrendik.
Ancak her ne hikmetse toplu taşıma araçlarına medeni bir şekilde binebilmeği öğrenemedik.


Hadi medeniyetten de vaz geçtik, koskoca İstanbul Belediyesinin işletmekte olduğu Metro'da her ne kadar geçmiş güzel çocukluk günlerimizi anımsatan okuma fişinde yapılmış olan akıllara zarar vahim imlâ hatasını bir tek Biz Üç Muz mu gördü?
Tamamen yazıldığı gibi okunan Türkçe'de daha ilkokulda öğrendiğimiz bir kural vardır:
Birkaç istisna haricinde Türkçe kelimelerde ilk hecedeki sesli hârf  kalın sesli hârf yani A I O U ise diğer hecelerdeki sesli hârfler de A I O U, buna mukâbil ilk hecedeki sesli hârf ince sesli hârf yani E İ Ö Ü ise diğer hecelerdeki sesli hârfler de E İ Ö Ü olması gerektiğidir.
Eğer bir kelime bu kurala uymuyorsa ve herhangi bir ek almışsa ekteki sesli hârf son hecedeki sesli hârfle uyumlu olması gerektiğidir.
İşbu örnekteki "Skuter" kelimesi Türkçe bile olmayan bir kelimedir.
Bunun doğrusu kesinlikle böyle değildir, ya "Skuterle" ya da "Skutırla" olması gerekmez midir?.


Metroyu geride bıraktık ve Çağdaş Tramvay'da içimizi ferahlatan bir karşılama gördük çok şükür.
Bizler için belki İlkbahar ama bu tarih Güney Yarımküre için Sonbahar anlamına geliyor.
Baharı iyi hissetmek için siz de Elif gibi gülümseyin.


Metroda tramvayda trende otobüste bulunan "Acil Durum Zımbırtılarını" gerçekten acil bir durum yoksa siz de Gülçin gibi kullanmayınız.

16 Şubat 2025

Tostumu Yedim Odamdayım

 Bugünden yıllar yıllar önceydi, bir zamanlar ünlü bir hanımefendinin telefonundan yine ünlü bir beyefendinin telefonuna akıllara zarar ve durgunluk veren bir telgraf gönderilmişti:

"Tostumu Yedim, Odamdayım. Gelmeyeceksen Kazino'ya İneceğim."


Aradan yirmiüç kocaman yıl geçti, haberleşme düzenleri gelişime ayak uydurdu.
En sonunda firmalarımızdan birisi Tost'u mâkineleştirdi.
İşbu makinelerden biri olan "Tostmatik" artık Beyoğlu Metrosu'nun Yenikapı istasyonunda hizmette.

17 Eylül 2024

Dolunay'ı Doğurtmak

 Bu güzel sallanan Salı akşamında Cemazî El-Evvel-i Şerif Ayı'nın Dolunay'ını biraz zorlama ve sezaryenle dâhi olsa Şehr-İstanbul'un karşısında bulunan Üsküdar kazasında doğurtmağa muvaffak olduk çok şükür.


Kamuoyunda herkesçe M2 olarak mâlum olan ama Biz Üç Muz arasında Beyoğlu Metrosu dediğimiz Metro İstanbul'un harita ve şemasında yeşil renkli işaretlenmiş yolun Hâliç istasyonu burası ve işbu hatta çalışan taşıtların gün yüzünü ve yer yüzünü görebildikleri tek yer.


Esasında burada resim çekmemize karışan bağzı işgüzâr ve kraldan çok kıralcı geçinmeği mârifet sanan görevliler de mevcut ama bir şekilde çekebilmeği başardık.

13 Ocak 2023

Arnavutköy'deki Unutulmuşluk

Semt değişti mevzular da değişti, bir önceki yazımdan devamı ahanda burası.
Akmerkez'in arka tarafında kıvrıla kıvrıla aşağı inen bir yol vardır, genel olarak kaldırımın bulunmadığı ve oldukça dik bir yokuş.
Benim de her santimetrekaresini belki de ezbere bildiğim ve bir zamanlar Akmerkez'in en revaçta olduğu zamanlar Boğaz yolunda yürüyüş yapmadan önce Akmerkez'in içinde yummilendiğim ve Arnavutköy'e inerken keşfettiğim bir yol.
İşte bizim onbeş yıl önceki yaşanmışlıktaki delikanlının da aklına aynı yol gelmişti o güzel Pazar gününün Akmerkez akşamından sonra. Genç kadınla birlikte küçük bir yürüyüş yaparak Akmerkez'in içinde yummilendiklerini yakmak ve biraz açılmak istemişlerdi.


Her yeni başlayan macera heyecan doluydu ve çilek kokardı, bazıları gelip geçici bir heves olsa bile o çilek kokusunu içlerinde hissetmenin tadı bambaşkaydı.
Belki kadının gerçek niyeti Akmerkez'e geldikleri gibi ya Beyoğlu Metrosuyla veya Akmerkez'in önündeki duraktan geçen bir İett otobüsüyle geri dönmekti ama nasıl olduysa delikanlının fikrine çabucak atılıvermişti.


Yol da yoldu hani, neredeyse ikiyüz metrede bir yavaşlıyorlar ve birbirlerine bazı özel dilde bir şeyler söylüyorlardı.
Hani kar yağsa Uludağ veya Palandöken ya da Kartepe gibi birlikte belki de Süper Büyük Sılalom yapabilirlerdi, ama hem genç kadın hem de delikanlı kaymayı bilmiyorlardı.
Aslına bakarsanız her şey aşırı derecede çok hızlı gelişiyor ve delikanlı her dakika bambaşka duygulara kapılıyordu, çünkü kadın resmen kendisine ümit vermekten geri kalmıyordu.


Arnavutköy'e geldiklerinde delikanlının bildiği Beyazgül Sokak'tan değil Boğaziçi Spor Kulübünün olduğu ve taşıtların yukarı tırmanmak için kullandıkları diğer yoldan indiler, burada genç kadın birkaç adet dükkânda birkaç vitrin baktı ama işin güzel tarafı dükkânların tamamı kapalıydı çünkü günlerden Pazar'dı ve saat da oldukça geçti.
O zamanlar henüz Kış Saati uygulaması vardı, yani Ekim sonlarında saatlar birer saat geri alınır Mart sonlarında aynı saatlar ileri alınırlardı.


Artık hava kararmış ve eve dönme vakitleri gelmişti, bir an önce durağa gittiler ve gelen ilk İett otobüsüne bindiler, ama kadın kartını hem kendisi hem de delikanlı için okutmuştu ve oğlanı mahcup etmişti.
Gelen otobüs İkarus markaydı, Bahçeköy'den gelip Taksim'e giden 42T hat numaralı.
O günü kışın ortaları olduğundan ama hava Güneşli olduğundan Ortaköy civarı yine tıkalıydı ama her zamankinden daha çabuk açılmıştı veya delikanlıya öyle geldi, çünkü en azından sevdiği kadın yanındaydı.
Ayrılırlarken aralarındaki geçen şeyler daha bir pekişmişti ama delikanlı inanamıyordu olanlara.
Acaba sahi kahramanlarımız şimdilerde ne yapıyorlar? Yoksa birkaç hafta sonra gelecek olan ayrılığın acılarına dayanamayarak Hakk'ın rahmetine mi kavuştular?

Akmerkez'deki Unutulmuşluk

 Geçen hafta size bir yaşanmışlıktan bahsetmişti ben.
Bugün geldik bu yaşanmışlığın dördüncü bölümüne.
Bizim delikanlının genç kadına karşı hissettiği o olmaz olasıca duygular artmağa başlamıştı, sabahtan akşama işindeyken bile onu düşünüyor akşam eve gelirken daha yoldayken bile mesajlaşmağa başlıyorlardı, tabi o zamanların en revaçtaki ama artıkım günümüzde olmayan yazılımı Msn Messenger'de uzun uzun yazışmaları da keza. İşte bundan tam onbeş kocaman yıl önce bugünün tarihi Pazar gününe denk geliyordu, birlikte o Güneşli Pazar gününü değerlendirmeğe karar verdiler.
O zamanki Beyoğlu Metrosu Taksim'den Levend Dördüncü Kısım'a kadardı, henüz bırakın Yenikapı'yı ya da Hacı Osman'ı daha Şişhâne ve Maslak tarafındaki istasyonları bile inşa hâlindelerdi, Etiler Metrosu'nun ise esamesi bile okunmuyordu.
İşte bu şeraitte bindikleri metroda genç adamla genç kadın birbirlerine her ne olursa olsun aralarındaki irtibatı asla koparmayacaklarına dair söz vermişlerdi.


O yıllarda Akmerkez'in en üst katında bir sahne vardı, hâttâ ben ve o delikanlı bile bir bayram günü bir televizyonun canlı yayınına denk gelmiş ve bayağı eğlenmiştik.
Sahnenin o kısmında güzel bir masaya oturdular, ikisi de farklı yerlerden yummilenmek istemişti.
Sonradan delikanlı genç kadına da söyleyecekti bunu, o zamanın ayna kaplı direklerinden birinde bir habersizin çektiği kendileriyle hiçbir ilgisi olmayan bir resimde sevdaları sonsuza dek yaşayacaktı.


Yummilendikten sonra alt katlardaki vitrinlere biraz baktılar, norminâlde delikanlının pek hoşuna gitmese bile o günü genç kadının o vitrinlerde kendini kaybetmesinden çok hoşlanmıştı.
Artıkım hava kararmağa başlıyordu, çünkü o zamanlar saatlar Kış gelirken bir saat geri alınırdı, bizimkiler de Remzi Kitapevi'ye girdiler ve delikanlı orada genç kadına hayatının sırrını söyledi, ben bu sırrı biliyorum ama genç adama verdiğim söz uyarınca genç adam ifşa etmeme izin vermeden ben de söylemeyeceğim.


Bundan sonrası başka bir başlık gerektiriyor aslinda çünkü semt değişiveriyor artık.
Lâkin ne olursa olsun bir şeyleri anlamak istiyorsanız o şeyleri yaşayan kişilere sormalısınız.

27 Aralık 2020

Facebok'ta Kapak Oldu Ben

 Ben resim çekmeğe aşırı derecede bayılırım ve yeri geldiğinde de her zaman söylemişimdir:
Her bir resm-i şerif günü gelir değerini bulur.
Tıpkı berveçh-i atide temaşa eylediğiniz ve altındaki yazıyı okuyacağınız gibi:


Görmüş olduğunuz işbu resm-i şerifi bundan yaklaşık olarak beş aycık kadar önce İstanbul'daki bütün toplu ulaşımın beleş olduğu bir Kurban Bayramı günü Hâliç Metro İstasyonu'nun resim çekmek için ayrılan kulesinden çekmişti ben.
İmdı ise ne kadar mutlu ki Facebok'taki gruplardan birine kapak resmi olarak seçildi.
Bana ve diğer herkese işbu imkân-ı şerifleri bahşedenlere sonsuz teşekkürlerimi arz eder ben.
Saygılarımla Canlarım Ciğerlerim.

01 Ocak 2020

Yılbaşı Gecesi Gece Metrosundan Görünümler

Yeni yılın daha doğrusu İkibinyirmi Yılının ilk saatlerindeyiz, bu sefer Gece Metrosu'nu bizzat görme fırsatına erişti ben sonunda.
Hani bunca aydan beridir yazıyorum veya kışıyorum ama bir türlü görememiştim.
Genel olarak söyleyeyim ki Gece Metrosu'nun varlığı insana biraz güven özveri tecrübe sağlıyor.
Gelelim içeriden çektiğim resm-i şeriflere:


Gece Metrosunun sefer aralığının yirmi dakika olduğunu işbu mevzuat-ı umumiyenin vukua avdet eylediği ilk günlerde de söylemişti ben.
Bu vesile ile ben de Gayrettepe'de yaklaşık olarak onbeş dakika boyunca gelecek olan treni bekledim.


Metro zamanında geldi çok şükür, norminâl şeraitte Metroda resim çekmek serbest değil ama işbu sıkıntıda Ayfon sağ olsun imdadıma yetişti.


Bu da beni aslında pek uzun olmayan ama yürünmesi de pek kolay olmayan Gayrettepe ile Taksim arasındaki mesafeyi çabucak kat etmemi sağlayan Metro vagonunun içi.
Beyoğlu Metrosu ilk açıldığı zaman yapılan bir deneme seferinde rahmetli Sakıp Ağa (Sabancı) bu trenler için "Uçtuk uçtuk" demişti televizyonda.
Görüldüğü üzere aslında Gündüz Metrosu'ndan o kadar çok farklı değil, genel olarak Taksim'e doğru giden kalabalığı taşıyor, asıl kalabalık elbette ki Taksim'de konuşlanmış vaziyetteydi.

15 Aralık 2019

Gece Metrosundan Görünümler

Bu sefer sizlere bir duyuruyla değil de yıllar boyunca ihmâl edilen bir olguyla karşınızda ben.
Beni okuyanlar veya benim haberciliğimden haberi olanlar bilirler ki bir süreden beridir İstanbul'da hafta sonları Metrolar geceleri de çalıştıklarına dair bazı yazılarım mevcuttur.
Bu sefer sizlere içeriden birkaç resimle karşınızdayım.


Metrolar yapıldığı zamandan beri geceleri 24:00 saatinde seferlerini sonlandıran Metro İstanbul bu yılın 29 Ağustos akşamından itibaren hafta sonları ve resmi tatil günlerinde geceleri sabaha kadar seferine devam ettiğini yazıyordum ama içeriden bir belgem bugüne kadar yoktu.
Ben de geceleri metroya binmiyordum ki resim çekebileyim, ama sosyâl bağlantılarım sayesinde bu gece birkaç adet resim ele geçirdim.
İmdı da arkadaşımdan alıntıladığım resimlerde de temaşa edebileceğiniz gibi Gece Metrosu yolcusuz değil.
İlk resimde de göreceğiniz gibi burası Taksim istasyonu ve saatler 24:35'i göstermekte ve Gündüz Metrolarından pek farklı değil.


Ne yazık ki arkadaşımın kamerası 16:9 ölçüsünde ve metroda resim çekmek serbest olmadığından kaçamak görüntüler hâlinde geldi bana.
Metro İstanbul'un eski yönetimi geceleri çalıştırmanın zarar ettiğini söylüyordu ama bu kadar kalabalıkta nasıl zarar ettiğini görüşlerinize arz ediyor ben.


Burası da ilk resimden birkaç dakikacık sonra Osmanbey İstasyonu, trenden inenler hiç de yabana atılacak gibi değil. Ancak diğer istasyonları bugünden bilemiyorum, belki bir gece kendim denetler size sonucu da belirtirim, ancak gündüz metrolarından pek farklı olacağını da sanmam.
İstanbul geceleri de yaşıyor, özellikle de hafta sonları.
Bazı değişimler kolay olmaz ama bir yerden başlamak lâzım.
Madem Karayköy - Kadıköy vaporu gece 1:00'a kadar işletiliyorsa Metro da son sefer saatini hafta içleri 1:30'a kaydırsa daha da güzel olacak.
Metro bakımı da 2:00 ilâ 6:00 arasında pek âlâ yapılabilir.

12 Mayıs 2014

Deniz Otobüsü

Çok uzun zamandır, belki de Marmaray açıldığından beri binmiyordum deniz otobüsüne.
Belki zamanında Çakmaray diyerek bayağı bir eleştirdim düzensizliği, ama bir kez binince aslında Beyoğlu Metrosu'ndan hiçbir farkının olmadığını gördüm.


Bu resim Bakırköy'de henüz üst geçitteyken telefonuma yakalandı.
Eminim ki Marmaray tamamen bitirilince deniz otobüsleri hayatlarımızdan tamamen çekilip tarihin tozlu raflarındaki yerlerini alacak. Malûm-u aliniz ki deniz otobüsü pahalı, Marmaray'la rekabet edemez.


Bu arada deniz otobüsüne binerken martı bize güle güle dedi ya, bunun zevkini de hiç bir yerde bulamama vaziyeti de söz konusu.
Teşekür eder ben sevgili Martı.
Martı yumurtaları rafadan olsun kız.