Bu Blogda Ara

25 Temmuz 2018

Milenyum Şelâlesi

Milenyum kelime-i şerifinin hayatlarımıza bundan ondokuz yıl önce İkibin Yılı'nı simgelemek için girdiğini sanırım o günleri yaşayanlar bilirler.
Milenyum geldi geleli dünyanın her tarafında gökdelenler doluşmaya başladı, eskiden sadece Amerika'da olan gökdelenlerden günümüzde İstanbul'da da ziyadesiyle mevcut.
Bu gökdelenlerden biri de Çin Hâlk Cümhûriyeti'nde bulunan Guiyang Büyükşehir Belediyesi hudutları içerisinde, ancak bunun diğerlerinden bir farkı var.
Mâlum-u âliniz gökdelenlerin olduğu vilâyetlerde yeşil alan park bahçe gibi nesne-i şerifler pek bulunmazlar. Bulunsalar dâhi zor fark edilirler.


 İşbu temaşa eylediğimiz yüzyirmibir metre yüksekliğindeki gökdelenin cephelerinin birinde saatte beşyüzotuz lira elektrik yakan dört ayrı tanktan pompalanan suyun yanından aktığı yüzyedi metrelik bir şelâlé yapılmış.
İstihbarattan aldığımız mâlumatfuruşa göre sâkin havalarda sorun değil ama rüzgâr estiği zaman zarfında yapay şelâleden akan sular oldukça geniş bir alanda yağmur yağmış gibi bir manzara-i nefâsete sebep olmaktaymış.
Üstelik aynı istihbarata göre şimdiden işbu gökdelen Guiyang'da turistik bir cazibe merkezi oluvermiş.
Kısaca elin Çinlisi yapıyor kardeşim, biz buradan ne dersek boş. Darısı bizimkilerin de başlarına.

Üç Boyutlu Yünnoş Sanatı

Kedilerin dünyaları bizden farklıdır. Eğer bir kedi bir insanın yanındaysa bu konuyu biz insanlar değil kediler bizi seçmişlerdir.
Kedilerin anavatanlarının da Anadolu olduğunu söylersem çoğunuz gülerdiniz ama bu konu başka bir yazımızda didiklenecek.
Bendeniz işbu yazı-ı şerifimde bambaşka bir mevzuat-ı umumiyeden bahsedecek.


Bugünkü haberlerimizde sanırım Uzak Doğu'dayız, çünkü memleketimizden çok ama çok uzaklarda olan Japonya'da kendince bir şeyler yapmaya çalışan Wakuneco adında bir sanatçının hünerlerinden bahsediyor işbu haber-i şerif.
Yaklaşık üç yıldan beridir yün yumağı ve çeşitli iğnelerle kedilerin üç boyutlu gerçekçi portrelerini yapan kahramanımıza dünyanın her tarafından tâlep yağıyor.
Bugünkü inokta olmayan basınımız da bu hadise-i şerifi haber yapıp birkaç resmini paylaşmış, bana da bu güzel haber-i şerifi sizlerle paylaşmak düştü.
Ne dersiniz, başarmış mı? Yorumlarınızı yazmamazlık etmeyin.

23 Temmuz 2018

Yeni Blog Bildirimi : Uçaklar Hakkında Her Şey

Gece gece nereden aklıma geldiğini soracaksınız şimdi?
Bir süredir Facebok'ta takip ettiğim uçaklarla alakalı bir sayfa var, bu sebeple burayla fazlama ilgilenemiyorum eskisi gibi.
Ancak işin boyutu iyice büyüdüğü cihetle bu kanala da eklemem gerekti.
Ben de ahanda işbu düşünce-i şerifle açtığım yeni Web-Siteyi işbu yazımla sizlerle de paylaşmak istedi ben.


Artık sanal dünyada sahibi olduğum bu yeni siteye sizlerin de katkılarınızı bekler ben.
Adresi için lütfen yukarıdaki Türk Hava Yolları'nın çakma olarak bilgisayarda ortaya çıkartılan Airbus 380'inin resmine tıklamanızı saygılarımla arz ederim.

13 Temmuz 2018

Kahvede Telve Sorunsalları

Aslına bakarsanız işbu yazı-ı şerifimi uzun zamandan beri yazmak isterdi ben, ama sanırım bugüne kısmetmiş.
Açık olarak yazıyor ben buradan ki bizler kahve pişirmenin bazı kurallarını bilmiyoruz.
Bugüne kadar sayısını hatırlamadığım kadar çok mekânda kahve içmişliğim vardır, ancak hiç telve miktarını söylemeden güzel kahve yapabilen mekân sayısının bir elin parmaklarını geçtiğini söylemem çok ama çok zor bir ihtimâl olduğunu itiraf eder ben.
Evet yukarıda da kıraat eylediğimiz üzere bu yazımdaki sıkıntı kahvelerdeki telvelerin fazlalıkları.

Aslında işbu mevzuat-ı umumiye dâhilinde kahveyi yapan şahısları doğrudan suçlamak istemem, çünkü otomatik kahve mâkineleri güzel kahvenin mertliğini bozdular.
Ancak yine de bir fincan kahveye bu kadar fazla çekilmiş kahveyi katmayı her kim icad ettiyse çok büyük hata yaptığını söylemem gerek.

Günümüzün otomatik kahve mâkineleri kahveyi karıştırmayı başaramıyorlar.
Kahveyi mâkinede yapanlar da bir kaşıkla kahveyi karıştırmayı akıl edemiyorlar.
Oysa cezvede yapılan kahvenin karıştırılması bile telvesi ne kadar çok olursa olsun daha güzel bir tad bırakır o kahveyi içenlerin damaklarında.

Ben her zaman söylerim, en güzel kahve cezvede hem de soğuk suyla kısık ateşle karıştırarak pişirilen kahvedir.
Üstelik bu tarif ettiğim şekilde pişen kahvenin tadı bile güzel olur.
Tüm kahve yapan mekânlara ve kahve pişiren görevlilere buradan önerim kahveyi önce bir güzel karıştırmadan mâkineye koymamalarıdır.

Siz ne düşünürsünüz bu konuda?
Cevaplarınızı lisân-ı münâsiple yorum olarak bana atmanızı isterim.

01 Temmuz 2018

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Sekiz

Günümüz gençliği bugünün anlam ve önemini pek bilmezler ama bugün Türk Denizciliği için önemli bir gün olan Denizcilik ve Kabotaj Bayramı.
Kabotaj'ın anlamı ulusal karasularda kendi bayrağını taşıyan gemilerin sefer yapması demektir.
Ne yazık ki günümüzde unutturulan bir bayramımız.
Eski zamanlarda özellikle Kalamış Koyu'nda önemli bir kalabalık huzurunda kutlanırdı.


Bir yıldan kalma bu resim işte bugünün anlam ve önemini anlatıyor.


Bu da başka bir yıldan kalma günün anlam ve önemini billdiren haber-i şerifi.


Bu resm-i şerif bir kartpostal değil ama ilk paylaştığım resmin aslı.
Biz bundan sonra kartpostallara başlayalım.


İlk kartpostalımızda Ortaköy Erenköy ve Küçüksu vaporları Eminönü'de, Suadiye Köprü'de, iki adet de Devekuşu Galata Rıhtımı'nda makasta.


Burada ise Vaniköy vaporu Rumeli Hisar civarında bir Boğaziçi seferindeyken.


Burası ise Yalova iskelesi. Bir zamanlar Yalova'ya vaporlarımızla gitmek kâbildi, çünkü günümüzdeki deniz otobosları yoktu.
Üstelik o zamanlar Yalova kaymakamı henüz vali olmamıştı, idari olarak da İstanbul'a bağlıydı.


Yalova'ya gitmenin en kestirme yollarından biri de Kartal'dan arabalı vaporla geçmekti.
Günümüzde Kartal iskelesi işletilmiyor, hemen altı kilometre ilerisinde Pendik'ten hızlı feribotlarla erişmek daha kolaylarına gelmiş.


Bu kartpostalımızda Burgaz vaporu Haydarpaşa'ya yanaşmak üzereyken.
O yıllarda Köprü'den hem Haydarpaşa'ya hem Kadıköy'e özellikle yoğun saatlerde iki ayrı vapor kalkar, Kadıköy'e giden diğer saatlerdeki gibi Haydarpaşa'ya uğramazdı.


Burası ise Karayköy Rıhtımı, görülenler ise ölü saatte sefer saatlerini bekleyen makas vaporları.
O zamanlar da öyleydi, şimdi günümüzde de böyle.


Bu da Kadıköy iskelesi, o zamanlardan günümüze değişen aslında çok fazla bir nesne-i şerif olmasa dâhi resimdeki otobüsler iskelenin boyası ve vaporlar yerlerini yenilerine bıraktılar.


Bir başka makas iskelesi ise Ortaköy. Bu resim ise olasılıkla o zamanki adıyla Boğaziçi günümüzdeki adıyla da Onbeş Temmuz Şehitler Köprüsü'nden çekilmiş.


Kartpostallarımıza konu olan belki bir sürü vapor var, ama ben bu yazımı ahanda burada bitirmek istiyorum.
Denizcilik Bayramı'mız kutlu mutlu olsun.