Bu Blogda Ara

Suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2021

Hardal Yalatılan Köpek

 Uzun uzun yıllar önce uzak bir memlekette anlatılmış bir hikâyeye göre bir Alman bir İtalyan bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar.
Alman önceliği alır, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar. Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır.
İtalyan alır sırayı: "Öyle olmaz" der ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek köpeğe yedirmeğe çalışırsa da hayvanın ağzı gene yandığından o da başaramaz.
Fransız da konuya zaten Fransız olduğu için kendi açısından yaklaşarak hardalı önce sulandırıp sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşsa da bu uygulama ile de herhangi bir sonuç alamaz.


Sıra dünyanın kocası olan burnu havadaki İngilize geldiğinde önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Köpek ardı yandıkça başlar hardalı yani arkasını yalamağa, canı yandıkça yalar yaladıkça da canı yanar. Aynı ünlü Coca Cola gibi, hani yandıkça içiyorsun içtikçe yanıyorsun ya aynen öyle. Ama sonuçta yalaya yalaya hardalı bitirir.


Akıllı ülkeler hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için onlara hardalı öyle yedirirler ki o ülkeler neyi yediklerinin farkına vardıklarında iş işten çoktan geçmiş olur.
Kısacası eğer akıllı olmazsan hem hardalı yedirirler hem kıçını yalatırlar, hem de dönüşü olmayan yola sokarlar.
Bu işi de senin insanlarını kullanarak yaparlar.

06 Mart 2021

Domuz

Memleketin birine genç ve çalışkan bir ziraat müdürü atanır. Hemen kolları sıvar ve ilin ziraat faaliyetleri ile ilgili dosyaları taramaya başlar. Baktıkça ve kurcaladıkça yaban domuzları ile ilgili dosya ilgisini çeker.
Her yıl yaban domuzlarının sayımının yapıldığını ve her seferinde yüzelli adet kayıtlı domuz olduğunu görür ve hayret eder. Çünkü domuzlar hızla artan, bir defada altı ilâ oniki adet arası yavru yapan hayvanlardır. Nasıl olmuştur da bunların sayısı her yıl aynı kalmıştır?
Müdür bu sayının uydurma olduğunu hemen anlar ve yardımcısını çağırarak hemen bir takım kurulmasını ve arazide tespit yapılmasını ister.
Yardımcısı oldukça deneyimli bir memurdur ve müdürüne: "Müdür Bey başınıza iş açacaksınız. Bırakın aynı sayıyı istatistik belgesine yazalım gitsin. Hepimizin başını ağrıtırlar sonra." der.
Müdür dürüst ve çalışkan dosdoğru bir insandır: "Olmaz, gerçek domuz sayısı bulunacak ve Ankara'ya bildirilecek.” der ve kesip atar.


Emir bilirsiniz demiri keser, hemen bir takım kurulur, dağ bayır dolaşılır, aylarca sayım yapılır ve domuz sayısının bu sene beşyüz olduğu tespit edilip Ankara’ya bildirilir.
Karşılık olarak ivedi bir emir birkaç gün sonra müdürün önündedir:
"Aradaki fazlalık üçyüzelli domuz sayısının ivedilikle nedeninin bildirilmesi ve derhâl ideal sayı olan yüzelli adede düşürülmesi için çalışmaların başlatılması ve sonucunun bildirilmesi."


Müdür çok güç durumda kalmıştır. O kadar iş güç arasında bir de bu ortaya çıkmıştır.
Kara kara düşünürken bıyık altından gülen yardımcısı yardım elini uzatmaya karar vererek müdürüne kolay çözümü söyler.
Domuzlar kurulan başka takımlarla en yakın komşu ilin sınırlarına kadar kovalanacak ve fazladan olan üçyüzelli adedi komşu ile sürülecektir. Tabii kâğıt üzerinde Ankara’ya böyle yazılır. Şimdi komşu il bu sorunu düşünecektir.


Ama onlar çözüm için zaten deneyimlidirler, domuzları daha doğudaki ile sürerler, doğudaki il daha doğudakine, daha doğudaki il daha da doğudakine derken böylece domuzları kovalarlar. En sonunda da en doğudaki il üçyüzelli domuzu komşu devletin sınırlarından dışarıya kovar ve üçyüzelli yaban domuzundan böylelikle Türkiye kurtulmuş olur.

14 Şubat 2021

Kar Zamanı Mutluluğu

Bu seferki Kar ile ilgili yazım Sevgililer Günü tantanası yüzünden biraz geç kaldı, ama sonunda geldi ya siz ona bakın ve gerisini fazlama sorgulamayın.
Aslında bu yılın ikinci Karının tam böyle Sevgililer Günü'nde yağması biraz da romantik bir hava ve ortam kattı.
Artık akşam vakti çok sayıda tencerede pişecek baklaların arasındaki fırına verilecek olan mercimeklere çok güzel birer zemin hazırlandı.


Ancak ben sizlere Sevgililer Günü tantanasının bitimiyle birlikte İstanbul'dan çeşitli kar manzaraları paylaşacağım.
Bazı resimlerin nerede çekildiğini bilmiyorum, ama bildiğim ve söyleyebileceğim tek şey resm-i şeriflerin tamamı Sanal Dünya Paylaşımlarından alıntıdır.


İlk olarak iyisi mi İstanbul Havalimanından başlayalım, çünkü ne de olsa İstanbul'a yağacak karın ilk olarak tutabileceği yepisyeni bir beldemiz oldu.
Belki bu resm-i şerif Uçak Avı Yummi'ye girebilecek resim ama Uçak Avı Yummi Resimlerini ben çekersem anlam kazanır, oysa bu resm-i şerifi bendeniz çekmediğini hatırlatır ben.


Burası müzeden camiye çevrildiği gün Korona Morona Bakara Makara'nın tatil yaptığı ve Cami açılışı nedeniyle insanlara bulaşmama kararı alan ancak tarihi bir hata yapılan ve sonuçlarını hâlâ çektiğimiz Aya Sofya Cami-i Şerifi, norminâl şeraitte karın diz boyu yağması lâzım ki buralar böyle kar tutabilsin.


Hem madem bugün Sevgililer Günü olduğuna göre Aya Sofya Cami-i Şerifi yolunda poz vermiş ve sosyâl mesafe kurallarına aykırı davranan bir sevgili çifti paylaşmak farz oldu.
Benim hiçbir Sevgililer Gününde sevgilim olmadı, bari onlar mutlu olsunlar ve bir yastıkta kocasınlar, Allah-u Te'âlâ onları birbirlerine bağışlasın.


Romantizim deyince bazılarımızın aklına Cadde-i İstiklâl veya Cadde-i Kebir ya da İstiklâl Caddesi avdet eyleyebilir.
Benim ise İstiklâl Caddesi'nde sevdiğim tek şey yolun ortasından giden Nostâlcik Tramvaydır, zaten neredeyse tamamına yakını Suriyeli dolduğu ve pek de Suriye'ye geri dönmeğe niyetleri olmadığı için artık tercih edebileceğim bir yer değil.
Şahsım olarak aslında Suriyelilerle bir alıp veremediğim yok, hâttâ Suriyelileri severim ama Suriyelilerin Suriye'de yaşayanlarını severim.


Buranın neresi olduğunu ben de bilmiyorum ama Facebok'ta paylaşan tipitip üye bu resm-i şerif için 1987 diye bir tarih atmış.
Oysa bu tipitip vatandaşımız 1987 yılında İstanbul'da Tramvay olmadığını, Src Belgesinin olmadığını, 2015 ve üstü model otomobillerin 1987 yılında mevcut olamayacağını bilmeyecek kadar câhil.
Tabi bir resm-i şerifi siyah beyaz yapınca hemen tarihi eskitilir ya, gündemin sorunları da böyle edilmiş.
İstanbul'dan ve Türkiye'den çeşitli kar manzaraları konulu yazı dizisi ilerleyen günlerde devam edecek.