Bu Blogda Ara

08 Mart 2021

Kadınlar Günü'nü Sarı Ekin'de Kutlamak

 Tamam anladık kadınlar başlarımızın tacı, olmazsa olmazımız, ama dünyada bir tek Sekiz Mart günü kadınlar günü değildir.
Bir önceki yazımda belirttiğim üzere Sekiz Mart çiçekle böcekle geçen bir gün değil, tam tersine önemli bir sosyâl hadisenin yıldönümüdür.
İşbu ufak hatırlatmayı anımsattıktan sonra gelelim bizim kutlamamıza.
Kadın arkadaşlarım bugünü en doğal hak olarak kendi aralarında kutlamak istediklerinden olsa gerek bana yine Sarı Ekin'in yolu göründü.

 
Aslında geçen hafta geçerken dükkânın resm-i şerifini çekmişti ben ama yeniden çekmemin bir sakıncası olmadığını da düşünmekte ben.
Kaldı ki artık günümüzde o eski Otuzaltı Pozluk filimli makinelerimiz çoktan tarih oldu, daha doğrusu kullanan varsa bile o filimler pek üretilmiyor diye biliyor ben.
Nasıl olsa bilgisayardan yazıyor ve sizlerle paylaşıyor ben, keşke şöyle kalabalık bir takım olsak da hep birlikte resm-i şeriften değil gerçekten tadını tahsil ede ede şu aşağıdaki Simit'i yummilenebilsek çünkü kaşarıyla domatıyla harika bir nesne-i şerif üretmişler.


Efenim işbu resm-i şerifimizde temşa ettiğiniz menümde bugün Kıymalı Poğaça ve arasına Domat ve Kaşar konulan adına da Simit Arası denilen ve de hem göze hem de mideye hitap eden çok güzel bir çeşit bulunmakta.
Neyse efenim afiyet olsun şimdilik bendenize.
Eğer bu güzel mekân nerede diye merak ediyorsanız Sarı Ekin yazılarından herhangi birine tıklayın, size adresinin tarifini versin de yolda kaybolmayın, çünkü bu çevrenin yolları ve seyr-ü seferi biraz karmaşıktır, Bağdat Caddesi'nde ters yola girmeğe cesaret edemeyen ve ehliyetini bakkaldan kasaptan manavdan prayla satın almış bazı şahıslar bu semtte ters yola girmekten ve insanı sinir etmekten çekinmezler.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü

 Binyıllardan beri yaşadığımız Dünya ne yazık ki kapitâlist bir küresel gücün altında ezilmekte son ikiyüz yıla yakın zamandır. Gerçi dünya üzerinde kapitâlistlerin egemen olmağı başaramadığı toplumlar henüz var da olsalar sayıları ancak bir elin parmakları kadar azlar.
Ancak ben bu sefer komünistlik veya kapitâlistlik hakkında değil, Dünya Emekçi Kadınlar Günü hakkında yazacağım.
Bugün günlerden Sekiz Mart yıllardan da İkibinyirmibir.
Bundan tam olarak Yüzaltmışdört yıl önce, daha açıklayıcı olsun istiyorsanız Binsekizyüzelliyedi Yılında vukua avdet eden bir hareketin yıldönümü.


O dönemlerde İngiltere'nin başını çektiği ve diğer Evropa devletlerini ve de kendi soyunun devamı olan Amerika'yı da arkasına aldığı bir Sanayi Devrimi zamanlarıydı. Amerika'yı bilirsiniz canım, İngiltere ile İsrail'in maşası ve kuklası, küresel güçlerin toplandıkları yer.
Sanayi devriminde dünyanın hemen hemen her yerinde gerek fabrikaların gerekse madenciliğin günümüz şekillerine girmesi için başta sömürgecilik ve köleliğin kullanıldığı dönemlerdi, öyle ki küresel sermaye gücü insanları köleler gibi üçotuz paraya hem de uzun ve bitmeyen saatler boyunca çalıştırıyordu. Gerçi günümüzde de pek farklı değil ya neyse.
Derken bu zorbalığa ve köleliğe baş kaldıran yaklaşık Kırkbin dokuma işçisi daha iyi ve daha insancıl bir çalışma şartları istemek için hem de Amerika'nın en büyük ve en doymaz şehri Nevyork'ta greve gittiler.
Ancak her zaman küresel sermaye gücünün emrinde olan aynasızlar önce fabrikadaki işçilere saldırdılar, sonra da kapılarını kilitlediler.
Daha sonra faili meçhûl ama tahmin edilebilecek bir yangın çıktı fabrikada.
Bu yangında içeride bulunan Yüzyirmidokuz kadın işçi aynasızların fabrika önüne kurduğu engeli geçemeyerek mâlesef şehitlik mertebesine yükseldiler.
Rahmetlilerin cenazelerine o zamanlar en az onbin kişinin katıldığını günümüz basını yazmakta, Allah hepsine rahmet eylesin.


Aradan yıllar geçti, Dünya Emekçi Kadınlar Günü resmi olarak ilk kez Bindokuzyüzon Yılında Kopenhag'da düzenlenmekte olan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı zamanında Alman Sosyal Demokrat Partisi genel başkanı Clara Zetkin'in önermesi ve önerinin oy çokluğuyla kabûl edilmesiyle kutlanmağa başlandı.
Gel zaman git zaman adı batasıca küresel güçlerin hiç doymayan silâhı kapitâlizim çeşitli oyunlar oynayarak ve cinsiyet ayırımı yapması sayesinde günümüzde amacından iyice uzaklaşarak çiçek böcek günü hâline gelmiştir. Hâttâ bizim bir zamanlar dize getirdiğimiz Birleşmiş Milletler bile Onaltı Aralık Bindokuzyüzyetmişyedi günü aldığı kararla küresel güçlerin işçileri sömürerek ve köleleştirerek zenginleşmesine ve emekçi kadınların burjuvaziye karşı olan simgesi olan Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü adını kaldırarak sadece Sekiz Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.


Dünyayı bir tarafa bırakarak bizim Güzel Ülke Türkiye Cümhûriyeti'ne yani memleketimize avdet eylelim.
Bizler bu kutlu günü ilk kez Bindokuzyüzyirmibir Yılında kutlamışız. Buna mukâbil Atamız Türk Kadınına dünyanın birçok köşesinden çok daha önceleri seçme ve seçilme hakkı vererek kadınlarımızı hak ettikleri yerlere taşıdığını biliyoruz, hâttâ Kurtuluş Savaşı zamanı askerlerimizin arasında kadınlarımız da vardı.


Atamızın aralarına katılmamız için bazı ön şartlar öne sürdüğü ve ilginçtir ki kabûl de edilen Birleşmiş Milletler Cemiyeti Bindokuzyüzyetmişbeş Yılında "Kadın On Yılı" ilân etti.
Böylece aynı yıl Türkiye'de de "Kadın Yılı Kongresi" gerçekleştirildi.
Resmi olarak kutlanmağa başlamasında yine aynı yıl kurulan İlerici Kadınlar Derneği'nin payı büyüktü, derneğin sayesinde kutlamalar sokaklara da taşındı.
Derken araya Kenan Evren'in yaptığı meşhur Oniki Eylül Darbesi girdi, darbe döneminde dört yıl boyunca hiçbir kutlama yapılamıyordu.
Darbenin karanlık günleri aşılmağa başlandığı Bindokuzyzseksendört Yılından itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmağa devam edilmektedir. Bu yeni dönemin temel farkı eskiden sadece sosyalist kesimin sahiplendiği bu günün artık hemen tüm kadın kuruluşlarının yanı sıra adeta resmi bayram gibi devlet yetkilileri ve kurumları tarafından da kutlanmağa, hatta küresel güçlerin kölesi olan bazı şirketlerin de reklâm ve pazarlama faaliyetleri ile buna katılmaya başlamasıdır. Öte yandan günümüz Türkiye'sinde Sekiz Mart'ı Komintern'in Bindokuzyüzyirmili yıllardaki sınıfa karşı sınıf siyasetinin bir yansıması olarak adlandırıldığı şekilde "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlayanlar da olduğu görülmektedir.


İkibinüç yılında yurt çapındaki çeşitli Dünya Kadınlar Günü kutlamaları arasında Taksim'de başlayan ve her yıl Sekiz Mart'ta tekrarlanan Feminist Gece Yürüyüşü sonraki yıllarda başka şehirlerde de yapılmağa başlandı.
İkibinondört yılında İstanbul Valiliği tarafından Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi'nin yürüyüş ve miting yapılabilecek yerler listesinden çıkarılmasından sonra Sekiz Mart günü İstiklal Caddesi'nde Feminist Gece Yürüyüşü yapılmağa birkaç yıl devam edildiyse de İkibinondokuz yılında polis İstiklâl Caddesi'nde toplanan binlerce kişinin yürüyüş yapmasını engelledi. Önceki yıllarda olduğu gibi yürüyüş yapmakta ısrar eden kalabalık göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiler kullanılarak dağıtıldı.


İmdı birçoklarınız kadınların çiçek melek falan olduğunu söyleyecekler, oysa bilmez misiniz ki dünyanın yarısı kadınlardır geri kalan yarısını da kadınlar meydana getirir?
Bir de kadın erkek eşit dersiniz ama kadınlar yaradılışta daha üstündür çünkü hâmile kalarak çocuk dünyaya getirirler.
Evet kadın ve erkek hak ve hürriyet konusunda eşittirler ama yaradılış kurallarında eşit değildirler.
Atamızın söylediği bir lâfta da olduğu gibi:
Erkek her şey olabilir, ama anne olamaz.
Bizler yine de küresel kapitâlist güçlerin oyunlarına gelmeyip emekçiliği savunalım ve Yüzaltmışdört yıl önce işçilerimizin ve kadınlarımızın hakları için şehitlik mertebesine erişenlere rahmet okuyarak bugünü idrak etmeğe çalışalım.
Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

06 Mart 2021

Domuz

Memleketin birine genç ve çalışkan bir ziraat müdürü atanır. Hemen kolları sıvar ve ilin ziraat faaliyetleri ile ilgili dosyaları taramaya başlar. Baktıkça ve kurcaladıkça yaban domuzları ile ilgili dosya ilgisini çeker.
Her yıl yaban domuzlarının sayımının yapıldığını ve her seferinde yüzelli adet kayıtlı domuz olduğunu görür ve hayret eder. Çünkü domuzlar hızla artan, bir defada altı ilâ oniki adet arası yavru yapan hayvanlardır. Nasıl olmuştur da bunların sayısı her yıl aynı kalmıştır?
Müdür bu sayının uydurma olduğunu hemen anlar ve yardımcısını çağırarak hemen bir takım kurulmasını ve arazide tespit yapılmasını ister.
Yardımcısı oldukça deneyimli bir memurdur ve müdürüne: "Müdür Bey başınıza iş açacaksınız. Bırakın aynı sayıyı istatistik belgesine yazalım gitsin. Hepimizin başını ağrıtırlar sonra." der.
Müdür dürüst ve çalışkan dosdoğru bir insandır: "Olmaz, gerçek domuz sayısı bulunacak ve Ankara'ya bildirilecek.” der ve kesip atar.


Emir bilirsiniz demiri keser, hemen bir takım kurulur, dağ bayır dolaşılır, aylarca sayım yapılır ve domuz sayısının bu sene beşyüz olduğu tespit edilip Ankara’ya bildirilir.
Karşılık olarak ivedi bir emir birkaç gün sonra müdürün önündedir:
"Aradaki fazlalık üçyüzelli domuz sayısının ivedilikle nedeninin bildirilmesi ve derhâl ideal sayı olan yüzelli adede düşürülmesi için çalışmaların başlatılması ve sonucunun bildirilmesi."


Müdür çok güç durumda kalmıştır. O kadar iş güç arasında bir de bu ortaya çıkmıştır.
Kara kara düşünürken bıyık altından gülen yardımcısı yardım elini uzatmaya karar vererek müdürüne kolay çözümü söyler.
Domuzlar kurulan başka takımlarla en yakın komşu ilin sınırlarına kadar kovalanacak ve fazladan olan üçyüzelli adedi komşu ile sürülecektir. Tabii kâğıt üzerinde Ankara’ya böyle yazılır. Şimdi komşu il bu sorunu düşünecektir.


Ama onlar çözüm için zaten deneyimlidirler, domuzları daha doğudaki ile sürerler, doğudaki il daha doğudakine, daha doğudaki il daha da doğudakine derken böylece domuzları kovalarlar. En sonunda da en doğudaki il üçyüzelli domuzu komşu devletin sınırlarından dışarıya kovar ve üçyüzelli yaban domuzundan böylelikle Türkiye kurtulmuş olur.

04 Mart 2021

Tilbe'nin Mevsimi Açılmıştır

Özlemek güzeldir, ama özlenen nesne-i şerife kavuşma alnınızda yazıldıysa özlemek daha da güzeldir.
Mâlum-u âliniz çok uzun zamandan beridir adam gibi sokağa çıkamıyorduk ve arkadaşlarımızla buluşamıyorduk, çünkü dışarıda oturulabilecek mekân yoktu.
Benim pek yazmak istemediğim ama sizin bildiğiniz komedi nedenleri yüzünden.


Bendeniz de bugün iyice sıkılan canım yüzünden kendimi hemen Tilbe'ye atmak istedim ve o meşhur bardaklarında Türk Kahvemi ısmarladım ve tabi ki yummilendim.
Bir de bilgisayarımı açarak Yıldız Tilbe Ablamızı da Youtube'de bulunca keyfe diyecek kalmamıştı.



Derken ayaklarımın dibine bir de kedi gelmesin mi?
Gerçekten yolunuz Tilbe Cafe'ye düşerse sandalyeye oturduktan birkaç dakika sonra kediler gelir ve sizlere hoş karşılamağa çalışırlar, en azından oldum olası buranın âdeti böyledir.
Eğer buranın nerede olduğunu bilmiyorsanız adının yazılı olduğu sözcüğe tıklayınız.

02 Mart 2021

Sarı Ekin'de Resmi Oturma Açılışı

 Sonunda padişah efendi hazretlerimiz müsadeyi onaylayarak irade buyurdu ki artık gündüz 19:00 saatine kadar dışarıda oturmağa çıkabilirmişiz çünkü Turuncuya kadar işaretlenen vilâyetlerimizde bazı hususlar serbestleşerek gevşetilmeğe başlandı.
Benim yolum da özellikle geçen yıl kötü günlerimde bana her zaman destek olan ve gerektiğinde beleş simit bile ikram etmekten çekinmeyen Sarı Ekin Simit Evi'ye yolum düşmüştür.
Eskisi de güzeldi ama geçenlerde yeni taşındığı dükkânı eskisinden çok ama çok daha güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.



İstanbul'un çeşitli semtlerinde böyle İkiz Evler çok vardır, birkaç adedi de Yeşilköy semtindedir. Ancak ben bu yazımda Sarı Ekin'in güzel ürünlerinden bahsedecektim, konu fazlama dağılmasın isterim.
İkiz Evler'e ait yazım bir başka gün sizlerle birlikte olacak.


Bir de bugün bir acıkmışım bir acıkmışım ki sormayın. Padişah efendi hazretlerimizden müsademizi alır almaz hemen içeri girdi ve bir adet Pizza ile biraz da Börek ısmarladı ben kendıme.


Tabi o kadar yumminin yanında bir de kahve mutlaka olması gerek, lâf aramızda Sarı Ekin'in kahvesi de harikadır. Hele yanındaki kurabiyesinin tadına doyum olmaz.
Belki bazılarınız işbu yummilendiğim menü ile Çay daha iyi gittiğini iddia edebilir, haksız da sayılmazlar. Ancak bilmedikleri bir şey varsa benim Çay'a karşı alerjim olduğudur. Ne zaman Çay içsem midem bulanır, hani mecburiyetten içeyim dedim bir daha Çay içmek ancak kırk yıl sonra aklıma gelir.
Hani bundan yıllar önce Sovyetler Birliği'nde bir Çernobil vardı, Bindokuzyüzseksenaltı yılında patladı ve ne kadar kanser yapan madde varsa ortalığa yayıldı ve aradan Otuzbeş yıl geçmesine rağmen hâlâ temizlenemedi, sanırım tam anlamıyla temizlenebilmesi için Altmışbeş yıla daha ihtiyaç var.
Ama buna karşılık Ihlamur olsun Yeşılçay olsun Melisa olsun bunlar başka oldukları için afiyetle içerim.
Afiyet şeker bal eçel lokum olsun bana, sizi de Sarı Ekin'e beklerim. Nerede olduğunu merak ediyorsanız Sarı Ekin yazılarına tıklayın.