Bu Blogda Ara

27 Temmuz 2021

Facebok'ta Bir Gruptan Haksız Yere Atıldım

Ben hayatımda böyle saçma şey görmedim.
Birini rahatsız etmiyoruz, yazdıklarımız paylaşımlarımız gayet saygılı, hiç kimseye takıntımız yok.
Ama bir grup yöneticisi kalkmış bizi önce kısıtlıyor, nedenini sorduğumuzda da gruptan atıyor.


Bu grubun adı Boğaz Çocukları, görmek için Boğaz Çocukları yazısını tıklayınız.
Ben de Facebok'ta grup yönetiyorum ama hiç kimseye taciz yapmayan birini grubumdan atmıyorum, ama Boğaz Çocukları adlı grubun yöneticisi kalkmış beni şutluyor.
Ben de Facebok'ta grup yönetiyorum ama uslu duran ve her gönderiye ısrarla gif gibi emoji gibi asla tasvip etmediğim bir şekilde yorum yapan birini de gruptan atmıyorum, ama Boğaz Çocukları adlı grubun yöneticisi bunları ben de yapmadığım hâlde kalkmış beni şutluyor.


Hani birini taciz ederim anlarım, hani istem dışı kötü bir söz yazarım anlarım, ama bu şekilde suçsuz yere atmak şerefsizlik değilse nedir diye de sormak lâzım.

Günümüz Gençliğinin Vaziyeti

Bugün biraz günümüz gençliğinin içler acısı durumundan bahsedecek ben. Yıllar önce "Yeni nesil pek embesil nesil" diye bir şarkı vardı, çoğunuz hatırlamazsınız bile.
Marketten ekmek alamayan ama Dünya ile internetten konuşan çocuklar.
Tuvaletin nasıl temizleneceğini bilmeyen bir nesil.
Misafir geldiğinde hoşgeldiniz demeyi beceremeyen gençler.
Bilim sohbetlerine katılmayan ve kitap okumayan ama her şeyi bildiğini zanneden öğrenciler.


Bunları çoğaltabiliriz. Konunun çözümünü de ekleyeyim:
Öncelikle ilköğretim ve ortaöğretim okullarında adab-ı muaşeret dersleri derhal verilmelidir.
Gereksiz konular ve dersler varsa müfredattan çıkartılmalı, verilen bilgiler öğrencinin kabiliyetini geliştirici yönde olmalıdır.
Yazıktır, günahtır. Zaten kocaman birkaç nesil heba oldu, bari geri kalan nesil düzgün yetişsin.

24 Temmuz 2021

Eşek Satışı

 Eski zamanlarda Anadolu’nun tozlu yollarında otomobiller kamyonlar henüz bu kadar yaygın değilken atlar eşekler katırlar çekermiş milletin tüm yükünü.
Şimdilerde arabalar nasıl alınıp satılıyorsa o zamanlarda da bu hayvanlar alınıp satılırmış kasabaların muayyen yerlerinde. O pazarlarda alıcı ile satıcıyı birbirinden ayırmak oldukça kolaymış. Kim elinde ucu biraz sivriltilmiş kırkelli santimlik bir tahta kazıkla geziyorsa herkes bilirmiş ki o kendine eşek almağa niyetli bir alıcı.
Ancak kasabalarda kurulan hayvan pazarındaki hayvanlar şehirlerde kurulan amele pazarındaki amelelerden daha fazla bir itibar görürler.
Peki bu kazık ne için kullanılırmış?
Kendine eşek arayan kişi bir eşek ilgisini çekince hayvanın genel durumunu kontrol ettikten sonra elindeki kazığı eşeğin ağzına sokup kanırtarak eşeğin dişlerine bakarmış. Çünkü eşek bile olsan ağız ve diş sağlığı önemli azîzim.
Sizler de biliyorsunuz ki dişleri tastamam olan hayvanlar genel olarak sağlıklı hayvanlardır.


Şimdi gelelim hikâyenin bizi ilgilendiren kısmına. Eğer bir eşek çokca pazara çekilip satılmamışsa artık tecrübeli olduğu için birinin elinde kazıkla kendisine yaklaştığını görür görmez gülümser ve ona dişlerini gösterirmiş. Böylece ağzına o koca şeyin sokulup canının yanmasına mani olurmuş.
Teşbihte hata olmasın ama hayat da bazen elinde türlü kazıklarla gelir üzerimize. Bizi öldürmeyen her tecrübenin bizi daha güçlü kıldığı bilinciyle acının yaklaştığını hissettiğimiz an ona gülümseyebiliyorsak ne hayat ne de başkaları canımızı yakmağa cür'et edemeyecektir.

21 Temmuz 2021

Martı Bağlama

Başlığa bakıp da bildiğimiz kuş olan Martı'dan bahsedeceğimi sanmaktaysanız çok büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu hatırlatarak yazıma başlamak isyiuor ben.
Akşam akşam Cadde-i Bağdad'ın arka tarafında kalan Bilim Sokak burası, ki sokağın ism-i şerifi de biraz mânidar.
Mâlum-u âliniz Bilim Sokak, yani bilgililerin gelip geçmesi gereken bir yol.
Ancak buradaki temaşa ettiğimiz bir manzara hiç de bilimsel değil.


Sokak lâmbasının direğinde de yazdığına göre sıkutır bağlanmaması buyurulmasına rağmen inadına sıkutırı bağlamış bir züppe.
Oldum olası Cadde-i Bağdad'ın zengin züppelerinden hiçbiri adam olamamıştır, hele de Bilim Sokak gibi bilimin olması gereken bir semtte.
Hani ben imdı bunu yapana "Öküz" diyeceğim ama Öküz'ün günâhını almaktan çekiniyorum, çünkü siz de biliyorsunuz Öküz bizlere bir avuç saman karşılığında etini derisini ve İnek olanları da Öküze ek olarak sütlerini bağışlıyor bizlere.
Zaten gerçek Öküz böyle şey yapmaz.

Hardal Yalatılan Köpek

 Uzun uzun yıllar önce uzak bir memlekette anlatılmış bir hikâyeye göre bir Alman bir İtalyan bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar.
Alman önceliği alır, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar. Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır.
İtalyan alır sırayı: "Öyle olmaz" der ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek köpeğe yedirmeğe çalışırsa da hayvanın ağzı gene yandığından o da başaramaz.
Fransız da konuya zaten Fransız olduğu için kendi açısından yaklaşarak hardalı önce sulandırıp sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşsa da bu uygulama ile de herhangi bir sonuç alamaz.


Sıra dünyanın kocası olan burnu havadaki İngilize geldiğinde önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Köpek ardı yandıkça başlar hardalı yani arkasını yalamağa, canı yandıkça yalar yaladıkça da canı yanar. Aynı ünlü Coca Cola gibi, hani yandıkça içiyorsun içtikçe yanıyorsun ya aynen öyle. Ama sonuçta yalaya yalaya hardalı bitirir.


Akıllı ülkeler hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için onlara hardalı öyle yedirirler ki o ülkeler neyi yediklerinin farkına vardıklarında iş işten çoktan geçmiş olur.
Kısacası eğer akıllı olmazsan hem hardalı yedirirler hem kıçını yalatırlar, hem de dönüşü olmayan yola sokarlar.
Bu işi de senin insanlarını kullanarak yaparlar.