Bu Blogda Ara

Trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2024

Yağmur Zamanı Gelmiş

Bugün günlerden çalışma haftası ortasındaki Çarşamba bu sefer de "Çarşafa Dolanmış Çarşamba" olmuş, sanırım dün gece birileri birilerine "Sallanan Salı" olduğunu bile bile "Bağzı Şeyhler" yapabilmeğe çalışmış.
İşbu mızrak tarafını kullanmağı becerebilen taraftaki şahıslar çuval tarafını kullanmakta olan birtakım şahısların çuvallarına ellerinde olan mızrakları sokmuşlar.
İşbu işlem o kadar başarılı olmuş ki bugün Yağmur'cuğumun canı çok sıkılarak Bardak'tan yeniden boşanmağa karar vermiş.


İmdı yeniden Şehr-İstanbul'a yağmur yağıyor, ortalığı da olasılıkla seller götürecek, trafik sıkışacak ve on dakikalık yolu altmış dakikada gidebilmeğe başlayacağız.
Allah'a zibilyonlarca defa şükür ki herkesin altında birer tomofili mevcut ve benzin sudan ucuz olduğundan arabalarımızın motorunu durdurmağa da ihtiyacımız bulunmamakta olduğunu belirtmemiz gerekmekte.

07 Kasım 2022

Çağdaş Tramvayın Yolundaki Taşıt

Dünya üzerinde bazı memleketler vardır her köşesinden asalet akar, insanından tutun serserisine kadar. Ancak yine aynı Dünya üzerinde bazı şahıslar vardır ki seyr-ü sefer nizamnamesinden bihaber vaziyette olduğu hâlde ehliyet sahibi olmağa muvaffakiyet göstermiştir.
Tıpkı alttaki resm-i şerifte açık olarak görülen ve Karayköy'den Eminönü yönüde seyrettiğini sanan 34 ST 652 plâkalı tomofilin sürücüsü gibi.


Efenim işbu resm-i şerif İkibinon Yılında Avrupa Birliği Kültür Başkentliği yapmış olan İstanbul'da, hem de İstanbul'un tam merkezinde olan Galata Köprüsü'nde çekilip kayıt altına alındı.
Belirgin şekilde de görüldüğü üzere medeni memleketlerde girmenin yasak olduğu Çağdaş Tramvay Yolu'nun ortasında mahsur kalmış görüntüsü altında Çağdaş Tramvay'ın geçmesini ve seferini yapabilmesini de engellemekte.


Belki her gün kâğıt üzerinde tomofil girmesinin yasak olduğu yoldan seyr-ü sefere açık olduğu günlerden daha fazla tomofil geçiyor ama onlardan biri olan 34 HL 7690 plâkalı olan hiç olmazsa daha bir usturuplu, en azından Çağdaş Tramvayı sollamağa çalışmıyor.
Biz olayımıza dönersek 34 ST 652 plâkalı otomobili vura vura kıra kıra Çağdaş Tramvayın yolundan çıkartmağı başarmışlar ama bu zaman zarfında seferler aksamış.
Alttaki videodan izleyebilirsiniz.


Asıl kabahat ise bizim İstanbul Belediyesinde, çünkü Çağdaş Tramvay'ın raylarını Cevizlibağ'dan Kabataş'a kadar yaya geçitleri ve kavşaklar hariç olmak üzere neden tomofil girmesini fiziken de engelleyecek şekilde değiştirmez?
Bu dediğim şekli Habipler Çağdaş Tramvayı hattında çok güzel ve başarılı bir şekilde yaptı, tüm güzergâh boyunca yani Mescit-i Selâm'dan Topkapı'ya kadar Çağdaş Tramvayın yoluna herhangi bir başka taşıtın Te hârfi bile giremiyor. Aynı düzen neden Bağcılar ile Kabataş arasındaki Çağdaş Tramvayın yolunda olmasın?

04 Mayıs 2021

Köpekler Hakkında

Hayvanlar âlemindeki yaşam ders almasını bilenler için çeşitli kıssalar içerir.
Örneğin köpekler, siz hiç köpekleri düşündünüz mü?


Bir köpeğin eğitimi yaklaşık olarak altı hafta sürer. Bu altı hafta içinde köpek oturmağı kalkmağı en önemlisi de işeyeceği yeri öğrenir.
Üstelik bir defa öğrendiğini bir daha unutmayacak kadar da akıl sahibidir.
Bu aklını da karşıdan karşıya geçerken yeşil ışığın yanmasını bekleyerek bile gösterebilir.

01 Kasım 2019

Trafik Canavarına Operasyon

Bizler genel olarak trafik kurallarına uymayı sevmeyiz, ne kadar yazılı kural varsa hepsini kendimize göre ihlâl etmekten geri kalmayız.
Bunca yıldan beridir trafik kazalarında önlerinde yaşamaları gereken yılları olan birçok vatandaşımız ne yazık ki bizlerin kural tanımamazlıkları yüzünden Hakk'ın rahmetine kavuştular.
Örneğin bir yolda saatte elli kilometre sür'atle gidileceğine dair trafik işareti mevcut ama sanki o işaret hiç yokmuş gibi sürücü arabasının gazını köküne kadar basar.
Oysa ki devletimiz o azami elli kilometre ile gidileceğine dair levhasını o yola süs olsun diye koymadı, o levhanın anlamı o yolda en hızlı olarak saatte elli kilometre ile gidilinebileceğine dair sınırlamadır, ellibir kilometre ile gidilmemesi gerekmektedir.
Yine aynı devletimiz kırmızı sarı yeşil ışıklardan oluşan lâmbaları da gerekli yerlere yerleştirmiştir, anlamı da kırmızıda durulması yeşilde geçilmesi demektir.
Ama bütün bunlara rağmen kurala uymak Türkiye Cümhûriyeti'nde enayilik olarak değerlendirildiği için halkımız kurala uymamayı kendine kâr saymakta.
Sadece trafikte değil hemen hemen her alanda vaziyet-i umumiye işbu şekilde gelmiş geçiyor.


Ondan sonra da yolda trafik polisi çevirdi miydi hemen başlıyoruz şikâyete.
Son iki gün içerisinde aynasız olmayan trafik polislerimizce Türkiye Cümhûriyeti genelinde gerçekleştirilen trafik denetlemelerinde ortaya çıkan bilançoyu ben burada tekrardan yazamayacağım ama kesilen cezalardan Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki bütün görevlilerin maaşlarının vatandaşlarımıza kesilen ceza sayesinde ödeneceğinin ölçeğini verebilirim.
Onun için sayın sürücüler lütfen trafik kurallarına uyun, ehliyetinizi bakkaldan aldığınızı çok fazlama belli etmeyin.
Hem sizin cebiniz hem de bizim sağlığımız için.
Çünkü her canlının ölümü tadacağı gerçeğine göre helbette bir gün ölecek ben ama ölüm nedenim trafik kazası olmasın, evimde uykumda farkına bile varmadan ölmek istiyor ben.

02 Ekim 2019

Yayalara Yol Vermeyen Yandı

Yaya geçitleri hepimizce mâlum olduğu üzere karayollarında geçiş üstünlüğünün yayalara ait olduğu bölümün adıdır.
Ancak buna rağmen sürücüler tarafından işbu kurala özellikle Türkiye Cümhûriyeti'nde genellikle riayet edilmez. Aksine bir tomofil veya şehirli diliyle otomobil sürücüsü yaya geçitlerine yaklaşınca daha da bir sür'at yapar.
Bütün bunlara rağmen trafik lâmbaları olmayan yaya geçitlerinde yavaşlayan ve gerektiğinde yol da veren sürücüleri tenzih ederim.
Ancak yaya geçitlerinde yayaların geçiş üstünlüğü artık kanunun maddesine eklenmesine rağmen yayaların da uyması gereken kuralların mevcut olduğunu, taşıt yoluna girerken trafiğin norminâl olarak sağdan sağlandığı ülkelerde önce sola sonra sağa sonra tekrar sola, trafiğin yolun ters tarafı olan soldan sağlandığı ülkelerde önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa iyice ve dikkâtlice bakılması, eğer yaya geçidi lâmbalıysa yayalara yeşil ışık yanmasının beklenmesi, trafik lâmbası yoksa gelen taşıtın durabilecek ve yol verebilecek bir mesafede olması hâlinde yolun karşısına geçebileceğimiz hususunun her an aklımızda bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde eziliriz ve ölsek belki kurtuluruz ama sakat olarak yaşamaya devam etmek de mukadderatımızda vardır. Umarım ne demek istediğim anlaşılmıştır.


İçinde henüz bulunduğumuz İkibinondokuz yılını bizim İçişleri Bakanlığı "Öncelik Hayatın Öncelik Yayanın" sloganının altında "Yaya Öncelikli Trafik Yılı" ilân etmişti.
İşbu çerçevede bugün Türkiye'nin bütün vilâyetlerinde "Yaya Güvenliğinin Nöbetçisiyiz" başlıklı bir kampanya başlatılacak.
Bugün saatler Onüç'ü gösterdiğinde iki saat boyunca Türkiye Cümhûriyeti'ndeki bütün il ve ilçelerde bulunan toplam yirmibin adet yaya geçidinde yaklaşık ikiyüzbin polis ve jandarma görevlisi "Yaya Nöbeti" tutacak.

13 Eylül 2011

Dolunay

Bu akşam gerçekten güzel bir akşam olacağı kesin.
Elimde kamerayla Dolunay'ın resmini çekmeye gidiyorum.
Aslinda romantik olmam lâzım belki ama hayatımda aşk bulunmadığı, daha doğrusu kahve falımda çıkmadığı için olmağı başaramıyorum nedense.
Evliliği bilemem ama hayatımda bir aşk olsun isterdim aslinda.
Kısacası size bir şey itiraf edeyim mi aşksız hayat hiç ama hiç çekilmiyor.
Neyse biz şimdi aşkı bir kenara bırakalım da zamanın tadını çıkartalım, belki aşk gelir bizi buluverir, belli mi olur?


İşte Dolunay doğuyor, şu anda da içimden sevdiğim kişi geçiyor, ama o beni duyuyor mudur bilmem.
Duyamaz da, çünkü şu an benden kilometrelerce uzakta.
Az sonra önümden geçecek olan vaporun içinde olmalı.


Açıklarda bir denizi ortasında olsam belki onu düşünebilirdim ama zor bu şartlar altında.
Sabah işe git, tüm gün patron dırdırı dinle, o kargaşada işinde başarılı ol, ölme eşeğim ölme beni bu dağlarda yalın koma böyle.


Beklenen an aslinda şu an, ama resim sırası benim aşk hayatım gibi karmakarışık bir sırada.
Gerçekten, sizce ben aşkı bulabilicek miyim?


Ben Dolunaya giderken sahil yolundaki trafik şekilde görüldüğü gibi tıklım tıklım doluydu, ama bu kadar yoğun trafik de adamı kâlp krizinden gerçekten götürür Allah göstermesin.
Ne cankurtaran geçebilir, ne de itfaiye arabası.
Maşallah belediye de uyuyor, trafik arap saçına dönmüş, bir müdahâle eden bile yok.


Şehir kararmış, Güneş iyice batmış, hava aslinda azcık aydınlık ama benim çakaralmaz makinem kapkaranlık çekivermiş resmi.
Fakat işin tuhafı bu resmim Facebok'ta da var ve en çok beğenilen resim de bu.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Perhizde lahana turşusu mu yenir?


Gece mi oldu?
Yok canım, saat sadece akşam ezanını okutacak kadar kapalı hava.
Anlaşıldı, doğum sancılı olacak.
Keşke şu lahzada yanımda olsa da şu manzara-i nefaseti birlikte temaşa eylesek ama nerde?


Şimdi aklınıza gündüzlerin çuvala mı girdiği gelecek ama siz de bilirsiniz ki Ay geceleri doğar gündüzleri batar.
Ne kadar çabalarsanız çabalayın, gündüzleri Ayı göremezsiniz.


Batan güneşin hüznü vururken kumsallara
Bir aşkın masalına hazırlanır genç kızlar
Dalgaların sesleri vururken şarkılara
Gökyüzünü bölüşür küme küme yıldızlar

Hüzün katar geceye ıslak bir yağmur sesi
Hissederim içimde aşkın nefesini
Gökyüzünden iner ay denizin ortasına
Birlikte takılırız sevdanın oltasına

(Son yazdığım şiir Hakkı Yalçın'a aittir, ama sanırım bazı kelimelerini sallamak zorunda kaldım, düzelten olursa sevinirim)

İşte size bir Dolunay Macerası, belki aynı andaki hislerim değiller ama bazıları gerçekten doğru, hayatımda yenilikler istiyorum, bakalım gerçekleştirebilecek miyim?

Eğer başarabilirsem sizden bunu da saklamayacağımı bilin sevgili okuyucularım.
Yarın sabah patron geliyor dükkana sonunda. Anlayacağınız yine stress başladı.
En azından Pazartesileri yaşadığım sendromlar bu haftalığına Çarşambaya taşındı.
Bir kurtulabilsem şu geri zekalı işimden, çarşıdan, çevremdeki bazı kendilerini insan zanneden kişilerden, üzerimden o kadar büyük bir yük kalkacak ki anlatamaz ben.

Hade balakım şimdilik herkese mutlu günler.
Neşemizi bozmayalım, hem gün doğmadan neler doğar?
Aklımda mıydı bugün Dolunay'ın doğum resimlerini çekmek?
Değildi ama başardım işte.