Bu Blogda Ara

Romantizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2024

İğrenç Bir Evlenme Teklifi

 Bundan yıllar önce sizlerle bir evlenmek teklifinden bahsetmişti ben.
İsteyen ve merak eden kim varsa o yazımı ahanda buradan okuyabilir: İğrenç Bir Evlenme Teklifi.
Löküs bir lokantada o zamanki nişanlısı olan erkekten öküzce bir evlilik teklifi alan kadın bu teklifi kabûl etti, ama bakın başına neler geldi?


Müstâkbel kocişkosu nikâh defterine imzalar atıldıktan sonra eşiyle gidecekleri yeni evlerine İneklik Etme Taksi Tut otobüsüyle götürüyor.

Yazıları okuyamayanlar için tercüme yine mevcut:

Kadın :
Araba tutmadın mı be?
Erkek :
Dur kızım ya gelir şimdi otobüs.
Kadın:
(Allahım ne yaptım ben yaa?)

14 Şubat 2021

Sevgililer Günü Falan Mı Dediniz?

 Bugün aslında özel ve güzel bir gün. Şarkıda dediği gibi hava bile aşk kokuyor. Birbirini seven (!) çiftlerin en mutlu günü.
Hediyeler sürprizler yemekler kulaklara fısıldanan güzel aşk sözcükleri falan filân feşmekân başta olmak üzere bütün güzel duygular saklı kaldıkları yerlerden ortaya çıkmak için can atıyordu bugünlerde.
Çünkü bugün özel bir gün, mâlum tek başına geçirilemeyecek kadar da güzel bir gün.


Peki sevgili gençler bu kadar tozpembe mi her şey?
Ya da kendinizi ne kadar inandırabildiniz sahte duygularınızın gerçekliğine?
Hiç kuşkusuz bu konuda çok başarılı olan insanlar vardır etrafta ama dönüp kendinize sordunuz mu hiç kendi gerçeğinizi?
Neden hep insanlar yalnız olmaktan şikâyet ederler? Neden hayatlarında illâ biri olsun diye akla hayale gelmeyecek dolaplar çevirerek belki de sırf başkalarına inat olsun diye birini isterler? Hep böyledir demiyorum ama gerçekten bu kadar basit midir aşk?
Ya da hiç mi saygıyı hak etmez aşk?
Ya da nedir ki bu aşk?
Herkesin dilinde olan ama bir türlü tarif edilemeyen.
Edilse bile hep bir şeylerin eksik anlatıldığı ancak yaşayarak anlayabilirsin denen.
Ne elle tutulabilen ne gözle görülebilen.
Belki de bu karmaşıklık cazip geliyor insanlara, bu gizem bu heyecan.
Kim ya da nasıl olduğu önemli değil.
Onu karşında gördüğünde heyecanını bastırmak için dudaklarını kanatacak kadar ısırmak değil.
Saçmasapan hareketler yapıp sonra da bu ben miydim deyip kızarmak da değil.
Bir bahane olsa da onu görsem sesini duysam demek hiç değil.


Aslında ne biliyor musunuz?
Yanımda olsun istediklerimi yapsın, birlikte gezip eğleneyim beraber fotoğraf çektireyim, sonra mutluluğumuza imrenerek şahit olsun diye herkesin görebileceği şekilde paylaşayım ve en nihayetinde ne kadar yakışan bir çift olduğumuz konuşulsun, insanlar imrenerek baksın, ruhum okşansın.
Olan bu işte.
Günümüz aşkları bu, daha doğrusu adına aşk deniyorsa tabi.
Bir kitapta okumuştum yazar şöyle diyordu:
"Aşk, birdenbire gelir çalar kapını, zamanı yoktur. Aynı ölüm gibi."


Ona karşı koyamıyorsan
Vakitsiz gelişine ses edemiyorsan
Yanındayken maskelerini atıp en saf halini alabiliyorsan
Gecen gündüzüne karışıyor ve buna engel olamıyorsan
Tam uyuyacakken onla ilgili hayallere dalıyor, uyumamak için kendini zorlasan da sonunda uyuyakalıyorsan
Uyusan bile rüyalarında hala onla beraber olabiliyorsan
İşte bunun adı aşktır.


Fakat günümüzde sahte duygular yaşamanın adı olmuş aşk. Sevsen de sevmesen de fark etmiyor nasıl olsa. O zaman hiç bitmeyecek aşklara ve aşıklara içelim bu gece.
Gününüz kutlu olsun Ey Aşıklar.

Sevgililer Günü

 Her yılın ikinci ayı ve en kısa ay olan Şubat-ı Şerif Ayı'nın ilk yarısının son günü kapitâlist düzenin isteği üzerine Sevgililer Günü olarak kutlanmağa başlanmıştır.
Bugün nerelerde ne kadar birbirleriyle sevgili olanlar varsa bir yerlerde buluşurlar, romantik mumlarla başbaşa yemek yerler, gittikleri yerlerde yavaş ve huzurlu aşk şarkıları çalar, bütün dükkânlar kâlplerle süslenir falan filân feşmekân.


Bugüne özel olarak çiçekçilerin en çok sattığı çiçek ise ne Karanfil ne de Papatya, sadece Gül'dür. Hâttâ sırf bugüne yakın günlerde bir tek gülün ücreti norminâl zamanın en az üç katına çıkar, yani norminâl günlerde Beş Türk Lirasıcık'a alabildiğiniz tek bir Gül özellikle Şubat-ı Şerif Ayı'nın Onuncu Günü'nden sonra önce On Türk Lirasıcık'a çıkar, o büyük vuslat gününe yaklaşıldıkça daha da artar, Ondördü geldi miydi de artık çiçekçinin insafına kalmışsınızdır, Elli Türk Lirası da istese vereceksiniz, Yüz Türk Lirasıcık'a kadar çıkan çiçekçi bile gördü ben.


Daha olay burada bitmedi, bir de akşamı birlikte geçirmek ve bir Hotelde konaklama faslı da olmalı ki sevgililik kurumu iyicenem bir sağlamlaşsın.
Bir taraf çiviyi çekiçle tahtaya sağlam çakmalı ki ertesi yıla kadar bir kerpeten gelip de o çiviyi sökmeği başaramasın.
Geceleyin ışıksız odalarda kim bilir kaç tencere baklalar mercimekler pişirilecek, fırına verilen mercimeklerin baklalarını dilinin altında saklamak da bambaşka bir konudur.


Tabi bir de işin armağan kısmı mevcut, sevgiliye sevgiliniz olduğu için güzel bir armağan almanız şart ötesi bir şeydir.
Oysa ay ortasında ceplerimiz delik cepkenlerimiz daha büyük delik, ekomoni bu yıl fazlama tıkırında olmadığını da eklemem gerekiyor.
Nasıl çıkacağız bu işin içinden?
Yoksa tıkırında olan ekomoniyi bahane etmeyip başka bir sudan sebeple sevgilimizden ayrılmalı mıyız Sevgililer Günü öncesi?
Not: Bu öneriyi asla tavsiye etmiyorum, çünkü Sevgililer Günü'nü sevgilisiz geçirmek zorunda kalmağı en iyi bilenlerdenim.
Kaldı ki hem kendinizi hem de sevgilinizi sevgilisiz bir Sevgililer Günü geçirtmeğe hiç mi hiç hakkınız bulunmamaktadır.


Bu yıl belki de bağzı sevgilliler içinde bulunduğumuz şeraitler çerçevesinde sevdiklerinin yanlarında olamayabilecekler ki işbu şerait-i umumiye de küresel güçler tarafından yaratıldığını söylememe gerek bile yok sanırım.
Demin ben sizlere Sevgililer Günü Hediyesi'nden bahsetmiştim, bazı armağanlardan Oyuncak Ayı çıkar, bazılarının içinden de Büyümüş bir Ayı çıkar.
Kadınlar nedense tipitip olan erkeklere Ayı gibi Öküz gibi lâkaplar takmağa bayılırlar, ama aynı tipitiplerin de peşlerinde koşarlar, o tipitipler de kendilerine köle muamelesi yaparlar.


Bir insana Ayı demek hele de bir kadının bir erkeğe Ayı demesi aslında kul hakkına girer, çünkü insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın asla Ayı olamaz, Ayı da kendisine hakaret edildiği için öbür dünyada kadından davacı olur.
Kul hakkı konusu sadece insanları değil hayvanları da kapsamaktadır, çünkü Ayı'yı da Öküz'ü de ve bilumum hayvanları da Allah-u Te'âlâ yaratmıştır.


Çikolata ise Sevgililer Günü'nün olmazsa olmazlarındandır, çünkü Çikolata'nın içindeki maddelerin gerek mutlu olunduğu zamanlarda daha da mutlu hissettirmesi, gerekse hüznün ağır bastığı zamanlarda kırılan kâlpleri onarıcı etkileri mevcuttur.
Tabi çok insan kâlp kırıklıklarını önemsiz gibi görse bile kâlplerin kırılması adamı ölüme bile götürür.


Aslında bir de buraya romantik melodilerle dolu bir müzik eklemek gerek ama bu sefer bu kadar ağırını ben kaldıramayacağım, siz kendi zevkinize göre YouTube'yi açın bir şarkı dinleyin kulaklıklarınızla, yanında da birer kahve içmeği unutmayın.


Bir de küresel kapitâlist güçlerin istedikleri şekilde ilişkinizi bir akıllı telefonla onaylatın, mâlum-u âliniz fikirlerin ve karşılıklı konuşmanın yerini akıllı telefonların çeşitli uygulamalarındaki veriler aldı.
Hem siz küresel kapitâlist güçler ve akıllı telefonun mucitlerinden daha mı iyi bileceksiniz anlaşabilip anlaşamayacağınızı?


Sonuçta aşk da sevgi de bir tek şeye dayanıyor küresel kapitâlist güçlerin ele geçirdiği dünyada: Tabi ki Para.
Hani bir zamanlar Rüçhan Çamay'ın da seslendirdiği bir şarkı gibi:
Para para para, varlığı bir dert, yokluğu yara, fazlası da bela, gömeceğim seni bir gün mezara.


Eğer nakit paranız yoksa hiç düşünmeyin, kredi kartı da aşkı sürdürmek için yeterlidir, ama kartın borcunu ödeyebildiğiniz sürece tabi ki.
Bedava sevgi karın doyurmuyor, sevgili sahibi olmak da ayrı bir dert.
Anlayacağınız para aşkı satın aldı sonunda.


Daha fazla bu konulara girecek olursak bu yazının amacının dışına çıkmış oluruz, oysa bu seferkinde ben sevenlere ve sevgililere umut vermeliydim değil mi?
Oysa sevginin tek güne sığdırılması konusunda neredeyse herkes bir şeyler söyler, hâttâ karşı bile çıkarlar. Ama iş Sevgililer Günü'ne geldi miydi, hele bir de unuttunuz muydu ayrılık kapınızı hemen çalmağa başlar.


Ancak günümüzün olmaz olası kapitâlist dünyasında yalnız olanlar veya sevgililerinden kolluca birer kazık yiyenler bugünü kolaylıkla atlatamazlar.
Ben yalnızlar için bu yıl da Çikolata yummilenmelerini tavsiye etmek istiyorum, belki kâlp kırıklıklarını tam olarak önleyemese bile kırılmış kâlpleri biraz olsun tamir eder.

23 Eylül 2010

İğrenç Bir Evlenme Teklifi

Bir evlilik tekliifi oldukça özeldir ve özellikle de kadın için olanca boyutuyla anlamlandırılır.
Biraz sonra temaşa eyleyeceğiniz işbu Resm-i Şerifee ben kendim asla yorum yapmayacağım, siz değerlendirin.


Karikatürdeki yazıları okuyamıyanlar için tercümesi:

İmdı genç bir kadınla biraz ondan büyük bir erkek aşağıda adını sayacağım restoranlardan birine gitmişler:
A : Beylerbeyi Doğa Balık
B : Beylerbeyi Villa Bosphorus
C : Çengelköy Deniz Yıldızı
D : Çengelköy İnci Bosphorus
Bu arada bu saydığım yerler öyle ucuz yerler değil, cüzdanında belirli bir parası ya da yüksek limitli bir kredi kartı olmayan giremez, girse de çıkamaz, çıksa da iiflâh olmaz.

Erkek:
Şu yüzüğü tak da başının bağlı olduğu belli olsun, iş yerinde dışarda falan asılan olmasın.
Kadın:
Dünyanın en iğrenç evlenme teklifini yaptın tebrik ederim seni Allah'ın Öküzü.
Erkek:
Al hadi al ... Kaptın gene pırlantayı ... Köfte seni.