Bu Blogda Ara

01 Nisan 2021

Boğaz Tarihinde Acaip Bir Geçiş

 Araba taşıyan ilk vaporun Boğaz'da yüzdürüldüğünü hepimiz tarafından mâlumdur. Adını bizzat Namık Kemâl'in koyduğu ve kolaylık anlamına gelen "Suhûlet" adlı Şirket-i Hayriye'nin 27 baca numaralı vaporu 1872 yılında dünya denizcilik tarihinin araba taşıyan ilk vaporu olmuştur.
Bir zaman sonra bir adet de 28 baca numarasıyla iki kıyıyı birleştiren anlamına gelen "Sâhilbend" adlı bir kardeşini inşa etmiştik. Bunlara rağmen İstanbul Boğazı'nda karşıdan karşıya vapursuz olarak denizden geçen bir araba da vardır.
Bu anlattığım Bir Nisan Şakası değildir.


Bindokuzyüzaltmışbeş yılının Temmuz ayında tişörtü ve şortu ile sürdüğü mavi arabanın direksiyonunu Yeniköy sahilinden Boğaz'a doğru kıran Yeşilçam'ımızın dört yapaklı yoncasından Hülya Koçyiğit görenlere hayretle karışık bir korku yaşattı. Arabanın sulara gömülmesini bekleyen hâlk arabanın arkasından bıraktığı köpüklere şaşkınlık içinde baka kaldı.
Fotoğraflarını Erol Dernek'in çektiği bu olay Yirmidört Temmuz tarihli Ses dergisine kapak olur. Dört tekerleği ve iki pervanesi olan "Amphicar Own" marka arabanın o yıllarda ülkemizde satış fiyatı Altmışbin Eski Türk Lirasıcık olsa da gemileri karadan yürütmekle övünen bir milletten fazlama ilgi görmemiştir.

Uluslararası Antlaşmalar

Uluslararası ekonomik işbirliklerinin çoğunun arkasında oldukça ince ayrıntılı antlaşmalar yatar.
Bu türlü antlaşmaların çoğunlukla destek alan ülkelerin yönetimlerince kendi toplumlarına pazarlanmalarında iç siyasette olabildiğince yüksek bir kazanç sağlamak amacı ile albenileri aşırı biçimde öne çıkartılırlar.
Uluslararası tüm antlaşmalarda her ülke kendi çıkarlarına yoğun önem verir ama öncelikle desteği veren ülkenin uzun dönemdeki çıkarları desteği alan ülkeninkine oranla o ülkenin toplumları açısından zor yenilir yutulur sınırların pek yakınlarında dönüp dolaşırlar.


Bu nedenle gerçek işlerin astarını işte o desteği alan ülke toplumlarının gözlerinden olabildiğince saklamak için antlaşmaların ayrıntıları çoğu kez devlet sırrı olarak gizli tutulurlar.
Demokrasilerin oturtturulamamış ülkelerinde bir sonraki yönetimi devir alanlar ise eskiden bir köşeye sokuşturulmuş işlerin ayrımına varsalar bile bu çıkmazları toplumun bilgisine sunmak yerine başımızdaki dünden kalan zaten karmaşık sorunlara ek bir zorluk yaratmayalım diye ses çıkarmazlar.

Çay Çarşısı

 Bu dünyada yaşayan herkes Çay adlı hemen her yerde bulunabilen ve olmazsa olmazımız içeceği İngilizlere mâl ederler, oysa Çay'ın anavatanı Türkiye Cümhûiiyeti'nin Rize vilâyeti olduğunu çok az kişi bilir.
İmdı sıra geldi dünyaca yanlış bilinen bir algıyı düzeltmeğe.
İnanmayacaksınız ama Rize'de dünyanın en büyük çay bardağı inşa edilmekte bu aralar.
Üstelik bugünün Bir Nisan olmasına bakmayın çünkü şaka falan yapmıyor ben. Yani desteksiz sallamayarak resm-i şeriflerle de süsleyecek yazımı ben.



Rize'de Çay Çarşısı projesi kapsamında otuz metre yüksekliğinde çay bardağı anıtı inşa ediliyor. Dünyanın en büyük çay bardağı olacağı belirtilen anıt için Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurulacak.
Çarşıda ayrıca her çeşit çayın tadımının yapılacağı çay evleri, satış reyonları ile birlikte Rize bezi, bakır işlemeciliği, yöresel yemekler, taş değirmen, kemer köprü gibi kültürel öğelerin yanı sıra yedi katlı olarak inşa edilecek çay bardağı anıtının içerisinde çay müzesi, çayın topraktan bardağa serüvenini anlatan 13D çay sineması ve seyir terası yer alacak.



İnşaat aşamasında bile ilgi gören anıtı görmeye gelenler selfiye yaparak hatıra fotoğrafı çektiriyor. Bu arada dünyada sadece İran´da dokuz metre yüksekliğinde bir çay bardağı anıtının bulunduğu ifade edildi.
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, Çay Çarşısı projesinde daha şimdiden çay bardağı şeklindeki binanın dikkat çektiğini söyleyerek "Tamamlandığında dünyanın en büyük çay bardağı olacak. Yaklaşık otuz metre yüksekliğindeki yapı için Guinness Rekorlar Kitabı´na başvurumuzu yapacağız. Her şehir her ülke ürünleri ile beraber belli sembollerle ortaya çıkar. Biz bundan esinlendik. Öz değerimiz Türk çay kültürünün sembolü olan ince belli bardağımızı burada işlevsel bir duruma getirdik" dedi.

 
Çay Çarşısı Projesi ile Karadeniz Bölgesi'nin ekmek teknesi olan çaya turizm değeri katacaklarını belirterek "Turistler buraya geldiğinde Rize ile ilgili her şeyi görebilecekler. Rize çayından feretiko bezine atmacasından simidine kadar burada tanıtılacak. Rize´ye ait tüm ürünlerin de satışı yapılacak. Şu anda yüzde seksen seviyesini geçmiş durumdayız. Ağustos'un başında hizmete açmayı planlıyoruz. İnce belli bardağımızı burada işlevsel bir duruma getirdik. Bardağın içerisinde birinci katta çayın bütün aşamalarını yaşattıracak 13D sinema sistemi olacak. Kokusu ile tadıyla topraktan bardağa gelinceye kadar olan süreci yaşayarak görecekler. Çay Müzesi seyir terası olacak. Rize'yi anlatan kemer köprü, taş değirmen gibi öğelerle alan işlenecek. Altı tane kafeterya olacak, her biri o bölgenin çayını o bölgenin suyu ile demleyip ikram edecek. Rize'nin yöresel yemekleri ikram edilecek. Bu bölgede üretilen her çeşit çayın satışı yapılacak" diye konuştu.



Kent sakini Halilcan Ocak "İnce belli bardağımızın inşasını biz de ilgiyle izliyoruz. Otuz metre çay bardağı devasa bir şey. Yapım aşamasında bu kadar ilgi çektiyse bittiğinde çok daha dikkât çekecektir" dedi.
Mert Kaçar da "Çay Rize´nin sembolü, çay bardağı şeklindeki bu yapı Rize´nin simgesi olacak. Biz çaysız yaşayamayız. İnce belli çay bardağımızla dikkât çekerek çay içirmeye devam edeceğiz. Daha şimdiden sosyal medyada oldukça dikkât çekti. Bu devasa bardak Guinness Rekorlar Kitabı'na girer diye düşünüyorum" diye konuştu.
 

 Ben kendim Divriğiliyim ama Rize de benim memleketimde güzel bir vilâyetimiz olduğundan ve Türk'ün gücünü bütün dünyaya ispatladığı için bu anıttan çayı pek sevmememe rağmen gurur duydum.
İnşaat resimlerini paylaştığım yazımda inşallah gidip görmeği de çok isterim ve tabi ki güzel resm-i şeriflerini de çekip paylaşmağı da isterim.
Yine de eğer yolum Rize'ye düşerse o konudaki yazım Tatil Blogumda olacağını şimdiden söylemeliyim, ama buraya da birkaç resm-i şerifini kaydetmemek olmaz.


Tıpkı bir zamanlar Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi:
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.
Canı cananı varımı alsın da Hüda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Evet belki İngilizin çayı vardır ve çok güzel pazarladıkları için ünlüdür ama İngilizler çayı kendi memleketlerinde yetiştirmezler. Genel olarak Çay üreticileri her konuda olduğu gibi Çin Hâlk Cümhûriyeti ilk sırada yer almakta, Hindistan Kenya Srilanka bizim üstümüzde, beşinci sırada biz varız, bizden sonra Vietnam Endonezya Japonya Arjantin İran Bangladeş Malavi ve Uganda sıralanmışlar, ancak bazı yıllar işbu sıralama değişebilmekte.
Geri kalan üretim ise diğer adları kaydedilmeyen ülkelere ait.
Biraz da Çay hakkında mâlumatfuruş ekleyeyim.
Bitki biliminde adı Camellia sinensis olarak çaygiller (Theaceae) familyasından olan nemli iklimlerde yetişen yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretmekte kullanılan bir tarım bitkisidir. Yeşilçay Siyah çay ve Oolong çayı farklı oksidasyon seviyelerinden geçirilerek üretilir. Diğer yandan Kukicha çayı yani sürgün çayı yapraklardan ziyade sürgün ve gövdeden elde edilir.
Asıl anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olmasına karşın dünya üzerinde tropikâl bölgelerde de yetiştirilmektedir. Tarım amaçlı yetiştirilenler iki metrenin altında küçük ağaç görünümünde herdem yeşil bitkilerdir. Serbest bırakıldığında dokuz metre boyunda bir ağaç formunu kazanır. Kuvvetli ana köke sahiptir.
İçen herkese afiyet olsun.

31 Mart 2021

Peçete Sorunsalı

 Son zamanlarda gittiğim çeşitli restorantlarda peçete konusunda artık çok cimri olmağa başladılar.
Eskiden envai çeşit peçete mevcutken imdı temiz olmamız gereken günlerde peçete bulamıyoruz.
Tamam girişte Heskodu sorgulanıyor, masalar birbirlerinden yeteri kadar uzaklaştırıldı, bağzı mekânlar masaların çevrelerine ayırıcı naylonlar da yerleştirdiler, ama peçetesiz olmuyor yani.


Asla ama asla tek bir restoranttan bahsetmiyor ben, genel olarak gördüğüm manzara böyle.
Kazara burnumuz aksa veya ağzımız kirlense ya da ellerimiz ıslansa nasıl temiz olabileceğimizi de bir türlü anlamıyor ben.
O girişlerde koduğunuz dezenfektan mıdır nedir hemen kurumuyor, hele de bu soğuk ve yağmurlu günlerde.
Herkes bilir ki Mart her zaman kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırır, ama birkaç saat sonra Mart-ı Şerif Ayı'nın hükmü kalmayacak.

Yorgunluk Kahvemsi Yummi

 Hey güzel dünya dön dur etrafımızda, hayatın gerçek kapısı hepimizin ortak noktası.
Mâlum-u âliniz bendeniz Kahve Dünyası'nın sadakât listesinde önemli bir yerde bulunmaktayım.
İşbu itibarla Şubat-ı Şerif Ayı içerisinde kazandığım rozetler sayesinde bugünkü Brownim beleşe gelmiş vaziyette.


Kahvemi de dökmüşüm masanın sallanması yüzünden ne güzel.
Oh afiyet şeker bal reçel lokum olsun bana Cnmcm, bir gün sizlerle de içmek kısmet olsun.