Bu Blogda Ara

Padişah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Padişah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Ağustos 2021

Hoş Geldin Ağustos

 Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ben anlatmak istemiyorum, ama anlamak isterseniz sanki daha dünmüş gibi İkibinyirmibir yılına girmiştik sanki.
Bakın bugün o günden bu güne tam sekiz kocaman ay geçmiş, Kış bitmiş Yazın ortalarını yaşamaktayız.


Leylekler göç etmeden, mevsimin yarısında Kışa dönmeden, Üzümler tam olgunlaşmadan güzel anılar yaşat bize.
Çünkü biliyorum ki nasıl olsa bir Eylül günü yine sokağa çıkmak kısıtlanacak, bizler de cezaevlerimize dönmek zorunda kalacağız padişah efendi hazretlerimizin buyurdukları irade doğrultusunda.


Onun için ne olur bizlere ne kadar geç ceza kestirirsen o kadar minnettar kalırız sana ve hakkımızı helâl ederiz.

17 Haziran 2021

Cep Telefonu Zammı

 Geçen hafta içinde telefonuma anlamı olan ama pek bir hâlt anlayamadığım bir ileti gönderildi abonesi olduğum telefon şirketim tarafından.
Sözüm ona açılımını Google Amca'dan bulduğum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun kararıyla konuşmaların dakikası Seksen Türk Kuruşu Altmışdört Para, yazılı kısa iletilerin yüzaltmış hârflik kısmının adedinin Elliyedi Türk Kuruşu olacak şekilde zamlandığını belirtiyordu.


Ancak bana gönderilmiş olan iletide denildiğine göre paket dâhilindeki ücretlerde ve aylık paket ücretlerinde şimdilik herhangi bir değişiklik olmayacakmış.
İmdı bir de eski ücretlere bakalım:
Konuşmanın dakikası Altmışsekiz Türk Kuruşu Altmışdokuz Para, yazılı kısa iletilerin yüzaltmış hârflik kısmının adedi Kırkdokuz Türk Kuruşu'ydu.
Farklar ise Onbir Türk Kuruşu Doksanbeş Para ve Sekiz Türk Kuruşu.
Tabi mâlum-u âliniz para lâzım ama işsizin hâlinde en ufak bir iyileşme olmamakta.
Yeni ücretler yarın sabahtan itibaren geçerli olacağı için eğer paket kullanmıyorsanız eski ücretlerden yararlanmak için son altı saatiniz kalmıştır ve her geçen dakika işbu altı saatinizden düşülmektedir.

06 Haziran 2021

Çakmak

 Köyün birine eski zamanda bir çakmak getirmişler.
Çakmak o kadar kıymetliymiş ki sağı solu yakmaması ve yanlış işlerde kullanmaması için güvenilir birine teslim etmek gerekiyormuş. Köylüleri toplayıp bu ateş aletini kime verelim diye sormuşlar, köylüler de muhtarı salık vermişler.
"İhtiyaç duydukça alır ateşimizi yakarız" demişler.
Muhtar çakmağı alınca ateşin sahibi olarak hâliyle giderek saygınlığı artmış, etrafında dalkavuklar yağcılar toplanmağa başlamış. Saygı arttıkça muhtarın kibiri de büyümüş.
Etrafından daha çok saygı daha çok korku beklemeğe başlamış. Ateşi kendine verenin köylüler olduğunu unutmuş. Dalkavukların da tahrikleri ile ateşi baskı ve korkutmak için kullanmağa başlamış, kiminin evini kiminin de tarlasını yakmış.
Tarlalar sürülemez evler de yaşanamaz hâle gelmiş. Muhtarın baskısından köylüler yavaş yavaş köyden ayrılmağa bile başlamışlar. Ticaret durmuş, köye gelen çerçicilerin ayağı kesilmiş, çevre köyler gelişirken bizim muhtarın köyü giderek gerilemiş.


Muhtarın köylülerinden biri kendileri gerilerken çevre köylerin niçin geliştiğini merak edip çevre köylerden birine gitmiş.
Oradaki zenginliği bağı bahçeyi görünce sormuş tabi:
"Sizde çakmak yok mu?"
Köylüler "Var" demişler.
"Peki sizin köy böyle nasıl gelişti, bağınız bahçeniz yanmadan nasıl böyle kaldı? Bizim köyde her şey tar-u mar oldu."
Köylüler ne olduğunu hemen anlamışlar:
"Yoksa siz çakmağı bir kişiye mi verdiniz?"
"Evet, muhtara verdik."
"Eyvah! Büyük yanlış yapmışsınız, hiç çakmak bir kişiye verilir mi?"
"Siz öyle yapmadınız mı?"
Köylüler başlamışlar anlatmağa:
"Hayır biz öyle yapmadık. Biz çakmağı bir kişiye verdik, çakmak taşını başka bir kişiye, benzinini de bir başkasına verdik. Ateş yakmak için üçünün bir araya gelmesi gerekiyor. Biri yanlış bir şey yapmağa kalksa ötekiler izin vermiyor."
Bizim misafir köylüyü almış bir düşünce:
"Desenize biz hepsini bir kişiye vermekle kendi kendimizi yakmışız."