Bu Blogda Ara

11 Şubat 2021

Özgün Tramvaylarımız Yüzyedi Yaşında

 Eski zamanlarda hatırlarsınız İstanbul'umuzun çeşitli semtlerinde Özgün Tramvaylar gün boyu vızır vızır işlerlerdi.
Sur dibinde Edirnekapı, Topkapı, Yedikule'den Bahçekapı'ya.
Boğaz tarafında Bebek'ten Eminönü'ye, Ortaköy'den Aksaray'a, Beşiktaş'tan Fatih'e.
Beyoğlu tarafında Taksim'den Sirkeci ve Fatih'e.
Şişli tarafında Mecidiyeköy, Şişli, Kurtuluş, Maçka'dan Tünel, Eminönü, Sirkeci, Bayazıd'a.
Harbiye'den de Fatih ve Aksaray'a.
Anadolu Yakasında Üsküdar'dan Kısıklı ve Kadıköy'e.
Kadıköy'den Moda, Hasanpaşa, Fenerbahçe ve Bostancı'ya.
Tüm bu güzide semtlerimizin tramvay günleri bazılarında 1957 gibi sonlandırılmağa başlansa dâhi İstanbul Vilâyetinde son Özgün Tramvay 14 Kasım 1966 günü Kadıköy'den kalkıp Hasanpaşa'ya giden sonuncu tramvayla sonlandırıldı.


Bizlerin gözbebeğimiz olan sevgili İett de sağ olsun bu yıl da bugünü unutmamış ve yukarıda gördüğünüz güzel ve şirin bir görsel hazırlamış.
Bizlere de bu güzel günü kutlamak düşer, her ne kadar her güzel şeyin bir kötü günü olduğunu zaman bize acı bir şekilde öğretse bile.
Bu tramvaylarımızı kaldıracağımız yerde biraz geliştirip hızlandırabilir miydik?
Tabi ki yapabilirdik, ama zamanın iktidarı kaldırılma yönünde irade buyurmuş. Aynı iktidar İstanbul'a sayısız adette hançer sokmuş.
Örnek mi istersiniz? Atatürk Bulvarı, Adnan Menderes Bulvarı, Turgut Özal Bulvarı, Barbaros Hayrettin Bulvarı, Ordu Caddesi, Kenedi Caddesi, Londra Asfaltı, Ankara Asfaltı.
Tabi bununla yetinilmedi, yıllar sonra Piyale Paşa Bulvarı, Tarlabaşı Bulvarı, Çetin Emeç Caddesi, Turgut Özal Caddesi ve sonradan açılan çok şeritli bazı yollar.
O kadar araba dolduruldu ki İstanbul'a, Cadde-i Bağdad bile 1987 yılında tek yönlü yapıldı.
Neyse konumuz dağılmadan ve dallanarak budaklanmadan biz Özgün Tramvayımızın Elektriklendiğinin Yıldönümünü kutlayalım.


O günlerin Özgün Tramvaylarının anısına saygıyla.

1 : Kadıköy - Kısıklı
4 : Kadıköy - Bostancı
6 : Kadıköy - Fenerbahçe
8 : Kadıköy - Hasan Paşa
11 : Üsküdar - Kısıklı
12 : Üsküdar - Kadıköy
10 : Şişli - Tünel
11 : Şişli - Bayazıd
12 : Harbiye - Fatih
12A : Harbiye - Aksaray
14 : Maçka - Tünel
15 : Taksim - Sirkeci
16 : Maçka - Bayazıd
16A : Maçka - Eminönü
17A : Mecidiyeköy - Sirkeci
18B : Taksim - Bayazıd
19 : Kurtuluş - Bayazıd
19A : Kurtuluş - Eminönü
19B : Kurtuluş - Tünel
22 : Bebek - Eminönü
23 : Ortaköy - Aksaray
32 : Topkapı - Bahçekapı
32A : Atikâli - Çapa
33 : Yedikule - Bahçekapı
34 : Beşiktaş - Fatih
37 : Edirnekapı - Bahçekapı
37B : Atikâli - Bahçekapı

09 Şubat 2021

Sigarayı Bırakmanın Ekomonik Boyutu

Aslında belki de bu resm-i şerifi bir önceki yazıya eklemem gerekliydi, ancak bilgisayarıma biraz geç geldi.
Bilirim sigarayı bırakabilmenin zorluklarını, ama sigarayı bırakmanın en kolay yolunun hiç başlamamak olduğunu da eklemem gerekir. Mâlum-u âliniz hiçbir şey yapmayan şahıs hata da yapmaz, en azından mantık bunu gerektirir.


Eğer sigarayı bırakmakta gerçekten zorlanıyorsanız sizlere basit bir hesap yapayım:
Bir paket sigara Onsekiz (18.00) Türk Lirasıcık olduğunu düşünürsek günde bir paket sigaranın mâliyeti haftada Yüzyirmialtı (126.00) Türk Lirasıcık eder.
Mâlum ücretler aylık olarak hesaplandığı için biz bunu aylık ücretten hesaplayalım:
Günlük Onsekiz Türk Lirasıcık ücretin aylığı Otuzbirer Gün çeken Ocak Mart Mayıs Temmuz Ağustos Ekim Aralık aylarında ve ayın başına Beşyüzellisekiz (558.00) Türk Lirasıcık para ceplerinizden çıkacaktır, buna mukâbil Otuzar Gün çeken Nisan Haziran Eylül Kasım aylarında ve ayın başına Beşyüzkırk (540.00) Türk Lirasıcık ceplerinizden eksilecektir, bir de Yirmisekiz Gün çeken en kısa ay olan Şubat ayını da eklersek Beşyüzdört (504.00) Türk Lirasıcık daha eklemek gerekir, tüm bu masrafların içinde bulunduğumuz İkibinyirmibir Yılındaki toplamı Altıbinbeşyüzyetmiş (6.570,00) Türk Lirasıcık yapıyor ki bu da ortalama bir paket sigaranın eğer herhangi bir zam gelmezse bu yılki cebinize masrafıdır.
İçinde bulunduğumuz İkibinyirmibir Yılında uygulanmakta olan Asgari Ücret ise İkibinsekizyüzyirmibeş (2.825,90) Türk Lirası Doksan Türk Kuruşucuk olduğuna ve yıllık toplamının da Otuzüçbindokuzyüzon (33.910,80) Türk Lirası Seksen Türk Kuruşucuk olduğuna göre aradaki farkı düşersek geriye Yılın sonunda cebinizde kalması gereken miktar Yirmiyedibinüçyüzkırk (27.340,80) Türk Lirası Seksen Türk Kuruşucuk parayla hayatınızı idame ettirmek zorundasınız.
Bu zorlu ekomonik vaziyette ceplerinizden çıkacak para ortalama olarak budur.
Zaten çevrede doğru düzgün iş yok, zamlar almış başını gidiyor, bir de sigaraya para yetiştirmek o kadar kolay olmasa gerek.
Nasıl geçiyor hayatlarınız, Ekomoni Israrla Tıkırında değil mi?


Ben sizlere günlük bir paket sigara üzerinden bir hesap hazırladım, eğer daha fazla içiyorsanız veya inşallah daha az içiyorsanız siz de ortalama bir değer tutturabilir ve gelirinizi giderinizi hesaplayabilirsiniz.
Üstelik bu basit ve fasit hesabı yapmak için liselerdeki veya ünüversütelerdeki Moderin Matamatik bilmek de gerekmiyor, bizlerin ilkokulda öğrendiği düz mantık matematiği bile yeterlidir.
Tabi ki eğer hiç sigara içmiyorsanız veya arkadaşlarınızdan kahve yanında otlanıyorsanız yatın kalkın da sigara içmediğiniz için şükredin.

Sigara Bırakma Günü

Günlük yaşamımızda mevzuat-ı şerif umumiyetle nihayete ermez bizler işbu cihanda yaşamağa devam ettiğimiz müddetçe.
Her ne kadar bu yazdıklarımızı okuyanlar bu cihanda yaşıyor olsalar bile diğer cihandakilerden bir şeyler öğrendik de biz bunları yazıyoruz.
Aslında bendeniz sigaradan nefret ederim, ama bazen kahvenin yanında canım çekmiyor da değil.
Yine de sağlığa oldukça zararlı olduğunu söyleyebilirim, ki zaten artık tabiban-ı cihan da sağlıksız olduğunu buyuruyor.
Bugün günlerden Salı, yıllardan da İkibinyirmibir, aylardan da en kısa ay olan ve en az gün çeken Şubat.


Ben hep matah bir şey olmadığını boşuna söylemiyorum ama madem bu dünyadan hiçbirimiz canlı çıkamayacaksak neden bağzı şeyhlerin zevkini tadını almadan dünya hayatını bitirelim?
Tiryakisi olunmadıktan sonra, yani bugün tüttürülse bir daha akla onbeş gün sonra gelse belki bir şey yapmaz ama günde bir paket içerseniz zamanından önce çökersiniz.
Sigara içenlerin vücutlarındaki kötü değişikliği gösteren resimleri burada paylaşmıyorum çünkü gerçekten çok kötü bir görünüm arz ettiği konusunda inanın bana. Zaten bazılarını sigara aldığınız zaman paketlerin üstlerinde görmektesiniz.


Hazır bugün Dünya Sigarayı Bırakma Günüyken ve birkaç güncük sonra Sevgililer Günü de geliyorken siz de hem kendinize hem de sevgilinize bir iyilik yapın ve şurada beş günlüğüne bile olsa sigaradan uzak durun ki Sevgililer Gününde sevgiliniz sizi daha çekici bulsun.
İnanın bana sigarayı bırakınca zaten güzelsiniz ama daha da güzelleşeceksiniz çünkü yüzünüze kan gelecek.
Ben bilgiçlik taslayayım öğüdümü vereyim, uygulayıp uygulamamak sizlere kalmıştır.
Hepinize sigarasız güzel sağlıklı günler temenni eder ben.

06 Şubat 2021

Göztepe İstasyonu

 Bundan yıllar yıllar önceydi, zamanın padişahı Sultan Abd-ül Aziz Hazretleri demiryolu yapılması için ferman buyurmuştu. Bir demiryolu ki İstanbul'dan başlayacak ve Bağdat'a kadar gidecek.
Yolun ilk olarak o zamanlar Şehr-İstanbul'dan oldukça uzak sayılan ama günümüzde resmen şehrin içinden sayılan bir merkez olan Pendik istasyonuna kadar olan kısmı bitirilip 1873 yılında hizmete girdiği zaman ilk plânlarda Göztepe'de istasyon yoktu.


İşbu resm-i şerifi belki ilk kez görecekler olacaktır okuyucularımın arasında, bu görülen yapı Haydarpaşa Garı yapılmadan önceki istasyon binasıdır, bunun hakkında ilerideki günlerde birkaç mâlumatfuruş yayınlayacağım.
O zamanlar Haydarpaşa'dan kalkan buharlı tren Kızıltoprak Feneryolu Erenköy Bostancı Maltepe ve Kartal'da durarak Pendik'e geliyordu. Dahası ilk başlarda Banliyö Treninin son durağı Erenköy olarak plânlanmasına ve Erenköy istasyonunun arazisinin oldukça geniş olarak inşa edilmesine rağmen bundan vaz geçilip Pendik'e getirilmiştir.


Bendeniz öncelikle Göztepe istasyonunun hizmete giriş töreninin resm-i şerifiyle başlayayım, çünkü kullanılmağa başlanması için öncelikle hizmete girmiş olması gerekmektedir, hizmette olmayan bir nesne-i şerif kullanılamaz.
O zamanlar tren giderken Feneryolu'dan dönerken Erenköy'den sonra oldukça dik sayılabilecek bir yokuşu tırmanır Göztepe'ye varırdı.
Günümüzde belki Cadde-i Bağdad'dan fazlama fark edilmez ama özellikle Fahrettin Kerim Gökay Caddesi'den gelirken yol Söğütlüçeşme'den itibaren yavaş yavaş yokuş tırmanmağa başlar ve işbu yokuş rahmetli "Mini mini valimiz" Fahettin Kerim Gökay'ın kurduğu vakfın Göztepe'deki köşkünün önüne kadar gelir ki binanın önünde yol da biraz daralır.
Bundan sonra yol Öğretmen Hayrullah durağına kadar tatlı bir inişe geçer, caddenin adı da Şemsettin Günaltay olmuştur ve Turşucu Deresi ile Şen Esen Evler civarında bir yokuş daha tırmanır ve Kadıköy ilçesini 1989'a kadar Kartal 1989'dan sonra ise Maltepe ilçesiyle ayıran Çamaşırcı Deresi hizasında tekrar aşağı iner.
Gerek Turşucu Deresi gerekse Çamaşırcı Deresi artık gerçek anlamda bildiğimiz dere değillerdir, üstleri kapatılmış ve alttan boru olarak kanalizasyona karıştırılmıştır ki o da ayrı bir konudur.


O zamanlar tepede olan ve tek raylı istasyonda Haydarpaşa yönüne giden bir buharlı tren görülüyor işbu resm-i şerifte.
İstasyonun önündeki zemin ise 1913 yılından sonra yaklaşık onbir metre kazılıp yarılarak günümüzdeki seviyesine indirilmiştir ve Pendik'e kadar olan yol tek raydan çift raya çıkartılmıştır ve bu şekliyle 2013 yılına kadar işlemiştir.
Göztepe istasyonundan geçen Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi'ndeki tünel benzeri köprü ve Marmaray sonrası şimdilik atıl kalan köprü üstündeki Göztepe istasyon binası da 1915 yılında yapılmıştır.


Bu yeni bina yapılınca trenlerin işleme zorlukları da asgariye inmeğe başlamıştı.
Geçen zaman içinde trenler değişmişti, bir zamanlar çufçuflayarak ve bacalarından dumanlar salarak yavaş yavaş ilerlemeğe çalışan buharlı lokomotiflerin yerini önce mazotla çalışan dizeller ve çevreci temiz olan elektrikliler almıştı.


Bu yazımda trenin öyküsünü uzun uzun anlatamayacağım ancak 1969 yılında önce E-8.000'liklerden sanırım on katar İstanbul'dan Haydarpaşa'ya gönderilip 1980'e kadar kullanılmıştı. Takviye olarak da o yıllarda yeni gelen E-40.000'lik lokomotiflerin çektiği banliyö trenleri de vardı.
Elektrik hattı 1977 yılında Adapazar'a kadar uzatıldığı dönemde ve 1979 yılında imâl edilmeğe başlanan E-14.000'likler filoya katılmağa devam ettikçe E-40.000'lik lokomotiflerin çektiği trenler artık Adapazar'a çalışmağa başlamışlardı.
Biz yine bu konuyu başka bir yazımıza yollayarak Göztepe semt sınırlarının içinde kalmağa devam edelim.


İşbu resm-i şerifte temaşa eylediğimiz bina yıllar önce hizmete açılmış olan esas istasyon binasıdır, arz ettiğim şekilde tren yolundan onbir metre kadar yukarıda kalmıştır.


Tren yolu yarıldıktan sonra Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi'nden Göztepe İstasyonuna erişim için yapılan ve günümüzde atıl olarak bekleyen bina budur.
Haydarpaşa'dan yola çıktıktan sonra yoldaki ilk tünel sayılır ancak Devlet Demiryolları listesinde bura tünel değil köprü olarak kayıtlıdır.
Göztepe sakinleri bu binanın kültürel miras olduğunu ve kütüphâne gibi bir kültür merkezi olarak değerlendirilmesini istemektedirler ki bence sonuna kadar haklılardır.


Bu resim de artık eski sayılan Elektrikli Trenimizin işlediği son günlere ait bir Göztepe istasyonu resmi, gerek Facebok'ta gerekse Pinterest'te sık sık paylaşılır ve yıkıldığından bahsedilir.
Her yapılan binanın bir gün yıkılması ve yerine daha sağlam yeni binanın yapılması gerektiği doğanın kanunudur ama işbu resm-i şerifte günümüzde olmayan kısım istasyonun peronlarıdır, bina henüz bir şekilde durmaktadır.


Madem yazımıza burada son vereceğiz, biraz İncilazları üzecek bir şekilde bitirelim.
Hepiniz biliyorsunuz 1 Kasım 1928 yılında hârf inkılâbını yapıp Lâtin Alfaesine geçtik ve o günden beri kullanıyoruz.
Ancak gerek İngiltereli İngilizler gerekse de İçimizdeki İngilizler hâlâ ısrarla hârf inkılâbı yüzünden dedelerinin mezar taşlarını okuyamadıklarından bahseder dururlar. Ancak buna rağmen Arapça'yı öğrenmeğe çalışmak işlerine gelmez.
Bu arada bizim Türkçe'nin gözünü seveyim ki bir "C" hârfi için "DJ" bileşenini kullanmak zorunda kalmıyoruz, ya İngiliz veya Fransız usülü yazmağa kalkışsaydık Bostancı'nın adını "Bostandji" olarak yazmak zorunda kalacaktık.

29 Ocak 2021

Kurtuluş Caddesi Çöpleri

 Hayatta en uyuz olduğum şeylerden birisi sokağa caddeye çöp atılmasıdır.
Bu akşam sizlere pek gitmek aklıma gelmeyen bir mahâllemizi tanıtmak istiyorum.
İçiçe bitişik nizam yapılaşmanın en önemli bölgelerinden biri olan Kurtuluş ile Feriköy arasındaki uzun mu uzun Kurtuluş Caddesi burası.
İstanbul'un ortasında mevcut bulunan Şişli İlçemizin kendine göre güzel ve sevimli özellikleri olan şirin mi şirin bir yer.


Ancak benim bu yazımdaki konu pek hoşlanılacak bir şey sayılmamakta.
Efenim günlerimizin saatleri akşam zamanı oldu muydu işbu güzide caddemizin sakinleri çöplerini caddeye boşaltmaktalar.


Hani şu son iki aylık zamanlarda hafta sonları evlerimizde hapis hayatı yaşamamıza sebep olan dünyanın gündemindeki Korona Morona Bakara Makara adlı bir virüsü bile üretir bu tarz hareketler.


Yıllar önce "Güler Yüzlü Temiz Şişli" diye slogan atan ve Şişli İlçesinin her tarafında bu yazıyı her defasında yazan koskocaman Şişli Belediyesi ilçesinin göbeğindeki bu çöp sorununu görmüyor mu?


Bu yazıda gördüğünüz resimlerin tamamı gerçektir, canlı olarak sahadan çekilmiştir.
İkibinyrmibir gibi bir yılda Şişli gibi bir ilçede böyle çağdışı ve pislik görüntüler kusura bakmayın yakışmıyor.


Hani dokuz aydan beridir bas bas bağırılıyorsa ki Maske Mesafe Temizlik diye, ama bakıyorum da işbu çevrede hiç kimsenin umurunda değil.
Çünkü temizlik olmayan yerde virüs de bulaşır hastalık da.
Zaten bu koronavirüs dedikleri şey insan yapısı, böyle pis yerlerde daha kolay bulaşır.


İşin güzel tarafı çöp sorunu sadece Kurtuluş Caddesinde yok, Cümhûriyet Caddesi'nde de var.
Burası ise Harbiye durağı, neredeyse birçok İett Otobüsü hattına baş durak olan ve birçok İett Hattı'nın da transit durak vazifesi gören bir durak.
İşte vahameti görüyorsunuz sevgili okuyucular, koskoca Şişli İlçesinde akşam vakitleri böyle görüntüler elde ediliyor.
Biz bu korona morona bakara makaradan ne zaman kurtulur da özgürlüğümüze kavuşuruz acaba?
Ben söyleyeyim: HİÇBİR ZAMAN.
Neden? Çünkü biz Şişli gibi temiz olması gereken ilçeyi bile pis vaziyete sokabiliyoruz.