Bu Blogda Ara

İnokta Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnokta Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026

Çocukluk Tantanaları

Bir zamanlar bizler de çocuktuk.
Bizim anne babalarımız da çocuk olduğu günler yaşadılar.
Bizim dedelerimiz ve ninnelerimiz de çocukluk günlerini yaşadılar.
Hepsi de geçti gitti.


Bir zamanlar birçok gazete böyle güzel kartondan maketler verir kişisel becerilerimizi geliştirmemize yardımcı olurlardı.
Bizler de akşam evimizde bu kartondan verilen ödevlerimizi yapardık, böylece bir şey yapmanın zevki ve sorumluluğu gelişirdi. 

25 Kasım 2025

Paris'te Kar Yağdı

Türkiye'de hâlkımız Balkanlar üzerinden gelmesi gereken soğuk ve yağışlı havayı bekleyedursun Fransa taraflarında İkibinyirmibeş Yılının ilk Karı yağdı Eyfel Kulesi'nin üstüne.
Fransa da tıpkı Türkiye gibi aynı gün içinde dört farklı mevsimi yaşayabilecek bir ülke, ama bugün sadece Eyfel Kulesi çevresi manzarası ile idare edebileceğizdir.


Yılbaşı da yaklaşırken bu Kar Fırtınası belki de çok güzel manzaralar getirecek, her ne kadar Biz Üç Muz'un kalkıp da Evrupa'ya gidebilme şansı olmasa bile sağ olsun İnokta Basın bize bazı görselleri sağlayabiliyor.
Çünkü bu satırların yazarı başta olmak üzere bu blog'a katkıda bulunan hiçbirimizin Şengen Vizemiz henüz çıkmadı, daha doğrusu çıkabilmesi için şartlarımız oluşamadı.
 
 
Hani eskilerde bir şarkı vardı, başı aynen şöyle başlardı:
Tombe la neige, Tu ne viendras pas ce soir
Tombe la neige et mon cœur s'habille de noir
Yıllardan beridir özgün dilde Salvatore Adamo, Türkçe dilimizde de önce Süperstarımız Ajda Pekkan sonra da bir diğer Yıldızımız Nilüfer (Yumlu) söyledi söyledi, en sonunda yağdırmağı başadı.


Olur da önümüzdeki günlerde Avrupa topraklarından Kar manzaraları gelirse ilerideki zamanlarda paylaşımlarımız olacaktır.
Bu arada eğer Kar yağacaksa Türkiye'de havayı çok fazla soğutmamasını dilemekten başkaca çaremiz yok çünkü Doğalgaz bizim burada çok pahlı.

05 Şubat 2025

Kar Geldi

 Son zamanlarda gerek gazeteler gerekse televizyonlar kar konusunda felâket tellâllıkları yapıyorlardı.
Bugün ise Kar sonunda Şehr-İstanbul'un ortalarında bulunan Aksaray semtine ilk damlalarını akıttı.


Tabi ki nuru çok sulu olduğu cihetle yeri tuttuğunu söyleyemeyiz, çünkü yer o kadar soğuk değil.

18 Temmuz 2021

Kenevir

 Bir dönümlük kenevir yirmibeş dönümlük orman kadar oksijen üretir. Yine bir dönümlük kenevirden dört dönüm ağaca eş kâğıt üretilebilir. Kenevir tam sekiz kez kâğıda dönüştürülebilirken ağaç sadece üç kez kâğıda dönüştürebilir.
Kenevir sadece dört ayda yetişir ama bir ağaç ise en az yirmi yılda ancak verimli olur.
Kenevir gerçek bir radyasyon temizleyicidir. Dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilâcına da ihtiyaç duymaz.
Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa tarım ilâcı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.
İlk kot pantolon kenevirden yapılmıştır hatta Kanvas" kelime-i şerifi kenevir ürünlerine verilen isimdir.
Kenevir ayrıca ip halat çanta ayakkabı şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.
Kenevir kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma, romatizma kâlp sara astım mide uykusuzluk omurga rahatsızlıkları ve ruhsal çöküntüler gibi en az ikiyüzelli hastalıkta kullanılmaktadır.
Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır. Üstelik kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.
Kenevirle beslenen hayvanlar hormon takviyesine ihtiyaç duymazlar.
Pilâstik ürünlerin tamamı kenevirden üretilebilir ve kenevir pilâstiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.
Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa dayanıklılığı çelikten tam on kat fazla olur.
Binaların yalıtımı için de kullanılabilir çünkü dayanıklı ucuz ve esnektir.
Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler suyu kirletmez, yani tamamen doğa dostudur.


Amerika’da onsekizinci yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi. Neden?
Çünkü zamanın kodamanı W. R. Hearst 1900'lü yıllarda Amerika'da gazete ve dergilerin yani medyanın ya da kısaca inokta basının sahibiydi. Ormanları vardı ve kâğıt üretiyordu. Eğer kenevirden kâğıt yapılırsa milyonlarını kaybedebilirdi.
Rockefeller denilen küresel güç dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da elbette onun en büyük düşmanıydı.
Mellon denilen bir küreselci Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden pilâstik üretmek için patente sahipti. Kenevir endüstrisi onun pazarını da tehdit ediyordu.
Dupont ise biliyorsunuz kadınların bir numaralı giysilerinden naylon külotlu çorabın mucididir.
Sonra ise Mellon oştamerika başkanı Hoover'in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük ama şereften yoksun isimler yaptıkları toplantılarda kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler.


Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri insanların beynine zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar.
Kenevir ilâçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimyasal ilâçlar aldı.
Kâğıt üretimi için ormanlar katledildi. Tarım ilâçları ile zehirlenme ve kanser arttı.
Derken dünyamızı pilâstik çöplerle ve zararlı atıklarla donattık.
Şimdilerde aynı küresel güçler korona morona korkusu sayesinde aşı adı altında bilmediğimiz bir sıvıyı insanlara uygulamaktalar.