Bu Blogda Ara

12 Temmuz 2024

Yazın Ayakları

Prinstaram veya sizlerin bildiği şekli İnstegram ya da yazıldığı şekliyle Instagram adı verilen ve bağzı Üçhârfliler için çok önemli olan paylaşma uygulaması çıktı çıkalı sanal dünyada bazı yazılı olan veya olmayan kurallar türedi.
Örnek olarak Perşembe günleri eski zamanlardan kalan resimler, Cuma günleri camilerden "Hayırlı Cumalar" resimleri, Cumartesi akşamları gece kulüpleri ve içki masaları, Yaz başlarında Denize sokulmuş ayaklar, Tatil günlerinde manyolu haşemalı güneşlenme paylaşımları, yetmedi bir de çoluk çocukların yüzme becerileri.


Madem konu böyle, ben de âdetimin yerini kaybetmeden buldurayım dedim ve daha ŞH-Fatih vaporumuzun üst güvertesinde otururken ayaklarımı yandaki korkuluklara dayadım ve Kınalıada'ya yaklaşırken yukarıda temaşa ettiğiniz resm-i şerifi çekti ben. 

10 Temmuz 2024

Moda İskelesinde Deniz Taşıtı Volüm Üç

Geçenlerde göndermiş olduğum Moda iskelesinde iki adet deniz taşıtı resm-i şerifinden sonra sizler kısa zaman zarfında okudunuz ve bendenizde de ertesi hafta yeniden gelerek daha güzel ve geniş açılısını çekerek sizlerle paylaşmamın şart olduğuna dair bir kanı uyandı bende.
Bu sefer sizlerle Biz Üç Muz'u Moda'ya getiren Mavi Marmara'nın Bostancı'daki iskelesine de adını veren Demokan (Özkaynak'ın) ismini taşıyan mopuru kamerama poz verdiği cihetle imdı da sizlerin görüşüne çıkmış vaziyette.


Hem mopuru hem de iskeleyi aynı çerçevenin içine sığdırabileceğimiz resm-i şerif için iskelenin karaya bağlantı yoluna çıkmamız gerekti.
Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki Şehr-İstanbul'un işbu mıntıkasındaki denizin derinliği her ne kadar çabuk boyu aşsa dâhi bir vaporun yanaşabilmesine yetecek kadar derin olmadığından günümüzde Moda ve Bostancı geçmişte Kalamış Caddebostan Suadiye Maltepe ve Pendik iskeleleri denize doğru uzun bir dolgu burunun üzerinde inşa edilmişlerdir.
Tabi ki bunların üzerine bir de Martı tanıdığımız oldu bizim.


Moda iskelesinden cephe istikâmetine bakılınca tam karşıda Kınalıada yer alır, aslında Adaya giden vaporların Kadıköy yerine Moda'ya uğramaları daha uygundur.
Her ne kadar bu dediğim Bindokuzyüzseksenbir yılının yaz mevsiminde gerçekleşmişse dâhi o yıl Kadıköy iskelesi kapalıydı çünkü tamirat vardı.
Tüm bunlara rağmen gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu Moda iskelesinin Lodos'a en açık iskele olduğunu da unutmamak gerekiyor.


Şurada birkaç yıl önce çekilen işbu resm-i şerifte de temaşa edilebileceği üzere bu kadar dalgaların arasında herhangi bir Vapor veya Mopur buraya yanaşamaz.
Yanaşsa dâhi yolcu alışverişinde bulunamaz çünkü bu kadar dalganın arasından aklına baliğ olan ve üstünü başını soğuk suyla ıslatmak istemeyen hiç kimse geçmez.

Sivasça

 Türkçe'de diğer bütün dillerde olduğu gibi çok çeşitli lehçeler bulunmaktadır.
Teker teker bunları sayamam ama en önemli olanları Karadeniz lehçesi, Ege lehçesi, Orta Anadolu lehçesi, Doğu Anadolu lehçesi, Sivas lehçesi, Kastamonu lehçesi, Güneydoğu Anadolu lehçesi, İstanbul lehçesi, Trakya lehçesi gibi çeşitli lehçelere ayrılır.
Türkçe'nin en doğru telâffuzu ise İstanbul lehçesidir, okullarda bu öğretilmeğe çalışılır.
Türkçe'nin güzel kültürel zenginliği olan işbu lehçelerin hiçbirinde yazım açısından hiçbir fark olmamasına rağmen telâffuz konusunda biraz farklılıklar bulunabilmektedir.
Bir de tüm bunlardan farklı olarak bazı sözcükler bazı yörelere özeldir, örnek olarak çiğdem sözcüğü İzmir ve Ege'de kabak çekiirdeği anlamına gelir, diğer yörelerde sıfat olan gevrek sözcüğü ise yine Ege'de simit anlamına gelir.


İmdı avdet edelim konumuza:
Doktorların öğretmenlerin ve kamudaki çalışanların mecburi birer Doğu hizmeti vardır, yani üniversite mezuniyeti sonrası ilk vazifelerini genelde kamu görevlilerinin pek bulunmadığı doğu illerinde ifa ederler, yıllardan beridir bu kural bu şekilde işler.
Ancak buradaki resm-i şerifte temaşa ettiğimiz sahnede bir tuhaflık mevcut mu sizce?
Doğma büyüme İtanbullu olan ve hayatında Şehr-İstanbul sınırları duşuna çıkmamış bir doktorun Guşluk, Börüm, Dirgen, Elleham sözcüklerinin anlamını anlayamaması bir derece norminâl karşılanabilir, ama "Dalağım" sözcüğünün ne olduğunu eğer bilmiyorsa Biz Üç Muz'un kendisine küçücük bir tavsiyemiz mevcuttur:
Lütfen kendisinin beş kocaman yıl boyunca öğrencisi olduğu Tıp Fâkülttesi Diplomasını ortadan cart diye ikiye bölerek yırtsın ve okuluna iade etsin, doktor olmak istiyorsa ya aynı fâkülteyi yeniden okusun ya da yapmak isteyebileceği daha kolay bir dal veya meslek varsa onu seçsin.
Çünkü dalak adı verilen iç organımız kan imâl etmekle yükümlü hayati bir organımızdır.
İşbu karikatürde geçen diğer Sivasça kelimelerin anlamlarına gelince:
Guşluk : (Aslında Kuşluk) Güneşin sabahları doğduktan yaklaşık iki saat saat sonrasından öğle ezanı öncesi kerahet vaktine kadar olan zaman dilimi.
Börüm : (Aslında Börüğüm, kök hâli Börük) Vücûtta bel çukurlarımızın biraz üstünde olduğu yer, altta böbreklerimiz vardır.
Dirgen : Diken.
Elleham : Allah'ım.

Banka Kumbarası

 Hepimizce mâlumdur ki günümüzde banka adı verilen kuruluşlar zaten zar zor geçinebilmeğe çalışan Türk hâlkının başlarına belâ oldular. Günümüzde bankalara borcu olmayan insanı parmakla gösterirler, çünkü çevrede bir tane bile bulunmamakta.
Oysa bundan birkaç yıl öncesine kadar bankalar çocuklara günümüzdeki embesiloğlu nesilin ziyadesiyle yabancı olduğu "Kumbara" adında bir kutu dağıtırdı, çocuklar harçlıklarından arttırdıkları Sipâlileri kötü günler için biriktirebilsinler diye.


Sonra ne mi oldu?
Bütün bankalar kumbara dağıtmağı bıraktı ve yerine kıredi kartı dağıtmağa başladı, hem de verdiği kişilerin borçlarını ödeyebilme hâddi olup olmadığını pek fazlama da sorgulamadan.
Bu kartları alan veya almak zorunda kalan birçok vatandaşımız da borçlarını ödeyemedikleri için de "Şak" diye icraya verildiler.

04 Temmuz 2024

Gazete Okuma Günleri

 Bir zamanlar bizlerin gençlik dönemlerinde haberleri her sabah aldığımız günlük gazetelerden okurduk.
Şimdiki gibi İnternet yoktu, Televizyon ise belli saatlarda Haber Bülteni sunardı.
Herkes de elinde gazete ile vapora trene otobüse binerdi, işine gidene kadar da o bütün gazeteyi yalayıp yutardı.
Artıkları da sağlada sollarda kalırdı.
 

Günümüzde ise herkesin elinde birer adet telefon, ne yaptıkları belli ne düşündükleri.
Daha da aptal olacaklarından haberleri var mı acaba?