Bu Blogda Ara

17 Mart 2022

Kar Yeniden Geliyor

Hayatımıza giren zamcık yetmiyormuş gibi Tepemizin D'amına bir kez daha Mart Karı yağmasına irade buyuruldu.
Bu önümüzdeki hafta sonunda Homelerimizde kalmalıyız ki tepemizin d'amına yağması beklenen kar gerçekten dama yağsın da bizleri gerekli gereksiz üşütüp hasta etmesin.


Hem unutmayın ki hayat her zaman eve sığar, evimiz bizim her şeyimizdir, netekim atalarımız "Evceğizim evceğizim, saklar benim hâlceğizim" buyurmuşlardır zamanında bizlere.
Mart zaten mâlumunuzdur ki her zaman kapıdan baktırarak kazma kürek yaktırmıştır, Şubat-ı Şerif Ayında önüne bakmadan paytak paytak yürümeğe çalışan Cemre'nin birçok kez birçok yere düşmesine rağmen.

16 Mart 2022

Japonya'da 7.3 Şiddetli Deprem

 Hepimizin bildiği gibi Japonya tam bir deprem ülkesidir, tıpkı Türkiye Cümhûriyeti gibi ama Japonya'daki depremler Türkiye'de olsa taş üstünde taş kalmayacağı konusu ayrı, çünkü bizim buradaki depremlerin çoğu genel olarak 3.0'ın üstüne pek çıkmaz.
Bu dediğime inanmayan Kândilli Rasathânesinin günlük raporuna bakabilir, adresi ise ahanda buradadır. Her gün 3.0 ve altında birçok deprem olmaktadır ama bu aralar Girit ve çevresinde deprem bakımından biraz fazla hareketlilik mevcut, ortalaması 4.0'ı bulmak üzere olduğunu belirteyim.
Ancak ben bu sefer memleketimizden oldukça uzak ama kâlplerimize o kadar yakın olan Japonya'dan bir haber getirdim sizlere.


Biraz önce merkez üssü Minamisoma olan 7.3 şiddetinde bir deprem vukua avdet eyledi, zelzele esnasında çekilen videolar olayın boyutunu anlatabilecek vaziyette, ancak genel olarak oranın halkı böylesi depremlere alışkın olduğunu söyleyebilirim.


İlk görüntülerimiz yolda seyir hâlinde olan bir motorsikletli vatandaşın tepe kamerasından kaydedilmiş, yolda giderken aniden elektriklerin kesilmesi anını kaydetmiş.


Bir başka videoda bomboş Metroda yolculuk eden vatandaş bir şeyler kaydetmiş.


Bir genel kamera ya da Mobese kamerası da şehrin içinden bir şeyler kaydetmiş, sonradan bağladığı havalimanı görüntüsü sarsıntının boyutunu daha bir gözler önüne sermekte.


Bir başka kuruluşun paylaştığı videoda havalimanı görüntülerinin devamı da var.


Biraz da hâlkın arasına girelim ve evlerden birine konuk olalım ve de soralım:
Böyle bir zelzele İstanbul'da olsa hayatta kalabilir miydik?
Kaldı ki bir kaynakta okuduğum kehânette onbir gün sonra belki çok daha şiddetli bir deprem meydana geleceğini söylüyor İstanbul'da, ne yapalım ki korkunun ecele faydası bulunmuyor.


Bundan yıllar önce merkez üssü Gölcük olan depremi hatırlarsınız, hani Onaltı Ağustos tarihini Onyedi Ağustos gününe bağlayan gece Üçü İki Geçe açıklamaya göre Yedi nokta Dört şiddetinde Kırkbeş saniye boyunca sallanmıştık Bindokuzyüzdoksandokuz yılında.
O günden bu yana yeni dünyaya gelen okuyucularım da olabilir, aramızdan ayrılan vatandaşlarımız da olabilir, ama bilenler bilir Gölcük'ün Değirmendere'nin önemli bir bölümünde taş üstünde taş kalmamıştı, aynı zelzele İstanbul'daki ve özellikle de Avcılar mıntıkasında bulunan binaların üçte birini yıkmış, geri kalan binaların önemli bir bölümü yeniden yapılmıştı, o günden sonra "Kentsel Dönüşüm" çıkmıştı.
Japonya'daki deprem İstanbul'u tetikler mi bilinmez ama eğer İstanbul'da böyle bir deprem olursa Allah-u Te'âlâ hepimizi korusun. O bizi bizlerden çok daha iyi bilir.

14 Mart 2022

Deniz Taksi

İstanbul'da uzun zamandan beridir bir Deniz Taksi düşüncesidir konuşuluyor ve tartışılıyor.
Birkaç ay önce resmen hizmete de girdi, ama kullanan var mı ve yolcu taşımağı başarıp başaramadığını essahtan bilmiyor ben.
Bugün ikinci nesil Deniz Taksilerden ŞH-Balaban adını taşıyanının Kadıköy iskelesinde resm-i şerifini çekmek nâsip oldu bana.


Bu fikir ortaya atıldığından beridir en önemli sorunu ücretinin oldukça yüksek olması.
Taksimetrenin açılışı ve ilk deniz mili mesafesi Yüz Türk Lirasıcıktan başlıyor, gidilecek yer uzaklaştıkça deniz mili başına düşen ücreti de biraz düşüyor, şöyle ki ikinci üçüncü ve dördüncü deniz miline kadar olan ücreti mil başına Yetmişbeş Türk Lirasıcık, beşinci altıncı yedinci ve sekizinci deniz miline kadar olan ücreti mil başına Altmış Türk Lirasıcık, dokuzuncu deniz milinden itibaren her deniz mili başına Kırksekiz Türk Lirasıcık ücret alacak.
Kesirli ücret yok, mil geçildikten sonra ücretler yukarı doğru yuvarlanacak.


Örnek olarak On Deniz Mililik bir yolculuğun ücretini birlikte hesaplayalım:
Açılış ve ilk deniz mili Yüz Türk Lirası artı dördüncü deniz miline kadar toplam ücreti İkiyüzyirmibeş Türk Lirası artı sekizinci deniz miline kadar olan toplam ücreti İkiyüzkırk Türk Lirası ve kalan iki deniz milinin ücreti de Doksanaltı Türk Lirası tutuyor.
Hepsini toplarsak Altıyüzaltmışbir Türk Lirasıcık gibi oldukça tuzlu bir ücret yapar ki bu ücret bu çocuğun ölü doğmasına sebep olur.
Bu arada denizde Deniz Mili kullanılır ve Deniz Mili'nin uzunluğu Binsekizyüzelliki Metre'dir.


Tıpkı bir zamanlar rahmetli Kadir Topbaş'ın da düşüncelerinden biri Deniz Taksi'ydi, uygulamaya da geçirdi ama İstanbul Deniz Otobüsleri satılınca Deniz Taksiler de satıldı, satılınca işleten firma taksileri ekomonik olarak batırdı, sonraları da essahtan çürüterek batırdı.
Günümüzde de Ekrem İmamoğlu tutturdu Deniz Taksi diye, ama bir defa denendi başarılı olmadı diye tamamen sergene kaldırmak da olmazdı.
Yine de günümüzün ekomonik koşulları altında en kısa mesafe olan Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçmek için ölüm kalım meselesi yoksa hiç kimse Yüz Türk Lirası'nı vermez, en nihâyet hep şikâyet edilen Kara Taksisi bile çok daha az yazar. Kaldı ki bu iskeleler arasında neredeyse beş dakikada bir Dentur - Avrasya'nın Mopurları çalışıyor.

13 Mart 2022

Marmaray Üç Yaşında

 İşte bizim sevgili Marmaray'ımız üçüncü yaşına da bastı.
Bu yazımda yine geçen yıldan kalan Marmaray ile ilgili resm-i şeriflerden bir demet paylaşacak ben.
Hani bir bebeği düşünün, önce sancıyla doğar ama ilerisinde güzel günler görmeğe başlar.



Aslında bunu geçen yılki yazıda paylaşabilirdim ama yaş gününden iki gün sonra görüldüğü için bu yıla kaldı.
Hani bizim Tcdd'nin bir zamanlar Siemens'ten aldığı Velaro modelli Çok Yüksek Hızlı Tren Söğütlüçeşme'de görüldüğü günden kalma.
Gerçi çok daha gösterişlisini de çekmiştim ama o "Yassah Hemşehrim" mankafasındaki kancık tür beni çekerken yakalayıp o görüntümü sildirdi.


Marmaray biliyorsunuz çift işletme düzenli işliyor, biri Halkalı'dan Gebze'ye veya Gebze'den Halkalı'ya kadar tam yol Ana İşletme, diğeri ilk başlarda Zeytinburnu'dan Söğütlüçeşme olarak başlayıp geçen yıl Maltepe'ye uzayan Ara İşletme ki bana bu Ara İşletme fazlama yaramıyor.
Ancak trenin içindeki ekranlardan birinde bir gün ahanda bu görüntüyü yakaladı ben ki Pendik'ten çıkıp Ataköy'de sonlanacak olan yeni Ara İşletmenin müjdesi olmuştu.


Yine de daha sonra çektiğim bir iç mekân tabelâsında ara işletmenin Ataköy ile Maltepe arasnda işletileceğine karar verilmesine rağmen o tarihlerde Zeytinburnu'ya kadar işletiliyordu.


Grafiti sorunlarımız aynen devam etmekte, çünkü koskocaman Devlet Demiryolları trenlerini üçbeş çapulcu teröristten koruyamamakta.
Eğer her eline boyayı alan şahıs depoya girebilip trenleri istediği gibi boyayabiliyorsa Gök Tanrı Tengri korusun yarın bir gün silâh da alır terörist de olur.


Bu yıl da Marmaray'a zam İki Ağustos İkibinyirmibir günü geldi, ilk yedi istasyonluk kısım Dört Türk Lirası Üç Türk Kuruşu, hattın tamamı Sekiz Türk Lirası Doksanbir Türk Kuruşu gibi çok küsüratlı bir sayı oldu.


Zamdan sonra Marmaray'ın istasyonlarında bulunan ekranları amaçlar doğrultularında işletilmeğe başlandı. Artık istasyona gelecek trenlerin kaç dakika sonra geleceğini gösteriyordu.


En sonunda baştan beri eksik olduğunu iddia ettiğim, yukarıda da birkaç değişik düzenden bahsettiğim Ara İşletme kısmı Pendik - Ataköy olarak güncellendiği için başta Bakırköy Kartal Pendik gibi ilçe merkezi istasyonların yoğunluğu biraz daha azalmağa başladı.


İşte bu altyazı da Marmaray'ın Resmi Web-Sitesi'nden ekran görüntüsüdür.


Marmaray'ın ara işletmesinin boyu uzayınca tren sefer süreleri de uzamağa ve gece biraz daha geç sonlandırılmağa başlandı tabi.
Artık günün ilk treni Gebze'den 6:05 Halkalı'dan 5:58 saatinde başlayarak son trenleri Gebze'den 22:50 Halkalı'dan 22:58 saatlerinde hareket etmektelerdi ve sefer müddetleri yüzde on oranında azalarak yüzyirmi dakikadan yüzsekiz dakikaya inmişti.


Marmaray bu yıl Cümhûriyet Bayramımızda beleş olarak yolcu taşıdı, gerek Onbeş Temmuz gerekse de Kurban Bayramında da keza ücretsizdi, yani kısaca "Beleş"ti ama Kibar Feyzo'daki tuvalet gibi sadece "Ağaya Beleş" değil.


Bir güzel haber de Marmaray Tüp Geçidinde de artık cep telefonlarımız çekmeğe başladı, daha doğrusu internet bağlantısı ve dışarıdan içeriyi aranınca telefonlarımızın ulaşılabilir olması sağlandı.
Her ne kadar bu düzenin Metroya da uygulanması düşünülmekteyse dâhi henüz bu konuda somut bir adım bulunmamakta.


Derken zaman geldi geçti, Yılbaşı akşamı geldi çattı, Marmaray da gece vakti üç yıl önceki Ara İşletme Bölgesinde dört sefer Söğütlüçeşme'den Zeytinburnu'ya, beş sefer de Zeytinburnu'dan Söğütlüçeşme'ye tren işletti.
Tabi hiçbir zaman paraya doymak bilmeyen belediyenin zamlı tarifesi üzerinden işletildi bu seferler, ki aşağıda yeni ücretlerini göreceksiniz.


Marmaray'ın üçüncü yaşına Bir Ocak İkibinyirmiiki günü kallâvi bir zam geldi, en kısa mesafe olan ilk yedi istasyonluk kısmı Beş Türk Lirası Kırksekiz Türk Kuruşu ya da eski paramızla Beşmilyondörtyüzseksenbin Türk Lirasıcık, hattın tamamına da Oniki Türk Lirası Oniki Türk Kuruşuluk ya da yine eski paramızla Onikimilyonyüzyimibin Türk Lirasıcıklık ücrete terfi ettirildi.
İşin tuhafı Marmaray'ın Resmi Web-Site'sindeki ilgili sayfasında bu ücret tarifesi yayınlanmamakta ve arama sayfasında taşıma ücreti olarak "Sıfır Türk Lirası" gözükmekte.


Biz de merak ettik baktık, hâlâ bir değişiklik bulunmamakta olduğunu hayretler içinde görmüş olduk.
Anlayacağınız üzere canımız ciğerimiz Marmaray ne yazık ki bizi dolandırıyor.


Ama elbette ki trenlerin üzerine boyalarla kendince sanet yaptığını zanneden serseri takımını bile trenlere erişmesini önleyemeyen idare ücret listesini nasıl yayınlasın değil mi ama?
İstasyonlarında sürekli "Yassah Hemşehrim" tarzı kurallar koyacağına önce trenlermizi bu pislik teröristlerden korumasını öğrense daha iyi olacak kanımca.


Bu yıl bir de her şeyimiz tamamdı bir de Marmaray İntaharları çıktı başımıza.
Madem intahar edeceksin, ne diye Marmaray'ı tercih edersin be adam?
Millet trene işine evine hızlı gidebilmek için biniyor Marmaray'a, sen intahar edeceksin diye saatlarca beklemek için değil.
Üstelik intahar etmek için seçtiğin Marmaray istasyonuna gireceksin diye girişte ödediğin Onikimilyonyüzyirmibin Türk Lirasın da boşa gitti, Marmaray'a kâr kaldı, ondan haberin var mı?


Bu da başkaca bir intahar vakası, işin tuhafı o günü ben de trenin içindeydim.
Neyse can sıkmayalım da güzel şeylerden de bahsedelim.


İstanbul'un Lodos'u oldukça ünlüdür, Vaporları iskelelerine hapseder. Gerçi artık ortada vapor da kalmadı ve seferlerin çoğunluğu Mopur ile yapılmakta.
Mopurlar da bilirsiniz Lodos'a pek dayanıklı değiller Vaporlar gibi.
Marmaray da bu yoğunlukta imdada yetişti ve hemen Göbek İşletme olan Söğütlüçeşme - Yenikapı işletmesini devreye soktu.


Ve tabi ki en büyük sürprüz en sona saklandı, çünkü Marmaray Kedilerle güzel ve özel.
İster turnike üzerinde olsun isterse istasyonlarda olsun olmazlarsa olmazlarımızdır onlar bizim.
Bu sefer turnikenin üzerine oturmuş gelenleri karşılamakla meşgul.


Elbette istasyonda trenimi beklerken gördüğüm özgür ruhlu Sarı Çizgiyi bile takmayan Sarman Kedi de Marmaray'ımızın gözbebeklerinden biri olmağa aday.


Ben her zaman diyorum ki kedisiz bir Marmaray düşünülemez.
Kısaca üç yıldan beridir hayatımızda olan Marmaray bakalım gelecek yılında bizlere neler neler yaşatacak veya bizim yaşantılarımızda nelere şahit olacak?
Yaşayalım görelim, anılarını yazalım, resimlerle destekleyelim.


Haydi pastamızı da keselim, afiyetle yummilenelim.

10 Mart 2022

İstanbul Kar Altında

Sabah sizlere tepemizin d'amına Mart Karı yağdığını yazmıştı ben, imdı da siz sevgili okuyucularıma birkaç adet alıntı resim gönderecek.


İlk görünümümüz Cadde-i İstiklâl'den, İlçe-i Beyoğlu'nun belki de aydınlık yüzü olan ve 1990 yılında araç trafiğine kapatılan yolda o günden beridir işlemekte olan Nostâlcik Tramvay bile görünemeyebilecek hâle gelmiş.


Baştan başa İstanbul'u Batıdan Doğuya doğru geçmekte olan üç yoldan biri olan eski adı Londra Asfaltı yeni adı önceleri E-5 sonra D-100 Karayolu'nda tuzlama faaliyetleri tam gaz devam etmekte.


Boğaz tarafına uzanıyor ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü izliyoruz Otağtepe Parkı'ndan ve görüyoruz ki kar oldukça sağlam tutmuş vaziyette.


Havadan izlediğimiz güzergâhımızda sıradaki durağımız aslında Galata Kulesi olacaktı ama biz yine de geniş açılı olan resmi kullanmağa karar verdik, böylece Tarihi Yarımada'yı uzaktan da olsa izleyebilmekteyiz.


Yönümüzü kıvırıp da Tarihi Yarımada'ya çevirince diğer yerlerden çok da farklı bir manzara göremiyoruz, çünkü kar bu sefer İstanbul'un her tarafına yağmağa muvaffakiyet gösterdi.


Havadan yere konunca bazı yerlerde kaldırımlarda yürümenin tehlikelerinden bahsetmeli ben, çünkü ayakkaplarımız her an kayabilir dikkâtlı yürümezsek, sırf bu yüzden şemsiyelerimizi baston olarak kullanabilme yeteneğine sahip olmamız gerekmekte olduğunu belirtmeme hacet bulunmamakta.


Yeniden havaya kalkıp Ortaköy civarına geldiğimizde manzaranın aslında tam bir kartpostallık olduğunu görmekteyiz, her ne kadar kar güzel görünümler arz etse bile esasında hava oldukça soğuk.


İstanbul'u gezerken aslında İstanbul vilâyetinde her şeyin başladığı İlçe-i Kadıköy'e geçmeyecek miydik sizce?
Birkaç yıl önce adı General Asım Gündüz olarak değiştirilen ancak kamuoyunda hâlâ Bahariye Caddesi olarak bilinen caddede de Nostâlcik Tirenvay çalışıyor ama buradaki tramvay Almanya'dan alınan ikinci el taşıtlar, Gotha markalı ve İstanbul'daki ilk vazifeleri işte bu Moda hattından ibaret, yani bizim yıllar önce kullandığımız Özgün Tramvaylardan değil.
(Seceresini bir gün bahsedecek ben.)


Ve her şeyden önemlisi kedisiz bir İstanbul düşünülemez, düşünenin de aklından zoru vardır.
Kar da yağsa, Yağmur da yağsa, Güneş de açsa ve bizi ısıtsa dâhi kediler her zaman kedidirler.