Bu Blogda Ara

26 Mart 2022

Marmaray Grafiti Volüm 20

 Marmaray mâlum-u âliniz sefere başlayalı üç kocaman yıl oldu, hizmete girdiğinden beridir benim gördüğüm ve resmini de çektiğim kaç yüzüncü olduğunu bilmediğim ama artıkım iyiden iyiye çığrından çıkan bir grafiti çizilmiş katarın resm-i şerifini paylaşmak istedi ben.


Esasında trenlerin resimlerini çekmek her ne kadar serbest olmasa dâhi işbu hadise-i rezilliyeyi çekmemek olmazdı.
Aynı katarın bir öndeki vagonunun kapısı hizasındaki grafitiyi de paylaşmalıyım.


Ben de isterim güzel ve bakımlı hâlinin resimlerini çekmeği ama koskoca Devlet Demiryolları trenlerini kendilerini sanatçı zanneden ama gerçekte terörist olan serserilerden bir İstanbul Elektrik Tünel Tramvay otobüsü ya da Şehir Hatları vaporu veya İstanbul Metrosu kadar koruyamıyorsa benim yapabilecek bir şey kalmıyor bu çirkinlikleri duyurmaktan başka.
Eğer herhangi bir şahıs Marmaray Elektrikli Banliyö Trenlerinin depoda oldukları gece 24:30 ilâ 5:00 saatları arasında yanlarına yaklaşıp bu pislikleri çizmeği başarabiliyorsa yarın bir gün Allah-u Te'âlâ korusun trene bomba bile koyabilir.
Gerçi vakt-i zamanında Atalarımızın "Hırsız içeride oldukça kapılar kilit tutmaz" buyurmuş oldukları da akıldan çıkmamalı.
Siz hiç çevrede İett Otobüsü ya da Şehir Hatları Vaporunun üzerinde böyle pislik grafiti gördünüz mü?

20 Mart 2022

Erenköy Hızlı Treni

 Burada gece vakti sabaha kadar sefer saatini bekleyen Hızlı Treni biliyordu ben ama gündüz vakti temizlik yapıldığı anında gördüğüm Siemens markalı Çok Yüksek Hızlı Trenin resm-i şerifini çekmemek olmazdı.


Şekilde de görüldüğü gibi HT-80.103 filo kodlu trenimizin olduğu yerden elektriik süpürgesi sesi geliyordu ve bir saat kadar sonra dönüşte geçerken aynı tren aynı yerdeydi ve arka kapısından bir elektrik süpürgesi görünüyordu.
Ancak dönüşte hava karardığı ve serinlediği için Devletimin Elektrikli Marmaray Banliyö Treninden inip Hızlı Trenimin tekrar resmini çekemedim.


Demek ki Devletimin Elektrikli Çok Yüksek Hızlı Trenlerinin içlerinin temizlenip sıradaki seferlerine hazırlanabilmeleri için Söğütlüçeşme istasyonunda yer kalmamış.
Sırf bu yüzden bile Haydarpaşa Garı'nın trenle buluşması şart ötesi bir hâl aldı, ama sanırım çanak çömlek bağzı şahıslar için daha önemli tabi.


Aslında merak da etmiyor değilim, Siemens markalı Çok Yüksek Hızlı Trenin temizliğini yine Siemens markalı Elektrikli Süpürge ile mi yapıyorlar?
Çünkü ne de bizler Siemens'i elektrik süpürgesi olarak biliriz.
Vakt-i zamanında bir Simtel vardı ve tarihteki ilk halı yıkayan elektrikli süpürgeyi Türkiye'ye getirmişti.
Kısacası Alman Yapıyor.

İstanbul'un Son Haftası

Aslına bakarsanız hayatlarımızda geçen her saniyede bizler her türlü ölüme yaklaşıyoruz. Hayatımızın değişikliği ha bugün ha yarın vukua avdet eyleyecek diye düşünürken geçen zaman hepimizin ömürlerinden düşülüyor, üstelik de bir daha geriye verilmeyecek bir şekilde.


Günümüzden yaklaşık beşyüz yıl önce yaşamış olan ünlü Hindistanlı Kâhin olan Ahmet El Serhendi'nin aktardıkları mâlumatfuruşa göre İstanbul için son haftaya girmekteyiz.
Çünkü yukarıda paylaştığım resm-i şerifte yazılanlara bakılırsa önümüzdeki Pazar günü gerçekten çok şiddetli bir deprem vukua avdet eyleyecek.


Hâttâ o kadar ki Ahmet El Serhendi Hazretleri zamanın padişahı Fatih Sultan Mehmet'e de bir mektupla bu konuyu bildirmiş, rahmetli padişah da Okmeydanı için "Üzerinde asla bina te'sis olunmaya" buyurmuştur.
Gelin bizler iyisi mi işbu son haftamızı günahlarımızdan tövbe ederek değerlendirelim ve ahiretimizi kurtarabilmeğe çaba gösterelim.

18 Mart 2022

Çanakkâle Köprü Açılışı

Çok uzun yıllardan beridir çok fazla tartışmaya konu olan ve her alanda İstanbul Boğazı'nın iki katı olan Çanakkâle Boğazı'nın köprüsü de artık vücûda avdet eyledi.
Bugün günlerden Onsekiz Mart, yılı da İkibinyirmiiki, hem Çanakkâle Destanı'nın düzelteyim Zaferi'nin yüzyedinci yıldönümü, hem de bu anlamlı günde boğazın köprüsünün de açılış günü.


Daha önceki bir yazımda köprünün ölçülerini hâl-i hazırda yazdığım için bu yazımda tekrar açıklamayacağım merak eden bir zahmet araştırsın, yani her şeyi de devletten beklemeyin, biraz da kendiniz araştırmacı olun.
Artık her şeyimizde olduğu gibi "Yap İşlet Devret" yöntemiyle yapılan resmi adıyla "Bindokuzyüzonbeş Çanakkâle Köprüsü" bize Üçmilyar Euro'ya mâl oldu ve günde Kırkbeşbin adet otomobilin geçmesi gerekiyor çünkü köprüyü yaptırabilmek için Limak'a taşıt geçme garantisi böyle verildi.


Açılış esnasında kordale kesilirken geçiş ücretinin İkiyüz Türk Lirası olacağı açıklandı, sonra da pahalı olup olmadığı hâlka soruldu.


Her yönüyle devasa bir abide olan köprümüzün ilk gün heyecanı sayesinde çevre anababa günüydü, izdiham yüzünden sosyâl mesafe kuralları hiçe sayıldı.
Oysa daha iki yıl öncesinde en az birbuçuk metrelik sosyâl mesafeye uyulması gerektiği söylenmekteydi.


Projenin üstlenicilerinden biri olan Limak Holding Türkiye'de devletten en çok ihâle alan beş şirketten biri olarak biliniyor. Bu şirketin adı sık sık Cengiz Kalyon Kolin gibi devlerle birlikte anılıyor. Bu inşaat devlerinin devletten aldığı ihâlelerde "Yap İşlet Devret" modeli ön plâna çıkıyor.
Yıllardan beridir bilinir ki "Yap İşlet Devret" modelinde bir kamu altyapı yatırımı veya hizmetinin finansmanının özel bir şirket tarafından karşılanması öngörülüyor. Bu modelde yatırımın maliyetini karşılayan şirket kamu tarafından belirlenen bir süre içinde mâliyetini üstlendiği projenin işletilmesini de üstleniyor.


Şirket bu süre içinde ürettiği hizmeti tarafların karşılıklı saptadıkları bir tarife uyarınca kamu kuruluşlarına satıyor. Belirlenen sürenin sonunda ise şirket işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış eksiksiz ve işler bir şekilde ilgili kamu kuruluşuna devrediyor.


Türkiye'de son yıllarda gerçekleştirilen yatırımlarda sıkça kullanılan bu yöntemde şirketler genellikle devletle yaptıkları sözleşmelerde kullanıcı garantisi alıyor. Örneğin havalimanlarının yapımını üstlenen şirketler yolcu garantisi, otoyol ve köprü yapımını üstlenen şirketler ise taşıt geçiş garantisi alıyor. Ayrıca günlük geçmesi gereken taşıt sayısının garantinin altında kalması durumunda devlet garanti ettiği geçiş ücretinin geri kalanını da şirketlere ödüyor.


Bu sayede günümüzde Dolar bu derece değer kazandı. Açıklanan geçiş ücretine ise Google Amca'dan aldığım veriye göre sadece Onüç Amerika Birleşik Devletleri Doları Elli Amerika Birleşik Devletleri Senti alınabiliyor.


Köprüden geçiş ücreti olarak ilk bir hafta herkese beleş ama bir haftanın sonundan itibaren İkiyüz Türk Lirasıcık olacağı açıklandı yukarıda da açıklandığı üzere.
Vatana millete hayırlı uğurlu bereketli olsun, çok otomobil geçsin ki geçmeyenlerin ceplerinden gereksiz yere para çıkmasın.


Bu arada hemen yerini de söyleyelim, köprü Lâpseki civarında. Yani kalkıp da Çanakkâle'nin içinde köprü falan aramayın, Çanakkâle'nin içiyle köprünün olduğu yer arasında yaklaşık otoz kilometre kadar bir mesafe mevcut.

Jurnal : Çanakkâle Geçilmez

Gemilerde herkes bilmez ama "Jurnal" adı verilen bir seyir defteri bulunur. Gemi limandayken ya da seyir halindeyken yaşanan gelişmeler bu seyir defterine kaydedilir. Geminin rotası hızı geldiği ve gideceği limanlar vardiya değişimleri gibi bilgiler ahanda bu deftere not edilir. Gemi sığ sulardan ve önemli su yollarından geçerken de kayıtlar sürekli güncellenir.
Örnek olarak Cebelitarık Boğazı geçilirken "03:00 saatinde Cebelitarık'a girildi" çıkarken de  07:00 saatinde Cebelitarık geçildi" gibi saat belirtilerek yazılır.
Keza bizim İstanbul Boğazı'ndan geçerken "08:00 saatinde İstanbul Boğazı'na girildi" "10:00 saatinde Kavaklar geçildi" "11:00 saatinde Hisar geçildi" "13:00 saatinde İstanbul Boğazı geçildi" gibi sürekli notlar rapor edilir.
Lâkin aynı gemiler Çanakkâle Boğazı'na geldiklerinde seyir defterine bunlar bu şekilde yazılmazlar.


Çanakkâle Boğazı seyri tamamlandığında deftere "09:00 saatinde Çanakkale çıkıldı" yazılır ya da "15:00 saatinde Şehitler Abidesi 2 milden selâmlandı" şeklinde not düşülür.
Çünkü herkes bilir ki bu dünyada her yer geçilir ama Çanakkâle geçilmez.
Genel olarak Türk gemileri için ortada geçerli bir mevzuat veya kanun olmamasına rağmen son zamanlarda gelenek hâlini almıştır, bu konu yabancı gemilere nereden bilecekleri için şümûlu yoktur.


İmdı avdet eyleyelim Gemi Jurnâli'nin ne olduğuna:
18 Groston'dan büyük bir gemide "Gemi Jurnali" denilen bir defter tutulur. Bu defter 365 sayfadır. Her sayfası Limân Başkanlığından onaylıdır. Gemi jurnali kaptanın nezareti altında ikinci kaptan tarafından ve bunun nezareti altında münasip bir gemi adamı tarafından tutulur. Bir liman içinde yolculuk eden küçük gemilerde jurnal tutmak mükellefiyeti yoktur.
Kapsamı: Gemi jurnaline günü gününe şunlar yazılır:
1. Hava, rüzgârın hâli.
2. Geminin takip ettiği rota ve kat ettiği mesafeler.
3. Geminin seyirde mevkileri.
4. Sintinelerdeki su yüksekliği.
5. İskandil edilen su derinliği.
6. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler.
7. Gemi adamları arasındaki değişiklikler.
8. Gemi meclisince veriler kararlar.
9. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı, gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezaları, gemideki doğum ölüm vakaları dâhi jurnale yazılır.
Nüfus sicil kanununun hükümleri mahfuzdur. Mani olmadıkça kayıtlar her gün yapılır.
Gemi jurnali kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.