Bu Blogda Ara

20 Ocak 2023

İlk Öpücük Unutulmuşluğu

 Baştan söyleyeyim yazının başı için bir önceki yazıyı okuyunuz.
Konser bitimi en az yarım saat boyunca biraz zoraki bir ayrılık yaşanmıştı çünkü mekânda arkadaşlar vardı, gerçi kendileri de henüz arkadaştılar ama daha önceki yazışmalardan birinde hikâyemizin kadın kahramanı "Aşkım" sözcügünü birkaç defa kullanmıştı.
Hem adab-ı muhaşeret hem de ortak geçmişler için onlara da görünmeleri gerekiyordu.
Derken genç kadın bizim delikanlıdan daha çabuk vedalaşma faslını bitirmiş kapunun önünde beklerken tuhaf bir şeyler oldu ve hava birden buz kesti, genç adam bu sahneyi görünce hemen oradaki diğer kişileri ekerek kız arkadaşının yanına koştu ve hiç kimseye aldırmadan hemen oradan birlikte karanlığın gizemine doğru uzaklaştılar. Kızılkaya'ya kadar biraz hızlı adımlarla gelmişlerdi, gecenin o saatında adam gibi açık olan belki de tek yer oraydı, her ne kadar sağında ve solunda başkaları bile olsa Kızılkaya'nın ıslağı diğerlerinden daha güzeldi her ikisi için de.


Islak yummilendikten sonra Cadde-i Kebir'e girdiler, o gece delikanlı için belki de fazla aydınlık geliyordu ortamlar.
Yol boyunca Tünel'in oraya kadar çeneleri hiç durmadi, birbirlerine çoçukluklarından bahsettiler, kâh sarılarak kâh uzaklaşarak tıpkı dans eder gibi paytak paytak yürüyebilmeğe çalışıyorlardı.
Tünel'deki durakta oturup geceyi bitirmeğe karar verdiler, saat ise Homelerine girmiş olmaları gereken saatın çok ilerisine gelmişti artık ve her ikisinin de ebebeyinlerine ne diyecekleri konusunda hiçbir şekilde en ufak fikirleri bile yoktu.
Durakta otururlarken konuları arkadaşlıklara gelmiş ve hayatlarının sonuna dek birbirlerinden kopmamağa söz vermişlerdi.
Artık neredeyse sabah ezanı okunma saatı geliyordu ve eve girmek zorundaydılar, genç adam bu anın bitmesini hiç istemiyordu ama mecburdu, genç kadın ise elini uzatıp delikanlının elini tutmasına izin vermişti. Genç adam için bu bir ilkti çünkü ilk defa bir karşı cinsin elini tutmağa muvaffak oluyordu.


Derken kadının homunun kapusuna çok yaklaşmışlardı, kadın ayrılırken genç adama yapmak istediğini sorduğunda hiç beklemediği bir hareket bulmuştu, çünkü delikanlı genç kadını tıpkı filimlerdeki gibi bir anda dudaklarından öpüvermişti.
Her ne kadar tam öpmeğe hazırlanırken telefon titremeğe başlasa bile delikanlı hiç aldırmamış ve ikinci öpücüğü de aynı yere yerleştirivermişti. Kadın ise çok şaşkındı, çünkü gerçekten hiç beklemiyordu bunu.
Ancak o kadar yazışmalardan ve şiirlerden sonra olayın boyutunun buraya varacağını da bilmesi gerekiyordu, çünkü kadın delikanlıya göre daha fazla tahsilli ve tecrübeliydi. Ancak bir atasözümüz tahsilin sadece cehâleti götürdüğünü ve eşekliğin ne kadar okunursa okunsun daima baki kalacağını söylerdi o zamanlar.
Günümüzde de aynı şekilde söyleyip söylemediğini inanın ben de bilmiyorum.

19 Ocak 2023

Konserdeki Unutulmuşluk

 Bugün de sizlere yine onbeş yıl önceki yaşanmışlıklardan bağzı şeyhleri eklemek istiyorum.
Geçen haftadan beri zaman çok hızlı akıp geçmiş ve yeni bir Cumartesi gelmişti. Esasında öyle çok sevinilecek bir şey değildi çünkü o günü bazı dış etkenler havayı çok fazla germişti.
Genç kadın aynı zamanda bir aktivistti, kendi kalıbına bir türlü sığamıyordu, resmen her şeyin içindeydi ve bazı arkadaşları da bu kıza biraz zoraki ayak uyduruyorlardı.
İşin tuhafı o arkadaşlarından birkaçı bizim delikanlının da arkadaşıydı, yani her ikisi de çevrelerinde oldukça bilinirlerdi.
Akşam olduğunda buluşup bir etkinliğe birlikte gitmeğe karar verdiler, her şey sanki sıradan ve huzurla doluymuş gibi.


Önce bir yeŕde bir şeyler atıştırırlarken eğer gidecekleri etkinlikte arkadaşlarından herhangi birini görürlerse bir şekilde konuyu değiştirmeği birbirlerine tembih etmişlerdi, ne de olsa insanoğlu gevşek ağızlı olduğu ve o ağızın torba olmadığı için büzebilmek imkânsız olduğunu esasında ikisi de ezbere biliyorlardı.
Atıştırmalıklarını yummilendikten sonra mekândan dışarı çıkıp yürümeğe başladıklarında her attıkları adımda tanıdıkları birileri sürekli karşılarına çıkıyor ve hem kadını hem de erkeği olmak üzere hepsi de daha önceden sözleşmişler gibi bıyık altından gülümsüyorlar ve kafalarını emme basma tulumba gibi sallıyorlardı.


Gittikleri konserde her ikisi de orada bulunan tanıdık kimseleri ekmiş ve ikisi birlikte yan yana oturmuşlardı. Sahne en arka sıradan çok daha belirgin görünüyordu ama tek bir resim bile çekmedikleri için o günden her ikisinde de hiçbir anı kalmamıştı yaşanan anlardan başka.
Ancak konserdeki şarkılardan biri bizim delikanlının ruhunu oradan alarak çok çok uzaklara götürdü bir anda, çünkü gerçekte bir olamasa bile gönülde bir olmasını istiyordu.

Madam Şokola

 Birkaç zamandan beridir bir Madam Şokola tantanasıdır gidiyor Kahve Dünyası mağazalarında.
Ne olduğunu ve tadını merak etti bugün ve gidip bizzat denedi ben.
Önce resm-i şerifinden başlayalım.


Esasında üç toptan oluşan bir Dondurma ve üzeri Çikolata sosu kaplı olduğunu öğreninceye kadar ben bambaşka bir şey bekliyordum, ama sırf üstü çikolata olması kâlp kırıklıklarına iyi geleceği cihetle kaşığımı elime alıp yummilenmeğe başladım. Tadı bakımından bu akşam benim için biraz özel bir gün olduğundan fazlama çözemedim ama en kısa zamanda yeniden kendime ısmarlayınca çeşitlerini soracağım, belki de muhteviyat seçimi de vardır kim bilebilir?


Ancak ne olursa olsun bizim Türk Kahvemsimiz olmazsa olmaz bir masa var bu akşam. Gerçi bundan önce yummilenmeğe muktedir olduğum Madam Şokola'nın tabakta kalan telvesini Falcı Bacı'ya kahve diye yutturup falıma bakmasını da söyledim, hayret etmeli ki ben sağ olsun Falcı Bacımız beni kırabilmeği başaramadı.

16 Ocak 2023

Coffee İsn't Good Without You

 Once upon a time there were two close friends, they were together at least eight years or a little more. They have been lots of places and coffee shops, and they have drunken lots of Turkish Coffees.
But yesterday something happened and both of them have lost their hearing skills. So what could he do sometimes? İt was the health that's the health, something happened. Everything was something happened.


Today now he is alone and broken hearted, he thought that he himself had broked his girlfriends heart. The heaviest feeling is putting more than normal thoughts to him.

13 Ocak 2023

Arnavutköy'deki Unutulmuşluk

Semt değişti mevzular da değişti, bir önceki yazımdan devamı ahanda burası.
Akmerkez'in arka tarafında kıvrıla kıvrıla aşağı inen bir yol vardır, genel olarak kaldırımın bulunmadığı ve oldukça dik bir yokuş.
Benim de her santimetrekaresini belki de ezbere bildiğim ve bir zamanlar Akmerkez'in en revaçta olduğu zamanlar Boğaz yolunda yürüyüş yapmadan önce Akmerkez'in içinde yummilendiğim ve Arnavutköy'e inerken keşfettiğim bir yol.
İşte bizim onbeş yıl önceki yaşanmışlıktaki delikanlının da aklına aynı yol gelmişti o güzel Pazar gününün Akmerkez akşamından sonra. Genç kadınla birlikte küçük bir yürüyüş yaparak Akmerkez'in içinde yummilendiklerini yakmak ve biraz açılmak istemişlerdi.


Her yeni başlayan macera heyecan doluydu ve çilek kokardı, bazıları gelip geçici bir heves olsa bile o çilek kokusunu içlerinde hissetmenin tadı bambaşkaydı.
Belki kadının gerçek niyeti Akmerkez'e geldikleri gibi ya Beyoğlu Metrosuyla veya Akmerkez'in önündeki duraktan geçen bir İett otobüsüyle geri dönmekti ama nasıl olduysa delikanlının fikrine çabucak atılıvermişti.


Yol da yoldu hani, neredeyse ikiyüz metrede bir yavaşlıyorlar ve birbirlerine bazı özel dilde bir şeyler söylüyorlardı.
Hani kar yağsa Uludağ veya Palandöken ya da Kartepe gibi birlikte belki de Süper Büyük Sılalom yapabilirlerdi, ama hem genç kadın hem de delikanlı kaymayı bilmiyorlardı.
Aslına bakarsanız her şey aşırı derecede çok hızlı gelişiyor ve delikanlı her dakika bambaşka duygulara kapılıyordu, çünkü kadın resmen kendisine ümit vermekten geri kalmıyordu.


Arnavutköy'e geldiklerinde delikanlının bildiği Beyazgül Sokak'tan değil Boğaziçi Spor Kulübünün olduğu ve taşıtların yukarı tırmanmak için kullandıkları diğer yoldan indiler, burada genç kadın birkaç adet dükkânda birkaç vitrin baktı ama işin güzel tarafı dükkânların tamamı kapalıydı çünkü günlerden Pazar'dı ve saat da oldukça geçti.
O zamanlar henüz Kış Saati uygulaması vardı, yani Ekim sonlarında saatlar birer saat geri alınır Mart sonlarında aynı saatlar ileri alınırlardı.


Artık hava kararmış ve eve dönme vakitleri gelmişti, bir an önce durağa gittiler ve gelen ilk İett otobüsüne bindiler, ama kadın kartını hem kendisi hem de delikanlı için okutmuştu ve oğlanı mahcup etmişti.
Gelen otobüs İkarus markaydı, Bahçeköy'den gelip Taksim'e giden 42T hat numaralı.
O günü kışın ortaları olduğundan ama hava Güneşli olduğundan Ortaköy civarı yine tıkalıydı ama her zamankinden daha çabuk açılmıştı veya delikanlıya öyle geldi, çünkü en azından sevdiği kadın yanındaydı.
Ayrılırlarken aralarındaki geçen şeyler daha bir pekişmişti ama delikanlı inanamıyordu olanlara.
Acaba sahi kahramanlarımız şimdilerde ne yapıyorlar? Yoksa birkaç hafta sonra gelecek olan ayrılığın acılarına dayanamayarak Hakk'ın rahmetine mi kavuştular?