Bu Blogda Ara

Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Kasım 2024

Turuncu Köprüler

 İçinde bulunduğumuz hafta Lösemi Haftası olmak var.
İşbu kapsam dâhilinde İstanbul Boğazı'nın orta ve en üst tarafında bulunan Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim köprüleri Turuncu ampûllerle aydınlatıldılar.


Her ne kadar işbu görünüm bir manzara-i nefise arz etse bile Lösemi dediğimiz şey hiç de iyi bir şey değil.
Yıllar önce bu hastalığın hikâyesi Yeşilçam'da bir filme konu oldu ve filmi izlerken hepimiz salya sümük ağlamıştık.
Neyse ki aradan geçen yıllar zarfında Lösemi denilen illetin yani daha açıklayıcı olsun Kan Kanserinin tedavisi çok şükür bulundu.
Ancak işbu mevzuat-ı rahatsızye hakkında Biz Üç Muz yorum yapamayız çünkü biz doktor veya sağlıkçı değiliz, bu konuda doktora başvurulmasını rica ederiz.


Her ne kadar köprüler Turuncu renklerle bu gece de aydınlatılacak olsalar ateş her zaman düştüğü yeri yakar.
Bizler de Üç Muz sıfatımızla nerede bir hastalık varsa şifa bulmasını Allah-u Te'âlâ'dan niyaz eyleriz.

06 Ağustos 2024

Ekomoni Günlük Hâli

 Bir zamanlar dediğim şurada en fazla beş yıl öncesine kadar oldukça değerli olan bir Paramız vardı, bunun en büyüğüyle bir on yıl daha önce Amerika Birleşik Devletlerindeki tedâvülde olan paranın en üst değerdekini tek başına satın alabiliyorduk. Dahası üzerinde paramızın üstü bile artıyordu.
İşte o bahsettiğimiz zamanlarda evlerimize ET adı verilen bir gıda da rahatlıkla girebiliyordu.
O günler çok güzeldi, değerini bilemedik.


İmdı bir Kasap dükkânının vitrini önünde etin en ucuz olduğu sakatatların üstlerine ancak bakabiliyoruz.
İyi ki içeriden dükkânın sahibi çıkıp da lâf edebilmeğe cesareti yok, çünkü gerek Bindokuzyüzotuzbir yılında Şehir Işıkları gerekse Bindokuzyüzseksenüç yılında En Büyük Şaban filmlerinde neler olacağı gerçeğe döküldü ve sahneler çekildi.
Ama yine de hâlimize şükretmemiz gerektiğini söyleyen bir adet bakıcımız var çok şükür, bakıcımıza Desilyonlarca kere teşekkür ediyoruz ki bizlere bakmaktan bir gün bile imtina etmiyor, ya Haraptar Köyü gibi satsaydı bizleri ne olacaktı?

24 Şubat 2022

Kedi İmanı

Ben bugün kesinlikle ama kesinlikle bir kez daha iman ettim ki bir kahve dükkânının olmazsa olmazı kedidir diye.
İşbu resm-i şerifi çekip Kahve Dünyası'nın güzel kedilerinin bu güzel pozunu ölümsüzleştirdiğimde kediler henüz meşhur olacaklarını tabi ki bilmiyorlardı.


Tabi bir de kedilerden korkan Üçhârfliler vardır, üç adımlık yola bile hususi araba veya ticari taksi isterler ki yeni doğmuş zürafa yavruları gibi paytak paytak yürümeğe çalışırlarken otuz santimlik topuklu ayakkapları dengelerini bozmasın, çünkü mâlum-u âliniz zat-ı şahanelerinin boy gompilekısleri mevcuttur fıtrat hamurlarında.


Üçhârflilik kurallarının en önemlilerinden biri de Türk Kahvemsiyi sevmemeleridir.
Ben belki değil ama kedi taifesi işbu Üçhârflileri benden çok ama çok daha iyi tanırlar ve sevdiklerini ellerinden geldikleri kadar korurlar.


Bir zamanlar bir filmde görmüştü ben ki insanlar birbirlerini gerçekten seviyorlardı, ama dediğim ve yazdığım gibi gerçek sevgi sadece filmlerde kaldı.


Size tavsiyem eğer insanların sevgisizliğinden gına geldiyse ya da sahte geliyorsa benim gibi kedi sevin, hiç olmazsa kedilerin ve köpeklerin sevgileri gerçektir.

16 Temmuz 2021

Çöpçüler Kralı

 Yeşilçam'da günümüze kadar birçok güzel filmler çevrilmiştir, bir tanesi de Çöpçüler Kralı'dır.
Eminim ki içinizde izlemeyen yoktur, hâttâ birbirleriyle çok yakıştırılan İlyas Salman Şener Şen ve Kemâl Sunal'ın üçünün birden birlikte rol aldığı iki filmden biridir.
Konusu belediyede çöp toplamakla görevli olan bir memurun zabıta amiriyle ve sevdiği kadınla yaşadıklarıdır.
Senaryosunu Umur Bugay'ın, yapımcılığını Arzu Film'in yani Ertem Eğilmez'in, yönetmenliğini de Zeki Ökten'in yaptığı, 1977 yılında çekilen ve gösterime 1 Şubat 1978 günü sinemalarda giren filmden bahsediyorum.
Film ile Onbeşinci Antalya Film Festivali'nde Umur Bugay En İyi Senaryo, Şener Şen ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerini kazanmıştır.


Ancak bu yazımın konusu biraz başka, çünkü bir sanatçının rol icabı nelere şahit olduklarına değineceğiz.
Fotoğrafta gördüğünüz kişi Beyoğlu Belediyesi'nde çalışan görevli Mehmet Konuk. Kemâl Sunal çekimler boyunca Mehmet Ağabey'ini izlemiş. Hâttâ filmde kullandığı el arabası ve süpürge de bizzat Mehmet Abiye ait. Gerçek Çöpçüler Kralı belki de Mehmet Abi.


Bu arada eşinin (Gül Sunal) söylediğine göre Kemâl Sunal role girebilmek için filimin çekildiği süreçte evde dahi filimde giydiği çöpçü kıyafetiyle gezermiş.
Zamane gençliği Yeşilçam filmlerini beğenmez, tutturmuşlar bir Holivut diye. Belki Holivut'ta bizimkilerden çok daha iyi filmler yapılıyor olabilir, ama Yeşilçam'daki fedakârlık ve sanat aşkı hiçbir Holivut filminde yoktur.

01 Nisan 2021

Boğaz Tarihinde Acaip Bir Geçiş

 Araba taşıyan ilk vaporun Boğaz'da yüzdürüldüğünü hepimiz tarafından mâlumdur. Adını bizzat Namık Kemâl'in koyduğu ve kolaylık anlamına gelen "Suhûlet" adlı Şirket-i Hayriye'nin 27 baca numaralı vaporu 1872 yılında dünya denizcilik tarihinin araba taşıyan ilk vaporu olmuştur.
Bir zaman sonra bir adet de 28 baca numarasıyla iki kıyıyı birleştiren anlamına gelen "Sâhilbend" adlı bir kardeşini inşa etmiştik. Bunlara rağmen İstanbul Boğazı'nda karşıdan karşıya vapursuz olarak denizden geçen bir araba da vardır.
Bu anlattığım Bir Nisan Şakası değildir.


Bindokuzyüzaltmışbeş yılının Temmuz ayında tişörtü ve şortu ile sürdüğü mavi arabanın direksiyonunu Yeniköy sahilinden Boğaz'a doğru kıran Yeşilçam'ımızın dört yapaklı yoncasından Hülya Koçyiğit görenlere hayretle karışık bir korku yaşattı. Arabanın sulara gömülmesini bekleyen hâlk arabanın arkasından bıraktığı köpüklere şaşkınlık içinde baka kaldı.
Fotoğraflarını Erol Dernek'in çektiği bu olay Yirmidört Temmuz tarihli Ses dergisine kapak olur. Dört tekerleği ve iki pervanesi olan "Amphicar Own" marka arabanın o yıllarda ülkemizde satış fiyatı Altmışbin Eski Türk Lirasıcık olsa da gemileri karadan yürütmekle övünen bir milletten fazlama ilgi görmemiştir.

21 Ocak 2020

Martı

Geçen akşam oturmuşum bilgisayarda filim izliyorum bir anda aklıma martılar geldi.
İstanbul nasıl kedisiz olmazsa martısız da olmaz.
Martılar ve Kediler İstanbul'un olmazlarsa olmazlarındandır.
Bazen bir vaporun çevresinde simit atanları takip ederler, bazen de karaya çıkarak otomobillerin üstlerinde dinelirler.


Kemik yiyor bizim ihtiyar
Dört nala gidiyor martılar
Hani nerede tutturanlar
Beşte kalıp fıttıranlar
Sürprüzle aklını kaçıranlar


Aybaşı geldi çattı memurda şafak attı
Nasıl geçeriz çarşıdan kasaba manava yakalanmadan
Gökte uçuyor martılar
Denizde kum gibi balıklar
Bir kilo istavrite üçyüz lira diyorlar


Denizde yüzüyor boy boy odun
Evde ne şeker kaldı ne de un
Denizde balıklar gibi yatıyor Dolunay
Şinanay yavrum şinanay
Böyle giderse pahalılık vay vay vay
Kafada ne tahta kalacak ne de yay


Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba

Gözlerinin umruna ben canımı adadım
Senden başka kimseye inan aşık olmadım
Gel de söyle aşkını sorma sakın yaşımı
Ne olursun sevgilim darda koyma başımı

Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba


Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba

Aşkımı anlatmaya varmıyor benim dilim
Ne kadar da güzelsin benim canım sevgilim
Utanma sakın benden ben de hoşlandım senden
Gel beraber olalım bize ne el-âlemden

Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba


Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba

Deli ediyor aşkın olmuşum inan şaşkın
Allah'a yemin olsun sen herkesten başkasın
Bir kelebek misâli havalarda uçarım
Karşı çıkan olursa ben seninle kaçarım

Şiki şiki baba
Hayni hayni yama
Helik melik duni
Gel fakir-i yaba


Not: Dinlemek isteyenler için şarkının videosunu da iliştirdim şuraya, yalnız altı dakikanızı götürür ama şarkıyı dinlerken İddia kuponu veya Altılı Genyan kuponu yaparsanız ilhâm da getiriyor.
Ancak tek başına şarkı yetmez, kalabalık bir minibüs, dedikoducu bir kadın, kokan adam, bir de muavin de bulunmalı, yoksa ilhâm gelmezmiş.
Ben size martıları anlatıyordum bakın konu nerelere geldi?
Başka bir yazımda size martıların genel özelliklerinden ve resm-i şeriflerinden bahsederim inşatanrı siz sevgili okuyucularıma.
Çünkü martı ile başladığım yazım bir anda Atla Gel Şaban filmine dönüştü, daha doğrusu içindeki şarkı ve beyitlere. Bari konusundan da bahsedeyim de tam olsun:


Bir karamela fabrikasında karamelaların içinden çıkan beyitlerin yazarı olarak çalışan Niyazi'nin maaşı oldukça düşüktür, mahâlle esnafının tamamına borcu vardır herkes gibi.
Borçları yüzünden her gece kâbuslar görür, son gördüğü kâbusunda kasap eline satırı almış kafasını kesiyordur.
Bu yokluklarda gerek çocuklarının bisiklet istemeleri, gerek kaynananın dırdırı, gerek eşinin vurdumduymazlığı işine de yansır ve yazdığı beyitlerin hiçbiri patronunun hoşuna gitmez.
Bir Pazar günü evde yaşanan her zamanki bir tartışma sonrası soluğu kıraathânede alan Niyazi arkadaşı Hâlil sayesinde Altılı Genyan ile tanışır.
Sonra da at yarışlarına dadanan Niyazi'nin başı dertten bir türlü kurtulamayacaktır, ta ki gizli yeteneğini kullanana kadar.
Filmin sonunda kendisini kaçıran Kâzım'dan ve adamlarından öyle bir intikam alır ki böyle intikamı tarih bir türlü yazamamıştır.