Bu Blogda Ara

22 Mart 2023

Kızıltoprak Vaporumuz

 Son birkaç zamandır Şehir Hatları İşletmesi harika mükkemel işler başarıyor.
Denizdeki hatlarını bir düzene sokmağa çalışması ve numaralandırmasından sonraki en gözle görülür şey Kızıltoprak adlı Bindokuzyüzseksensekiz model vaporumuzu yeniden bünyesine kattı.
Bana da bu akşam Kabataş İskelesindeyken resm-i şerifini çekmek düştü.


Her ne kadar Paşabahçe kadar ses getiremese bile zamanında sağa sola dağıtılanları birer birer toplamak da büyük başarı sayılmalı, çünkü bundan önceki Şehremini zamanında pisi pisine sökülen ve esasında hâlâ işe yarayabilecek vaziyetteki vaporlarımızı düşündükçe benim içim sızlıyor.


Her ne kadar Kızıltoprak Vaporumuzun asla bir Paşabahçe kadar tantana yapamayacağına emin dâhi olsam benim hafsalama yerleşmiş olan bir simgenin aramıza geri dönüşü muhakkak kutlanması gereken bir hadise olmakta.
Tantanasızlığının sebebi ise Paşabahçe Bindokuzyüzelliki, resimdeki Kızıltoprak ise Bindokuzyüzseksensekiz model olması.
Vaporumuzun şimdilik Kabataş iskelesinde sefere verileceği günü beklemekte olduğunu söyleyebilirim sizlere, bakalım hangi hatta sefere verecekler?

18 Mart 2023

Kara Arslan - 2251

 Yağmur yağdığı bir Cumartesi günüyle benim için çok değeri olan bir eski değerli biriyle karşılaşmanın tarifsiz heyecanını hissediyorum içimde.
Çocukken sayısız hayâller kurduğum ama büyüyünce sanki birbirlerine and içmiş gibi birer birer yıkılmaları yetmiyormuş gibi bir de üstüne taşşak geçen insanların yaşadıkları Dünya adlı alanda birkaç adet güzel nesne-i şerif günümüze ulaşabildi.


Burası hâlk arasında ısrarla Sirkeci denilen ama Devlet Demiryolları kayıtlarında her zaman İstanbul Garı olarak adlandırılan istasyonun hemen yanındaki mıntıka olmakta.
Resm-i şerifini temaşa eylediğiniz nesne-i şerif ise yıllardan beridir Devlet Demiryolları şebekesinin çeşitli mıntıkalarında yaptığı sayısız görevinden emekli edildikten sonra gelecek günlere miras olarak sergilenen Krauss alâmet-i farikalı 2251 filo kodlu buharlı lokomotif.


Ben bu treni ilk gördüğüm dönem benim çocukluk günlerime ait, aradan geçen kırk yılın ardından ne zaman yanından geçsem kendisini seyrederim uzun uzun.
Kim bilir bu doksaniki yıllık çalışma hayatında hangi trenleri çekti götürdü ya da nerelerde vazife gördüğü artık kayıtlardan bile silinmiş gitmiştir ama görünüşe göre her an yeniden bir katarı çekebilecekmiş gibi görünüyor.


O zamanlar bilmezdi ben ama karşıma geçen yıl aşağıdaki haber geliverdi birden:


Yukarıda da yazdığım üzere Bindokuzyüzaltmışaltı yılında Hürriyet gazetesine haber bile olmuşluğu mevcut kendisinin.
Son görevlerini Adana'da yapmış.

17 Mart 2023

Yaramaz Kedim Benim

 Bu dünyada nereye gidersem gideyim beni nedense bir kedi muhakkak bulur, üstelik işbu mevzuat-ı umumiyenin hiçbir hududu dâhi yoktur.
Bundan önceleri de geldiğim Dalyan'daki Kahve Dünyası mağazasında bu sefer bana poz veren işbu sevimli ve tatlı kedinin tırmıklı tâcizine uğradı ben bu akşam.
Yanımdaki torbada bulunan salamlı yumurtalı kaşarlı peynirli zeytinli sandeviçlerimin kokusunu tabi ki almıştır bizimki.


Esasında kabahatlerden bir kısmı biraz da benim, çünkü bir kedinin hüküm sürdüğü bir mekâna salamlı sandeviçle gitmemem gerekmekteydi.
Bir başka kabahat da Kahve Dünyası'nın görevlilerinde olmalı çünkü sanırım bu güzel şıllık şey aç kalmış olmalı.
Ben de açlığın ne kadar kötü bir şey olduğunu iyi bilirim çünkü açken ben ben değilim.


Beni tırmıklayıp ısıran bu şirin "Miyav Şey"in tacizlerinden kurtulunca helbette Tahinli Dondurma ve Türk Kahvemsiyi gummilendim ki tadı bu sefer nedense banél geldi bana.
Ne de olsa en tatlı şeyle birlikte olmuşum, üzerine acı kahve insanın midesini bozmaz mı sizce?

Düdüklü Tencere

 Değişen ve değiştikçe daha da berbat vaziyetlere erişen Dünya üzerinde bu akşam dilime ve kâlemime dolayacağım konu Düdüklü Tencere tabir edilen ŞH-Su serisi Şehir Hatları teknelerimiz.
Bu ucubelere Vapor veya Vapur demek nedense içimden gelmiyor, çünkü Vapor diyebilmem için işbu mevzuat-ı umumiye hakkında kâleme almış olduğum diğer yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Ne de olsa Tombul Teyze tabir ettiklerim bunlardan daha düzgün çıktılar.


Efenim bu akşamki Düdüklü Tenceremizin ism-i şerifi ŞH-Küçüksu olanı, bu serideki dört taşıtımız yine Kadir Topbaş zamanından kalma olup İkibinonbeş yılı Yalova tershânesi imâlatlı.
Filodaki listeye baktığımızda ŞH-Göksu ŞH-Durusu ve ŞH-Gümüşsu adında üç adet daha mevcut.
Kışın topu topu Beşyüzsekiz Yazın ise Yediyüz yolcu alabiliyorlar.
Bunların uzunlukları Kırkbir genişlikleri On derinlikleri İkibuçuk metre, sür'âtleri ise Onüç Deniz Mili yani Yirmidört Kilometre kadar.


Bu akşam böyle bir deniz gezisi gerçekleştirmeğe çalıştı ben ama ism-i şerifini aldığı Şirket-i Hayriye'nin 64 baca numaralı ve başında ŞH ibâresi bulunmayan Küçüksu vaporuna çok büyük ayıp edilmiş gibi hissediyor ben, çünkü Mopurlar bile emin olun bu teknelerden bin kat daha iyi.


Esasında sizlere bir şey söyleyeyim mi?
Dünya değişiyor olabilir, zaman gelişiyor olabilir, eskilerin eskilerde kalması da gerekebilir, ama o eski uzun bacalı vaporlarımızda bir asalet bir ruh vardı, demir tahta yığını olmalarına rağmen birer canlı varlık gibiydiler.
Her bir şeyin birer ömrü olduğunu da kabûl ediyorum, vakti zamanı gelince sonsuzluklar diyarına gitmeleri gerektiğini de.
Ancak yine de yeni yapılan ve yapılacak vaporlarımızın kendilerinden öncekilere biraz olsun benzemesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü canlı varlıklar da kendilerinden önceki nesillere benziyorlardı.
Batı dünyasının Evrupalısı geçmişinde kullandığı nesnelerin birer örneğini gelecek nesillere saklar, müze kurar sergiler, sağlam olanları bir şekilde işler vaziyette tutar.
Bizim buradaki Doğu kafalısı da ne var ne yoksa gösteriş merakından boğulup gidecek haberi yok ya da bilmek işine gelmiyor.

İstanbul'da Yağmurlar Başlıyor

İçinde bulunduğumuz Mart-ı Şerif Ayı gerçek anlamda kapıdan baktırarak kazma kürek yaktırıyor her ne kadar Cemreler havaya toprağa suya düştükten sonra dâhi olsa.
Bizim buralarda ünlü bir Bayazıd Kulesi vardır, eski zamanlarda yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmış da olsa sonradan ertesi günkü havanın durumu hakkında gece vakitleri değişik renklerde ışıklandırılır.
Dün akşam gözlemlediğim kulenin ışıkları yeşildi, yeşil tuttu Kâbe'ye gitti, Kâbe'den döndü Hacc'a gitti.
Bugün sabah vakti de gökyüzü yağmura kavuştu çok şükür.


Bu arada şunu da eklemeliyim ki İstanbul Belediyesinin kaldırımlara döşediği taşlar mâlesef ayakları kaydırabilecek cinsten, olası bir yağmurda yürürken elinizde bir baston olsun.
Neyse ki yağan işbu yağmur sayesinde barajlarımız biraz olsun su görecek ve Yaz geldiğinde biraz az sususluk çekeceğiz.


Bu arada çoğunlukla kedilerin resimlerini çekerdim ama bugün bana bir adet köpek öyle bir poz verdi ki dayanamadım ve iznini de alarak resm-i şerifini çekip sizlerle paylaşıyorum.
Bizler hadi neyse şemsiye bulur korunuruz ama ya caddelerdeki ve sokaklardaki diğer canlı varlıklar ne yapsınlar söyleyebilir misiniz?